Son Dakika
|
Sultangazi’de kuyumcu soygunu girişimi kamerada
Ümraniye’de araca çarpan beton mikseri devrildi: 1 yaralı
İran, İsrail'in merkezini balistik füze ile vurdu
Usta sanatçı Orhan Gencebay, hastaneye kaldırıldı
Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten İsrail'e Mescid-i Aksa tepkisi!
Liverpool - Galatasaray maçını Szymon Marciniak yönetecek
İsrail’den Lübnan’a "hedefli kara operasyonu"
İsrail ordusu: "Son 24 saatte İran’daki 200’ü aşkın hedef vuruldu"
Son sözü Arda Güler söyledi, Real Madrid farklı kazandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İstanbul’da oynanacak UEFA Avrupa Ligi final maçı bilet satışı başladı
Starmer: "Piyasada istikrarı sağlamak için Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmamız gerekiyor"
Netanyahu yaşadığını kanıtlamak için bir video daha paylaştı
Fatih’te gelinlikçide yangın: Ekmek teknesini görünce gözyaşlarına boğuldu
İsrail, Lübnan’da Hizbullah’a ait silah deposunu vurdu: 2 ölü
Ümraniye’de araca çarpan beton mikseri devrildi: 1 yaralı
Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu
EKONOMİ
Ramazan’ın son günlerinde balığa ilgi azaldı, fiyatlar düştü
16 Mart 2026 Pazartesi - 18:03:03
Bolu’da Ramazan ayının son günlerinde balık tezgahlarına ilgi azalırken, fiyatlarda da düşüş yaşandı. Bolu’nun İhsaniye Mahallesi’nde kurulan balık tezgahlarında Ramazan ayının son günlerinde hareketlilik azaldı. Vatandaşların balığa olan ilgisinin azalması fiyatlara da yansıdı. Özellikle Ramazan’ın son günlerinde hamside bolluk yaşanırken, talebin azalması nedeniyle hamsinin kilo fiyatı 150 liraya geriledi. Uzun yıllardır pazarda balıkçılık yapan İlhan Başaran, Ramazan ayında balığın pek tercih edilmediğini, bu nedenle fiyatların düştüğünü ifade etti. "Balık çok az satılıyor" Ramazan ayının başlamasıyla balığın çok az satıldığını belirten Başaran, "İşlerimiz kandil dolayısıyla bugün zayıf olur. Artık bayram da geliyor. İnsanlar evde bayram temizliği yapıyor. Ramazan dolayısıyla balığın susattığını söylüyorlar. Balık çok az satılıyor. Zaten mevsimin de sonuna geliyoruz. Ramazan dolayısıyla herkes tüketmediği için balığın fiyatı düştü. Normalde nisan ayının birinci günü yasağa giriyoruz. Ama bazen havalar soğuk olunca nisan ayının 15. gününe kadar uzatabiliyorlar" dedi. Pazar tezgahlarında kilogram başına hamsi 150 lira, istavrit 200 lira, Karadeniz somon 450 lira, çupra 500 lira ve levrek 600 liradan satışa sunuluyor.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:33
BAKA, Batı Akdeniz Kırsal Turizmini Küresel Pazara Taşıyor: 2.5 Milyon Euro’luk "CReSInMed" projesi başlıyor
Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA), Antalya, Burdur ve Isparta’daki kırsal turizm potansiyelinin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmak ve yerel işletmelerin rekabet gücünü güçlendirmek amacıyla CReSInMed Avrupa Birliği projesinde ülkemizi temsil ediyor. Avrupa Birliği’nin Interreg NEXT MED Programı kapsamında finanse edilen "CReSInMed – Akdeniz’de Kırsal Turizm KOBİ’lerinin Rekabet Gücü ve Uluslararasılaşması" projesi, BAKA’nın öncülüğünde Batı Akdeniz Bölgesi için sürdürülebilir kırsal kalkınmada yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Akdeniz Havzası’nda sınır ötesi iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan CReSInMed projesi, farklı ülkelerden kurumları ortak bir çalışma platformunda buluşturuyor. Proje kapsamında yürütülecek ortak çalışmalar ve bilgi paylaşımı sayesinde Batı Akdeniz’de faaliyet gösteren kırsal turizm işletmelerinin uluslararası deneyimlerden faydalanması ve yeni iş birlikleri geliştirmesi hedefleniyor. Hedefimiz turizmi 12 aya yaymak CReSInMed projesinin Batı Akdeniz Bölgesi’nde sürdürülebilir kırsal kalkınma için önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayan BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı olarak önceliklerimiz; turizmi yılın 12 ayına yaymak, kırsal alanlardaki turizm faaliyetlerini çeşitlendirmek ve yerel KOBİ’lerin uluslararası pazarlara erişimini güçlendirmektir. Bu proje ile turizm faaliyetlerinde sunulan çeşitliliğin artırılmasının yanı sıra turizm gelirlerinin bölge geneline daha dengeli bir şekilde yayılması hedeflenmektedir. Aynı zamanda kırsal yerleşimlerde yaşayan vatandaşlarımızın turizme yönelik ekonomik faaliyetlere katılımının artırılması ve turizm gelirlerinden aldıkları payın yükseltilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilecektir." Güler ayrıca, proje kapsamında turizm alanında faaliyet gösteren paydaşlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine de önem verdiklerini belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Bölgemizde turizme yönelik faaliyetlerde paydaşlar arası koordinasyon ve entegrasyonun güçlendirilmesiyle somut sonuçlar elde edileceğine inanıyoruz. Projedeki uluslararası ortaklarımızla eşgüdüm içerisinde çalışarak karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştireceğiz. Bizdeki uygulamalarla diğer ülkelerdeki uygulamalar arasındaki farkları değerlendirme imkânı bulacağız. Özellikle yöresel ürünlerin kırsal turizm anlamında markalaştırılması ve pazarlanması konusunda farklı ülkelerin deneyimlerini inceleyerek bölgemiz için yeni fırsatlar ortaya çıkarmayı hedefliyoruz." Filistin dahil yedi ülkeden yerel KOBİ’ler projede yer alacak Yerel işletmelere ve topluluklara somut faydalar sağlaması hedeflenen proje; İtalya, Yunanistan, Türkiye, Ürdün, Tunus, İspanya ve Filistin’den kuruluşları bir araya getiren geniş bir Akdeniz iş birliği ağı oluşturuyor. Proje kapsamında kırsal alanlarda faaliyet gösteren 50 KOBİ merkeze alınacak. Bu işletmelere yönelik olarak özel eğitim programları, kişiselleştirilmiş uluslararasılaşma planları, ağ oluşturma faaliyetleri, turizm kümelenmesi çalışmaları ve yenilikçi dijital araçlar sunulacak. Böylece kırsal turizm işletmelerinin yönetim, pazarlama ve uluslararası iş birlikleri konularında kapasitelerinin artırılması hedefleniyor. Projenin açılış toplantısı İtalya’da yapılacak 2026 yılının Ocak ayında başlayan proje 36 ay boyunca devam edecek ve 2029 yılının Ocak ayında tamamlanacak. Toplam bütçesi 2milyon 561 bin 648,80 Euro olan projenin 2 milyon 279 bin 867,43 Euro’luk kısmı, yani yaklaşık yüzde 89’u, Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. CReSInMed projesinin resmi başlangıç toplantısı 23–25 Mart 2026 tarihleri arasında İtalya’nın Sardinya adasındaki Cagliari şehrinde gerçekleştirilecek. Program kapsamında proje faaliyetlerine yönelik operasyonel, teknik ve finansal planlamaların yapılacağı Yönlendirme Komitesi toplantıları düzenlenecek. Bunun yanı sıra halka açık bir proje tanıtım etkinliği gerçekleştirilecek ve İtalya’daki kırsal turizm alanında faaliyet gösteren kurumlara saha ziyaretleri yapılacak.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:25
