Yerel Haberler
Antalya
21 Mayıs 2026 Perşembe - 21:06 İlhan Palut: "Buraya kadar gelmişken kupayı kazanmak istiyoruz" Konyaspor Teknik Direktörü İlhan Palut, final maçı öncesi yaptığı açıklamada, "Her final oynayan takım gibi buraya kadar gelmişken bunu kazanmak istiyoruz. Bu kupayı hem takımımızın mücadelesi hem de şehrimizin ve camiamızın özlemi için istiyoruz" dedi. Trabzonspor ile Konyaspor arasında oynanacak 64. Ziraat Türkiye Kupası Final müsabakası öncesinde ortak basın toplantısı düzenlendi. Corendon Airlines Park Antalya Stadı’nda oynanacak final karşılaşması öncesi düzenlenen toplantıda Konyaspor Teknik Direktörü İlhan Palut, açıklamalarda bulundu. Finale kalmanın kendileri adına önemli bir başarı olduğunu belirten Palut, "Kupayı kazanma isteklerinin yüksek olduğunu söyledi. Palut, "Final oynayacak olmak bizi gerçekten mutlu ediyor. Elbette her final oynayan takım gibi, buraya kadar gelmişken bunu kazanmak istiyoruz. Açıkçası bunu hem takımımızın bugüne kadar ortaya koyduğu mücadele için hem de şehrimizin ve camiamızın bu konudaki isteğini, özlemini hissettiğim için istiyorum" ifadelerini kullandı. "Trabzonspor’a büyük saygı duyuyorum" Rakipleri Trabzonspor’un bu sezonun başarılı takımlarından biri olduğunu dile getiren Palut, bordo-mavili ekibin kısa sürede yarışmacı bir kimliğe büründüğünü belirtti. Trabzonspor’a saygı duyduklarını vurgulayan Palut, "Rakibimiz Trabzonspor. Büyük maçtan önce de söylemiştim; bu sezonun başarılı takımlarından bir tanesi Trabzonspor. Bunu hoca burada olduğu için söylemiyorum. Belki zamana ihtiyacı olan bir takımın çok kısa sürede nasıl yarışmacı hale gelebileceğini Trabzonspor üzerinden takip ettik. Bu yönden bu takıma büyük saygı duyuyorum. Çok tehlikeli silahları var, bunun bilincindeyiz" diye konuştu. Hazırlıklarını tamamladıklarını belirten Palut, final maçının sadece savunma ya da sadece hücum anlayışıyla kazanılamayacağını ifade ederek, "Hazırlıklarımızı bugün yaptığımız antrenmanla tamamladık. Önlemlerimizi alırken, nasıl oynamamız gerektiğini de oyuncularımızla çalıştık. Hiçbir maçın, özellikle de final maçlarının sadece savunma yaparak ya da sadece hücum ederek kazanılamayacağının bilincindeyiz. Her şeyden önce çok iyi mücadele etmemiz ve finalin her dakikasını yüksek konsantrasyonla oynamamız gerektiğini biliyoruz" dedi. "Güzel bir final izletmek istiyoruz" Finalin yüksek rekabet içinde geçeceğini ancak centilmenlikten uzaklaşmak istemediklerini söyleyen Palut, futbol kamuoyunun güzel bir mücadele izlemesini temenni etti. Palut, "İnşallah güzel bir maç olur. Ne kadar rekabet olacak olsak da yarın sahada yüksek seviyede bir mücadele ve centilmenlik unsurlarının da devreye gireceğini düşünüyorum. Futbolun güzelleşmesi için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Umuyorum ki maçın hakemleri de buna katkı sağlar. Tribündeki taraftarlar, televizyon başındaki izleyiciler ve futbol kamuoyu inşallah güzel bir final izler. Fatih Hoca’nın da dediği gibi, biz ne kadar kazanmak istiyorsak da iyi oynayanın kazanacağı bir maç olmasını diliyoruz. Bu konuda hayırlısını diliyoruz. Ama bu kupayı çok istediğimiz de bir gerçek" ifadelerini kullandı. "Rakibimiz baskılı başlayan, bu anları iyi oynayan bir takım" Trabzonspor’un maçlara baskılı başlayabilen ve bu bölümleri etkili oynayabilen bir takım olduğunu kaydeden Palut, buna göre hazırlık