Yerel Haberler
Bursa
18 Nisan 2026 Cumartesi - 10:48 Psikiyatride geleceğin yol haritası belirlendi Antalya’nın Belek turizm merkezinde 15-18 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen ‘17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi / Psikoterapi Kongresi’, bilim dünyasında bıraktığı güçlü izlerle tamamlandı. Psikofarmakoloji Derneği’nin (PD) ev sahipliğinde, ‘Tedavi Direncinin Üstesinden Gelmek’ ana temasıyla gerçekleştirilen kongre hem içerik zenginliği hem de uluslararası katılımıyla dikkat çekti. Psikiyatri alanında Türkiye’nin en önemli bilimsel buluşmalarından biri olarak gösterilen kongrede; biyolojik psikiyatri, sinirbilim ve psikiyatrik nörogörüntüleme başta olmak üzere güncel gelişmeler masaya yatırıldı. Farklı ülkelerden gelen bilim insanları ile Türkiye’den genç hekimleri bir araya getiren organizasyon, bilgi paylaşımının yanı sıra güçlü bir akademik etkileşim ortamı sundu. Türk Psikofarmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, kongrenin ardından yaptığı değerlendirmede organizasyonun ulaştığı seviyeye vurgu yaparak, "Uluslararası Psikofarmakoloji Kongresi, ülkemizin en önemli psikiyatri buluşmalarından biri olmayı sürdürüyor. Bu yıl da yurt dışından yaklaşık 50 bilim insanını ve Türkiye’den bine yakın katılımcıyı ağırladık. Her yıl çıtayı daha yukarı taşıyarak, dünyadaki güncel gelişmeleri meslektaşlarımızla buluşturuyoruz. Genç hekimlerimizin, alanında öncü isimlerle doğrudan temas kurması bizim için son derece kıymetli. Ayrıca 200’ün üzerinde katılımcıya burs sağlayarak ve 200 asistanımıza ücretsiz katılım imkânı sunarak bilimsel erişimi genişletmeye devam ediyoruz. Burası aynı zamanda bilginin üretildiği ve paylaşıldığı bir bilim platformudur" dedi. Kongrenin Onursal Başkanı Prof. Dr. Mesut Çetin de özellikle gençlerin alanında uzman bilim insanlarıyla temasa geçmesi, sorular sorarak bilgi alışverişinde bulunmuş olması yönüyle çok verimli geçtiğini belirtirken, "Ortaklaşa çalışmalarda yer alabilmeleri de önemli. Kongre kapsamında tüm sunumlar anında tercüme edildi. Katılımcılar kendi dilinde soru sorabildiler, bu da iletişim ve etkileşimi kuvvetlendirdi" diye konuştu. Kongre Başkanı Doç. Dr. Ayşe Sakallı Kani ise organizasyonun bilimsel derinliğine ve etkileşim gücüne vurgu yaptı. Kani, "2005 yılından bu yana düzenlediğimiz kongremizin 17’ncisini bu yıl büyük bir başarıyla gerçekleştirdik. 10 farklı ülkeden yabancı konuşmacı, 280’in üzerinde bilim insanı ve 650’ye yakın katılımcıyla son derece canlı, zengin ve doyurucu bir bilimsel ortam oluştu. Kongremiz yalnızca bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda kültürlerarası etkileşim açısından da önemli bir platform sunuyor. Yapay zekâ destekli yeni tedavi algoritmaları ve kişiye özgü tedavi yaklaşımları bu yılın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı" dedi. Kongrenin Eş Başkanı Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç. Dr. Alperen Bıkmazer de yoğun ilginin bilimsel kaliteyi yansıttığını belirterek, "Kongremize hem yurt içinden hem de yurt dışından çok sayıda bildiri ve panel başvurusu geldi. Bu yoğunluk, kongremizin bilimsel derinliğinin ve uluslararası niteliğinin güçlü bir göstergesidir. Türkiye’de düzenlenen kongreler arasında