EĞİTİM
28 Nisan 2026 Salı - 10:19 MSKÜ akademik ve idari personeline yangın eğitimi MSKÜ akademik ve idari personeline, Muğla Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından teorik ve uygulamalı yangın eğitimi verildi. Muğla Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Eğitim ve İdari İşler Şube Müdürlüğü tarafından Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) akademik ve idari personeline teorik ve uygulamalı yangın eğitimi verildi. 9-24 Nisan tarihleri arasında aşamalı şekilde gerçekleştirilen eğitim kapsamında, yangın güvenliği konusunda teorik bilgiler aktarıldı ve muhtemel yangın durumlarında doğru ve hızlı müdahalenin önemi vurgulandı. Eğitim süresince yangın türleri, yangının çıkış nedenleri ve yangın anında alınması gereken önleyici tedbirler hakkında detaylı bilgilendirme yapıldı. Üniversitemiz sivil savunma ve acil durum ekiplerinin yanı sıra; akademik ve idari personeline yangın söndürme tüplerinin çeşitleri ve hangi yangın türlerinde hangi ekipmanların kullanılacağı anlatıldı. Bunun yanında yangın anında panik yapılmaması, tahliye kurallarına uyulması, acil çıkışların kullanımı ve can güvenliğinin öncelikli olduğu konular üzerinde duruldu. Eğitimin ardından yapılan uygulamalı yangın tatbikatı ile katılımcılar, edindikleri bilgileri sahada birebir deneyimleme imkânı buldu. Tatbikat sırasında personel, gerçek yangın senaryolarında olduğu gibi yangın tüpleriyle müdahalede bulunarak öğrendiklerini pekiştirdi. Gerçekleştirilen bu eğitim ile kurum personellinin yangın konusunda bilinç düzeyinin artırılması, muhtemel bir yangın durumunda doğru müdahale edebilme ve güvenli tahliye süreçlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi amaçlandı.
İletişimde gizli şifre: beden dili
09 Kasım 2025 Pazar - 11:45 İletişimde gizli şifre: beden dili Düzce Üniversitesi Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama ve Araştırma Merkezi (KARMER) tarafından, öğrencilerin iletişim becerilerini güçlendirmek ve kariyer yaşamlarında fark oluşturmalarını desteklemek amacıyla "İletişimde Gizli Şifre: Beden Dili" başlıklı eğitim gerçekleştirildi. Çalışma ve İş Kurumu Düzce İl Müdürlüğü İş Kulübü Lideri Hayrullah Uzun’un konuşmacı olarak yer aldığı etkinlikte, beden dilinin iletişimdeki rolü ve iş yaşamında doğru kullanımına ilişkin temel ilkeler aktarıldı. Uzun, iletişimin yalnızca kelimelerden ibaret olmadığını belirterek, yapılan araştırmaların iletişimdeki etkinin büyük bölümünün ses tonu ve beden dilinden kaynaklandığını gösterdiğini söyledi. Etkili iletişimin güven, samimiyet ve inandırıcılıkla güçlendiğini ifade eden Uzun, "Ne söylediğimiz kadar, nasıl söylediğimiz de önemlidir. Duruşumuz, bakışımız, el hareketlerimiz karşımızdaki kişiye verdiğimiz mesajın duygusal tonunu belirler" dedi. Eğitimde, tokalaşma biçimleri, göz teması, jest ve mimik kullanımı, duruş ve kişisel alan farkındalığı gibi konular örneklerle ele alındı. Özellikle iş görüşmelerinde beden dilinin adayın özgüveni, samimiyeti ve profesyonelliği hakkında güçlü ipuçları verdiği vurgulandı. Uzun, ellerin açık kullanılması, dik duruş ve kontrollü jestlerin güven vericiliği oluşturduğunu; kolları kavuşturmak, göz temasından kaçınmak ya da aşırı mimik kullanımının ise iletişimi zayıflatabileceğini belirtti. Etkinlik sonunda öğrenciler, edindikleri bilgileri günlük yaşamda, sosyal ilişkilerde ve özellikle iş görüşmelerinde uygulayabileceklerini ifade etti. KARMER yetkilileri ise merkezin öğrencilerin kişisel ve mesleki gelişimlerine katkı sağlayacak benzer etkinlikleri sürdürmeye devam edeceğini bildirdi.
