EKONOMİ - 19 Nisan 2026 Pazar 11:27

"Kenger" bitkisinin ekonomiye kazandırılması girişimi

A
A
A
"Kenger" bitkisinin ekonomiye kazandırılması girişimi

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fevzi Özgökçe, bölge için büyük ekonomik ve ekolojik değere sahip kenger bitkisiyle yeni istihdam modelleri oluşturulmasını öngören projesini Vali İbrahim Taşyapan’a sundu.


Hakkâri Valisi İbrahim Taşyapan’a hem Hakkâri iline yeni atanmalarından dolayı tebrik eden hem de kenger bitkisine dayalı bölgesel kalkınma ve istihdam hamlesini anlatan Prof. Dr. Fevzi Özgökçe’ye kenger ticaretiyle uğraşan girişimci Mehyet Es ve Derviş Ahmedi eşlik etti. Ziyarette, kenger (Gundelia L.) bitkisi üzerine kurulu, bilimsel temelli ve ekonomik hedefli yeni bir yatırım modeline ilişkin bir sunum yapan Özgökçe, başta gıda, tıbbi ve aromatik ürün potansiyeline sahip kenger bitkisiyle; çerez, kahve, sakız ve yem bitkisi gibi katma değerli ürünlerin sanayiye kazandırılmasını hedeflediklerini söyledi.


Prof. Dr. Özgökçe, projenin temel amaçlarını ise şöyle açıkladı:


"Kenger bitkisinin ekolojik ve biyolojik öneminin korunması, Hakkâri ve çevresinde doğal yayılım gösteren bu bitkinin sürdürülebilir yöntemlerle üretilmesi, yerel kalkınma modelleri geliştirilerek kadın ve genç istihdamının artırılması, kenger üretim, işleme ve Ar-Ge tesisi kurulması için yer tahsisi talebi, doğa dostu ve kuraklığa dayanıklı bitkilerin tarımsal üretimde öne çıkarılmasıdır."


Prof. Dr. Özgökçe, Hakkâri’nin eşsiz coğrafyasının kenger için uygun şartlar sunduğunu belirterek, bu bitkinin sadece doğadan toplanarak değil, kontrollü ve bilinçli üretimle de değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Özgökçe, "Kenger, Hakkâri’nin sembolü olabilecek bir bitkidir. Bu bitkiyle hem toprağımızı koruyacağız hem gencimize ve kadınlarımıza iş vereceğiz, hem de sürdürülebilir yeni bir ürünü ekonomiye kazandıracağız" ifadelerini kullandı.


Toplantıda, bu yerli ve milli ürünün korunması, kontrollü üretimi ve sanayiye entegrasyonu konusunda kamu kurumlarının, üniversitelerin ve yatırımcıların daha fazla sorumluluk alması gerektiği ifade edildi. Özellikle ilkbaharda erken dönemde tomurcuk halineyken bitkinin halk tarafından toplanmamasını, bunun için bölge halkının bilgilendirilmesi gereği dile getirildi.


