MAGAZİN - 14 Temmuz 2020 Salı 09:30

Ayvalık’ta Yaşar rüzgarı esti

A
A
A
Ayvalık’ta Yaşar rüzgarı esti

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Ayvalık Belediyesi tarafından yeniden düzenlenerek hizmete sunulan Büyük Park’ta konser veren pop müziğin güçlü sesi Yaşar, güçlü yorumu ve müthiş performansıyla hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı.

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Ayvalık Belediyesi tarafından yeniden düzenlenerek hizmete sunulan Büyük Park’ta konser veren pop müziğin güçlü sesi Yaşar, güçlü yorumu ve müthiş performansıyla hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı.


Korona virüs önlemlerine harfiyen riayet edilen konser öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulunan Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Ayvalık Büyük Park’ın açılışını daha önce ünlü DJ Ozan Çolakoğlu ile gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, parkın bünyesinde olan açık hava tiyatrosunda da ünlü sanatçıları Ayvalık halkıyla buluşturmayı sürdürdüklerini söyledi. Ağustos ayı itibariyle hazırladıkları programda tiyatro ve film gösterimleriyle etkinliklerin devam edeceğini kaydeden Başkan Ergin, tüm organizasyonlarda pandemi önlemlerinin titizlikle uygulandığını söyledi.


Gazetecilere açıklamalarda bulunan ünlü sanatçı Yaşar, korona günlerinde ailesiyle birlikte evden dışarı çıkmadıklarını ve pandemi nedeniyle 4 ay sonra ilk konseri de Ayvalık’ta verdiklerini anlattı. Bu sürecin ardından ilk kez kendisine eşlik eden grubuyla sahneye çıkmanın heyecanını yaşadığını kaydeden Yaşar, “Bundan sonraki konserimizi İstanbul-Florya’da vereceğiz. Pandemi önlemleri nedeniyle konser tempomuz biraz düşük tabi. Haftada bir kez konser verebilirsek şükredeceğiz” dedi.


25 yıldan bu yana sanat camiası içerisinde olduğunu belirten ünlü sanatçı, 25 yıl süresince müzik dünyasında Yaşar olarak kalabilmenin kendisi için ne anlama geldiğine ilişkin soruyu da yanıtlayarak, “Ah bilebilsem. Bu 25 yıllık süreçte çok değişiyor Türkiye’de. Aynı şekilde benimde bu süreçte hayatım dalgalanmalarla epey değişti. Yaşar olmak nasıl bir şey bilmiyorum ama şunu biliyorum; ‘Yaşar Günaçgün’ olmak gibi bir şey var. Yani annemin oğlu olan Yaşar Günaçgün. Onu daha iyi bir adam yapmaya çalışıyorum. O, ‘Yaşar’ dediğiniz bir sıfat aslında. O sıfata ben ve arkadaşlarım layık olmaya çalışıyoruz. Ben o sıfatın işçisiyim aslında. Ama ben annemin oğlu olan Yaşar’ı daha çok seviyorum” ifadelerini kullandı.


Ayvalık’ı çok sevdiğini vurgulayan Yaşar, “Çünkü 1997 yılında burada ‘Birtanem’ klibini çekmiştik. O zamanlar buralar biraz daha sakindi. Cunda Adası ve Ayvalık’ın içerisinde çeşitli yerlerde çekmiştik bu klibi. Herhalde klibi çektiğimiz dönem itibariyle biraz sakindi Ayvalık ve biz her yerini gezebilme fırsatı bulabilmiştik. Çok sevmiştim hatta aşık olmuştum Ayvalık’a Zeytinyağlarından alıp, götürmüştüm. Hala o tadı başka zeytinyağlarında bulamıyorum. Burada profesyonel bir fotoğrafçı arkadaşım vardı. Onun evinde kalmıştık. Çok eski bir evdi. Mahzeni bile vardı. Kısacası çok hoş günler geçirmiştik biz burada. O yüzden de hem Ayvalık’a, hem de Ayvalıklılara, buraya gelip tatillerini geçiren herkesi çok seviyorum” dedi.



Ayasofya konusuna ilginç yanıt


Ayasofya’nın ibadete açılması konusuyla ilgili bir sorunun yöneltilmesi karşısında bu soruyu yanıtlamak istemediğini belirten sevilen sanatçı, “Benim 25 yıl önce askerlik yaptığım arkadaşlarımdan oluşan bir whatsapp grubumuz vardı. Sadece bu tartışma yüzünden o grup dağıldı. Birbirlerini 25 yıldır tanıyan, kardeş olan ve dost olan bu konu yüzünden o whatsapp grubunu dağıttılar. Herkes birbirine girdi. Ben hiç karışmadım o kavgaya. Yani kardeşlerin ve arkadaşların da arasına giren bir konu bu. O yüzden ben, beni sevenlere bu konuda herhangi bir yorum yapmak istemiyorum” diye konuştu.


