ASAYİŞ - 12 Mayıs 2026 Salı 15:03

16 yaşındaki gencin parmağı koptu

A
A
A
16 yaşındaki gencin parmağı koptu

Bursa’nın İnegöl ilçesinde faaliyet gösteren bir metal doğrama işletmesinde meydana gelen olayda kesim yapan 16 yaşındaki gencin parmağı koptu.


Olay, İnegöl Organize Sanayi Bölgesi 1. Cadde üzerinde faaliyet gösteren bir demir doğramacıda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, stajyer işçi Ömer U.(16), demir kesimi yaparken bir anlık dikkatsizlik sonucu sol el orta parmağını kesti. Parmağının bir kısmı kopan genç özel araçla İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralı ilk tedavinin ardından ambulansla Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk edildi.


Polis olayla ilgili inceleme başlattı.



16 yaşındaki gencin parmağı koptu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Buca Belediyesi memurlarından İzmir genelinde ’iş bırakma’ çağrısı İzmir’de haklarını alamayan belediye memurları, cuma günü kente gelecek olan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i pankart ve sloganlarla karşılamaya hazırlanıyor. Belediye binası önünde ücretlerle ilgili eylemlerini sürdüren memurlar, Özel’in tüm programlarını takip ederek seslerini duyuracaklarını açıklarken, sendika temsilcileri de tüm İzmir genelinde ’iş bırakma’ çağrısı yaptı. İzmir’de aylardır ödenmeyen Sosyal Denge Tazminatı (SDS) ve diğer hakları için direnişlerini sürdüren Buca, Bayraklı ve Karşıyaka Belediyesi memurları, eylemlerini yeni bir boyuta taşıyor. Cuma günü bir dizi programa katılmak üzere İzmir’e gelecek olan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mağdur memurların markajında olacak. Hazırlıklarını tamamladıklarını belirten çalışanlar, Özel’in İzmir’deki tüm duraklarında pankartlar ve sloganlarla yer alacak. Geniş katılımlı ’iş bırakma’ çağrısı Eylem süreci sadece protestolarla sınırlı kalmayacak. Sendika temsilcileri, İzmir’deki tüm belediye memurlarına seslenerek, dayanışmayı büyütme çağrısında bulundu. Haklarını alamayan emekçiler için tüm belediyelerde iş bırakma eylemlerine destek verilmesi istenirken, mücadelenin ortaklaştırılacağı vurgulandı. "İmza namustur, hakkımızı verin" Birlik Yerel Sen Buca Belediyesi İş Yeri Temsilcisi Öznur Alagöz, belediye önünde yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Bugün Buca’da sadece bir kalabalık değil, bir iradeyiz. Masada kazanılan, imzalarla tescillenen ama ceplere girmeyen haklarımızın nöbetindeyiz. Biz yoksak Buca yok, biz yoksak hizmet yok. Cuma günü buraya Özgür Özel geliyor. Biz oraya kavga etmeye değil, ’İmza namustur, hakkımızı verin’ demeye gidiyoruz." "Mutfaktaki yangın büyüdü" Birlik Yerel Sen Buca Belediyesi İş Yeri Temsilcisi Öznur Alagöz, belediye önünde toplanan kalabalığa hitaben yaptığı açıklamada mücadelenin kararlılıkla süreceğini vurgulayarak şunları kaydetti: "Değerli Buca Belediyesi emekçileri, bugün burada sadece bir kalabalık değil, masada kazanılan ancak ceplere girmeyen haklarının nöbetini tutan bir iradeyiz, çünkü bizler Buca’nın temizliğini yapan, yollarını inşa edenleriz ve biz yoksak hizmet de yoktur. Cuma günü buraya gelecek olan Genel Başkan Özgür Özel’in şatafatlı açılışlar yapması değil, emekçinin hakkına kapı açması asıl meseledir, biz oraya kavga etmeye değil, toplu iş sözleşmesinin bir lütuf değil alın terimizin hukuki karşılığı olduğunu ve atılan imzaların namus olduğunu hatırlatmaya gidiyoruz. Enflasyonun altında ezilen, mutfağındaki yangın her geçen gün büyüyen memurlar olarak sadece adalet istiyoruz, bu nedenle cuma günü tüm gücümüzle, en gür sesimizle orada olacağız ve kimsenin emeğimizi yok saymasına izin vermeyerek Buca’nın o eski görkemli günlerinin dumanlarla yok olduğunu haykıracağız."
