EĞİTİM
08 Mayıs 2026 Cuma - 15:17 YÖK Genel Sekreteri Aksoy’dan ODTÜ değerlendirmesi: "İdeolojiler gözünüzü kör etmesin" Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Genel Sekreteri Batıkan Aksoy, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde(ODTÜ) yaşanan olaylara ilişkin öğrencilere birlik ve sağduyu çağrısında bulundu. Aksoy, gençlerin ideolojik ayrışmalar üzerinden kutuplaştırılmak istendiğini belirterek, "İdeolojiler sizin gözünüzü kör etmesin. İdeolojilerin hiçbiri sizin sevmenizden ve bir arada olmanızdan kıymetli değil. Bunlar sizin içine çekilmek istendiğiniz tuzağın bir parçası. Bunların dışında duracağız. Böyle bir kutuplaşma yok. Bu bir hayal" dedi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Samsun İl Temsilciliği iş birliğinde gençlerin akademik ve entelektüel gelişimine katkı sunmak amacıyla ‘Küresel İktidar’ konulu ihtisas akademi programı düzenlendi. YÖK Genel Sekreteri Batıkan Aksoy’un katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte güncel küresel gelişmeler üzerine değerlendirmeler yapıldı. Protokol konuşmalarının ardından konuşan Batıkan Aksoy, uzun bir sunumun ardından öğrencilerden gelen soruları cevapladı. Dün ODTÜ’de gençler arasında yaşanan olaylara da değinen Aksoy, gençlerin ideolojiler ile karşı karşıya getirilip birbirlerinden uzaklaştırıldığına dikkat çekti. "İdeolojiler sizin gözünüzü kör etmesin" Sorular üzerine ODTÜ’deki olaylara değinen YÖK Genel Sekreteri Batıkan Aksoy, "Biz aydına ‘münevver’ diyoruz. Aydınlanan ve çevresini de aydınlatan demek. Bir aydın sadece seküler olmak zorunda değildir. Kültürel iktidar meselesi gerilimli ve sürekli yer değiştiren bir mücadelenin eseri. Sürekli bir devinim ve akış içerisindedir. Bu karşılıklı mücadele ve akış seni daha iyi bir üretim yapmaya getiriyorsa milletlerin de ileri gitmesinin motoru olur. Birbiriyle çatışan iki kutup düşüncesine katılmıyorum. Saygı varsa, başkasının düşüncesi seni sadece düşünce olduğu için rahatsız etmiyorsa ortada bir çatışma yok. Bugün gençler kendilerinin itilmek istendiği bu tuzaktan kendilerini çekip kurtarmalılar. Dün Ankara’da ODTÜ’de benzer şeyler yaşadık. Aynı jenerasyona sahip iki gencin birbirinden ne farkı olabilir? Aynı kaygıları duyan, dünyaya benzer telaşlarla bakan, benzer keyifleri alan iki özne ne konuda anlaşamayabilir? İdeolojiler sizin gözünüzü kör etmesin. İdeolojilerin hiçbiri sizin sevmenizden ve bir arada olmanızdan kıymetli değil. Bu kutuplaşmayı aslında zihinlerinizde ve eylemlerinizde üreten ne yazık ki yine sizlersiniz, dün ODTÜ’deki kardeşlerimiz. İkisi de kardeşlerimiz. Temel değerlerde uzlaşacağız. Bayrakta uzlaşacağız, bunun tartışması yok. Mukaddes değerlerde uzlaşacağız. ‘Herkes dindar olsun’ kastetmiyorum. Herkes dindarlığa da dinsizliğe de saygılı olsun. Bir başkasını zorlamasın, bu konuda dayatmada bulunmasın. Biz de Cumhurbaşkanımız da bunu istiyor. Milletimiz de bunu istiyor. Bunlar sizin içine çekilmek istendiğiniz tuzağın bir parçası. Bunların dışında duracağız. Böyle bir kutuplaşma yok. Bu bir hayal. Eğer sen karşındakini sadece düşüncesinden ötürü yargılamıyorsan ve dışlamıyorsan ortada bir kutuplaşma yoktur. Eğer yapıyorsan kendimizi düzelteceğiz" diye konuştu. "YÖK önceden askere brifing veriyordu, şimdi öğrencileri dinliyor" 1990’lı yıllarda askerin YÖK üzerinde baskılı olduğunu ve yönlendirdiğini ifade eden YÖK Genel Sekreteri Aksoy, "YÖK şu anda bugün gençlerin ayağına geliyor. Değişim, yeni vizyon bu. Artık