Son Dakika
|
Fenerbahçe, evinde 5. kez puan kaybetti
GÜNDEM
Brent petrol 90 doların altına geriledi
İran: "Hürmüz Boğazı açıldı"
İstanbul’da barajlar doldu: Doluluk oranı yüzde 70’i aştı
Diyarbakır’da otomobil tren ile çarpıştı: Feci kaza kamerada
Suriye ordusu, ABD güçlerinin konuşlandığı tüm üslerde kontrol sağladı
MİT’ten siber suç şebekesine operasyon: 12 kişi gözaltında
Araştırma görevlisinin hayatını kaybettiği saldırının failleri yakalandı
Geri dönüşüm fabrikasında yangın böyle görüntülendi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Cumhurbaşkanı Erdoğan, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’yi kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Milli Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ile bir araya geldi
Erhürman: "Kıbrıs Türk halkı azınlık statüsünü zinhar kabul etmez"
Sirte’de Flintlock-2026 tatbikatı başladı
ABD: "Hürmüz Boğazı'ndaki ablukanın başlamasından bu yana 23 gemi geri döndü"
Lavrov: "Bu savaş Batı'nın Rusya'ya karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü savaştır"
Hamaney: "Donanmamız, düşmanlara yeni yenilgilerin acısını tattırmaya hazır"
EKONOMİ
Doğanyurt kestane balı için "coğrafi işaret" çalışması başlatılacak
18 Nisan 2026 Cumartesi - 18:26:05
Kastamonu’nun Doğanyurt ilçesinde üretimi yapılan kestane balının coğrafi işaret belgesi ile tescillenmesi için çalışma başlatılacak. Kastamonu’nun Doğanyurt ilçesinde üretilen kestane balının tescillenmesi ve uluslararası alanda desteklenmesi için Doğanyurt Belediyesi öncülüğünde çalışma başlatılacak. Bu kapsamda, Cide Yerel Eylem Grubu Derneği Başkanı Serdar Kaptan ve yönetim kurulu üyeleri, Doğanyurt Belediyesi’ni ziyaret edildi. Görüşmede, Doğanyurt kestane balının markalaşması, coğrafi işaret tescil belgesi süreci ve Avrupa Birliği destekli projeler üzerine yapılacak iş birlikleri ele alındı. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Başkan Kaya, kestane balının bölge için önemli bir değer olduğuna dikkat çekerek, "Kestane balımızın coğrafi işaret alması ve Avrupa Birliği hibe destekleriyle yürütülecek çalışmalar için ilk adımı attık" dedi. Öte yandan, Kastamonu kestane balı, Kastamonu İli Arı Yetiştiricileri Birliği tarafından yapılan başvuruyla 2022 yılında Türk Patent Marka Kurumu tarafından tescillenmişti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 18:12
Mersin’de tarımın geleceği jeopolitik gelişmeler ışığında ele alındı
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mersin’in yüz ölçümünün yüzde 20’sinin tarıma uygun olduğunu ve bunun yaklaşık 3 milyon 330 bin dönüme denk geldiğini belirterek, "Bunun yarısı da sulanabiliyor. Su demek ürün fazlalığı, ürün artışı ve kalite artışı demek. Anamur’a gidin, orada tropikal meyve yetiştirin, Tarsus’a gelin incir, zeytin yetiştirirsiniz, Mut’ta kayısı var, aşağı ovaya inersiniz örtü altı domates ve biber var" dedi. Başkan Seçer, tarımın geleceğini konuşmak ve sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla, Büyükşehir Belediyesi, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Akdeniz İhracatçılar Birliği (AKİB), Mersin Ziraat Odası, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şubesi ve TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Mersin Şubesi iş birliğinde bu yıl 5.’si düzenlenen ‘Üretmezsek Tükeniriz’ konferans serisinin ‘Jeopolitik Kırılmaların Eşiğinde Tarımın Geleceği’ başlıklı programına katıldı. Mersin Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde düzenlenen konferansta, jeopolitik gelişmeler ışığında tarımın geleceği, üretimde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri ele alınırken, sürdürülebilir tarım için iş birliği ve desteklerin önemi vurgulandı. Konferansta alanında uzman isimler, Finans Gazetecisi Açıl Sezen, Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat ve Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım konuşmacı olarak yer aldı. Dünyada yaşanan gelişmelerin tarım ekseninde değerlendirildiği konferansta, tarım kenti Mersin’in durumu, tarımdaki sorunlara çözüm önerileri ve tarımın geleceği konuşuldu. Paydaşların iş birliğinde verimli bir konferans serisinin oluşması takdir edilirken, kurumlar arası iletişimin kentteki gücüne dikkat çekildi. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayında düzenlenen konferansa, Başkan Seçer’in yanı sıra, siyasi parti temsilcileri, tarım, ziraat, ticaret, sanayi, gıda ve hayvancılık alanındaki oda, birlik, konsey, kooperatif ve dernek başkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri, meclis üyeleri, muhtarlar ve üreticiler katıldı. "Tarım denilince akla Mersin gelir" Tarım denilince akla Türkiye ve Türkiye’de de Mersin’in geldiğini söyleyen Başkan Seçer, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir tarım ülkesi olarak kurulduğunu, gelişmelerle sanayi ve teknolojiye de yatırımların artırıldığını ancak tarımsal anlamda Türkiye’nin biraz gerilediğini savundu. Tarımın, Gayri Safi Milli Hasılada (GSMH) payının diğer sektörlere göre düşük olduğunun altını çizen Seçer, "Tarımın payı, yüzde 10-12’lerden, 5-6 seviyelerine geriledi. Türkiye’nin cirosunda tarımsal üretimin payı rakamsal olarak düşük olabilir ama tarım, Türkiye’nin önemli bir milli güvenlik meselesi haline geldi" dedi. Tarımın aynı zamanda önemli bir sosyal sektör de olduğunu vurgulayan Seçer, "Her 4 kişiden 1’inin geçindiği, direkt ya da dolaylı olarak çalıştığı, evinin rızkını çıkarttığı bir sektörü elinizin tersiyle itemezsiniz, ‘olursa olur, olmazsa olmaz’ bir sektör olarak değerlendiremezsiniz" diyerek, tarım konusunda da çağa ayak uydurarak sanayi ve teknoloji ile bütünleştirmek gerektiğini söyledi. "İyi sanatçılar, bilim insanları yetiştirebilmemiz için kendi kendine yeten bir ülke olmamız lazım" Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’ sözünü hatırlatan Seçer, "Bu düsturla elbette ki çocuklarımıza iyi eğitim verdireceğiz, iyi bilim insanları, mühendisler, şairler, sanatçılar yetiştireceğiz. Çünkü dünyada bizi