İstanbul Sabri Ülker Vakfı’nın beslenme ve sağlık iletişimi programı kapsamında binlerce hekim ve eczacıya ulaşıldı Sabri Ülker Vakfı’nın sağlık okuryazarlığını desteklemek amacıyla hayata geçirdiği "Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı" kapsamında binlerce hekim ve eczacıya ulaşıldı. Program çıktıları, sağlık profesyonellerinin bilimsel ve güvenilir beslenme bilgisini topluma aktarmada kritik bir rol üstlendiğini ortaya koydu. Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi ve İlişkili Faktörleri Araştırması’na göre Türkiye’deki nüfusun yarıdan fazlası sağlık okuryazarlığı açısından "yetersiz" veya "sorunlu-sınırlı" seviyede bulunuyor. Sağlık alanındaki bilgi kirliliğinin arttığı günümüzde bu tablo, bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla doğru kanallar aracılığıyla buluşturulmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Bu ihtiyaçtan hareketle Sabri Ülker Vakfı, 2022 yılında başlattığı "Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı" ile hekim ve eczacıların beslenme ve iletişim alanındaki bilgi birikimini güçlendirerek toplum sağlığına katkı sunuyor. Bugüne kadar yayımlanan 62 farklı eğitimin içeriği 90 bin kez izlendi. Programın çıktıları, Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri Begüm Mutuş’un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda paylaşıldı. Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu üyeleri ile Ankara Aile Hekimliği Derneği (ANKAHED), Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD), Ankara Eczacılık Odası) ve Pediatri Dünyası Derneği’nden akademisyenler ve uzman isimlerin katıldığı toplantıda açıklanan veriler, sağlık profesyonellerinin bilimsel bilgiyi doğru ve anlaşılır biçimde aktarmasının toplum sağlığında önemli bir etki oluşturdu. "Sağlık profesyonellerine yatırım toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlıyor" Toplantıda konuşan Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş, Türkiye’de sağlık okuryazarlığının geliştirilmesinde sağlık profesyonellerinin kritik rolüne dikkat çekerek, "Sağlık alanında doğru bilgiye erişim bugün toplum sağlığı açısından en önemli konulardan biri haline geldi. Bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla buluşmasında ise sağlık profesyonelleri en güçlü ve güvenilir kaynakların başında geliyor. Bu nedenle sağlık profesyonellerinin beslenme ve sağlık iletişimi alanında güçlendirilmesini, toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlayan önemli bir yatırım olarak görüyoruz. 2022 yılında başlattığımız Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı ile aile hekimlerinden iç hastalıkları uzmanlarına, pediatristlerden eczacılara kadar geniş bir sağlık profesyoneli kitlesine ulaştık. Programı yalnızca bir eğitim çalışması değil, sağlık alanındaki bilgi kirliliğiyle mücadele eden, bilimsel bilgiyi yaygınlaştıran ve toplumda sağlık okuryazarlığını destekleyen uzun vadeli bir sosyal etki modeli olarak değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de Sabri Ülker Vakfı olarak sağlık okuryazarlığını destekleyen öncü çalışmalar geliştirmeye, bilimsel bilginin toplumla güvenilir kanallar üzerinden buluşmasına katkı sunmaya ve toplum sağlığı için uzun vadeli değer üretmeye devam edeceğiz" dedi. "Bilimsel bilgiyle güçlenen sağlık profesyonelleri toplum sağlığı üzerinde katlanarak etki oluşturuyor" Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve Program Koordinatörü Prof. Dr. F. Nur Baran Aksakal ise programın sağlık profesyonelleri üzerindeki etkilerine ilişkin verileri paylaştı. Aksakal, "Program kapsamında sunulan eğitimlerin sağlık profesyonellerinin günlük pratiklerine doğrudan katkı sağladığını görüyoruz. Eğitimlere katılan aile hekimlerinin yüzde 88,4’ü, iç hastalıkları uzmanlarının ise yüzde 99,3’ü programın, hastalarına beslenme konusunda daha iyi hizmet sunmalarına