Yerel Haberler
Antalya
09 Ocak 2026 Cuma - 16:51 Bitki koruma ürünlerinin doğru kullanımı izlenecek Bitki koruma ürünlerinin doğru kullanımı ve izlenebilirliğinin sağlanması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilecek B-REÇETE Sistemi hakkında; ziraî ilaç bayileri, reçete yazma yetkilileri ve sektör paydaşlarına yönelik bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bitkisel üretimin yoğun olarak yapıldığı Antalya’da, Expo 2016 Antalya Kongre Merkezi’nde düzenlenen yüksek katılımın olduğu toplantının" açılış konuşmasını yapan Antalya İl Tarım ve Orman Müdürü Fırat Erkal, Antalya’nın tarımsal üretimde Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Türkiye’deki örtü altı üretim varlığının yaklaşık yarısının Antalya’da bulunduğunu belirten Erkal, bu durumun Antalya ilini bitki koruma uygulamaları açısından da stratejik bir konuma taşıdığını ifade etti. "Antalya’da bin 910 reçete yazma yetkilisi bulunuyor" Türkiye genelinde bitki koruma ürünü satışı yapan bayilerin yaklaşık yüzde 9’unun Antalya’da faaliyet gösterdiğini, il genelinde görev yapan bin 910 reçete yazma yetkilisinin bulunduğu ve ülke genelinde bulunan bitki koruma ürünü uygulayıcısının yaklaşık yüzde 12 sinin Antalya İlinde olduğunu belirtti. Bu güçlü altyapı sayesinde söz konusu sistemin Antalya’da başarıyla uygulanmasının, tüm Türkiye’de başarılı olacağının önemli bir göstergesi olacağını dile getiren Erkal, bitki sağlığının yalnızca bitkilerle sınırlı olmadığını vurgulayarak; insan sağlığı, çevre sağlığı, hayvan sağlığı ve gelecek nesillerin sağlığını doğrudan etkileyen bütüncül bir konu olduğunu ifade etti. Erkal, sürdürülebilir ve devrim niteliğinde bir sistemin kararlılıkla hayata geçirileceğine olan inancını da sözlerine ekledi. Toplantıda konuşan Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yunus Bayram ise bitkisel üretimde zirai mücadelenin kaçınılmaz olduğu, bu mücadelenin doğru yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi. "Sistem sayesinde hangi tarlada, hangi ürüne, ne kadar bitki koruma ürünü kullanıldığı il, ilçe ve parsel bazında izlenebilecek" B-REÇETE Sisteminin Türkiye’de bir ilk olduğuna dikkat çeken Bayram, "Bayiden üreticiye, reçete yazandan müdürlüklere kadar herkes bu sistemin bir paydaşıdır. Sistem sayesinde hangi tarlada, hangi ürüne, ne kadar bitki koruma ürünü kullanıldığı il, ilçe ve parsel bazında izlenebilecektir" şeklinde konuştu. "B-Reçete 1 Temmuz 2026’da tüm illerde uygulanmaya başlayacak" Bayram, B-Reçete Sistemi’nin 4 pilot ilde 5 etken madde ile uygulanmaya başlandığını, 1 Temmuz 2026’da ise tüm illerde uygulanmaya başlanacağını ve sistemle artık zirai ilaç üreten, satan ve uygulayanların hepsinin elektronik olarak kaydedilip ve izleneceğini belirtti. Sistem zirai ilaçların hatalı ve gereğinden fazla kullanımı ile pestisit kalıntısının önlenmesinde önemli katkı sağlayacağını belirtti. Sistemin hâlen geliştirme aşamasında olduğunu belirten Bayram, ÇKS ve TÜKAS gibi mevcut sistemlerle entegre şekilde çalışacağını, kullanıcıların katkı ve önerileriyle zaman içerisinde daha da güçleneceğini ifade etti. Bayram, amaçlarının üreticiyi zorlamak değil; tarımsal üretimde ihtiyaç kadar, doğru dozda ve doğru zamanda ilaç kullanımını sağlamak olduğunu vurguladı. Toplantının bilgilendirme bölümünün ardından Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yunus Bayram katılımcıların B-REÇETE Sistemine ilişkin sorularını yanıtladı. Toplantıya ziraî ilaç bayileri, üreticiler, oda ve birlik temsilcileri, teknik personel ile tarım sektörünün paydaşları katılım sağladı.
