SAĞLIK - 15 Ekim 2025 Çarşamba 09:54

"Doğru el yıkama hayat kurtarır"

A
A
A
"Doğru el yıkama hayat kurtarır"

DÜZCE (İHA) – Dr. Öğretim Üyesi Bekir Tunca, "El hijyenine dikkat edilmemesi, toplu yaşam alanlarında enfeksiyonların hızla yayılmasına neden olur" dedi.


Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hastane El Hijyeni Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Bekir Tunca, 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada doğru el yıkamanın birey ve toplum sağlığı için önemine dikkat çekti. El hijyeninin enfeksiyonların yayılmasını önlemede en basit ama en etkili yöntem olduğunun altını çizen Tunca, "Günlük hayatta eller birçok yüzeyle temas eder ve bu sırada mikroorganizmalar kolayca bulaşabilir. Doğru el yıkama, bu bulaş zincirini kırar ve hem kişisel hem de toplumsal düzeyde enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır" dedi.



"Temas, birçok enfeksiyonun etkenidir"


Grip, nezle, Covid-19, Hepatit A gibi birçok enfeksiyon etkeninin kişiden kişiye en sık temas yoluyla bulaştığını ifade eden Dr. Tunca, "Günlük yaşamda ellerin sıkça temas ettiği kapı kolları, asansör düğmeleri ve toplu taşıma tutacakları gibi yüzeylerde virüsler ve bakteriler uzun süre canlı kalabilir. Bu yüzeylere dokunduktan sonra ağız, burun veya göz bölgesine temas edilmesi, mikroorganizmaların vücuda girişini kolaylaştırır. Hastane ve sağlık kuruluşlarında durum daha da kritiktir. Dirençli bakteriler genellikle sağlık çalışanlarının elleri aracılığıyla bir hastadan diğerine taşınabilir. Bu nedenle hastane enfeksiyonlarının (nozokomiyal enfeksiyonların) kontrolünde el hijyeni en temel ve vazgeçilmez önlemdir" şeklinde konuştu.


Ellerin sabun ve suyla en az 20 saniye boyunca yıkanması gerektiğini belirten Tunca, "Avuç içleri, elin sırtı, parmak araları, tırnak dipleri ve bilekler sabunla iyice ovulmalı, ardından suyla durulanmalıdır. En sık yapılan hatalar; sabun kullanmadan yıkamak, süreyi kısa tutmak, tırnak diplerini ihmal etmek ve eller yıkandıktan sonra tekrar kirli yüzeylere temas etmektir" ifadelerini kullandı.


Suya ve sabuna ulaşmak mümkünse öncelikli olarak klasik el yıkama yönteminin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Tunca, "Su bulunmayan ortamlarda ise en az yüzde 60 alkol içeren el antiseptikleri kullanılabilir. Ancak eller görünür şekilde kirliyse dezenfektan etkili değildir, mutlaka sabunla yıkanmalıdır" dedi.



"Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturur"


El hijyenine dikkat edilmemesinin toplum sağlığı açısından risklerine değinen Tunca, "El hijyenine dikkat edilmemesi, toplu yaşam alanlarında enfeksiyonların hızla yayılmasına neden olur. Özellikle okul, hastane ve toplu taşıma gibi ortamlarda mikroorganizmalar kolayca elden ele taşınır. Bu durum çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturur. Toplum genelinde el yıkama alışkanlığı kazandırıldığında bulaşıcı hastalıkların önemli bir kısmı önlenebilir" şeklinde konuştu.


