GÜNDEM - 08 Mayıs 2026 Cuma 12:34

Bilecik’te öğrencilere trafik eğitimi

A
A
A
Bilecik’te öğrencilere trafik eğitimi

Bilecik’te öğrencilere yönelik düzenlenen eğitim programında öğrencilere trafik eğitimi verildi.


Bilecik İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen "Birlikte Güvenli Gelecek" projesi kapsamında, Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekiplerince Türkoğlu Akademi öğrencilerine Trafik Eğitim Parkı’nda eğitim verildi. Program kapsamında öğrencilere trafikte temel davranış şekilleri, trafik kuralları, trafikte saygı ve öğrencilerin trafikte uyması gereken kurallar hakkında bilgi aktarıldı. Uygulamalı olarak gerçekleştirilen eğitimlerde öğrencilerin trafik bilinci kazanmaları hedeflenirken, trafik güvenliği konusunda farkındalık oluşturulmasının önemine dikkat çekildi.


Eğitim programının öğrenciler tarafından ilgiyle takip edildiği öğrenildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın Çocukların Vali’den ilginç talebi Bartın’da trafik kurallarına uyulması konusuna el atan çocuklar, Vali Nurtaç Arslan’dan, mahkeme kararıyla erişimi engellenen robot oyunları ile ilgili yasağın kaldırılmamasını istedi. 2-8 Mayıs Trafik Haftası nedeniyle Bartın Emniyet Müdürlüğü tarafından etkinlik düzenlendi. Ellerinde dövizlerle trafik kurallarına dikkat çeken öğrenciler Vali Nurtaç Arslan beraberindeki protokol ile birlikte kavşak çevresindeki tüm yaya yollarında yürüyerek, sürücü ve yayalara mesaj verdi. Kavşağı yürüyerek turlayan Vali Arslan ve çocuklar daha sonra ise yol kenarındaki dev billboardlara asılan Trafik Haftası afişlerine ise el izi bıraktı. Burada mesaj ve dileklerini de yazan öğrenciler, kuralların ihlal edilmemesi için çağrıda bulundu. Motosiklete bindiler sirenleri çalıştırdılar Etkinliğe katılan bir çocuk ise karşısında gördüğü Emniyet Müdürü Adatepe’ye polis motosikletini çok merak ettiğini söyleyerek binmek istedi. Adatepe ise çocuğun bu isteğini hemen yerine getirdi. Müdür Adatepe kucağına alarak motosiklete bindirdiği çocuğu, yine kucağına alarak, motosikletten indirdi. Program sonunda da trafik polisleri tarafından isteyen çocuklar motosiklete bindirildi. İlk kez polis motosikletine binen çocuklardan bazıları, polis sireni çalıştırdı. Programda çocuklar Vali Nurtaç Arslan ve protokole yoğun ilgi gösterdi. Çocuklar, kendileri ilgili Nurtaç Arslan’dan ilginç bir talepte bulundu. Çocuklar, geçen yıl ’’çocukların istismarına neden olacak içerikler’ gerekçeli mahkeme kararı ile Türkiye’de erişimi, engellenen roblox isimli oyun platformunun yeniden erişime açılmamasını istedi. Yasağı desteklediklerini söyleyen çocuklar, ’’Robot oyunları kapatıldı. Bir daha açılmasın. yasak kalsın’’ gibi ifadelerle erişim yasağını destekledi. Vali Arslan da çocuklarla tek tek el çakarak, ’’tamam kapalı kalsın’’ dedi. Vali Arslan gazetecilere yaptığı açıklamada da, etkinliğin amacının trafik kurallarına dikkat çekmek olduğunu ifade ederek, tüm sürücü ve yayalara kurallara uyması için bir kez daha çağrıda bulundu. Vali Arslan, kavşakta polisler tarafından durdurulan sürücülere kurallara uyulması çağrısında bulunarak, sürücülere arasında trafik kuralları ile ilgili kitap ve broşürlerin yer aldığı hediyeler verdi. Etkinlik sonunda ise çocuklara simit ve meyve suyu ikram edildi. Trafik kurallarına dikkat çekmek amacıyla Çatmaca Kavşağı’nda düzenlenen etkinliğe Bartın Valisi Nurtaç Arslan, Emniyet Müdürü Hüseyin Adatepe, okul öğrencileri ve trafik polisleri katıldı.