maruf yapacak, dünyada bizi tanıtacak olan bunlardır. Ama bütün bunların olabilmesi için de kendimize yeten bir ülke, karnımızı doyurabilecek bir üretimin olması lazım. Jenerasyonların sağlıklı devamı için bir tarımsal üretimin ve güçlü bir gıda sektörünün olması lazım" diyerek bunlar olmazsa güçlü bir toplumun var olamayacağını söyledi. "İktidarlar dünyadaki gelişmelere yönelik önlemler almazsa tarım gibi hayati sektörler devam edemez" Dünyada yaşanılan gelişmelerin Türkiye’yi etkilediğini ve bu gelişmelere önlemler alınmasının önemli olduğunu ifade eden Seçer, "Jeopolitik kırılmalar, savaşların etkileri ve savaşlar dolayısıyla alınan kararlar oluyor. Bu üretimi ve lojistiği etkiliyor. İran, İsrail ve Amerika savaşında Hürmüz Boğazının oluşturduğu tehditler nedeniyle petrol geçiş yapamadı, fiyatları arttı. Petrol demek hayatın ta kendisi demek. Su nasıl hayatın ta kendisiyse; yaptığımız tarımsal üretim, domates, buğday, mısır, meyve aklınıza ne gelirse hayatın ta kendisi ise şu anda da enerji böyle" diyerek, petrol fiyatları nedeniyle her sektörün etkilenmesinin yanı sıra belediyelerin, devletlerin dahi maliyetlerinin arttığını vurguladı. İktidarların bu gelişmeleri öngörüp önlemler alması gerektiğini hatırlatan Seçer, önlem alınmazsa tarım gibi hayati sektörlerde üretimin devam etmesinin mümkün olmayacağını söyledi. "Mersin’in yüzde 20’si tarımsal üretime uygun" Mersin’in yüz ölçümünün yüzde 20’sinin tarıma uygun olduğunu ve bunun yaklaşık 3 milyon 330 bin dönüme denk geldiğini ifade eden Seçer, "Bunun yarısı da sulanabiliyor. Su demek ürün fazlalığı, ürün artışı ve kalite artışı demek. Anamur’a gidin, orada tropikal meyve yetiştirin, Tarsus’a gelin incir, zeytin yetiştirirsiniz, Mut’ta kayısı var, aşağı ovaya inersiniz örtü altı domates ve biber var. Allah daha ne verecek güzel Mersinime? Her şeyi yapabiliriz" dedi. "Tarıma bu yıl yüzde 71 artışla 367 milyon TL ayırdık" ‘Çalışırsak elimizden hiçbir iş kurtulmaz’ anlayışıyla çalıştıklarına dikkat çeken Seçer, çiftçi ve ziraatçı olduğuna da değinerek, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine geldiği günden bu yana bu gerçekle belediye başkanlığı yaptığına dikkat çekti. Büyükşehir Belediyesi tarafından tarımsal desteklere ayrılan bütçenin ciddi oranda artırıldığını belirten Seçer, "Geçtiğimiz yıl 215 milyon destek bütçesi ayırmıştık, bu yıl yüzde 71 artışla 367 milyon TL ayırdık. Oysa bizim kümülatif bütçemizde bu kadar artış olmadı. Bir önceki yılın bütçesine göre Mersin Büyükşehir Belediyesinin yüzde 30 civarında artışı oldu. Ama tarımsal destekler farklı. Çünkü girdi fiyatları her geçen gün artıyor" şeklinde konuştu. "Tarım artık sadece üretim değil; stratejik bir alan haline geliyor" MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır ise değişen dünya düzeninde tarımın stratejik öneminin daha da arttığını vurguladı. Su kaynaklarının azalması, iklim değişikliği, savaşlar ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların doğrudan tarımsal üretimi etkilediğine dikkat çeken Çakır, tarımın artık sadece ekonomik bir faaliyet değil aynı zamanda gıda güvenliği açısından stratejik bir alan olduğunu söyledi. Tarımın diğer sektörlerle aynı ölçekte değerlendirilemeyeceğini belirten Çakır, "Tarım olmazsa sanayi olmaz, turizm olmaz, lojistik olmaz. Tarım bir sektör değil, korunması gereken bir varlıktır" değerlendirmesini yaptı. Planlı üretim ve uluslararası iş birliklerinin önemine değinen Çakır, özellikle Akdeniz havzasındaki ülkelerle üretim planlaması konusunda daha güçlü iş birlikleri kurulması gerektiğini ifade etti. Her ülkenin her ürünü üretmeye çalıştığı bir modelin sürdürülebilir olmadığını belirten Çakır, birbirini tamamlayan üretim modellerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Çakır ayrıca tarımda sadece üretimin değil tüketim alışkanlıkları ve israfın da tartışılması gerektiğine dikkat çekerek, "Bir tarafta üretim maliyetlerinden şikayet ediyoruz, diğer tarafta ürettiğimizi israf ediyoruz. İsrafı azaltmadan üretimi doğru yönetemeyiz" diye konuştu. Mersin’in sahip olduğu iklim, üretim kültürü ve lojistik avantajlarıyla akıllı ve planlı tarımın merkezi olabilecek potansiyele sahip olduğunu ifade eden Çakır, bu dönüşümün kamu, yerel yönetimler, odalar, kooperatifler ve üreticilerin ortak çalışmasıyla mümkün olabileceğini söyledi. Alanında uzman isimler, jeopolitik gelişmeler kapsamında tarımı konuştu Açılış konuşmalarının ardından başlayan ve moderatörlüğünü Ali Ekber Yıldırım’ın yaptığı konferansta, alanında uzman isimler Açıl Sezen ve İrfan Donat konuşmalarını gerçekleştirdi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 17:14
Bodrum Limanı’nda dev yolcu gemisi hareketliliği: 357 turist ilçeye ayak bastı
Muğla’nın Bodrum ilçesinde kruvaziyer turizmi tüm hızıyla sürüyor. Malta bayraklı "Europa" isimli yolcu gemisi, sabahın erken saatlerinde Bodrum’a yanaşarak yüzlerce turisti ilçeyle buluşturdu. 198 metre uzunluğundaki dev kruvaziyer, saat 07.00’de Rodos Limanı’ndan hareket ederek Bodrum Limanı’na demirledi. Geneli Alman uyruklu olan toplam 357 yolcuya, 282 personelin eşlik ettiği öğrenildi. Gemiden inen turistler, ilçe merkezine yönelerek çarşı, marina ve tarihi ören yerlerini gezdi. Esnafın yüzünü güldüren bu ziyaretle birlikte turistlerin alışveriş yaptığı, kafe ve restoranlarda yoğunluk oluşturduğu görüldü. Bodrum’daki temaslarını tamamlayan geminin, bugün saat 23.59’da Nafplion Limanı’na doğru yola çıkacağı bildirildi. Kruvaziyer trafiğindeki artışın turizm sezonunu erken başlattığını ifade eden yetkililer, yoğunluğun sezon boyunca artarak devam etmesini bekliyor.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 16:45
Başkan Dumandağ, "Elazığ’ı daha ileriye taşınması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz"
