Yerel Haberler
Antalya
Başkan Vekili Özdemir, koltuğunu çocuk başkana devretti 23 Nisan 2026 Perşembe - 13:46:05 Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda koltuğunu Cengiz Topel İlkokulu 4. sınıf öğrencisi Can Toprak Güven’e devretti. Çocuk Başkan Can Toprak Güven’in ilk mesajı "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu günü biz çocuklara armağan ederek bize, hem bir bayram hem de bir sorumluluk vermiştir" oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı Hizmet Binası önünde bulunan Atatürk Anıtı’nda çelenk sunma töreni düzenlendi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, makamını devrettiği Çocuk Başkan Can Toprak Güven ile birlikte Atatürk Anıtı’na çelenk sundu. Çelenk sunma töreninin ardından Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamında devir teslim töreni yapıldı. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, koltuğunu Cengiz Topel İlkokulu 4. sınıf öğrencisi Can Toprak Güven’e devretti. "Sizler geleceğin karar vericilerisiniz" Çocuk Başkan Can Toprak Güven’e koltuğunu devreden Başkan Vekili Özdemir, "Ata’mız geleceğimizi siz çocuklara emanet etti. Çünkü sizler geleceğin karar vericilerisiniz. Bu ülke siz çocukların omuzlarında yükselecek. Halkın iradesinin karşılığı bu koltuğu sayın başkanımıza devrediyoruz. Bu andan itibaren söz sizde başkanım, şehir size emanet" dedi. "Yeşil vatan mavi gelecek" Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı koltuğuna oturan 10 yaşındaki 4. sınıf öğrencisi Can Toprak Güven’in ilk mesajı, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu günü biz çocuklara armağan ederek bize, hem bir bayram hem de bir sorumluluk vermiştir. Biz Türk çocukları olarak böyle bir güne sahip olduğumuz için çok şanslıyız ve bu değerin farkındayız. Antalya doğası kültürü ile hepimize ilham vermektedir. Bizler bu şehri korumak, güzelleştirmek ve gelecek nesillere aktarmak için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Yeşil vatan mavi gelecek dileğiyle bayramımızı bir kez daha kutluyorum" oldu. "Çocuk başkandan ilk talimatlar Çocuk Başkan Can Toprak Güven, Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı görevinin ilk dakikalarında biraz heyecanlandı. Çocuk Başkan Güven’e ilk destek ise Başkan Vekili Büşra Özdemir’den geldi. Büşra Özdemir, Can Toprak Güven’in kulağına fısıldayarak, Büyükşehir Belediyesi bürokratlarının çalışmaları hakkına bilgi almasını istedi. Büyükşehir Belediyesi bürokratları Çocuk Başkan Can Toprak Güven’e kendilerini tanıtarak, görev alanları hakkında bilgi verdi. Çocuk Başkan, kaykay pisti çalışmaların hangi aşamada olduğunu sorarak, Fen İşleri Daire Başkanı Serdar Oruç Gün’den bilgi istedi. Çocuk Başkan Can Toprak Güven, bürokratlardan çocukların güvenle oynayabileceği parkların çoğalmasını, bisiklet yollarının ve spor alanlarının arttırılmasını ve doğayı koruyan projelerin yaygınlaştırılmasını istedi. Çocuk Başkan Güven, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hazırlıklarına ilişkin Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Okan Yavuz’dan da bilgi aldı. Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Çocuk Başkan Can Toprak Güven ile birlikte günün anısına çeşitli hediyeler vererek, fotoğraf çektirdi. Başkan Vekili Özdemir, Çocuk Başkan Can Toprak Güven ile birlikte 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı törenlerine katıldı.
