Yerel Haberler
Bursa
Nilüfer Belediyesi’nde İSG eğitimi
05 Şubat 2026 Perşembe - 15:39 Nilüfer Belediyesi’nde İSG eğitimi Nilüfer Belediyesi, "Neden Güvenli Yönetmeliyiz?" başlıklı eğitim programıyla üst düzey yöneticilerini iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilgilendirdi. Eğitimde, kazaların yüzde 98’inin önlenebilir olduğu vurgulandı. Nilüfer Belediyesi, kurum içi eğitim çalışmaları kapsamında "Neden Güvenli Yönetmeliyiz?" konulu bir kurum içi eğitim programı düzenledi. Nilüfer ‘Barış Meclisi’nde gerçekleştirilen eğitime Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, başkan yardımcıları ve birim müdürleri katıldı. İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Uzmanı Hüdayi Taşçı tarafından verilen eğitimde; yasal yükümlülükler, finansal sorumluluklar ve işin vicdani boyutu detaylıca ele alındı. Doğru tedbirlerle iş kazalarının neredeyse tamamının önüne geçilebileceğine dikkat çeken Taşçı, "İş sağlığı ve güvenliği konusunda şans yoktur, hazır olmak vardır" dedi. Yöneticilerin İSG konusundaki tutumunun tüm çalışanları etkilediğini belirten Taşçı, insanların kurallara özdeşleşme, ceza veya ödül gibi motivasyonlarla uyduğunu ifade etti. Taşçı, "Eğer bizler kurallara titizlikle uyarsak, çalışanlar da bizi örnek alacaktır. Bu yüzden her adımımızda özenli olmalıyız" diye konuştu. Teorik bilgilerin yanı sıra pratik uygulamaların da yer aldığı eğitim programında katılımcılara dikkat testi uygulandı. Eğitim sırasında mizansen uygulama da yapıldı. Katılımcıların rol aldığı senaryoda, muhtemel bir kaza anında ve sonrasında yaşanabilecek durumlar uygulamalı olarak gösterildi.
Bursa’da aranan şahıslara operasyon: Suç aletleriyle yakalandılar
05 Şubat 2026 Perşembe - 14:50 Bursa’da aranan şahıslara operasyon: Suç aletleriyle yakalandılar Bursa’da haklarında kesinleşmiş hapis cezası ve yakalama kararı bulunan şahıslara yönelik polis ekiplerince geniş kapsamlı bir operasyon gerçekleştirildi. Aylar süren teknik takip ve titiz saha çalışmaları sonucu, çok sayıda suç kaydı bulunan firarilerin izine ulaşıldı. Edinilen bilgiler doğrultusunda harekete geçen ekipler, hakkında 10 ayrı dosyadan toplam 18 yıl 2 ay 28 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan H.K. isimli şahsı, birlikte hareket ettiği F.Ç. ile birlikte yakalayarak gözaltına aldı. Şüphelilerin bulunduğu araçta yapılan aramalarda 3 ruhsatsız tabanca, 3 şarjör ve 12 fişek ele geçirilerek muhafaza altına alındı. Operasyonun devamında çalışmalarını genişleten asayiş ekipleri, ’nitelikli yağma’ suçundan 15 yıl hapis cezası bulunan A.G., ’uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak’ suçundan yakalama kararı bulunan ve 8 yıl 4 ay hapis cezası ile aranan M.Y.Ö. ile başkasına ait banka ve kredi kartının kullanılması, hırsızlık ve uyuşturucu madde kullanma suçlarından 9 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası bulunan E.G. isimli şahısları da yakaladı. Gözaltına alınan tüm şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Bursa Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, kent genelinde suç ve suçlularla mücadelenin kararlılıkla ve aralıksız sürdürüleceğini bildirdi.