Şehrin kalkınması adına kamu kurumları, yerel yönetimleri ve sektör temsilcileriyle birlikte istişare kültürünü güçlendirerek hareket etmeye devam edecekleri vurgulayan Elazığ Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ, "Ortak akıl ve iş birliğiyle Elazığ’ın tarım ve hayvancılık başta olmak üzere tüm alanlarda daha ileriye taşınması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. Elazığ Ticaret Borsası, şehrin ekonomik ve tarımsal kalkınmasına yön verecek önemli bir istişare toplantısına ev sahipliği yaptı. Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu ile Elazığ AK Parti Milletvekilleri Prof. Dr. Erol Keleş, Ejder Açıkkapı ve Mahmut Rıdvan Nazırlı, MHP Elazığ Milletvekili Semih Işıkver ve borsa yönetiminin katılımıyla gerçekleştirilen istişare toplantısında, tamamlanan ve planlanan projeler kapsamlı şekilde ele alındı. Ziyaret kapsamında, Elazığ Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Dumandağ tarafından yürütülen çalışmalar ve hayata geçirilen projeler hakkında detaylı bilgilendirme yapıldı. Toplantıda özellikle Besi Organize Tarım Bölgesi ve Fırat HÜTTMER projeleri başta olmak üzere, Elazığ’ın üretim kapasitesini artıracak ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak yatırımlar değerlendirildi. Toplantıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Borsa Başkanı Dumandağ, "Elazığ’a kazandırılan ve kazandırılması hedeflenen projelerin ilimize hayırlı olmasını diliyor; başta valimiz olmak üzere, milletvekillerimize ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyoruz. Şehrimizin kalkınması adına kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz ve sektör temsilcilerimizle birlikte istişare kültürünü güçlendirerek hareket etmeye devam edeceğiz. Ortak akıl ve iş birliğiyle Elazığ’ın tarım ve hayvancılık başta olmak üzere tüm alanlarda daha ileriye taşınması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
15 Nisan 2026 Çarşamba- 10:28
Erzurum’daki dört dev tünel projesinde kritik eşik: Açılış tarihleri belli oldu
2
18 Nisan 2026 Cumartesi- 08:31
Sanatçi İsmail Türüt Erzurum’da pastahane açılışına katıldı
3
14 Nisan 2026 Salı- 12:30
Tavşanlı’da hayvancılığa 4 milyon TL’lik destek
4
17 Nisan 2026 Cuma- 21:50
A101 Carrefoursa’yı satın alıyor
5
16 Nisan 2026 Perşembe- 10:31
Pazarın en ucuzu soğan Amasya’dan Avrupa’ya gönderiliyor
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:52
Van’da şifa kaynağı ‘çiriş otu’ tezgahlardaki yerini aldı
Van’da karların erimesi ve ilkbaharın gelmesiyle birlikte yüksek kesimlerde kendiliğinden yetişen, bölge halkı tarafından şifa kaynağı olarak bilinen ‘çiriş otu’ tezgahlarda satışa sunulmaya başlandı. Van ve çevresinde nisan ile mayıs aylarında karların erimesiyle birlikte dağların yüksek kesimlerinde yetişen çiriş otu, pazarlardaki yerini aldı. Doğadan bin bir güçlükle toplanan ve birçok ailenin geçim kaynağı olan şifalı ot, şehir merkezindeki tezgahlarda kilosu ortalama 100 TL’den alıcı buluyor. Özellikle çorba, pilav, börek ve çeşitli sulu yemeklerde tercih edilen çiriş otunun, bölge halkı tarafından birçok hastalığa karşı koruyucu olduğu belirtiliyor. Konuya ilişkin konuşan satıcı Emrullah Savur, bu yıl yağışların fazla olması nedeniyle hasadın geçtiğimiz yıla oranla biraz geciktiğini belirtti. Savur, "Bu sene kar çok olduğu için oralarda hâlâ kar yağıyor. Dağlarda bir sürü kar olması nedeniyle bu ürünler şu an geç geldi; yoksa normalde bir hafta, 10 gün önce gelmesi lazımdı. Aynı ıspanak gibi kaynatılarak pişiriliyor. Karaciğere, akciğere, tansiyona ve şekere çok iyi geliyor, yani oldukça faydalı. Mideyi temizliyor, bağırsakları sürekli çalıştırıyor. Piştiği zaman azaldığı için bir insan en az 5-6 kilo alıyor" dedi. "Bir haftaya kadar yayla muzu da çıkar" Çiriş otunun dağlardan toplanmasının çok zahmetli olduğunu dile getiren Savur, "İnsanlar kilometrelerce yol gidip o dağlara çıkıyor; o yüksekliği bir binanın katlarıyla kıyaslayın, öyle bir emek var. İnşallah daha güzel olur. Henüz sirmo, mendi, kenger ve uşkun (yayla muzu) gibi bitkiler yeni yeni başlıyor, daha fazlası da gelecek inşallah. Bir haftaya kadar uşkun (yayla muzu) da çıkar. Tabii bu sene yağış çok olduğu için inşallah daha bereketli ve daha güzel olur" diye konuştu.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:29
Samsun’da konut satışlarında mart ayında gerileme: 2 bin 110 satış
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2026 yılı Mart ayı konut satış verilerine göre Samsun’da konut piyasasında düşüş yaşandı. Kentte mart ayında toplam 2 bin 110 konut satışı gerçekleşirken, şubat ayına göre belirgin bir gerileme kaydedildi. TÜİK, mart ayı konut satış istatistiklerini açıkladı. Buna göre Samsun’da mart ayında yapılan 2 bin 110 konut satışının 884’ü ilk el, 2 bin 110 satışın geri kalan 1 bin 226’sı ise ikinci el konutlardan oluştu. Aynı dönemde iş yeri satışları da 262 olarak kayıtlara geçti. İş yeri satışlarının 127’si ilk el, 135’i ise ikinci el olarak gerçekleşti. Şubat ayına kıyasla düşüş Samsun’da konut satışları şubat ayında 2 bin 472 olarak açıklanmıştı. Mart ayında ise satışların 2 bin 110’a gerilemesiyle birlikte 362 adetlik bir düşüş yaşandı. Bu azalış yaklaşık yüzde 14,7 oranında bir gerilemeye karşılık geldi. Türkiye genelinde tablo Türkiye genelinde ise 2026 yılı Mart ayında toplam konut satışı 113 bin 367 olarak gerçekleşti. Ülke genelindeki satışların 35 bin 725’i ilk el, 77 bin 642’si ise ikinci el konutlardan oluştu.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:20
Karacasu’da çiftçilerin tütün mesaisi başladı
