Yerel Haberler
Antalya
24 Şubat 2026 Salı - 20:00 Antalya’da Ukraynalılardan 4. yıl çağrısı: "Bu savaşın en büyük acısı Ukraynalı çocukların geleceğidir" Ukrayna-Rusya savaşının 4. yılında Antalya’da yaşayan Ukraynalı vatandaşlar bir araya geldi. Ukrayna Başkonsolos Vekili Yuliia Kuchma, "Bu savaşın en büyük acısı Ukraynalı çocukların geleceğidir" dedi. Antalya’da yaşayan Ukraynalılar, Rusya’nın işgali sonrası dört yıl süren direnişi anmak için Saat Kulesi önünde buluştu. Ukrayna Başkonsolos Vekili Yuliia Kuchma, Ukrayna-Rusya savaşının 4. yıl dönümü nedeniyle düzenlenen anma programında basın açıklaması yaptı. 2014’te başlayan sürecin devamı Yuliia Kuchma, Rusya’nın 24 Şubat 2022’de başlattığı tam kapsamlı işgalin, 2014 yılında Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Sevastopol’un yanı sıra Donetsk ve Luhansk bölgelerinin bazı kısımlarının geçici işgaliyle başlayan sürecin devamı olduğunu belirtti. Kuchma, "Dört yıl önce bugün Rusya, kısmen Belarus topraklarını kullanarak Ukrayna’ya karşı tam kapsamlı bir askeri işgal başlattı. Bu, Ukrayna’ya yönelik silahlı saldırganlığın devamı ve artmasıydı" dedi. Sivil kayıplar Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi verilerine işaret eden Kuchma, 31 Ocak 2026 itibarıyla doğrulanan rakamlara göre en az 15 bin 172 sivilin hayatını kaybettiğini, 41 bin 378 kişinin yaralandığını ifade etti, gerçek sayıların erişim eksikliği ve bildirim yoğunluğu nedeniyle daha yüksek olabileceğini kaydetti. Açıklamasında uluslararası hukuka vurgu yapan Kuchma, "Hiçbir saldırganlık haklı gösterilemez, hiçbir işgal meşru kabul edilemez ve hiçbir savaş suçu da cezasız kalamaz" dedi. "Savaşın en büyük acısı Ukraynalı çocukların geleceği" Savaşın çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisine özel vurgu yapan Kuchma, 23 Şubat 2026 itibarıyla Rusya’nın Ukrayna’da en az 685 çocuğun ölümüne, 2 bin 369 çocuğun yaralanmasına neden olduğunu açıkladı. Kuchma, "Bu somut rakamların ardında yarım kalan hayatlar, dağılan aileler ve geri döndürülemeyen acılar var. Savaşın en büyük acısı Ukraynalı çocukların geleceğidir. Her bir sayı bir çocuğun hayatını, bir ailenin yıkımını temsil ediyor. Kaybettiğimiz her çocuk, geleceğimizden koparılan bir parçadır. Ukraynalı çocukların yaşam hakkı, güvenliği ve geleceği hedef alınmıştır" dedi. Zorla sınır dışı iddiası Geçici işgal altındaki bölgelerden Ukraynalı çocukların zorla sınır dışı edildiğini belirten Kuchma, "Binlerce çocuk Rusya Federasyonu’na veya kontrolü altındaki bölgelere yasa dışı şekilde götürüldü. Bazı çocuklar Rus ailelerine verildi, vatandaşlıkları ve kişisel bilgileri değiştirildi. Bu, uluslararası hukukun ağır ihlalidir" dedi. Savaş esirleri ve siviller Kuchma, binlerce Ukraynalı asker ve sivilin Rus esaretinde bulunduğunu dile getirerek, "Ukraynalı savaş esirleri sistematik olarak kötü muameleye, işkenceye ve insanlık dışı muameleye maruz kalmaktadır" diye konuştu. Rusya’nın özellikle sonbahar-kış dönemlerinde Ukrayna’nın enerji altyapısını hedef aldığını kaydeden Kuchma, milyonlarca insanın elektriksiz, ısınmasız ve susuz bırakılmaya çalışıldığını belirtti. Kuchma, "Saldırgan devlet bilinçli olarak enerji terörü taktiğini seçti. Sivilleri dondurmayı ve toplumun direncini kırmayı hedeflemektedir" dedi. Yoğun hava saldırıları Yoğun saldırı dönemlerinde bir gün içinde 100 ila 200 arasında hava saldırı aracı kullanıldığını aktaran Kuchma, hipersonik, balistik ve seyir füzeleri ile yüzlerce "Shahed" tipi insansız hava aracının devreye sokulduğunu ifade etti. Kuchma, bazı gecelerde hava hedeflerinin 300’ü aştığını söyledi. "Ukrayna onurlu bir barışı hak ediyor" Kuchma, Ukrayna’nın özgürlüğü, toprak bütünlüğü ve adalet için mücadelesini sürdürdüğünü vurgulayarak, "Ukrayna halkı onurlu bir barışı ve güvence altına alınmış bir güvenliği hak etmektedir" ifadelerini kullandı. Türkiye’ye teşekkür Açıklamasında Türkiye’ye ve Türk halkına teşekkür eden Kuchma, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne verilen destek ve ilkesel tutum nedeniyle minnetlerini sundu.
