SAĞLIK - 28 Ocak 2026 Çarşamba 18:32

Sessiz ve sinsi tehlike: Diyabetik ayak uzuv kaybına yol açabiliyor

A
A
A
Sessiz ve sinsi tehlike: Diyabetik ayak uzuv kaybına yol açabiliyor

Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Bangin Bekir Candan, diyabet hastalarında ayak sağlığının hayati önem taşıdığını belirterek, küçük ihmallerin bile diyabetik ayak nedeniyle uzuv kaybına kadar gidebilen ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.


Diyabetik ayağın çoğu zaman basit bir ihmal sonucu ortaya çıktığını ifade eden Op. Dr. Candan, doğru bilgilendirme ve düzenli bakım ile bu tablonun büyük oranda önlenebileceğini söyledi.



"Diyabet sadece kan şekeri yüksekliği değildir"


Diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı bir hastalık olmadığını vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, uzun süre kontrol altına alınamayan diyabetin damarları ve sinirleri olumsuz etkilediğini ifade etti. Bu durumun özellikle ayaklarda ciddi problemlere yol açtığını belirten Candan, diyabetik ayağın bu sürecin en ağır sonuçlarından biri olduğunu dile getirdi.


Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin diyabetik ayak nedeniyle uzuv kaybı yaşadığını hatırlatan Candan, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her 30 saniyede bir kişinin diyabete bağlı komplikasyonlar nedeniyle ayağını kaybettiğini söyledi. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 10 bin kişinin diyabete bağlı nedenlerle uzuv kaybı yaşadığını belirtti.



"İki temel neden var"


Diyabetik ayak yaralarının oluşumunda iki temel mekanizmanın rol oynadığını aktaran Op. Dr. Candan, bunlardan ilkinin sinir hasarı yani nöropati olduğunu söyledi. Ayakta his kaybı geliştiğinde hastanın ağrıyı, sıcaklığı ve basıncı algılayamadığını ifade eden Candan, ayakkabı içindeki yabancı cisimlerin fark edilmediğini ve uzun süre aynı noktaya basılmasıyla yaraların oluştuğunu belirtti.


İkinci önemli nedenin damar tıkanıklığı olduğuna dikkat çeken Candan, damar daralması nedeniyle dokulara yeterli oksijen gitmediğini, bu durumun yaraların geç iyileşmesine ve enfeksiyon riskinin artmasına yol açtığını söyledi.



"Basit kontroller hayat kurtarıyor"


Diyabetik ayağın önlenmesinde farkındalığın büyük önem taşıdığını vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, diyabet hastalarının ayaklarını her gün kontrol etmeleri gerektiğini ifade etti. Ayak tabanı ve parmak aralarının mutlaka incelenmesi gerektiğini belirten Candan, iki ayak arasında sıcaklık farkı ya da dokunma hissinde azalma fark edilmesinin erken uyarı işareti olabileceğini söyledi.



"Günlük ayak bakımı ihmal edilmemeli"


Ayak bakımının diyabet hastaları için hayati öneme sahip olduğunu dile getiren Candan, ayakların ılık suyla yıkanması ve iyice kurulanması gerektiğini belirtti. Cilt kuruluğunu önlemek için uygun kremlerin kullanılmasının önemine dikkat çeken Candan, tırnakların düz kesilmesi ve nasırların bilinçsizce kazınmaması gerektiğini vurguladı.


Pamuksu çorapların tercih edilmesi, ayakların kuru tutulması ve ortopedik özellikte ayakkabıların kullanılması gerektiğini söyleyen Candan, ayakkabı giyilmeden önce mutlaka içinin kontrol edilmesi gerektiğini de hatırlattı. En ufak bir kızarıklık ya da yara fark edildiğinde ise zaman kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini ifade etti.



"Teknoloji umut oluyor"


Teknolojik gelişmelerin diyabetik ayakla mücadelede önemli rol oynadığını belirten Op. Dr. Bangin Bekir Candan, akıllı tabanlıkların basınç ve sıcaklık değişimlerini takip ederek ülser riskini erken dönemde haber verebildiğini söyledi. Isı sensörlü çoraplar ve 3D yazıcılarla kişiye özel üretilen tabanlıkların da ayak sağlığının korunmasına katkı sunduğunu dile getirdi.



