EĞİTİM - 22 Şubat 2023 Çarşamba 08:56

Tatvan’da 5 bin öğrenciye ücretsiz yemek hizmeti

A
A
A
Tatvan’da 5 bin öğrenciye ücretsiz yemek hizmeti

Bitlis’in Tatvan ilçesinde 2022-2023 eğitim öğretim yılının ikinci döneminin başlamasıyla birlikte anaokulu ve ana sınıflarındaki tüm öğrencilere "ücretsiz yemek" hizmeti verilmeye başlandı.

Bitlis’in Tatvan ilçesinde 2022-2023 eğitim öğretim yılının ikinci döneminin başlamasıyla birlikte anaokulu ve ana sınıflarındaki tüm öğrencilere "ücretsiz yemek" hizmeti verilmeye başlandı.


Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2022-2023 eğitim öğretim yılı ikinci dönemi itibariyle 5 milyon öğrenci için ’ücretsiz yemek’ uygulaması Bitlis’in Tatvan ilçesinde bulunan Seydi Ali Reis Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde de uygulanmaya başlandı. İkinci dönemin başlamasıyla birlikte meslek lisesinin yiyecek içecek hizmetleri bölümü öğrencileri ve öğretmenleri, Tatvan ilçesine bağlı 26 köy okulu ve ilçe merkezinde bulunan 23 anaokulundaki tüm öğrencilere ücretsiz yemek hazırlıyor. Yaklaşık 2 bin öğrencinin sabah ve öğle öğününü hazırlamak için her gün erken saatlerde işe koyulan mutfak ekibi, sağlıklı yiyecekler hazırlayarak özveriyle çalışıyor.


Yemekhanede özenle hazırlanan yiyecekler hijyenik bir şekilde paketlenerek öğrencilere servis edilmek üzere yola çıkarılırken, öte yandan derslerde öğrendikleri bilgileri yemekhanede uygulamaya koyan lise öğrencileri ise aşçılık mesleğinde tecrübe kazanıyor.


Tatvan İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Uludağ, yemekhanede yapılan çalışmaları yerinde inceleyerek Milli Eğitim Bakanlığının talimatıyla harekete geçerek ilçede yaklaşık 5 bin öğrenciye her gün kahvaltı ve öğle yemeği verildiğini söyledi. İlçede ücretsiz yemek uygulamasından faydalanan 5 bin öğrencinin yemeğinin hazırlanmasının önemli bir bölümünü Seydi Ali Reis Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin üstlendiğini ifade eden Uludağ, “Tatvan ilçemizde bulunan Seydi Ali Reis Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde öğrencilerimiz ile birlikte okulumuzun yiyecek içecek hizmetleri bölümünün organize ettiği mutfaktayız. Arkadaşlarımız ile birlikte buradaki çalışmaları değerlendirdik. Milli Eğitim Bakanlığımızın talimatıyla bu sene başlatılan 5 milyon öğrenciye öğle yemeği programı çerçevesinde ilçemizde yaklaşık 5 bin öğrencimizi dahil ederek öğle yemeği yedirmekteyiz. Bu organizasyon içerisinde şu anda bulunduğumuz okulumuz bu faaliyetimizin önemli bir bölümünü üstlenmiş durumda. Burada hem okul öncesi öğrencilerimize hem de diğer öğrencilerimize yemekler hazırlanıyor. Hazırlandıktan sonra da okullarımıza götürülerek öğrencilerimize teslim ediliyor. Bizim buradaki çalışmalarımızda binanın ve içerisinde bulunan teçhizatlarına kadar bütün yapının hazırlanmasında başta Kaymakamımız Dr. Remzi Demir’e teşekkürlerimizi sunuyoruz. Akabinde İl Milli Eğitim Müdürümüz Mehmet Emin Korkmaz Bey’in hakikaten bu tesisin kurulmasında, teçhizatların yerleştirilmesine kadar emeği büyük. Ona ve okul idaresine, yiyecek içecek hizmetleri bölümündeki yönetici, öğretmen ve öğrencilerime teşekkür ediyorum. Hakikaten onlar da burada özveri ve istekle bu faaliyetleri yürütmektedirler” dedi.



