SAĞLIK - 09 Ekim 2025 Perşembe 11:28

Meme kanserini erken teşhisle yendi, şimdi diğer kadınlara umut oluyor

A
A
A
Meme kanserini erken teşhisle yendi, şimdi diğer kadınlara umut oluyor

Denizli’de 1 yıldır meme kanseriyle mücadele eden 41 yaşındaki Ayşegül Günbal, erken teşhis sayesinde başarılı bir tedavi süreci geçiriyor. Erken tanının önemini diğer kadınlara anlatmayı ödev edinen Ayşegül Günbal, taramaya yönlendirdiği 2 kadında da meme kanserinin erken tanısını sağladı.



Denizli’de yaşayan 41 yaşındaki Ayşegül Günbal, göğsündeki şekil bozukluğunu ilk olarak önemsemedi. Daha sonra sonraki süreçte içinin rahat etmediğini belirten Ayşegül Günbal, Pamukkale Üniversitesi Hastanesine giderek tarama yaptırdı. Yapılan taramalar neticesinde meme kanseri olduğunu öğrenen Ayşegül Günbal, çok korktuğunu, ancak doktorların erken teşhis ile meme kanseri tedavi edilebildiğini ve sürecin yönetilebilir olduğunu söylediğini ifade etti. 1 yıllık tedavi sürecinin zorlu olduğunu ancak sağlığına kavuştuğunu ifade eden Ayşegül Günbal, "Tedavi sürecim boyunca birçok şey öğrendim. En önemlisi de şu oldu: Erken tanı hayat kurtarıyor. Ben bu hastalığı yaşadım ama yaşadıklarımın başka kadınların da başına gelmesini istemiyorum. Bu yüzden çevremdeki kadınlara yaşadığım süreci anlatmaya başladım. Başta kız kardeşim olmak üzere pek çok kadını taramaya yönlendirdim. Onların bazıları da taramalar sonucu riskli durumlarla karşılaştı. İki arkadaşımda meme kanseri erken evrede tespit edildi ve hemen tedavilerine başlandı. Şimdi onlar da aynı benim gibi süreci yönetiyorlar. Artık tek bir amacım var; Daha fazla kadının erken tanı ile bu hastalığı kolaylıkla atlatabilmesini sağlamak. Kadınlara önerim, elle muayeneyi ihmal etmeyin. Vücudunuzu tanıyın. Her yıl düzenli olarak tarama yaptırın. Kanserle mücadelede erken teşhis gerçekten hayat kurtarıyor" dedi.



"Ablamın sayesinde ben de bilinçlendim"


Ablası Ayşegül Günbal sayesinde hastaneye başvuran Nurgül Dağüstü, "Açıkçası ben de ablam sayesinde hastaneye geldim. Onun yaşadığı süreç beni çok etkiledi. Kendi kendime düşündüm: ‘Ben neden kontrole gitmiyorum?’ Sonra Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’ne başvurdum, taramalarımı yaptırdım. Çok şükür herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadı ama artık çok daha dikkatliyim. Çevremdeki kadınlara da sürekli söylüyorum: Bu korkulacak bir süreç değil. Gidip tetkiklerinizi yaptırın ve muhtemel bir hastalık varsa erken teşhisle önlem alın. Ablamın sayesinde ben de bilinçlendim. Bu konuda daha dikkatliyim artık" ifadelerini kullandı.



"Erken tanı ile yüz güldüren sonuçlar almak mümkün"


Tıbbi Onkoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gamze Gököz Doğu hastanın tedavi süreci ile ilgili şunları dile getirdi: "Meme kanseri hem dünyada hem de ülkemizde en sık karşılaşılan kanser türlerinden biri. Ancak sevindirici olan şu ki, erken evrede tespit edilen vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksek. Ayşegül Hanım da bize başvurduğunda hastalığı erken evredeydi. Bu nedenle tedaviye hemen başladık ve yaklaşık bir yıllık sürecin sonunda çok başarılı sonuçlar aldık. Bu süreçte Ayşegül Hanım’ın gösterdiği sabır, kararlılık ve mücadele azmi gerçekten örnek alınacak düzeydeydi. Sadece kendi sağlığı için değil, çevresindeki kadınlar için de adım attı. Tarama konusunda farkındalık oluşturdu. Onun yönlendirmesiyle hastanemize gelen iki kadında daha meme kanseri erken evrede teşhis edildi ve tedavi süreçleri başlatıldı. Bu, erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu bizlere bir kez daha gösteriyor. Hastalarımıza bu bilinci kazandırmak, kontrolleri aksatmamalarını sağlamak bizim için çok önemli. 10-20 yıl boyunca takip ettiğimiz, sağlıklı bir yaşam sürdüren birçok hastamız var. Bu başarıların temelinde ise düzenli tarama ve erken tanı yatıyor. Özellikle 40 yaş üzeri kadınların yılda bir kez mamografi çektirmelerini ve kendi kendine muayeneyi öğrenmelerini mutlaka öneriyoruz. Unutmayın; geç kalınmış bir tanı, bazen hayatlara mal olabilir. Ama erken tanı ile yüz güldüren sonuçlar almak mümkün."