23 Nisan 2026 Perşembe - 13:16 Anadolu’nun zenginliğine ilk günden yoğun ilgi Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) desteğiyle bu yıl kapılarını 22 Nisan’da açan Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX, daha ilk günden büyük bir ilgiyle karşılandı. Anadolu’nun dört bir yanından gelen yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerin buluştuğu YÖREX’i, açılış gününde binlerce kişi ziyaret etti. ATB Başkanı Ali Çandır, YÖREX’in yalnızca bir fuar değil, köklü bir kültürün ve üretim mirasının vitrini olduğunu belirtti. "14 bin yıllık Anadolu’nun birikimini Antalya’da buluşturuyoruz. Fuarın ilk günden gördüğü yoğun ilgi, bu değerin toplumda ne kadar güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor" dedi. "Fuardan fazlası" Türkiye’nin 7 bölgesinden yüzlerce yöresel ürünün ziyaretçilerle buluştuğunu belirten Çandır, YÖREX’in her geçen yıl daha da büyüyen bir fuar olduğunu ifade etti. Çandır, "Ziyaretçiler YÖREX’te sadece ürünleri görmüyor, alışveriş yapmıyor, geçmişle bağ kuruyor, kültürüne dokunuyor. YÖREX artık bir fuarın ötesinde, ortak hafızamızdır" diye konuştu. "Ticaretin nabzı YÖREX’te atıyor" TOBB’un organizasyonuyla düzenlenen ikili ticari görüşmelere de ilginin yoğun olduğunu söyleyen Çandır, "Yerel üreticiler, zincir marketler ve e-ticaret platformlarıyla ilişki kurarak ürünlerini daha geniş pazarlara taşıma fırsatı buluyor. TOBB koordinasyonunda yürütülen bu görüşmeler, üreticiye yeni kapılar aralarken, YÖREX’in ekonomik katkısını da güçlendiriyor. Anadolu’nun lezzetini, emeğini ve hikayesini yaşamak isteyen herkesi YÖREX’e bekliyoruz" dedi. 26 Nisan’a kadar ANFAŞ’ta 70 ilden 520 katılımcının yer aldığı YÖREX’te Anadolu’nun dört bir yanından gelen yöresel ürünler sergileniyor. "Sizin Oraların Nesi Meşhur" sloganıyla düzenlenen YÖREX, 26 Nisan’a kadar ANFAŞ Fuar Merkezi’nde yöresel ürünleri ziyaretçiyle buluşturacak.
ATSO Başkanı Ali Bahar’ın ölümüne ilişkin davada savcı mütalaasını açıkladı
04 Mart 2026 Çarşamba - 21:34 ATSO Başkanı Ali Bahar’ın ölümüne ilişkin davada savcı mütalaasını açıkladı Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar’ın denizde hayatını kaybetmesine ilişkin davada Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık M.S.Ç.’nin "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını talep ederken, sanık Y.C.Ç.’nin ise beraatini istedi. Bahar’ın eşi Şebnem Bahar, "Bu olay kaza değil. Ali’nin o şekilde suya düşmesi mümkün değil" diyerek sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Antalya Organize Sanayi Bölgesi ve ATSO Başkanı Ali Bahar, 18 Temmuz 2024 akşamı kendisine ait "Alber" isimli tekneyle iki arkadaşıyla birlikte denize açıldı. Geceyi denizde geçiren üçlü, sabah saatlerinde limana dönmek üzere hareket etti. İddiaya göre Bahar, marinaya yanaştıkları sırada teknede oturmak için kullanılan ve "armut koltuk" olarak bilinen minderin denize düşmesi üzerine suya atladı. Tekneyi kullanan arkadaşı M.S.Ç.’nin manevra yaptığı sırada Bahar motor pervanelerinin arasında kaldı. Durumun fark edilmesinin ardından 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istendi. Sahil Güvenlik ekipleri tarafından sudan çıkarılan Bahar, ambulansla Kemer’deki özel bir hastaneye kaldırıldı. Ağır yaralı olarak hastaneye götürülen Bahar, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ali Bahar’ın cenazesi, ATSO’da düzenlenen törenin ardından Uncalı Mezarlığı’nda toprağa verildi. "Kanlar içinde suda gördüm" Kemer Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, M.S.