4 bin 100 liralık senedi 44 bin 100 TL yaptı, resmi belgede sahtecilikten 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası aldı
05 Şubat 2026 Perşembe - 13:33 4 bin 100 liralık senedi 44 bin 100 TL yaptı, resmi belgede sahtecilikten 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası aldı Bursa’da daha önce naylon faturadan hüküm giyen sahte şeyh olarak bilinen Mustafa Özbağ bu seferde resmi belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Özbağ’ın kiracısından aldığı 4 bin 100 liralık senetler üzerinde oynama yapıp 44 bin 100 lira yaptığı senetleri icraya verse de senetlerin üzerinde sonradan oynama yapıldığı kriminal inceleme sonrası ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre, Mustafa Özbağ, 2020 yılında bir müridinin rüyasını anlatarak (haşa) ilah olduğunu iddia etmişti. Aynı şeyh 2023 yılında da maaşlarını düşürerek emeklilere ders verilmesi gerektiğini savunup Sünnet ’geçinemiyorum’ deyince ’5’ten 3’e indir’ diyor" ifadeleriyle gündeme gelmişti. 2017 yılında kendisine ait dükkanı aylık 4 bin 100 liraya kiraya veren Mustafa Özbağ, kiracısından 12 ayrı senet aldı. Her ayın başında, kiracısına ödenen kiraya karşılık bir senet veren Özbağ, son senedi icraya verdi. Ancak icraya verilen senet 4 bin 100 liralık değil, 44 bin 100 liralıktı. Kiracı Heybullah Demir icraya itiraz etti, Özbağ’a dava açtı. Yıllarca süren davada karar çıktı. Davada alınan 2022 tarihli bilirkişi raporunda, Özbağ’ın Heybullah Demir’den aldığı 4 bin 100 liralık senedi icraya vermeden önce başına 4 rakamını eklediği ve alacağını 40 bin lira arttırdığı tespit edildi. 40 bin lira haksız kazanç elde etmek için senette tahrifat yapan Özbağ’ı yargılayan Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi, resmi belgede sahtecilik, kamu kurumlarını kullanarak dolandırıcılık suçlarının işlendiğine hükmetti. Özbağ, resmi belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırıldı ve bu cezada sanığın pişmanlık belirtisi olmadığı gerekçesiyle indirim yapılmadı. Mahkeme, kararında Özbağ’ın geçmişte Vergi Usül Kanunu’na Muhalefet suçundan 30 ay hapis cezası almış olmasına da atıf yaptı. Kamu kurumlarının kullanılarak dolandırıcılık suçlamasında da 3 yıl 6 ay hapis ile 2 bin gün adli para cezasına çarptırılan Özbağ’ın eylemi teşebbüs aşamasında kaldığı için 4’te 1 oranında indirim uygulandı. Bu indirimle birlikte Özbağ’a 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve 6 bin lira adli para cezası verildi. Dosya, istinaf incelemesinin ardından Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından değerlendirildi. Daire, yerel mahkeme kararını onayarak sanık hakkında verilen toplam 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasını kesinleştirdi. "Gözüme baka baka yemin etti" Mağdur Heybullah Demir, yaşadıklarını röportajda şu sözlerle anlattı: "2016 yılında bu şahsın dört katlı iş yerini kiraladım. Kira ve güvence bedeli olarak benden senet aldı. Toplam 12 senet verdim, 10 tanesini ödedim ve geri aldım. Ancak iki senet kendisinde kaldı. Bu iki senetten birinin tutarı 4 bin 100 liraydı. Daha sonra cezaevinden çıktıktan sonra bu senedin başına ‘4’ ekleyerek tutarı 44 bin 100 liraya çıkarmış ve icraya vermiş. Evime haciz geldi." dedi. "10 Yıl boyunca mahkemelerle uğraştım" Uzun süren hukuk mücadelesinin kendisini hem maddi hem de manevi olarak yıprattığını belirten Heybullah Demir, "Yaklaşık 10 yıl boyunca icralarla, mahkemelerle uğraştım. Üç ayrı davayı kazandım. Bu süreçte ciddi sağlık sorunları yaşadım, kriz geçirdim. Maddi ve manevi olarak çok yıprandım" dedi. "Mahkemede yemin etti, kriminal rapor gerçeği ortaya çıkardı" Heybullah Demir, sanığın mahkeme huzurunda yemin ettiğini ancak bunun da gerçeği yansıtmadığını söyledi: "Hakim huzurunda kendisine soruldu. ‘Bu senet üzerinde herhangi bir oynama yaptın mı?’ denildi. Gözüme baka baka kutsal bildiğim tüm değerler üzerine yemin ederim dedi. Ancak senet kriminal incelemeye gidince senette oynama yapıldığı tespit edildi. Yani yemin de yalan çıktı." "Adalet geç de olsa yerini buldu" Yaşanan sürecin sonunda verilen kararla bir nebze olsun rahatladığını dile getiren Heybullah Demir, "Bizim güvenimizi kötüye kullanan insanlar oldu ama en sonunda adalet yerini buldu" dedi.