Sinop’ta trafiğe kayıtlı araç sayısı 85 bin 410’a ulaştı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Motorlu Kara Taşıtları Şubat 2026 verilerine göre, Sinop’ta trafiğe kayıtlı araç sayısı Şubat ayı sonu itibarıyla 85 bin 410 oldu. Kentte en büyük payı otomobiller oluştururken, Şubat ayında 288 yeni taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. TÜİK verilerine göre Sinop’ta trafiğe kayıtlı 85 bin 410 taşıtın yüzde 46,5’ini (39 bin 734) otomobil, yüzde 22,6’sını motosiklet, yüzde 12,6’sını traktör, yüzde 12,6’sını kamyonet oluşturdu. Araçların yüzde 2,8’i kamyon, yüzde 2,1’i minibüs, yüzde 0,4’ü otobüs ve yüzde 0,4’ü özel amaçlı taşıtlardan oluştu. Şubat ayında kentte 288 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Bu taşıtların yüzde 50’sini motosikletler oluştururken, yüzde 36,8’i otomobil, yüzde 5,9’u kamyonet ve yüzde 4,5’i traktör olarak kayıtlara geçti. Trafiğe yeni kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre artış gösterdi. Sinop’ta Şubat ayında trafiğe kaydı yapılan toplam taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre 27 adet arttı. Şubat ayında kentte 24 farklı markadan toplam 106 otomobil trafiğe kaydedildi. Öte yandan Şubat ayında Sinop’ta toplam 1 bin 768 taşıtın devri gerçekleştirildi. Devri yapılan taşıtların 1 bin 160’ını otomobil oluştururken, 229’unu kamyonet, 202’sini motosiklet ve 105’ini traktör oluşturdu. Kalan 72 taşıt ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı araçlardan oluştu.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:21
Yatırımcılar dikkat: Altındaki düşüş büyük yükselişin habercisi olabilir
Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler ve enerji piyasalarındaki riskler küresel finans piyasalarında dikkat çekici hareketlere yol açıyor. Petrol fiyatları hızla yükselirken, altın ve gümüşte kısa vadeli geri çekilme yaşanması yatırımcıların odağını değerli metallere çevirdi. Orta Doğu’da giderek genişleyen İsrail-ABD-İran gerilimi küresel piyasalarda belirsizliği artırırken, enerji arzına yönelik riskler de büyüyor. Petrol fiyatlarının hızla yükselmesine rağmen altın ve gümüşte kısa vadeli geri çekilme yaşanması piyasalarda dikkat çekici bir tablo oluşturdu. Savaşın ilk günlerinde ons altın yaklaşık 5 bin 200 dolar seviyelerinde işlem görürken, son günlerde 5 bin doların altına geriledi. Gümüş fiyatı ise savaşın başındaki yükselişin ardından geri çekilerek 26,79 dolar seviyelerine kadar indi. Petrol fiyatlarının hızla yükselmesine ve enerji arzı risklerinin artmasına rağmen değerli metallerde görülen bu kısa vadeli geri çekilme yatırımcılar açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. "Kısa süreli çekilmeler, yeniden fiyatlanma süreci olarak değerlendirilir" Uzmanlara göre değerli metallerde görülen bu hareketler kısa vadeli dalgalanma niteliği taşıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde benzer fiyat hareketlerinin görülebileceğine dikkat çekti. Kitiş, "Jeopolitik risklerin yükseldiği dönemlerde değerli metallerde görülen kısa süreli geri çekilmeler çoğu zaman daha büyük bir yükselişin öncesindeki yeniden fiyatlama süreci olarak değerlendirilir" dedi. Enerji piyasalarında risk büyüyor Enerji piyasalarında ise daha ciddi bir risk tablosunun oluştuğuna dikkat çekiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimali ve Körfez bölgesindeki güvenlik risklerinin artması, enerji arzını tehdit eden gelişmeler arasında gösteriliyor. Uluslararası ekonomi çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, muhtemel bir enerji krizinin küresel ekonomiyi yeni bir resesyon riskine sürükleyebileceği ifade ediliyor. Kitiş, enerji fiyatlarındaki artışın küresel ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Enerji fiyatlarının hızla yükseldiği bir dönemde dünya ekonomisi kırılgan bir zeminde ilerliyor. Enerji krizi yalnızca fiyat artışı anlamına gelmez; aynı zamanda küresel büyümenin yavaşlaması ve yeni bir ekonomik daralma riskini de beraberinde getirir" diye konuştu. Petrodolar sistemi yeniden tartışılıyor 1970’li yıllarda altın standardından petrodolar sistemine geçilmesiyle küresel finans sisteminin temelinin atıldığını hatırlatan uzmanlar, son dönemde enerji ticaretinde alternatif ödeme yöntemlerinin gündeme gelmesinin yeni kırılmaların habercisi olabileceğini değerlendiriyor. İran’ın enerji taşımacılığında yuan ile ödeme yapan gemilere geçiş kolaylığı sağlaması, enerji ticaretinde dolar dışındaki alternatiflerin güçlenebileceğine işaret ediyor. Uluslararası siyasette yaşanan gelişmeler de küresel finans sistemini etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor. ABD’de siyasi dengelerin değişmesi ve uluslararası kurumların etkisinin zayıflaması, mevcut ekonomik düzenin sorgulanmasına yol açıyor. Kitiş, bu sürece ilişkin değerlendirmesinde, "Uluslararası kurumların etkisinin zayıfladığı bir dönemde ekonomik sistemler de belirsizlikle karşı karşıya kalıyor. Kurallara dayalı düzenin aşınması, yatırımcıların güvenli liman arayışını hızlandırıyor ve bu noktada altın yeniden sistemin merkezine yaklaşıyor" şeklinde konuştu. Altın için 10 bin dolar senaryosu Küresel borçluluk seviyelerinin artması, merkez bankalarının para politikaları ve jeopolitik riskler altının uluslararası finans sistemindeki rolünü yeniden güçlendiriyor. Birçok ülkenin rezervlerinde altının payını artırması da bu eğilimi destekleyen gelişmeler arasında gösteriliyor. Altın fiyatlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Kitiş, yıl sonuna yönelik dikkat çeken bir öngörüde bulunarak, "Küresel para sisteminde yaşanan dönüşüm ve jeopolitik risklerin artması dikkate alındığında altının ons fiyatında çok daha yüksek seviyelerin konuşulması sürpriz olmayacaktır. Piyasalarda yıl sonuna doğru 10 bin dolar seviyesinin konuşulması artık uç bir senaryo olarak görülmemeli" dedi. Uzmanlar, enerji krizi, jeopolitik rekabet ve küresel para sistemindeki dönüşümün bir araya gelmesiyle altının yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda uluslararası finans sisteminde güvenli bir referans varlık olarak yeniden öne çıkabileceğini belirtiyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
15 Mart 2026 Pazar- 12:03
Bayram öncesi Gaziantep’te baklava mesaisi
2
15 Mart 2026 Pazar- 23:12
İkinci el oto pazarında buruk bayram
3
15 Mart 2026 Pazar- 17:00
Beypazarı’nda çörek otu ekimi başladı
4
16 Mart 2026 Pazartesi- 13:49
Bayramın popüler ikramlığı ‘şeker’
5
15 Mart 2026 Pazar- 10:30
Hava sahası kısıtlamalarına Türk şirketlerinden alternatif çözümler
08 Şubat 2026 Pazar - 11:23
Simav’da yetişen ’Coğrafi İşaretli Eynal Domatesi’ pazarlarda ilgi görüyor
Kütahya’nın Simav ilçesinde, Eynal Kaplıcaları çevresindeki seralarda üretilen coğrafi işaretli Eynal Domatesi, rengi ve lezzetiyle pazarlarda yoğun talep görüyor. Koyu kırmızı ve parlak rengi ile ince kabuğuyla dikkat çeken ürün, Simav topraklarının altından çıkan sıcak suyun sağladığı doğal avantajla yetiştiriliyor. Türkiye’nin önemli jeotermal merkezlerinden biri olan Simav’da seralar, yeraltı sıcak suyundan elde edilen enerjiyle ısıtılıyor. Bu yöntem, üretim maliyetlerinin dengelenmesine katkı sağlarken, yıl boyunca kesintisiz ve sürdürülebilir tarıma da imkân tanıyor. "Toprakta yetiştiriyorum, lezzeti buradan geliyor" Yaklaşık 25 yıldır seracılıkla uğraşan üretici Ali Key, topraksız tarım yerine bilinçli olarak toprakta üretim yaptığını belirterek, "Bu işi severek yapıyorum. Toprakta yetiştirdiğim için daha lezzetli oluyor. Bunu pazara gelen vatandaşlarımız söylüyor. Şükürler olsun, iyi kazanıyoruz." dedi. Ali Key’e ait 10 dönümlük sera, bölgede yapılan üretimin önemli örnekleri arasında yer alıyor. Simav 4 Eylül Eynal Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Ali Key ise kooperatif bünyesinde toplam 350 dönüm kapalı sera bulunduğunu ifade ederek, "Bu seralardan yaklaşık 600 kişi ekmek yiyor. Eynal Domatesi piyasada yoğun ilgi görüyor. Ürünlerimizi Uşak, Bursa, Balıkesir, Eskişehir, İstanbul, İzmir ve Antalya’ya gönderiyoruz" diye konuştu. Lezzeti, görünümü ve jeotermal üretim modeliyle öne çıkan coğrafi işaretli Eynal Domatesi, Simav tarımının markalaşan ürünlerinden biri olma yolunda ilerliyor.