"Diyabetik ayak çözümsüz değil"


Diyabetik ayağın önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunun altını çizen Op. Dr. Bangin Bekir Candan, "Doğru bilgilendirme, düzenli takip ve küçük önlemlerle diyabete bağlı uzuv kayıplarının büyük bir kısmını engellemek mümkün. Küçük bir ihmal, büyük kayıplara yol açabilir" dedi.



Sessiz ve sinsi tehlike: Diyabetik ayak uzuv kaybına yol açabiliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu’da okul inşaatında işçiler parasını alamayınca çatıya çıktı Bolu’da yaklaşık 1.5 yıldır devam eden uygulama okulu inşaatında çalışan 8 işçi, 3 aydır maaşlarını alamadıklarını ileri sürerek inşaatın çatısında eylem yaptı. Olay, İzzet Baysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Oteli inşaatında meydana geldi. İddiaya göre, inşaatta çalışan yaklaşık 50 işçi, yaklaşık 3 aydır maaş alamadı. Alacaklarının ödenmemesine tepki gösteren 8 işçi, inşaatın çatısına çıkarak eylem başlattı. Durumu gören vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis ekiplerinin yaptığı uzun ikna çalışmasında işçiler çatıdan indirilemedi. Bölgeye gelen emniyet mensuplarının Bolu Valisi Abdulaziz Aydın’ı araması sonucu, işçiler için yarına bir görüşme ayarladı. Bunun üzerine ikna olan işçiler çatıdan indi. İnşaatta çalışan 8 işçinin toplamda 12-13 milyon lira alacaklarının bulunduğu öne sürüldü. "Hakkımı istedim, bana saldırdı" İnşaatta çalışan işçilerden Nezir Özdemir, müteahhitten alacağını istediği zaman kendisine saldırdığını iddia ederek, "Geçen sene 8 Mart’tan beri ben burada çalışıyorum. Yaklaşık bir yıldır burada, onuncu aya kadar hakkımızı bir şekilde aldık. Kavga gürültü derken alıyorduk. 10. aydan sonra bir şekilde para alamadık. Adamı aradığımız zaman, ’Bizim paramızı niye vermiyorsunuz, bizim maaşlarımızı niye ödemiyorsunuz?’ diye sorduğumuzda, yarın, öbür gün deyip sürekli bizi böyle oyalıyor. Burada aslında 70-80 kişi çalışıyorduk. Bana ödeme yapacak diye geçen pazartesi günü Siirt’ten buraya gelmişim. Pazartesi günü kendisiyle burada görüştüm, hakkımı istedim, bana saldırdı. Arkadaşlar da şahittir, bana saldırdı. Ondan sonra bindi gitti, ’Yarın paranı vereceğim’ dedi yine. Gitti, gelmedi. Arıyoruz, cevap vermiyor" diye konuştu. "Tehdit ediyor bizi" İnşaatta çalışan işçilere ödeme yapmayan mütehatin kendilerini tehdit ettiğini savunan Nezir Özdemir, "Tehdit ediyor bizi. ’Çatıya çıkmakla para mı alabileceğinizi benden sanıyorsunuz?’ diyor. Biz aynı mağduriyetteyiz, mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz sadece. Mesela benim 2 milyon 274 bin lira alacağım var. Arkadaşlarımın 3 milyon 500 bin, 1 milyon alacağı olan var. Toplam 12-13 milyon gibi bir şey var, sadece işçilerin. Bunun dışında yazılan çekleri de var. Bunu da biliyoruz" ifadesini kullandı. "Bolu’nun neredeyse yarısı buranın mağduru" Daha önce aynı inşaatta birçok işçinin çalıştığını ve mağdur olduğunu söyleyen Özdemir, "Bolu’nun neredeyse yarısı buranın mağduru. Savcılığa şikayette bulunmadık, bugüne kadar bizi oyaladığı için, kendisine güvendiğimiz için. Mecbur böyle bir eyleme başvurmak zorunda kaldık sesimizi duyurabilmek için. Hakkımızı almazsak tabii ki şikayetçi olacağız. Bir tek vali babamıza güveniyoruz. Emniyet müdürümüz bize bir söz verdi. Kendisine durumumuzu ileteceğiz. İnşallah çözerler işimizi. Bizim çoluk çocuğumuz var. Himayemizde çalışan 50-60 tane insan var. Hepsi şu an bizden para bekliyor. Biz işimizi bitirmişiz, paramızı bekliyoruz" dedi.