Ç. ve Y.C.Ç. hakkında "taksirle ölüme neden olma" suçundan 2 yıldan 6’şar yıla kadar hapis cezası talep edildi. Şüpheli M.S.Ç., iddianameye yansıyan ifadesinde olay gününü şu sözlerle anlattı: "Tekneyi Ali Bahar kullandı. Phaselis koyuna demirledik. Birlikte yemek yedik, alkol aldık ve denize girdik. Sabah Kemer’e doğru hareket ettik. Marinaya yaklaşırken armut minderlerden birinin denize düştüğünü söyledi. Mindere yaklaşmak için manevra yaptım. Tornistan yapmamı istedi. Tornistan hareket ettikten birkaç saniye sonra Ali’yi göremedim. Motoru durdurup arkaya koştum. Ali’yi kanlar içerisinde suda gördüm." "Üçümüz de birbirimize fiziksel olarak yakın değildik" Teknede bulunan Y.C.Ç. ise olay sırasında herhangi bir temas yaşanmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Olay günü herhangi bir tartışmamız olmadı. Olay anında hiçbir temasım olmadı. Ne o bana temas etti ne de ben onu ittim. Üçümüz de birbirimize olay anında fiziksel olarak yakın değildik. Teknede hiçbir şekilde ve hiç kimse arasında yakınlık olmadı. Bizim aramızdaki yakınlığın olay anı ve sonucu ile de bir bağı yoktur. Olay anında sevgi amaçlı veya şakalaşma amaçlı dahi olsa herhangi bir temasım olmadı." "Davacı ve şikayetçiyim" Müşteki Şebnem Bahar’ın Cumhuriyet Başsavcılığında alınan beyanı da dosyaya girdi. Bahar ifadesinde şu sözlere yer verdi: "Ali Bahar benim 1992 yılında resmi nikah ile evlendiğim eşimdir. Kendisi uzun yıllardır denizci lisansına sahiptir. Sık sık denize açılır. Tecrübeli bir denizcidir. Olayı öğrendiğim gün yaşadığım şok nedeniyle tansiyonum yükseldi ve alelacele alınan ifadede Sahil Güvenlik personeline şikayetçi olmadığımı söyledim. Ancak o sırada çevremdeki insanların baskı kurması sebebiyle böyle bir ifade vermem gerektiği söylendi. Bu olay neticesinde çeşitli sağlık problemleri yaşadım ve hayati nitelikte bir ameliyat oldum. Olay anına ilişkin bana verilen bilgiler ile dosyadaki bilgiler arasında ciddi farklılıklar olduğunu öğrendim. Tekne kaptanımız Fatih beyden aldığım bilgi doğrultusunda teknemiz karaya vites tornistanda, kontak kapatılmış vaziyette sahil güvenliğe teslim edilmiştir. Tarafımın da uzun yıllardır denizcilik tecrübesi bulunması sebebiyle bu hususun tekneyi o an kullanan M.S.Ç.’nin kusurlu hareketi olduğu kanaatindeyim. Bu hususun incelenmesini talep ediyorum. Olay günü teknede bulunan M.S.Ç. ve Y.C.Ç. isimli şahıslardan ve daha sonra tespit edilecek diğer şahıs veya şahıslardan davacı ve şikayetçiyim." Mahkeme dosyayı ağır cezaya göndermişti Dosya ilk olarak Kemer 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülmeye başlandı. Ancak mahkeme, olayda "kasten öldürme" ihtimali bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya müştekiler, avukatlar ve tutuksuz sanık M.S.Ç. katılırken, sanık Y.C.Ç. duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlandı. "En yakın arkadaşımı kaybettim" Tutuksuz sanık M.S.