08 Şubat 2026 Pazar - 11:17
Pazarda tanesi 80 lira; çiftçiden 5 liradan almak istediler
Bursa’da pazarlarda tanesi 80 liradan satılan karalahanayı (mor lahana) tüccarlar çiftçiden 5 liradan almak istedi. Bursa’nın Nilüfer ilçesindeki semt pazarlarında karalahanın tanesi iriliğine göre 70-80 lira arasında satılıyor. Bu üründeki yüksek fiyat, serada yetişmediği için Antalya gibi bölgelerde yaşanan su baskınlarından kaynaklanmıyor. Tanesi 80 liradan satılmasına rağmen Niğde’nin Bor ilçesindeki bir üretici, tüccarlarından kendisinden 5 liradan almak istediği için kesim yapmadı ve ürününü tarlada bıraktı. Tüccarın 5 liradan alması durumunda ise satışıyla aradaki farkı 16 kat yapıyor. Yani tarlada ucuza alınan bir ürün sofraya gelene kadar 16 katına ulaşıyor. Bir tarafta 80 liradan satıldığı için birçok kişinin tüketemediği karalahana, bir tarafta ise maliyeti kurtarmadığı için tarlada çürümeye terk edilen alın teri, emek ve ekonomik kayıp. Niğde’nin Bor ilçesi Sinandı bölgesinde 25 dönüm alanda satılamadığı için tarlada kalan ve çürümeye başlayan karalahananın üreticisi Hasan Aydın, tanesi 5 lira verdikleri için anlaşamadığını söyledi. Toplaması, nakliyesi gibi maliyetler de eklendiğinde 5 liranın kendisine fayda sağlamayacağını dile getiren Aydın, "Nakliyesini, işçiliğini kurtarmadığı için kesmedik. Ondan sonra da böyle kaldı" ifadesini kullandı. Banka kredisi de kullandığına dikkati çeken Aydın, ürün tarlada kaldığı için nasıl ödeyeceğini kara kara düşündüğünü aktardı. Aydın, binlerce dönüm ürününün çöp olduğunu, tarladan bir liralık bile satış yapamadığını vurguladı.
08 Şubat 2026 Pazar - 11:15
Seraları su basınca sivri biber ve salatalığın ateşi yükseldi
Ocak sonunda 80-100 liradan satılan sivri biberin kilosu, Antalya’daki seraların selden zarar görmesi sebebiyle 250 liraya kadar yükseldi. Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin (TZOB) ocak ayına ilişkin açıkladığı ürünlerdeki fiyat değişimlerine göre, sivri biberin aralıkta üreticiden çıkış kilogram fiyatı 19 lira iken ocakta ortalama 42 liraya yükseldi. Marketlerde aralıkta 50-60 lira iken geçen ay 80-100 liraya satılmaya başlanan sivri biberin kilosu Bursa’daki pazarlarda 250 liraya çıktı. Aralıkta çiftçiden 26 liradan alınan salatalık ise ocakta tarla çıkış fiyatı 57 liraya yükseldi. Market fiyatlarında ise 70 liradan 100 liraya dayandı. Salatalığın kilosu pazarlarda ise 180 liraya ve kuru fasulyenin de 250 liraya kadar yükseldi. Ramazan öncesinde sivri biber ve salatalık el yakarken satışları düşen pazarcılar da yüksek fiyata tepkili. "Ramazan ayında daha da artar" Bursa’da pazarcılık yapan Bedirhan Derin, fiyatlardaki ani yükselişi "Antalya’da sel var abi sel var." diyerek açıkladı. "Mal yetişmiyor çiftçi mal yapamıyor." ifadesini kullanan Derin, "Fiyatlar ramazanda daha da artar. Biz istiyoruz ki düşsün. Bu yüksek fiyatta ürün satamıyoruz. Sivri biberi bir kilogram alan kalmadı." diye konuştu. Pazarcı Abdulrezzak Şen ise Antalya’yı sel bastı için biberin halde bile 220 lira olduğuna dikkati çekerek, "Şimdilik böyle fiyatlar sürekli güncelleniyor. Daha da yükselebilir çünkü ürün yok. 150 gram, 250 gram halinde satış yapabiliyoruz. Herkes alamıyor" dedi.