Kanguru bakımı, prematüre bebeklerde yaşam kaybını azaltıyor
17 Kasım 2025 Pazartesi - 10:19 Kanguru bakımı, prematüre bebeklerde yaşam kaybını azaltıyor Uzm. Dr. Aşkın Güra Bayık, prematüre bebeklerde kanguru bakımının önemine dikkati çekerek, ten temasının yenidoğanların hayatta kalma oranını belirgin şekilde artırdığını vurguladı. Memorial Antalya Hastanesi Yenidoğan, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aşkın Güra Bayık, "17 Kasım Dünya Prematüre Günü" nedeniyle prematüre bebeklerde kanguru bakımı olarak da nitelendirilen ten-tene temasın hayati önemine dikkat çekti. Prematüre doğumların 5 yaş altı çocuk ölümlerinin başlıca nedeni olduğunu belirten Bayık, düşük ve yüksek gelirli ülkeler arasındaki hayatta kalma farkının büyük olduğuna dikkat çekti. En önemli neden: Erken doğum 37. gebelik haftasından önce doğan bebeklerin prematüre kabul edildiğini açıklayan Dr. Bayık, yenidoğan ölümlerinin en yaygın nedeninin erken doğum olduğunu söyledi. 1000 gramın altındaki bebeklerde ölüme en sık solunum yetmezliği ve enfeksiyonun yol açtığını hatırlatan Bayık, prematüre doğumların çoğunun doğal süreçlerle gerçekleştiğini, ancak enfeksiyon veya riskli gebelik gibi tıbbi nedenlerle de ortaya çıkabileceğini belirtti. Bayık, "Erken doğumu önlemek için önerilen adımlar ise düzenli doğum öncesi bakım, sağlıklı yaşam tarzı, kronik hastalıkların kontrolü, stresten uzak durmak ve erken uyarı işaretlerini bilmek" dedi. "Yoğun bakımda bebek anne ile temas etmeli" Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören prematüre bebeklerin, hayata sağlıklı başlayabilmeleri için anne ile temasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Bayık, "Anne-bebek teması hem bebeğin iyileşme sürecini hızlandırıyor hem de annenin kendisini yeterli hissetmesine yardımcı oluyor. Bu nedenle bez değiştirme, temizlik ve beslenme gibi süreçlere anne ve babanın dahil edilmesi şart" ifadelerini kullandı. "Aileler birçok problemle mücadele ediyor" Prematüre doğum sonrası ailelerin ciddi bir yük altında kaldığını belirten Bayık, annenin erken lohusalık dönemi, aile içi destek eksikliği ve diğer çocukların bakımı gibi sebeplerle zorlandığını söyledi. Yenidoğan yoğun bakımda bebeği bulunan annelerin yaklaşık üçte birinde akut stres bozukluğu görülebildiğini ifade etti. Kanguru bakımının faydaları saymakla bitmiyor Dr. Bayık, kanguru bakımının bebek ve ebeveyn arasındaki uzun süreli ten temasını sağlayarak birçok olumlu etki oluşturduğunu aktararak, "Kanguru bakımı; emzirmeyi artırır, stres seviyelerini düşürür ve aile bağlarını güçlendirir. Yapılan son çalışmalar, klinik olarak stabil kabul edilmeden önce bile ten temasının başlatılmasını öneriyor. Bu temas, ısı düzenlenmesini iyileştirir, enfeksiyonu önler, anne sütü üretimini artırır ve prematüre bebeklerde ölüm riskini ciddi şekilde azaltır" dedi.