Ç., duruşmada yaptığı savunmada Kemer’de görülen önceki duruşmalarda verdiği beyanları tekrar ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Daha önce Kemer’de verdiğim beyanlara ilavem yoktur. Ali çok eski ve özel arkadaşımdır. 30 yılı aşan bir dostluğumuz vardı. Haftanın iki üç günü görüşürdük, her gün telefonla konuşurduk. Nikah şahidimdi. Oğlunun doğduğu günü bildiğim bir insandı. En yakın arkadaşımı ve dostumu kaybettiğim için derin bir üzüntü içerisindeyim. Orada bulunmuş olmaktan dolayı çok üzgünüm ve çok pişmanım. Kendisi çok ısrarcı bir kişilikti. Kazanın meydana geldiği tarihte organize ettiği tekne turuna beni sürekli arayarak davet etti. Tüm ısrarlara rağmen katılmak istemediğimi belirtmeme rağmen kendisini çok sevdiğim için tekne turuna katıldım. Tekne turuna katıldığım için büyük pişmanlık duyuyorum. Bu turun gerçekleşmemesi için her zaman itiraz ettim. Ta ki 13 Temmuz haftasına kadar. Çok yakın bir arkadaşımın annesi vefat edince 1 hafta erteledik. Bu seyahatin yapılması konusunda çok istekli ve çok ısrarcıydı. Bu durumun ortaya çıkmaması adına orada bulundum. Bunun dışında orada bulunduğum için çok pişman ve üzgünüm. Arkadaşlığı korumak adına çelişkili bir ifadem olmuştu fakat daha sonra açıklamamı düzelttim. Bu durumu Ali Bahar’ın vefatından sonra, ilk duruşmadan önce eşi Şebnem hanımın hayati bir operasyonu vardı, daveti üzerine kendisiyle görüştüm ve her şeyi o operasyondan önce anlattım. Olayın o anını içimde her zaman yaşadım. Bir türlü kamera kayıtlarına bakamadım. Ancak bu duruşmaya çıkmadan bir hafta önce kamera kayıtlarına baktım. Kamera kayıtlarındaki dakikalar, sanık C.’nin 112 ile konuşmaları ve orada yaşanan can pazarını tekrar izledim. Anlattıklarımla kamera kayıtlarının örtüştüğünü gördüm. En yakın arkadaşımı kaybettiğim ve o ortamda bulunduğum için pişmanım. Beraatimi istiyorum." "25-30 yıllık denizcilik geçmişim var" Müşteki avukatının olay anında tornistan yapıp yapmadığına ilişkin sorusunu da yanıtlayan M.S.Ç., şöyle devam etti: "Ben C.’nin verdiği beyanları bilmiyorum. Çünkü kendisi teknede bayılmıştı. Teknede yaşadığı korku anı 112 kayıtlarına yansımıştır. 25-30 yıllık denizcilik geçmişim vardır. Bu anlamda tekne kullanımına ilişkin yeterli tecrübeye sahibim. Diğer sanık C.’nin, Ali Bahar denize atladıktan sonra benim tornistan manevrası yaptığıma dair beyanına diyeceğim yok." "Bir can pazarı yaşadık" Tutuksuz sanık Y.C.Ç. ise savunmasını SEGBİS aracılığıyla yaptı. Bodrum’da sabit bir düzeni ve evi bulunduğunu belirten Y.C.Ç., Ali Bahar’ın davetlisi olarak teknede bulunduğunu söyleyerek suçlamaları reddetti. Olayın kendisi için de ağır bir travma olduğunu dile getiren Y.C.Ç., şu ifadeleri kullandı: "Bodrum ilçesinde sabit bir düzenim ve evim var. Savunmamı SEGBİS üzerinden yapacağım. Ali beyin arkadaşı ve davetlisi olarak teknedeydim. Suçlamaları reddediyorum. Hâlâ bu konuyu konuşmak benim için çok güç. Kimsenin şahit olmaması gereken çok üzücü, çok ağır bir hadise yaşandı. Bunun etkileri benim üzerimde de hala devam ediyor. Gelişen olaylar silsilesi içerisinde orada bir can pazarı yaşadık. Bu bir kazaydı. Elimden geleni yaptım. Olay çok ani gelişti. Olayın ardından çok ciddi bir çaba sarf ettik. Bunu yaşayan bilir. Allah düşmanımın başına vermesin. Keşke böyle olmasaydı. Elimizden geleni yaptık. Ali bey çok kıymetli bir insandı, benim için de