YÖK size gelip dinliyor. Sizin gibi düşünüyor ve dertlerinize merhem olmaya çalışıyor. Artık eski Türkiye’ye dönüş yok. Bunu bir siyasi söylem olarak söylemiyorum. Eski Türkiye’nin kapıları kapandı. Düzen ne olursa olsun, konjonktür ne olursa olsun eski Türkiye’ye dönmek isteyenler karşılarında sadece bir duvar bulacaklar. Yeni YÖK’ün vizyonu askerlere brifing veren değil, gelip gençlere brifing veren, gençlerin düşüncelerini ve arzularını dinleyen YÖK’tür. Bundan sonra da böyle olacaktır" şeklinde konuştu. Rektör Aydın: "Lider Ülke Türkiye hedefi doğrultusunda çaba sarf etmeyi milli bir vazife şeklinde görmekteyiz" Programda konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ise "Dijitalleşmenin hız kazandığı çağımızda kültürel üretim; sinemadan edebiyata, akademiden sosyal medyaya dek geniş bir sahada etkisini göstermektedir. Dolayısıyla kültürel bağımsızlığın korunması; yerli düşüncenin, özgün sanat anlayışının ve nitelikli akademik üretimin desteklenmesiyle mümkündür. Ondokuz Mayıs Üniversitesi olarak bizler de milli ve manevi değerlerini evrensel bilgiyle buluşturabilen; düşünen, üreten ve kültürel özgüveni yüksek bireyler yetiştirmeyi ve Lider Ülke Türkiye hedefi doğrultusunda çaba sarf etmeyi milli bir vazife şeklinde görmekteyiz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret buyurduğu üzere ‘Günümüzün ihtiyaçlarıyla yeniden yorumlayarak kültürümüzü ihya etmek, ayağa kaldırmak, geleceğe taşımak’ bizlere yüklenmiş en anlamlı sorumluluklardandır" ifadelerini kullandı. Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe ayrıca TÜGVA Genel Merkez Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karagüzel, öğretim üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Tunceli’de öğrencilerden Filistin’e destek
07 Ekim 2025 Salı - 17:54 Tunceli’de öğrencilerden Filistin’e destek Milli Eğitim Bakanlığının çağrısıyla, tüm Türkiye’de olduğu gibi Tunceli genelindeki okullarda da "Soykırıma Hayır" temasıyla Filistin farkındalık etkinlikleri gerçekleştirildi. Filistin farkındalık etkinlikleri kapsamında, Tunceli İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse Latif Büyükdağ İlkokulu’nda ve Tunceli Güzel Sanatlar Lisesi’nde öğrencilerle ve öğretmenlerle bir araya geldi. Latif Büyükdağ İlkokulu’nda öğrenciler, Filistin bayrağı ve Türk bayrağı, "Munzur’un çocuklarından Gazze’nin çocuklarına selam olsun" yazılı pankart ve Filistin bayrağı renklerinde olan balonlarla etkinlik düzenlendi. Güzel Sanatlar Lisesi’nde ise 10 ve 11’inci sınıf öğrencilerinin tasarladığı Filistin ve Sumud Filosu temalı resim boyandı. Etkinlikler kapsamında öğrencilerle bir arada olan İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, "Bugün ülke genelinde, 81 ilimizde, tüm okullarda öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz tek yürek şeklinde Filistin meselesinde bir farkındalık oluşturmak için bir duruş ortaya koyuyorlar. Bugün tüm dünya ülkelerinde İsrail’e tepki her gün çığ gibi büyüyor. İsrail’in Filistin halkına Gazze’de yaptıkları kabul edilemez. Sivillerin, çocukların, savunmasız insanların katledilmesi, birçok evrensel değerin yok edilmesi, dünya barışının tehlikeye girmesi kabul edilebilecek şeyler değildir. Biz de çocuklarımızı eğitim yuvalarında, okullarımızda onları hayata hazırlarken nasıl ki akademik becerilerle donatıyoruz; aynı zamanda onları hayata hazırlama sürecinde evrensel değerlerle de buluşturmak farkındalık oluşturmak konusunda çalışmalar yapıyoruz" dedi.