en fazla uluslararası konuşmacıya ev sahipliği yapan organizasyonlardan biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Özellikle genç meslektaşlarımıza sağladığımız burslar, yabancı konuşmacılarla kurulan temas ve oluşturulan akademik ağlar, onların mesleki gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır" diye konuştu. Hasan Eker yönetimindeki Burkon tarafından organize edilen ve Bilimsel oturumların yanı sıra anlık çeviri imkânı sayesinde katılımcıların kendi dillerinde iletişim kurabildiği kongre, disiplinler arası yaklaşımı ve kapsayıcı yapısıyla öne çıktı. Genç araştırmacıların uluslararası bilim insanlarıyla bir araya gelerek ortak projelere zemin hazırladığı organizasyon, psikofarmakoloji alanında yeni iş birliklerinin kapısını araladı. Yoğun katılım, güçlü akademik içerik ve uluslararası etkileşimle tamamlanan kongre, psikiyatri alanında hem Türkiye’nin hem de bölgenin en önemli bilimsel platformlarından biri olma niteliğini bir kez daha pekiştirdi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 10:19 Bu okulda veliler çocuklarıyla sınava girdi... Okullarda yaşanan saldırı olaylarıyla milletçe yaşadığımız kötü günlerde bir nebze olsun içimizi ısıtan, gönlümüzü ferahlatan haber, Nilüfer Sadettin Türkün Ortaokulu’ndan geldi. Bursa’da akademik başarının yanında gerçekleştirdiği sosyal, sanatsal ve sportif faaliyetlerle de adından sıkça söz ettiren Nilüfer Sadettin Türkün Ortaokulu’nda veliler, öğrencilerle birlikte sınava girdiler. Bursa Nilüfer Sadettin Türkün Ortaokulu’nda "Her Kitap Bir Yuva" kitap okuma yarışmasının ikincisi yapıldı. Yarışma kapsamında veliler ve öğrenciler üç ay boyunca toplamda 8 kitap okuyup bir takım olarak kitap okuma yarışmasına katıldılar. Çok sayıda velinin, çocuğuyla birlikte girdiği sınavdan çok güzel görüntüler yansırken, sınav çıkışı bazı veliler sınav sorularının zor olduğunu belirtti. Önemli olan, çocuklarıyla birlikte güzel anı biriktirmek olduğunun altını çizen veliler; kitap okuma etkinliğinin çok güzel olduğunu, devamında çocuklarıyla birlikte girilen sınavın ise asla unutamayacakları bir hatıra olarak kalacağını ifade etti. Çocuklarıyla birlikte kitap okuyup, okudukları kitaptan yine çocuklarıyla birlikte sınava giren veliler, okul müdürü Asım Altuntaş başta olmak üzere etkinlikte emeği geçen idareci ve öğretmenlere teşekkür ettiler. Etkinlikte konuşan Sadettin Türkün Ortaokulu Müdürü Asım Altuntaş ise kitap okumanın çocukların gelişimindeki önemini belirtti. Altuntaş, "Hep öğrencilere mi sınav olacak, veliler sınav heyecanı yaşasın, ter döksün istedik..." diyerek ikincisini gerçekleştirdikleri bu etkinliğe her yıl daha fazla veli ve öğrencinin katıldığını belirtti. Hem kitap okuyan hem de çocuğuyla birlikte sınava katılan velilere, öğrencilere ve sürecin her aşamasında emek harcayan öğretmenlere teşekkür etti. Asım Altuntaş, ayrıca son günlerde okullarda yaşanan üzücü olayların bir yaşanmaması temennisiyle hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlere Allah’tan rahmet, tedavi görenlere de acil şifa dileklerinde bulundu. 15 Nisan Salı günü yapılan, "Her Kitap Bir Yuva" kitap okuma yarışma sınavının sonuçları 18 Nisan’da açıklanacak. Okulda gerçekleştirilecek ödül töreni ise 23 Nisan’da yapılacak.
