ASAYİŞ - 29 Ocak 2026 Perşembe 02:45

Bursa’da kimyasal kaplama fabrikasında yangın

A
A
A
Bursa’da kimyasal kaplama fabrikasında yangın

Bursa Minareliçavuş OSB’de kimyasal kaplama fabrikasında yangın çıktı. Olay yerine sevk edilen ekiplerin yangına müdahalesi sürüyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığ’da ’askıda yemek ve çorba’ uygulaması yürek ısıttı Elazığ’da lokanta işletmecisi Mehmet Gök, askıda yemek ve çorba uygulamasıyla ihtiyaç sahiplerine ve öğrencilere destek oluyor. Elazığ’da yaşayan 3 çocuk ve 1 torun sahibi lokanta işletmecisi Mehmet Gök, ailesiyle birlikte işlettiği lokantada askıda yemek ve çorba uygulamasını sürdürüyor. Üniversite mahallesindeki lokantanın girişinde yer alan "Askıda Yemek - Askıda Çorba" tabelasıyla, uygulama müşterilere duyuruluyor. Uygulama kapsamında ihtiyaç sahipleri, askıdan yararlanarak yemek ve çorba alabiliyor. "Parası olmayan zaten her zaman benim başımın tacıdır" Kimsenin parasızlık nedeniyle zor durumda kalmasını istemediklerini ve askıdan faydalanmak isteyenlerin bunu doğrudan ifade edebildiğini belirten Mehmet Gök, "Bizim buranın büyük bir anlayışı var abi. Askıda her zaman yemeğimiz mevcuttur. Gariban insanların gelip de burada ‘benim param yok’ demesini istemiyoruz. Kapının önüne askıyı zaten koymuşuz. Bana ‘askıdan’ desinler, bu bana yetiyor. Yemek fiyatlarımız da oldukça uygun. Bizde üç çeşit yemek, pilavı, yemeği ve salatasıyla birlikte 200 lira. Parası olmayan zaten her zaman benim başımın tacıdır" dedi. "Kalan yemekler de öğrencilere dağıtılıyor" Lokantada sunulan yemeklerin fiyatlarının uygun seviyede tutulduğunu aktaran Gök, "5 yıldır burada hizmet ediyorum. 5 yıldan beri buraya gelip de geri dönen tek bir kişi olmamıştır. Çünkü bu dünya bana kalmayacak abi, kimseye kalmayacak. Rabbim eğer bunları bize nasip etmişse bizden mutlusu yok. Rabbim herkesin hayrını kabul etsin. Ayrıca kalan yemeklerimizi de israf etmiyoruz. Burada öğrenci evleri var, kalan yemeklerimiz onlara dağıtılıyor. Kesinlikle ertesi güne bırakmıyoruz" şeklinde konuştu.
Antalya Küçük Ali için umutlandıran haber Adana’dan geldi Antalya’nın Aksu ilçesinde lavaboya gideceğini söyleyerek evden ayrılan ve 3 gündür haber alınamayan 11 yaşındaki çocuk için ekipler bölgede arama çalışması başlattı. Ekiplerin bölgedeki arama çalışmaları devam ederken, küçük çocuğun Adana’da görüntülendiği bilgisi aileyi umutlandırdı. Aksu ilçesine bağlı Murtuna Mahallesi’nde yaşayan 5. sınıf öğrencisi 11 yaşındaki Ali Biçer, 26 Ocak Pazartesi günü ailesiyle birlikte serada çalıştığı sırada annesine lavaboya gideceğini söyleyerek eve geldi. Montunu aldıktan sonra evden yürüyerek uzaklaşan Ali’den bir daha haber alınamadı. Aile küçük çocuk için polise giderek kayıp başvurusunda bulundu. Polis ekiplerinin yanı sıra, AFAD, Kırmızı Kasklılar Arama Kurtarma Derneği ve vatandaşlar Ali Biçer’in bulunması için bölgede arama çalışma başlattı. Küçük çocuğun evden ayrıldıktan sonra gidiş istikametinde bulunan arazi ve ormanlık alanda ekipler arama çalışması yaptı. Adana’da kameralara takıldı Ekipler bölgedeki su kuyuları ve ağaçlık alanlarda Ali Biçer’e ait bir iz aradı. Ekiplerin arama çalışması devam ederken aileyi umutlandıran haber emniyetten geldi. Baba Utku Biçer, emniyete giderek kayıp başvurusunda bulunmasının ardından yapılan kontrollerde 11 yaşında oğlu Ali Biçer’in Antalya Otogarı’ndan Adanaya giden bir otobüse bindiğinin belirlendiğini belirterek, Adana Otogarı’nda KYGS sistemine entegre edilen YTS (Yüz Tanıma Sistemi) kameraları tarafından tespit edildiği bilgisinin dün akşam saatlerinde kendilerine verildiğini söyledi. Yaşanan gelişmenin ardından Antalya’da devam eden arama çalışmaları sona ererken, Adana Emniyeti küçük çocuğun bulunarak ailesine teslim edilmesi için çalışma başlattı.