KAPGEM toplantısında sağlık ve iletişim politikaları masaya yatırıldı
07 Ekim 2025 Salı - 17:27 KAPGEM toplantısında sağlık ve iletişim politikaları masaya yatırıldı Karabük Üniversitesi (KBÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Kamu Politikaları Araştırma ve Geliştirme Merkezi (KAPGEM) tarafından düzenlenen toplantılarda, sağlık ve iletişim alanlarına yönelik politika önerileri ele alındı. KAPGEM Sağlık Politikaları Masası ile İletişim ve Medya Politikaları Masası toplantılarına, KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık başkanlık etti. Toplantılarda masa üyeleri tarafından hazırlanan raporlar değerlendirildi, öneriler paylaşıldı. "Bilgi toplumsal faydaya dönüşmeli" Toplantıya ilişkin açıklamalarda bulunan Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık, Karabük Üniversitesinin yalnızca akademik üretimle değil, topluma katkı sunan politika çalışmalarıyla da öne çıktığını belirtti. Prof. Dr. Kırışık, "Üniversitemiz, sadece bilgi üretmekle kalmıyor; bu bilgiyi toplumun yararına kullanmak için çalışıyor. KAPGEM çatısı altında hazırlanan raporlar, ilgili kurumlarla paylaşılmakta ve çözüm odaklı politika önerileri geliştirilmesine katkı sağlamaktadır." dedi. "Üniversiteler topluma yön vermeli" Kırışık, bilimsel çalışmaların yalnızca akademik alanda kalmaması gerektiğini vurgulayarak, "Bilimsel birikimi, politika süreçlerine yansıtarak toplumun karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretmeye kararlıyız." ifadelerini kullandı. Toplantılarda, masa üyeleri de kendi alanlarına ilişkin görüş ve önerilerini dile getirdi. Ayrıca gelecekte yürütülecek projelere dair fikir alışverişinde bulunuldu.
Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: (4+4+4 zorunlu eğitim sistemi) "Daha kısa ama nitelikli eğitim modeli erken mesleki yönlendirmeye imkan tanıyacaktır"
07 Ekim 2025 Salı - 16:48 Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: (4+4+4 zorunlu eğitim sistemi) "Daha kısa ama nitelikli eğitim modeli erken mesleki yönlendirmeye imkan tanıyacaktır" Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde görüşülecek olan ’4+4+4’ zorunlu eğitim sistemine yönelik değerlendirmesinde, "Daha kısa ama nitelikli ve bireysel farklılıklara duyarlı bir eğitim modeli hem erken mesleki yönlendirmeye imkan tanıyacak hem de eğitim sisteminin daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlayacaktır" dedi. Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "4+4+4" zorunlu eğitim sistemine yönelik öğretmen, öğrenci ve velilerin bulunduğu 36 binden fazla katılımcıyla yapılan araştırma sonrası gelen sorular üzerine Memur-Sen Genel Merkezi’nde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Raporun sadece Türkiye değil geniş anlamda uluslararası medyada geniş bir yankı bulduğunu söyleyen Yalçın, 4+4+4 zorunlu eğitim sistemine yönelik saha araştırması başlığıyla yayınladıkları çalışma 2012 yılından beri uygulanan zorunlu eğitim sisteminin mevcut durumunu değerlendiren en kapsamlı çalışmaların başında olduğunu ifade etti. "Araştırmanın en dikkat çekici sonucu zorunlu eğitim süresinin 12 yıl olmasının uzun bulunmasıdır" Türkiye’nin 81 ilinden 36 bini aşkın katılımcıyla yürütülen 4+4+4 zorunlu eğitim sistemine yönelik saha araştırması başlığıyla yayınladıkları çalışmanın 2012 yılından bu yana uygulanan zorunlu eğitim sisteminin mevcut durumunu değerlendiren en kapsamlı çalışma olduğunu belirten Ali Yalçın, "Bu saha araştırmamızda katılımcılardan 17 bin 762 öğretmen, 7 bin 34 yönetici, 5 bin 415 lise öğrencisi son sınıf öğrencisi ve 5 bin 907 kişi ise bunların velilerinden oluşuyor. Araştırmanın en dikkat çekici sonucu zorunlu