08 Şubat 2026 Pazar - 11:11
"Diyarbakır’da ev fiyatları imarlı arsa sorunu yüzünden yükseliyor"
Tüm Emlak Danışmanları Birliği (TEDB) Diyarbakır İl Başkanı Mahmut Arslan, satılık mülk fiyatlarının imarlı arsaların az ve yetersiz olmasından dolayı yüksek olduğunu söyledi. TEDB Diyarbakır İl Başkanı Mahmut Arslan, kiralık ve satılık mülklerle ilgili açıklamalarda bulundu. Arslan, Oğlaklı deprem TOKİ’lerinin yapılmasıyla birlikte kira fiyatlarında düşüş olduğunu fakat imarlı arsa yetersizliğinden dolayı satılık ev, dükkan ve plaza gibi yapıların fiyatlarının çok yüksek olduğunu söyledi. Arslan, "Şu an Diyarbakır’da ortalama 2 bine yakın kiralık daire bulunmaktadır. Tabii bu durum aynı zamanda sezonluktur. Sezon itibarıyla kiralık daire sayısının fazla olduğunu görüyoruz. Bunun birkaç nedeni var. Özellikle Diyarbakır’da TOKİ’lerin inşaat ve üretim sürecinin artmasıyla birlikte bu fazlalık daha belirgin hale geldi. Yani Diyarbakır’da şu an ortalama 2 bin civarında kiralık daire bulunuyor ve bu dairelerin büyük bir kısmı boş durumda, alıcısını ya da kiracısını bekliyor. Bu noktada Diyarbakır’daki ev sahiplerine şunu söylüyoruz, evleri kiraya vermeme noktasında direnmesinler. Çünkü Diyarbakır’da inşaat üretimi devam ediyor. TOKİ’ler ve sosyal konutlar kapsamında yaklaşık 12 bin konut daha üretilecek. Belediye de ayrıca 2 bin konutluk bir üretim yapacağını açıkladı. Yani bundan sonra Diyarbakır’da kiralık konut konusunda açıkçası ciddi bir sıkıntı yaşanacağını düşünmüyoruz. Bu anlamda ev sahiplerine çağrımız şu yönde, ellerindeki daireleri kiraya versinler. En azından aidatlarını kendi ceplerinden ödememiş olurlar, ekstra masraflara girmezler. Cebinize giren para boşta kalmaz, geliriniz olur. Evler boş kalmasın, vatandaşımız da mağdur olmasın" dedi. "Diyarbakır’da imarlı arsa sorunu var" Satılık dairelere baktıkların Diyarbakır’da çok farklı bir durumun olduğunu aktaran Arslan, şu ifadeleri kullandı: "Diyarbakır, satılık konut noktasında sıkıntı yaşıyor. Bu durum Türkiye genelindeki ekonomik şartlarla bağlantılı olmakla birlikte, Diyarbakır’a özgü bazı sorunlardan da kaynaklanıyor. Özellikle bazı bölgelerde konut fiyatları çok yüksek. Bunun temel sebebi Diyarbakır’da imarlı arsa sorununun olmasıdır. İlgili kurumlar tarafından imara açılması gerekiyor. Şu an Diyarbakır’da bazı bölgelerde 2+1 daireler 6, 7 hatta 8 milyon liraya kadar çıktı. Yüksek rakamlar konuşuluyor. Bu durumun piyasaya etkisi ciddi anlamda olmuştur.’’ "Deprem konutları kiraları hafifletti" Arslan, Oğlaklı’da yapılan 13 binin üzerinde deprem konutlarının kira konusunda vatandaşları ciddi şekilde rahatlattığını ifade etti. Arslan, "Eskiden Bağlar, Ofis, Kaynartepe gibi bölgelerde, neredeyse oturulamayacak durumda olan, çok eski evlere bile yüksek kiralar ödeniyordu. TOKİ’lerin yapılmasıyla birlikte bu anlamda ciddi bir rahatlama sağlandı. Özellikle dar gelirli kesim açısından büyük bir rahatlama oluştu. Vatandaşlarımıza ayrıca şunu da özellikle tavsiye ediyoruz. Resmi çalışan, Taşınmaz Ticaret Yetki Belgesi olan emlakçılarla çalışsınlar. Alım, satım ve kiralama işlemlerini bu şekilde yapsınlar. Zaten 1 Şubat itibarıyla, satılığa çıkarılan tüm taşınmazlar da yetki belgesi olan emlakçılar üzerinden, yetki alınarak ilana veriliyor. Daha önce bu uygulama kiralıkta vardı, şimdi satılıkta da uygulanıyor. Bu vatandaşlarımızın faydasına olan bir durumdur. Son zamanlarda çok sık duyuyoruz; birçok vatandaşımız dolandırıcılık mağduru oluyor. Bu tür durumların içine girmemek için kurumsal tabelası olan, ofisi bulunan, resmi çalışan emlakçılarla çalışmaları çok önemlidir" şeklinde konuştu. 6 Şubat depreminin ardından vatandaşların kiralık ev bulmakta zorlandıklarını ve fahiş fiyatlara evleri kiraladıklarını dile getiren Arslan, sözlerine şöyle devam etti: "6 Şubat depremi, gerçekten asrın felaketiydi. Türkiye’nin başına gelmiş en büyük felaketlerden biriydi. Bu vesileyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Allah bir daha böyle bir felaketi ülkemizin ve milletimizin başına vermesin. Depremin hemen ardından ciddi bir konut sıkıntısı yaşadık. Özellikle kiralık daire bulunamaz hale geldi. Bu süreçte fırsatçılık yapanlar olduğu gibi, elini taşın altına koyan, yardımcı olan çok sayıda vatandaşımız da oldu. O dönemde ciddi bir dayanışma ve paylaşma gördük. Ancak kiralık konusunda büyük sıkıntılar yaşandı. İki, üç hatta beş ailenin aynı evde yaşamak zorunda kaldığı dönemler oldu. Kira fiyatları bir anda yükseldi ve vatandaşlarımız ciddi mağduriyetler yaşadı. Ancak TOKİ’lerin hızlı bir şekilde devreye girmesiyle bu sıkıntılar büyük ölçüde giderildi ve vatandaşlarımız ciddi anlamda rahatladı. Allah bir daha böyle bir süreci bizlere yaşatmasın inşallah."
08 Şubat 2026 Pazar - 10:32
ASO Başkanı Ardıç: "Üretimde katma değeri yükseltecek çalışmaları öncelikli görüyoruz"
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, "ASO olarak; sanayi işletmelerimizin dijital, yeşil ve yapay zeka odaklı dönüşümünü hızlandıracak, üretimde katma değeri yükseltecek çalışmaları öncelikli görüyoruz" dedi. ASO Başkanı Ardıç, Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte Gebze Bilişim Vadisi ve İstanbul MEXT Teknoloji Merkezi’ni ziyaret etti. ASO Başkanı Seyit Ardıç başkanlığında, Başkan Yardımcıları Mete Çağlayan ve Ercan Ata, Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Osmanbeyoğlu, Halit Erol, Burcu Özbozkurt, Ertuğrul Onat, Levent Akçakoca, Zafer Korkmaz, ASO Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Cansız ve Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ahmet Dinçer’in yer aldığı heyetin ilk durağı Gebze Bilişim Vadisi oldu. Bilişim Vadisi’nde ASO teknoloji üssü vizyonu Ziyarette, Bilişim Vadisi Genel Müdür Yardımcısı Tuba Öztepe ve ekibinden yürütülen faaliyetler ve projeler hakkında bilgi alındı. Ankara Sanayi Odası’nın kuruluş hazırlıklarını hızla sürdürdüğü; teknoloji tabanlı girişimciliği, Ar-Ge’yi ve üretimi bir araya getirecek vizyon projesi ASO Teknoloji Üssü kapsamında, Türkiye’nin yüksek teknolojili üretim ekosistemine değer katacak yaklaşımlar üzerine karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. Kocaeli sanayi odası ile birlik ve dayanışma vurgusu ASO Yönetimi, Kocaeli Sanayi Odası’nı da ziyaret ederek, Oda Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile bir araya geldi. Ardıç, Kocaeli’nin güçlü üretim kültürü ve tecrübesinin önemine dikkat çekerek, "Sanayi odaları olarak; birlik, dayanışma ve ortak akıl içinde hareket ettikçe, sanayimizin geleceğini çok daha sağlam temeller üzerinde inşa edeceğimize inanıyorum" dedi. Dijital, yeşil ve yapay zeka odaklı dönüşüm ASO Yönetimi’nin Marmara Bölgesi’ndeki ikinci durağı, İstanbul’da Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından hayata geçirilen MEXT Teknoloji Merkezi oldu. ASO Başkanı Seyit Ardıç ve Yönetim Kurulu Üyeleri, MEXT Teknoloji Merkezi Genel Müdürü Efe Erdem ve Dijital Dönüşüm Yöneticisi Furkan Koyuncu’dan; sanayide dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve yapay zeka uygulamalarına yönelik yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. "Üretimde katma değeri yükseltecek çalışmaları öncelikli görüyoruz" Sanayinin rekabet gücünü belirleyen en temel alanların başında; dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yapay zekanın üretim süreçlerine etkin biçimde entegre edilmesinin geldiğini belirten Ardıç, "Bu alanlarda atılan her somut adım, sanayimizin verimliliğini ve küresel rekabet gücünü doğrudan artırıyor. Ankara Sanayi Odası olarak; sanayi işletmelerimizin dijital, yeşil ve yapay zeka odaklı dönüşümünü hızlandıracak, üretimde katma değeri yükseltecek çalışmaları öncelikli görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. ASO Yönetimi’nin bir sonraki adresi ise İstanbul Sanayi Odası (İSO) oldu. Seyit Ardıç Başkanlığındaki ASO heyeti, İSO Başkanı Erdal Bahçıvan ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile bir araya geldi. İSO Başkanı Bahçıvan, ASO heyetini İSO’da ilk kez ağırlamanın memnuniyetini duyduklarını belirtti. Sanayinin güncel konularının sanayiciler tarafından her zaman istişare edilmesi gerektiğine vurgu yapan Bahçıvan, sanayicilerin hem ulusal hem de uluslararası düzeyde karşılaştıkları zorluklara karşı birlikte hareket etmenin, sektörün geleceği için kritik bir rol oynadığını belirtti. "Dayanışma ruhumuz sanayimizin en büyük gücü" Seyit Ardıç da yaptığı konuşmada, 18 Kasım 1963’te kurulan ASO’nun kuruluş sürecinde İstanbul Sanayi Odası’nın sağladığı katkıya dikkati çekerek, "Türk sanayicisinin bu dayanışma ruhu, ülkemiz sanayisinin en büyük gücüdür" ifadelerini kullandı. Ardıç, İSO’nun tecrübe ve birikimiyle; Ankara’nın teknoloji ve yüksek katma değerli üretim gücü birleştiğinde Türkiye sanayisinin çok daha ileriye taşınacağına dikkat çekti. Toplantıda, dünya ve Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmeler ve sanayiye etkileri istişare edildi.