Önümüzdeki süreçte Deniz Özçelik ile birlikte yeni şarkılar yapacaklarını belirten Yaşar, “Bu aralar bu yönde çalışmalarımız olacak. Bu çalışmamız kapsamında stüdyoya girmemiz lazım. Ama bu salgından biraz daha kurtulmamız lazım. Zannediyorum Eylül-Ekim gibi her şeyin biraz daha düzeldiği ve insanların biraz daha dikkatli yaşadığı bir dönemde bu çalışmayı tamamlamayı düşünüyoruz. Müziğin ruhu daima sizlerle olsun” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Joao Pereira: "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim, bundan kaçmıyorum’’ Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, Samsunspor mağlubiyetiyle ilgili, "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim bundan kaçmıyorum. İlk 11’i ben seçiyorum, oyunu ben kuruyorum antrenmanları ben yaptırıyorum. O yüzden ilk sorumlu benim’’ dedi. Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında Corendon Alanyaspor kendi sahasında karşılaştığı Samsunspor’a 3-2 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, "Maça iyi başladık. İlk dakikalarda 2-3 kez topu üçüncü bölgeye taşımayı başardık. 3-4 korner pozisyonlarına girmeye başardık. Ama karar anlarında çok iyi değildik ve kornerlerden de bir şey çıkaramadık. Oyun eşit gidiyordu. İki takımda oynamaya çalışıyordu. Büyük bir pozisyon yoktu. Samsunspor’un golüne kadar. Gol pozisyonunda da stoper kendi ceza sahasından bizim ceza sahamıza kadar top sürerek geldi. Pas verdi, asist yaptı. Bu imkansız, böyle bir gol yemek kabul edilemez. Bu seviyede böyle bir hata kabul edilemez. Çocuklarım da futbol oynuyor. Onların maçlarında bile kabul edilemeyecek bir durum. Rakip ceza sahasından diğer ceza sahasına kadar top sürmesi kabul edilemez. Daha fazla baskı yapılması gerekiyor en fazla faul ile durdurulması gerekiyor. Golden sonra da özgüvenimiz düştü. Zaten Beşiktaş maçında mağlup olmuştuk. Sonrasında ikinci gol kendi aramızdaki bir top kaybından geldi. Ve Samsunspor için kolay bir gol oldu. Basit hatalar yaptık ve cezası ağır oldu. Devrede bazı değişikliler yaptık, daha fazla risk aldık ve adam adama döndük. Sonrasında 2-1’i yakalayacak pozisyonlar bulduk. Mesela Steve Mounie’nin kafa pozisyonu var. Kendi oyuncuma çarptı kaleye giden top. Adam adam oyunda bazı zorluklar oluyor. Adam adama oynama kapasitesine sahip oyuncularımız yok. Tüm maç boyunca bunu sürdürecek karaktereristlik özelliğimiz yok. Özellikle Beşiktaş maçı gibi zorlu maçın ardından bunu yapamazdık. Bazı sıkıntılar yaşadık rakip de 3-4 gol şansı yakaladı. Risk alınca rakibimiz 3. golü buldu. Ama sonrasında oyuncularım inanmaya devam ettiler 2. ve 3. golü buldular. Son topu da uzun kullanabildik. Ama topu kaybettik. Bugün maçta iyi şey bizim adımıza oyuncularımızın son dakikaya kadar mücadele etmesiydi. "3 final maçımız var’’ Son kalan 3 maçlarının final niteliğinde olacağının altını çizen Pereira, "Şimdi odaklanmamız gerekiyor. Çünkü önümüzde 3 final maçımız var. Ve galibiyette uzlaşmak için de rakibe hiç birşey vermemiz gerekiyor. Son iki maçta rakibimize çok fazla şanlar verdik. Çok iyi organizasyonlarla gelen goller değildi bizim hatalarımızdan gelen gollerdi. Samsunspor hak etti demiyorum. Ama goller bizim hatalarımızdan geldi. Bunu kabul etmek çok zor. Bazen Rakip çok iyi oynar iyi organizasyon yapar bize zorluk çıkarırlar o zaman alkışlarım. Ama böyle basit goller yiyin kabul etmesi gerçekten zor oluyor. Bir sonraki adımımız hataları aza indirmek olmalı. Şimdi 3 final maçımız var 9 puan alabilir. Bizim için önemli’’ ifadelerini kullandı. Samsunspor maçı yenilgisinin ilk sorumlusunun kendisi olduğunu aktaran Pereira, "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim bundan kaçmıyorum. ilk 11’i ben seçiyorum, oyunu ben kuruyorum antrenmanları ben yaptırıyorum. O yüzden ilk sorumlu benim’’ şeklinde konuştu.