"Küçük Venedik" turizm sezonunu açtı
26 Mart 2026 Perşembe - 10:02 "Küçük Venedik" turizm sezonunu açtı Avrupa’nın en güzel kasabaları arasında gösterilen, "Küçük Venedik" olarak nitelendirilen Bursa’nın Uluabat Gölü’ne kıyı Gölyazı Mahallesi, turizm sezonunu açarken, eksiklerinin giderilmesini bekliyor. Uzun yıllar şubat ayı yağış ortalaması metrekareye 75 kilogram olan Bursa’da bu yıl kar ve yağmur yağışları iyi oldu. Şubatta Bursa metrekareye 129 kilogram yağış alırken, Uludağ’da 107, Karacabey 95 ve Mustafakemalpaşa ise 106 kilogram oldu. "Yaşayan göl" Yağmurların ve eriyen karların etkisiyle baraj ve göllerdeki doluluk oranları arttı. "Uluslararası Yaşayan Göller Ağı"na dahil ve "Türkiye’de Yaşayan Göl" ünvanına sahip tek göl olan Uluabat Gölü de yağışlardan nasibini aldı. Göl sularının, 10 yıldır görülmedik şekilde yükselmesi turizm merkezi olan Gölyazı’nın sokaklarını, evlerini ve bazı kafelerini su altında bıraktı. Yükselen sularla yine "Küçük Venedik" benzetmesi yapılan Gölyazı Mahallesi, turizm sezonunu açtı. Bu yıl kayıkla gezintiye çıkanlar, meşhur köprüsünün altından geçebilecek, kıyı kesimlerde dolaşabilecek, su seviyesi yükselen ve genişleyen gölde unutulmadık bir gün yaşayabilecek. Onbinlerce kişi geliyor ama sağlık merkezi yok Gölyazı Mahallesi Muhtarı Mustafa Cihanoğlu, Ramazan Bayramı ile turizm sezonunu açtıklarını belirterek, "Küçük Venedik"in ziyaretçi ağırlamaya başladığını söyledi. Bu yıl su seviyesinin yükselmesi dolayısıyla yerli ve yabancı turist sayısında artış beklediklerini dile getiren Cihanoğlu, şöyle konuştu: "Turistlerin tam istediği gibi oldu Uluabat Gölü ve kıyı mahallemiz Gölyazı. Ama eksiklerimiz çok. Kıyı Kanunu’na yönelik düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Gölyazı‘ya baştan aşağı bir el değmesi lazım. Sahil düzenlemesi yapıldı ama Anıtlar Kurulu durdurdu. Taşlar orada kaldı. Turistik mahalleyiz, haftada 50-100 bin ziyaretçi geliyor ama sağlık merkezi yok, doktor yok, iğne yapacak hemşire yok, acil durumda müdahale edecek sağlık çalışanı yok." "Gezintiye çıkan hayran kalacak" Cihanoğlu, Avrupa’nın en güzel kasabalarından biri olarak gösteriliyor ama bir cemiyet yapacak yerlerinin olmadığını vurgulayarak, "Mahalle halkının bile başını sokacak yeri yok. Ağlayan Çınar’a el değmesi lazım, çünkü bizim için çok önemli, bakımı yok" dedi. Eksiklerin gelecek turistlerle ilgili olmadığına dikkati çeken Cihanoğlu, "Gölümüz gezintiye iç olmadığı kadar uygun. Şimdi köprü altından çadırlı kayıklar geçemez ama biraz sular çekilince o da olacak. Suyumuz temizlendi, kayıkların gidemeyeceği yer yok. Gezintiye çıkan hayran kalacak. Gölyazı’yı, Küçük Venedik’i merak edenleri bekliyoruz" dedi.