08 Şubat 2026 Pazar - 10:13
Sultan Dağları’ndaki kar Eber Gölü ve kiraza umut oldu
Afyonkarahisar’ın Çay ilçesinden Konya’nın Akşehir ilçesine ve Isparta’ya kadar uzanan Sultan Dağları’ndaki beyaz örtü, kuraklık nedeniyle kuruma riski bulunan Eber Gölü ve bölgedeki kiraz üreticilerine umut oldu. Efsanelere de konu olan, Yeşilçiftlik beldesi ya da Doğancık köyünden bir gelinin dağa kaçmasından ve orada ölmesinden sonra efsaneleşen 100 kilometre uzunluğundaki Sultan Dağları’nın en yüksek zirvesi 2610 rakımlı olan Gelincik Kaya Tepesi... Bunu 2519 metre rakımlı Toprak Tepe ve 2063 rakımlı Kırkkaya Tepe izliyor. Çay, Sultandağı ve Akşehir ilçeleri boyunca uzanan Sultan Dağları, bu yıl ülkenin birçok bölümünde etkili olan yağıştan nasibini aldı. Son yıllarda rastlanmayan ölçüde karla kaplanan ve beyaz örtüsüyle büyüleyen Sultan Dağları’ndaki yüklü kar, kuraklık nedeniye kuruma riski bulunan Eber Gölü ve bölgedeki kiraz, vişne, elma ve diğer tarım ürünlerini üreten çiftçilere umut oldu. Halen devam eden yağmurların etkisiyle canlanma görülen Eber Gölü’ndeki su miktarının, karların erimesiyle ilkbaharda göle gelecek suyla birlikte daha da artması bekleniyor. Son yıllarda kuraklık nedeniyle kuruma riski taşıyan ve alınan birçok önleme rağmen ciddi bir iyileşme görülmeyen göldeki bu durum, meyve üretimi açısından önem taşıyor. Akşehir ve Eber Gölü havzasında yetiştirilen, onlarca ülkeye ihraç edilen dünyanın en kaliteli kiraz ve vişnesi, bölge tarımı ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Göllerin yok olması, bölge iklimini bozacağından ve ürün kalitesini etkiyeceğinden özellikle Eber Gölü’nün korunması ve kurtarılması, hem kırsal yaşam, hem çiftçi refahı hem de milyonlarca dolar döviz girdisi sağladığı için ülke ekonomosi açısından büyük önem taşıyor. Bu çerçevede, Eber Gölü’ne gelecek her damlanın büyük önemi varken Sultan Dağları’ndaki kar yükü yüzleri güldürüyor. Bölgede dron çekimleri yapan Ali Çetinkaya da Sultan Dağları’nın zirvesini, karla beyaza bürünen ormanlık alanlarını havadan görüntüledi.
08 Şubat 2026 Pazar - 10:10
Sultan Dağları’ndaki kar Eber Gölü ve kiraza umut oldu
Afyonkarahisar’ın Çay ilçesinden Konya’nın Akşehir ilçesine ve Isparta’ya kadar uzanan Sultan Dağları’ndaki beyaz örtü, kuraklık nedeniyle kuruma riski bulunan Eber Gölü ve bölgedeki kiraz üreticilerine umut oldu. Efsanelere de konu olan, Yeşilçiftlik beldesi ya da Doğancık köyünden bir gelinin dağa kaçmasından ve orada ölmesinden sonra efsaneleşen 100 kilometre uzunluğundaki Sultan Dağları’nın en yüksek zirvesi 2610 rakımlı olan Gelincik Kaya Tepesi... Bunu 2519 metre rakımlı Toprak Tepe ve 2063 rakımlı Kırkkaya Tepe izliyor. Çay, Sultandağı ve Akşehir ilçeleri boyunca uzanan Sultan Dağları, bu yıl ülkenin birçok bölümünde etkili olan yağıştan nasibini aldı. Son yıllarda rastlanmayan ölçüde karla kaplanan ve beyaz örtüsüyle büyüleyen Sultan Dağları’ndaki yüklü kar, kuraklık nedeniye kuruma riski bulunan Eber Gölü ve bölgedeki kiraz, vişne, elma ve diğer tarım ürünlerini üreten çiftçilere umut oldu. Halen devam eden yağmurların etkisiyle canlanma görülen Eber Gölü’ndeki su miktarının, karların erimesiyle ilkbaharda göle gelecek suyla birlikte daha da artması bekleniyor. Son yıllarda kuraklık nedeniyle kuruma riski taşıyan ve alınan birçok önleme rağmen ciddi bir iyileşme görülmeyen göldeki bu durum, meyve üretimi açısından önem taşıyor. Akşehir ve Eber Gölü havzasında yetiştirilen, onlarca ülkeye ihraç edilen dünyanın en kaliteli kiraz ve vişnesi, bölge tarımı ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Göllerin yok olması, bölge iklimini bozacağından ve ürün kalitesini etkiyeceğinden özellikle Eber Gölü’nün korunması ve kurtarılması, hem kırsal yaşam, hem çiftçi refahı hem de milyonlarca dolar döviz girdisi sağladığı için ülke ekonomosi açısından büyük önem taşıyor. Bu çerçevede, Eber Gölü’ne gelecek her damlanın büyük önemi varken Sultan Dağları’ndaki kar yükü yüzleri güldürüyor. Bölgede drone çekimleri yapan Ali Çetinkaya da Sultan Dağları’nın zirvesini, karla beyaza bürünen ormanlık alanlarını havadan görüntüledi. (ZA-İHS)
08 Şubat 2026 Pazar - 09:09
Sütcü: "ABD’den Avrupa’ya birçok yatırımcı AOSB’de üretim yapıyor"
Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, "Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Orta Doğu’ya kadar birçok yatırımcı AOSB’de üretim yapıyor. Bu, altyapımıza ve yönetim anlayışımıza duyulan güvenin en somut göstergesidir" dedi. Sütcü, AOSB’nin ulaştığı seviyeyi, verdikleri hizmetleri ve Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin Adana’ya kazandıracaklarını değerlendirdi. Sütcü, Türkiye genelinde 418 organize sanayi bölgesi bulunduğunu hatırlatarak, fiziki alan büyüklüğü bakımından AOSB’nin ilk dört arasında yer aldığını söyledi. "Birçok yatırımcı AOSB’de üretim yapıyor" AOSB’nin yalnızca büyüklüğüyle değil; altyapısı, üstyapısı, idari kapasitesi ve ticari hacmiyle de örnek bir model haline geldiğini belirten Sütcü, "Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Orta Doğu’ya kadar birçok yatırımcı AOSB’de üretim yapıyor. Bu, altyapımıza ve yönetim anlayışımıza duyulan güvenin en somut göstergesidir" diye konuştu. AOSB’nin bugün yaklaşık 45 bin çalışanıyla güçlü bir üretim merkezi olduğunu, bölgede yüzde 100 yabancı sermayeli 27 firma bulunduğunu ifade eden Sütcü, sadece yurt içi değil dünyanın dört bir tarafından gelecek yatırımcıların ihtiyaçlarına cevap verecek kapasitede olduklarını kaydetti. "Alanımız 22 milyon metrekareye çıktı" Sütcü, AOSB’nin mevcut alanının 22 milyon metrekareye ulaştığını, bunun yanında yaklaşık 30 milyon metrekarelik yeni genişleme alanı bulunduğunu, bunun için kamu kurumlarından izinlerin büyük ölçüde tamamlandığını ifade etti. Bu genişleme tamamlandığında AOSB’nin Türkiye’nin en büyük OSB’lerinden biri olacağına dikkat çeken Sütcü, daha sonra şöyle devam etti: "Biz yalnızca alan büyütmüyoruz; sanayicimize verdiğimiz hizmetleri de çeşitlendiriyoruz. Bankalar, gümrük ve SGK şubesi, kamu kurumlarının tek çatı