Karı-koca 35 yıldır  ormanlarda damgalanan ağaçları kesiyorlar
17 Kasım 2025 Pazartesi - 10:12 Karı-koca 35 yıldır ormanlarda damgalanan ağaçları kesiyorlar Mersin’den Antalya’ya gelip Toroslar ’da ağaç kesimi yapıyorlar. 40 yıllık meslek geleneğini sürdürüyorlar. Mersin’in Bozyazı ilçesinden Antalya’nın Akseki ilçesine gelen ve orman kesim işini 40 yıldır sürdüren Mehmet Güneş, eşi Esen Gül ile birlikte Toros Dağları’nın zirvelerinde zorlu mesailerine devam ediyor. Aileden kalan meslek geleneğini yaşatan Güneş çifti, 35 yıl boyunca orman işçiliğini omuz omuza taşıdı. Akseki Orman İşletme Müdürlüğü tarafından Toros Dağları’nda damgalanan ağaçları kesen Mehmet Güneş, kesilen ağaçları traktörün arkasına bağlayarak yol kenarına kadar indiriyor. Burada eşi Esen Gül ile birlikte tomrukların kabuklarını el motorlarıyla soyuyor, ardından odunları "ster" düzenine göre hazırlıyorlar. Hazırlanan tomrukların metreküp ölçümleri yapıldıktan sonra teslimat, Orman İşletme Müdürlüğü yetkililerine gerçekleştiriliyor. Zorlu doğa şartlarına rağmen mesleklerini severek yaptıklarını belirten Güneş çifti, Torosların dik yamaçlarında adeta yaşamla mücadele ederek ekmeklerini kazanıyor. "Bu bizim ata mesleğimiz. 40 yıldır Toroslarda ekmek paramızın peşindeyiz" Antalya’nın Akseki ilçesinde orman işçiliği yapan Mehmet Güneş, Mersin’in Bozyazı kazasından gelerek 15 yıldır Akseki Orman İşletme Müdürlüğü bünyesinde çalıştığını söyledi. Yaz-kış Toros Dağları’nda ağaç kesimi yaptıklarını belirten Güneş, mesleğinin aileden kaldığını ifade etti. Toros Dağlarında zorlu arazi şartlarında çalıştıklarına dikkat çeken Güneş, "Ağaç kesiyorum, odun kesiyorum. Kestiğimiz ağaçları buradan kamyonlar götürüyor. Bir oğlum var, bir kızım var, kızım evli. Oğlanı da ormancı yetiştiriyoruz. Iğdır Üniversitesi’nde av ve yaban hayatı okuyor. Burada çalışarak çocuklarımızın ekmek parasını çıkarıyor, eğitimlerini sağlıyoruz" dedi. Soğuk hava şartlarının zorluğuna da değinen Mehmet Güneş, yaz aylarında Akseki’de çalışmaya devam edeceklerini, kışın ise memleketlerine döndüklerini belirtti. Geçmişte işlerin çok daha ağır olduğunu söyleyen Güneş, mesleğin nasıl değiştiğini şöyle anlattı: "Eskiden ağaçları ve tomrukları tek tek katırla çekiyorduk. Ama şimdi bir veya iki ağacı traktöre takıp komple indirebiliyoruz. Katır işi tamamen bitti. Memlekette katır kalmadı. Şimdi traktörle çalışıyoruz ama traktör de masraflı. Yapacak bir şey yok" dedi. "Bu iş ağır ve çok riskli bir iş" Bu işin hem çok ağır hem de çok riskli olduğuna dikkat çeken Güneş, "Bu bizim ata mesleğimiz. Ağır iş, zor iş ama yapacak başka bir işimiz yok. Ben 10 yaşından beri bu işi yapıyorum. Şu an 50 yaşındayım, 40 senedir orman kesim işi yapıyorum. Tecrübesiz insanların bu işe girmesi çok tehlikeli. Ağaç her an üzerinize devrilebilir, dal düşebilir. Kaza riski çok yüksek" şeklinde konuştu. Torosların sarp arazilerinde çalışmanın güçlüğünü vurgulayan Güneş, sözlerini şöyle tamamladı: "Ağaçları nerelerden getirdiğimizi gördünüz. Yerler çok sarp. Traktör olmasa bu iş çok zor yapılır. Ama ekmek davası. Biz elimizden geldiğince bu işi sürdürüyoruz" diye sözlerini ekledi. "35 yıldır eşimle birlikte Toroslarda ekmeğimizi kazanıyoruz" Mehmet Güneş’in eşi Esengül Güneş, tahtacı bir aile olduklarını ve 35 yıldır eşi ile birlikte Toroslarda ekmeklerini kazandıklarını söyledi. Akseki’nin sarp ormanlarında eşiyle birlikte çalışan 35 yıllık evlilikleri boyunca başka hiçbir işle uğraşmadıklarını, aileden gelen meslek olan orman işçiliğini sürdürdüklerini anlatan Güneş, "Bu işi eşimle beraber yapıyoruz. Evleneli 35 sene oldu. Başka hiçbir iş yapmadık. Sırf ormanda bu işlerle uğraşıyoruz. Eşim kesiyor, ben çekiyorum, soyuyorum. Beraber 30 seneyi aşkın bu işlerle uğraşıyoruz" dedi. Çocuklarının da bu işin içinde yetiştiğini belirten Güneş, şunları söyledi: "Bir kızım, bir oğlum var. Kızım evlenmeden önce o da bu işi yapıyordu, sonra bıraktı. Oğlum üniversitede okuyor, Iğdır’da. O da hala bu işi yaparak okuyor. Biz de çocuklar için, onların geleceği için bu ormanlarda çalışıyoruz" dedi.Ailelerinin yüzyıllardır süren bir meslek geleneğini yaşattığını anlatan Esengül Güneş, "tahtacı" lakaplarının da tarihi bir köküne dikkat çekti: "Ben de çocukluktan beri bu işin içindeyim. Annemden, babamdan, atalardan gelen bir meslek. Ailemizin anlattığına göre Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethederken Haliç’e indirilen gemilerin tahtalarını bizim atalarımız biçmiş. Gönüllü olarak çalışmışlar. Sonra Fatih Sultan Mehmet ailemizi onurlandırmış. Biz de o zamandan beri "tahtacı" lakabını taşıyoruz. Türkmen’iz ama tahtacılık oradan geliyor" diye konuştu. Esengül Güneş, aile tarihindeki fedakarlıkları da şu sözlerle anlattı: "Dedem Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda şehit olmuş. Babaannem dedemin ölüm haberini ormanda almış. O zamanlar lata yaparlarmış, işin içindeymişler. Bizim bildiğimiz, bu mesleği o zamandan beri sürdürüyoruz" Göçebe Yörük kültürünün içinde büyüdüklerini söyleyen Güneş, bu mesleği devam ettiren son nesillerden biri olduklarını anlatan Güneş, "Kökenimiz Orta Asya’dan gelmiş. Ailemiz. Yörüklerle birlikte göçüp gelmişler. Göç hayatı bizlere kadar sürdü. Biz son nesiliz gibi geliyor. Bizden sonrakiler yapar mı bilmiyoruz" şeklinde konuştu. Torosların zorlu şartlarında her mevsim çalıştıklarını dile getiren Esengül Güneş, sözlerini şöyle tamamladı: "Bozyazı kazasından geliyoruz. Yağmur, çamur demeden bu işi yapıyoruz. Çok zor bir meslek, herkes yapamaz. Ama ekmek için buralara geldik. On senedir Akseki’de çalışıyoruz".
Sandalye üretim atölyesi alev alev yandı
17 Kasım 2025 Pazartesi - 10:07 Sandalye üretim atölyesi alev alev yandı Antalya’da mobilya üretimi yapan bir tesiste yangın çıktı. Alevlerin sardığı işletmenin bitişiğinde bulunan iş yeri sahipleri, yangının kendi iş yerlerine de sıçradığını düşününce büyük panik yaşandı.Yangın, saat 16.30 sıralarında Aksu ilçesi Çamköy Mahallesi 21021 Sokak üzerinde bulunan bir sandalye ve bahçe mobilyaları üretim tesisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, hafta sonu olması nedeniyle kapalı olan iş yerinden dumanların yükseldiğini gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarla olay yerine polis ekiplerinin yanı sıra Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı çok sayıda ekip sevk edildi. Ekipler, alevlerin sardığı prefabrik yapı şeklindeki tesisdeki yangına müdahale etti.Yangının işyerine sıçradığı düşüncesi panik yaşattıİtfaiye ekiplerinin söndürme çalışması sırasında olayı haber alarak gelen işletmenin hemen bitişiğinde bulunan iş yerinin sahipleri, yangının kendi iş yerlerine de sıçradığı düşüncesi ile büyük panik yaşadı. İtfaiye ve polis ekiplerinin uyarısına aldırış etmeden iş yerine girerek malzemeleri kontrol etmek istedi. Bu sırada yaşanan kargaşa ve panik anlarında genç bir kadın iş yerinin yandığını düşünerek gözyaşlarına boğuldu. Genç kadını yakınları teselli etti. İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 1 saatlik çalışması ile yangın söndürülürken, bir iş yerinde büyük çapta hasar meydana geldi.
