MAGAZİN - 10 Mayıs 2026 Pazar 08:17

Düğün masrafını düşürmek için damatlığını reklam panosuna çevirdi

A
A
A

Denizli’de dünya evine giren damat, düğün masraflarını hafifletmek için uyguladığı sıra dışı yöntemle davetlileri hayretler içerisinde bıraktı. Damatlığına yaklaşık 20 firmadan reklam alan Ramazan Bekrek, bu yöntemle düğün masraflarının dörtte birini karşılamayı başardı.

Denizli’de hayatlarını birleştiren Ramazan Bekrek ve Pınar Abas çiftinin düğününe, damadın reklam panosunu andıran damatlığı damga vurdu. Düğün maliyetlerinin artması üzerine çözüm arayışına giren damat Bekrek, yurt dışında gördüğü bir uygulamadan esinlenerek kendisine sponsor bulmaya karar verdi. Çevresindeki işletmelerle görüşerek yaklaşık 20 firma ile el sıkışan Bekrek, firmaların isimlerini damatlığının üzerine yerleştirdi.

Düğün masrafını düşürmek için damatlığını reklam panosuna çevirdi

Genç çiftin alkışlar eşliğinde salona girişi sırasında damat Ramazan Bekrek’in üzerindeki yazılar, ilk anda davetliler tarafından anlamlandırılamadı. Ancak çift yaklaştıkça damatlığın ön, arka ve kol kısımlarında farklı sektörlerden firmaların isimlerinin yer aldığı fark edildi. Şoke olan birçok davetli, cep telefonlarına sarılarak bu anı ölümsüzleştirmek için birbiriyle yarıştı. Damatlığının her santimetresini birer ticari alana çeviren Ramazan Bekrek, bu sıra dışı fikir sayesinde düğün masraflarının dörtte birini finanse etmeyi başardı. Yurt dışındaki örneği Denizli şartlarına entegre eden genç damadın bu hamlesi, sadece ekonomik bir kolaylık sağlamakla kalmadı, aynı zamanda düğünün en çok konuşulan detayı haline geldi.

"Gülen var, ilginç bulan var"

Sıra dışı fikriyle düğünü ucuza getiren damat Ramazan Bekrek, "Bu fikir ilk önce yurt dışında yapılmış, bir denemesi var. Türkiye’de bildiğim kadarıyla hiç yapılmadı. Türkiye’de de yapılabileceğini düşündüm. Toplam 20 kadar firma sponsoru olduğu üzerime düğün masraflarımızın da yaklaşık 4’te 1’i kadar karşıladı. Ayrıca çok dikkat çekici olduğunu düşünüyorum. Bir fikir de olarak da güzel o yüzden yaptım. Yani eşim ilk önce ‘10 firma olmadan bunu yapma’ dedi. ‘10 firma olursa yapabilirsin. Ben de destekliyorum’ dedi. Yani gülen var, değişik bulan var, ilginç bulan var, farklı tepkiler var. Tabi ki ailem destekledi, hepsi arkamdaydı. Özellikle eşim başta olmak üzere. O olmasaydı zaten bu projeyi yapamazdık. Doğal olarak en azından bir bütçe olarak katkısı sağladı" dedi.

"Garip ve mutlu hissedeceğim"

İlk duyduğu anda fikri farklı bulduğunu ifade eden gelin Pınar Abas ise "Sonra "Neden yapılmasın ki?" dedim ve destek verdim. Arkadaşlarım şaşırdılar, "Olmaz" diye konuştular ama ben de ‘Neden olmasın’ dedim ve eşimin yanında durmayı tercih ettim. İyi ki de durmuşum. Bence güzel, farklı, orijinal bir şey. Yani garip ve mutlu hissedeceğim. Belki de bunun eşim öncüsü olduğu için de ‘Babanız bunun öncüsü ve iyi ki böyle bir şey yapmış’ diyeceğimi düşünüyorum. Hani sonuçta belirli kalıplar var ama ailelerimiz sonrasında bize destek çıktılar. Çünkü gerçekten maddi olarak belli şeyleri karşıladığı için de bizi de rahatlattı" diye konuştu.