eğitim süresinin 12 yıl olmasının uzun bulunduğu. Öğretmenlerin yüzde 93,8’i yöneticilerin yüzde 97,1’i, öğrencilerin yüzde 78,5 ve velilerin de yüzde 78,8’i bu süreyi uzun buluyor. Sürenin toplum ve çalışma hayatının beklentilerle uyumlu olmadığını düşünenlerin oranı öğretmenlerin yüzde 75,2’i, yöneticilerin yüzde 82,8’i, velilerin ise yüzde 58,9’u oluşturuyor. Öğretmenleri yüzde 70’i yöneticilerin de yüzde 78,9’u bu kanaati paylaşıyor. Katılımcıların çoğu öğrencilerin meslek seçiminde yeterince yönlendirilmediğini, öğretmenler yüzde 66,6 bu kanaatte. Yöneticilerin yüzde 71’i bu kanaatte, meslek seçimini yeterince yönlendirmediğini, sistemin sosyal duyusal gelişimi sınırladığını vurguluyorlar. Öğretmenlerin yüzde 83,6’sı öğrencilerin yüzde 75,9’u son yılın gerekli olmadığı görüşünü paylaşıyor" şeklinde konuştu. "En çok önerilen model ise 3+1 yani 3 yıl zorunlu, 1 yıl isteğe bağlı eğitim" Araştırma sonucu zorunlu eğitim süresinin toplumun beklentileri ve hayatın gerçekleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Yalçın, "Katılımcıların yaklaşık yüzde 90’ı lise son sınıfın üniversite hazırlık ve kariyer planlama yılına dönüştürülmesi gerektiğini savunuyor. Araştırma esnek ve modüler orta öğretim modellerine güçlü bir destek sunuyor. En çok önerilen model ise 3+1 yani 3 yıl zorunlu 1 yıl isteğe bağlı eğitim ve 2+2, 2 yıl zorunlu 2 yıl isteğe bağlı şeklinde 2 seçenek bu araştırmada öne çıkıyor. Eğitim Bir-Sen olarak bu bulguların sistemin süre, içerik ve yapı bakımında yeniden düzenlenmesi ve bir yol haritası oluşturulması konusunda önemli ipuçları sunduğunu düşünüyoruz. Sonuç olarak araştırmamızda elde ettiğimiz bulgular doğrultusunda zorunlu eğitim süresi toplumun beklentileri ve hayatın gerçekleriyle uyumlu hale getirilmelidir" açıklamalarında bulundu. "Daha kısa ama nitelikli eğitim modeli erken mesleki yönlendirmeye imkan tanıyacaktır" TBMM tutanaklarını da taradıklarını ifade eden Ali Yalçın, "Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarına baktığımızda çeşitli tarihlerde taradığımız yazılı soru önergelerinde şu başlıkların yer aldığı gözüküyor. Sürenin uzatılmasının yapısal sorunları artırması, sürenin uzatılmasının eğitimi nitelikli hale getirmemesi, uzun sürenin öğrenciler için yük oluşturması, sürenin artışının erken okul terklerine yol açması, sürenin esnek ve yeniden yapılandırılması gerektiği, kısa ve odaklanmış modellerin geliştirilmesi gerektiği gibi bu anlamda meclis tutanaklarında pek çok kez görüşler ifade ediliyor. Zorunlu eğitim süresi, toplumsal fayda ve toplumun değişim beklentileri, hızla gelişen teknoloji, yapay zeka ve bu konudaki hızlı gelişmeler, bilgi temelli eğitimden beceri temelli eğitime dönüşen eğitim sistemleri gibi çeşitli nedenlerle zorunlu eğitim sisteminin dönüştürülmesi bir beklenti olarak önümüzde durmaktadır. Daha kısa ama nitelikli ve bireysel farklılıklara duyarlı bir eğitim modeli hem erken mesleki yönlendirmeye imkan tanıyacak hem de eğitim sisteminin daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlayacaktır" diye konuştu. "OECD ülkeleriyle uyumlu biçimde zorunlu eğitim süresi 11 yıla çekilir" Ali Yalçın, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in zorunlu eğitim süresine ilişkin bakanlık ön çalışmasını Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ne sunacaklarını ifade ettiğini hatırlatarak, "Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere bu anlamda saha araştırmamız tüm kamu kurumlarına ulaştırılmış ve bu konuda saha beklentileri kamuoyuna yansıtılmıştır" dedi. Lisans eğitim süresine ilişkin YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın konuya ilişkin