GENEL - 06 Haziran 2023 Salı 13:51

Civciv üreticileri, yasal düzenleme istiyor

A
A
A
Civciv üreticileri, yasal düzenleme istiyor

Kenesavar olarak bilinen ve özellikle kırsal kesimlerde beslenen tavuk ve civcivlere olan rağbet artarken, civciv üreticileri de yasal düzenlemelerin yapılmasını talep etti.

Kenesavar olarak bilinen ve özellikle kırsal kesimlerde beslenen tavuk ve civcivlere olan rağbet artarken, civciv üreticileri de yasal düzenlemelerin yapılmasını talep etti. Vergiye tabi olmalarına rağmen resmi gözükmediklerini ifade eden civciv üreticisi Cihan Saykıoğlu; “Vergimiz var ama fatura kesemiyoruz, resmi değiliz” diyerek yasal düzenleme getirilmesini talep etti.



Kuş gribi salgınından önemli derecede etkilenen sektörlerden olan civciv üreticiliğinin sorunlarının devam ettiğine dikkat çeken civciv üreticileri yetkililere seslendi. Kuş gribi sebebiyle civciv üretim ve satışının yasaklanmasının ardından kene yoğunluğunun arttığını ve bu sebeple yeniden boşluk bırakılarak üretimin serbest hale geldiğine dikkat çeken üreticilerden Cihan Saykıoğlu, kene, akrep gibi haşereleri temizlemesinden dolayı üretim ve satışın serbest bırakıldığını ancak hala daha yasal düzenlemenin yapılmadığını söyledi.



“Tavuğun olduğu yerde haşerat olmaz”


kamuoyunda ’Saddam Savaşı’ olarak bilinen Irak Savaşı sırasında işlerinin durgunlaşması nedeniyle asıl işi olan zücaciye işini bırakıp bu işe başladığını ifade eden Cihan Saykıoğlu; “33 senedir bu işi yapıyorum. Saddam Savaşı olarak bilinen Irak Savaşı sırasında zücaciye işi yapıyordum. Arkadaşlarım bu işi yapıyordu. O yıllarda savaştan dolayı bizim sektör bitti. Biz de o işi kapatıp bu işe başladık. Allah razı olsun bu işe vesile olanlardan. Allah’a şükür rızkımız çıkıyor. Köy köy dolaşıyorum, pazarlara gidiyorum. Haftanın 7 günü sokaklardayım. Satışlarımız çok şükür güzel hatta bu sene baya güzel. Kimisi sevmek için, kimisi eti için, kimisi de yumurtası için alıyor. Genelde besleyip yumurtası ve etinden faydalanmak için alıyorlar. Haşeratı önlemek için alanlar da var ama o ikinci planda oluyor. Kırsal alanlara taşınan şehirden gelen vatandaşlar genelde haşerat için alıyorlar. Bunlar keneleri, akrepleri yerler. Tavuğun olduğu yerde haşerat olmaz. Yılan bile doğru düzgün olmaz. Bütün hayvanların bir görevi var aslında” diyerek kanatlıları da et ve yumurtasının yanında haşereleri yok etmek için besleye çok kişinin olduğunu söyledi.


“Vergimiz var, resmi değiliz”