Kayseri Kayseri’deki ‘ilaç yolsuzluğu’ davasında tutuklu sanık kalmadı Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören hastaların adına sahte rapor ve reçete düzenleyerek kamuyu 88 milyon 591 lira zarara uğrattıkları iddia edilen 2’si tutuklu 12 sanık hakim karşısına çıktı. Duruşma sonunda davada tutuklu sanık kalmadı. Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören hastalar adına sahte rapor ve reçete düzenleyerek kamuyu zarara uğrattıkları iddiasıyla aralarında eczacı ve eczacı kalfalarının da bulunduğu 2’si tutuklu 12 sanığın yargılanmasına 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Bir sanığın mazeret belirterek katılmadığı duruşmada, resmi evrakta sahtecilik yaparak kamu zararına neden olduğu suçlamasıyla hakim karşısına çıkan eczacı ve eczacı kalfalarının ifadelerinde ortak kanaat, hastaneden gelen e-reçete ve raporları kendilerinin düzenleme yetkilerinin olmadığı oldu. Eczacılar kalfaları işaret etti Eczane sahipleri ifadelerinde reçeteleri sisteme kalfalarının girdiğini söyleyerek eczacı kalfalarını işaret ederken, kalfalar ise eczacı onayı olmadan reçeteleri işleme koymadıklarını ifade etti. Eczacılık sisteminin işleyişinden bahseden sanıkların tamamı, "E-reçete veya raporu doktor düzenler. Bu raporların altında üç profesörün ve başhekimin onayı bulunur. Bize gelen rapor ve reçeteleri kontrol ettiğimizde SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) kurallarına uygun olduğunu gördükten sonra ilacı depodan isteriz. Süreçte bizim başka bir müdahalemiz olamaz" şeklinde beyanda bulundular. İlacı temin eden ile teslim alan belirlenemedi Sanık ifadelerinde ilacı eczanelerden kimin teslim aldığı noktasında da farklı iddiaların olması dikkat çekti. Tutuklu eczacı kalfaları E.Ö ve E.Ö’nin teslim aldığı, ilacı eczaneden istediği yönünde ifadelerde bulunuldu. Ayrıca Erciyes Üniversitesi’nde görevli M.Ç’ın doktorların elektronik imzalarını kullanarak bu reçete ve raporları hazırladığı yönünde de beyanlarda bulunuldu. "Benim adıma ilaç bir yıl süreyle alınmış" Şikayetiyle ‘ilaç yolsuzluğu’ davasının başlamasına neden olan C.B., iddialarını mahkemede tekrarlayarak, "Benim adıma bir yıla yakın süre bu ilaç temin edildi. Ben defalarca SGK’ya, CİMER’e şikâyetlerde bulundum. Ne zaman konu basında yer aldı, o zaman soruşturma açıldı. Bu ilaç bana hiç ulaşmadı, benim adıma birileri aldı ve sattı. Şikâyetçiyim, mağdur edildim" dedi. Erciyes Üniversitesi’nde yürütülen soruşturma Sanıkların tamamının dinlenmesinin ardından sanık avukatları dinlendi. Avukatlar soruşturma aşamasındaki eksikliklere de dikkat çekerek, ‘resmi evrakta sahtecilik’ suçlamasının kabul edilemeyeceğini, evrakı düzenleyenin doktorlar olduğunu, eczacıların yalnızca kendilerine ulaşan reçeteleri işleme koyduklarını vurguladı. Erciyes Üniversitesi’nde yürütülen soruşturmanın da dava açısından önemli olduğunu dile getiren avukatlar, bu konuda bilirkişi raporlarının mahkemeye sunulmasını talep etti. Ayrıca sanık avukatları, HTS kayıtları ile söz konusu reçetelerin tarihleri arasında da uyuşmazlık olduğunu, savcılığın süreci gerekli titizlikte yürütmediğini belirtti. Tutuklu sanık kalmadı Savcılık, mütalaasında adli kontrol şartı bulunan sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasını, tutuklu bulunan 2 sanığın da tahliyesini talep etti. Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme başkanı, savcılık mütalaası doğrultusunda 2 sanığın tahliyesine, diğer sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasına, mahkeme önünde ifade veren tüm sanıkların davadan vareste tutulmasına karar verdi. Mahkeme ileri bir tarihe ertelenirken, davada tutuklu sanık kalmadı.