Aydın’ın Karacasu ilçesinde çiftçilerin tütün mesaisi başladı. Geçen yıl oldukça verimli bir sezon geçiren çiftçiler, bu yıl aynı zamanda umutlarını diktiklerini belirterek şu anda en büyük ihtiyaçlarının bir an önce avansların ödenmesi olduğunu belirttiler. Türkiye’nin en önemli tütün üretim merkezlerinin başında yer alan Aydın Karacasu ilçesi, Tütün’e kota getirildikten sonra tütünün yanında zeytin, incir ve yöreye uygun çeşitli tarım ürünleri yetiştirmeye başlamıştı. Geride kalan süreçte sözleşmeli olarak tütün ekiminin de devam ettiği Karacasu’da geçtiğimiz yıl yaklaşık 3 milyon 500 bin kilo tütün üretimi gerçekleştirildi. Bölgede tütün üretiminin artık ana geçim kaynağı değil yan geçim kaynağı haline geldiğini belirten Karacasu Belediyesi’nin önceki dönem başkanı ve aynı zamanda tütün eksperliği yapan Zeki İnal, yeni dönem tütünlerin dikimine başlandığını belirtti. Karacasu’da geçen yıl 3 milyon 500 bin kilogram tütün üretimi gerçekleştiğini ve tütünlerin tamamının tesliminin gerçekleştiğini kaydeden İnal, "Geçen yılın ürünleri kalitesine göre kilosu 190 TL ile 305 TL arasında satıldı. İşçilik, gübre ve diğer girdi maliyetleri arttığı için üretim maliyetleri de yükseldi. Ve geçen yıl tütünün üreticiye kilogram maliyeti 230 TL olarak hesaplandı. Bu çerçevede ürettiği tütünü kilosu 250 TL ve üzerine satan çiftçimiz durumdan memnun kaldı. Bu yıl tütün dikim alanlarında yaklaşık yüzde 5’lik bir daralma var" dedi. "Çiftçinin tek beklentisi avans" Şu anda bölge çiftçisinin Ege ve çevresinde faaliyet gösteren 6 ayrı firma ile anlaşmalı olarak tütün üretimi yaptığını kaydeden Zeki İnal, geçtiğimiz yıllarda çiftçiye tarlaya inmeden verilen avansın bu yıl henüz verilmediğini belirterek tütün üreticisinin avns beklentisi içinde olduğunu kaydetti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:14
TESK Başkanı Palandöken: "Hem muayenede hem emisyon ücretinde hem kredi kartında çifte katlamalı uygulamanın kaldırılması lazım"
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Araç muayene istasyonlarında aracın periyodik çalışır haldeki durumunun bakılması yanında emisyonla yapılan muayene var. Bu çifte bir fiyatlandırma oluyor. Maliye Bakanlığı’nın tahakkümlerine göre kredi kartlarından ayrıyeten komisyon alınması yasak" dedi. Palandöken, hem muayenede hem emisyon ücretinde hem kredi kartında çifte katlamalı uygulamanın bir an evvel kaldırılması gerektiğini söyledi. Araç muayene ücretlerinin yüksek olduğunu ve uygulamada çift ücretlendirme sistemi bulunduğunu söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Araç muayene istasyonlarında yapılan muayenelerde, bilindiği üzere aracın periyodik çalışır haldeki durumunun bakılması yanında emisyonla yapılan muayene var. Bu çifte bir fiyatlandırma oluyor. Bunun miktarı da 3 bin 750 lira civarında oluyor. Aynı işlevi yapan muayene istasyonunda ayrıyeten emisyon için de ayrı bir ücret alınıyor. Bununla da kalınmıyor. Maliye Bakanlığı’nın tahakkümlerine göre kredi kartlarından ayrıyeten komisyon alınması yasak. Ama bunlar münhasıran ayrı bir statüye tabi tutuluyor. Götüreceksiniz, 3 bin 750 lirayı cebinizde taşıyacaksınız. Nakit verirseniz bu komisyondan kurtulacaksınız. 21. yüzyılın sonunda yapay zekanın olduğu bir dönemde ancak bunun yapılması esnafa eziyet. Saatlerce hem trafikte çalışma saatinizi durdurup orada sıraya girmek için kuyruk bekleyeceksiniz. Gittiğiniz zaman da söylediğim bu eziyetlerle karşı karşıya kalacaksınız. Bu hakkaniyetli değil hem de adil değil." "Trafikteki araç sayısı 2007’den bugüne kadar 2 buçuk kat artmış" Araç muayene işlemleri süreci için yeni bir düzenlemenin yapılması gerektiğini ifade eden Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Bunun için yapılması gereken şey aynı şekilde daha önce olduğu gibi muayene istasyonlarındaki yapılan sistemde araçların gerçekten de alınan paranın miktarıyla bugün karşılaştırdığınız zaman astronomik bir rakam çıkıyor. Bunu da bir tarafa koyun. Trafikteki araç sayısı 2007’den bugüne kadar 2 buçuk kat artmış. 13 milyon araç 33 milyon araca dönüşmüş. Yani trafikte şu anda kamyon, kamyonet, binek, ticari olmak üzere 33 milyon vasıta karayolları üzerinde çalışıyor. E şimdi 2007 ile 19 yıl arasındaki bu artışı hesap ettiğiniz zaman bir düzenlemenin acilen yapılması lazım. Devir işlemleri yapıldıktan sonra istasyonları farklı gruplar yönetecekler. En azından bu süreç içerisinde bu komisyonun kalkması, ücretlerin neye göre ayarlandığı, 3 bin 750 lira gibi bir rakamın niçin alındığını, 5 dakikalık muayene için, 450 lira niçin emisyon ücretinin alındığını hesap ettiğiniz zaman gerçekten de esnaf üzülüyor. Esnaf değil, vatandaşa da aynı şeyler oluyor. Bilindiği üzere aracınız varsa bu şekilde hem muayenede hem emisyon ücretinde hem kredi kartında çifte katlamayla bu adil olmayan uygulamanın bir an evvel kaldırılması lazım" diye konuştu. "Esnafın bu kadar mağdur edilmemesi gerekiyor" Özellikle ulaştırma sektöründeki esnafın bu konudaki mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, "Esnafın bu kadar mağdur edilmemesi gerekiyor. Sadece ticari araçların takometreden tutun taksimetreye kadar, yani bir tornavida ile 2 saniyede ayarlanan şey 3-4 bin liralık bir yeni parça mı ekleniyor? Veyahut işte onlar atıl oluyor da yenileri mi yapılıyor? Bunun için esnafın bu kadar mağdur edilmesi ve fiyatların bu kadar yükselmesi ama yanı sıra da biliyorsunuz ülkemizin üç tarafında yangın var. Hadi şimdi petroldeki bu artışları buna bağlayalım. Ama bunların üzerindeki eşel mobil sistemi biraz insanlar rahatladım derken ulaşan fiyatlarla birlikte benzin fiyatları da bu hem halka yansıyor hem esnaf aldığı tarifelerle aracını bakıma götürdüğü zamanki parça maliyetleriyle en azından KDV’yi kaldırın diyoruz. Niçin? Vatandaşın daha konforlu daha sağlıklı araçlarla sonra teknolojiler artık süratli değişiyor. Bilindiği üzere eskiden ne vardı? Benzinli mazotlu vardı. Şimdi elektrikli araçlar çıktı. Daha tasarruflu doğayı kirletmeyen. Bunlara göre sırasıyla tedbirlerin alınması lazım ve esnafın mağduriyetinin önünü geçirmesi lazım. Hem vatandaşların aracını kullanan vatandaşların aynı şekilde ticaretini yapanların nakliyeyi yapan o şoför esnafının gerçekten de bu handikaptan kurtarılması lazım" ifadelerini kullandı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:04
Doğan: "Çiftçiye destek verilirse mısır üretimi artar, ithalata gerek kalmaz"