Ankara İlham Tohti İnsiyatifi Hareketi Başkanı Can: "İlham Tohti insan hakları mücadelesinin simgelerinden biri kabul edilmektedir" İlham Tohti İnisiyatifi Hareketi Başkanı Enver Can, "Bugün İlham Tohti yalnızca Uygur halkının değil evrensel insan hakları mücadelesinin de vicdani simgelerinden biri olarak kabul edilmektedir" dedi. Ankara’da bir otelde Yesevi Hareketi, İlham Tohti İnisiyatifi Hareketi, İsa Yusuf Alptekin Vakfı ve İzmir Düşünce Platformu paydaşlığında, Uygur Türkü Aktivist Doç. Dr. İlham Tohti’nin "Nobel Barış Ödülü’ne" aday gösterilmesi üzerine toplantı yapıldı. Çin’in başkenti Pekin’de öğretim üyesi olan ekonomist Doç. Dr. İlham Tohti’nin 2014 yılında tutuklanarak müebbet hapis cezasına çarptırması üzerine harekete geçtiklerini belirten, İlham Tohti İnisiyatifi Hareketi Başkanı Enver Can, Tohti’nin Uygur Türkleri ve evrensel insan hakları mücadelesi veren tüm insanlar için bir simge olduğunu ifade etti. Tohti’nin Nobel Barış Ödülü’nü almasının Uygur Türklerinin mücadelesi için önemli olduğunu vurgulayan Can, "İlham Tohti’nin Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmesi şiddete başvurmadan hak aramanın hukuku esas alan direnişin ve diyalog çağrısının evrensel bir değer olarak teyit edilmesi anlamına gelecektir. Bu nedenle özellikle akademik çevrelerin ve düşünce insanlarının bu süreci daha güçlü biçimde desteklemesi hem Tohti’nin özgürlüğü hem de Uygur meselesinde barışçıl çözüm arayışlarının güçlendirilmesi açısından bir önem taşımaktadır. Bugün İlham Tohti yalnızca Uygur halkının değil evrensel insan hakları mücadelesinin de vicdani simgelerinden biri olarak kabul edilmektedir" diye konuştu. Yesevi Hareketi Ankara Başkanı Miraç Gür ise, Çin’de Uygur Türklerine yapılan bazı uygulamalardan bahsetti. Uygur Türklerine iyi vatandaş, kötü vatandaş değerlendirilmesi yapıldığına değinen Gür, "Uygur Türklerinin telefonlarına zorunlu bir şekilde yüklenen bazı programlar var. Bunların yüklenmesinden kaçınamıyorlar ve bu telefonlarla yüklemeden dolayı bütün fotoğrafları, mesajlaşmaları, bütün girdikleri, bütün ayak izleri, internetteki bütün kişisel verileri otomatik bir şekilde ele geçirilebiliyor Çin tarafından. Yaptıkları her hareket gözetlenebiliyor, izlenebiliyor. Bu yüzden sosyal kredi sistemi denilen bir sistem vasıtasıyla bu insanlara puanlama veriliyor ve bu puanlamada iyi vatandaş, kötü vatandaş olarak nitelendiriliyor. Dolayısıyla Uygur Türkleri müslüman oldukları için, Türk oldukları için, kültürleri Çin’de nispeten farklı olduğu için Tabii ki kendilerine göre internet sitelerine girmeleri puanlarının düşük olmasına sebep oluyor" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Ömer Kul ise, "Nobel Barış Ödülü’nün ben siyasi bir ödül olduğunu düşünüyorum. Bu konuda da eğer İlham Tohti’ye de verilecekse bunu hak etmiş bir şahıstır. Duruşu, yaptıkları çektiği eziyetler dolayısıyla sonuna kadar hak etmiştir. Velev ki siyasi olarak verilsin biz bu yolda bir kişinin hayatının kurtarılmasına, insanca yaşamasına vesile olmuş oluruz. Bunun kadrini yaradan verecek diye inanıyorum. Ama hiçbir şey olmazsa, bu ödül verilmezse biz İlham Tohti’yi anlattık, bunun üzerinden Doğu Türkistan davasını anlattık, orada bizim açımızdan boynumuzu büken, ırkdaşımızın, dindaşımızın tecavüze maruz bırakıldıklarını, çocuklarını Çinlilerin bile bugün giymedikleri o eski Çin giysileriyle asimile ettiklerini, şayet böyle giderse 15-20 yıl sonra Doğu Türkistan’da müslümanım, Türküm bırak Türküm, Uygur’um diyecek insan kalmayacağını bunları dilimiz döndüğünce, Çin tehlikesinin insanlık adına ve dünya adına nasıl tehlike olduğunu dilimiz döndükçe anlatmaya çalıştık" dedi.