“Öğrencilerimiz uygulamalı yetişiyor”


Yiyecek içecek hizmetleri bölümü öğrencilerinin teoriği uygulamayla öğrendiğini dile getiren Uludağ, “Tabii bütün bu çalışmalarımızın nihai amacı şu, eğitim öğretimi daha nitelikli hale getirmek, öğrencilerimize eğitim öğretim faaliyetleri içerisinde ihtiyaçlarını karşılamaktır. Daha da önemlisi bizim mesleki ve teknik Anadolu liselerimizde nitelikli eleman yetiştirmek adına başlatılan mesleki eğitim çalışmaları çerçevesinde öğrencilerimizin uygulamalı sahada yetişiyor olmaları bizi mutlu ediyor. Buradaki öğrencilerimiz tabii bu faaliyetleri yürütürken hem bir taraftan meslek öğreniyorlar hem de becerilerini arttırıyorlar. Yapılan işlerde öğrencilerimiz için ekonomik katkılar söz konusu olurken bu da işin cazip olan tarafı olmayı sağlıyor. Mesleki eğitim merkezlerimizde bir de mesleki Anadolu liselerimizde bu cazibe okullarımızın daha iyi bir eğitim ortamına kavuşmasına, sayısal niteliğinin artmasına ve öğrencilerimizin, çocuklarımızın bu okulları tercih etmesini de sağlamakta. Bu da bizi ayrıca mutlu etmektedir” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Batman Katırlarıyla birlikte saatlerce yol kat ederek ulaştıkları dağlardan pancar topluyorlar Batman’ın Sason ilçesinde ilkbaharın gelişiyle birlikte dağlarda doğal olarak yetişen pancar türleri, bölge halkı için önemli bir geçim kaynağı haline geldi. Sabahın erken saatlerinde katırlarıyla yola çıkan köylüler, sarp kayalıklar ve yüksek dağlarda topladıkları şifalı otları hem tüketiyor hem de satarak aile bütçelerine katkı sağlıyor. İlçeye bağlı köylerde yaşayan vatandaşlar, gün ağarmadan yola koyularak yaklaşık 3 saatlik zorlu bir yürüyüşün ardından pancarların yetiştiği bölgelere ulaşıyor. Doğal ortamda yetişen ve bölgede şifalı olduğuna inanılan "zuzuk", "gülük" ve "soras" gibi pancar türleri büyük ilgi görüyor. Pancar toplamak için sabah ezanıyla birlikte yola çıktıklarını belirten vatandaşlardan Akif Altuk, topladıkları ürünlerin hem sofralarında yer aldığını hem de satışından gelir elde ettiklerini söyledi. Altuk, "Sabah ezan vaktiyle yola çıkıyoruz. Yaklaşık 3 saatlik yol yürüyoruz. Buraya ulaştığımızda burada bulunan pancar türlerinden topluyoruz. Bir kısmını eve götürüp pişiriyoruz. Fazlasını da satarak geçimimize katkı sağlıyoruz. Bazen eşe dosta veriyoruz, kışlık olarak da stokluyoruz. Talep edenlere gönderdiğimiz de oluyor" dedi. Bölgede pancarın oldukça sevildiğini ifade eden Mehmet Tayfur ise, her yıl ilkbahar döneminde dağlara çıkarak pancar topladıklarını belirtti. Doğal yöntemlerle toplanan ve yöre halkı tarafından yoğun ilgi gören şifalı otlar, hem sofralarda yer buluyor hem de köylülerin ekonomik yaşamına destek oluyor.
Ankara Danıştay Başkanı Yiğit’ten "yeni anayasa" vurgusu: "Türkiye, toplumu kucaklayan bir huzur belgesine ihtiyaç duymaktadır" Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Danıştay’ın 158’inci kuruluş yıl dönümü töreninde yaptığı konuşmada, "Türkiye özgür bir ortamda ve sivil bir inisiyatifle doğrudan milletimizin iradesiyle inşa edilmiş bireyi kısıtlayan değil toplumu kucaklayan bir huzur belgesine ihtiyaç duymaktadır" dedi. Danıştay’ın 158. Kuruluş Yıl Dönümü dolayısıyla tören düzenlendi. Danıştay Konferans Salonu’nda düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile yargı mensupları katıldı. Açılış konuşmasını yapan Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, konuşmasında, Danıştay’ın temellerinin 1868 yılında Şura-yı Devlet adıyla atıldığını belirterek, kurumun Osmanlı’dan Cumhuriyet’e intikal eden köklü bir hukuk mirası olduğunu söyledi. Kuruluş yıl dönümünün yalnızca bir kurumun tarihi açısından değil, hukuk devletinin güçlendirilmesi bakımından da önemli olduğunu ifade eden Danıştay Başkanı, Danıştay ve İdari Yargı Günü kapsamında hukukun üstünlüğü, hukuk devleti ve adalet kavramlarına ilişkin görüşlerini kamuoyuyla paylaştıklarını dile getirdi. Adaletin insanlık tarihi boyunca hak ile batıl mücadelesinin merkezinde yer aldığını kaydeden Başkan Yiğit, Hazreti Mevlana’nın adalet tarifine atıfta bulunarak, "Bizler tarihimizden devraldığımız adalet anlayışını Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin devlet olarak varlığı kabul edilemez’ sözleriyle birleştirerek Türkiye Yüzyılı’nda hukuk devletini her gün daha da tahkim etmek yükümlülüğü altındayız" dedi. Konuşmasında "Adalet mülkün temelidir" düsturunun devletin bekası ile toplumun huzuru arasındaki bağı temsil ettiğini belirten Yiğit, Şeyh Edebali’nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" sözünü hatırlatarak, hukukun üstünlüğünün korunmasının toplumsal düzen açısından önemine dikkat çekti. Küresel ölçekte yaşanan krizler, iletişim araçlarının etkisi ve teknolojik dönüşümlerin kadim değerleri örselediğini ifade eden Yiğit, "Hakikat ve güven algısının sorgulandığı bu hızlı değişim sürecinde değişmeyen yegane sabit eksen adalettir" diye konuştu. "Adalet toplumsal barışın güvencesidir" Adaletin yalnızca hukuki güvenliğin değil toplumsal barışın da temeli olduğunu vurgulayan Yiğit, "Bizim medeniyetimizde adalet sadece bir cezalandırma mekanizması veya soyut bir kurallar manzumesi olarak telakki edilmemiştir. Bilakis toplumsal bünyede açılan yaraları saran, sarsılan güven duygusunu yeniden tesis eden ve bireyi devletiyle kenetleyen onarıcı bir kudrettir" ifadelerini kullandı. Uluslararası hukuk ihlallerine de değinen Başkan Yiğit, insan hakları evrensel bildirgesi ve uluslararası sözleşmeler kapsamında herkesin temel hak ve özgürlüklere sahip olduğunu belirtti. İsrail’in Gazze başta olmak üzere Filistin, Lübnan ve diğer İslam ülkelerinde temel insan haklarını ihlal ettiğini öne süren Yiğit, uluslararası hukuk sisteminin çifte standart nedeniyle meşruiyet krizi yaşadığını savundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Dünya beşten büyüktür" sözlerine de atıf yapan Yiğit, bu ifadenin küresel hukuk düzeninin demokratikleşmesi ve yeni bir uluslararası nizam kurulmasına yönelik hukuksal bir çağrı olduğunu söyledi. İdarenin ve idari yargı sisteminin en büyük yapısal dönüşüm ihtiyacının müstakil bir idari usul kanunu olduğunu belirten Yiğit, böyle bir düzenlemenin hukuki öngörülebilirliği artıracağını ifade etti. "Anayasa sadece hukuki ve soyut bir metin değil vatandaşlarımızın huzur içinde yaşayabileceği bir toplumsal nizam vaadidir" Yargı reformu strateji belgeleri kapsamında dosyaların tekemmül sürelerinin kısaltılması, idari sulh müessesesinin zorunlu hale getirilmesi ve yapay zeka temelli karar destek sistemlerinin entegrasyonunun önemli gelişmeler olduğunu kaydeden Yiğit, "Teknolojinin hızı hakimlerimizin muhakemesinin ve vicdanının önüne geçmemelidir. Unutulmamalıdır ki yargılamada hız kendi başına bir gaye değil adaletin zamanında tecellisi için bir araçtır. Süreçleri hızlandırırken hukuki güvenlikten ve kararların niteliğinden taviz verilmemelidir. Adaletin onarıcı gücü ve toplumsal huzuru inşa eden vasfı bağlamında milli birliğimizin teminatı olan toplumsal sözleşmemize ve bunun hukuki belgesi olarak nitelendirebileceğimiz anayasamıza değinmekte fayda mülahaza ediyorum. Zira bir milletin bugünü ve geleceği hakkındaki kararı yürüyeceği yolun haritası olan anayasa sadece hukuki ve soyut bir metin değil vatandaşlarımızın güvenlik, özgürlük, milli birlik, adil bir hukuk düzeni ve huzur içinde yaşayabileceği bir toplumsal nizam vaadidir" dedi. "Türkiye özgür bir ortamda ve sivil bir inisiyatifle doğrudan milletimizin iradesiyle inşa edilmiş bireyi kısıtlayan değil toplumu kucaklayan bir huzur belgesine ihtiyaç duymaktadır" Yeni anayasanın toplumu kucaklayan bir "huzur belgesi" olması gerektiğini belirten Danıştay Başkanı Yiğit, "Ancak kabul etmeliyiz ki mevcut metin olağanüstü dönemde vesayetçi bir anlayışla o zamanın ruhunu yansıtacak şekilde kaleme alındığından hak ve özgürlükleri kontrolcü ve kısıtlayıcı bir dille düzenlemiştir. Yeni yüzyılda Türkiye özgür bir ortamda ve sivil bir inisiyatifle doğrudan milletimizin iradesiyle inşa edilmiş bireyi kısıtlayan değil toplumu kucaklayan bir huzur belgesine ihtiyaç duymaktadır. Yargı yetkisinin Türk milleti adına kullanılması ilkesi bu yetkinin dayandığı temel metninde bizzat milletin hür ve sivil iradesinin eseri olmasını zorunlu kılar. Türkiye Yüzyılı ilan edilen ikinci yüzyılın başında yeni bir başlangıç Cumhuriyetimizin milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, demokratik tekamülü için gelecek nesillere karşı tarihi bir ödevdir. Küresel ölçekte adaleti ve eşitliği her platformda savunan ülkemizin bu tarihi iddiası kendi iç hukukunun temeli olan anayasasını en ileri demokratik standartlara kavuşturmasıyla daha da pekişecektir. Anayasamızın sivil bir ruha kavuşması milli birliğimizin tahkimi ile de doğrudan ilintilidir" ifadelerini kullandı. Sivil anayasanın milli birlik açısından önemine işaret eden Danıştay Başkanı Yiğit, "Sivil iradenin ortaya koyacağı bir hukuk nizamı sadece kağıt üzerinde kalan bir metin değil, her vatandaşın etnik, dini veya mezhebi kökenine bakılmaksızın bu toprakların asli ve eşit parçası olduğu gerçeğinin en güçlü ifadesi olacaktır" dedi. Konuşmasının sonunda yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına vurgu yapan Danıştay Başkanı Yiğit, yargının günlük siyasi tartışmaların içine çekilmemesi gerektiğini belirtti. Hakimlik mesleğinin toplum nezdinde en saygın görevlerden biri olduğunu ifade eden Yiğit, yargı mensuplarının da tartışmalara zemin oluşturabilecek söylem ve davranışlardan kaçınması gerektiğini kaydederek, "Yargı ve adalet dağıtma göreviyle mükellef olan hakim dünyadaki en onurlu görevlerden birini icra etmektedir" ifadelerine yer verdi.