Antalya’daki müze ve ören yerleri 2025’te 3,2 milyon ziyaretçiyi ağırladı
16 Ocak 2026 Cuma - 14:17 Antalya’daki müze ve ören yerleri 2025’te 3,2 milyon ziyaretçiyi ağırladı Antalya’da Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müze ve ören yerleri, 2025 yılı boyunca 3 milyon 267 bin 641 ziyaretçiyi konuk etti. Ziyaretçi sayısındaki bu artış, kültür turizmine olan ilginin sürdüğünü ortaya koydu. Artan ziyaretçi hareketliliği, gelir rakamlarına da yansıdı. 2025 yılında müze ve ören yeri ziyaretlerinden elde edilen toplam gelir yaklaşık 303 milyon TL olarak gerçekleşirken, söz konusu gelir bir önceki yıla göre yüzde 10 artış gösterdi. En çok ziyaret edilen müze ve ören yerleri Sadece doğal güzellikleriyle değil, tarih ve kültürel miras zenginliğiyle de Akdeniz’in gözde destinasyonları arasında yer alan Antalya’da, 2025 yılında en çok ziyaret edilen üç müze, Aziz Nikolaos Anıt Müzesi 198 bin 175, Antalya Atatürk Evi Müzesi 183 bin 53 ve Mevlevihane Müzesi 157 bin 687 olarak sıralandı. Ören yerleri arasında ise Phaselis 481 bin 306, Aspendos 392 bin 93 ve Olympos 324 bin 571, yıl boyunca en fazla ziyaretçi ağırlayan alanlar oldu. Side, Aspendos ve Patara’da Gece Müzeciliği Ziyaretçi deneyimini artırmak amacıyla 2025 yılı yaz sezonunda hayata geçirilen Gece Müzeciliği uygulamaları kapsamında Antalya’da önemli ören yerleri gece saatlerinde ziyarete açıldı. Side, Aspendos ve Patara ören yerlerinin yanı sıra Alanya Kalesi, Alanya Müzesi ve Antalya Nekropol Müzesi de bu kapsamda gece ziyaretlerine dâhil edildi. Uygulama sayesinde ziyaretçilere, ören yerlerini daha serin ve sakin saatlerde gezme imkânı sunuldu. "Geleceğe Miras" projesi kültürel alanlara katkı sunuyor Antalya’daki kültürel miras alanlarına yönelik ilginin artmasında, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen "Geleceğe Miras" projesi de etkili oluyor. Proje kapsamında gerçekleştirilen kazı, restorasyon ve çevre düzenleme çalışmaları sayesinde çok sayıda ören yeri daha erişilebilir ve ziyaretçi dostu hâle getirilirken, kültürel mirasa yönelik farkındalığın artırılmasına da katkı sağlanıyor.
Corendon Airlines kabin memuru alacak
16 Ocak 2026 Cuma - 13:02 Corendon Airlines kabin memuru alacak Corendon Airlines, genişleyen uçuş operasyonları kapsamında kabin memuru alımı için başvuruları açtı. Şirketin Antalya’daki merkezinde görevlendirilecek pozisyonlara, Antalya’da ikamet eden ya da kente taşınabilecek adaylar başvurabileceği bildirildi. Aranan nitelikler Başvuracak adayların Türk vatandaşı olması ve en az iki yıl geçerli Türk pasaportuna sahip bulunması gerekiyor. Kabin memurlarının Antalya merkezli görev yapacak olması nedeniyle, Antalya’da ikamet eden ya da buraya taşınabilecek kişiler tercih ediliyor. Adayların uçuş görevlerini yerine getirmelerine engel herhangi bir sağlık sorununun bulunmaması ve adli sicil kaydının olmaması şartı aranıyor. Eğitim kriterleri kapsamında, Türkiye’de eğitim almış adaylardan en az ön lisans mezuniyeti istenirken, yurt dışında eğitim görmüş adayların en az 10 yıllık eğitim sürecini tamamlamış ve lise diploması ya da dengi bir belgeye sahip olması gerekiyor. Dil yeterliliğinde ise İngilizcede en az B1 seviyesinde yetkinlik tercih ediliyor. Rusça, Almanca, Felemenkçe ve diğer Avrupa dillerinden birinde iyi seviyede bilgi sahibi adaylar öncelikli değerlendiriliyor. Deneyimli kabin memuru adaylarının son aktif uçuşlarının beş yıldan eski olmaması ve geçerli TES (Attestation) belgesine sahip olmaları gerektiği kaydedildi. Başvurular LinkedIn üzerinden alınıyor Corendon Airlines’ın kabin memuru alımına ilişkin tüm detaylar ve başvuru bağlantılarının LinkedIn üzerinden erişime açıldığı bildirildi.