Çorum TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "Çorum’un ihracatı son 10 senede 100 milyon dolardan 5 milyar doların üzerine çıktı" Türkiye Odalar ve Borsalar Başkanı (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Çorum makinenden konfeksiyona kadar geniş alanda üretim ihracat yapan, yıldızı parlayan bir şehir. Sadece son 10 senede ihracatı 100 milyon dolardan 5 milyar doların üzerine çıkmıştır" dedi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Kültür ve Konferans Salonu’nun açılış töreninde konuştu. Çorum’un son dönemdeki sanayi yatırımlarıyla parlayan bir yıldız haline geldiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, Çorum’un en çok ihracat yapan 12. şehir konumuna geldiğini dile getirdi. "Çorum’un ihracatı son on senede ihracatı 100 milyon dolardan 5 milyar doların üzerine çıkmıştır" Çorum’da sanayi yatırımlarıyla önemli bir ihracat rakamına ulaşıldığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Burada faaliyette bulunan üç tane OSB’miz var. Ama artık yetmiyor iki tane daha yapıyorsunuz. Ben de geçmişte burada organize sanayi bölgesinde. Yatırım yapmış olan bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Ben çorum insanını buraya yatırım yapmadan önce tanımıyordum. Yatırım yapınca anladım. Ne kadar vefakar, cefakar ve çalışkan insan olduklarını burada yatırım yapınca anladım. Çorum makinenden konfeksiyona kadar geniş alanda üretim ihracat yapan, yıldızı parlayan bir şehir. Sadece son 10 senede ihracatı 100 milyon dolardan 5 milyar doların üzerine çıkmıştır. 2025 yılında tüm Türkiye’de, ihracatını en fazla arttıran üç şehir konumuna çorum gelmiştir. Son bir yılda Çorum’un tam 2 milyar dolar yaklaşık bir nokta 9 milyar dolar arttırdık. Çorum’un nasıl bir başarı hikayesi yazdığını göstermek için şu karşılaştırmayı da yapmakta fayda var. Yıllık ihracat artışında İstanbul, Bursa gibi şehirlerin önüne geçti. O zaman işte sağ olsun Ticaret Bakanlığımızın bu sonucunda Çorum’un kaynaklı ihracat 5 buçuk milyar dolar olduğu ortaya çıktı. Yani sevinerek söyleyeyim, bunu da her tarafta kullanabilirsiniz. Bizim ihracatımız, Çorum’un ihracatı Adana’yı, Konya’yı, benim memleketim olan Kayseri’yi de geçtiriniz. Ve bugün Çorum 12. büyük ihracatçı şehir haline geldi" dedi. "Bu kadar sanayisi gelilmiş bir şehrin muhakkak limanlara ulaşması lazım" Çorum’da yapılan demiryolu projesinin önemine de dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, "Özellikle sayın vekillerim ne olur bunu çok sık anlatın ki siyaset, iktidar, hükümet Çorumun değerinin farkına varsın. Üstelik bunu da demiryolu olmadan yaptık. Çorumlu çalışkan ve marifetlidir bak açık söyleyeyim. Tren de inşallah yatırım programına alındı ama bir an önce bu kadar sanayisi gelilmiş bir şehrin muhakkak limanlara ulaşması lazım. Tabii buna bağlı olarak da hızlı trene ihtiyacımız var. Ankara’da bugün Eskişehir’in çehresi değişti. Ankara’dan günü birlik biniyorlar. Özellikle kadınlar gün yapacağına Eskişehir’i geziyorlar ve böylelikle Eskişehir’in ekonomisine katkı veriyorlar. İnşallah Çorum’da bu şekilde gelişecek başkan da çalışacak daha çok görünür hale geleceğiz. Türkiye’de marka olan şehirlerde bir hikaye var. Bir şehrin valisi, belediye başkanı, milletvekilleri, sivil toplum ve meslek örgütleri bir ve beraber hareket ederse o şehirler marka şehir olur" diye konuştu. Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan da Bankalar Birliği’nin de KOBİ’lere yönelik açıklayacağı destek programı olduğunu ve ekonomi yönetiminin sanayi sektörüne önemli katkılar sağlayacak programlar oluşturduğunu dile getirdi. Törene Çorum Valisi Ali Çalgan, AK Parti Çorum Milletvekili Yusuf Ahlatcı, CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Başaranhıncal katıldı.