Vali İbrahim Taşyapan ise sunulan projeyi memnuniyetle karşıladığını belirterek, kenger bitkisi üzerine yapılacak çalışmalara gereken desteğin sağlanacağını ifade etti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Ordu’da özel bireylerin diş problemlerine etkili çözüm Ordu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde özel bireylerin ihtiyaçlarına yönelik sunduğu hizmetler ile dikkat çekiyor. Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinin açıldığı 2020 yılından bu yana 543’ü özel bakım gerektiren birey olmak üzere toplam 670 hastanın tüm diş tedavileri tek seansta genel anestezi altında gerçekleştirildi. 2025 yılı içerisinde ise 166’sı down sendromu, otizm spektrum bozukluğu gibi özel bakım gerektiren bireyler olmak üzere toplam 208 hastanın diş tedavisi genel anestezi altında yapıldı. Özellikle kooperasyon güçlüğü yaşayan bireylerde daha önce tamamlanamayan diş tedavilerinin tek seansta ve güvenli şartlarda yapılabilmesi, hasta yakınları tarafından büyük bir kolaylık olarak değerlendirildi. Hasta yakınları ayrıca tedavi süreci boyunca ekip tarafından sağlanan bilgilendirme, iletişim ve koordinasyonun sürecin daha anlaşılır ve yönetilebilir olmasına katkı sunduğu belirtti. Özel bakım gerektiren bireylerde diş tedavilerinin genel anestezi uzmanları ile uzman diş hekimlerinden oluşan sağlık ekibi ve multidisipliner bir yaklaşımla gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade eden Diş Hekimliği Fakültesi Dekan V.Prof. Dr. Melih Ömezli, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş’ın destekleriyle Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde genel anestezi altında sunulan nitelikli sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi ve daha fazla sayıda özel bakım gerektiren hastaya tedavi hizmeti verilebilmesi için çalışmaların aralıksız şekilde sürdürüldüğünü belirtti.
Kayseri Avukat Zeynep Karakuş: "Çocuğun işlediği suçta ebeveynin ihmali olması durumunda sorumluluğu doğabilir" Avukat Zeynep Karakuş; mevcut sistemde ebeveynlerin çocukların suça sürüklenmesindeki ihmal veya yetersizliklerinden dolayı doğrudan ceza sorumluluğunun bulunmadığını, ancak çocuğun işlediği suç ile ebeveynin ihmali arasında somut bağlantı olması durumunda sorumluluğun gündeme gelebileceğini belirtti. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda öğrenciler tarafından düzenlenen saldırıların ardından değerlendirmelerde bulunan Avukat Zeynep Karakuş; çocuğun suça yöneldiğinin bilinmesine rağmen buna göz yumulması, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda ebeveynlerin sorumluluğunun doğabileceğini aktardı. Mevcut sistemde çocukların suça sürüklenmesinde ebeveynlerin sorumluluğunun azaldığını ifade eden Karakuş, yeni bir düzenleme ile suçun azaltılmasına katkı sağlanabileceğini ifade etti. Avukat Zeynep Karakuş; "Çocukların işlediği suçlar bakımından hukuk sisteminde çeşitli düzenlemeler bulunmakla birlikte çocuklar için ceza sorumluluğu azaltılırken, anne ve babalara daha çok özel hukuk kapsamında yükümlülükler yüklenmektedir. Ancak mevcut sistemde, ebeveynlerin çocukların suça sürüklenmesindeki ihmal veya yetersizliklerinden dolayı doğrudan ceza sorumluluğu bulunmamakta. Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan ’ceza sorumluluğunun şahsiliği’ gereği, herkes yalnızca kendi fiilinden sorumlu tutulur. Bu nedenle çocuk tarafından işlenen bir suçtan dolayı anne ve babanın doğrudan sorumlu tutulması mümkün değildir. Bununla birlikte ebeveynlerin bakım, gözetim ve eğitim yükümlülüklerini ihmal etmeleri halinde çocukların suça sürüklenebileceği de bir gerçektir. Bu noktada bazı görüşler ebeveynlerin özellikle bakım, gözetim ve denetim yükümlülüklerini açık şekilde ihmal etmeleri halinde cezai sorumluluklarının doğması gerektiğini savunmaktadır. Örneğin çocuğun suça yöneldiğinin bilinmesine rağmen buna göz yumulması, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda ebeveynlerin sorumluluğu doğabileceği ifade ediliyor. Ancak böyle bir düzenlemenin hayata geçirilebilmesi için, ebeveynin ihmali ile çocuğun işlediği suç arasında açık, somut ve güçlü bir neden-sonuç ilişkisinin, yani illiyet bağının kurulması gerekiyor. Başka bir ifadeyle; sadece çocuğun suç işlemiş olması yeterli olmayıp, bu sonucun doğrudan ebeveynin ihmaliyle bağlantılı olması gerekir. Aksi halde, sorumluluğun sınırları belirsiz hale gelir; ve ilkenin ihlali durumu doğar. Nitekim Adalet Bakanı Akın Gürlek de yaptığı açıklamalarda, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin rolüne dikkat çekmiş ve ailelerin sorumluluğunun da tartışılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu yönde yapılacak yeni bir düzenleme faydalı olacaktır" dedi.