yaptıklarını söyledi. Palut, "Sonuçta rakibimiz sürekli maçlara baskılı başlayan, bu anları iyi oynayan bir takım. Bu maç özelinde de yaklaşımımız buna göre olacak. İstemediğimiz bir durum yaşamamak için dikkatli olmalıyız" dedi. Göreve geldiği dönemde oyuncularıyla yaptığı konuşmaları da hatırlatan Palut, takımın gelişiminde inanç ve mücadelenin belirleyici olduğunu vurguladı. Palut, "Taraftarlarımız da hatırlayacaktır; buraya ilk geldiğim zaman ikinci ya da üçüncü toplantımdı, belki de birinci toplantımdı tam hatırlamıyorum. Oyuncularıma şunu söyledim: Benden önce burada çok sevdiğim Türk antrenörler çalıştı. Ben buraya geldiğimde bütün camia için bir şeylerin düzeleceğine dair bir inanç oluşmaya başladı. Ama ben tek başıma hiçbir şey yapamam. Benim elimden bunu tek başıma gerçekleştirmek gelmez. Daha önceki süreçlerde eksik olan şey inanç olabilir. Oyuncularıma da bunu söyledim. Burada sizin daha fazla çaba göstermeniz, daha fazla mücadele etmeniz ve daha çok inanmanız gerekiyor dedim. Oyuncularla yaptığımız konuşmanın özü tam olarak buydu" dedi. "Takım kazanmaya başladıkça özgüveni arttı" Konyaspor’un kazandıkça özgüveninin yükseldiğini belirten Palut, takımın potansiyelini sahaya daha iyi yansıtmaya başladığını söyledi. Palut, "Ama en kritik nokta kazanmaya ihtiyacımız olmasıydı. Takım kazanmaya başladıkça var olan potansiyel, özgüveni de arkasına alarak daha iyi işler yapmaya başladı. Bugün için de kupa finaline kaldığımız günden itibaren, yarı final maçından sonra tüm odağımız bu final oldu. Aradaki maçlar da bizim için konsantre olunması gereken, kolay olmayan maçlardı" ifadelerini kullandı. Karşılaşmanın hakem yönetimine ilişkin de temennide bulunan Palut, "Hocam da söyledi; inşallah Halil Hoca bu büyük rekabete, futbolu güzelleştirmeye çalışan iki takıma yakışır şekilde çok iyi bir yönetim gösterir. Kazananın da kaybedenin de aklında soru işareti bırakmayacak bir yönetimle bu maç tamamlanır. Bu bir final maçı. İnşallah güzel bir final olur" diye konuştu. "Yarın görmek istediğim en önemli parametre mücadele" Final maçında oyuncularından beklentisini de açıklayan Palut, son ana kadar mücadele eden bir takım görmek istediğini belirtti. Palut, "Benim için önemli olan şu: Oyuncular, sonuna kadar mücadele etsinler. Benim yarın görmek istediğim en önemli parametre de bu. Sonuna kadar mücadele etsinler, zorlasınlar, vazgeçmesinler. Fatih Hoca’nın da dediği gibi sonuçta biz karşılıklı oynayacağız. Bütün antrenmanlarımızda da bunu yaptırmaya çalışıyoruz. Yarın kırılma anları çok önemli olacak. O anları doğru değerlendirmemiz ve lehimize kullanmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Finale kalmanın Konyaspor adına önemli bir kazanım olduğunu vurgulayan Palut, "Yarın bir final maçı oynayacağız. Çok mücadele etmemiz gerekiyor. Buraya gelmek, final oynama hakkını elde etmek çok önemli ve değerli. Attığımız her adımdan gurur duyuyorum. Bunlar inanılmaz kazanımlar. Yarın da bunlardan bir tanesi olacak. Bence bu mücadeleyi verebilmek inanılmaz önemli" diye konuştu. "Kupayı kazanmak istiyor muyum? Çok istiyorum" Futbolda sonuca hükmetmenin her zaman mümkün olmadığını belirten Palut, buna rağmen kupayı kazanmayı çok istediklerini ifade etti. Palut, "Futbolun sonucuna hükmedemeyiz. Her şeyi çalışırsınız ama topun kaleye girip girmemesi bazen tamamen sizin kontrolünüz dışında