altında toplandığı kamu kampüsü, üniversite, lise ve anaokulu ile ticari alanlarımızla sanayicimizin şehir merkezine gitmeye ihtiyaç duymadığı bir ekosistem oluşturduk." Altyapı ve enerji yatırımları Sütcü, AOSB’de tüm havai hatların yer altına alındığını, trafo kapasitesinin 270 megavattan 550 megavattan çıkarıldığını ayrıca 8 megavat GES ve 50 megavat elektrik depolama yatırımlarının sürdüğünü belirtti. Sütcü, AOSB’nin Türkiye’nin en düşük elektrik dağıtım bedelini uygulayan OSB’lerden biri olduğuna dikkati çekerek, "Atıksu arıtma kapasitemiz ise 36 bin metreküp/gün’den 90 bin metreküp/gün’e çıkardık. Kullanma suyu kapasitemiz ise 222 bin metreküp gün’e ulaştı" dedi. Sanayiciye maliyet avantajı Sütcü, AOSB Enerji Şirketi, beton santralleri ve vinç hizmetleriyle sanayicilere piyasanın çok altındaki maliyetlerle hizmet sağlandığını belirterek, "Ayrıca Proje Destek Birimi aracılığıyla sanayicilerimize 750 milyon TL’nin üzerinde kamu desteğine erişim sağladık" diye konuştu. "Ceyhan Kimya Bölgesi stratejik bir sıçrama" AOSB Başkanlığının yanı sıra Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi Yönetim A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevi de tevdi edilen Bekir Sütcü, "Yaklaşık 30 milyon metrekarelik alan Cumhurbaşkanımızın onayı ile belirlendi. Bu bölge, özellikle Türkiye’nin ithal ettiği yüksek katma değerli kimya ürünlerinin yerli üretimini imkan sunacak. Bu yalnızca Adana’nın değil, Türkiye’nin projesidir. Ulusal ve uluslararası yatırımcıları çekecek, nitelikli istihdam oluşturacak ve dış ticaret açığını azaltacak bir merkez kuruyoruz" ifadelerini kullandı. "Toplam ihracat 4 milyar doların üzerine çıktı" Adana’nın yapılan toplam 4 milyar dolarlık ihracatının yüzde 50’sinin AOSB’den yapıldığını belirten Sütcü, "Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Adana’dan yapılan toplam ihracat 4 milyar doların üzerine çıktı. Bunun en az yüzde 50’si yani 2 milyar dolarlık ihracat bölgemizden karşılanıyor. Bu da AOSB’nin yalnızca fiziksel büyüklüğünün değil, ticari gücünün de ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir" dedi. Sütcü ayrıca, Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu listesinde AOSB’den 18, ikinci 500’de 12 firmalarının bulunduğunu, TİM 1000’de ise 16 firma ile yer aldıklarını kaydetti. 32 yıldır sanayici olduğunu hatırlatan Sütcü, AOSB yönetimi olarak temel hedeflerinin sanayicinin işini kolaylaştırmak olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Bizim görevimiz sanayicimizin zaman ve maliyet kayıplarını gidermek, bürokrasiyi azaltmak ve üretime odaklanmasını sağlamaktır. Çünkü üretim demek istihdam, ihracat ve devletimize vergi demektir." 10 Şubat mesajı Sütcü, 10 Şubat Salı günü saat 13.00’te AOSB Seyhan Salonu’nda seçimli olağan genel kurul yapılacağını hatırlatarak, tüm sanayicileri oylarını kullanmaya beklediklerini sözlerine ekledi.
08 Şubat 2026 Pazar - 09:04
AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Sütçü: "ABD’den, Avrupa’ya bir çok yatırımcı AOSB’de üretim yapıyor"
Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, "Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Orta Doğu’ya kadar birçok yatırımcı AOSB’de üretim yapıyor. Bu, altyapımıza ve yönetim anlayışımıza duyulan güvenin en somut göstergesidir" dedi. Sütcü, AOSB’nin ulaştığı seviyeyi, verdikleri hizmetleri ve Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin Adana’ya kazandıracaklarını değerlendirdi. Sütcü, Türkiye genelinde 418 organize sanayi bölgesi bulunduğunu hatırlatarak, fiziki alan büyüklüğü bakımından AOSB’nin ilk dört arasında yer aldığını söyledi. "Birçok yatırımcı AOSB’de üretim yapıyor" AOSB’nin yalnızca büyüklüğüyle değil; altyapısı, üst yapısı, idari kapasitesi ve ticari hacmiyle de örnek bir model haline geldiğini belirten Sütcü, "Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Orta Doğu’ya kadar birçok yatırımcı AOSB’de üretim yapıyor. Bu, altyapımıza ve yönetim anlayışımıza duyulan güvenin en somut göstergesidir" diye konuştu. AOSB’nin bugün yaklaşık 45 bin çalışanıyla güçlü bir üretim merkezi olduğunu, bölgede yüzde 100 yabancı sermayeli 27 firma bulunduğunu ifade eden Sütcü, sadece yurtiçi değil dünyanın dört bir tarafından gelecek yatırımcıların ihtiyaçlarına cevap verecek kapasitede olduklarını kaydetti. "Alanımız 22 milyon metrekareye çıktı" Sütcü, AOSB’nin mevcut alanının 22 milyon metrekareye ulaştığını, bunun yanında yaklaşık 30 milyon metrekarelik yeni genişleme alanı bulunduğunu, bunun için kamu kurumlarından izinlerin büyük ölçüde tamamlandığını ifade etti. Bu genişleme tamamlandığında AOSB’nin Türkiye’nin en büyük OSB’lerinden biri olacağına dikkat çeken Sütcü, daha sonra şöyle devam etti: "Biz yalnızca alan büyütmüyoruz; sanayicimize verdiğimiz hizmetleri de çeşitlendiriyoruz. Bankalar, gümrük ve SGK Şubesi, kamu kurumlarının tek çatı altında toplandığı kamu kampüsü, üniversite, lise ve anaokulu ile ticari alanlarımızla sanayicimizin şehir merkezine gitmeye ihtiyaç duymadığı bir ekosistem oluşturduk." Altyapı ve enerji yatırımları Sütcü, AOSB’de tüm havai hatların yer altına alındığını, trafo kapasitesinin 270 megavattan 550 megavattan çıkarıldığını ayrıca 8 megavat GES ve 50 megavat elektrik depolama yatırımlarının sürdüğünü belirtti. Sütcü, AOSB’nin Türkiye’nin en düşük elektrik dağıtım bedelini uygulayan OSB’lerden biri olduğuna dikkati çekerek, "Atıksu arıtma kapasitemiz ise 36 bin metreküp/gün’den 90 bin metreküp/gün’e çıkardık. Kullanma suyu kapasitemiz ise 222 bin metreküp gün’e ulaştı" dedi. Sanayiciye maliyet avantajı Sütcü, AOSB Enerji Şirketi, beton santralleri ve vinç hizmetleriyle sanayicilere piyasanın çok altındaki maliyetlerle hizmet sağlandığını belirterek, "Ayrıca Proje Destek Birimi aracılığıyla sanayicilerimize 750 milyon TL’nin üzerinde kamu desteğine erişim sağladık" diye konuştu. "Ceyhan Kimya Bölgesi stratejik bir sıçrama" AOSB Başkanlığının yanı sıra Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi Yönetim A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevi de tevdi edilen Bekir Sütcü, "Yaklaşık 30 milyon metrekarelik alan Cumhurbaşkanımızın onayı ile belirlendi. Bu bölge, özellikle Türkiye’nin ithal ettiği yüksek katma değerli kimya ürünlerinin yerli üretimini imkan sunacak. Bu yalnızca Adana’nın değil, Türkiye’nin projesidir. Ulusal ve uluslararası yatırımcıları çekecek, nitelikli istihdam oluşturacak ve dış ticaret açığını azaltacak bir merkez kuruyoruz" ifadelerini kullandı. "Toplam ihracat 4 milyar doların üzerine çıktı" Adana’nın yapılan toplam 4 milyar dolarlık ihracatının yüzde 50’sinin AOSB’den yapıldığını belirten Sütcü, "Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Adana’dan yapılan toplam ihracat 4 milyar doların üzerine çıktı. Bunun en az yüzde 50’si yani 2 milyar dolarlık ihracat bölgemizden karşılanıyor. Bu da AOSB’nin yalnızca fiziksel büyüklüğünün değil, ticari gücünün de ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir." Sütcü ayrıca, Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu listesinde AOSB’den 18, ikinci 500’de 12 firmalarının bulunduğunu, TİM 1000’de ise 16 firma ile yer aldıklarını kaydetti. 32 yıldır sanayici olduğunu hatırlatan Sütcü, AOSB yönetimi olarak temel hedeflerinin sanayicinin işini kolaylaştırmak olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Bizim görevimiz sanayicimizin zaman ve maliyet kayıplarını gidermek, bürokrasiyi azaltmak ve üretime odaklanmasını sağlamaktır. Çünkü üretim demek istihdam, ihracat ve devletimize vergi demektir." 10 Şubat mesajı Sütcü, 10 Şubat Salı günü saat 13.00’te AOSB Seyhan Salonu’nda seçimli olağan genel kurul yapılacağını hatırlatarak, tüm sanayicileri oylarını kullanmaya beklediklerini sözlerine ekledi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 17:25
Bakan Bolat: "2026 yılının ilk ayında Çin ile ihracatımız yüzde 32 artarak 335 milyon dolara yükseldi"
3’üncü Türkiye-Çin İş Konferansı (TCBC) Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katılımlarıyla gerçekleşti. Konferansta konuşan Bolat "Türkiye ekonomisi, büyümesini kesintisiz bir şekilde son 21 çeyrektir sürdürmektedir. Çin ile ikili ticaretimiz son yıllarda ciddi bir büyüklüğe ulaşarak, 2025 yılında yaklaşık 53 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2026 yılının ilk ayında Çin ile ihracatımız yüzde 32 artarak 335 milyon dolara yükseldi" dedi. 3’üncü Türkiye - Çin İş Konferansı Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Jiang Xuebin’in katılımlarıyla gerçekleşti. Türkiye ekonomisinin büyümesini sürdürdüğünü ve Çin ile ilişkilerin arttığını belirten Bakan Bolat, "Türkiye ekonomisi, büyümesini kesintisiz bir şekilde son 21 çeyrektir sürdürmektedir. Çin ile ikili ticaretimiz son yıllarda ciddi bir büyüklüğe ulaştı. 2025 yılında yaklaşık 53 milyar dolar olarak gerçekleşti. Somut gündem başlıklarımızdan biri de Çin’e tarım ve gıda ürünleri ihracatımızdır. 2025 yılında bu sektörde dünyaya 28 milyar dolar, Çin’e ise yaklaşık 240 milyon dolar ihracat gerçekleştirmiştir. Türkiye’nin kaliteli tarım ürünlerinin Çin pazarına erişimi konusunda kaydedilen ilerlemeleri memnuniyetle karşılıyoruz. 2026 yılının ilk ayında Çin ile ihracatımız yüzde 32 artarak 335 milyon dolara yükseldi" ifadelerini kullandı. "Çin ile ihracatımız 2026 yılının ilk ayında yüzde 32 arttı" Çin ile ikili ticaretin son yıllarda ciddi bir büyüklüğe ulaştığını belirten Ticaret Bakanı Ömer Bolat, " Çin ile ikili ticaretimiz son yıllarda ciddi bir büyüklüğe ulaştı. 2025 yılında yaklaşık 53 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ancak aynı yıl Türkiye’nin Çin’e ihracatı 3,28 milyar dolar seviyesinde kalırken, ithalatımız 49,6 milyar dolar olmuştur. Bu tablo, 46,3 milyar dolarlık bir dış ticaret açığına işaret ediyor ve Türkiye’nin toplam dış ticaret açığının yaklaşık yarısına karşılık geliyor. Biz bu tabloyu bir ihtilaf başlığı olarak değil; yapıcı bir anlayışla, ortak çaba gerektiren yapısal bir gündem olarak ele alıyoruz. Hedefimiz; ticareti daraltmak değil, Türkiye’nin Çin pazarındaki payını artırmak, ürün çeşitliliğini ve katma değeri yükseltmek, bunu da daha güçlü yatırım ortaklıklarıyla desteklemektir. Nitekim 2026 yılının ilk ayında ihracatımızın yüzde 32 artarak 335 milyon dolara yükselmesi, doğru adımlar atıldığında potansiyelin hızla açığa çıkabileceğini göstermektedir" dedi. "Türkiye ekonomisi, büyümesini kesintisiz bir şekilde son 21 çeyrektir sürdürmektedir" Türkiye ekonomisinin hızla büyüdüğüne dikkat çeken Bakan Bolat, " Türkiye ekonomisi; 2003-2024 arası 22 yılda, yıllık ortalama reel yüzde 5,4 oranında ve 2024 yılında da yüzde 3,3 oranında büyümeyi başarmıştır. 2025 ilk dokuz ayı sonunda ekonomik büyüme oranı da yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. 2023 yılında ilk kez 1 trilyon dolar eşiğini aşan GSYİH’mız, cari fiyatlarla, 2025 yılının üçüncü çeyreği itibarıyla ise 1 trilyon 538 milyar dolara yükselerek, tüm zamanların milli gelir rekorunu yenilemiştir. Kişi başına düşen gelir 2024 yılı itibarıyla 15 bin 325 dolara yükselmiş, 2025 yılı 3’üncü çeyrek sonunda ise 17 bin 886 dolara ulaşmıştır. IMF tahminlerine göre, Türkiye’nin, 2025 yılı sonunda, dünyanın 11’inci, Avrupa’nın 4’üncü büyük ekonomisi olması beklenmektedir. Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatı 2002 yılında 10 milyar dolar, ihracatımızdaki payı ise yüzde 30 seviyesindeydi. 