çok kıymetliydi. Ben hayatımda hiç kaza geçirmedim, herhangi bir kaza anına da tanıklık etmedim. Ne önemli ne de önemsiz bir kazaya dair hiçbir bilgim yok. Ben de M. gibi cesaretimi yeni toplayarak olay görüntülerini yeni izledim ve konuşmaları yeni dinledim. Yardım isteme sebebiyle o an insanlara yalvarıyordum. Olay yaşandıktan sonra defalarca platforma inerek Ali’yi tekneye çıkarmaya çalıştım. Başaramayacağımı anlayınca tekrar yukarı çıktım. Onu kurtarmak için elimden geleni yaptım ama başaramadım. Ali beyi oturduğum yerden son gördüğüm yer, teknenin arka kısmında platforma geçilecek kapının önüydü. Bence arka platforma indi. Ondan sonra alkollü olduğu için düştü ya da atladı, o anı bilmiyorum. Düştüğü ana dair bir ses duymadım. Kaza olan yer marinanın önüdür. Güvenlik kameralarının orayı görmemesi düşünülebilir değil. Çok büyük bir şanssızlık." "Bu olay kaza değil" Duruşmada söz alan Ali Bahar’ın eşi Şebnem Bahar ise yaşadıkları sürecin çok ağır olduğunu belirterek sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Şebnem Bahar, şu ifadeleri kullandı: "Daha önce hiç adliyeye gelmedim. İlk kez eşimin ölümüyle ilgili buraya geldim. Ali bey Antalya için çok değerli bir insandı. Son bir buçuk yıldır yaşadıklarımızı kelimelerle anlatamam. Çok ciddi sağlık sorunları yaşadım, ölümden döndüm. Çocuklarım için ayakta duruyorum. Duyduklarıma ve gördüklerime inanamıyorum. M.’nin söylediği ‘yakın arkadaş’ kelimesine inanamıyorum. Son nefesime kadar her iki sanıktan da şikayetçiyim. Ben denizci kızıyım, çocukluğum okyanuslarda geçti. Bu olay kaza değil. Ali beyi gördükleri yer çelişkili. Orası bizim üçüncü odamız gibiydi. Ben o teknede her şeyi biliyorum. Anlattıkları her şey yalan. Ali’nin o suya o şekilde düşmesi mümkün değil." Bahar ayrıca sanık Y.C.Ç.’nin olay günü teknede madde kullandığını öğrendiğini öne sürerek, "C. teknede sabah saat 08.00’de madde kullanmış. Bilirkişi raporu Ali’nin tek başına düşmediğini ispatlıyor. Duymamalarına, görmemelerine ihtimal yok" dedi. Şebnem Bahar, duruşma salonundan çıkarıldı Müşteki Şebnem Bahar, eşi Ali Bahar’ın teknenin arka kısmındaki platforma düşme anının çıkardığı sesi gösterebilmek için duruşma sırasında masaya vurdu. Mahkeme başkanı, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle Şebnem Bahar’ın salondan çıkarılmasına karar verdi. Savcı mütalaasını açıkladı Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık M.S.Ç.’nin "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını, sanık Y.C.Ç.’nin ise beraatini talep etti. Mahkeme heyeti, sanıkların adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması taleplerini reddederken, müşteki avukatının dosyaya yansıyan ses kayıtlarının çözümlenmesi talebini kabul etti. Diğer talepler ise reddedildi. Mahkeme heyeti duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Antalya’da yaşlı çiftin evi alevlere teslim oldu