gelişebilir. Kupayı kazanmak istiyor muyum? Çok istiyorum. Bu benim kariyerim için de inanılmaz bir şey olur. Ama yarın kupayı kazansam da kazanamasam da bu sürece aynı bakış açısıyla yaklaşacağım. Sonuç olarak kazanmayı çok istiyorum ama benim bu maçta çok fazla bir kaybetme endişem yok. Çünkü buraya kadar gelmek de çok değerli. Final saatlerine yaklaştığımız bu süreçte tarif etmesi zor, inanılmaz bir duygunun içindeyiz" diye konuştu. "Trabzonspor’da büyük yeteneklere sahip oyuncular var" Trabzonspor’un etkili oyuncularına dikkat çeken Palut, büyük maçlarda bireysel yeteneklerin bir anda devreye girebildiğini söyledi. Palut, "Büyük maçların farkı şu; hiç beklemediğiniz bir anda ortaya çıkabilecek büyük yeteneklere sahip rakip oyuncular oluyor. Trabzonspor’da da bu özellikte oyuncular var. Özellikle bu süreçte yıldızlaşan oyunculara dikkat etmemiz gerekiyor. Fatih Hoca’nın da dediği gibi, takımda bu anlamda fazla oyuncu var. Bu da kaçınamayacağımız bir gerçek" ifadeleriyle sözlerini tamamladı.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 20:59 Antalya’da dron destekli soygun, bin 400 saatlik kamera incelemesiyle aydınlatıldı Yurt dışından Antalya’ya gelerek bir iş yerinden içerisinde 8 milyon 338 bin TL’lik nakit para bulunan çelik kasa ile değerli eşyaları çalan yabancı uyruklu 4 kişi; Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerin tarafından bin 400 saatlik kamera kaydının incelenmesiyle yakalandı. Şahısların dron ile iş yeri çevresini, iş yerine müşteri gibi gelerekte içerde keşif yaptıkları, soygunun ardından yakalanmamak için 13 kilometre yaya ve bisikletle uzaklaştıkları, ardından araçla kaçtıkları belirlendi. 15 Mayıs’ta Kepez ilçesi Altınova Sinan Mahallesi’nde bulunan bir deri ve deri ürünleri mağazasındaki çelik kasanın kimliği belirsiz kişi veya kişilerce içerisinde 8 milyon 338 Bin TL para bulunan çelik kasa ile iş yerinde bulunan değerli eşyalar çalındı. İhbar üzerine Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri olaya karışan şahısların yakalanması için çalışma başlattı. İş yerinde ve çevredeki çok sayıda güvenlik kameralarını incelemeye alan Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin dikkatini çeşitli zamanlarda işyerine gelen 4 şahıs çekti. 13 kilometre yaya ve bisikletle kaçmışlar Geçmişe dönük yapılan güvenlik kamerası incelemesinde şüpheli şahısların birkaç kez iş yerine gelerek planlama ve keşif faaliyetinde bulunduğunu belirledi. Bin 400 saatlik güvenlik kamerasını inceleyen ekipler 4 şüphelinin olayın ardından yakalanmamak için 13 kilometre boyunca dağlık ve ormanlık alanlarda bulunan stabilize yollardan yaya olarak ve bisiklet kullanarak ilerledikleri tespit etti. Şüphe çekmemek için iş yerinden kilometrelerce uzağa park ettikleri yabancı ülke plakalı bir araç ile İstanbul’a gittiklerini belirleyen Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ile yürütülen koordineli çalışmalarda sonucu şahısların kaçtığı yabancı plakalı aracı İstanbul Fatih’te olduğunu belirledi. Antalya Emniyet Müdürlüğü tarafından oluşturulan özel ekip ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ile yürütülen ortak çalışma sonucu olayı gerçekleştirdikleri tespit edilen yabancı uyruklu şahıslar Fatih’te yakalandı. Araçta yapılan aramada iş yerinden çalınan ürünler çıktı İ.Z., F. T., F. C, ve I. H. isimli 4 yabancı uyruklu şahsın olay sonrası kaçmak