Toplumun el yıkama farkındalığını artırmak için eğitim çalışmalarının gerekli olduğunun altını çizen Dr. Tunca, "Özellikle çocuklara küçük yaşta doğru el yıkama alışkanlığı kazandırılmalı, okullarda ve sağlık kurumlarında bu konu sürekli hatırlatılmalıdır. 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü bu bilinci tazelemek için önemli bir fırsattır" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya Tavşanlı derbisinde kazanan çıkmadı Bölgesel Amatör Lig (BAL) Kütahya derbisinde Tepecikspor ile TKİ Tavşanlı Linyitspor, Ada Stadı’nda karşı karşıya geldi. İkinci yarıda karşılıklı penaltı gollerinin atıldığı mücadele 1-1’lik beraberlikle sonuçlandı. Bölgesel Amatör Lig’de play-off mücadelesi veren iki Tavşanlı ekibini buluşturan derbi heyecanı, Ada Stadı’nda yaşandı. Her iki takım taraftarının da tribünleri tamamen doldurarak büyük destek verdiği müsabakanın ilk yarısı, kontrollü bir oyun ve orta saha mücadelesi şeklinde geçti. Takımlar soyunma odasına golsüz eşitlikle girdi. Karşılaşmanın ikinci yarısında tempo ve ikili mücadele gücü arttı. Maçın düğümü ise penaltı atışlarıyla çözüldü. Dakikalar 64’ü gösterdiğinde Tepecikspor, ceza sahası içinde yapılan müdahale sonrası penaltı kazandı. Topun başına geçen Tezcan Erdoğan, meşin yuvarlağı ağlarla buluşturarak takımını 1-0 öne geçirdi. Yediği golün ardından baskısını artıran TKİ Tavşanlı Linyitspor, beraberlik için rakip kaleye yüklendi. 76. dakikada ceza sahasına yapılan ortada Linyitsporlu futbolcunun yerde kalması üzerine maçın hakemi Yunus Aytekin Atabek, bir kez daha beyaz noktayı gösterdi. Penaltı vuruşunu kullanan Serbay Yağız, skoru 1-1’e getiren golü kaydetti. Mücadelenin sonuna eklenen 12 dakikalık uzatma bölümünde her iki ekip de galibiyet golü için yoğun çaba sarf etti. Kalelerde yaşanan tehlikeli pozisyonlara rağmen skor tabelası değişmeyince, Kütahya derbisi dostça atılan karşılıklı gollerle 1-1 tamamlandı. Her iki takım da sahadan birer puanla ayrıldı.
Kütahya Tavşanlı’da 232 hacı adayı bilgilendirildi Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde, kutsal topraklara gitmeye hak kazanan 232 hacı adayı için düzenlenen "Hac Hazırlık Kursları" büyük bir heyecanla tamamlandı. Kütahya İl Müftüsü Dr. İrfan Açık ve ilçe müftüsü Mevlüt Hakan Asan’ın da katıldığı seminerde, adaylara ibadet esaslarından teknik detaylara kadar kapsamlı eğitim verildi. Tavşanlı Ulu Camii’nde gerçekleştirilen seminere ilçe halkı ve hacı adayları yoğun ilgi gösterdi. Kutsal beldelere gitmek için gün sayan vatandaşlar, manevi yolculuk öncesi hem teknik hem de dini konularda bilgilendirildi. Programın önemine değinen Tavşanlı İlçe Müftüsü, yaptığı açıklamada Diyanet İşleri Başkanlığı’nın organizasyonuyla adayların en iyi şekilde hazırlandığını belirtti. Müftü, şu ifadeleri kullandı: "Tavşanlı’dan kutsal beldelere gitmeye hak kazanan kardeşlerimizin seminerini Ulu Camii’nde gerçekleştiriyoruz. Bu yıl ilçemizden 232 kişi bu mübarek yolculuğa çıkacak. Rabbimden tüm hacı adaylarımızın ibadetlerini kabul etmesini, sağlık ve afiyet içerisinde sevdiklerine kavuşmalarını niyaz ediyorum. Kura bekleyen diğer kardeşlerimize de en kısa sürede