Ankara Ankara’da 3 kişinin hayatını kaybettiği 26 katlı binadaki yangına ilişkin davada ara karar açıklandı Ankara’da biri bebek 3 kişinin yaşamını yitirdiği 26 katlı binadaki yangına ilişkin tutuksuz 13 sanığın yargılandığı davada ara karar açıklandı. Mahkeme, sanıkların mevcut adli kontrol tedbirlerinin devamına hükmetti. Ankara 37. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuksuz sanıklardan müteahhit Bedri Yaşar, müteahhit Kadir Dursun, inşaat mühendisi İbrahim Konca, yapı denetim şirketi sahibi Yavuz Selim Karaman’ın da aralarında bulunduğu 7 sanık ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme başkanı, hakkında ifadeye yönelik yakalama kararı bulunan Mustafa Yazar’ın ifadesinin alındığını, İstanbul Adli Tıp Kurumu’na yazılan müzekkereye ise cevap gelmediğini belirtti. "Mahkemenin bir an önce sonuçlanmasını ve sanıkların cezalandırılmasını istiyorum" Yangında eşi ve çocuğunu kaybeden müşteki Mustafa Şahin ifadesinde, "Adaleti aramaya geldik ancak hâlâ bir ilerleme kaydedilemedi. Oğlumun ölümüne sebep olan kişiler, verdikleri yalan beyanlarla süreci uzatıyor. 3,5 aylık çocuğumu ve eşimi kaybetmeme rağmen bu insanlar utanmadan konuşabiliyor. Mahkemenin bir an önce sonuçlanmasını ve sanıkların cezalandırılmasını istiyorum. Yaşanan ihmalleri ve bile bile yapılan hataları tesadüf gibi göstermeye çalışıyorlar. Hiçbir şeyi düzgün yapmamışlar, sonra da ‘Biz bilmiyorduk, görmedik’ diyorlar. Sanıklar savunmalarında hiçbir kusurları yokmuş gibi konuştu. Adli kontrol şartıyla serbest olan bazı sanıkların bu yükümlülükleri ihlal ettiği de ortaya çıktı. Binanın oturma ruhsatı olmadan iskâna açıldığı, elektrik bağlandığı açıkça ortada. Ruhsatı olmayan bir binanın kullanıma açıldığı belli. Suçu bulunan tüm sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum" dedi. Cumhuriyet savcısı ise, mütalaasında sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamını ve dosyanın bilirkişiye gönderilmesini talep etti. Mahkeme başkanının söz vermesi üzerine konuşan tutuksuz sanık Fikret Artan, "Tadilat yapan 9. kat 18 numarayla ilgili tespit yapılmasını talep ediyorum. Yangının yayılmasına neden olanların dinlenilmesini talep ediyorum. Yangın çıktığı gün ben Iğdır’daydım, yeşil pasaportum yanımdaydı. Yakalama kararı henüz çıkmamıştı, kaçabilirdim. Ben memleketimden asla kaçmam" dedi. Sanık Bedri Yaşar, "Ben 65 yaşındayım, yalan söylemedim. Siyasi kimlik kullanmam, kimse benimle ilgili böyle bir ifade kullanamaz. Bize suçlu muamelesi yapılmasını kabul etmiyorum. Her türlü karara saygılıyım" diye konuştu. Sanık Kadir Dursun, "Sağlık sorunlarım bulunmaktadır. Adli kontrol şartının hafifletilmesini talep ediyorum" derken, sanık Yavuz Selim Karaman, "Eski savunmalarımı tekrar ediyorum. Eşim çalışmıyor. Annemin babamın desteği artık sona geldi" beyanında bulundu. Sanık İbrahim Konca, "Ben adli kontrolü ihlal etmedim. Tek yaşıyorum, çocuğumun okulu var. Onu okula götürüp getirmesi için başkalarından ricacı oluyorum. Adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep ediyorum" dedi. Diğer tutuksuz sanıklar Mücahit Enes Ekşioğlu ve Muhammed Hüseyin Yaşar da önceki ifadelerini tekrar ettiklerini belirtti. Duruşmaya ara kararın açıklanması için 20 dakika ara verildi. Aranın ardından mahkeme, rapor eksikliği bulunduğunu, bu nedenle Adli Tıp Kurumundan görüş beklendiğini belirterek, özel şirket Enerjisa’ya dairelerin günlük ve saatlik elektrik kullanım miktarlarının sorulması için müzekkere yazılmasına karar verdi. Bir sonraki celsede apartman görevlisi tanık Ö.