görüşlerini aktaran Yalçın, bu çalışmaları yakından takip ettiklerini söyledi. Öğrenciler, öğretmenler ve velilerin farklı ihtiyaçlara yanıt verebilecek alternatif modellerin aynı sistem içerisinde yer almasını talep ettiğini söyleyen Ali Yalçın, raporda ortaya çıkan modelin öngördüğü katkıları şu şekilde ifade etti: "Birincisi sistemin verimliliğini artırmaya vesile olabilir. Zorunlu eğitimin 12 yıldan 11 yıla esnetilmesi kaynakların daha etkin ve hedefe yönelik kullanımını mümkün kılabilir. Okul türleri arasında esnek geçişlerin olması kapasite fazlası yerine ihtiyaç temelli planlama yapılmasına imkan sağlar. 2’ncisi bireysel yönelimi güçlendirir. Öğrenciler 11’inci sınıfın sonunda akademik, mesleki ya da alternatif yönelimlere göre kendileri için yol haritası çizebilirler. 3’üncü olarak istihdam ve beceri uyumunu arttırabilir. Bu da isteğe bağlı son yıl doğrudan iş gücüne geçişi hedefleyen öğrenciler için sektörel modüller, kısa sertifika programları ve mesleki yeterlilik belgeleriyle desteklenir. 4’üncü olarak akademik kaliteye bunun etkisi olabilir. Üniversiteye hazırlık sürecinde yer alan öğrenciler için yapılandırılmış, odaklı ve destekleyici akademik içerikler sunulur. Zorunluluktan çıkarılan 12’nci sınıf bu grubun ihtiyaçlarına göre daha özgür şekilde tasarlanabilir. 5’incisi uluslararası uyum artar. OECD ülkeleriyle uyumlu biçimde zorunlu eğitim süresi 11 yıla çekilir. Ayrıca modüler ve kişiselleştirilmiş öğrenme yapıları UNESCO’nun geleceğin eğitimi vizyonu ve ’OECD’nin öğrenme pusulası 2030’ ilkeleriyle de örtüşmüş olacaktır. Biz bu tartışmalar ışığında, saha araştırması verileri ışığında konunun sosyal taraflarla tartışılması Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda 21’inci Milli Eğitim Şurası’nı düzenleyerek bunu tartışmaya açmasını son derece önemli buluyoruz."
Nitelikli insan kaynağı için elmas programı
07 Ekim 2025 Salı - 16:19 Nitelikli insan kaynağı için elmas programı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen Milli Yetkinlik Hamlesi-ELMAS Programı kapsamında düzenlenen Mesleki Eğitim Çalıştayı, Aliağa Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Aliağa Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen çalıştaya; Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Savunma Sanayii Başkanlığı Akademi Başkanı Prof. Dr. Cenk Aktaş, Milli Eğitim Mesleki ve Teknik Eğitim Müdürlüğü Daire Başkanı Ercan Alpay, Savunma Sanayii Akademi Programlar Koordinatörü Doç. Dr. Sinan Keskin, Savunma Sanayii Akademi Yetkinlik Gelişim Müdürü Veda Duman Kantarcıoğlu, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Firdevs Çatalkaya, İl Milli Eğitim Şube Müdürü Abdullah Kotay, Aliağa Ticaret Odası Başkanı Ömer Ertürk, Aliağa Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Serdar Berk, TOBB ALOSBİ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Melike Cantopçu, iş insanları, kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Nitelikli insan kaynağı için elmas programı Milli Eğitim Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı iş birliğiyle yürütülen ELMAS Programı, savunma sanayinde ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücünü yetiştirmeyi hedefliyor. Program kapsamında, pilot olarak seçilen okullarda eğitim altyapısının güçlendirilmesi, müfredatın savunma sanayinin ihtiyaçlarına göre güncellenmesi, öğrencilerin uygulamalı eğitim, staj ve istihdam imkanlarıyla desteklenmesi planlanıyor. ALOSBİ MTAL, Türkiye’deki 13 pilot okuldan biri oldu Savunma Sanayii Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında yürütülen iş birliği çerçevesinde, Türkiye genelinde 13 Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ELMAS