GİBTÜ, sanayi ve öğrencilerin buluşması toplantısı
09 Kasım 2025 Pazar - 11:16 GİBTÜ, sanayi ve öğrencilerin buluşması toplantısı Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (GİBTÜ) Mühendislik Topluluğu tarafından ortaklaşa, "Sanayi ve Öğrencilerin Buluşması" etkinliği düzenlendi. Gaziantep Havalimanı Oğuzeli Kavşağında bulunan Varil BBQ’da düzenlenen etkinlikte konuşan SANKO Holding Onursal Başkanı Abdulkadir Konukoğlu, öğrencilere hayat hikayesini anlattı ve başarılı olmaları için değerlendirmelerde bulundu. Ortaokul birinci sınıfta eğitimi bırakarak babasının işletmesinde çırak olarak çalışmaya başladığını ve her kademeyi hak ederek elde ettiğini belirten Konukoğlu, eğitimini tamamlamadığı ve İngilizce bilmediğinin üzüntüsünü her zaman yaşadığını söyledi. Üniversite eğitiminin öğrencilerin ufkunu açacağını, ancak onun içini doldurmanın öğrencilere kaldığını anımsatan Konukoğlu, işi bilmekten çok, iş bileni işin başına getirip, yönetmeyi bilmenin önemli olduğuna dikkat çekti. Toplantı öncesinde öğrencilere değerlendirmeler yapan Konukoğlu, mühendisliğin günümüzde sadece teknik bilgiyle sınırlı olmadığına vurgu yaptı. Yapay zeka çağında mühendisliğin, sistem tasarımı, etik planlama ve toplumsal dönüşüm süreçlerini de kapsamadığını anlatan Konukoğlu, şöyle devam etti: "Biz sanayiciler, üniversitelerden; teorik, ezbere veya sadece bilgiye dayalı değil; gerçek dünya sorunlarını çözmeye odaklı, disiplinler arası düşünebilen ve çalışabilen, yapay zekâ ile iş birliği yapabilen mühendisler yetiştirmelerini bekliyoruz. Bu nedenle, eğitim müfredatlarının insan-makine etkileşimi, veri etiği ve sürdürülebilirlik gibi alanlarla da zenginleşmesini arzu ediyoruz. Sanayiciler olarak üniversitelerle iç içe olmak istiyoruz. Mühendislik artık sınıfta değil, üretimin kalbinde öğrenilmeli." İntörn uygulaması "Gaziantep Sanayi Odası ve Gaziantep Üniversitesi arasında imzalanan protokol kapsamında mühendislik öğrencileri 8. sömestri döneminde intörn uygulaması kapsamında ‘çalışan bir mühendis’ gibi 4,5 aylık süreyi işletmelerde tam gün mesai yaparak değerlendiriyorlar ve başarıları ders notu olarak kabul ediliyor" diyen Konukoğlu, bu alanda Türkiye’ye örnek olunduğunu ve uygulamanın diğer illere de örnek olduğuna vurgu yaptı. Yapay zeka "Devir değişti, iş yapış şekilleri akıl almaz hızla gelişiyor. Artık sadece mühendislik eğitimi almak ve bir yabancı dil bilmek yeterli olmuyor" diyen Konukoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "İngilizceyi ana diliniz gibi bilmenin yanı sıra, ikinci yabancı dili de aynı önemde öğrenmelisiniz. Yapay zekâ fırtınası esiyor. Yapay zekayı iyi kullanan ülkeler diğerlerini silindir gibi eziyor ve daha da şiddetle ezecek. Çin bu alanda akıl almaz, izahında zorlandığımız işler yapıyor, başarılar elde ediyor. Biliyorsunuz işletmelerde artık ‘karanlık fabrika’ kavramı hâkim olmaya başladı. Hemen her üretim, bir oda içerisinden kontrol edilerek, çalışanın olmadığı işletmelerde otomasyon süreçleri ile yapılıyor. Ama ne yaparsanız yapın, yeterli olmuyor. Artık yavaş yavaş geleceğin teknolojilerine hazır olabilmek için dijital dönüşüm ve yalın üretim gibi verimli üretim sistemlerine de hâkim olmamız gerekiyor. Rekabet dünyada çok zorlaştı, verimlilik ön plana çıktı, yalın üretimin önemi üretim sektöründeki mühendislerin yakından takip etmesi gereken konularının