Meme kanserini erken teşhisle yendi, şimdi diğer kadınlara umut oluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Esenyurt’ta okul önü ve çevresinde polis denetimi Esenyurt’ta okul ve çevrelerinde polis denetimleri artırıldı. Yapılan denetimlerde okul ve çevrelerinde şüpheli şahıslar durdurularak Genel Bilgi Taraması(GBT) yapıldı. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen olayların ardından Esenyurt ilçesinde polis ekipleri tarafından okul ve çevrelerinde yapılan denetimler artırıldı. Yapılan denetimlerde, şüpheli görülen yaya şahıslar, otomobil sürücüleri ve motosiklet sürücüleri denetlendi. "Tabii ki tedirginlik var ama güvenlik güçlerimiz teyakkuzda" Çocuğunu okula getiren bir vatandaş yaşanan olaylarla ilgili, "İki gündür üst üste acı olaylar yaşadık. Hakikaten ülke çok sıkıntılı. Ne söylenebilir bilemiyorum. Ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Tabii ki tedirginlik var ama güvenlik güçlerimiz teyakkuzda. Onlara güveniyoruz. Onlar olduğu sürece Allah’ın izniyle bir şey olmayacağına da inanıyoruz. Okulların kapısında öğrenciler yerine silahlı güvenlik olması yönünde talebimiz var. Öğrenciler güvende olur" dedi. "Gelişme çağındaki çocukların bilinçaltına şiddet eğilimi veriliyor" Yaşanan olayların ardından şiddet eğilimli dizi ve filmleri eleştiren Ali Osman Koç ise, "Çok acı verici bir olay. Çocuklara böyle şeyler olmaması lazım. Çocuklarımıza dikkat etmemiz lazım. Oyunlar olsun, bu teknolojinin gelişimi ile birlikte çocuklarımızın geleceğinin kaybolmaması lazım. Mutlaka tedirginlik var. Öbür yerlere daha çok tedirgin oluyorum. Devletin bir yerde kısıtlama yapması lazım. Küçücük çocukların elinde farklı farklı şiddete meyilli oyunlar var. Şiddet eğilimli film ve diziler öne çıkarılıyor. Çocuklarda da özentiliğe neden oluyor. Gelişme çağındaki çocukların bilinçaltına şiddet eğilimi veriliyor. Bana kalırsa bilinçli bir şey. Bilinçli bir yüklemedir bu. Çocukları farklı bir tarafa çekmek istiyorlar. Anne babaların da dikkatli olmaları gerekiyor. Çocukların üzerinde durmaları lazım. Onların hangi tarafa kaydıklarını gözlemlemeleri lazım. Mutlaka önlem alınmalı. Sokakta bile önlem alınmalı. Çocuğun en büyük eğitim alanı sokak. Sokağa çıktığında kiminle arkadaşlık yapıyor, kiminle yürüyor ona dikkat etmek lazım" diye konuştu.
Bitlis Bitlis Eren Üniversitesi, Mardin’de neolitik dönemin sırlarını araştıracak Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ), Mardin’in Dargeçit ilçesi sınırlarında bulunan Boncuklu Tarla Neolitik Yerleşiminde yürütülecek kazı çalışmalarını üstlendi. Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi etkileşim alanında, Dicle Nehri’nin yaklaşık 2 kilometre batısında ve Nevala Maherk Çayı’nın güneyinde yer alan Boncuklu Tarla, ilk olarak yüzey araştırmaları sırasında tespit edilirken, 2012 ile 2017-2024 yılları arasında gerçekleştirilen kazı çalışmalarıyla bilim dünyasına önemli veriler sundu. Yapılan radyokarbon (C14) analizleri sonucunda, yerleşimin Geç Epipaleolitik Dönem’den Geç Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ B (PPNB) evresinin sonuna kadar uzandığı belirlendi. Yaklaşık M.Ö. 11’inci binyıldan M.Ö. 8’inci binyıla kadar kesintisiz yerleşim izleri taşıyan Boncuklu Tarla’nın, altı farklı kültürel tabakadan oluştuğu tespit edildi. 2025 yılı itibarıyla "Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı" statüsüne alınan kazıların başkanlığını ise Doç. Dr. Yunus Çiftçi yapacak. Kazı çalışmalarında bugüne kadar kutsal alan, tapınak ya da kamusal yapı olarak değerlendirilen 9 anıtsal yapı gün yüzüne çıkarıldı. Bunun yanı sıra konut alanları, üretim sahaları ve çeşitli işlikler de ortaya çıkarıldı. Alanda ayrıca çok sayıda mezar ve insan kalıntısına ulaşıldı. Elde edilen arkeozoolojik ve arkeobotanik veriler, dönemin beslenme alışkanlıkları ile üretim ve tüketim pratiklerine ışık tutarken, küçük buluntular ise neolitik dönemin inanç sistemi, sembolik dünyası ve toplumsal yapısına dair önemli ipuçları sunuyor. Bitlis Eren Üniversitesi koordinasyonunda Doç. Dr. Yunus Çiftçi tarafından sürdürülecek çalışmaların, hem bölgenin kültürel mirasının korunmasına hem de neolitik dönem araştırmalarına önemli katkılar sağlaması bekleniyor.