Çocuklarda geniz eti tedavisinde geç kalınmamalı
26 Mart 2026 Perşembe - 09:48 Çocuklarda geniz eti tedavisinde geç kalınmamalı Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, çocuklarda geniz etinin alınması için büyümenin beklenmesinin tedavi başarısını düşürebileceğini belirterek, hastaya verdiği zarara göre ameliyat kararının geciktirilmemesi gerektiğini söyledi. Geniz eti ve bademcik dokularının bağışıklık sisteminin önemli parçaları olduğunu ifade eden Özel Medicana Sağlık Grubu KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, bu dokuların vücudu enfeksiyonlara karşı koruduğunu belirtti. Öztürk, geniz eti ve bademciklerin en büyük boyutlarına genellikle 2 ile 6 yaş arasında ulaştığını belirterek, "Bu dönemde anneden geçen bağışıklık etkisi azalır ve çocuğun kendi bağışıklık sistemi devreye girer. Çocuklar bu süreçte mikroplarla daha fazla karşılaştıkları için erişkinlere göre daha sık hastalanırlar. Bağışıklık sisteminin yoğun çalışması nedeniyle bu yaşlarda geniz eti ve bademcik büyümeleri daha sık görülür" dedi. Geniz etinin burun arkasında yer aldığı için ağızdan görülemediğini, kamera veya röntgen ile tespit edilebildiğini belirten Öztürk, geniz eti enfeksiyonlarının burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, öksürük, ateş ve orta kulak iltihabı gibi sorunlara yol açabileceğini söyledi. Öztürk ayrıca geniz eti büyümesinin horlama, ağız açık uyuma, uykuda nefes durması, konuşma bozukluğu, çene gelişiminde bozulma ve kulakta sıvı birikmesine bağlı işitme kaybına da neden olabileceğini ifade etti. Bademcik enfeksiyonlarının ise boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ateş, ağız kokusu, boyunda şişlik, halsizlik ve eklem ağrılarına yol açabileceğini dile getiren Öztürk, bademcik büyümesine bağlı olarak da horlama, ağız açık uyuma, uykuda nefes durması ile konuşma ve beslenme sorunlarının görülebileceğini kaydetti. İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi müdahalenin gündeme geldiğini vurgulayan Öztürk, "Ameliyat için kesin bir yaş sınırı yoktur. Karar hastaya verdiği zarara göre verilir. Genel olarak bademcik ameliyatı için 3 yaş sonrası uygun görülürken, geniz eti ameliyatı gerekli durumlarda 1 yaşında bile yapılabilir. Çocuğun büyümesini beklemek bazı durumlarda hastaya zarar verebilir ve tedavinin başarısını azaltabilir" diye konuştu. Ameliyatların genel anestezi altında yapıldığını belirten Öztürk, bademcik ameliyatının dokunun kapsülü ile birlikte çıkarılması, geniz eti ameliyatının ise büyüyen dokunun temizlenmesi şeklinde uygulandığını söyledi. Ameliyat süresinin genellikle 30 ile 60 dakika arasında değiştiğini belirten Öztürk, çoğu hastada aynı gün taburcu işlemi yapılabildiğini, bazı durumlarda ise kanama riskine karşı bir gece hastanede gözlem gerekebileceğini sözlerine ekledi.
80 yaşındaki emekli öğretmen, kansere yenik düşen profesör kızını gözyaşlarıyla andı
26 Mart 2026 Perşembe - 09:18 80 yaşındaki emekli öğretmen, kansere yenik düşen profesör kızını gözyaşlarıyla andı Bursa’da geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden gıda profesörü Dr Canan Ece Tamer gıda zirvesinde gözyaşları içerisinde anıldı. Ünlü profesörün 80 yaşındaki öğretmen annesinin konuşması zirveye damga vurdu. Kürsüde gözyaşları içerisinde konuşurken fenalık geçiren yaşlı kadın, "hayat düsturunuz her zaman nasıl yaşayacağım değil nasıl yaşatacağım olsun. İnsan yaşattıkları ve geride bıraktıkları ile anılır" dedi. Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda topluluğu tarafından organize edilen Prof Dr. Canan Ece Tamer Gıda Zirvesi Uludağ Üniversitesi Dr. Mete Cengiz Salonunda yapıldı. Geçtiğimiz yıl yakalandığı amansız hastalık sebebiyle 49 yaşında hayatını kaybeden Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği öğretim görevlisi Canan Ece Tamer akademisyen arkadaşları, öğrencileri ve ailesi tarafından anıldı. Gıda Zirvesi öncesi yapılan anma konuşmalarında salondakiler gözyaşlarına boğuldu. Canan Ece Tamer ile hatıralarını aktaran akademisyen arkadaşlarının duygu dolu konuşmaları Ece Tamer’in annesi 80 yaşındaki emekli öğretmen Gülşen Tamer’i de duygulandırdı. Öğrenciler eşliğinde kürsüye çıkan anne Gülşen Tamer, etkinliği düzenleyen gıda topluluğuna teşekkür etti. Konuşmakta zorlanan 80 yaşındaki Gülşen öğretmen gençlere altın niteliğinde öğütler verdi. Kızına küçüklüğünden bu yana güler yüzlü olmasını öğütlediğini anlatan Gülşen Tamer, "Kötü niyet kötü düşünce insanı hep kötülüğe yönlendirir. Sizlerde hayatınız boyunca çocuklarım hep hoşgörülü ve affedici olun. Rabbimizin yazdığı bir yazı var hepimiz onu yaşayacağız. Nasıl yaşayacağım diye değil nasıl yaşatacağım diye hareket edin. Çünkü yaşantınızla değil yaşattıklarınızla anılırsınız. Zulme sebep olursanız kötü anılırsınız. Güzellikler yaşatırsanız güzel anılırsınız" diye konuştu. Salondaki katılımcılar 80 yaşındaki emekli öğretmeni ayakta alkışladı.