başında gelmektedir. Sınırda karbon düzenlemesi ve karbon ayak izim hesaplamaları, buna bağlı olarak yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik çalışmaları üretimdeki tüm mühendislerin öğrenmeleri ve uygulamaları gereken olmazsa olmaz konulardandır." İş hayatı acımasızdır, kendinizi yetiştirin Bu konuda Avrupa Birliği başta olmak üzere diğer ülkelerin de yavaş yavaş gündeme getirdiği sınırda karbon vergilerine firmaların hazırlıklı olabilmeleri için üretim mühendisleri başta olmak üzere tüm çalışanlar ve fabrika sahiplerinin yetkinleşmesinin kaçınılmaz olduğunun altını çizen Konukoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Aksi takdirde yeşil dönüşüm kapsamındaki bu kriterler maliyet artırıcı unsur olarak karşımıza çıkacak, rekabetçiliğimizi daha da azaltacaktır. Gaziantep Sanayi Odası, iş dünyasını bu süreçlere hazırlamak için çok önemli çalışmalar yapmaktadır. Bundan sonra yakın zamanda nasıl yol alınacağı, ne yapılacağı artık herkesin malumu ama yapay zekâ uygulamaları öyle gelişiyor ki, bir süre sonrası nasıl olacak, düşünmekte zorlanıyorum. İşte bu nedenle yapay zekâ ve en az ana diliniz kadar başarıyla iletişim kuracağınız en az iki yabancı dili okulda veya çabanızla öğrenerek mezun olun. Bunu bilerek kendinizi yetiştirin. İş hayatı çok zor ve acımasızdı, bundan sonra zor ve acımasız kelimeleri yaşanılan zorlukları karşılamaya yeterli olmayacak." GİBTÜ Rektör Yardımcısı Metin Bedir, GİBTÜ Mühendislik Topluluğu kurucusu Dr. Öğr. Üyesi Osman Hansu ve Gaziantep Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Bayram, konuşmalarında sanayicilerin bu tür etkinliklerde öğrencilerle buluşmasının önemi üzerinde durdu. Prof. Dr. Bayram, "Gaziantep’in temel kültürü sanayidir. Sevgili öğrenciler, Abdulkadir Konukoğlu’nun burada sizlerle sohbet etmesinin örneğini, Ankara’da, İstanbul’da, Slikon Vadisi’nde dahi görebilmeniz mümkün değil. Bu ortamı başka şehirlerde de göremezsiniz" diyerek, uygulamanın önemini dile getirdi.
Kazan dairesinden Dünya Şampiyonluğuna
09 Kasım 2025 Pazar - 09:37 Kazan dairesinden Dünya Şampiyonluğuna Güngören’de bulunan Ergün Öner Mehmet Öner Anadolu Lisesi’nde okuyan bir grup hevesli öğrenci tarafından okulun kazan dairesinde kurulan EMONER Robotics, takımı dünyanın en prestijli robotik yarışmalarında Türkiye’yi temsil ederek ardı ardına ödüller topladı. Güngören’de bulunan Ergün Öner Mehmet Öner Anadolu Lisesi’nde 2018 yılında birkaç hevesli öğrencinin girişimi ve öğretmen ve okul idaresinin desteğiyle Robotik takımı kuruldu. Okulun kazan dairesinde kurulan EMONER Robotics takımı kısa sürede dünyanın en prestijli yarışmalarında ödüller kazandı. Kazan dairesinde başlatan kıvılcım Takımın kuruluş sürecini anlatan Kaptan Eylül Dönder, hikayenin tamamen öğrencilerin inancıyla başladığını belirtiyor. 2018’den bu yana lise düzeyindeki en prestijli yarışmalardan biri olan FRC (First Robotics Competition)’ye aktif olarak katıldıklarını dile getiren Dönder, ekibin su altı robot yarışmaları, Teknofest, TÜBİTAK ve insansız hava araçları gibi birçok alanda da faaliyet gösterdiğini belirtti. Takımın kuruluşunu ve ilk aldıkları ödülden bahseden Dönder "Takımımızın doğuşu okulumuzun kazan dairesidir. Hevesli bir öğrenci grubunun mentörlerimiz olan Hasan ve Erkan hocamıza bu yarışma sürecinden bahsetmesi ve ilk yılını tamamen kendi çabalarımızla bu takım ortaya çıktı. 