Programı kapsamına alındı. Bu okullar; gelişime açıklığı, stratejik konumu, savunma sanayine yakınlığı ve teknik yeterlilikleri göz önünde bulundurularak seçildi. Bu kapsamda, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ALOSBİ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi de programa dahil edildi. Okul Müdürü Melike Cantopçu, açılış konuşmasında okulun mevcut bölümlerini, fiziki kapasitesini, öğretmen ve öğrenci profillerini, yürütülen projeleri ve ELMAS Programı kapsamında planlanan yeni bölümleri anlattı. "Elmas projesi ile gençlerin ufukları açılacak" Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, programın ilçeye kazandırılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek şu ifadeleri kullandı: "Aliağa’da Milli Yetkinlik Hamlesi kapsamında ELMAS Projesine Türkiye genelinde seçilen 13 okuldan birinin ilçemizde bulunması bizleri gururlandırıyor. Okulumuzun proje sayesinde kendisini daha da geliştirerek gençlerimizin ufkunu açacağına, ülkemize ve milletimize önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Bu projenin ilçemizde hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." Protokol konuşmalarının ardından sanayideki mesleki ve teknik ihtiyaçlara yönelik çevrimiçi bir anket gerçekleştirildi. Anket sonuçlarının değerlendirilmesi ve soru-cevap bölümüyle çalıştay sona erdi.
Van’da öğrenciler Filistin için tek yürek oldu
07 Ekim 2025 Salı - 16:13 Van’da öğrenciler Filistin için tek yürek oldu Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek amacıyla Van’da öğrenciler, öğretmenleriyle birlikte düzenlenen etkinliklerde Filistin için tek yürek oldu. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in imzasıyla illere gönderilen yazı doğrultusunda Van İl Millî Eğitim Müdürlüğü koordinesinde kent genelindeki birçok okulda anlamlı programlar gerçekleştirildi. Okul bahçeleri ve salonlarda düzenlenen etkinliklerde öğrenciler, ellerinde Türk ve Filistin bayraklarıyla yer alarak Gazze’de yaşanan zulme karşı duyarlılıklarını gösterdi. Programlarda Filistin temalı şiirler okunurken, marşlar seslendirildi, Kur’an-ı Kerim tilavetleri yapılarak dualar Gazze’ye gönderildi. Bazı okullarda öğrencilerin çizdiği resimler sergilendi, kısa film gösterimleriyle Filistin’de yaşananlar öğrencilere anlatıldı. Van İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Nurettin Aras, Filistin meselesinin yalnızca bir coğrafyanın değil, tüm insanlığın vicdan sınavı olduğunu belirtti. İl Müdürü Aras, "Filistin’de yaşanan acı, sadece bir halkın değil, insanlığın ortak yarasıdır. Eğitim camiası olarak bu zulme sessiz kalamayız. Çünkü eğitim, aynı zamanda vicdan, merhamet ve adalet duygusunu da inşa etmektir. Bugün öğrencilerimiz, kalemleriyle, çizimleriyle, şiirleriyle mazlumların yanında olduklarını göstermiştir" dedi. Küresel Sumud Filosuna yönelik müdahaleyi de değerlendiren Aras, "Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosuna yapılan saldırı insanlığın ortak vicdanına yönelmiştir. Eğitim camiası olarak bizler, öğrencilerimizin gözünden insanlığın anlamını yeniden okumayı ve adaletin evrenselliğini öğretmeyi görev biliyoruz" diye konuştu. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne de değinerek, modelin "erdem-değer-eylem" anlayışının bu tür etkinliklerde somutlaştığını vurgulayan Aras, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, erdemli bir duruş kazandırmayı amaçlıyor. Filistin için düzenlenen bu programlar, bu anlayışın en güzel örneklerindendir. Öğrencilerimizin vicdanla, adaletle ve insani değerlerle büyümesi, Türkiye Yüzyılı’nın en büyük kazanımı olacaktır" şeklinde konuştu.