Vergiye tabi olmalarına rağmen resmi gözükmediklerini belirten Saykıoğlu, üreticilerin dertli olduğunu ifade ederek “Bir dönem kuş gribi çıktı. Yasaklanmıştı ama bu sefer keneler çoğalmıştı. Şimdi boşluk bıraktılar, serbest ettiler ama sıkıntımız var. Kuş gribinden dolayı civcivleri pazarlarda civciv ve tavuk satmak yasak. Bununla ilgili bir yasal düzenleme yapılması lazım. Maalesef satış yaptığımız kanatlı hayvanların faturasını kesemiyoruz. Sattığımız civciv öldüğünde alan taraf bizi Tarım Müdürlüğü’ne şikayet etmekle tehdit ediyor. Fatura kesebilsek kendimizi savunabiliriz. Bunu satıyoruz, vergimiz var ama fatura kesemediğimiz için resmi olamıyoruz. Kuş gribinden önce hiçbir sıkıntımız yoktu. Bununla ilgili bir yasal düzenleme yapmaları gerekiyor. Türkiye genelinde bu sektörden ekmek yiyen on binlerce kişi var. Çok şükür rızkımızı çıkarıyoruz ama tek isteğimiz bu işin yasal zeminde sürdürülmesi” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Ölmek üzereyken buldu, evinde bebek gibi besledi Sivas’ta apartman boşluğuna düşerek ölümün eşiğine gelen, yerde nadir nadir görülen ebabil kuşu, duyarlı bir vatandaşın çabasıyla yeniden hayata tutundu. Sivas’ta yaşayan Ferda Üredi, evinde oturduğu sırada komşusu kapısını çaldı. Komşusunun apartman boşluğuna bir kuş düştüğünü söylemesi üzerine hemen zemin kata indi. Üredi, havalandırma boşluğunda hareketsiz halde yatan kuşu fark etti. Kuşu eline aldığında yorgun, bitkin ve yaralı olduğunu gören Üredi, hayvanın uçamayacak halde olduğunu ve ayağını da kullanmakta zorlandığını fark etti. Ölmek üzere olan kuş için zaman kaybetmeyen Üredi, hemen bir veterinere götürerek, tedavi altına alınmasını sağladı. Veterinerde yapılan kontrolde ise kuşun, yerde nadir görülen ve yaşamlarının büyük bölümünü havada geçiren ebabil kuşu olduğu anlaşıldı. Tedavi sürecinin ardından kuşu sahiplenen Üredi, evinde büyük bir özenle bakımını üstlendi. Ebabil kuşunu adeta bir bebek gibi elleriyle besleyen Üredi, özel mama hazırlayarak hayatta kalması için yoğun çaba sarf etti. Ebabil kuşu bakımın ardından yeniden güç kazananak doğal yaşal alanı olan gökyüzüne bırkakıldı. "Kuşa kıyamadım" Kuşu elleriyle beslediklerini söyleyen Ferda Üredi, "Komşum zili çaldı ve apartman boşluğuna bir kuş düşmüş dedi. Gidip baktıktan sonra ben ilk başta kırlangıç zannettim. Kuşu bulduğumuzda uçamıyordu. Kuşu alıp hemen veterinere götürdüm. Veteriner ise bu kuşun bana ‘ebabil kuşu’ olduğunu ve bunların çok değerli olduğunu söyledi. İlk bulduğumuzda ölmek üzereydi ve ben de kıyamadım. Mama ve şırınga ile beslemeye başladık. Bugün diğer güne göre çok daha canlı durumda. Çok mutluyum" dedi. "Çok nadir görülen kuşlardır" Veteriner Hekim Pelin Karaköse ise kuşun kendisine geldiğinde ölmek üzere olduğunu belirterek, "Bu kuşu bir hasta sahibim getirdi. Çok nadir yere inen kuşlar bunlar. Birazda yabani ve hırçın yapılı kuşlardır. Ama bizim elimizdeki kuş çok sakin yapılı bir hayvan. Bize ilk geldiği zaman çok daha kötü bir durumdaydı. Burada tedavisini uyguladık. Kanat yapısı da zarar görmemiş. Özgür bir şekilde doğaya salınmayı bekliyor" diye konuştu. Ömrünün büyük kısmını uçarak geçiriyor Ebabil kuşları ömürlerinin neredeyse tamamına yakın bir kısmını havada uçarak geçirmeleriyle biliniyor. Beslenme, uyuma ve çiftleşmelerini de havada gerçekleştiriyorlar. Genelde yumurtlayacakları dönem yere inen bu kuşlar, ayakları omdukça kısa olduğu için yeniden havalanmakta güzlük çekiyor. Bir havalanışta yaklaşık 200 bin kilometre uçabilen ebabil kuşları sürü halinde hereket ederler.
Eskişehir Yunus Emre’nin hatırası Eskişehir’de yaşatılıyor Eskişehir’de bulunan Yunus Emre Türbesi, her yıl farklı illerden gelen birçok kişi tarafından ziyaret ediliyor. Şiirleriyle insanlığa sevgi ve hoşgörüyü öğütleyen halk şairi Yunus Emre’nin türbesi, Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy Mahallesi’nde bulunuyor. 1240-1320 yılları arasında yaşadığı ve Almanların tren yolu inşaatı nedeniyle 6 Mayıs 1949’da kabri taşındığı belirtilen Yunus Emre’nin türbesi, her yıl farklı illerden gelen birçok vatandaş tarafından ziyaret ediliyor. Türbenin manevi atmosferinde bir araya gelerek dualar eden ziyaretçiler, Yunus Emre’nin hatırasını yaşatmaya devam ediyor. "Yoğun olarak Bursa, Ankara ve İstanbul gibi illerimizden ziyaretçi geliyor" Türbenin geçmişiyle ilgili bilgiler paylaşan belediye görevlisi Hami Secit, "Hazretler, burayı dergah olarak kullanmıştır. 1240-1320 yılları arasında yaşamıştır ve 627 yıl yattığı kabir burasıdır. 1940 yılında Almanlar tren yolu yaparken Hazret bundan rahatsız olduğunu dile getiriyor. Tabii bu yaklaşık 7 yıl sürüyor, en son 5 metre ileriye almayı onaylıyorlar. Oraya alınıyor ama yine de Hazret rahatsız olduğunu belirtiyor ve 28 Haziran 1947 tarihinde kabr-i şerifleri açılıyor. Biyolojik inceleme de yapılmıştır, 80-82 yaşlarında bir Türkmen’e ait olduğu kesinleşmiştir. Devlet görevlileri burayı tescillemişler. Hazretler sağ yanına yatmış vaziyette ve sol elinin mahrem yerini örttüğü vaziyette çıkarılıyor. İslami şartlara göre gömülü olduğu görülüyor ve 2 yıl sandukada kaldıktan sonra ikinci kabr-i şeriflerine alınıyor. Yoğun bir katılım oluyor, çeşitli illerden yaklaşık 30-40 bin kişinin geldiği rivayet edilir. 1947’deki şartlardan bahsediyoruz, teknoloji yok. Halim Baki Kunter’in ’Hatıralarım’ diye bir kitabı vardır, orada bahseder zaten. Böyle bir yoğun katılımla 6 Mayıs 1949 yılında ikinci kabr-i şeriflerine alınmıştır. Hafta sonu kalabalığız, çeşitli illerimizden gelenler oluyor. Yoğun olarak Bursa, Ankara ve İstanbul gibi illerimizden ziyaretçi geliyor" dedi.