2019 yılında İstanbul’da gerçekleşen bir yarışmaya katıldık ve bizden çok deneyimli olan takımlar arasında en iyi dereceyi elde ederek ikinciliğe yükseldik ve finalist takım ödülüne layık görüldük. Bu başarımız sayesinde yalnızca sayılı takımın davet aldığı dünya şampiyonasından özel davet aldık ve Houston dünya şampiyonasında çaylak takımlar arasında en iyi dereceyi elde ederek en iyi çaylak takım ödülünü aldık" dedi. Maddi zorluklarla karşılaştık Maddi zorluklara ve rakiplerine dikkat çeken Dönder "Biz bir devlet lisesi robotik takımıyız ve biz bu yarışmalarda bizden imkanları çok daha yüksek okullardaki takımlarla yarışıyoruz. Bizim takımımızı diğer takımlardan ayıran en önemli şey fırsatı kendimiz oluşturuyor oluşumuz. Robotumuzun birçok parçasının Amerika’dan gelmesi zorunlu ama biz bu parçaları çoğu zaman getiremiyoruz. Getiremediğimiz parçaları da burada 3 boyutlu yazıcımız sayesinde tasarlayarak robotumuza uygun malzemeler üretmeye çalışıyoruz. Çok ciddi gümrük maliyetleri ile karşılaşıyoruz. Birçok aldığımız malzeme gümrükte kaldı" ifadelerini kullandı. Sürdürülebilirliğe çok önem veren bir takımız Takım üyesi olan bir diğer öğrenci Serra Babacan takım olarak sürdürülebilirliğe çok önem verdiklerini belirterek "Bu yarışma kapsamında ve gelişen süreçte bir çok sosyal sorumluluk projesi gerçekleştiriyoruz. Ortaokul ve ilkokul düzeylerinde robotik atölyeleri dahilinde robotik eğitimleri veriyoruz ve bu takımlarımızla da bir çok yarışmaya katılıyoruz. Bunun dışında sürdürülebilirliğe çok önem veren bir takımız" dedi. Kazandıkları ödüllerden de bahseden Babacan "Geçtiğimiz sezon Los Angeles’ta finalist olduk ve ikincilik ödülüne layık görüldük. Aynı zamanda yaptığımız çevreci ve sürdürülebilir projeler sayesinde sürdürülebilirlik ödülüne layık görüldük. Takım kaptanımız Eylül Dönder bireysel dekanlar listesi ödülüne layık görüldü. Ardından Teksas’da düzenlenen dünya şampiyonasına davet aldık. Katılım sağlayan 4 Türk takımından biriydik. Burada da sürdürülebilirlik ödülüne layık görüldük" diye konuştu. Çocuklar sadece çalışan değil, öğrenen noktaya geldi Takımın mentörlerinden ve kurucu öğretmeni Hasan Dinçer Ekmekçi, sürecin eğitimsel faydalarından bahsederek "Okulumuzdaki faaliyetleri 2018 yılından itibaren gerçekleştirmeye başladık. Katıldığımız ilk sene İstanbul’da final oynadık daha sonra da Amerika Birleşik Devletleri’nin şampiyonlar ligi olarak adlandırdığımız yarışmasına davet edilerek ülkemizi, ilçemizi ve okulumuzu orada gururla İstiklal marşımızı söyleyerek temsil ettik. Geçen sene bizim zirve yaptığımız bir dönemdi. Hem İstanbul’da hem de Los Angeles’ta final oynayarak farklı farklı ödüller kazandık." Robotik faaliyetler öğrencilerin geleceğini de şekillendiriyor Ekmekçi, robotik faaliyetlerinin öğrencilerin geleceğine etkisine dikkat çekerek "Bu yarışmalara sayesinden çocukların sadece çalışan değil öğrenen bir noktaya geldiğini gördük. Bu süreçte üniversiteye geçen bir çok öğrencimiz çok farklı firmaların üst düzey yöneticileri kadrosunda. Hem öğrencilik pozisyonlarında hem de aynı zamanda yöneticilik olarak da görev alıyorlar. Bizden mezun olan öğrenciler tekrar üniversiteye başladıklarında bize geri dönerler. Genç mentör olarak adlandırdığımız bu öğrenciler burada okula yeni başlayan çocuklara hem hamilik yaparlar hem de süreci anlatırlar" diye konuştu.