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Türkiye’nin mısırda ve genel olarak tarımda kendi kendine yeterli bir yapıya kavuşabilmesi için üreticinin desteklenmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Resmi Gazete’de yayımlanan ve 3 milyon ton mısır ithalatı için gümrük vergisinin yüzde 130’dan yüzde 5’e düşürülmesini öngören düzenlemeyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Başkan Doğan, söz konusu kararın kısa vadede piyasayı dengelemeye yönelik bir adım olduğunu ancak Türkiye tarımının yapısal sorunlarını da bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Türkiye’nin mısır üretim kapasitesine sahip bir ülke olmasına rağmen artan talebi karşılamakta zorlandığını ifade eden Doğan, özellikle hayvancılık sektöründe yem ihtiyacının artmasıyla birlikte mısıra olan talebin yükseldiğini, buna rağmen üretimin aynı oranda artmaması nedeniyle arz açığının oluştuğunu ve bu açığın ithalat yoluyla karşılanmak zorunda kalındığını kaydetti. Doğan, "Su tüketimi yüksek bir bitki olduğu için mısır iklim krizinden en çok etkilenen ürünlerin başında geliyor. Son yıllarda yaşanan kuraklık ve düzensiz yağışlar mısır verimini olumsuz etkiledi, özellikle sulama imkanı sınırlı bölgelerde üreticiler ciddi verim kayıplarıyla karşı karşıya kaldı. Modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, su kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ile tarımsal altyapının güçlendirilmesi üretim artışı açısından önemli adımlar olacaktır" diye konuştu. Artan girdi maliyetlerinin de üretim üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Doğan, mazot, gübre, tohum ve sulama maliyetlerindeki yükselişin çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirterek, "Üreticimizin yeterince desteklenmemesi, ekim alanlarının daralmasına ve üretimin azalmasına neden olmaktadır. Çiftçilerimize gerekli desteklerin sağlanması halinde mısır üretiminde önemli bir artış sağlanması mümkündür" dedi. Tarımda planlı üretimin önemine de değinen Doğan, hangi ürünün nerede ve ne kadar üretileceğine yönelik uzun vadeli ve sürdürülebilir bir planlama yapılmamasının, arz-talep dengesinde dalgalanmalara yol açtığını ve bunun da zaman zaman ithalat ihtiyacını beraberinde getirdiğini ifade etti. Alınan ithalat kararının kısa vadeli bir çözüm olduğunun altını çizen Doğan, ‘’Kalıcı çözüm için yerli üretim arttırılmalıdır. Türkiye mısırda ve genel olarak tarımda kendi kendine yeterli bir yapıya kavuşabilmesi için üreticinin desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Girdi maliyetlerinin düşürülmesi, desteklerin artırılması ve üreticinin öngörülebilir bir gelir yapısına kavuşması halinde mısır üretimi artacak, ithalata ihtiyaç kalmayacaktır" şeklinde konuştu
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:03
Karaman’da baraj ve göletler ekonomiye can suyu oluyor
Karaman’da bulunan 5 baraj ve 8 gölet ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. AK Parti Karaman İl Başkanı Murat Öztürk, kentin tarım, gıda ve hayvancılık alanlarında Türkiye’nin öncü şehirlerinden biri olduğunu söyledi. Karaman’ın yüzde 85 oranında tarıma dayalı bir ekonomiye sahip olduğunu ifade eden Öztürk, "Şu anda Karaman’da 5 baraj ve 8 gölet bulunmaktadır. Bu yatırımların büyük bir bölümü 2002 yılından itibaren hükümetimiz döneminde hayata geçirilmiştir. Çiftçilerimizin modern sulama sistemlerini yüksek seviyede kullanması bizim için önemli bir avantajdır" dedi. "Toplam kapasite 350 milyon metreküp" Su krizinin ve kuraklığın hissedildiği dönemlerde bu yatırımların kritik önem taşıdığını belirten Öztürk, "Son iki yıldır İç Anadolu Bölgesi ve Karaman’da kuraklık ciddi şekilde hissediliyor. Ancak yapılan yatırımlar sayesinde bu etki en aza indirilmiştir. İlimizdeki baraj ve göletlerin toplam kapasitesi 350 milyon metreküptür. Yağışların beklenen seviyede gerçekleşmesiyle su kaynaklarımızın tam kapasite çalışması, ürün verimliliğine ve bereketine olumlu yansıyacaktır" şeklinde konuştu. Sulu tarım alanının 1 milyon dekarın üzerinde olduğunu kaydeden İl Başkanı Öztürk, üreticilerin fayda sağlaması ve su kaynaklarının korunması adına ziraat odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla koordineli bir şekilde çalışmaya devam ettiklerini sözlerine ekledi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:02
OYAK Pazarlama’dan ’Deprem Farkındalığı’ konferansı
OYAK Pazarlama tarafından düzenlenen ’Deprem Farkındalığı’ konferansında konuşan İstanbul Vali Yardımcısı, Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, İstanbul’un afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için kapsamlı bir hazırlık sürecinin yürütüldüğünü söyledi. İstanbul’da olası bir depreme karşı hazırlık çalışmaları, riskleri azaltmaya yönelik adımlar ve afet anında müdahale kapasitesini güçlendiren uygulamalar olmak üzere iki ana plan üzerinden yürütülüyor. OYAK Pazarlama tarafından düzenlenen ’Deprem Farkındalığı’ konferansında konuşan İstanbul Vali Yardımcısı ve Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, İstanbul’un afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için kapsamlı bir hazırlık sürecinin sürdüğünü vurguladı. OYAK Dragos Plaza’da düzenlenen konferansa; OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez ve OYAK Pazarlama yöneticileri ev sahipliği yaptı. Programda ayrıca AFAD İstanbul İl Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener ile deprem alanında uzman isimler de yer aldı. Valilikten İstanbul için iki ana afet planı Etkinlikte konuşan Hersanlıoğlu, kamu kurumlarının koordinasyonunun yanı sıra, kentsel dönüşümün desteklenmesi ve kurumsal iş birliklerinin artırılmasının önemine dikkati çekti. İstanbul genelinde çalışmaların iki temel çerçevede ilerlediğini belirten Hersanlıoğlu, bunların "afet risklerini azaltma planı" ile "afetlere müdahale planı" olduğunu ifade ederek, "Risklerin azaltılmasına yönelik çalışmalarımız kararlılıkla sürüyor. Afet müdahale planımızı ise sürekli güncelleyerek daha etkin hale getiriyoruz. Süreç, sahada uygulama ve takip boyutuyla ilerliyor." dedi. Her kurum için somut eylemler tanımlandığını ve bu eylemlerin düzenli takip mekanizmalarıyla izlendiğini kaydeden Hersanlıoğlu, afet