ABD Türk tavuğunun peşinde
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:25 ABD Türk tavuğunun peşinde Türkiye’nin beyaz et sektörünün öncü kuruluşlarından HasTavuk, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) tarım merkezi Kansas’tan gelen üretici heyeti ağırladı. Mısır, soya ve buğday üreticilerinden oluşan heyet, firmanın Susurluk’taki modern entegre tesislerini yerinde inceledi. Export Council (USSEC) Türkiye Ofisi rehberliğinde 3 Şubat’ta HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Sezer ve Genel Müdür Müfit Yavuz tarafından karşılanan heyet, ilk olarak Susurluk Yem Fabrikası’nı ziyaret etti. Hammadde kabulünden laboratuvar analizlerine, rasyon hazırlığından son teknoloji üretim aşamalarına kadar tüm süreçleri inceleyen konuklar, tesisin teknik altyapısını tam notla değerlendirdi. İleri teknoloji ve robotik altyapı Yem fabrikasının ardından beyaz et üretim tesislerini gezen Kansaslı üreticiler, tavuk etinin sofralara uzanan titiz yolculuğunu yerinde gözlemledi. El değmeden ilerleyen üretim süreçleri, tam otomasyonlu paketleme sistemleri ve robotik altyapı heyetin büyük ilgisini çekti. Firmanın global standartların üzerindeki hijyen ve güvenlik protokolleri takdirle karşılandı. Ziyaret sırasında tesisin çevreci üretim vizyonu, verimlilik odaklı operasyonel yapısı ve dijitalleşme entegrasyonu hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. Laboratuvar analizlerinin hızı ve süreç takibindeki hassasiyet, Amerikalı tarım temsilcileri tarafından "geleceğin üretim modeli" olarak nitelendirildi. Sektörel iş birliği mesajı HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, Türkiye’nin gıda, tarım ve hayvancılık potansiyeline dikkat çekerek, teknolojik entegrasyonun sektördeki önemini vurguladı. Ziyaret sonunda Kansaslı üretici birlikleri ve USSEC Türkiye Ülke Müdürü Sırrı Kayhan, Türkiye yem ve hayvancılık sektörüne katkılarından dolayı firma ekibine teşekkürlerini sundu. Görüşmede, iki ülke arasındaki tarımsal iş birliklerinin güçlendirilmesi ve gelecekte hayata geçirilebilecek ortak projeler üzerine stratejik fikir alışverişinde bulunuldu.
Palandöken’den Alplere: Türk sporcular Snowbike Dünya Şampiyonası’nda
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:51 Palandöken’den Alplere: Türk sporcular Snowbike Dünya Şampiyonası’nda Palandöken’de gerçekleştirilen Türkiye şampiyonasını kazanan Emir Melik Peker ile ikinci olan Kadir İbiş, 7 Şubat 2026 tarihinde Fransa Alpleri’nde düzenlenecek Snowbike Dünya Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil edecek. Türkiye, ekstrem sporlar alanında önemli bir ilke imza atmaya hazırlanıyor. Snowbike branşında Palandöken’de düzenlenen Türkiye şampiyonasını kazanan Emir Melik Peker ile ikinci olan Kadir İbiş, Fransa’nın Chatel bölgesinde Alp Dağları’nda gerçekleştirilecek dünya şampiyonasında ay-yıldızlı formayla mücadele edecek. Downhill (tepeden iniş) temelli bir spor olan snowbike, bisikletin karlı ve kayak pistlerine uyarlanmış hali olarak dikkat çekiyor. Dünyada son yıllarda