katkı sağladığını belirtiyor. Katılımcıların önemli bölümü, edindikleri bilgileri klinik uygulamalarına dahil ettiklerini belirtirken; aile hekimlerinin yüzde 90’ı, iç hastalıkları uzmanlarının ise yüzde 96’sı bu eğitimlerin tıp fakültesi müfredatında yer alması gerektiğini düşünüyor. Beslenme bilgi düzeyinin artırılmasının kronik hastalık yönetimine katkı sağlayacağı görüşü aile hekimlerinde yüzde 96’ya, iç hastalıkları uzmanlarında ise yüzde 99’a ulaşıyor. Tüm bu veriler, sağlık profesyonellerinin bilimsel ve güvenilir bilgiyle güçlendirilmesinin toplum sağlığı açısından güçlü bir etki ortaya koyuyor" diye konuştu. "Bu ihtiyaçtan yola çıkarak biz sağlık profesyonelleriyle bir güç birliği yaptık" Program sonrası açıklamalarda bulunan Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş, sağlık profesyonelleri ile güç birliği yaptıklarını belirterek, "Özellikle bilgi kirliliğine bu dönem oldukça yoğun kaldığımız, maruz kaldığımız bir süreçten de geçiyoruz ve Türk toplumunun Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre neredeyse yarısının sağlık okuryazarlığı seviyesi de oldukça düşük ya da sınırlı seviyede. Bu da bilgi kirliliğinin ne kadar sağlıklı yaşamı tehdit edebileceğinin en önemli kanıtlarından bir tanesi. Özellikle hekimlerin, eczacıların ve sağlık profesyonellerinin en güvenilir bilgi kaynakları arasında yer alması ve onların bu donanımlarının arttırılması ve referans kaynak olarak da sağlık profesyonellerine danışılması bizim için çok değerli kaynaklardan bir tanesi. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak biz sağlık profesyonelleriyle bir güç birliği yaptık. Aile hekimlerimiz, pediatristler, iç hastalıkları uzmanları ve eczacılardan oluşan dev bir toplulukla bugün sağlık ve beslenme konusundaki iletişim kaslarını güçlendirmek üzere eğitim projemizi yürüttük" ifadelerini kullandı. "Beslenme hayatın vazgeçilmez bir ögesi ve doğru beslenmeyi hepimiz bilmek, öğrenmek durumundayız" Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve Program Koordinatörü Prof. Dr. F. Nur Baran Aksakal ise doğru beslenmenin öğrenilmesi gerektiği değinerek, "Beslenme hayatın vazgeçilmez bir ögesi ve doğru beslenmeyi hepimiz bilmek, öğrenmek durumundayız. Ancak çok fazla bilgi kirliliği olduğu zaman özellikle sağlık personelimize soruyoruz, hekimlerimize soruyoruz. Bu konuda da hekimlerimizin bilgisini arttırıyoruz. Hekimlere danışılmaksızın güncel diyetler, popüler takviyeler veya ilaçlarla etkileşimde bulunabilecek birtakım vitamin, mineral kullanımları çok yaygın. O nedenle hekimlerimizi bu tip başlıklarda biraz daha bilgilendirmek ve kendilerine başvuran hastalarla ve danışanlara daha doğru bilgiyi sunmalarını sağlamak üzere bir eğitim programı geliştirdik. Sadece hekimlerimiz değil aslında aile hekimlerimiz, iç hastalıkları uzmanlarımız ve pediatristlerimizin yanında eczacılarımıza da ilk başvuru yeri olması nedeniyle eğitimler planladık ve gerçekleştirdik. Bugün burada bu eğitimlerle ilgili hem toplumu bilgilendirmek genel olarak hem de hekimlerimizin ve eczacılarımızın bu eğitimle ilgili geri bildirimlerini, memnuniyetlerini paylaşmak için toplandık. Genel itibariyle iki senedir devam eden bir eğitim programının sonunda hem aile hekimlerimize hem iç hastalıkları uzmanlarımıza hem eczacılarımıza ve şimdi de pediatristlerimize, çocuk sağlığı hastalıkları uzmanlarımıza bilgi sunduk. Bu bilgilerden de hem pratiklerinde hem de hastaların sorularına cevap verirken ve kendi yaşamlarında da olmak üzere çok faydalandıklarını gördük. Neredeyse eğitime katılanların tamamı diyebileceğimiz yüzde 96’nın üzerinde bir geri bildirimle hem faydalandıkları hem pratikte kullandıkları hem de soruları daha rahat cevaplayabildikleri bir bilgi düzeyine ulaştıkları bir eğitim gerçekleştirdik" dedi.