anında müdahale kapasitesini artırmak amacıyla gönüllülük temelli arama-kurtarma çalışmalarının önemine işaret ederek, vatandaşların sürece katılımının kritik olduğunu ifade etti. Şirketin kurumsal kapasitesine de değinen Hersanlıoğlu, "Afet farkındalığı oluşmuş binlerce çalışanı olan bir yapının; afetlere dirençli Türkiye hedefiyle uyumlu biçimde organize edilmesi ve mevcut kaynaklarının bu doğrultuda hazır hale getirilmesi önemlidir" değerlendirmesinde bulundu. OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez ise konferansa ilişkin değerlendirmesinde, "Afetlere karşı hazırlık sadece kamu kurumlarının değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Şirket olarak, çalışanlarımızda ve paydaşlarımızda farkındalık oluşturmayı, bu alandaki bilgi ve hazırlık seviyesini artırmayı öncelikli görüyoruz. Bu tür çalışmalarla, olası afetlere karşı daha bilinçli ve hazır bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 10:49
Altın değil, su kaçağı arıyorlar
Türkiye’nin en önemli turizm kentlerinden birisi olan ve yıllık 3 milyon 500 bini yabancı olmak üzere 10 milyon yerli ve yabancı turisti ağırlayan Muğla, son yıllarda kuraklık ve iklim değişikliğinin etkisi ile özellikle Bodrum ilçesinde su sıkıntısı yaşıyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) ekipleri yeni su kaynakları arayışını sürdürürken, mevcut kaynakların en iyi şekilde kullanımı için teknolojinin yeniliklerinden faydalanarak gece gündüz mesai yapıyor. Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) ekipleri gelişen teknolojiyi kullanarak su isale hatlarındaki kayıp-kaçak ve patlakları ’akustik dinleme cihazı’ ile tespit ediyor. Su patlak ve kaçaklarını hassas dinleme cihazı ile dinleyen ekipler, patlayan ve kaçak olan suyun yüzeye çıkmadığı ve yer altına karıştığı bölgelerde kaçak ve patlakları hassas dinleme cihazı ile tespit ediyor. Akustik dinleme cihazını kullanan ekipler 7/24 görev yaparken, su isale hatlarının bulunduğu bölgelerde sürekli olarak akustik dinleme cihazı ile dinleme yaparak devriye geziyor. Yılda 400 bin kişinin kullanacağı su geri kazandırılıyor Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Su Kayıpları ve Basınç Yönetimi Şube Müdürü Görkem Kocabıyık, 13 ilçede yıllık 2 bin 500 arıza tespiti yaparak 350-400 bin kişinin kullanacağı suyun geri kazanımı sağladıklarını açıkladı. Kocabıyık, "Suyumuz şu anda, Türkiye ve dünya şartlarında çok az olduğu için altın değerinde bizim için. Onu geri geri kazanmak için elimizden geleni yapıyoruz. Gece gündüz ekiplerimiz isale hatları, terfi hatlarında devamlı çalışmakta. 13 ilçede 2 bin kilometre üzerinde hat tespiti ve 2 bin 500 civarında arıza tespiti yapıyoruz yıllık olarak. Yıllık olarak ortalama 350-400 bin kişinin kullanacağı suyu geri kazanımını sağlıyoruz" dedi. Sokak sokak gezerek kayıp kaçaklar tespit ediliyor MUSKİ Şube Müdürü Kocabıyık, kayıp kaçak ve patlak olan hatlarda akustik dinleme cihazı ile yüzeye çıkmayan su patlak hatları ses sinyalleri ile sokak sokak, geceleri de dahil gezerek tespit ettiklerini belirterek, "Bu işlemleri akustik dinleme cihazı, debimetre, korelatör cihazlarıyla yapmaya devam ediyoruz. Akustik dinleme cihazımız ses sinyalleri ile çalışıyor ve ses ile tespitini yapıyoruz. Yüzeye çıkmayan suyu her yeri, sokak, sokak tarıyoruz. O şekilde tespitini yapıyoruz, işaretliyoruz. Buna bir iş emri modülü açıyoruz. Arıza ekiplerimiz kazıp müdahale ediyorlar. Basınç yönetimi kapsamında gece debilerini kontrol edip, gece debisi yüksek olan yerlere akustik dinleme ekiplerimizi gönderip detaylı çalışmalar yapıp, arızaların tespitini yapıyoruz. Mesai mefhumumuz yok. Gece gündüz arıza olduğu zaman müdahale ediyoruz" dedi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 10:46
Altın değil, su kaçağı arıyorlar
Türkiye’nin en önemli turizm kentlerinden birisi olan ve yıllık 3 milyon 500 bini yabancı olmak üzere 10 milyon yerli ve yabancı turisti ağırlayan Muğla, son yıllarda kuraklık ve iklim değişikliğinin etkisi ile özellikle Bodrum ilçesinde su sıkıntısı yaşıyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) ekipleri yeni su kaynakları arayışını sürdürürken, mevcut kaynakların en iyi şekilde kullanımı için teknolojinin yeniliklerinden faydalanarak gece gündüz mesai yapıyor. Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) ekipleri gelişen teknolojiyi kullanarak su isale hatlarındaki kayıp-kaçak ve patlakları ‘Akustik Dinleme Cihazı’ ile tespit ediyor. Su patlak ve kaçaklarını hassas dinleme cihazı ile dinleyen ekipler, patlayan ve kaçak olan suyun yüzeye çıkmadığı ve yeraltına karıştığı bölgelerde kaçak ve patlakları hassas dinleme cihazı ile tespit ediyor. Akustik Dinleme Cihazını kullanan ekipler 7/24 görev yaparken, su isale hatlarının bulunduğu bölgelerde sürekli olarak ‘Akustik Dinleme Cihazı’ ile dinleme yaparak devriye geziyor. Yılda 400 bin kişinin kullanacağı su geri kazandırılıyor Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Su Kayıpları ve Basınç Yönetimi Şube Müdürü Görkem Kocabıyık, 13 ilçede yıllık 2 bin 500 arıza tespiti yaparak 350-400 bin kişinin kullanacağı suyun geri kazanımı sağladıklarını açıkladı. Kocabıyık, "Suyumuz şu anda, Türkiye ve dünya şartlarında çok az olduğu için altın değerinde bizim için. Onu geri geri kazanmak için elimizden geleni yapıyoruz. Gece gündüz ekiplerimiz isale hatları, terfi hatlarında devamlı çalışmakta. 13 ilçede 2 bin kilometre üzerinde hat tespiti ve 2 bin 500 civarında arıza tespiti yapıyoruz yıllık olarak. Yıllık olarak ortalama 350-400 bin kişinin kullanacağı suyu geri kazanımını sağlıyoruz" dedi. Sokak sokak gezerek kayıp kaçaklar tespit ediliyor MUSKİ Şube Müdürü Kocabıyık, kayıp kaçak ve patlak olan hatlarda Akustik Dinleme Cihazı ile yüzeye çıkmayan su patlak hatları ses sinyalleri ile sokak sokak, geceleri de dahil gezerek tespit ettiklerini belirterek, "Bu işlemleri Akustik Dinleme Cihazı, Debimetre, Korelatör cihazlarıyla yapmayı devam ediyoruz. Akustik dinleme cihazımız ses sinyalleri ile çalışıyor ve ses ile tespitini yapıyoruz. Yüzeye çıkmayan suyu her yeri, sokak, sokak tarıyoruz. O şekilde tespitini yapıyoruz, işaretliyoruz. Buna bir iş emri modülü açıyoruz. Arıza ekiplerimiz kazıp müdahale ediyorlar. Basınç yönetimi kapsamında gece debilerini kontrol edip, gece debisi yüksek olan yerlere akustik dinleme ekiplerimizi gönderip detaylı çalışmalar yapıp, arızaların tespitini yapıyoruz. Mesai mefhumumuz yok. Gece gündüz arıza olduğu zaman müdahale ediyoruz" dedi. (BT-Y)