Bursa’da ekmek zamlandı
26 Mart 2026 Perşembe - 09:11 Bursa’da ekmek zamlandı Bursa’da ekmek fiyatlarına gelen zam, 1 Nisan tarihi itibariyle geçerli olacak. Bursa Fırıncılar Odası Başkanı Osman Çırakoğlu, yapılan zammın, 2025 yılının son 3 ayının farkı olduğunu, 2026 yılında gelen zamların yansıtılmadığını söyledi. Bursa’da ekmek fiyatlarına ilişkin tartışmalar sürerken, fırıncılar yapılacak artışın "yeni zam" değil, 2025 yılının son üç ayında karşılanamayan maliyet farkı olduğunu belirtti. Mevcut durumda 15 liradan satılan 200 gram ekmek 1 Nisan’dan itibaren 17,5 liradan satılacak. Bursa Fırıncılar Odası Başkanı Osman Çırakoğlu, "2025 yılının son 3 ayında oluşan maliyet farkı esnaf tarafından sübvanse edildi. 2026 yılına girilmesine rağmen yeni döneme ait maliyet artışlarının henüz fiyatlara yansıtılmadı. Un fiyatı 1200 liraya çıktı, işçilikte yüzde 27 artış yaşandı. 40 bin lira maaş alan çalışanların ücretleri 65-70 bin liraya yükseldi. Enerji ve mazot maliyetlerinde de artış var. Ancak bunların hiçbirini henüz fiyatlara yansıtamadık" dedi. Yapılacak 2,5 liralık artışın yalnızca 2025’in son üç ayına ait bir dengeleme olduğu belirten Çırakoğlu, "2026 yılına ait maliyet artışlarının ise halen karşılanamadı. Normal süreç işleseydi ekmek fiyatı 25 liraya kadar çıkabilirdi. Ancak şu anki artış sadece geçmiş dönemin farkını kapsıyor" diye konuştu. Bursa Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Besaş ise 400 gram ekmeği 17,5 liradan satıyor. Besaş fırıncılara göre yüzde 50 indirimli satmış olacak.