bu maneviyatı yaşamayı nasip etsin." Seminere katılan hacı adaylarından Ahmet Uluçay, eğitimin kendileri için çok verimli geçtiğini vurguladı. Bilinçli bir şekilde yola çıkmanın önemine değinen Uluçay, "Bilmediğimiz pek çok konuyu hocalarımızın katkılarıyla burada öğrendik. Kutsal topraklara donanımlı bir şekilde gitmek büyük bir kazanç. Allah ibadetlerimizi kabul etsin" dedi. İbadet süreci, sağlık kuralları, güvenlik ve konaklama gibi kritik konuların ele alındığı eğitimler, yapılan toplu duaların ardından sona erdi. Hazırlıklarını tamamlayan 232 hacı adayının önümüzdeki günlerde Tavşanlı’dan kutsal topraklara uğurlanması bekleniyor.
Adana Turfanda soğanda hasat başladı, fiyatı arz-talep belirleyecek Türkiye’nin önemli soğan üretim merkezlerinden Adana’da turfanda soğan hasadı başladı. İklim değişikliği nedeniyle hasadı yaklaşık 2 hafta geciken soğanda fiyat belli olmazken çiftçi kilogramını en az 15 lira bekliyor. Tarımın başkenti Adana’da, turfanda soğan hasadı başladı. Kent geneli yaklaşık 31 bin dönüm alanda ekilen soğan için Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen işçiler sabahın erken saatlerinde tarlaya girdi. Binbir emekle topraktan çıkartılan soğanlar çuvallara doldurularak ağzını da dikip, satışa hazır hale getirildi. Soğan elçileri tarafından da sayılarak kamyonlara yüklenen soğanlar talebe göre Türkiye’nin dört bir yanına gönderilmeye başlandı. Dönüme 3-4 ton verim İklim değişikliği nedeniyle bu sene yağışların fazla olduğu Adana’da soğan hasadı da geçmiş yıllara göre yaklaşık 2 hafta geç başladı. Aşırı yağışlar nedeniyle de verim dönüm başına yaklaşık yüzde 20 düştü. Geçtiğimiz yıllarda dönüme 5-6 ton arası ürün alınırken bu sene dönüme 3-4 ton arası soğan hasat ediliyor. Fiyatı arz-talep belirleyecek Havaların soğuk gitmesi ve depolarda halen 50 bin ton kışlık soğan olması nedeniyle fiyatlarda belirsiz kaldı. Soğanın piyasaya girmesiyle birlikte arz-talep dengesine göre fiyat belirlenecek. "Kışlık soğanın fiyatı 3-5 lira" Hasat sırasında İHA’ya konuşan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, depolarda halen 50 bin ton soğan olduğunu belirterek, "Kışlık soğanın kilogram fiyatı depolarda toptan 3-5 lira, seçilip soğana konan soğanlarda 6-8 lira bandında satılıyor. depolarda halen 50 bin ton soğan var. Şu anda hasadı yapılan soğanın bir dönüme maliyeti 35-40 bin lira. Şu anda çiftçimiz bu soğanı satacak, piyasaya sürecek ama henüz fiyat yok. Soğan 15 liranın üzerinde satılırsa çiftçimiz ancak buradan biraz para kazanacak" dedi. "Soğanda ’mildiyö’ hastalığı var" Aşırı yağışların soğanda ’mildiyö’ hastalığına da yol açtığını belirten Doğan, ilaçlamaların sürdüğünü anlatarak, "Şu an ovanın tamamında mildiyö hastalığı var. Çiftçimiz bu yıl soğan hastalıklı olmasın diye 10-12 defa ilaçlama yaptı. Bu soğan yazlık olduğu için depoya da giremeyecek. Nisan sonundan sonra soğan kabuk bağladığı için yurt dışına gönderilecek ancak bu soğanlar yurt dışına da gönderilemez, iç piyasada tüketilmek zorunda. Çiftçimiz şu anda fiyatını bilmeden soğanı piyasaya sürecek" diye konuştu. "Arz, talep fiyatı belirleyecek" Fiyatı arz ve talebin belirleyeceğini