için kullandıkları araç içerisinde yapılan aramada, iş yerinden çalınan kürk ve deri çantaların bir kısmı ele geçirildi. Ayrıca yabancı uyruklu 4 şahsın Şile ilçesi Jandarma sorumluluk bölgesinde bulunan ve saklanmak için kullandıkları adreste yapılan aramalarda ise; hırsızlı olayındada kullanıldığı değerlendirilen 3 adet bisiklet, 1 adet drone, 2 adet telsiz, 1 adet şarjlı matkap ve bu matkaba ait 3 adet deforme olmuş uç, çelik kasadan çalındığı değerlendirilen paraların bir kısmı ve yine iş yerinden çalınan 2 adet deri çanta ile 2 adet deri cüzdan ele geçirildi. Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen yabacı uyruklu İ. Z., F. T., F. C, ve I. H. emniyetteki ifade işlemlerinin ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezavine gönderildi.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 20:37 70 yaşında üniversite bitirdi, mezuniyet belgesini profesör oğlu verdi Antalya’nın Kumluca ilçesinde Akdeniz Üniversitesi Kumluca Meslek Yüksek Okulu Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü Seracılık programından 70 yaşında mezun olan Rahime Uluşar’a oğlu Prof. Dr. Ümit Deniz Uluşar tarafından mezuniyet belgesi verildi. 3 bölümü ve 4 program ile eğitim vermekte olan Akdeniz Üniversitesi Kumluca Meslek Yüksek Okulunun mezuniyet töreni yapıldı. Tören saygı duruşu ve istiklal marşının okunması ile başladı. Ardından Kumluca meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Ahmet Coşgun’un açılış konuşması yer aldı. Daha sonra Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş’in konuşması yer aldı. Kumluca Meslek Yüksek Okulu Okul Birincisi Cüneyt Karaöz yaptığı konuşmadan sonra yaş kütüğüne plaket çaktı. Okul birincisi Cüneyt Karaöz’e Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş, başarı belgesi ve mezuniyet belgesini verdi. Kısa bir müzik dinletisinden sonra mezun olan öğrencilere protokol üyeleri tarafından mezuniyet belgeleri verildi. 70 yaşında mezun oldu, mezuniyet belgesini profesör oğlu verdi Mezuniyet töreninde ise liseyi bitirdikten sonra üniversite okuma hayali olan ve 2 yıl önce üniversite sınavlarına giren 70 yaşındaki Rahime Uluşar Akdeniz Üniversitesi Kumluca meslek Yüksek Okulu Seracılık Bölümünden mezun oldu. Mezuniyet belgesini almak için sahneye çağırılan Rahime Uluşar’ın mezuniyet belgesini oğlu Akdeniz Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi, Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümit Deniz Uluşar verdi. Daha sonra Rahime Uluşar’ın eşi Eczacı Nadir Uluşar’da sahneye gelerek eşine çiçek verip onu kutladı. Duygularını aktaran Rahime Uluşar, "Hiç aklımdan çıkmamıştı. Ama devamlı çalıştığım için zamanımı hep çocuklarıma ayırdım. Okutayım derken zaman çok çabuk geçti. Çocuklarım üniversite sınavlarına girerken girsem çok daha iyi bölümler okuyabilirdim. İyi puanlarla bir yerlere girebilirdim. Buna da şükür 50 yıl sonra üniversite sınavına girdim. Türkiye genelinde 611’inci geldim. 274 eşit ağırlıklı puanım var. 4 yıllık bölümlerden de tutuyordu ama ben sağlığımı da göz önünde bulundurarak 4 yıllığa gidemedim. 