Diyarbakır Dicle’deki aile hekimliklerinde 1 yılda 42 bin 324 hasta muayene edildi Diyarbakır’ın Dicle İlçe Kaymakamlığı, kentteki kamu kurumlarının 2025 yılı faaliyet çalışmalarına dair verileri paylaştı. Kaymakamlıktan yapılan paylaşımda Dicle İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı aile hekimliği birimlerinde 2025 yılında, 42 bin 324 hasta muayene edildi. Kaymakamlığın paylaştığı Dicle İlçe Sağlık Müdürlüğünün 2025 yılı faaliyet çalışmaları verilerine göre geçen yıl içerisinde toplamda 4 bin 830 eğitim verildi. 2025 yılı içerisinde toplamda bin 436 denetim yapıldı. Çevre sağlığı birimi tarafından Dicle’de 360 sigara denetimi, Eğil’de 720 sigara çapraz denetimi, Dicle’de kayıtlı iş yerlerinde 140 tütün denetimi, 36 biyosidal ürün denetimi yapıldı. 40 su eğitimi verildi, 42 noktadan numune alındı. 53 su numune deposu, 45 otomatik klor makinanın olduğu kaydedildi. Bulaşıcı hastalıkları birimince 2025 yılı içerisinde toplamda 13 bulaşıcı hastalık için filyasyon çalışması yapıldı. Dicle ilçesinde 89 bin 629,2 hektar genel alan, 49 bin 915,9 hektar ağaçsız ormanlık alan, 8 bin 300,1 hektar verimli orman alanı ve 31 bin 413,2 hektar açık alan olduğu kaydedildi. İlçe genelinde 2025 yılında 3 orman yangını meydana geldi. 16 dikiliden ağaç kesme suçu, 3 açma suçu ile 25 işgal ve faydalanma suçu işlendi. Dicle ilçesine bağlı 34 köyde 997 kişiye yangın önleme faaliyetleri eğitimi verildi. 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Gününde Dicle ilçesinde bulunan gençlik kampında bin 200 adet fidan dikimi ve dağıtımı yapıldı. Bozoba, Uluçeşme, Batur, Dedeköy ve Durabeyli mahallelerinde kadastro çalışmaları devam ederken, Arı, Baltacı, Başköy ve Yeşiltepe mahallelerinde kadastro çalışmaları tamamlandı. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Dicle İlçe Müdürlüğü 2025 faaliyet çalışmaları verilerine göre ise vakıf hizmetleri olarak 1 Ocak 31 Aralık 2025 tarihleri arasında 940 haneye ayni, 2 bin 216 haneye de nakdi yardım yapıldı. 2025 yılında merkezi ödemeler kapsamında, merkezi olarak 5 bin 314 hak sahibi vatandaşa nakdi yardım yapıldı. Vakfın öz kaynaklarından yapılan yardımlar ve 2 proje giderleri ile merkezi olarak yapılan yardımların toplamı ise 180 milyon 184 bin 830,5 lira olarak kaydedildi. Dicle ADEM’ de geçen sene açılmış olan 47 kursta 629 kursiyere eğitim verildi. Yaşlı ve Engelli Bakın Projesinde 203 bakıma muhtaç vatandaşa hizmet verildi. 2025 yılında vakfın bünyesinde 2 adet projenin bulunmakta olduğu belirtildi, projelerin toplam giderleri 7 milyon 491 bin 727,84 lira olarak kaydedildi.
İstanbul Uzmanlar uyarıyor: "Son zamanlarda riskli gebelik sayısında çok fazla artış gördük" Anne sütü ve gebelik süreçlerine ilişkin konuşan Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Hicran Acar Şirinoğlu, "Yanlış yaptığımız şeyler; hemen emzirmekten vazgeçmek. İlk 6 ay bitene kadar bebeğin tanışması gereken tek besin anne sütü. Son zamanlarda riskli gebelik sayısında çok fazla artış gördük, kadınlarda obezitenin artması, beslenme tarzımızın değişmesi bir sürü faktör etkileyebilir. İleri anne yaşı bu da çok önemli çünkü yumurtalıklar yaşlanıyor. Riskli gebelik takibi, erken tanı, doğru müdahale ve doğru takip çok çok önemli" dedi. Gebelik sürecinde anne veya bebek kaynaklı problemler meydana gelebilirken uzmanlar, düzenli takibin önemini her fırsatta vurguluyor. Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Eğitim ve Araştırma Hastanesi Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Hicran Acar Şirinoğlu da erken tanının hayat kurtardığını belirtti. Anne sütünün koruyuculuğunu belirten Doç. Dr. Acar Şirinoğlu sigara, alkol kullanımı, kronik hastalıklar, ileri yaş gebeliği gibi durumların hamilelikte risk faktörlerinden olduğunu söyledi, gebelik ve takip süreçlerine ilişkin bilgi verdi. "Anne sütü çok önemli hemen emzirmekten vazgeçmekten yanlış" ‘Emzirme oldukça önemli’ diyen Doç. Dr. Hicran Acar Şirinoğlu, "Anne ile bebek arasında bağın kuvvetlenmesi için en önemli adım. Artık yeni nesil annelerimiz oldukça emek harcıyor. Yanlış yaptığımız şeyler; emzirme başlangıcında meme uçlarımız yara olduğu ya da sütümüz az geldiği zaman hemen emzirmekten vazgeçmek. Diğer temel yanlışımız da ek gıda sürecine erken başlamak. 