hızla yaygınlaşan bu branşta kayak pistlerinde yapılan organizasyonlar üçüncü yılına girerken, Türkiye bu alanda ilk kez dünya şampiyonasında temsil edilecek. Erzurum Palandöken’de düzenlenen Türkiye şampiyonası, dünya şampiyonasının yolunu açan kritik yarışma olurken, elde edilen derecelerle iki sporcu da Fransa biletini aldı. Zorlu parkurları ve yüksek hızlarıyla dikkat çeken snowbike, izleyenler için de görsel bir şölen sunuyor. Güvenlik önlemleri kapsamında çivili lastikler ve özel bisiklet ayarlarıyla yapılan yarışlar, sporculara hem farklı zeminlerde mücadele imkanı sunuyor hem de adrenalin dozu yüksek bir rekabet ortamı oluşturuyor. Emir Melik Peker: "Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz" Türkiye adına tarihi bir yarışta yer alacağından dolayı heyecanlı olduğunu söyleyen milli sporcu Emir Melik Peker, "Bunun temelinde downhill (tepeden iniş) sporu yatıyor. Snowbike ise bunun karlı ve kayak pistine entegre edilmiş hali. Normalde yazın, toprak zeminde yapılıyor. Ama kayak pistinde yapılan yarış 2 yıldır dünyada var, bu 3. yıl olacak. Türkiye’den de iki sporcu olarak Fransa’ya dünya şampiyonasına gideceğiz. Bunun için de Erzurum’da Türkiye şampiyonası yapıldı. Palandöken’de yapılan yarışmada ben birinci oldum. İkinci olan arkadaşım Kadir İbiş ile beraber Fransa’da dünya şampiyonasına katılacağız. Türkiye olarak ilk defa dünya şampiyonasına katılacağız. O da snowbike yarışına denk gelmiş oldu. Zorlu bir pist, çok heyecanlı olacak. Dünya şampiyonası 7 Şubat’ta Fransa’nın Chatel bölgesinde Alplerde gerçekleşecek. Çok büyük bir organizasyon, bizler de ilk defa böyle bir organizasyonda bulunacağımız için heyecanlıyız. Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için elimizden geleni yapacağız" şeklinde konuştu. Türkiye Bisiklet Federasyonu ile snowbike Türkiye’de yaygınlaşıyor Türkiye’nin birçok ilinde benzer etkinliklerin yapıldığını belirten milli sporcu, "Özellikle ilk defa izleyenler için şaşırtıcı oldu. Dünyada çok popüler bir spor ama Türkiye’de pek bilinmiyor. İzleyenler de artık bizi destekliyor. Bunu ilk kez izleyenler ilgi gösterdi. Öyle devam etmesini umuyorum. Türkiye Bisiklet Federasyonu bizim branşla ilgileniyor. Resmi yarışmalar da yapılmaya başlandı. Önceden özel yarışmalar yapılıyordu. Federasyon ilgilenmeye başlandığından beri milli takım da kuruldu. Bende milli sporcu olmuş oldum" ifadelerini kullandı. Sporcular karlı zeminde çivili lastik kullanıyor Snowbike branşında risklerin bulunduğunu ancak çeşitli önlemler aldıklarını dile getiren Peker, "Riskleri elbette var ama önlem olarak çivili lastik kullanıyoruz. Belirli formatlarda bisikletin ayarları değişiyor. Bu değişikliklerle birlikte farklı bir zeminde hem işi renklendiriyor hem de sürüş zevki oluyor" dedi. 7 Şubat’ta Fransa’nın Chatel bölgesinde, Alp Dağları’nın zorlu parkurunda yapılacak dünya şampiyonası, Türkiye için snowbike branşında bir ilk olma özelliği taşırken, iki sporcu da bu büyük organizasyonda ülkeyi en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyor.