Ö.’nün tekrar dinlenmesi için hazır edilmesine hükmeden mahkeme, tutuksuz sanıkların mevcut adli kontrol tedbirlerinin devamına karar vererek, duruşmayı 3 Temmuz’a erteledi. Olayın geçmişi Çankaya ilçesi Alacaatlı Mahallesi’nde bulunan bir sitedeki 26 katlı binada 12 Temmuz’da çıkan yangında biri bebek 3 kişi hayatını kaybetmişti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yangına ilişkin başlatılan soruşturmada, yangının çıkmasına yol açacak yapı eksikliklerinin sorumlusu olduğu belirtilen 4 kişi tutuklanmıştı. Başsavcılığın olaya ilişkin hazırladığı iddianamede, binanın şaft boşluğundan geçen elektrik iletim hattının metal gövdesinin 10. kat seviyesinde deformasyona uğradığı, yangının bu bölümdeki aşırı ısınma ve gevşek bağlantı gibi sebeplerle iletim hattındaki "şase patlaması" sonucu başladığı tespitine yer verilmişti. İddianamede, yangının çıkmasına yol açacak yapı eksikliklerinin sorumlusu olduğu belirtilen yüklenici firmanın müteahhidi, asansör bakım firmasının sahibi, site yöneticisi ve yapı denetim şirketi firmasının sahibinin de bulunduğu 13 sanığın "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 15’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti.
Kastamonu 18 üniversiteden akademisyenler, Kastamonu’nun su havzalarını masaya yatırdı Kastamonu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalıştayda, 18 üniversiteden akademisyenler tarafından Kastamonu’nun akarsu havzaları masaya yatırıldı. Çalıştayda sunulacak bildirilerle akarsu havzalarında sürdürebilirlik çözümleri üretilecek. Kastamonu Üniversitesi ile Jeomorfoloji Derneği iş birliğinde düzenlenen "Jeomorfoloji Perspektifinde Akarsu Havzası Yönetimi Çalıştayı" başladı. Kastamonu Üniversitesi Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Salonu’nda gerçekleştirilen çalıştay, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Coğrafya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ekrem Mutlu, etkinliğe 18 farklı üniversiteden akademisyen ve genç araştırmacının katıldığını belirtti. Çalıştayın ormancılıkta karşılaşılan sorunların azaltılmasına da değinen Prof. Dr. Mutlu, yönetim süreçlerinde yaşanan zorluklara yönelik bilimsel çözümler geliştirilmesine ve uygulanabilir çıktılar ortaya konulmasına katkı sunmasını temenni etti. Daha sonra konuşan İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatma Zehra Pattabanoğlu ise akarsu havzalarının doğru planlanmasının yalnızca belirli bir akademik alanı değil, çevreyi, şehirleşmeyi, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını ve insanlığın geleceğini doğrudan ilgilendirdiğini dile getirdi. Disiplinler arası çalışmaların önemine dikkat çeken Pattabanoğlu, sürdürülebilir bir gelecek açısından bu tür bilimsel etkinliklerin değer taşıdığını ifade etti. Jeomorfoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Turoğlu da akarsu havzalarının sürekli değişim içerisinde olan sistemler olduğunu kaydederek, sürdürülebilir havza yönetiminin doğal afetlere karşı dayanıklılığın artırılmasında önemli rol oynadığını söyledi. Havza yönetiminin multidisipliner bir yaklaşım gerektirdiğini vurgulayan Turoğlu, jeomorfolojinin bu sürecin temel bileşenlerinden biri olduğunu ifade etti. İl Genel Meclis Başkanı Doğan Ünlü ise iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerine değinerek, su tasarrufu, atık su yönetimi ve kayıp-kaçak oranlarının azaltılmasının önemine dikkat çekti. Çalıştayın yalnızca akademik açıdan değil, sürdürülebilir kentleşme, afet yönetimi ve doğal kaynak politikaları bakımından da önemli çıktılar sağlayacağını söyleyen Kastamonu Belediye Başkanı Hasan Baltacı da, yerel yönetimlerin bu süreçte önemli sorumluluklar üstlendiğini ve çalıştaydan elde edilecek sonuçları yakından takip edeceklerini söyledi. Vali Yardımcısı Hakan Kubalı da Kastamonu’nun ormanları, dağları ve akarsularıyla önemli bir doğal zenginliğe sahip olduğunu belirtti. Geçmiş yıllarda yaşanan taşkın felaketlerinin akarsu havzası yönetiminin önemini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Kubalı, taşkınlar, kuraklık, iklim değişikliği ve sulama çalışmalarını kapsayan havza yönetiminin öncelikli konular arasında yer aldığını söyledi. Su yönetiminin sürdürülebilir yaşam açısından kritik bir başlık olduğuna dikkat çeken Kubalı, akarsuların idari sınırları aşan yapısı nedeniyle havza yönetimi anlayışının kaçınılmaz hale geldiğini belirterek, çalıştayın verimli geçmesi temennisinde bulundu. Program, katılımcılara plaket takdimiyle sona erdi.