Bursa’da erken doğum yaptığı bebeğini gömdüğü iddia edilen anne ve anneanne tutuklandı
25 Mart 2026 Çarşamba - 18:27 Bursa’da erken doğum yaptığı bebeğini gömdüğü iddia edilen anne ve anneanne tutuklandı Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde evde bebeğinin ölü doğduğunu öne süren kadın ile bebeği gömdüğünü itiraf eden annesi tutuklandı. Gözaltına alınan bebeğin babası olduğu iddia edilen şahıs ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Edinilen bilgiye göre, ailesiyle birlikte yaşayan S.N. (41), iddiaya göre yaklaşık 5 yıldır birlikte olduğu H.Ö.’den hamile kaldı. Hamileliğini ailesinden gizleyen S.N., karnı belirginleşince durumu annesi G.N.’e söyledi, babasından ise saklamaya devam etti. 16 Şubat’ta kanama şikayetiyle Mustafakemalpaşa Devlet Hastanesi’ne başvuran S.N.’ye 32 haftalık bebeği için erken doğum riski bulunduğu gerekçesiyle yatış önerildi ancak bu teklifi kabul etmedi. İddiaya göre S.N., 26 Şubat’ta evinin tuvaletinde erken doğum yaparak bir kız bebek dünyaya getirdi. 11 Mart’ta muayene için gittiği hastanede psikiyatri servisinde bipolar tanısı bulunduğu öğrenilen S.N., kansızlık şüphesiyle dahiliye servisine sevk edildi. Yapılan tahlillerde hemoglobin değerinin düşük çıkması üzerine hastaneye yatırılan S.N.’nin burada ağlayarak evinde doğum yaptığını söylediği öğrenildi. Bebeğin yerini söylememesi üzerine hastane görevlilerinin durumu polise bildirdiği ifade edildi. Gözaltına alınan S.N.’nin bebeğin ölü doğduğunu ve annesi tarafından gömüldüğünü söylemesi üzerine annesi G.N. ile H.Ö. de gözaltına alınd. Anne G.N.’nin ifadesinde doğum sırasında kızının hamile olduğunu öğrendiğini iddia ederek, "Bebekte yaşam belirtisi yoktu. Kızıma ne yapacağımızı sordum, ‘İster çöpe at, istersen göm’ dedi. Ben de bebeği çantaya koyarak ertesi gün kırsal alanda dere kenarına gömdüm" dediği öğrenildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen S.N. ile annesi G.N. çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, H.Ö. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında jandarma ekipleri, gömüldüğü belirtilen noktada yaptıkları çalışmada bebeğin cansız bedenini buldu. Bebeğin canlı mı yoksa ölü mü doğduğunun belirlenmesi amacıyla cenaze Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
7 yıl sonra gelen DNA gerçeği
25 Mart 2026 Çarşamba - 18:18 7 yıl sonra gelen DNA gerçeği Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde 2019 yılından bu yana kayıp olarak aranan ve geçtiğimiz ay polis ekiplerince bulunan 8 yaşındaki çocuğun biyolojik annesi, yapılan DNA testiyle tespit edildi. Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı rapor, yıllardır süren belirsizliği ortadan kaldırdı. Almanya’dan Türkiye’ye gelen yabancı uyruklu Rebecca S. ile devlet koruması altına alınan N.S.’den alınan örnekler, Bursa Adli Tıp Kurumu’nda karşılaştırıldı. Hazırlanan raporda, Rebecca S.’nin çocuğun biyolojik annesi olma ihtimalinin yüzde 99,99 olduğu belirtildi. Bu gelişmenin ardından Mustafakemalpaşa Aile Mahkemesi’nde görülen davada, çocuğun velayetinin anneye verilmesine ilişkin nihai kararın verilmesi bekleniyor. Kayıp dosyası özel ekiple yeniden açılmıştı Rebecca S.’nin 2019 yılında henüz 1 yaşında olan oğluyla birlikte çocuğun babası Umut K.’nın Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki ailesinin yanına geldiği öğrenildi. İddiaya göre bir süre sonra Almanya’ya dönmesi yönünde baskı gören Rebecca S. bunu kabul etmedi. Bu süreçten sonra 1 yaşındaki N.S.’nin kaybolduğu ihbarı yapıldı ancak uzun süre yürütülen arama çalışmalarına rağmen herhangi bir sonuca ulaşılamadı. Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında geçtiğimiz şubat ayında Bursa İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde Gasp, Cinayet ve Kayıp Şahıslar Bürosu’nca özel bir ekip kuruldu. Yapılan titiz çalışmalar sonucunda ekip, 10 Mart’ta küçük çocuğu R.M. isimli şahsa ait evde buldu. Sağlık kontrollerinin ardından çocuk devlet korumasına alındı. Soruşturma kapsamında çocuğun babaannesi H.S. ile çocuğun bulunduğu evin sahibi R.M., çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Çocuğun babası Umut K.’nin ise yaklaşık 2 yıl önce geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Mahkeme kararı bekleniyor DNA sonucunun netleşmesiyle birlikte gözler aile mahkemesinin vereceği karara çevrildi. Mahkemenin çocuğun biyolojik annesine teslim edilip edilmeyeceğine ilişkin kararını önümüzdeki süreçte açıklaması bekleniyor.