Yüzlerce yıllık tatlıyı dondurmayla buluşturdu; şimdi dünyaya satıyor
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:12 Yüzlerce yıllık tatlıyı dondurmayla buluşturdu; şimdi dünyaya satıyor Bursa’nın İnegöl ilçesinde 125 yıllık tarihe sahip bir helvacının 4’üncü kuşak temsilcisi Cihan Bozacılar, yüzlerce yıllık tarihe sahip geleneksel Türk tatlısı olan irmik helvasını 2017’de dondurmayla bir arada sunmaya başlayarak, gençlerin tüketim alışkanlıklarına girmeyi başardı. Çocukluğu tezgah başında helva satarak geçen 40 yaşındaki Bozacılar, bugün 400’e yakın şubesiyle milyonlarca kişiye klasik, Antep fıstıklı, Dubai çikolatalı, meyveli irmik helvası yediriyor. Yaş ortalamasını düşüren, çocuklara bile irmik helvasını sevdiren Bozacıoğlu, Türkiye ve 20 ülkede 400’e yakın şubesinde dondurmalı irmik helvası yedirirken, şube ağını genişletmeyi hedefliyor. Helvacı Ali Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Bozacılar, hikayelerinin 1892 yılında ilk kuşak dedeleri olan İdris Efendi’nin Yugoslavya (Kosova) Prizen’den İnegöl’e göç etmesiyle başladığını söyledi. Bozacılar, İdris Efendi tarafından ilk helva, boza ve şıra dükkanının 1900’de İnegöl’de açıldığını anlatarak, "Helvacı Ali’nin isim babası ise 1919 yılında doğan 2. kuşak dedemiz Ali Bozacılar oldu. Uzun yıllar sürdürdüğü helvacılığı oğlu Şadan Bozacılar’a devretti ve bu köklü miras babamdan da bana aktarıldı" dedi. Tahin helvası ve yaz helvası gibi katı helva grubunun üreticisi olduklarını dile getiren Bozacılar, 125 yıllık dükkanlarında aynı lezzet ve kaliteyle bugünlere geldiklerini kaydetti. Çocukluğu ticaretin içinde geçti Dedesinin yönlendirmesiyle çocukluğunun tatlı tezgahında helva satarak geçtiğini aktaran Bozacılar, 40 yaşında olduğunu ve tüm hayatının helvanın içinde geçtiğini söyledi. Zamanla irmik helvası ve diğer bazı tatlıların da üretim ve satışına başladıklarını anlatan Bozacılar, "Ticaretin Türkiye’deki merkezlerinden olan İnegöl’de bulunmak bizim için bir şanstı. Yeni bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Mobilyanın merkezindeyiz. Herkes sürekli yeni ürünlerle tüketicilerin karşısına çıkıyor. Bizim de yeni, kalıcı ve sevilen bir ürüne ihtiyacımız vardı" ifadesini kullandı. Katı helvaların özellikle tahin helvasının sezonluk olduğunu belirten Bozacılar, şöyle konuştu: "Tam zamanlı helva tüketimini nasıl oluştururuz diye düşündük, çalıştık ve katma değerli bir ürün ortaya koyduk. Osmanlı’dan gelen kültürel mirasımız olan irmik helvasını dondurmayla buluşturduk. İrmik helvası genellikle Ramazan ayında iftar sonrasında tüketilen bir tatlı türü. Anadolu’da düğün yemeklerinde de sıkça tüketiliyor. Biz bu geleneksel tatlıyı dondurmayla kolay sunum halinde planladık. 2017 yılında ikinci şubemizi İnegöl’de açtık ve dondurmalı irmik helvası hikayesi de böyle başladı." Helva tüketim yaş ortalaması düştü Normalde tahin helvasının, yaz ve irmik helvasının genel tüketim yaş ortalamasının yukarıda olduğunu belirten Bozacılar, "Gençlere bu tatlıyı tükettirmek kolay değildi. Dondurmalı hale gelince tüketici yaşını çok aşağılara çektik. Çocuklar ve gençler dondurmalı irmik tatlısını çok sevdi" dedi. Gıdada hızlı tüketim çağında olunduğunu dile getiren Bozacılar, "İnsanlar yemeğini, tatlısını hızlıca tüketip işlerini halletme telaşında. Elbet yemek ayrı bir kültür, sohbeti, buluşmaları, iş görüşmeleri açısından önemli. Ancak hızlı tüketimde tatlının yeri azdı. Biz hızlı gıda tüketimine dondurmalı irmik helvasını da soktuk. Ayakta kase içinde tadımlık özel bir lezzet oldu" diye konuştu. Dondurmalarının keçi sütünden olduğunu vurgulayan Bozacılar, "Dondurmanın