04 Mart 2026 Çarşamba - 20:44 Antalya’da yaşlı çiftin evi alevlere teslim oldu Antalya’da yaşlı bir çiftin yaşadığı iki katlı müstakil evde yangın çıktı. Alevlere teslim olan ikamet kullanılamaz hale gelirken, yangına müdahale etmek isterken dumandan etkilenen yaşlı adam hastaneye kaldırıldı. Yangın, saat 18.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Yeşildere Mahallesi 1168 sokak üzerinde bulunan iki katlı evin üst katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, eşi ile birlikte yaşadığı Mehmet Pehlivan’a (80) ait iki katlı müstakil evin üst katında henüz bilinmeyen bir nedende yangın çıktı. Evde kimsenin bulunmadığı bir sırada ikametten dumanlar çıktığını gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yangına ilk müdahaleyi yaşlı adamın komşuları ve Antalya Emniyet Müdürlüğü’nün bölgede oluşturduğu polis noktasında görevli memurlar yaptı. Mahallede büyük panik yaşanmasına neden olan ve kısa sürede alevlerin sardığı ikamete vatandaşlar hortumlarla müdahale etti. 1 saatte söndürülebildi Vatandaşlar alevlerin birbirine bitişik konumda bulunan diğer evlere sıçramaması için büyük çaba harcarken, olay yerine gelen Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri yangına müdahale etti. İlk olarak alevlerin diğer evlere sıçramasını engelleyen itfaiye ekiplerinin yaklaşık 1 saatlik çalışmasının ardından yangın tamamen söndürüldü. Bu sırada evini saran alevlere komşuları ile birlikte müdahale etmek isteyen Mehmet Pehlivan dumandan etkilendi. Yaşlı adama olay yerinde bulunan 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından ilk oksijen verilirken kontrol amacıyla hastaneye götürüldü.
Kepez Meclisi’nden eğitim ve sağlık yatırımlarına tam destek
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:40 Kepez Meclisi’nden eğitim ve sağlık yatırımlarına tam destek Kepez Belediye Meclisi Mart ayı oturumunda ilçenin eğitim ve sağlık altyapısına katkı sağlayacak kararlara imza attı. Hisse payı Kepez Belediyesi’ne ait Kuzeyyaka Mahallesi’ndeki 31134 ada 1 nolu taşınmaz okul yatırımı yapılmak üzere 25 yıllığına Milli Eğitim Bakanlığına, Kütükçü Mahallesi’ndeki park alanı da Aile Sağlığı Merkezi yapılması için 25 yıllığına Sağlık Bakanlığına tahsis edilmesi için Başkan Mesut Kocagöz’e yetki verildi. Kepez Belediye Meclisi’nin, Mart ayı olağan toplantısı Başkan Mesut Kocagöz başkanlığında gerçekleştirildi. Kepez meclisinde 33 yazılı, 7 önerge olmak üzere 40 gündem maddesi görüşüldü. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan meclis toplantısında, siyasi partilerin grup sözcüleri konuştu. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, birlik ve beraberlik ayı olan Ramazan ayının hayırlara vesile olması dileklerini iletti. Dünyadaki sıcak gelişmeler değinerek, "Bütün dünyada şu an kan ve gözyaşı var. Savaşın kazananı yoktur. Savaşta çocuklar ölür. Savaşta insanlar ölür, doğa ölür. Gerçek güç aslında bir çocuğun hayatını korumaktır. Gerçek güç barışı savunabilmektir. İşte, bizim önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk yıllar öncesinde ne güzel söylemiş; ’Yurtta sulh, cihan sulh’ demiş. Bu söz aslında insanlığın vicdanıdır. Dünyayı ancak bu şekilde koruyabiliriz" dedi. "Silahlar sussun" Başkan Kocagöz, Kepez meclisinden dünyaya seslenerek, "Artık şu silahlar bir sussun, kan bitsin. Dünyayı ateşe verenler bir gün bu ateşte yanacaklar. Özellikle söylüyorum. Türklere kimse bulaşmasın. Türk’ü ayağa kaldırmak zordur, Türk ayağa kalktığı zaman oturtmaları çok daha zordur. Biz Türk milleti olarak hep barışı savunduk ve savunmaya devam edeceğiz. Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın. Her zaman birlik ve beraberlik içerisinde olalım. Bu bayrak her zaman dalgalansın. Biz NATO’nun en büyük ordusuyuz. İnanıyorum ki; yeni nesil daha da güçlü yapmak zorunda" diye konuştu. "Fatma öğretmen bizi çok üzdü" İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik’e Allah’tan rahmet yakınlarına da başsağlığı dileklerinde bulunarak, "Öğretmenimiz bizi çok üzdü. Ama beni üzen bir başka konu ise gençlerimizin bu ruh hali. Sadece öğretmeler değil, ailelere ve bizlere büyük görevler düşmekte Yeni nesle sahip çıkmamız gerekli Sorgulamamız gereken konular var. Maalesef teknolojinin getirdiği bir yozlaşma var" dedi. Konuşmaların ardından Şubat ayı meclisinde alınan kararlar görüşülerek, oy birliğiyle kabul edildi. Yavuz Selim Mahallesi ve Kuzeyyaka mahallelerine semt evi yapılması amacıyla protokol ve işlemlerin yürütülmesi için Başkan Kocagöz’e yetki verildi. Mart ayı meclisinde; Barış Mahallesi 2927 sokak üzerinde bulunan parka İsmet Paşa Parkı, Varsak Esentepe Mahallesi 13. Cadde ile 7014 Sokak kesişimindeki parka Mehmet Çavuş Parkı, yine aynı mahallede 7112- 7113 sokak kesişimindeki parka Durmuş Kula Parkı, Erenköy Mahallesi 4861- 4851 Sokaklar arasında bulunan parkta Erenköy Parkı olarak isimlendirildi. Eğitime destek Kepez Meclisi, ilçenin eğitim altyapısına katkı sağlayacak yine önemli bir karara da imza attı. Şubat ayı meclis toplantısında, Kuzeyyaka Mahallesi’nde belediyenin hisseli olduğu bir parsel üzerinde önemli bir karar alındı. 31134 ada 1 nolu taşınmaz, 1/1000 ölçekli imar planında ortaokul alanı olarak belirlenen alan üzerindeki belediye hissesi, okul yatırımı yapılmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı adına 25 yıl süreyle tahsis edilecek. İlçeye yeni bir okul yatırımı kazandıracak gündem maddesi için Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’e yetki verildi. Kepez’e sağlık yatırımı Kepez Belediyesi meclisi, Kütükçü Mahallesi’nde 29038 adada bulunan park alanına Aile Sağlığı Merkezi yapılması ve 25 yıl süreyle Sağlık Bakanlığı’na tahsis edilmesi konusunda da Başkan Kocagöz’ü yetkilendirdi. Kepez hizmet araç filosunu büyütüyor Kepez Belediyesi Mart ayı meclis toplantısında, ilçeye daha iyi hizmet verebilmek amacıyla da önemli kararlar alındı. Fen İşleri Müdürlüğü hizmetlerinden kullanılmak üzere 5 adet damperli kamyon, Temizlik İşleri Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılmak üzere 3 adet kazıcı, yükleyici kepçe, 2 adet damperli kamyon, 1 adet dorseli atık taşıma tırı, belediye hizmetlerinin aksamadan etkin bir şekilde yürütülmesi için park yapım, bakım ve yeşil alanları sulama çalışmalarında kullanılmak üzere 2 adet su arazözü, 1 adet damperli kamyon, 1 adet kamyonet (tek kabin), 1 adet kamyonet (çift kabin) 1 adet sepetli vinç alınması için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan gerekli izinlerin alınabilmesine yönelik meclis kararı oy birliğiyle kabul edildi. Yazılı gündem maddelerinin ardından meclise önergeyle sunulan 7 gündem maddesinin görüşülmesine geçildi. Mülkiyeti belediyeye ait Gülveren Mahallesi’nde 3760 sokak ile 3710 sokak kesişimindeki park alanına Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği tarafından Köy Enstitüleri Kültür Merkezi binası yapılarak belediyeye devredilmesi hususu oy birliğiyle kabul edildi.