6’ncı ay bitince ek gıda başlanır ama biz ne yapıyoruz; 5’nci ayda ek gıda vermeye başlıyoruz. Daha alerjik besinler oluyor, bu nedenle ek gıdaya geçiş sürecini erkene aldığımız zaman bebeğin gelişiminde de sıkıntılar yaşıyoruz. Bebek doğru zamanda doğru yerde doğru besinle tanışmalı, ilk 6 ay bitene kadar tanışması gereken tek besin anne sütü. Ekstrem durumlarda süt gelmiyorsa elbette ayına uygun mamalarla beslenebilir ama anne sütü çok önemli. Çocuğun ihtiyaçlarına göre şekil alıyor, hastalıklardan koruyor, mesela çocuğun demiri eksik annenin sütünde o artmaya başlıyor. Psikolojik açıdan da oldukça önemli. Sezaryen doğumlarda genelde süt gelişi genellikle gecikiyor ama bunda da vazgeçmeyip sık sık bebeği emzirirsek, memeyi bebeğin ağzına verirsek zamanla çok sağlıklı bir şekilde süt verdiğini görüyoruz. Düzgün beslenme ve düzgün uyku annede çok önemli. Memede sütü getiren en önemli şeylerden biri; dinlenme" dedi. "Riskli gebelik sayısında çok fazla artış gördük" Anne sütü ve mama üzerine konuşan Doç. Dr. Şirinoğlu, "En önemli fark çocukların bağışıklık sistemi, ciddi anlamda bir fark oluyor çünkü anne sütüyle doğru bağışıklık kazanıldığı için daha az hastalığa yakalanıyor, daha dirençli oluyorlar. Bir de mama ile beslenmede obezite yani kilolu bebeği çok daha fazla görüyoruz. Anne sütünde genellikle obezite görmüyoruz, daha ileri yaşlarda da oldukça sağlıklı büyüdüklerini görüyoruz. Emzirme okullarından, takip oldukları çocuk doktorlarından oldukça iyi destek alsınlar. Son zamanlarda riskli gebelik sayısında çok fazla artış gördük, sebebi belki hayat şartları, kadınlarda obezitenin artması, beslenme tarzımızın değişmesi, hava kirliliği, stres faktörlerimiz bir sürü faktör etkileyebilir. Erken tanı çok önemli çünkü gerekli ilaçlar, müdahaleler, tanılar hastayı doğru yerde takip eder doğru yerde doğdurur. Hangi gebenin riskli olduğunu çok iyi tespit etmeliyiz" diye konuştu. "Erken tanı, doğru müdahale ve doğru takip çok çok önemli" ‘Her gebenin en az 2 kere riskli gebelik polikliniğinde görülerek gebelik riskli mi, değil mi karar verilmesi gerekir’ diyerek sözlerine devam eden Doç. Dr. Şirinoğlu, "Normal bir gebe ayda 1 polikliniğe uğraması gerekirken riskli bir gebe bazen 2 günde bir, haftada bir. Hatta yatırarak takip edelim, ani bir şey olursa çabucak doğum kararı verelim denebilir. Akciğerlerindeki enfeksiyonu engelleyebiliriz, daha çabuk entübasyondan, yoğun bakımdan çıkmasını sağlayabiliriz. Riskli gebelik takibi oldukça önemli. Erken tanı, doğru müdahale ve doğru takip çok çok önemli. Kilo bizim için risk faktörü, aile hikayesi mesela ailede şeker, tansiyon var, bunlar önemli. İleri anne yaşı bu da çok önemli çünkü yumurtalıklar yaşlanıyor. Annenin kronik bir hastalığı varsa bu çok çok önemli, şeker olabilir, Tip-1, Tip-2 şeker hastalığı, annede gebelikten önce kronik hipertansiyon bunlar da oldukça riskli gruba giriyor. Önceki gebeliğinde erken su gelişi yaşamış, anne karnında bebeğini kaybetmiş, plasentası erken yerinden ayrılmış ya da tansiyon, şeker gibi problemler yaşamış, bunlar da oldukça önemli risk faktörlerine giriyor. Türkiye’de sigara kullanımı da çok fazla arttı. Sigara bebeğin hem beyinsel hem fiziksel gelişimini oldukça kötü etkiliyor, gebeler kesinlikle sigara içmemeli. Alkol, sigara kullanmayalım. Her gebe alması gereken kiloyu almalı, gebeliğin tadını çıkarmalı ve yemesi gerekenleri yemeli. Gebe okullarındaki eğitimler inanılmaz önemli, bizim Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanemizde hem emzirme hem de normal doğumla ilgili çok güzel eğitimler veriliyor "ifadelerini kullandı.