formülü bize ait, ürettiriyoruz. İrmiği de hep aynı güvenilir yerlerden kaliteli olarak tedarik ediyoruz. Bizde lezzetin sürdürülebilir olması ve bozulmaması çok önemli" ifadesini kullandı. Geleneksel Türk tatlısı ABD’de tüketiliyor Zamanla irmik helvasını çeşitlendirdiklerini belirten Bozacılar, klasik irmik helvası yanında, cennet çamuru denilen Antep fıstıklı, lotuslu, sade çikolatalı, Dubai çikolatalı ve meyveli sultan çeşitlerinin bulunduğunu anlattı. Dubai, Katar, Almanya ve ABD gibi yurt dışında birçok noktada şubelerinin bulunduğunu aktaran Bozacılar, şöyle devam etti: "Şu an 20 ülkede satışımız var. Türkiye ve yurt dışında lokomotif ürünümüz klasik irmik helvası. Bunu cennet çamuru içerikli ürünümüz izliyor. Kanada’da mesela en çok bu ürünümüz tüketiliyor, ilgi görüyor. ABD gibi bir ülkede geleneksel tatlımızın, irmik helvasının tüketilmesini sağlamak bizi çok mutlu ediyor. Dubai’de, Katar’da, Kuveyt’te üst düzey yöneticilerin, yüksek statüdeki kişilerin bile bizim tatlımızı yediklerini duyuyoruz, mutlu oluyoruz" Bozacılar, Türkiye’de 81 ilde 300’ün üzerinde şubelerinin bulunduğunu belirterek, yurt dışındakilerle 400’e yakın şubeyle hizmet sunduklarını söyledi. Kasede sundukları tatlılarının İstanbul’dan Kars’a, Adana’dan Samsun’a her yerde aynı fiyatta olduğuna dikkati çeken Bozacılar, "Kendi tatlı kültürümüzü yurt dışında da sunmak çok keyifli. Şubelerimizle 4-5 bin kişiye istihdam sağlamış olduk. Ticari hareket sağladık ve bu bizi mutlu ediyor." dedi. Bozacılar, geleceğe yatırım kapsamında İnegöl’de 14 bin metrekarelik yeni bir üretim yerinin inşasına başladıklarını belirterek, "Dünyanın olabildiğimiz her yerinde olmayı hedefliyoruz.  Kimsenin inanmadığı bir işi başarmak çok önemli. Helvayı ABD’de bile satıyor olmak bence çok önemli." ifadesini kullandı.
Başkan Karabatı: "Deprem gerçeğini unutturmamaya kararlıyız"
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:09 Başkan Karabatı: "Deprem gerçeğini unutturmamaya kararlıyız" Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. yıl dönümünde deprem gerçeğinin unutulmaması gerektiğini vurgulayarak, bina envanteri çalışmaları, afet hazırlık eğitimleri ve ilçe genelinde güncellenen 34 toplanma alanı ile Karacabey’in muhtemel afetlere karşı daha dirençli hale getirildiğini söyledi. KarKaracabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve Türkiye’yi derinden sarsan Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. yıl dönümü nedeniyle bir açıklama yaptı. Başkan Karabatı, deprem gerçeğinin asla göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, Karacabey Belediyesi olarak afetlere karşı hazırlık çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti. Başkan Karabatı, "Maraş depreminin yıl dönümünde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyor, yaralanan ve depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" dedi. Karacabey Belediyesi bünyesinde kurulan Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü’nün aktif şekilde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Başkan Karabatı, yaşanan acı tecrübelerden önemli dersler çıkarıldığını vurguladı. Muhtemel afetlere karşı hazırlık ve müdahale kapasitesini artırmaya yönelik çok yönlü çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Karabatı, bu kapsamda ilçe genelinde riskli bölgelerin tespit edilmesi ve gerekli önleyici tedbirlerin alınması, afet tatbikatları ve bilgilendirme eğitimleriyle vatandaşların afet farkındalığının artırılması, ilçe bazlı Acil Durum Planları’nın güncellenmesi ve müdahale ekiplerinin düzenli olarak eğitilmesi, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve gönüllü ekiplerle koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin hayata geçirildiğini kaydetti. Başkan Karabatı, amaçlarının muhtemel bir afet durumunda can ve mal kaybını en aza indirmek, vatandaşların güvenliğini sağlamak ve müdahale süreçlerini etkin biçimde yönetmek olduğunu söyledi. Bina envanteri çalışmaları sürüyor Deprem gerçeğini göz önünde bulundurarak göreve gelir gelmez Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü’nü kurduklarını ve çalışmalara start verdiklerini belirten Karabatı, Karacabey’deki yapı stokuna yönelik önemli bir çalışmayı da hayata geçirildiğini açıkladı. Karabatı, akademik odalarla iş birliği içinde bina envanteri çalışmalarına başladıklarını belirterek, "Karacabey’de bulunan binaların deprem, sel ve yangın gibi afetlere karşı dayanıklılık durumlarının analiz edilmesi amacıyla kapsamlı bir bina envanteri çalışmasına başladık. Bu çalışma kapsamında binaların mevcut yapısal özellikleri belgelenerek, risk seviyeleri ortaya konuluyor. Bunlarla ilgili hazırlanacak raporlar doğrultusunda binaların güçlendirilmesi ya da yenilenmesine yönelik planlamalar yapacağız" dedi. Ayrıca Karacabey Afet Müdürlüğü’nün araç ve ekipman kapasitesinin artırılmasının planlandığını belirten Karabatı, bu sayede afet anlarında daha hızlı ve etkili müdahale edilebileceğini ifade etti. "Depreme hazırlıklı olmalıyız" "Deprem ülkemizin ve Karacabey’in bir gerçeği" diyen Başkan Karabatı, vatandaşların güvenli bir şekilde toplanabileceği alanlara ilişkin güncel listeyi de yeniden paylaştı. Karabatı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Hiç deprem olmayacakmış gibi günlük hayatımızı sürdürürken, bir dakika sonra deprem olacakmış gibi de hazırlıklarımızı yapmamız gerekiyor. Karacabey Belediyesi olarak bu bilinçle hareket ediyoruz. Belediyemizin arama kurtarma ekipleri hazır durumda. Aynı zamanda doğal afet ve acil durum toplanma alanlarının en doğru noktalara belirlenmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." Karacabey’de 34 toplanma alanı güncellendi Karacabey’in deprem risk haritası ve mahallelerin nüfus yoğunluğu dikkate alınarak güncellenen 34 farklı toplanma alanı kamuoyuna bir kez daha hatırlatıldı. İlçedeki doğal afet ve acil durum toplanma alanları şu şekilde sıralandı. "Canbalı Mahallesi, Şehit P. Yzb. Atilla Savaş Acarca Parkı, Atatürk Kültür Parkı. Emirsultan Mahallesi, Bektaş Parkı, Evren Esen Parkı, Ömer Matlı İlköğretim Okulu, Zeki Müren Parkı. Esentepe Mahallesi, Atatürk Parkı, Çamlık Mesire Alanı. Garipçe Abdullahpaşa Mahallesi, Ulu Camii. Gazi Mahallesi, Nadir Ünlü Parkı, Şehit Bahadır İlkokulu, Hacı Ahmediye İlkokulu. Hamidiye / Mahmuriyet Mahallesi: Hamidiye Düğün Salonu, Karacapark. Karacaahmet Yenice Mahallesi, Atatürk İlkokulu, Servet Somuncuoğlu Parkı.Mecidiye Mahallesi, İstiklal İlkokulu. Selimiye / Hüdavendigar Mahallesi, İmam Hatip Ortaokulu, 14 Eylül İlkokulu. Sırabademler Mahallesi: Muhsin Yazıcıoğlu Parkı. Tabaklar Mahallesi, Adnan Menderes Parkı, Adnan Menderes Ortaokulu.Tavşanlı Mahallesi, Cumhuriyet İlkokulu, Karacabey Otogar Bahçesi. Yeni Mahalle, Murat Hüdavendigar İlkokulu, Yeni Mahalle Düğün Salonu Yanı Park. Saadet Mahallesi, Uluabatlı Hasan İlkokulu. Nasrettin Mahallesi, Kapalı Spor Salonu Bahçesi. Drama Mahallesi, Karacabey Ortaokulu. Bayramdere Mahallesi, Özyuvam Sitesi Arkası Park, Longoz Parkı, Yeniköy Piknik Alanı, Yeniköy Pazaryeri.Kurşunlu Mahallesi, Kurşunlu İlköğretim Okulu." Başkan Karabatı, tüm vatandaşları afet bilincini artırmaya, risklere karşı hazırlıklı olmaya ve afet anlarında dayanışma içinde hareket etmeye davet etti.