Prof. Dr. İsmail Gömceli: "Kolorektal kanser gençleri de tehdit ediyor"
04 Mart 2026 Çarşamba - 13:16 Prof. Dr. İsmail Gömceli: "Kolorektal kanser gençleri de tehdit ediyor" Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Gömceli, "Kolorektal kanser artık yalnızca ileri yaş hastalığı değil, gençlerdeki artış alarm veriyor" diyerek, erken teşhisin önemine dikkat çekti. 1-31 Mart Ulusal Kolorektal Kanserler Farkındalık Ayı dolayısıyla kolon ve rektum kanserleri hakkında bilgi veren Gastroenteroloji Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Gömceli, "Kolorektal kanser artık yalnızca ileri yaş hastalığı değil, gençlerdeki artış alarm veriyor" dedi. Kolorektal kanserin sindirim sisteminin bir parçası olan kolon veya rektumda başladığını belirten Prof. Dr. Gömceli, erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı. Gençlerde artış endişe verici Gençlerde kolon kanseriyle ilgili gerçekler ve istatistiklerin endişe verici bir duruma geldiğini ifade eden Gömceli, "ABD’de kolon kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 10’u 50 yaşın altındaki kişilerde teşhis edilmektedir. Bu sayılar her yıl yaklaşık yüzde 1 ila yüzde 2 artmaktadır. Kolon kanserinde artış yaşayan tek nüfus grubu genç yetişkinlerdir ve şu anda genç erkekler arasında en ölümcül, genç kadınlar arasında ise ikinci en ölümcül kanser türüdür" dedi. "Belirtiler göz ardı edilmemeli" Taramaya başlama yaşının kişiye özel olduğunu vurgulayan Gömceli, "Amerikan Kanser Derneği, ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunmayan yetişkinlerin 45 yaşında kolon kanseri taramasına başlamalarını önermektedir. Ancak etnik köken, yaşam tarzı ve aile öyküsü gibi bireysel risk faktörleri taramaya başlama yaşını belirlemektedir. 45 yaşın altındaysanız ve belirtiler yaşıyorsanız bu durum kolon kanseriyle uyumlu olabilir. Bu nedenle doktorunuzla erken tarama konusunu görüşmeniz gerekir" diye konuştu. Kolon kanseri ve rektum kanserinin özellikle erken evrelerinde hiçbir belirti göstermediğini söyleyen Gömceli, "Bazı kolorektal kanser belirtileri hemoroid, ishal, enfeksiyon veya irritabl bağırsak sendromu gibi başka nedenlerden kaynaklanabilir ancak fark ettiğiniz bu belirtileri doktorunuzla paylaşmak ve sebebinin araştırılması tanı ve tedavi için çok önemlidir. Rektal kanama dışkıda kan görülmesi ya da dışkı üzerinde kan bulunması şeklinde ortaya çıkabilir. Bağırsak alışkanlığının değişmesi, sürekli karın ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik ve yorgunluk da dikkate alınması gereken belirtiler arasındadır" ifadelerini kullandı. Evreleme ve tedavi planı hayati önem taşıyor "Kolorektal kanser için bir diğer önemli nokta evrelemedir" diyen Gömceli, "Evreleme, kanserin kolon veya rektumdan vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığını görmek için kullanılan bir işlemdir. Kanser evresini bilmek tedavi planını belirlemek açısından çok önemlidir. Tümörün yeri, kanserin evresi, tümörün patolojisi ve hastanın genel sağlık durumuna göre tedavi planlanır. Tedavi seçenekleri arasında cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi yer alabilir. Her hasta farklıdır ve tedavi seçeneklerinin sıralaması en iyi sonuca ulaşmayı hedefler" diye konuştu.