Öğrencilere tatili ekran bağımlılığı yerine fırsata çevirin tavsiyesi
09 Kasım 2025 Pazar - 09:24 Öğrencilere tatili ekran bağımlılığı yerine fırsata çevirin tavsiyesi İlk ve ortaöğretim kurumlarındaki milyonlarca öğrenci 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı ilk ara tatiline başlarken, uzmanlar, tatili ekran bağımlılığı yerine fırsata çevirin tavsiyesinde bulunuyor. Milyonlarca öğrenci 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı ilk ara tatiline girdi. Tatil günlerinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, tatilin saatlerce ekran başında vakit geçirmek olmadığını, sınava hazırlanan öğrencilerin okul ve kurs sürecindeki çalışma disiplinlerini bozmamaları gerektiğini vurguladı. Uzmanlar, tatilin öğrencilerin öğrendikleri konuların kısa bir tekrarını yapmak, dinlenmek ve eğlenmek için oldukça güzel bir fırsat olduğunu ifade etti. "Başarılı insanlara baktığımız zaman, zamanı iyi yöneten insanlar olduğunu görebiliyoruz" Sınava hazırlanan öğrenciler için ara tatilin fırsata dönüştürülecek büyük bir imkan olarak görülebileceğine dikkat çeken Rehberlik Uzmanı Özcan Aladağ, "Özellikle öğrencilerin okul ve kurs sürecindeki çalışma disiplinlerini bozmamaları gerekiyor. Tatil demek, gece yarılarına kadar televizyon ve ekran başında kalmak demek değildir. Bu nedenle öğrencilerin kesinlikle uyku düzenini bozmamaları gerekiyor. Nasıl ki okul zamanı erkenden kalkıp ya da kurs zamanı erkenden kalkıp, okul ve kurslarına gidiyorlarsa bu kasım ara tatilinde de mutlaka erkenden kalkıp öğrencilerin güne çalışmayla başlaması gerekiyor. Ortalama 8 saatlik bir tempo öğrencilerin kendilerini iyi hissetmelerine sebep olacaktır. Bu nedenle öğrencilerin mutlaka kasım ara tatilinde deneme sınavlarıyla beraber çalışma temposunu yakalaması gerekiyor. Öğrenciler, bu süreçte mutlaka gördüğü konularla ilgili deneme sınavları uygulamalı. Bu deneme sınavları normal süresince yapılmalı ve deneme sınavlarından sonra analizleri mutlaka çok iyi bir şekilde yapılması gerekiyor. Tabii tatil demek sadece ders çalışmak anlamına gelmiyor. Sınava hazırlanan öğrencilerin hobilerine, sporlarına ve akranlarıyla vakit geçirmelerine de önem vermeleri gerekiyor. Başarılı insanlara baktığımız zaman, zamanı iyi yöneten, zamanı iyi planlayan insanlar olduğunu görebiliyoruz" dedi. "Öğrencilerin kesinlikle ekranlardan uzak durması gerekiyor" Tatilin ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri için de fırsat olduğuna dikkat çeken Rehberlik Uzmanı Aladağ, "Bu öğrenciler için de kasım ara tatili hem bu döneme kadar öğrendiği konuların kısa bir tekrarını yapma fırsat olacak, dinlenmek ve eğlenmek için oldukça güzel bir fırsattır. Bu dönemde anne ve babaların öğrencileriyle kaliteli ve verimli zaman geçirmeleri için önemli bir sebep olarak görebiliriz. Bu dönemde öğrencilerin kesinlikle ekranlardan uzak durması gerekiyor. Öğrencilerin ekranlar yerine akranlarıyla bir arada olması, onlarla vakit geçirmesi mutlaka güzel olacaktır. Sosyal projelere önem vermeleri gerekiyor ve akraba ziyaretleri, arkadaş ziyaretleri, hobiler, sporlar, kitap okuma, yürüyüşler, öğrencileri dinlendirecektir. Şunu unutmamak gerekiyor ki durarak düşünmek öğrencileri olumsuzluğa itecektir. Bu nedenle öğrencilerin mutlaka hareketli bir şekilde düşünmeleri ve kendi gelecekleri için bir şey yapmaları gerekmektedir. Velilerin de öğrencileri eleştirmek yerine onları dinleyerek, eksiklerini görerek ve onlarla olumlu diyaloglar kurarak kasım ara tatilinde hoş bir vakit geçirmeleri son derece önemlidir" şeklinde konuştu.