2 yıllık bölüme giderek içimdeki hevesi giderdim. Bu duyguyu yaşadım. Çok güzel bir şey. İsteği olan herkesin sınava girmesini ve okumasını dilerim" dedi. Oğlunun başarısını da anlatan Rahime Uluşar, "İstanbul Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünü bitirdi. Sonra Boğaziçi’nde Sistem Kontrol Mühendisliğinde yaptı. Oradan diplomasını aldı. Oradan burslu Amerika’ya gitti. Orada yapay zeka üzerine doktorasını yaptı. Oradan geldi. Akdeniz Üniversitesinde Bilgisayar Mühendisliği Bölümünü kurdu. Daha iki sene önce tekrar yetmedi şimdi de yapay zeka bölümünü kurdu. Onları yürütüyor. Bu arada da Covid zamanında da Adalet Bölümünü bitirdi. Bu kadar başarılı bir oğlum var. Kendisi ile gurur duyuyorum" dedi. Akdeniz Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi, Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümit Deniz Uluşar ise şunları söyledi: "Annemin mezuniyetini görmeye geldim. Çok büyük bir başarı. Annem muhtemelen Akdeniz Üniversitemizin en yaşlı lisans programlarından mezun olan kişidir. Annem hiçbir dersten kalmadı. Süresini gayet yüksek bir şekilde gerçekleştirdi. Müthiş bir başarı. Kendisinin ilerleyen zamanlarda başkalarına da örnek olabileceğini düşünüyoruz. Her yaşta başarı alınabileceğine, her yaşta okunabileceğine genç kalınabileceğine öğrenmenin yaşı olmadığına öğrenmek için çalışmanın yaşının olmadığını her zaman insanların insanlığa verebileceği bir şeylerin olabileceğini olduğunu gösterdiği için kendisine hem kurumum adına hem annem adına hem de kendim adına teşekkür ediyorum. Annem de doçent veya yardımcı doçentlik cübbemi giydirmişti. Sırasıyla gidiyoruz. Bizde de onun cübbesini giydirmek nasip oldu. Başarılarının devamını diliyorum" dedi.
TFF Plaj Futbolu Ligi Manavgat etabında şampiyon Çimhan Sarılarspor oldu
28 Eylül 2025 Pazar - 10:13 TFF Plaj Futbolu Ligi Manavgat etabında şampiyon Çimhan Sarılarspor oldu 2025 TFF Plaj Futbolu Ligi Manavgat Belediyesi Etabı, 25-26-27 Eylül tarihlerinde gerçekleştirildi. Final karşılaşmasında Çimhan Sarılarspor, Çoraman Yatçılık Sarılarspor’u 2-1 mağlup ederek turnuvanın şampiyonu oldu. TFF Plaj Futbolu Ligi Manavgat Belediyesi Etabı 3 gün süren müsabakalar sonunda tamamlandı. Etabın, final karşılaşmasında Çimhan Sarılarspor, Çoraman Yatçılık Sarılarspor’u 2-1 mağlup ederek turnuvanın şampiyonu oldu. Turnuvada üçüncülük kürsüsüne Kardelenspor Batı Koleji çıktı. Ayrıca Kardelenspor Batı Koleji, gösterdiği sportmenlik nedeniyle turnuvanın ’En Centilmen Takımı’ seçildi. Bireysel ödüllerde ise dikkat çeken isimler vardı. Çimhan Sarılarspor’dan Serkan Banazlı, ’En İyi Kaleci’ ödülüne layık görüldü. Oliver Ramring (Çimhan Sarılarspor), Özcan Kocaman (Çimhan Sarılarspor), Serkan Kamalak (Kardelenspor Batı Koleji), Orhan Mamadov (Çoraman Yatçılık Sarılarspor) ise gol krallığı yarışında ise tam dört futbolcu 3’er golle zirveyi paylaşan isimler oldu. "Spora desteğimiz her zaman sürecek" Şampiyon Çimhan Sarılarspor’a kupa ve madalyaları, Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek tarafından takdim edildi. Kupa töreninde bir konuşma yapan Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek, "Manavgat Belediyesi olarak spora ve sporcularımıza her zaman destek vermeye devam edeceğiz. Plaj futbolu turnuvamız, hem sporun yaygınlaşması hem de kentimizin sosyal hayatına renk katması açısından çok değerli bir organizasyon oldu. Tüm takımlarımıza, emeği geçen çalışma arkadaşlarımıza ve tribünleri doldurarak heyecanımıza ortak olan vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Üç gün boyunca kıyasıya mücadelelere sahne olan turnuvada, Manavgatlı sporseverler plaj futbolunun coşkusunu doyasıya yaşadı.