İzmir Buca Belediyesinde memur eylemi sürüyor: Tam gün iş bıraktılar Buca Belediyesinde görevli yaklaşık 300 memur, 7 aydır sosyal denge tazminatı (SDS) ile arazi tazminatlarını alamadıkları gerekçesiyle 10 Nisan’da başlattıkları eylemlerine devam ediyor. Bugün tam gün iş bırakan memurlar, belediye binası önünde oturma eylemi yaparak "Hakkımızı istiyoruz" çağrısında bulundu. Buca Belediye binası önünde bir araya gelen Tüm Bel-Sen, Birlik Yerel Hizmet-Sen ve Bağımsız Yerel Hak-Sen üyesi memurlar, verilen sözlerin tutulmadığını belirterek Belediye Başkanı Görkem Duman’ı protesto etti. Slogan atan çalışanlar, belediye yönetiminin emekçinin hakkını görmezden geldiğini savundu. "Belediye başkanlığı makamı siyasi şov yeri değildir" Grup adına açıklama yapan Birlik Yerel-Sen Genel Başkanı Reşat Bozat, Belediye Başkanı Görkem Duman’a sert eleştirilerde bulundu. Emekçinin hakkını vermeden hizmetten bahsedilemeyeceğini vurgulayan Bozat, "Halkın arasına karışıp siyaset yapacak yüzü bulmanın yolu süslü cümlelerden değil, o halka hizmet götüren memurun ve emekçinin hakkını vermekten geçer. Belediye başkanlığı makamı ’kaynak yok’ bahanesinin arkasına sığınıp çalışanını açlığa mahkum ederek siyasi şov yapma yeri değildir. Kendi belediyesini yönetemeyen, personelinin huzurunu sağlamayan bir başkanın Buca’nın geleceğine dair kurduğu her cümle boştur. Ya hakkımızı verip Buca sokaklarına alnınız ak çıkın ya da vasıfsız yönetim mührüyle tarihe geçin" dedi. Belediyenin kasasında para olduğunun bilindiğini belirten Bozat, çözüm masasının derhal yeniden kurulmasını talep etti. "Mesele zam değil, gasp edilen hakkın teslimidir" Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube İdari Sekreteri Nurcan Hükenek ise yaşanan sürecin bir zam talebi olmadığını, mevcut hakların korunması mücadelesi olduğunu ifade etti. Hükenek, "Önceki toplu iş sözleşmesinden doğan 7 aylık alacağımız halen ödenmemiştir. Bununla da yetinilmeyip 30 Mart 2026 tarihinde imza altına alınan haklarımız geriye çekilmiştir. Bizler mevcut hakkımızın 7 aydır ödenmemesine ve daha da önemlisi bu hakların tırpanlanmasına karşı eylem yapıyoruz. Karşımızda hem geçmişe dönük borcunu ödemeyen hem de mevcut hakları gasp eden bir idare var. Bu yanlışta ısrar edilirse süreç yalnızca masa başında değil sahada da karşılık bulacaktır" şeklinde konuştu. Belediye önünde oturma eylemi yapan memurlar, hak edişlerin hesaplara yatırılmaması durumunda demokratik ve yasal tüm haklarını kullanarak eylemlerini büyüteceklerini bildirdi.