Kütahya’da özel proje uygulayan okullar değerlendirme toplantısında bir araya geldi
09 Kasım 2025 Pazar - 09:02 Kütahya’da özel proje uygulayan okullar değerlendirme toplantısında bir araya geldi Kütahya’da özel proje uygulayan okullar için değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Özel proje uygulayan ortaöğretim kurumlarının ilk defa ve yeniden değerlendirme süreçlerine yönelik toplantı Necip Fazıl Kısakürek Anadolu Lisesi ev sahipliğinde düzenlendi. İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz’ın başkanlığında yapılan toplantıya, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları Hakan Gölpınar ve Mustafa Topuz, Şube Müdürü Bilal Şen ile il genelindeki Ortaöğretim Genel Müdürlüğü ve Din Öğretimi Genel Müdürlüğüne bağlı "Özel Proje Uygulayan Okullar"ın müdürleri katıldı. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Milli Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz, toplantının verimli olmasını diledi. Toplantıda, "Özel Proje Uygulayan Okullar Kılavuzu" çerçevesinde değerlendirme süreçleri ele alındı. Okulların hazırlayacağı "Özel Proje Okulu Gelişim Projeler"i ve "Okul Özel Projeleri" görüşülerek, İl Değerlendirme Komisyonuna ve Bakanlığa gönderilmeden önce fikir alışverişinde bulunuldu. Ayrıca, okulların gelişim ve ilerleme süreçleri masaya yatırıldı. Katılımcılar, proje uygulamalarının niteliğini artırmak ve süreci daha verimli hale getirmek adına görüş ve önerilerini paylaştı. Toplantı, kurumlar arası iş birliğini güçlendirmeyi ve proje süreçlerini daha etkin yönetmeyi hedefliyor.
Kuşadası Belediyesi Çocuk Gelişim Merkezi’nde miniklere Kızılay anlatıldı
08 Kasım 2025 Cumartesi - 12:52 Kuşadası Belediyesi Çocuk Gelişim Merkezi’nde miniklere Kızılay anlatıldı Kuşadası Belediyesi Çocuk Gelişim Merkezi’nde, Kızılay Haftası kapsamında etkinlik düzenlendi. Etkinlikte, minik öğrencilere Kızılay’ın amacı, nasıl kurulduğu ve kan bağışının önemi anlatıldı. Kızılay haftası dolayısıyla Kuşadası Belediyesi Çocuk Gelişim Merkezi Çok Amaçlı Salonda gerçekleştirilen etkinlik, ‘Aycan ve Aykız’ın maceraları’ isimli çizgi film gösterimiyle başladı. Çocuk Gelişim Merkezi’ndeki minik öğrenciler, Kızılay’ın tanıtımını ve temel ilkelerini eğlenceli bir dille anlatan çizgi filmi ilgiyle izledi. Çizgi film gösteriminin ardından Genç Kızılay Kuşadası Başkanı Edanur Özkan minik öğrencilere, Kızılay’ın kuruluş amacı, Kızılay bilinci, Kızılay’ın tarafsızlık ilkesi, Kızılay yardımlaşması ve kan bağışının önemi gibi konularda bilgi verdi. Ebeveynlerin de katıldığı etkinlikte minikler, Kızılay hakkında erken yaşta bilinç kazandı. Kuşadası Belediyesi’ne etkinliğe ev sahipliği yaptığı için teşekkür eden Genç Kızılay Kuşadası Başkanı Edanur Özkan, "Günümüzde düzenli olarak yapılan kan bağışı insanların hayatını kurtarmak açısından önem taşıyor. Kızılay ve kan bağışı ile ilgili çocuklarımızın erken yaşta bilinçlenmesi bizler için çok değerli. Bu da en başta aileler olmak üzere eğitim kurumlarında başlıyor" diye konuştu.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, SAÜ’de ailenin önemini vurguladı