Düğün masrafını düşürmek için damatlığını reklam panosuna çevirdi

"Daha önce böyle bir teklif gelmemişti, iyi ki geldi"

Damada sponsor olan arkadaşlarından Burak Özenir, "Damada sponsor oldum. Daha önce böyle bir teklif gelmemişti, iyi ki geldi. Hemen severek kabul ettim. Sözlü sözleşme yani bir yazılı sözleşmemiz yok. Karşılıklı güvene dayalı. Buradan da söyleyeyim, çocukları olduğunda hayatı boyunca giyecek kıyafetler bizim markamızdan ücretsiz olarak verilecektir" ifadelerini kullandı.

Bir diğer sponsor İsmail Anatürk, "Nakit karşılığında sözlü bir anlaşma yaptık. Gece boyunca ceketinde bizim firmalarımızın adını taşıyacak. Gayet keyifli olacağını düşünüyorum. Daha önce böyle bir sponsorluk anlaşması yapmadım. Hemen kabul ettim" diye konuştu.

Fadıl Kösedağ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Başkan Yetişkin’in sosyal medya paylaşımı duydulandırdı Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı. Anneler Günü’ne özel olarak hazırlanan ve Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi’nde yaşama yeniden ‘Merhaba’ diyen bir anne ve kızının yaşamını anlatan video annelerin fedakarlığı, çocukların yaşama güvenle tutunabilmesi ve sevginin simgesi oldu. Efeler Belediyesi’ne ait Otizm Yaşam Merkezi, alanında uzman eğitimcileri, çağa ve bilime uygun sınıfları ve araç gereçleri ile yüreğinde sevgi dolu personeliyle yüzlerce aileye umut olmaya devam ediyor. İncirliova ilçesinde yaşayan Melis Ören ile kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’yle tanıştıktan sonra hikayesini anlatan video, "Anne olmak herkes için farklı bir yolculuk. Bizim yolumuz biraz daha sabır ve anlayış istiyor" sözleriyle başlıyor. Anne Melis Ören, ilerleyen saniyelerde kızı Lina’nın Otizm Yaşam Merkezi’nde eğitim almadan önce yaşadığı durumu şu sözlerle anlattı, "Derdini anlatamazdı. Derdini anlatamayınca ağlardı. Kendini yerlere atardı ve elimden hiçbir şey gelmiyordu. Çaresiz hissediyordum." Videonun devamında, Anne ve kızının birlikte Otizm Yaşam Merkezi’ne doğru umut yolculuğuna ait görüntüler yer alıyor. Daha sonra Otizm Yaşam Merkezi’ndeki ilk günlerini anlatan anne, heyecanının yüksek olduğunu ve her şeyi zamanla yaşayarak öğrendiklerini söyledi. Lina’nın merkezde çok güzel bir eğitim aldığını ve öğretmenlerin fedakârlıklarının sürece katkısından bahsetti. Mutluluk gözyaşlarının aktığı bir sonraki kesitte ise anne Ören, "Lina’nın annesi olmak paha biçilemez bir şey. Benim anneler günüm Otizm Yaşam Merkezi’nde başladı. Hediyem ise Lina’nın gözlerimin içine bakıp ‘anne’ demesi" sözleriyle yaşadıkları olumlu değişimi en güzel şekilde anlattı.
Kastamonu Çocukları için memurluğu bıraktı, kursta tanıştığı sanatla şimdi kadınlara umut oluyor Kastamonu’da yıllar önce çocuklarını büyütmek için memurluğu bırakan Seval Bahadır Koç’un kursta tanıştığı coğrafi işaretli taş baskı sanatı mesleği oldu. Kurduğu atölyede asırlardır devam eden geleneği yaşatan Koç, bir yandan da sanatını öğrettiği kadınları meslek sahibi yapıyor. Kastamonu’da yaşayan 53 yaşındaki Seval Bahadır Koç, yıllar önce memur olarak atandığı mesleğini çocuklarını büyütmek için bıraktı. Çocuklarını büyüten Seval Bahadır Koç, 10 yıl önce farklı bir şeyler öğrenmek için Halk Eğitim Merkezi’ne gitti. Merkezde Kastamonu’nun coğrafi işaretli sanatı olan taş baskıyla tanışan Seval Bahadır Koç, çok sevdiği bu sanatı mesleği haline getirdi. Önce evinin bir bölümünü atölyeye çeviren Seval Bahadır Koç, taş baskı sanatıyla masa örtüsünden kıyafete, çantadan çeyizlik ürünlere kadar çeşitli ürünler yapmaya başladı. Kısa süre sonra eve sığmayan sanatını daha profesyonel hale getirmek isteyen kadın girişimci, Tarihi Yakup Ağa Külliyesi’nin karşısındaki eski sübyan mektebinde atölye açtı. Yıllardır atölyesinde asırlardır devam eden taş baskı geleneğini yaşatan Seval Bahadır Koç, bir yandan da farklı şehirlerden gelen kadınlara taş baskı sanatını öğreterek meslek sahibi olmalarını sağlıyor. "Kursun ardından bu işi meslek olarak yapmaya karar verdim" Taş baskı sanatıyla tanışma hikayesini anlatan Seval Bahadır Koç, "Halk Eğitim Merkezi’nin açtığı bir kursa katıldım. Kursun ardından da bu işi meslek olarak yapmaya karar verdim. Önce evimde küçük bir atölye kurdum. Malzemeleri yavaş yavaş temin ettim. Daha sonra dükkan kadar malzeme birikince dükkan açtım. Dükkanımda satışlarımı ve imalatımı yapıyorum. Şehir dışında gelenlere de bu sanatı tanıtmaya çalışıyorum" dedi. "Baskı yapmak çok hoşuma gitti" ? Çocukları için mesleğini bıraktığını ve şimdiki işini çok sevdiğini dile getiren Seval Bahadır Koç, "Aslında ben memur olarak atanmıştım, oğlumu büyütmek için mesleğe başlamadım. Daha sonra çocuklar büyüyünce bir meşgale aradım kendim için. Tesadüfen Halk Eğitim Merkezinin açtığı kursa katıldı. O zaman taş baskı ilgimi çekmemişti. Ama baskı yapmak çok hoşuma gitti. Ayrı bir terapi. Baskıyı yaparken üretim moduna giriyorsunuz. Bir örtü yaparken kafanızda ikinci örtüyü tasarlıyorsunuz. Çok zevkli bir iş. Onun için dedim ki ben bu işi ileride sürdürebilirim. O şekilde başladım, şimdi de çok memnunum. Unutulmaya yüz tutmuş bir sanat olduğu için birilerine aktarmak, bir yerlerde yapıldığını görmek çok iyi bir şey" diye konuştu. "Bir şeylerle vesile olmak mutluluk veriyor" Çok sayıda ilden kursiyerlerin geldiğini kaydeden Koç, "Kursiyerlerim var. Özel kurslar veriyorum. Değişik illerden kursiyerler geliyor. Öğrendikten sonra gidip memleketlerinde bu işi yapıyorlar, dükkanı olanlar var. Bir şeylerle vesile olmak mutluluk veriyor. Hem bir kadının emekçi olup para kazanması beni mutlu ediyor hem de Kastamonu’nun bir kültürünü başka şehirlere tanıtmak sevindiriyor" şeklinde konuştu. "Bine yakın kalıbım var" Sanatla ilgili bilgi veren Koç, yaptığı desenlerin kullandığı boya sebebiyle asla silinmediğini kaydederek, "Kalıpların her biri farklı bir desendir. Bir yerde çiçek deseni ya da geometrik bir desen gördüğümüzde hemen onun kalıbını yaptırıyoruz. Gördüğümüz her şeyin kalıbını yaptırmak zorunda hissediyorum. Şu an ne kadar kalıbım olduğunun sayısını bilmiyorum. Belki bine yakın kalıbım vardır. Çok kullandığım kalıplarımı göz önünde tutuyorum. Az kullandığım kalıplarımı ise kaldırıyorum, lazım olduğunda tekrar alıyorum. Bir örtüyü yapmam yarım saat, bir buçuk saat arasında tutuyor" ifadelerini kullandı.