2025 yılında orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız, 2024 yılına kıyasla yüzde 10,8 artarak 112 milyar dolara ulaşmış ve toplam imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 43,5’e çıkmıştır. Bu artış, Türkiye’nin teknoloji yoğun ürünlere olan yöneliminin bir sonucu olarak gerçekleşti ve bu payın daha da artırılmasını hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "2025 yılında tarım ve gıda ürünlerinde Çin’e yaklaşık 240 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik" 2025 yılında Çin’e 240 milyon dolar ihracat gerçekleştiğini belirten Bakan Bolat, "Somut gündem başlıklarımızdan biri de Çin’e tarım ve gıda ürünleri ihracatımızdır. Türk firmaları 2025 yılında bu sektörde dünyaya 28 milyar dolar, Çin’e ise yaklaşık 240 milyon dolar ihracat gerçekleştirmiştir. Türkiye’nin kaliteli tarım ürünlerinin Çin pazarına erişimi konusunda kaydedilen ilerlemeleri memnuniyetle karşılıyoruz. Badem ve su ürünleri protokollerinin imzalanması ve defne yaprağında imzaya hazır aşamaya gelinmesi önemli adımlardır. Kanatlı ürünler, kiraz ve turunçgiller başta olmak üzere bekleyen izin süreçlerinde de hızlanma bekliyoruz. Bu başlıklarda atılacak somut adımların, ticaretimizin niteliğine ve dengesine doğrudan katkı sağlayacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. "Çinli turistlerin en az yüzde 1’inin Türkiye’yi ziyaret etmesini hedefliyoruz" Çinli turistlerin Türkiye’yi tecih etmesi gerektiğine değinen Bakan Bolat, "Turizm ve sivil havacılık da ekonomik ilişkimizin önemli bir tamamlayıcı boyutudur. Çin’den yurt dışına çıkan turist sayısı 2024 yılında 155 milyon gibi çok büyük bir ölçektedir. Türkiye aynı yıl yaklaşık 425 bin Çinli ziyaretçi ağırlamıştır. Biz kısa vadede hedefimizi net koyuyoruz: yurt dışına çıkan Çinli turistlerin en az yüzde 1’inin Türkiye’yi ziyaret etmesini hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşmanın anahtarı, hava bağlantılarının güçlendirilmesidir. THY’nin Çin uçuş ağını genişletme yönündeki çabalarını önemsiyoruz ve bu konuda ilgili makamların desteğinin sürmesini bekliyoruz" şeklinde konuştu.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 15:11
Kütahya’nın ‘beyaz altını’ bor madeni için dev iş birliği
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ), Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK), ETİ Maden ve Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) temsilcileri, bor madeninin katma değerini artırmak ve stratejik alanlarda kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla Ankara’da bir araya geldi. Dünyanın en büyük bor rezervlerine sahip olan Emet ve Hisarcık bölgelerini odağına alan toplantıda, borun "milli bir mesele" olduğu vurgulandı. TENMAK Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen kritik zirveye; Kütahya Milletvekilleri İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir, TENMAK Başkanı Dr. Abdullah Buğrahan Karaveli, DPÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cengiz Karagüzel, Tavşanlı MYO Müdürü Prof. Dr. İsmet Çelik, akademisyenler ve bölge temsilcileri katıldı. Toplantıda, borun geleneksel kullanım alanları olan temizlik, tarım ve cam endüstrisinin ötesine geçilmesi gerektiği belirtildi. Borun; enerji, savunma, imalat, uzay ve havacılık alanlarında "yüksek katma değerli ileri malzeme" olarak kullanılmasına yönelik üretim istatistikleri ve bilimsel projeler masaya yatırıldı. Ayrıca bor üretim süreçlerindeki atıkların ekonomiye kazandırılması ve laboratuvar altyapılarının ortak kullanımı konularında mutabakata varıldı. Süreci yakından takip eden Kütahya Milletvekili Mehmet Demir, yaklaşık dört ay önce DPÜ Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak ile başlatılan çalışmaların meyvesini verdiğini ifade etti. Demir, "Aralık ayında Tavşanlı’da yaptığımız toplantıdaki tespitleri bugün TENMAK yetkilileriyle değerlendirdik. Bu alandaki desteğimiz sürecek. DPÜ Rektörümüze ve akademisyenlerimize katkıları için teşekkür ediyorum" dedi. DPÜ Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak ise yaptığı açıklamada, dünyanın en büyük bor rezervinin Emet ilçesinde bulunduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Bor; roket yakıtından süper iletkenlere, zırh teknolojilerinden nükleer alana kadar hayati bir öneme sahip. Üniversitemizde borun endüstriyel ürüne dönüştürülmesi noktasında yapılan her çalışma bizim için milli bir meseledir. Bu alandaki bilimsel araştırmaları sonuna kadar destekleyeceğiz." TENMAK Başkanı Dr. Abdullah Buğrahan Karaveli, DPÜ ve Tavşanlı TSO ile yapılacak ortak çalışmaları kurum hedefleri açısından çok değerli bulduklarını belirtti. Toplantı sonunda, iş birliğinin sürdürülebilirliği için TENMAK heyetinin Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’ne davet edilmesi ve sürecin çevrim içi toplantılarla hızlandırılması kararlaştırıldı.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:41
27 yıllık Avrupa serüvenini vatan hasretiyle bitirdi: Alaplı’da 30 kişiye istihdam sağlıyor
Almanya’nın Gelsenkirchen kentinde 27 yıl maden ve ticaretle uğraşan Yılmaz Akyüz, vatan özlemiyle döndüğü memleketi Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde sanayici oldu. Devraldığı tesiste 30 kişiye istihdam sağlayan Akyüz, Alaplı’da ürettiği pat pat kasalarını Balkanlar ve Doğu ülkelerine ihraç ederek Avrupa’daki ticari tecrübesini Anadolu’nun yerel gücüyle birleştiriyor. Zonguldak’ın Alaplı ilçesinden 1999 yılında aile birleşimi nedeniyle Almanya’ya giden Yılmaz Akyüz, yaklaşık 27 yıl kaldığı Avrupa’daki iş hayatının ardından memleketine yatırım yapma kararı aldı. Almanya’nın Gelsenkirchen kentinde aynı zamanda maden ve ticaret sektöründe faaliyet gösteren Akyüz, Alaplı Çayboyu mevkiinde pat pat sektöründe faaliyet gösteren bir imalat fabrikasını devraldı. 4 dönüm alan üzerine kurulu tesiste 30 işçiyle üretim yaptıklarını belirten Akyüz, pat pat kasası imalatında Türkiye genelinden talep aldıklarını söyledi. Akyüz, dönüş kararını şu sözlerle anlattı: "1999 yılında Almanya’ya aile birleşimi nedeniyle gitmiştim. Uzun yıllar ticaretle uğraştık. Vatan hasreti ağır basınca ve memlekete yatırım yapma hayalimizi gerçekleştirmek isteyince dönüş kararı aldık. Yurt dışında kazandığımız birikimi kendi topraklarımıza taşımak istedik." Üretim kapasitesini büyütmeyi hedeflediklerini ifade eden Akyüz, yalnızca yerel pazara değil uluslararası pazara da açılmak istediklerini belirterek, "Şu anda Türkiye’nin her yerine üretim ve sevkiyat yapabiliyoruz. Hedefimiz üretimi sadece Alaplı ve Türkiye ile sınırlı tutmamak. Yakın coğrafyada Bulgaristan ve Romanya başta olmak üzere Doğu ülkelerine ihracat planlıyoruz. Bu doğrultuda altyapı ve AR-GE çalışmalarımız sürüyor" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder