ÇEVRE - 13 Nisan 2026 Pazartesi 09:23

Türkiye’nin en büyük adası Gökçeada’da en büyük ada martısı kolonisi

A
A
A
Türkiye’nin en büyük adası Gökçeada’da en büyük ada martısı kolonisi

Çanakkale’de yapılan çalışmalar sonucunda Türkiye’nin en büyük adası Gökçeada’da, en büyük ada martısı kolonisi olduğunu belirten Prof. Dr. Herdem Aslan, "Gökçeada’nın turistik anlamında reklamını yapmak için flamingolar kullanılır ama bizim bu çalışma kapsamında fark ettiğimiz şey, Türkiye’nin en büyük adasında üreyebilen, sağlıklı ama dünyada hassas statüsünde bulunan ada martısının en büyük popülasyonu yaşıyor. Buna özellikle önem veriyoruz ve dikkat çekmek istiyoruz" dedi.


ÇOMÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Herdem Aslan ve ekip arkadaşları 2023 yılında Gökçeada Tuz Gölü’nün nezdinde ada halkıyla, çevre koruma bilincini uyandırmak amacıyla bir proje gerçekleştirdi. Proje ardından var olan veriler ve elde edilen yeni veriler çerçevesinde, Gökçeada Tuz Gölü’nde üreyebilen, sağlıklı, ada martısının en büyük popülasyonun varlığı ortaya çıktı.


Prof. Dr. Herdem Aslan, 2023 yılında Gökçeada Tuz Gölü’nün ada halkında çevre koruma bilincini uyandırmak amacıyla bir proje başlattıklarını belirterek "Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada’da, bir Tuz Gölü’müz mevcut. Türkiye’deki şu anda bilinen 59 ulusal öneme sahip sulak alandan bir tanesi. Gökçeada, ada olmasından dolayı anakaradan biraz uzakta. Bu nedenle biraz daha korunaklı bir yer şu andaki şartlarda, günümüzde öyle kabul ediyoruz. Ama Tuz Gölü ve çevresinde insan baskılarından dolayı bazı sıkıntılı durumlar gözlemlenmişti, bu nedenle de orada bilimsel çalışmalar yapmaya başlamıştık. O çalışma kapsamında alanın biyoçeşitliliği nedir, zenginlikleri nelerdir diye 2016 yılında yaptığımız bir çalışmada bölgede tüm dünyada hassas statüsünde sınıflandırılan ada martısının varlığını gördük. Aslında Türkiye’de yaşayan pek çok martı türü var. Ada martısı da önemli bir tür olarak karşımıza çıktı. Biz o çalışmada sadece tür listesi olarak yayınlamıştık. Daha sonrasında 2023 yılında Gökçeada Tuz Gölü’nün nezdinde ada halkıyla birlikte, çevre koruma bilincini uyandırmak amacıyla bir proje yaptık. Turquoise Coast Environment Fund tarafından desteklenen bir STK projesiydi ve aslında halka yönelik bir farkındalık çalışmaydı. O çalışma kapsamında yine adaya yaptığımız bazı bilimsel geziler oldu" dedi.


Türkiye’nin en büyük adası Gökçeada’da en büyük ada martısı kolonisi yaşadığına vurgu yapan Herdem Aslan, "O gezilere benim yönetim kurulu başkanı olduğum Su Ekosistemlerini Koruma Derneği’nin üyelerinden, yurttaş bilimine Türkiye’deki en iyi örneklerden biri olan arkadaşımız Murat Uyman da katıldı. Aslında kendisi elektrik-elektronik mühendisi. Çanakkale’de yaşayan doğa düşkünü bir kuş gözlemcisi. Gökçeada yaşayan halka kuşları gösterebilmek, öğretebilmek, onlara kuşların önemini anlatabilmek için Murat bizim ekibimizle birlikte adaya 5 farklı zamanda adaya gelip Tuz Gölü çevresinde kuşları gözlemledi ve o sırada üreyen ada martılarını fotoğrafladı, saydı ve biz bunu rapor olarak sunduk. Tuz Gölü küçük bir alan aslında baktığınızda ve yazın tamamıyla kuruyor, ortaya yazın bir tuz tabakası çıkıyor. Zaten denizle de bağlantısı olduğu için bir şekilde aslında lagün olarak isimlendiriliyor. Burası özellikle göç eden pek çok kuş türü için önemli bir durak. Mesela çok fazla orada flamingolar bulunmaktadır. Çok güzel reklam, ada ile bağlantısı olan herkesin bir reklam yüzüdür bu flamingolar. Ama bizim bu çalışma kapsamında fark ettiğimiz şey, Türkiye’nin en büyük adasında üreyebilen, dünya genelinde hassas öneme sahip ada martısının en büyük popülasyonu yaşıyor. Buna özellikle önem veriyoruz, dikkat çekmek istiyoruz" ifadelerini kullandı.


Türkiye’de kaydedilmiş 17 martı türünün olduğunu ve bunlardan en nadir ve zariflerinden bir tanesinin ada martısı olduğunu kaydeden Kuş Gözlemcisi Murat Uyman, "Türkiye’de 17 martı türü kayıt altına alınmıştır. Bu martıların en zariflerinden ve en nadirlerinden birisi de Türkiye’deki yerleşik tür olan ada martısıdır. Koyu kırmızı gagası, koyu yeşilimsi grimsi ayakları ve ince yapısıyla diğer büyük martılardan kolaylıkla ayrılabilir. Son yıllarda dramatik bir şekilde hızlı bir popülasyon düşüşü yaşamıştır bu martı. Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği’nin 2020 yılında yapmış olduğu değerlendirmede hassas düzeyde tehlike altında olan bir tür olarak kategorize edilmiştir. Bu kategori bu türün korunması için acilen eylem planları oluşturulması gerektiğini belirten bilimsel bir uyarı niteliği taşımaktadır. Ülkemizde 2013-2019 yılları arasındaki tahmini üreyen çift sayısı yaklaşık olarak 70-150 birey arasındadır. Ve Türkiye’de 7 noktada ürediği tespit edilmiştir. Ancak bu 7 noktanın çoğunda artık şu an ürediğine dair yeni veriler gelmemektedir. Ada martısı diğer büyük iri martılar gibi zorunlu olmadıkça hepçil bir martı olmayıp diyeti esas olarak balıklardır ve genellikle geceleri beslenirler" şeklinde konuştu.


Ada martısının belirli nedenler yüzünden üreme konusunda bir türlü belini doğrultamadığını aktaran Murat Uyman, şunları aktardı: "2023 yılında yaptığımız bir çalışmada en az 38-44 birey ada martısının ürediğini tespit ettik. Ada martılarının sergiledikleri kur davranışlarını, kuluçkada yatan bireylerini ve yumurtadan çıkan yavrularını üreme döneminde gözlemledik. Kötü tarafı şu ki, ada martılarının ürediği bölge Gökçeada Tuz Gölü Ulusal Öneme Haiz Sulakalan sınırları içerisinde mutlak koruma alanı içerisinde değil. Yeni veriler ışığında Türkiye’nin en büyük adasında, Türkiye’nin yerleşik popülasyonuna sahip en nadir martısının üreyen en büyük kolonisinin, Gökçeada Tuz Gölü’nde bulunduğunu kur davranışlarıyla, yumurtadan çıkan bireylerle, kuluçkada olan bireylerle teyit etmiş olduk. Ve ne yazık ki, bu tür Türkiye’de bir türlü istenilen popülasyon büyüklüğüne ulaşamadı. Gökçeada Tuz Gölü özelinde bunun sebepleri arasında habitat kaybı var, aşırı otlatma var, insan baskısı var, adada üreyen popülasyon olarak daha rekabetçi bir tür olan gümüş martının baskıları var. En önemlisi de üreme alanlarını koruyacak ve popülasyonun daha da büyümesine imkan sağlayacak mutlak bir koruma statüsü yok."



Türkiye’nin en büyük adası Gökçeada’da en büyük ada martısı kolonisi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir BASKİ şehrin altyapısını güçlendiriyor Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (BASKİ) tarafından Karesi’ye bağlı Toygar Mahallesi Okul Caddesi’nde ekonomik ömrünü tamamlayan ve sürekli arızalara yol açan içme suyu hattı yenilenerek bölgedeki altyapı güçlendirildi. Kent genelinde Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın liderliğinde altyapıyı daha sağlıklı hale getirmek için önemli çalışmalar gerçekleştiren Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (BASKİ), Karesi ilçesine bağlı Toygar Mahallesi’nde yıllardır arızalanıp su kesintilerine neden olan içme suyu hattını yeniledi. Yapılan kapsamlı çalışmayla bölgedeki arızalara kalıcı çözüm sağlanırken içme suyu hattı daha sağlıklı ve güvenli hale getirildi. Ayrıca hatların evsel bağlantıları da hızlı bir şekilde tamamlandı. Su yönetiminde kaliteli ve sürdürülebilir hizmet Balıkesir Büyükşehir Belediyesine bağlı Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (BASKİ), Başkan Akın’ın sürdürülebilir ve yenilikçi vizyonu doğrultusunda kent genelinde altyapıyı güçlendirmeye yönelik çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. İçme suyu ve kanalizasyon hatlarında kalıcı çözümler ürettiklerini ifade eden BASKİ Genel Müdürü Erdoğan Öztürk, "Uzun yıllardır sorun oluşturan altyapıda kayıp ve kaçakları önlemek amacıyla ekiplerimiz gece gündüz demeden çalışmalarına devam ediyor. İçme suyu hatlarında yenileme çalışmalarını hayata geçirirken, vatandaşlarımızın yılın her döneminde suya kesintisiz erişimini sağlamak için kalıcı adımlar atıyor, içme suyu altyapımızı güçlendirmeyi sürdürüyoruz." dedi.
Trabzon Balık av sezonu biterken, balıkçılar sezonu değerlendirdi 15 Nisan itibarıyla sona erecek olan denizlerde su ürünleri avcılık sezonu öncesinde balık hali esnafı sezonun genel değerlendirmesini yaptı. Balıkçılar, özellikle hamsi ve istavritte yaşanan bolluğun hem satışları artırdığını hem de vatandaşın balığa doyduğu bir sezon yaşandığını belirtti. Trabzon balık hali esnafından Ahmet Çoğalmış, sezonun oldukça verimli geçtiğini ifade ederek, "Sezon bizim için çok güzel geçti. Güzel bir hamsi sezonu yaşadık. Hamsinin ardından güzel bir istavrit sezonu yaşıyoruz. Genel olarak bol bir sezon geçti diyebiliriz. Sezonda balıkların hepsi satıldı fakat hamsi ile istavrit tabii ki başı çeken balıklar oldu her zaman olduğu gibi" dedi. Balık bolluğunun fiyatlara da yansıdığını dile getiren Çoğalmış, "Balık bu sezon bol olunca fiyatlara yansıdı, bunun sonucunda da satışlar bayağı artış gösterdi" ifadelerini kullandı. "Karadeniz insanı somona alıştı" Av sezonunun sona ermesiyle birlikte tezgahlarda diğer balıkların daha fazla yer alacağını belirten Çoğalmış, "Av sezonu bittikten sonra tezgahlar istavrit, mezgit, levrek, çupra, somon, alabalık gibi balıklara kalacak. Karadeniz insanı somona, alabalığa alışmış. Hamsi yoksa istavrit satılır, o da yoksa somon ile alabalık satılır. İnsanımız kültür balıklarına da rağbet gösteriyor. Özellikle somon Karadeniz insanı için özel bir yer edindi artık" diye konuştu. Vatandaşın hamsiye olan ilgisinin sürdüğünü vurgulayan Çoğalmış, şoklanmış balıklara da talep olduğunu belirterek, "Bazı balıklar olmayınca vatandaş hasret çekiyor, şoklanmış balıklar çıkıyor. Mesela şoklanmış hamsiler çıkıyor, lezzeti de gayet iyi. Şoklanmış da olsa ister istemez vatandaşımız hamsiyi çok sevdiği için talep gösteriyor" şeklinde konuştu. Fiyatlara ilişkin de bilgi veren Çoğalmış, "Fiyatlar ise şu an hamsi 150 TL, istavrit 125-150 TL, somon 250-300 TL. Fiyatlar aşağı yukarı uzun zamandır böyle" dedi. "Vatandaş hamsiye doydu" Balık hali esnafından Murat Doğan ise sezonun geçen yıla göre daha iyi geçtiğini belirterek, "Sezon bayağı iyi geçti. Hamsi bol avlandı. Vatandaşımız hamsiye doydu. İstavrit ve mezgit de bol çıktı. Bu sezon geçen sezona göre daha iyi bir balık sezonu geçirdik. Geçtiğimiz sezona oranla bayağı artış vardı" dedi. Palamut dışında tezgahlarda eksik balık olmadığını ifade eden Doğan, "Bu sezon palamut haricinde tezgahlarımızda eksik balık yoktu. Bu sezon bayağı büyük bir hamsi istavrit bolluğu yaşadık" diye konuştu. Sezonun sona ermesiyle birlikte fiyatlarda artış yaşanabileceğine dikkat çeken Doğan, "Sezonumuz maalesef bitiyor. Tabii yaz balıkçılığı başlayacak. Tezgahlarımızda mezgit, barbun, istavrit devam edecek. Ayrıca alabalık, somon, çupra gibi balıklarımız da devam edecek. İlerleyen zamanlarda fiyatlarda ister istemez bir artış olacak. 100 TL’ye satılan istavrit 250-300 TL’yi, mezgit 600-700 TL’yi bulacak" ifadelerini kullandı. Şoklanmış balığa da talep olduğunu belirten Doğan, "Vatandaşımıza zaten şoklanmış olan balığı söylüyoruz bu hamsi şokludur diye. Ancak çok sevildiği için vatandaş talep gösteriyor" dedi. Balıkçılar, sezonun genel olarak bereketli geçtiğini belirtirken, 15 Nisan sonrası yaz balıkçılığıyla birlikte tezgahlarda çeşitliliğin devam edeceğini ancak fiyatların artabileceğini ifade etti.
Bursa Nilüfer Açıkalın Osmangazi’de okurlarıyla buluştu Bursa’da kültür ve edebiyatın önemli buluşma noktalarından biri olan TÜYAP Bursa Kitap Fuarı, bu yıl da yoğun katılımla devam ediyor. Fuar alanında yer alan Osmangazi Belediyesi standı, düzenlediği etkinliklerle kitapseverlerden büyük ilgi görürken, günün en dikkat çeken konuğu Nilüfer Açıkalın oldu. TÜYAP Bursa Fuarcılık Anonim Şirketi tarafından, Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle 11-19 Nisan tarihleri arasında Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Fuar Alanı’nda düzenlenen Bursa 23. Kitap Fuarı, zengin etkinlik programı ve geniş katılımcı yelpazesiyle edebiyatseverleri bir araya getiriyor. Osmangazi Belediyesi standında gerçekleştirilen imza günleri ise fuarın en yoğun ilgi gören etkinlikleri arasında yer alıyor. Bu kapsamda oyuncu-yazar Nilüfer Açıkalın, "Delice" ve "Beklediğim Odalarda" adlı kitaplarını okurları için imzaladı. Yoğun katılımın olduğu imza gününde Açıkalın, okurlarıyla birebir sohbet ederek edebiyat üzerine düşüncelerini paylaştı. Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada, kitapseverler hem kitaplarını imzalatma hem de yazarla doğrudan iletişim kurma fırsatı buldu. Etkinliğe katılan Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir de, Osmangazi Belediyesi standını ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceledi. Esendemir, fuarın Bursa’nın kültürel hayatına önemli katkılar sunduğunu belirterek, bu tür etkinliklerin artarak devam etmesi gerektiğini ifade etti. "Her geldiğimde çok iyi duygularla ayrılıyorum" Fuarda bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Nilüfer Açıkalın, "Henüz geldim ve çok güzel bir kalabalıkla karşılaştım. Çok mutluyum. Buraya her geldiğimde çok iyi duygularla ayrılıyorum, yine öyle olacak sanırım. Kitap fuarının 23’üncüsü düzenleniyor, daha niceleri olsun" diye konuştu. "Yazdıkça ve okurla buluştukça mutluyum" Açıkalın, fuara iki kitabıyla katıldığını belirterek, "Beklediğim Odalarda adlı öykü kitabım ve yeni çıkan romanım Delice ile buradayım. Delice, tımarhanede kendi iç dünyasında Allah’ıyla konuşan bir karakterin hikayesini anlatıyor. Yazdıkça ve okurla buluştukça daha mutlu oluyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" açıklamalarında bulundu.
Kayseri Bahar aylarında cildinizi sosyal medyaya emanet etmeyin Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, ilkbahara girerken vatandaşların sosyal medya üzerinden popüler olan uygulamalara aldanmaması gerektiğini söyleyerek, "Sosyal medyada görülen uygulamaların her cilt ve hasta için uygun olmadığını bilmek gerekiyor" dedi. Kıştan çıkarken cilt kusurlarının daha belirgin hale geldiğini söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, "Artık kış mevsiminin yavaş yavaş kendini bahara ve devamında yaz mevsimine bırakmasıyla birlikte ciltte meydana gelen belli değişiklikler var. Kıştan çıkarken cildimizde özellikle gözenekli görüntü, lekelerin daha belirgin hale gelmesi, matlaşma, bulanık görüntü gibi cilt rahatsızlıkları, cilt ton eşitsizlikleri, renk tonu eşitsizlikleri gibi belirtiler daha belirgin hale gelmektedir. Özellikle kış mevsiminden çıkarken. Dolayısıyla hastalarımızın yaza girerken ciltlerini, derilerini, deri kalitelerini toparlamak yönünde belli talepleri olur bizden. Tabi ki bu döneme girmemiz ile birlikte yazın yapabileceğimiz uygulamalarda biz iyileşme süresinin uzun olduğu yahut ağır cilt soyucu tedavileri ağır tedavileri tercih etmiyoruz. Çünkü güneşin daha dik açı ile gelmesiyle birlikte bu uygulamalarla komplikasyon riskimiz artmaktadır. Neler yapabiliriz? Özellikle bu bahar döneminde yaza geçiş döneminde cildimizi hazırlamak için diye soracak olursak, bu dönemde özellikle kimyasal peelingler derin değil, hafif peeling, hafif soyucu işlemleri kullanabiliriz. Yine nem aşıları gibi uygulamaları rahatlıkla kullanabiliyoruz. Leke mezoterapileri dediğimiz özellikle görünen derin ve yüzey tabakalarındaki lekelenmelere yönelik mezoterapi işlemlerimizi yapabiliriz. Yine botoks uygulamalarını rahatlıkla bu mevsimde yaza geçiş aşaması da kullanabiliriz. Cilt tipine göre yine medikal cilt bakımlarını kullanabiliriz. Akneli ciltlerde yine rozalı ciltlerde özelliğine göre bakım rutininde hastalarımızın kullandığı ürünleri değiştirmekle birlikte bunları da yine kullanabiliriz" dedi. Dr. Yücel, bahar ve yaz aylarına girerken özellikle güneş kreminin kullanılmasının önemli olduğunu söyleyerek, "Tabi ki bu yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte işlemlerimizi yapabiliyoruz ama hastalarımızdan da talep ettiğimiz şeyler oluyor. Bunlar ne olabilir? Özellikle güneş kremini çok sık ve etkili şekilde kullanımını mutlaka öneriyoruz. Çünkü her yaptığımız işlem cildimizi birazcık daha hassas hale getirdiği için güneş ışınlarından komplikasyonlardan korunmamız için mutlaka SPF 30 yada 50 güneş kremlerini gün içerisinde 2-3 kere yenileyecek şekilde kullanmamız şart. Hatta tatil dönemlerinde tatilde gidilen dönemlerde de mutlaka şapka ve güneşi şeffaf şekilde geçirmeyen kıyafetlerle yani fiziksel bariyer dediğimiz kıyafetlerle de destekleyerek istenmeyen ultraviyole ışınlarının istenmeyen yan etkilerinden de kurtulmayı planlıyoruz. Bunlar da bizim hastalarımızdan talep işlemler oluyor" ifadelerini kullandı. "Sosyal medya yöntemleri her cilde uygun olmayabilir" Dr. Muhammed Burak Yücel, sosyal medyada popüler olarak görülen uygulamaların her hastaya ve cilde uygun olmadığını söyleyerek, "Belki bir diğer dikkat edeceğimiz nokta her işlemi sosyal medyada özellikle şu an popüler olan her işlemin her hastaya uygun olmadığını bilmek ve bunu mutlaka ehil ellerde dermatoloji uzmanların da mutlaka hastaların beklentilerini ve cilt özelliklerini, deri özelliklerini de bir araya getirerek yapabileceğimiz optimum şeyleri mutlaka doktor kontrolünde yapmak. Çünkü internette bazı görülen sosyal medyada popüler olan hemen sonuç aldığımız önce-sonra fotoğrafları arasında bizim ne yapıldığını bilmediğimiz ama mükemmel sonuç alınan işlemlerin bir o kadar da komplikasyon oranının arttığını bilmekte fayda var. Çünkü bizim için önemli olan Sürdürülebilir ve uzun süreli iyilik halleridir. Hemen yapılan işlemlerde bizim de sonuç alabildiğimiz uygulamalar olabilir. Ancak uzun dönemde 2 ay sonra 3 ay sonra tekrar kış aylarında yeniden girdiğimizde aynı sorunla örnek veriyorum leke tedavisi yapıldıysa o lekenin çok daha artmış ve nüksetmiş bir biçimde yahut roza hastalarında yahut akne hastalarında çok daha komplike ve nüksetmiş bir şekilde hastalar bize geri geldiği zaman bundan ne hasta hoşnut olacaktır ne hekimin istediği bir sonuç olacaktır. Önemli olan uzun süreli sürdürülebilir iyilik halidir sağlık uygulamalarında, dermokozmetik uygulamalarında. Dolayısıyla sosyal medyada popüler olan her işlemin her hasta grubu için uygun olmadığını bilmek çok önemli. Mutlaka doktor kontrolünde cildin ihtiyacına göre, ihtiyaçlarına göre uygun her iki tarafında hastanın ve hekimin beklentilerini karşılayacak şekilde bir planlama yaparak uzun süreli iyilik halini sürdürmek ve yaz dönemini geçirerek tekrardan sonbahar döneminde cildimiz hazırlamak önemlidir diyebiliriz" dedi.