18 Nisan 2026 Cumartesi - 10:45
Tarsus’un yöresel lezzetleri TADEKA ile kayıt altına alınıyor
Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu (TADEKA) tarafından yürütülen ’Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri’ projesi kapsamında, yöreye özgü lezzetler geleneksel tariflerle hazırlanarak kayıt altına alınıyor. Amaç, mutfak kültürünü gelecek nesillere aktarmak. Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu’nda (TADEKA), yöresel değerlerin geleceğe taşınması adına çalışmalar devam ediyor. TADEKA Turizm ve Gastronomi Kurulunun, eşsiz ve köklü bir tarihe sahip olan Tarsus’a özgü yemeklerin belli tarifler içerisinde yapılması ve gelecek nesillere aktarılması adına başlattığı ‘Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri’ projesine yeni bir halka daha eklendi. Binlerce yıllık köklü bir tarihe sahip olan Tarsus’ta, mutfak kültüründe sıklıkla yapılan yüksük çorbası, Tatar çorbası ve mamül kurabiyesi, TADEKA binası bahçesinde kurulan stantlarda usta ellerde belli tarifler ölçüsünde hazırlandı. Yapım aşamaları kayda alınan ürünler, daha sonra TADEKA üyelerine ikram edildi. Yaklaşık bir yıl önce, yine yöreye has analı-kızlı yemeğiyle başlayan ‘Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri’ projesi kapsamında, bugüne kadar lahana sarması, kaynar, vardabit, humus, kokulu çörek, fındık lahmacun gibi birçok lezzet, usta ellerde belli tariflerde yapılıp kayıt altına alındı. "Tarsus’un yöresel yemeklerini, büyüklerimizden gördüğümüz usullerle yapıyoruz" TADEKA Turizm ve Gastronomi Kurulu Üyesi Murat Çeliker, yöresel lezzetlerin geleceğe taşınması adına başlattıkları projeye devam edeceklerini kaydederek, "Yöresel yemek hikayelerimizi yaklaşık bir yıldır yapıyoruz. Tarsusi yöresel yemek hikayelerinde bugüne kadar analı-kızlı, vardabit, humus, fındık lahmacunu ve tahinli lahana sarması gibi yemeklerimizi kayıt altına aldık. Bizim projemizin amacı, Tarsus’un yöresel yemeklerini, büyüklerimizden gördüğümüz usullerle ve onların yaptığı şekilde yaparak, nesilden nesile aktarmak" dedi. "Proje sayesinde, yöresel yemeklerimizi geçmişten geleceğe taşıyoruz" ‘Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri’ projesine destek veren aşçı Seray Uka Keleş, yöreye has Tatar çorbası ve yüksük çorbasının özel yemekler olduğunun altını çizerek, "Tatar çorbası yöresel bir çorbamız. Mersin’in Tarsus ilçesinde, genellikle düğünlerde yapılan bir çorba. Ama kamuoyunda çok bilinmeyen, mantıyla karıştırılan bir yemek. Biz yöresel yemeklerimizi geçmişten geleceğe taşımak adına, böyle çekimler yaparak bunları yaşatıyoruz. Aile içinde zaten mantı ve yüksük çorbasını çok sık yapıyoruz. Annemden öğrendiğim şekliyle yapıyorum. Böyle bir projede olmaktan çok keyif alıyorum. Daha önce de başka yemekleri çekmiştik. Projeyi destekliyorum, o yüzden her yemek etkinliğinde olmaya çalışıyorum" ifadelerini kullandı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 10:42
CANiK, ABD pazarındaki iddiasını büyütüyor
ABD pazarında alanında en büyük 4’üncü marka olan CANiK, Florida’daki CANiK USA fabrikasının tam kapasiteye ulaşması ile artan kapasitesinden aldığı güçle yerini sağlamlaştırmak ve yeni hedeflere ulaşmak amacıyla Houston’da düzenlenen NRA Show 2026 fuarına katıldı. ABD bireysel silahlanma pazarının rotasını çizen NRA Show 2026, bu yıl Türk savunma sanayisinin küresel gücü CANiK’in stratejik hamlelerine sahne oldu. Küresel ateşli silahlar sektörünün en prestijli platformlarından biri olan NRA Show, Texas, Houston’da kapılarını açtı. Tüketici eğilimlerinin ve sektör dinamiklerinin belirlendiği bu kritik etkinlikte Samsun Yurt Savunma (SYS Grup) iştiraki CANiK, yerel üretici kimliği ve inovasyon liderliğiyle dikkatleri üzerine çekti. CANiK’in ABD pazarındaki başarısının arkasında, stratejik bir vizyonla hayata geçirilen CANiK USA tesisi yer alıyor. Florida West Palm Beach’te 70 milyon doları aşan bir yatırımla kurulan ve 2025 yılı itibarıyla üretime geçen tesis, 2026 yılında tam kapasitesine ulaşarak kısa sürede büyük bir başarıya imza attı. Bu hamle, markanın sadece ihracat gücünü artırmakla kalmadı, aynı zamanda yerel üretim avantajıyla ABD iç pazarındaki hakimiyetini güçlendirdi. Fuarın bu yılki yıldızı, SHOT Show’daki lansmanıyla büyük ses getiren ve sektör otoritelerinden tam not alan PRIME RADIAN oldu. SHOT Show fuarında satış rekorları kıran bu yeni modelin yanı sıra CANiK, susturucu ve optik alanındaki iddiasını da bir üst seviyeye taşıdı. 10 farklı gelişmiş çözümden oluşan CANiK Optik Programı, tabancalardan keskin nişancı sistemlerine kadar uzanan geniş yelpazesiyle profesyonel kullanıcıların tüm ihtiyaçlarına yanıt veriyor. SYS Grup CEO’su Cahit Utku Aral, şu değerlendirmelerde bulundu: "ABD pazarı, küresel ateşli silah sektörünün kalbini oluşturuyor. Biz de bu gerçekten hareketle ABD pazarını merkeze alan stratejiler, yatırımlara imza attık ve bunların karşılığını fazlasıyla aldık. Bunun sonucunda CANiK olarak ABD pazarında en üst sıralarda yerimizi sağlamlaştırdık. Şimdi hedefimiz, artan üretim kapasitemiz ve müşteri odaklı inovasyonlarımızla daha üst sıralara tırmanmak. Bunun için stratejimize sadık kalarak yeni adımlar atıyoruz. Küresel ticaretteki zorlu koşullara ve tarifelere rağmen, güvenilir marka yapımızla bu süreci bir fırsata dönüştürüyoruz. Houston’daki varlığımız, bu kararlılığın en somut göstergesidir. NRA Show 2026’dan da ABD’deki hedeflerimizi destekleyecek yeni kazanımlarla ayrılacağız."