vurgulayan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan, daha sonra şunları söyledi: "3 ay önce hükümetimiz tarafından yurt dışına gidecek soğana 3 lira destek verildi. Daha sonra bu 2,5 liraya çekildi ama bu destek nisan ayının sonunda bitiyor. Soğan piyasaya girdiğinde arz az, talep çok olursa fiyat iyi olur. Ama arz az, talep de olmazsa tabii ki fiyat düşük olacak." "En az 15 lira fiyat bekliyoruz" Soğan üreticisi Mehmet Andıç, "90 dönüm alanda soğan ektik. Fiyatlar daha belli olmadı. Aşırı yağışlar nedeniyle rekoltemiz de düştü. Her sene dönüme 5-6 ton verim alırken bu sene 3-4 ton verim alıyoruz. Maliyetimiz kilogram başına 15 lira. Soğanın kilogramı tarladan 15 liradan az olursa zarar ederiz. En az 15 lira fiyat bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Eskişehir Eskişehir ESVAK’ta ‘Rusya Müslümanları’ konferansı Eskişehir Mezunları ve Eskişehir’den Yetişenler Vakfı (ESVAK); Eskişehir’de kültürel etkinlikleri kapsamında bu hafta ‘Rusya Müslümanları’ başlıklı önemli bir konferansa ev sahipliği yaptı. Konferans, yoğun katılım ve İlgi gördü. Konferansın konuğu olan Eskişehir Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Türkolog Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar, ‘Rusya coğrafyasındaki Müslüman Türk varlığının tarihi derinliğini ve güncel durumunu’ çarpıcı başlıklarla ele aldı. Prof. Dr. Bayraktar, bölgedeki İslamiyet algısının Türk kültürüyle nasıl harmanlandığını anlattı ve şunları söyledi: "Köklerimiz bir kaderimiz ortak" "Rusya Müslümanları dediğimizde sadece bir inanç grubundan değil; Volga-Ural bölgesinden Kafkasya’ya, Sibirya’dan Orta Asya steplerine kadar uzanan devasa bir kültürel mirastan bahsediyoruz. İdil-Ural bölgesindeki İdil Bulgar Devleti’nin İslam’ı kabulünden itibaren başlayan sürecin, bugünkü Tatar ve Başkurt kimliğinin temelini oluşturdu. Gaspıralı İsmail Bey’in ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ parolası Rusya Müslümanları arasındaki uyanışta mihenk taşıdır. Bölgedeki medreselerin ve eğitim kurumlarının sadece dini değil, milli bir kimlik inşasında da kilit rol oynadı.’ ‘Eskişehir, bu coğrafyanın bir yansımasıdır’ Bayraktar, ‘’Eskişehir’in demografik yapısı ile Rusya Müslümanları arasındaki kopmaz bağlara da değineceğim. Kentin, Kırım ve Kafkasya’dan gelen göçlerle şekillenen kültürel hafızası vardır. Bugün burada bu konuyu konuşuyor olmamız tesadüf değil. Eskişehir, o topraklardan gelen kardeşlerimizin kurduğu, kültürünü yaşattığı bir gönül coğrafyasıdır. Rusya Müslümanları, tarihin en zorlu dönemlerinde bile kimliklerini korumayı başarmış bir topluluktur. Onların dününe bakmak, aslında Türk dünyasının geleceğine bakmaktır’’ dedi. ESVAK merkezinde düzenlenen konferans; akademisyenlerin yanı sıra, çok sayıda öğrenci ve sivil toplum kuruluşu temsilcisini bir araya getirdi. Bayraktar, soru-cevap bölümünde özellikle Tataristan ve Başkurdistan’daki güncel dini yaşam ve eğitim imkânları üzerine gelen soruları cevapladı. Akademik çalışmaların bu alandaki bağları, güçlendirmesi gerekir. Konferans sonunda: Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar’a teşekkür plâketi takdim edildi.