08 Kasım 2025 Cumartesi - 12:51 Prof. Dr. Nevzat Tarhan, SAÜ’de ailenin önemini vurguladı Sakarya Üniversitesinde düzenlenen "Neden Son Sığınak Aile?" başlıklı konferansta konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern dünyanın bireyi yalnızlaştırdığını ve bu ortamda ailenin en son güvenli liman olma özelliğini koruduğunu belirtti. Sakarya Üniversitesi (SAÜ), Genç Akademisyenler Birliği Sakarya İl Temsilciliği tarafından düzenlenen önemli bir konferansa ev sahipliği yaptı. Etkinliğe, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan konuşmacı olarak katıldı. SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al ve üniversite dekanlarının da izleyici olarak katıldığı programda Prof. Dr. Tarhan, modern yaşamın aile yapısı üzerindeki etkilerine odaklandı. Prof. Dr. Tarhan, konuşmasında günümüz dünyasında bireylerin giderek yalnızlaştığını ve duygusal bağların zayıfladığını vurguladı. Toplum, teknoloji, kariyer hedefleri ve bireyselleşme gibi baskılar arttıkça kişilerin kendilerini daha yalnız ve kırılgan hissettiğini belirten Tarhan, böyle bir ortamda insanı koruyan asıl yapının aile bağları olduğunu ifade etti. Ailenin, birey için temel bir "duygusal güven alanı" oluşturduğunun altını çizen Tarhan, aidiyet duygusunun hem çocuk hem de yetişkin psikolojisi için hayati önem taşıdığını dile getirdi. Ailenin, kişinin kendisini sevildiğini ve değerli hissettiği yer olduğunu aktaran Tarhan, sevginin eksik olduğu bir aile ortamında yetişen bireylerin ileriki yaşamlarında ciddi bağlanma problemleri yaşayabileceği uyarısında bulundu. Prof. Dr. Tarhan, günümüz aile yapısının zayıflamasına yol açan temel nedenleri de sıraladı. Aşırı bireyciliğin ve "ben" odaklı yaşam tarzının aile içi dayanışmayı sarstığını kaydetti. Tarhan, buna ek olarak sosyal medyada sürekli onay arayışının, ağırlaşan kariyer ve ekonomik şartların ve ilişkilerin de hızla tüketilebilir görüldüğü bir kültürün aile kurumunu tehdit ettiğini sözlerine ekledi. Yoğun ilgi gören konferans, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Etkinlik sonunda Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a hediyesi takdim edildi.
SUBÜ Konuşmaları’nda küresel siyasette Türkiye konuşuldu
08 Kasım 2025 Cumartesi - 12:45 SUBÜ Konuşmaları’nda küresel siyasette Türkiye konuşuldu "Güncel Küresel Siyasette Türkiye" konulu söyleşiyle SUBÜ Konuşmaları’nın 106’ncı konuşmacısı olan SETA Genel Koordinatörü Doç. Dr. Nebi Miş, "2000’lerden itibaren yaşadığı krizlerle bir dayanıklılık geliştiren Türkiye, bugün küresel sistemdeki çoklu krizlere en hazırlıklı ülkelerden biri haline geldi" dedi. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) tarafından düzenlenen SUBÜ Konuşmaları’nın 106’ncı konuşmacısı, "Güncel Küresel Siyasette Türkiye" konulu söyleşiyle Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Genel Koordinatörü Doç. Dr. Nebi Miş oldu. Moderatörlüğünü Sakarya Sosyal ve Kültürel Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (SAKUM) Müdürü Dr. M. Alper Cantimer’in üstlendiği söyleşide; dünyadaki güncel gelişmeler ışığında Türkiye’nin değişen ve gelişen rolü konuşuldu. Dünyanın köklü bir dönüşümden geçtiğini ifade eden SETA Genel Koordinatörü Doç. Dr. Nebi Miş, "Soğuk Savaş sonrası düzen aşındı, yeni bir düzen ise henüz kurulamadı. Bugün hem eski yapının çözülmesini hem de yeni güç mimarisinin arayışını aynı anda yaşıyoruz. Artık güç Batı’dan Doğu’ya kayıyor ve Asya ülkeleri küresel dengede daha belirleyici hale geliyor. Bu geçiş dönemi, dünyanın köklü bir değişim mi yoksa uzun soluklu bir kriz mi yaşadığı sorusunu gündeme getiriyor" dedi. Küreselleşmeden korumacılığa geçiş sürecine dikkat çeken Miş, "1990’larda devletler ulus-üstü yapılara yetkilerini devrederken bugün yeniden kendi kendine yeterlilik anlayışını öne çıkarıyor. Gümrük duvarları yükseliyor, korumacılık artık ekonomik düzenin ana dinamiği oldu. Devletlerin borçluluğu artarken ekonomik kırılganlıklar yeni politikaları zorunlu hale getirdi. Artık verimlilikten çok dayanıklılık ve direnç kavramları öne çıkıyor. Pandemi bu dönüşümün en büyük hızlandırıcısı oldu" diye konuştu. Türkiye’nin kriz hazırlığı Türkiye’nin çoklu krizlere erken hazırlık yaptığını belirten Miş, "2000’lerden itibaren kendi krizlerini yaşamış bir ülke olarak Türkiye, kriz çözme kapasitesini geliştirdi. 15 Temmuz Darbe Girişimi gibi süreçler devletin ve toplumun dayanıklılığını arttırdı. Savunma sanayiinde yerlilik oranı yüzde 20’den yüzde 80’e çıktı. 500’e yakın şirket ve 100 binden fazla nitelikli çalışan bu alanda görev yapıyor. Türkiye İHA ve SİHA üretiminde dünyanın ilk üç ülkesi arasında yer alarak stratejik bir aktör konumuna geldi" şeklinde konuştu. Diplomatik etki Küresel sistemde adalet arayışının önemine vurgu yapan Miş, "Türkiye artık sadece bölgesel değil, küresel sistemi etkileyen orta büyüklükte bir güçtür. Gazze’de bir ateşkesin ortaya çıkması bile Türkiye’nin diplomatik alandaki başarısı ve çabalarıyla oldu. Türkiye bugün için küresel sistemde bir söz söylüyor: Bir küresel adalet eleştirisi ve bunun üzerinden bir adalet arayışı, bir teklifi var. Dünya Savaşı sonrası egemen güçlerin oluşturduğu Birleşmiş Milletlerin yapısının küresel adaletsizliği derinleştirdiğini söylüyor ve burada bir reform teklif ediyor. Türkiye çok taraflı bir dış politika ve güvenilir bir devlet üzerinden sonuç alıcı bir yerde duruyor" ifadelerini kullandı. SETA’dan gençlere çağrı Konuşmasının sonunda SETA’nın faaliyetlerinden de bahseden Miş, "Vakfımızda Türkiye merkezli stratejik düşünce üretiyoruz. Öğrencilerimiz dönemlik seminerlere katılabilir veya ofislerimizde staj yaparak bu sürecin parçası olabilir. Ankara, İstanbul ve yurt dışındaki ofislerimizde yapılan çalışmalar gençlere araştırma deneyimi kazandırıyor. Amacımız, Türkiye’nin düşünce üretim kapasitesine katkı sağlayacak yeni kuşak araştırmacılar yetiştirmek" dedi.
SUBÜ Spor Bilimleri’nde kalite tescillendi
08 Kasım 2025 Cumartesi - 12:42 SUBÜ Spor Bilimleri’nde kalite tescillendi SUBÜ Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Eğitimi Programı, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeliği Programı ile Rekreasyon Programı, SPORAK tarafından yapılan ara değerlendirme sonucunda yeniden akredite edildi. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Spor Bilimleri Fakültesi bünyesindeki Antrenörlük Eğitimi Programı, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Programı ile Rekreasyon Programı, Spor Bilimleri Derneği Spor Bilimleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Kurulu (SPORAK) tarafından yapılan ara değerlendirme sonucunda yeniden akreditasyon almaya hak kazandı. İlk kez 2023 yılında akredite edilen fakülte programları, yapılan son değerlendirme ile birlikte Antrenörlük Eğitimi Programı ile Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Programı için 3 yıl, Rekreasyon Programı için ise 1 yıl süreyle akredite edildi. Fakülte bünyesinde yer alan Spor Yöneticiliği Programı da 2022 yılında SPORAK tarafından akredite edilmiş ve 2027 yılına kadar geçerli olmak üzere akreditasyon hakkı kazanmıştı. Böylece Spor Bilimleri Fakültesi, tüm programlarıyla tam akreditasyon kapsamına girdi. Fakülte Dekanı Prof. Dr. Murat Çilli, akreditasyon süreçlerinin fakültenin kalite ve sürdürülebilir eğitim anlayışını pekiştirdiğini belirterek, tüm bölümlerle birlikte eğitimde sürekli gelişimi desteklemeye devam edeceklerini ifade etti.