18 Nisan 2026 Cumartesi - 10:34
Karsan Otonom e-ATAK İsveç’te turistleri kayak merkezlerine taşıdı
Karsan Otonom e-ATAK, İsveç’in Malung-Sälen ve Älvdalen belediyeleri, yerel işletmeler ve Dalarna Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen Sälen–Idre Otonom Toplu Taşıma Projesi (SIKTA) kapsamında, dağlık bir turizm bölgesinde gerçek yol koşullarında yolcu taşıyan ilk otonom otobüs uygulamalarından biri oldu "Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde" olma vizyonuyla dünyada toplu ulaşımın elektrikli ve otonom araçlara dönüşümünde önemli rol oynayan Karsan, Otonom e-ATAK ile yeni bir ilki daha hayata geçirdi. Karsan Otonom e-ATAK, İsveç’in Malung-Sälen ve Älvdalen belediyeleri, yerel işletmeler ve Dalarna Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen Sälen–Idre Otonom Toplu Taşıma Projesi (SIKTA) kapsamında, dağlık bir turizm bölgesinde gerçek yol koşullarında yolcu taşıyan ilk otonom otobüs uygulamalarından biri oldu. Ocak 2026 itibarıyla Otonom e-ATAK; yoğun kar yağışı ve zorlu kış koşullarının yanı sıra, yayalar ve kayakçılarla sürekli etkileşim halinde olduğu trafik ve paylaşımlı yol senaryolarında kapsamlı testlerden geçti. Başarılı test sürecinin ardından, 9 Mart 2026’da İsveç Ulaştırma Otoritesi Transportstyrelsen’den yolcu taşıma onayı alarak ticari operasyona geçti. Araç, kayak turizminin yoğun olduğu dönemde yaklaşık bir ay boyunca turist taşımacılığı gerçekleştirerek gerçek operasyon koşullarında güvenli ve kesintisiz hizmet sundu. Proje kapsamında toplam 4,8 kilometrelik bir hat üzerinde hizmet veren araç, kayak merkezi alanları ile konaklama noktaları arasında aktif görev alarak yalnızca teknolojik yetkinliğini değil, aynı zamanda sürdürülebilir ve kapsayıcı mobilite çözümlerine katkısını da ortaya koymuş oldu. Bu uygulama ile otonom toplu taşıma araçlarının, dağ ve kayak turizmi gibi zorlu ortamlarda hayata geçirilen en kapsamlı uygulamalardan biri olduğunu söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, "Sälen’de hayata geçirdiğimiz bu proje ile otonom mobilitenin en zorlu kullanım senaryolarından biri olan kış turizmi bölgelerinde dahi güvenli ve kesintisiz şekilde çalışabildiğini gösterdik. Bu uygulama, otonom toplu taşımanın artık pilot bir teknoloji olmaktan çıkıp gerçek hayatın bir parçası haline geldiğinin güçlü bir kanıtı. Bu yeni başarı, Karsan’ın otonom mobilite alanındaki liderliğini daha da pekiştiriyor" dedi. Sälen uygulaması, zorlu iklim koşulları ile yoğun insan etkileşiminin kesiştiği yüksek kompleksiteye sahip ortamlarda otonom toplu taşıma için global ölçekte referans gösterilen uygulamalardan biri olarak öne çıkıyor. Bu vizyon doğrultusunda, projenin önemli çıktılarının değerlendirildiği ve aracın sahada test edildiği SIKTA Autonomous Transport Conference, 8 Nisan 2026 tarihinde geniş katılımla gerçekleştirildi. Malung-Sälen Belediyesi, Sälen Buss, Dalarna Üniversitesi, Karsan yetkilileri, Applied Autonomy ekibi, ADASTEC ve uluslararası basın temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen etkinlik, projenin başarısını ve güçlü iş birliği modelini ortaya koyan önemli bir platform oldu. Ölçeklenebilir turizm mobilitesinde güçlü bir model Sälen–Idre Otonom Toplu Taşıma Projesi (SIKTA), Malung-Sälen Belediyesi liderliğinde; Älvdalen Belediyesi, yerel işletmeler ve Dalarna Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen önemli bir mobilite projesi olarak öne çıkıyor. Sälen’de hayata geçirilen bu uygulama, yalnızca tek seferlik bir proje olmanın ötesinde, turizm bölgelerinde otonom mobilitenin yaygınlaştırılmasına yönelik uzun vadeli bir dönüşümün güçlü bir adımını oluşturuyor. Elde edilen operasyonel başarı, otonom toplu taşımanın zorlu iklim ve coğrafi koşullarda dahi güvenli, sürdürülebilir ve uygulanabilir bir çözüm olduğunu ortaya koyuyor. Projenin ikinci fazında Karsan Otonom e-ATAK’ın İsveç’in bir diğer önemli kış turizm merkezi olan Idre’de hizmet vermesi planlanıyor. Bu kapsamda, Sälen’de elde edilen güçlü performans çıktılarının, daha geniş kapsamlı operasyonların önünü açması bekleniyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Okan Baş şunları söyledi: "Sälen’de elde ettiğimiz bu başarı, otonom toplu taşımanın turizm bölgeleri başta olmak üzere farklı kullanım alanlarında hızla yaygınlaşabileceğini gösteriyor. Bu modelin, sezonluk yoğun talep yaşayan destinasyonlarda sürdürülebilir ve verimli bir ulaşım çözümü sunacağına inanıyoruz.’’ Projenin arkasında güçlü bir koalisyon var Sälen–Idre Otonom Toplu Taşıma Projesi (SIKTA), kamu, akademi ve özel sektörün güçlü iş birliğiyle hayata geçirilen örnek bir mobilite projesi olarak öne çıkıyor. Malung-Sälen ve Älvdalen belediyeleri, Dalarna Üniversitesi, Applied Autonomy ekibi, ADASTEC, yerel işletmeler, Sälen Buss ve destinasyon yönetim kuruluşlarının aktif katkılarıyla şekillenen proje, otonom teknolojisinin gelişiminde iş birliklerinin de önemini vurgulayan bir örnek oldu. Projenin çıktılarının değerlendirildiği ve Karsan Otonom e-ATAK’ın sahada test edildiği SIKTA Autonomous Transport Conference, 8 Nisan 2026 tarihinde geniş katılımla gerçekleştirildi. Malung-Sälen Belediyesi başta olmak üzere bölgedeki önemli paydaşlar, teknik ekipler ve uluslararası basın temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen etkinlik, projenin başarısını ve iş birliğinin gücünü ortaya koyan önemli bir platform oldu. SIKTA Proje Yöneticisi Tiina Ohlsson konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Bu proje, kış koşullarında otonom toplu taşıma araçlarının potansiyelini ortaya koyuyor. Hem teknolojiyi hem de projenin operasyonel süreçlerini iyileştirmek için şimdiden çok şey öğrendik." Malung-Sälen Belediye Başkanı Hans Unander ise, "Karsan ve ADASTEC ile gerçekleştirdiğimiz son derece verimli bir iş birliği ve proje oldu. Bu iş birliği sayesinde, büyük şehirlerden uzakta yaşayan bizler bile gelişmeleri yakından takip edebiliyoruz. Dağlık bölgelerde sürdürülebilir ulaşımı hayata geçirebilmek için, önümüzdeki kış sezonundan sonra da projenin devam etmesini umuyoruz. İsveç’te otobüs şoförü bulmak zor olduğundan, bu proje toplu ulaşımın geleceği olabilir" dedi. ADASTEC CEO’su Dr. Ali Peker de değerlendirmesinde, "Sälen, teknolojimizi bir kayak merkezi ortamında test etme ve kanıtlama yolunda önemli bir adımdır. Kış koşullarındaki deneyimlerimizi temel alarak gerçekleştirdiğimiz bu uygulama, sistemimizi kış turizminin kendine özgü dinamiklerine daha da uyarlamamızı sağlamıştır. Idre’deki faaliyetlerimizi sürdürürken, edindiğimiz bu bilgileri ileriye taşıyacak ve benzer operasyonel ortamlardaki deneyimlerimizi daha da genişleteceğiz" dedi. "2026’da hedefimiz güvenlik sürücüsünü tamamen sistem dışına çıkarmak" Sälen’de hayata geçirilen bu proje ile Karsan, otonom teknolojisinin yalnızca belirli test alanlarında değil, zorlu iklim ve gerçek operasyon koşullarında da yüksek performansla çalışabildiğini bir kez daha net şekilde ortaya koydu. Elde edilen başarıyla birlikte Karsan, farklı coğrafyalar, değişken yol koşulları ve yoğun kullanım senaryolarına hızlı adaptasyon kabiliyetini de sahada kanıtlamış oldu. Karsan CEO’su Okan Baş konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Sälen’de elde ettiğimiz operasyonel deneyim, otonom mobilite yol haritamızda bir sonraki aşamaya geçişimizi hızlandırdı. Karsan olarak 2026 yılı içerisinde, güvenlik sürücüsünün tamamen sistem dışına alındığı tam otonom operasyon modelini Norveç’in Stavanger şehrinde hayata geçirmeyi hedefliyoruz.’’
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder