POLİTİKA - 08 Eylül 2021 Çarşamba 09:51

Doç Dr. Palabıyık: “Meral Akşener, 28 Şubat ve Susurluk süreçlerinin hesabını vermelidir, 28 Şubat’ta neden istifa etmedi”

A
A
A
Doç Dr. Palabıyık: “Meral Akşener, 28 Şubat ve Susurluk süreçlerinin hesabını vermelidir, 28 Şubat’ta neden istifa etmedi”

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kültürel ve Sosyal Çalışmalar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç.

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kültürel ve Sosyal Çalışmalar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Adem Palabıyık, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 28 Şubat ve Susurluk süreçlerindeki İçişleri Bakanlığı göreviyle açıklamalarda bulundu.


Konuyla ilgili İHA’ya açıklamalarda bulunan Doç Dr. Adem Palabıyık, “Sayın Akşener, 28 Şubat sürecindeki samimiyetsiz duruşuyla ve Susurluk olayındaki tutumuyla ilgili izahatlar da bulunmalıdır” dedi.


Meral Akşener’in 28 Şubat ve Susurluk sürecindeki tutumuna ilişkin konuşan BEÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adem Palabıyık, “Akşener, sürekli olarak temiz siyasetten bahsediyor. Hâlbuki kendisinin özellikle 28 Şubat dönemindeki tutumunu hepimiz iyi biliyoruz. Neden bir tepki olarak bakanlıktan istifa etmedi? Şimdilerde Saadet Partisi’nin ittifak anlayışını anlamak bu sebepten mümkün değildir. Sayın Akşener’in 28 Şubat tavrına rağmen yapılan bu ittifak rahmetli Erbakan hocaya ihanettir. Ayrıca Susurluk olayından beş gün sonra içişleri bakanı olması da tesadüf değildir. Bu meselenin mutlaka açığa kavuşturulması gerekir” dedi.



“İmamoğlu düz yolda otobüsleri yürütemiyor, Fatih karadan gemiler yürütmüştü. Bu benzetme Türk tarihine hakarettir”


Merak Akşener’in, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile alakalı açıklamalarını “büyük bir talihsizlik” olarak niteleyen Doç. Dr. Palabıyık, "Akşener’in Ekrem İmamoğlu’nu Fatih Sultan’a benzetmesi büyük bir talihsizliktir. Çünkü Fatih Sultan kendi dönemindeki imkânsızlıklara rağmen yüksek dehasıyla gemileri karadan yürütmüş ve denize indirmişti. İmamoğlu ise düz yolda otobüsleri yürütemiyor. Kendisi de iyi biliyor ki HDP’nin desteği olmazsa asla İmamoğlu asla kazanamazdı. PKK’nın siyasi uzantısı bir partinin desteği ile İstanbul seçimini kazanan bir ismin Fatih Sultan’a benzetilmesi büyü bir hayal kırıklığıdır. Türk tarihine bir hakarettir” diye konuştu.



“Meral Akşener, faili meçhulleri sahiplenmişti, şimdi meçhul olan kalmasın diyor”


Doç. Dr. Adem Palabıyık, Meral Akşener’in ifade ettiği bütün tezlerin çöktüğünü dile getirerek, “Akşener şimdilerde her şey şeffaf olsun, biz iktidara gelirsek şunu yapacağız, bunu yapacağız diyor ama Türkiye’nin en karanlık dönemindeki faili meçhuller ile alakalı ‘Meral Akşener MHP’ye genel başkan olmasın, faili meçhullerin sorumlusu O’dur’ diyorlar. Ne derseniz deyin hepsi kabulümdür. Bu ülke için, bu milletin birliği beraberliği için bir şey yapılması gerekiyorsa yapmışımdır, sorumluluğunu da sonuna kadar alıyorum’ sözleri ile sahip olduğu siyasal geçmişi bizlere yeniden hatırlatıyor. Keşke Sayın Akşener, tüm siyasi tarihi boyunca şeffaf kalabilseydi. Kürt seçmenin Sayın Akşener’e tek bir oy dahi vermemesi gerekiyor” diye konuştu.


“Sürekli olarak AK Parti’yi mafya ile eşleştirmeye çalışan Akşener’in, Susurluk olayından beş gün sonra içişleri bakanı olmasını, Susurluk olayındaki Mehmet Eymür’ün mektubunu, kendisine gelen telefonu ve Çakıcı’ya ‘yer değiştirsin’ mesajını açıklamalıdır” diyen Palabıyık şöyle devam etti:


"Kendi İçişleri Bakanlığı döneminde Susurluk olayı ile alakalı bugüne kadar gelen olayları neden açıklamadı? Susurluk dosyasında geçen ifadelere karşın herhangi bir açıklama neden yapmadı? Susurluk dosyası Sayın Akşener’in bakanlığı döneminde neden tamamlanamadı?"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van’ın simgesi inci kefali sahildeki heykeliyle ilgi odağı oldu Van Gölü sahiline yerleştirilen devasa inci kefali heykeli, yerel halk ile turistlerin ilgi odağı oldu. Van’ın eşsiz doğal güzellikleri ve endemik türleri arasında ilk sıralarda yer alan, dünyada sadece Van Gölü havzasında yaşayan inci kefali (Chalcalburnus tarichi), bu kez bir sanat eseriyle kentin siluetindeki yerini aldı. Van Gölü sahiline yerleştirilen devasa inci kefali heykeli, hem yerel halk hem de kenti ziyaret eden turistler tarafından büyük bir beğeniyle karşılandı. Van kültürünün ve doğal yaşamının sembollerinden biri haline gelen inci kefalini temsil eden heykel, sahil bandına farklı bir görsellik kattı. Vatandaşlar heykelin hem şehrin tanıtımına katkı sunduğunu hem de inci kefalinin önemine dikkat çektiğini belirtti. Özellikle sahilde yürüyüş yapan vatandaşlar ve fotoğraf çekmek isteyen ziyaretçiler heykelin önünde yoğunluk oluştururken, sosyal medyada da heykelle ilgili çok sayıda paylaşım yapıldı. Vatandaşlar, Van’ın doğal ve kültürel değerlerini yansıtan bu tür çalışmaların artırılması gerektiğini ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. İnci kefali heykelinin, yaz sezonunda Van Gölü sahiline gelen yerli ve yabancı turistlerin de ilgi noktalarından biri olması bekleniyor. "20 santim boyundaki bir balık üremek için kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayaları zıplayarak aşıyor" Van Gölü sahiline yerleştirilen inci kefalinin heykeli ile ilgili değerlendirme yapan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Akkuş, "İnci kefali Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularına adapte olmuş endemik bir balık türü. Dünyada sadece burada var ve burada yaşıyor. Normalde Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında yaşamak çok zor bir hadise ama inci kefali bunu başarıyor. İnci kefali her ne kadar yaşamını Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında sürdürse de üreme dönemi olan nisan ve temmuz ayları geldiği zaman üremek için göle dökülen akarsulara üreme göçü gerçekleştiriyor. İnci kefali akarsulara girdiği zaman kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayaları zıplayaraktan akarsuların 15-20 kilometre yukarısına çıkıyor. Kayaları geçerken belki de yüzlerce kez zıplıyor ve asla vazgeçmiyor. Akıntıyla mücadele ediyor, soğukla, dalgalarla, martılarla ve kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayalarla mücadele edip başarıyor. Bunu yapan sadece 20 santim boyundaki bir balık. İşte bu yönüyle inci kefali asla vazgeçmemenin dünyadaki en güzel simgelerinden birisi. Bugüne kadar Van Gölü kenarında arkamdaki gibi bir inci kefali maketi heykeli görmeniz mümkün değildi. Fakat Van İl Kültür Turizm Müdürlüğü ile Van Valiliği tarafından yapılan bu güzel eserle beraber adeta bir ruh, bir anlam kazanmış oldu. Buradan başta Van Valiliği olmak üzere Van İl Kültür Turizm Müdürlüğü’ne ve emeği geçenlere sonsuz teşekkür ediyoruz. Arkamdaki bu eserin gölün dört bir yanında çok daha fazla yere konulması gerekiyor. Çünkü artık inci kefali bölgemizin bir markası ve Van dediğimiz zaman aklımıza en önce gelen canlılardan birini oluşturuyor" dedi.
Ankara Palandöken: "7 bin 200 prim günü esnafın en büyük beklentisi" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini vurguladı. Bağ-Kur’lu esnafın prim gün sayısının 7 bin 200’e düşürülmesine yönelik beklentinin artık karşılanması gerektiğini söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Sosyal Güvenlik Kurumu kurulalı hayli zaman geçti. Buradaki norm birliğinin sağlanmasıyla ilgili emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kurluların müşterek aynı çatının altında, aynı standarda dahil hizmet almaları aynı kalitede hizmet alırken de sosyal devletin içeriklerine uygun emeklilik aylıkları. Bu emeklilik aylığının yanı sıra prim gün sayısı bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman önemli. Bağ-Kurluların hakikaten beklentisi bir türlü yerine getirilemedi. Ülkemiz önemli bir ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya kaldı. Yüksek enflasyon seyretmesi bunları belki de 7 bin 200 güne norm birliğiyle düşürülmesi mümkün olacaktı. Ancak olmadı. Hala Sosyal Güvenlik Kurumu’nda 9 bin gün Bağ-Kurlular, 7 bin 200 gün SSK’lılar biliyorsunuz devlet memurunda yaş haddiyle. Şimdi hem ödedikleri prim yüksek. Hem aynı şekilde yine devlet memurlarınınki devletimiz karşılıyor. SSK’da çalıştıkları iş yerlerinin sahipleri tarafından karşılıyor. Bağ-Kurlular dükkandaki satmış oldukları emtialardan kazanacak ki götürüp yatırsın. Birçoğu da borçlu" dedi. "Esnafın yıllardır beklediği düzenleme artık hayata geçmeli" TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini ifade eden Palandöken, "Cumhurbaşkanımız bu yılın sonuna kadar bunların sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmamasıyla ilgili talimatıyla doktora gidebiliyoruz. Hastaneye gidebiliyoruz. Ancak ilaç alamıyoruz. Niye SSK’ya yani sisteme borcumuz görünüyor. Yatıramadığımız primler görünüyor. Tabii ki yatırmak istiyoruz. Sağlığımızın düzelmesi için de tedavi olmak için de ilacın lazım olduğunu biliyoruz. Onun için bir kolaylık yapılıp 7 bin 200 gün meselesi hakikaten sadece esnaf açısından değil yaklaşık neredeyse nüfusumuzun üçte birinin bu hizmet aldığı alanda bu konuda destek bekliyor. Bir makul süreye yayılıp hem borçların ödenmesiyle ilgili aynı şekilde bu norm birliğinin sağlandığı düzenlemedeki işlerin birlikte yapılmasının gerekliliğini anlıyoruz. Bu inşallah ki bu yasama döneminde kanunlaşır. Vatandaşlarımız da bu haksızlıktan kurtulur diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
İstanbul YKS’ye günler kala kritik uyarı: "Fark oluşturan detaylar son günlerde saklı" Aday İlişkileri ve Tanıtım Direktörü Gonca Kırpıkoğlu, YKS’ye sayılı günler kala adayların en sık yaptığı 5 kritik hataya dikkat çekti ve sınav öncesi sürece ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Milyonlarca adayın katılacağı 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS), 20-21 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek. Sınava artık sayılı günler kala öğrenciler kadar ailelerde de heyecan ve stres giderek artıyor. Uzun bir hazırlık sürecinin ardından adaylar son viraja girerken, özellikle bu dönemde yapılan küçük hatalar sınav performansını doğrudan etkileyebiliyor. İstanbul Arel Üniversitesi Aday İlişkileri ve Tanıtım Direktörü Gonca Kırpıkoğlu, sınav öncesindeki son günlerin doğru yönetilmesinin büyük önem taşıdığını belirterek adayların en sık yaptığı 5 hataya dikkat çekti ve sürecin daha sağlıklı yönetilmesine yönelik önerilerini paylaştı. En sık yapılan 5 hata ve kritik öneriler Gonca Kırpıkoğlu, sınava kısa süre kala adayların özellikle psikolojik ve fiziksel dengelerini korumalarının büyük önem taşıdığını belirterek en sık yapılan hataları şu şekilde sıraladı: 1. Yeni konulara yönelmek "Bu süreçte sıfırdan yeni konu çalışmak çoğu öğrencide kaygıyı artırabiliyor. Son günlerde yeni konular yerine tekrar çalışmalarına, deneme analizlerine ve eksik görülen noktalara odaklanmak çok daha verimli olacaktır." 2. Uyku ve beslenme düzenini değiştirmek "Gece geç saatlere kadar ders çalışmak zihinsel performansı olumsuz etkileyebilir. Öğrencilerin sınav gününe kadar uyku düzenlerini korumaları ve biyolojik saatlerini sınav saatine göre planlamaları önemli. Ayrıca daha önce denenmemiş ağır yiyeceklerden uzak durulmalı." 3. Net sayılarına ve kıyaslamalara fazla odaklanmak "Son denemelerde istenilen sonuçlar alınamayabiliyor. Ancak denemelerin amacı eksikleri görmek ve süreci doğru yönetmektir. Öğrencilerin kendilerini başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi gelişimlerine odaklanmaları gerekiyor." 4. Sınav stratejisini son anda değiştirmek "Aylardır uygulanan soru çözüm sırası ve sınav stratejisinin son günlerde değiştirilmesi öğrencinin dikkatini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle adayların alışık oldukları düzeni korumaları daha sağlıklı olacaktır." 5. Kaygıyı tamamen yok etmeye çalışmak "Belirli düzeyde kaygı sınav sürecinin doğal bir parçasıdır. Önemli olan kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değil, doğru yönetebilmektir. Nefes egzersizleri, kısa yürüyüşler ve zihni rahatlatacak aktiviteler bu süreçte faydalı olabilir." Kırpıkoğlu, öğrencilerin son günlerde kendilerine gereğinden fazla yüklenmek yerine bugüne kadar verdikleri emeğe güvenmeleri gerektiğini belirterek "YKS önemli bir sınav ancak tek başına hayatın tamamını belirleyen bir süreç değil. Bu nedenle adayların son günlerde kaygıya değil, düzenli uykuya, doğru planlamaya ve psikolojik dengeye odaklanmaları büyük önem taşıyor. Sınav öncesindeki süreci doğru yönetmek, sınav anındaki performansı doğrudan etkileyebilir" ifadelerini kullandı.
Van Van’ın simgesi inci kefali sahildeki heykeliyle ilgi odağı oldu Van’ın önemli değerlerinden biri olan ve her yıl gerçekleştirdiği göç yolculuğuyla dikkat çeken inci kefali için yapılan heykel, Van Gölü sahiline yerleştirildi. Kısa sürede vatandaşların ilgisini çeken heykel, bölge halkından olumlu tepkiler aldı. Van’ın eşsiz doğal güzellikleri ve endemik türleri arasında ilk sıralarda yer alan, dünyada sadece Van Gölü havzasında yaşayan inci kefali (Chalcalburnus tarichi), bu kez bir sanat eseriyle kentin siluetindeki yerini aldı. Van Gölü sahiline yerleştirilen devasa inci kefali heykeli, hem yerel halk hem de kenti ziyaret eden turistler tarafından büyük bir beğeniyle karşılandı. Van kültürünün ve doğal yaşamının sembollerinden biri haline gelen inci kefalini temsil eden heykel, sahil bandına farklı bir görsellik kattı. Vatandaşlar heykelin hem şehrin tanıtımına katkı sunduğunu hem de inci kefalinin önemine dikkat çektiğini belirtti. Özellikle sahilde yürüyüş yapan vatandaşlar ve fotoğraf çekmek isteyen ziyaretçiler heykelin önünde yoğunluk oluştururken, sosyal medyada da heykelle ilgili çok sayıda paylaşım yapıldı. Vatandaşlar, Van’ın doğal ve kültürel değerlerini yansıtan bu tür çalışmaların artırılması gerektiğini ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. İnci kefali heykelinin, yaz sezonunda Van Gölü sahiline gelen yerli ve yabancı turistlerin de ilgi noktalarından biri olması bekleniyor. "20 santim boyundaki bir balık üremek için kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayaları zıplayarak aşıyor" Van Gölü sahiline yerleştir,len inci kefalinin heykeli ile ilgili değerlendirme yapan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Akkuş, "İnci kefali Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularına adapte olmuş endemik bir balık türü. Dünyada sadece burada var ve burada yaşıyor. Normalde Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında yaşamak çok zor bir hadise ama inci kefali bunu başarıyor. İnci kefali her ne kadar yaşamını Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında sürdürse de üreme dönemi olan nisan ve temmuz ayları geldiği zaman üremek için göle dökülen akarsulara üreme göçü gerçekleştiriyor. İnci kefali akarsulara girdiği zaman kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayaları zıplayaraktan akarsuların 15-20 kilometre yukarısına çıkıyor. Kayaları geçerken belki de yüzlerce kez zıplıyor ve asla vazgeçmiyor. Akıntıyla mücadele ediyor, soğukla, dalgalarla, martılarla ve kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayalarla mücadele edip başarıyor. Bunu yapan sadece 20 santim boyundaki bir balık. İşte bu yönüyle inci kefali asla vazgeçmemenin dünyadaki en güzel simgelerinden birisi. Bugüne kadar Van Gölü kenarında arkamdaki gibi bir inci kefali maketi heykeli görmeniz mümkün değildi. Fakat Van İl Kültür Turizm Müdürlüğü ile Van Valiliği tarafından yapılan bu güzel eserle beraber adeta bir ruh, bir anlam kazanmış oldu. Buradan başta Van Valiliği olmak üzere Van İl Kültür Turizm Müdürlüğü’ne ve emeği geçenlere sonsuz teşekkür ediyoruz. Arkamdaki bu eserin gölün dört bir yanında çok daha fazla yere konulması gerekiyor. Çünkü artık inci kefali bölgemizin bir markası ve Van dediğimiz zaman aklımıza en önce gelen canlılardan birini oluşturuyor. (EKİP-ŞAK-