Pursaklar’ın Hanım Evleri’nde yeni dönem başladı
07 Ekim 2025 Salı - 15:41 Pursaklar’ın Hanım Evleri’nde yeni dönem başladı Her yaş grubundan kadınların katıldığı Ankara Pursaklar Belediyesi’ne bağlı Hanım Evleri’nde, yeni dönem kursları kapılarını açtı. Kadınların sosyal, kültürel ve mesleki gelişimlerine katkı sağlayan Pursaklar Belediyesine bağlı Hanım Evleri’nde, modern sınıf ortamları ve uzman eğitim kadrosu ile yeni dönem kursları start vermeye başladı. ‘‘Yeni dönemin tüm kursiyerlerimize hayırlı olmasını diliyorum’’ Kadınların yeteneklerini keşfettiği Hanım Evleri’nde yeni dönem kurslarının birer birer başladığını ifade eden Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin; ‘‘Hanım Evlerimiz, kadınlarımızın sosyalleştiği, kendini geliştirdiği, üretime katkı sağladığı önemli mekânlar. Burada sadece kurslar yapılmıyor; dostluklar kuruluyor, yeni beceriler kazanılıyor, hayatlara dokunuluyor. Her bir kursiyerimizin emeği ve gayreti bizim için çok kıymetli. Kadınlarımızın ürettiği her el emeği ürün, onların özgüveninin, azminin ve başarısının bir göstergesi. Yeni dönemin tüm kursiyerlerimize hayırlı olmasını diliyor, başarılarla dolu bir eğitim süreci temenni ediyorum’’ dedi. Her yaş grubundan kadınların katıldığı eğitimlerde; el sanatları, dikiş-nakış, pastacılık, ahşap boyama, takı tasarımı, aşçılık, resim, Kur’an-ı Kerim, diksiyon, İngilizce ve daha birçok branşta kadınlar hem yeni beceriler öğrenip hem de keyifli vakit geçirerek üretmenin mutluluğunu yaşayacak.
Minik öğrencilerden Hayvan Bakımevine ziyaret
07 Ekim 2025 Salı - 14:57 Minik öğrencilerden Hayvan Bakımevine ziyaret 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü etkinlikleri kapsamında Muğla Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakımevi farklı okullardan çocukları can dostlarla buluşturdu. Bugüne kadar 32 bin 639 kişinin ziyaret ettiği Hayvan Bakımevinde çocuklar Büyükşehir’in uzman veteriner hekimlerinden Bakımevindeki can dostların sağlığı ve bakımı hakkında bilgi aldı. Türkiye’nin en donanımlı Hayvan Bakımevini Muğla’ya kazandıran Muğla Büyükşehir Belediyesi, can dostların en iyi şartlarda yaşamasını sağlarken aynı zamanda belirli saat ve günlerde can dostlara ziyarete gelenlere kapılarını açıyor. İlk kabul, yavrulu anne bakım, karantina, muayene, ameliyathane, müşahede, kedi üniteleri ile açık-kapalı kafesler ile yaşam alanlarına sahip Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakımevini bugüne kadar 32 bin 639 kişi ziyaret ederken, 3 bin 858 can dostta sahiplendirilerek yeni yuvalarına kavuştu. Muğla Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakımevinde görevli veteriner hekim Merve Çamlı, "Bakımevimizde Dünya Hayvanları Koruma Günü kapsamında öğrencilerimiz bakımevimizi ziyaret ediyor. 10.00-12.00, 14.00-16.00 saatleri arasında vatandaşlarımızı bakımevimize bekliyoruz. Bakımevimizde kısırlaştırma, cerrahi operasyonlar ve hasta hayvanların tedavisi yapılmakta" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak sadece 4 Ekim’de değil, yılın her günü onların yaşam şartlarını iyileştirmek, sağlıklarını korumak ve onlara güvenli bir yuva sağlamak için çalıştıklarını, Hayvan Bakımevinin Türkiye’nin en donanımlı tesislerinden biri olmasının yanı sıra çocukların da hayvan sevgisini öğrenebileceği, empati kurabileceği bir eğitim alanı olma özelliği taşıdığını açıkladı.