40 kişilik ekiple 8,5 saat operasyonla kadavradan rahim nakledilmişti, ismini aldığı rektörle bir araya geldi
16 Ocak 2026 Cuma - 13:00 40 kişilik ekiple 8,5 saat operasyonla kadavradan rahim nakledilmişti, ismini aldığı rektörle bir araya geldi Türkiye’de ikinci rahim nakliyle dünyaya gelen Özlenen bebek, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ile bir araya geldi. Dünyanın ilk kadavradan rahim naklinin yapıldığı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde ikinci rahim nakli 27 Temmuz 2021’de yapıldı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki 40 kişilik ekip, Havva Erdem’e 8,5 saat süren operasyonla kadavradan rahim nakletmişti. Türkiye’de kadavradan ikinci rahim nakli yapılan Havva Erdem, 14 ay sonra doğum yaparak, bebeği Özlenen Erdem’i kucağına aldı. Doğumun üzerinden geçen 3 yıldan fazla sürenin ardından Havva Erdem, eşi Şükrü Erdem ve kızları Özlenen bebek, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ile görüştü. "Bizlerin de birer evladı gibiler artık" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Havva Erdem, Şükrü Erdem ve kızları Özlenen ile bir araya geldiğim için mutluyum. Özlenen bebeğin büyüdüğünü görmek onun sıcaklığını ve sevgisini hissetmek bizleri de mutlu ediyor. Ömer Özkan bebek ve Özlenen Bebek bizlerin de birer evladı gibiler artık. Onları görmeyince özlüyoruz. Sık sık görüşerek özlemimizi gideriyoruz. Ziyaretleri için ailesine teşekkür ediyorum." dedi. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, Özlenen bebeğin gelişimiyle ilgili ailesinden bilgi aldı. "Çok güzel bir duygu büyüdükçe iyi anlıyorum" Özlenen bebeğin geçtiğimiz ekim ayında 3 yaşını geçtiğini söyleyen Havva Erdem ise "3 yaşını geçti. Çok güzel bir duygu büyüdükçe bunu çok daha iyi anlıyorum. Bebekken falan da çok mutluydum. Büyüdükçe artık istekleri de başladı. Zaten çok dilli maşallah hiç susmuyor, anne şunu yapalım, anne bunu yapalım diye konuşuyor." dedi. "Parkın önünden geçerken içlenirdim" Havva Erdem, "Özlenen bebek olmadan önce benim en çok isteklerimden biri parkın önünden falan geçerken oynayan çocukları ve annelerini görünce içlenirdim. Benim de çocuğum olacak mı, elinden tutup gelecek miyim diye. Şimdi kendisi sürekli anne hadi parka gidelim, oyun oynayalım diyor. Bu hayallerim artık gerçekleşti. Buna çok seviniyorum. Rabbim isteyen herkese nasip etsin." şeklinde konuştu. "Rahim nakli olmak isteyenler mevzuatı dört gözle bekliyor" Havva Erdem, "Rahim naklini özellikle bekleyenler var. Onlar benden, doktorlarımızdan, hocalarımızdan bir an önce bu güzel haberin gelmesini istiyorlar. Mevzuatı dört gözle bekliyorlar. Umarım bir an önce bu güzel haberi de duyarlar. Doktorlarımızdan, bizlerden. Onlar da bu duyguları yaşarlar. İnşallah." ifadelerini kullandı. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, Özlenen bebek ve ailesi ile hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra misafirlerini uğurladı.