Evde çıkan yangında yaşlı çiftin yardımına komşuları koştu
16 Kasım 2025 Pazar - 16:00 Evde çıkan yangında yaşlı çiftin yardımına komşuları koştu Antalya’da 2 katlı müstakil evdeki yaşlı kadın, ilaçlama sonrası temizlik yaparken karanlık olan kanepenin altını çakmakla kontrol etmek isteyince kanepe alev aldı. Yaşlı çift, dumanları fark eden komşuları tarafından kurtarıldı. Yangın, Kepez ilçesi Yeniemek Mahallesi 2562. Sokak’ta bulunan 2 katlı bir evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Hatice ve Mehmet Tekin çiftinin yaşadığı evde bir gün önce yapılan ilaçlama sonrası yaşlı kadın evde temizlik yapmak istedi. Yaşlı kadın kanepenin altını karanlık olduğu için çakmakla kontrol ettiği sırada kanepe örtüsü bir anda alev aldı. Yaşlı kadının yanmaya başlayan kanepeyi söndürme çabaları yetersiz kalırken, alevler hızla evdeki diğer eşyalara sıçradı. Yaşlı çifti komşuları kurtardı Yaşlı kadın tuşlu telefonundan 112’yi arayarak yardım isterken, dumanları gören komşuları eve gelerek Hatice Tekin ve hasta olan eşi Mehmet Tekin’i dışarı çıkardı. Komşuları, yangını hortumla su tutarak söndürmeye çalıştı. Kısa sürede verilen adrese gelen Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekiplerin müdahalesi ile 45 dakikalık çalışma sonucu yangın kontrol altına alınarak söndürüldü. Yaşlı çifti evden çıkaran Mehmet Kabak, "Evde oturuyordum, duman gördüm. Hanım geldi, ‘İhtiyarların evi yanıyor’ dedi. Koştum baktım hemen, birini polis memuru çıkardı, diğerini de ben çıkardım. 2 kişi vardı içeride" dedi.
Evde çıkan yangında yaşlı çiftin yardımına komşuları koştu
16 Kasım 2025 Pazar - 16:00 Evde çıkan yangında yaşlı çiftin yardımına komşuları koştu Antalya’da yaşlı çiftin içerisinde bulunduğu 2 katlı müstakil evdeki yaşlı kadın ilaçlama sonrası temizlik yaparken karanlık olan kanepenin altını çakmakla kontrol etmek isteyince kanepe alev aldı. Yaşlı çift dumanı fark eden komşuları tarafından evde çıkarıldı. Yangın, Kepez ilçesi Yeniemek Mahallesi 2562 sokak üzerinde bulunan 2 katlı bir ikamette meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Hatice ve Mehmet Tekin çiftinin yaşadığı evde bir gün önce yapılan ilaçlama sonrası yaşlı kadın evde temizlik yapmak istedi. Yaşlı kadın salonda bulunan kanepenin altını karanlık olduğu için çakmak ile kontrol ettiği sırada kanepe örtüsü bir anda alev aldı. Yaşlı kadının yanmaya başlayan kanepeyi söndürme çabaları yetersiz kalırken alevler hızla ev içerisinde bulunan diğer eşyalara sıçradı. Yaşlı çifti komşuları çıkardı Yaşlı kadın tuşlu telefonundan 112’yi arayarak yardım isterken dumanları gören komşuları eve gelerek Hatice Tekin ve hasta olan eşi Mehmet Tekin’i dışarı çıkardı. Komşuları yaşlı çiftin evindeki yangına hortumla su tutarak söndürmeye çalıştı. Kısa sürede verilen adrese gelen Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekiplerin müdahalesi ile 45 dakikalık çalışma sonucu yangın kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangın sırasında yaşlı çifti evden çıkaran Mehmet Kabak, "Evde oturuyordum, duman gördüm. Hanım geldi, ‘ihtiyarların evi yanıyor’ dedi. Koştum baktım hemen, birini polis memuru çıkardı, diğerini de ben çıkardım. 2 kişi vardı içerde" dedi.