Başkan Şadi Özdemir kanserle mücadelesini anlattı
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:55 Başkan Şadi Özdemir kanserle mücadelesini anlattı Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, katıldığı söyleşide pankreas kanserini nasıl yendiğini samimiyetle paylaştı. "Vaktim yok" diyerek kontrollerini aksattığını belirten Başkan Şadi Özdemir, "En büyük hatam buymuş. Erken teşhis gerçekten hayat kurtarıyor" dedi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi, kanserle mücadelede duygusal dayanıklılığın ve farkındalığın konuşulduğu bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle düzenlenen "Kanser’de Duygularımızı Tanıyoruz" başlıklı söyleşide, uzman hekimler, kanseri yenenler ve hasta yakınları tecrübelerini paylaştı. Bursa Kanserle Savaş Derneği Başkanı Ümit Ecemiş’in moderatörlüğünü yaptığı panelde Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir de kendi sağlık sürecine ilişkin samimi açıklamalarda bulundu. "Sürekli kontrol ettirmek lazım" Kendisinin de zorlu bir kanser süreci geçirdiğini belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, hastalığı öğrenme ve tedavi sürecini katılımcılarla paylaştı. CHP Bursa İl Başkanlığı dönemindeki yoğun tempo nedeniyle sağlık kontrollerini aksattığını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, "O zamanlar hiçbir şeye ayıracak vaktim yoktu. Kendimce gidip kontrol ettirmiyordum. En büyük hatam buymuş. En sağlıklı zamanlarda bile kontrol ettirmek lazım" dedi. Kalp kontrolü için gittiği hastanede şeker değerlerinin yüksek çıkması üzerine yapılan tetkiklerde pankreasında 4,5 santimlik tümör tespit edildiğini aktaran Başkan Şadi Özdemir, doktorunun kendisine "Çok şanslısın, 2 ay sonra gelseydin ameliyat edemezdim" dediğini söyledi. Ameliyatın ardından kemoterapi ve ışın tedavisi gördüğünü belirten Başkan Şadi Özdemir, eşi Nuray Özdemir’in bu süreçte en büyük destekçisi olduğunu ifade etti. Başkan Şadi Özdemir, "Doktorlarım veya biz biraz daha ihmal etsek bugün sizin karşınızda konuşuyor olmayacaktım" diye konuştu. Hastalık sürecinin bakış açışını değiştirdiğini dile getiren Başkan Şadi Özdemir, "Artık o zaman kafama taktığım birçok şeyi şimdi takmıyorum. Önceliğimiz kendimiz olmalı. Mutlaka hekimle birlikte hareket etmek ve belli periyotlarla kontrol edilmek lazım. Erken teşhis hayat kurtarır" dedi. "Kanser toplumsal bir sağlık sorunudur" Etkinliğin açılışında konuşan Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Özcan Akan da kanserin sadece tıbbi değil, toplumsal bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Akan, "Kanserin birçok çeşidi başlangıçta önlenebilir ve tedavi edilebilir. Toplum olarak ne kadar bilinçlenirsek, kanseri yenmek konusunda da o kadar başarılı oluruz" ifadelerini kullandı. "Yan yana olmanın gücüne inandık" Açılış konuşmalarının ardından söyleşi kısmına geçildi. Söyleşide konuşan Başkan Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ise o günleri anlatırken duygusal anlar yaşadı. Eşinin tedavi sürecinde yaşadıklarını dile getiren Nuray Özdemir, "En çok zorlandığım an, hastaneden çıkıp eve döneceğimiz zamandı. Ancak tedavi sürecinde yan yana olmanın gücüne inandık" ifadelerini kullandı. Sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak yer aldığını paylaşan Nuray Özdemir, sivil toplum kuruluşlarının bu konuda farkındalık oluşturmadaki rolüne dikkat çekti. Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı da hasta-hekim ilişkisinin ve sosyal desteğin önemine değindi. Hastaya teşhis konulduğu andan itibaren psikolojik desteğin şart olduğunu belirten Prof. Dr. Avcı, sivil toplum kuruluşlarının ve aile desteğinin tedavi başarısını artırdığını vurguladı. Hasta ve hasta yakınlarının gözünden süreç Kanseri yenen Sevgi Uyumaztürk, hastalığı ilk öğrendiğinde yaşadığı "ölüm korkusu"nu ve kabullenme sürecini anlatırken, hekimine duyduğu güvenin iyileşme sürecindeki etkisine dikkat çekti. Hasta yakını olarak panelde yer alan Ersin Demirel ise genç yaşta babasının hastalığıyla başlayan ve annesiyle devam eden süreçte bir hasta yakını olarak üstlendiği sorumlulukları ve yaşadığı duygusal yolculuğu katılımcılarla paylaştı.