40 kişilik ekiple 8,5 saat operasyonla kadavradan rahim nakledilmişti, ismini aldığı rektörle bir araya geldi
16 Ocak 2026 Cuma - 12:51 40 kişilik ekiple 8,5 saat operasyonla kadavradan rahim nakledilmişti, ismini aldığı rektörle bir araya geldi Türkiye’de ikinci rahim nakliyle dünyaya gelen Özlenen bebek, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ile bir araya geldi. Dünyanın ilk kadavradan rahim naklinin yapıldığı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde ikinci rahim nakli 27 Temmuz 2021’de yapıldı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki 40 kişilik ekip, Havva Erdem’e 8,5 saat süren operasyonla kadavradan rahim nakletmişti. Türkiye’de kadavradan ikinci rahim nakli yapılan Havva Erdem, 14 ay sonra doğum yaparak, bebeği Özlenen Erdem’i kucağına aldı. Doğumun üzerinden geçen 3 yıldan fazla sürenin ardından Havva Erdem, eşi Şükrü Erdem ve kızları Özlenen bebek, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ile görüştü. "Bizlerin de birer evladı gibiler artık" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Havva Erdem, Şükrü Erdem ve kızları Özlenen ile bir araya geldiğim için mutluyum. Özlenen bebeğin büyüdüğünü görmek onun sıcaklığını ve sevgisini hissetmek bizleri de mutlu ediyor. Ömer Özkan bebek ve Özlenen Bebek bizlerin de birer evladı gibiler artık. Onları görmeyince özlüyoruz. Sık sık görüşerek özlemimizi gideriyoruz. Ziyaretleri için ailesine teşekkür ediyorum." dedi. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, Özlenen bebeğin gelişimiyle ilgili ailesinden bilgi aldı. "Çok güzel bir duygu büyüdükçe iyi anlıyorum" Özlenen bebeğin geçtiğimiz ekim ayında 3 yaşını geçtiğini söyleyen Havva Erdem ise "3 yaşını geçti. Çok güzel bir duygu büyüdükçe bunu çok daha iyi anlıyorum. Bebekken falan da çok mutluydum. Büyüdükçe artık istekleri de başladı. Zaten çok dilli maşallah hiç susmuyor, anne şunu yapalım, anne bunu yapalım diye konuşuyor." dedi. "Parkın önünden geçerken içlenirdim" Havva Erdem, "Özlenen bebek olmadan önce benim en çok isteklerimden biri parkın önünden falan geçerken oynayan çocukları ve annelerini görünce içlenirdim. Benim de çocuğum olacak mı, elinden tutup gelecek miyim diye. Şimdi kendisi sürekli anne hadi parka gidelim, oyun oynayalım diyor. Bu hayallerim artık gerçekleşti. Buna çok seviniyorum. Rabbim isteyen herkese nasip etsin." şeklinde konuştu. "Rahim nakli olmak isteyenler mevzuatı dört gözle bekliyor" Havva Erdem, "Rahim naklini özellikle bekleyenler var. Onlar benden, doktorlarımızdan, hocalarımızdan bir an önce bu güzel haberin gelmesini istiyorlar. Mevzuatı dört gözle bekliyorlar. Umarım bir an önce bu güzel haberi de duyarlar. Doktorlarımızdan, bizlerden. Onlar da bu duyguları yaşarlar. İnşallah." ifadelerini kullandı. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, Özlenen bebek ve ailesi ile hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra misafirlerini uğurladı.
Parkinson Akademi üyelerine yaşam tarzı eğitimi
16 Ocak 2026 Cuma - 11:05 Parkinson Akademi üyelerine yaşam tarzı eğitimi Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, parkinson hastalığının ilk evresindeki bireylerin yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan Parkinson Akademi programını, üyeleri ve yakınlarına yönelik "Yaşam Tarzı Tıbbı ve Parkinson’da Günlük Yaşam" başlıklı bir eğitimle sürdürdü. Eğitim, Mikrobiyolog Çisem Uysal tarafından verildi. Uysal, sunumunda yaşam tarzı tıbbının temel ilkelerini anlatarak hareket ve egzersiz rutinleri, dengeli beslenme alışkanlıkları, uyku hijyeni, stres yönetimi ve sosyal destek konularında katılımcılara günlük yaşamda kolaylıkla uygulanabilecek pratik öneriler sundu. Uyku hijyeninin parkinson hastalarında beyin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Uysal, karanlık bir odada, en geç saat 23.00’te uyunması gerektiğinin altını çizdi. Gece geç saatlere kadar uyanık kalmanın ve ekran ışığına uzun süre maruz kalmanın, kaliteli uykuyu sağlayan melatonin hormonunun üretimini azalttığını belirtti. Bu durumun hem uyku kalitesini hem de genel sağlık durumunu olumsuz etkilediğini ifade eden Uysal, ışıktan etkilenmemek ve melatonin üretiminin azalmasını engellemek adına kırmızı gözlük ve kırmızı gece lambası kullanımının en doğru tercih olacağını söyledi. Uysal, ayrıca sindirim ve boşaltım sisteminin sağlığına dikkat etmenin önemine değinerek, uyumadan yaklaşık 5-6 saat öncesinde gıda alımının sonlandırılması gerektiğini vurguladı. "Yatağa aç girilmesi, sindirim ve boşaltım sisteminin kendini temizleme ve yenileme süreçlerini destekler" diyen Uysal, bu sayede vücudun doğal detoks mekanizmasının en verimli şekilde çalıştığını ifade etti. Dengeli beslenmenin ise aynı şekilde hem sinir sistemi hem de genel vücut sağlığı açısından belirleyici bir rol oynadığını söyledi. Bunun yanı sıra düzenli fiziksel aktivitenin parkinson hastalarında motor becerilerin korunmasına yardımcı olduğunu, stres yönetiminin ise hastalığın seyrinde önemli bir fark oluşturabileceğini belirten Uysal, katılımcılara nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri hakkında da bilgi verdi. Programda katılımcılar, kendi deneyimlerini paylaşarak günlük yaşamlarında karşılaştıkları zorluklar ve çözümler hakkında sohbet etme fırsatı buldu.
ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’nın sermayesinin yüzde 24’ü yabancı şirketlerden geliyor"
16 Ocak 2026 Cuma - 10:19 ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’nın sermayesinin yüzde 24’ü yabancı şirketlerden geliyor" Antalya’nın 6 bin 142 yabancı sermayeli şirketiyle uluslararası bir ticaret merkezi haline geldiğini belirten ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, "Toplam sermayenin yüzde 23-24’ü yabancı şirketlerden geliyor. Sadece turistik ziyaretçi değil, ekonomik olarak da uluslararası bir kent olma özelliğini yakalıyoruz. Bu da yabancı sermayenin iştahını tetikliyor" dedi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATSO Yönetim Kurulu Üyeleri Hakan Pakalın, Hatice Öz ve Murat Totoş, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Antalya Şubesi üyelerini konuk etti. Hacısüleyman, Antalya’nın mevcut ekonomik durumu, 2025 değerlendirmesi, 2026 beklentileri, küresel ve jeopolitik riskler, Expo alanı, yabancı sermaye yapısı, 2050 vizyon çalışmaları, ATSO’nun bu yıl yapılacak seçimleri ve adaylığı ile ilgi konuştu. "Üretim için gerekli kaynağı 2025’te sağlayamadık" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, iş dünyasının 2025 yılına girerken olumlu bir tabloya hazırlandığını ancak bu beklentinin gerçekleşmediğini belirterek, "2025’e girerken daha iyi rakamlarla 2025’i kapatabileceğimize inanarak girdik. Ancak istediğimiz gelişmeleri yakalayamadık. Hem enflasyon rakamları Merkez Bankası’nın gördüğü gibi gerçekleşmedi hem de Merkez Bankası, maliye politikaları doğrultusunda faiz oranlarını bir an önce düşürmeye çalıştı. Fakat onda da bazı aksaklıklar yaşadık. Şu anda istediğimiz yerde gözükmüyoruz. Üretim için gerekli kaynağı 2025’te sağlayamadık" dedi. En büyük sorunlardan birini "finansa erişim" olarak tanımladıklarını vurgulayan Hacısüleyman, meclis konuşmalarında enflasyonla mücadelenin ana alanlarından biri olması gerektiğini sürekli dile getirdiklerini, ihracatçı için de Türk lirasının değerli oluşu nedeniyle kurların istenilen seviyeye gelememesinden yakındıklarını aktardı. Hacısüleyman, "Tabii ki biz Türk liramızın çok değerli olmasını arzu ediyoruz. Fakat bu değerlilik, kurlarla ilgili de daha uygun rakamlara gelinilmesini engellememesi lazım diyoruz" ifadelerini kullandı. "Antalya’nın turizm, tarım ve sanayiden 37 milyar dolara yakın katkısı var" Antalya ekonomisinin genel fotoğrafını paylaşan Hacısüleyman, kentin ihracatta öncelikle bir "hizmet ihracatı" kenti olduğunu vurguladı. Kişi başı turizm gelirinin 972 dolar olduğunu belirten Hacısüleyman, "2025 verileri çıkmadı ama 2024 verileriyle hareket edersek, bu verilerin çıkması biraz süre alıyor. Ama kişi başı turizm gelirini 972 dolar olarak aldığımızda 17 milyon civarında diye de rakamı belirtelim. Bunun 16 milyon kısmı yabancı ziyaretçi, geri kalan kısmı da vatandaş ziyaretçi dediğimiz, yurt dışında yaşayanların geldiği bir kesimden elde ettiğimiz paranın kabataslak 17 milyar dolar olacağını hesaplayabiliyoruz" dedi. "Şehir olarak 6’ncı büyük ekonomi sayılıyoruz" Tarım ve sanayi kaynaklı ihracat gelirleriyle birlikte Antalya’nın Türkiye ekonomisine toplam katkısının 20 milyar dolar civarına ulaştığını ifade eden Hacısüleyman, "Tarım ve sanayi kısmından gelen ihracat gelirlerimizde 20 milyar dolar civarında Antalya’nın katkısı var ülkemize. Biz bu rakamlarla şehir olarak 6’ncı büyük ekonomi sayılıyoruz" diye konuştu. "2025’te 177 milyar Türk lirası vergi tahakkuk edildi" Vergi tahakkuk ve tahsilat oranlarına da değinen Hacısüleyman, "Bu 6’ncı büyük ekonominin önemli bir kıstası da aslında toplanan vergiler. Ekonomiye baktığımız zaman sonuçta cirosal, maddi bir kıstastan bahsediyoruz. 2025’te 177 milyar Türk lirası vergi tahakkuk etmiş, bunun da yüzde 80’in üzerindeki bir payı tahsil edilmiş durumda. O bakımdan da iyiyiz, çek gibi veya geri ödeme güçlüğü içerisinde değiliz. Ama zorluklar yaşıyor muyuz? Zorluklar yaşıyoruz" dedi. "Uluslararası bir kent olma hürriyetini yakalıyoruz" Antalya’da 2025 yılında kurulan şirket sayısının 5 bin 500 civarında olduğunu, kapanan şirket sayısının ise 2 bin 600 düzeyinde seyrettiğini aktaran Hacısüleyman, ATSO’ya kayıtlı 67 bin şirket bulunduğunu, bunların 6 bin 142’sinin yabancı sermayeli olduğunu belirtti. Hacısüleyman, rakamların kentin uluslararası karakterini güçlendirdiğini söyleyerek, şu ifadelere yer verdi: "Türkiye çapında baktığımız zaman 2 buçuk milyonun biraz üzerinde şirketimiz var. Bunun 67 bini Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı. Bu 67 binin de 6 bin 142 tanesi yabancı sermayeli kurulmuş olan şirket. Bu da bize farklı bir bakış açısı veriyor. Bu şirketlerin sermaye gücü, güç olarak bizim şirketlerimizden daha fazla gözüküyor. Toplamda 67 binin belki yüzde 8’ine tekabül eden, yüzde 9’una tekabül eden bir oran varken sermayede baktığımız zaman yabancı şirketlerin sermayesi bizim toplam sermayemiz içerisinde yüzde 23’ünü, yüzde 24’ünü teşkil ediyor. Bu da yabancı sermaye şirketlerin güçlü olarak buraya geldiğini gösteriyor. İlerisi için güzel bir şey, buradaki yatırım miktarını arttırabileceğini gösteriyor. Uluslararası bir kent olma hürriyetini yakalıyoruz. Sadece turistik ziyaretçi değil, ekonomik olarak da uluslararası bir kent olma özelliğini yakalıyoruz. Dolayısıyla ticaret açısından da hukuk kurallarının işlediği, hukuki sözleşmelerin çalıştığı bir şehir durumundayız. Bu da yabancı sermayenin iştahını tetikliyor." "Turizm kenti olmamızdan dolayı enflasyonumuz daha yüksek olabilir" Antalya’da kent enflasyonunu yerel düzeyde hesaplayacak bir sistemlerinin olmadığını ancak turizm kenti olmanın etkisiyle fiyat artışlarının Türkiye ortalamasının üzerinde hissedilebildiğini vurgulayan Hacısüleyman, "Turizm kenti olmamızdan dolayı enflasyonumuz daha yüksek olabilir. Çünkü talep oluştuğu zaman fiyat artışları mümkün. Turizmde de bunu görüyoruz. Eskiden ‘Türkiye’nin ucuz ülke olması’ ifadesini hiç sevmiyorduk. Aslında oradaki ucuzluk ülkenin ucuz olması değil, tatil yapma yeri olarak ekonomik olması anlamına geliyordu. Fakat artan maliyetlerle baktık ki turizmde de yavaş yavaş fiyatlarımız Avrupa standartlarındaki tatil yerleriyle eşitlenmeye başladı. Bu da çok kazandığımızdan dolayı değil, maliyet artışlarının yüksekliğinden dolayı meydana geldi. Mecburen fiyatlarımızı artırmak zorunda kaldık" diyerek, fiyatlardaki artışın temelinde maliyet baskısı bulunduğunu vurguladı. "2026’da beklentimiz aynı sayıları yakalamak yönünde" Turist sayısına ilişkin değerlendirmesinde ise Hacısüleyman, 2024 ve 2025 sayılarının birbirine çok yakın seyrettiğine dikkat çekerek, "2024’te gelen sayı ile 2025’te gelen sayı birbirine eşitleyebileceğimiz kadar, çok küçük bir fark var. Bunu rekor olarak ifade edenler var ama biz öyle düşünmüyoruz. Sonuçta 60-70 bin kişinin bir fark olması çok da önemli değil. 2 yıl üst üste bir yerde kalmış olmamız bizi 2026’da çok da mutlu etmiyor. 2026’da beklentimiz aynı sayıları yakalamak yönünde" dedi. "Moral düşükse seyahatlerde azalma görüyoruz" "Küresel ekonomideki ve jeopolitik alandaki risklere vurgu yapan Hacısüleyman, Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail-Gazze hattındaki çatışma, İran gerilimi, Grönland ve Venezuela gibi başlıkların hem ekonomik hem moral açıdan etkiler oluşturduğunu söyledi. Hacısüleyman, tatilin çoğu insan için "moral tazeleme" işlevi gördüğünü, moral bozukluğunun ise seyahat ve harcama kararlarını geciktirdiğini dile getirerek, şöyle devam etti: "Bizim için özellikle seyahatlerde moral bulmak için aslında o seyahati yapıyorsun veya bir tatile çıkıyorsun. Bu kadar süredir çalışıyorum, bir tatili hak ettim duygusunu tatmin etmek için seyahat ediyoruz. Fakat dünyada moral eğer düşükse bu seyahatlerde azalma görüyoruz. Bu sadece bizim için geçerli değil birçok ülke için geçerli. 2026’da aynı turist sayısı derken bu karamsar bir yaklaşım değil. Bunun gerçekçi bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum." Antalya için rezervasyonların şimdilik geçen yıl ile aynı seviyede gittiğini, erken rezervasyon döneminin 31 Mart’ta tamamlanacağını hatırlatan Hacısüleyman, esas eğilimin bu tarihten sonra netleşeceğini söyledi. Hacısüleyman, erken rezervasyonların bazen çok erken, bazen son günlere sıkışabildiğini, bu nedenle şu an için kesin bir artış ya da azalış öngörmek için erken olduğunu söyleyerek, "O yüzden karamsar değilim. Ama ‘şu kadar artış olacak’ demem için de bir sebep göremiyorum. 2026’da 17 milyonu yakalarız diye düşünüyorum. Üstünün olması hepimizi mutlu eder" diye konuştu. "Almanya ve Rusya’nın Antalya üzerindeki toplam payı yüzde 45" Ana pazarlar itibarıyla Antalya’nın Almanya ve Rusya’ya yüksek derecede bağımlı olduğuna dikkat çeken Hacısüleyman, iki ülkenin toplam payının yüzde 45’e ulaştığını hatırlattı. Hacısüleyman, "Bizim iki ana pazarımız var. Maalesef diyorum. İkisinin toplamı yüzde 45, Almanya ve Rusya. İki ana oyuncu var. Almanya 4 milyonla kapattı, Rusya 3,5 milyonla kapattı. Yüzde 45 iki ülkeden alıyoruz. Bir tanesi savaşta. Jeopolitik olarak baktığın zaman bu cereyan eden konularla doğrudan ilgili. Almanya’da da otomotiv sektörü hiç iyi değil. Bu da istihdam ve gelir üzerinde baskıya neden oluyor" ifadelerini kullandı. "Ayağınızı yorganınıza göre uzatın, üretimi durdurmayın, ihracata yönelin" NATO ülkeleri üzerinden yürüyen tartışmaların da Türkiye ve Antalya’yı dolaylı etkileyebilecek konular arasında olduğuna işaret eden Hacısüleyman, tüm bu başlıklar nedeniyle iş dünyasının "ihtiyatlı olmasının" önem taşıdığını vurguladı. Belirsizlikler nedeniyle iş dünyasına "temkinli büyüme" tavsiyesinde bulunan Hacısüleyman, "Meclis gündemlerimizde de üyelerimize her zaman ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız, ihtiyatlı davranmamız, üretimi güçlü şekilde sürdürmemiz ancak yeni açılımlara bir süre daha mesafe koymamız gerektiğini tavsiye ediyoruz. Büyüme ve genişleme planlarımızı, üretimi artırmamız lazım. Tüketimi enflasyon veya faiz politikalarıyla baskıladık ama bu baskılama üretimi olumsuz yönde etkiledi. Üretilmediği için tüketilmiyor gibi bir durum oluştu. Halbuki biz üretimi devam ettirip tüketimi azaltabiliriz ama üretimi ihracata doğru yönlendirmemiz gerekiyor, fabrikalarımızın tam kapasite ile çalışabilmesi gerekiyor. Bunu muhakkak ayakta tutmak zorundayız. Bu fabrikalarda herhangi bir çalışılmayan dönem, kapasite düşürme, atıl bir döneme girersek bunları tekrar harekete geçirmek çok zor oluyor" dedi. Expo alanı için çağrı ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 2016’dan bu yana büyük ölçüde atıl durumda kalan 1 milyon metrekarelik Expo alanının mutlaka kente kazandırılması gerektiğini vurguladı. Hacısüleyman, Antalya’nın 330 şehirden doğrudan uçuş alabildiğini, geniş yatak kapasitesine sahip olduğunu, ancak modern ve büyük ölçekli bir fuar-kongre alanı eksikliğinin devam ettiğini söyledi. Şu anda görünen en güçlü ihtiyacın şehre ait daha büyük ve nitelikli bir fuar merkezi olduğunu vurgulayan Hacısüleyman, "Kongre açısından 5 bin kişilik bir salonumuz var. Yeterli mi? Hayır. Bazen 10 bin kişilik toplantıya, dünya toplantısı aldığın zaman 10 bin kişi geliyor. Bununla ilgili orayı değerlendirilebilir diye görüşümüzü söyledik. İster açık hava fuarcılık olur. Ama oranın çok düzgün bir fuar merkezine dönüşmesinin bence öncelikli olması lazım. COP31 vesile olabilir. Bizim 100 bin, 150 bin metrekarelik alanlara ihtiyacımız var" şeklinde konuştu. "657 bin yatak yeterli" Mevcut 657 bin yatak kapasitesinin Antalya için yeterli olduğunu belirten ATSO Başkanı, yeni otel yatırımlarının teşviklerle daha da hızlanmasının arz-talep dengesini bozabileceği uyarısında bulunarak, "Yeni yatırımlar devam etmemeli, bizim 657 bin yatağımız var. Büyük oranda doğrudur bu yatak kapasitemiz. Bazen ufak tefek sayılmayan veya gözden kaçan yataklar olabiliyor ama büyük ölçüde doğru diyebiliriz. Bu yatak kapasitesi bize yeter. Hazineden aldığımız teşvik belgeleri var. KDV muafiyeti anlamını taşıyor. Bunlar üç yılda bir verilsin. Yoksa biz arzı birdenbire arttırdık bugüne kadar 50 bin yatak, 100 bin yatak, 80 bin yatak. Yeterince ziyaretçi gelmeyince fiyatları düşürdük. Bu duruma gelmeyelim. Biz artık tecrübesiz bir ülke değiliz" dedi. ATSO’nun 2026 vizyonu ATSO’nun 2026’da sürdüreceği faaliyetlere değinen Hacısüleyman, şehirde "fikir üretme ve bu fikirlere ışık tutma" hedefiyle hareket ettiklerini söyledi. Hacısüleyman, 10 Şubat’ta "Dijital İnsan" başlığıyla sosyal medya ve dijital kimlik konusunu ele alan bir etkinlik planladıklarını anlatarak, ATSO’nun yurt dışına açılma çabalarının devam ettiğini belirtti. ATSO seçimlerinin 2026 yılı sonbaharında yapılacağını da söyleyen Hacısüleyman, mevcut görev süresinin son 10-11 ayını seçim kampanyası değil, şehre hizmet odaklı geçirmek istediğini söyledi. Ali Bahar’ın vefatı sonrası yönetim kurulu üyelerinin teveccühüyle başkanlık görevini devraldığını hatırlatan Hacısüleyman, Antalya iş dünyasında bu görevi yapabilecek çok sayıda isim bulunduğunu belirterek, "Bu göreve ben Antalya’da, iş dünyasında çokça kişinin bu görevi yapabileceğini düşünüyorum. Binlerce kişi bu görevi yapabilir. Burada önemli olan konsensus sağlamak, yani ortak adaylar üzerinde konuşabilmek" dedi. Hacısüleyman, seçim takvimi için 1 Ekim-30 Kasım aralığında iki tarih bandı bulunduğunu, konunun henüz yönetim kurulunda konuşulmadığını, bu nedenle net tarih vermenin doğru olmayacağını ifade etti. Toplantıda söz alan ATSO Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın ise, Antalya’nın su yönetimi konusundaki durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye geneline kıyasla Antalya’nın su yönetimi açısından iyi bir noktada olduğunu belirten Pakalın, mevcut tüketim alışkanlıkları ve yağış-su kaynağı eğilimleri dikkate alındığında 3-5 yıl içinde sıkıntılı senaryoların gündeme gelebileceği uyarısını yaptı.