Bahçeyi kurarken alay konusu oldular, şimdi 10 ton ürünün tamamını yurt dışına veriyorlar
28 Eylül 2025 Pazar - 09:57 Bahçeyi kurarken alay konusu oldular, şimdi 10 ton ürünün tamamını yurt dışına veriyorlar Tarımda sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği üzerine çalışan girişimci Esra Hurmeydan, kuraklığa dayanıklı ve bakım istemeyen dikenli incirle Türkiye’nin ilk tescilli dikenli incir bahçesini kurdu. Hurmeydan, "İlk bahçeyi kurduğumuz dönemlerde çevremizdeki insanlar, eşimiz dostumuz ’o kadar düz araziye neden bunu dikiyorsunuz’ diye bize serzenişte bulundular. Hatta bazen de alay konusu olduk. Halbuki işin rengi öyle değil. Gerçekten tatlı su kaynaklarımız tükeniyor ve bitki beslemenin yüksek olduğu bir dönemde gerçekten böyle bir bitki yetiştirmenin ne kadar faydalı ve kıymetli olduğunu sonradan gördükçe anladılar. Bu sene 10 tona yakın ürün aldık, hepsini ihraç ettik" dedi. Girişimci Esra Hurmeydan, uzun bir araştırma ve seleksiyon sürecinin ardından Türkiye’nin ilk düzenli dikenli incir bahçesini kurduklarını vurgulayarak, "3 yıl boyunca çeşitlerini inceledik, Doğu ve Batı Akdeniz’den örnekler topladık. Yaklaşık 6-7 yıl önce bahçeyi kurduk ve 28 Şubat’ta Türkiye’nin ilk tescilli dikenli incir ‘Alfa’sının tescilini aldık. Bu süreç 3 yıl sürdü. İlk bahçeyi kurduğumuz dönemlerde çevremizdeki insanlar, eşimiz dostumuz bu bölgedeki insanlar, o kadar düz araziye neden bunu dikiyorsunuz diye bize serzenişte bulundular. Hatta bazen de alay konusu olduk. Halbuki işin rengi öyle değil. Gerçekten tatlı su kaynaklarımız tükeniyor ve bitki beslemenin yüksek olduğu bir dönemde gerçekten böyle bir bitki yetiştirmenin ne kadar faydalı ve kıymetli olduğunu sonradan gördükçe anladılar. Benim bahçem şuanda bir bölümü 7 yaşında bir bölümü 6 yaşında diğerleri 4 yaşında. Şuan da biz bu sene 10 tona yakın ürün aldık. Hepsini ihraç ettik. Şimdi diyeceksiniz ki bu doğada da yetişiyor. Evet doğada da yetişiyor. Doğada yetiştiği için biz bunu aldık ve seleksiyon çalışması yaptık. Düzgün bahçe yapıldığında düzenli bahçe kurulduğunda ki bu Türkiye’nin ilk düzenli bahçesidir. Böyle bir bahçe yok zaten. Çünkü meyve kalitesi aynı olması gerekiyor, ihraç yaparken işlenirken devamlılığının ve sürekliliğinin olması gerekiyor. O yüzden toplama işlemenin kolay olması gerekiyor. Bakımı olurken daha kolay olması gerekiyor. İçerde hareket ederken meyve toplandığında petleri keserken hareket kabiliyetinin araçların daha olması gerektiği için düzenli bahçe olması gerekiyor" dedi. "10 tona yakın ürün aldık, hepsini ihraç ettik" Bahçenin bir bölümünün 7, bir bölümünün 6, diğerlerinin ise 4 yaşında olduğunu belirten Hurmeydan, bu yılki hasat hakkında, "Bu sene 10 tona yakın ürün aldık ve hepsini ihraç ettik. İhracata verdiğimiz firmalar meyvelerin biriks değerinin ve kalitesinin çok iyi olduğunu söyledi. Hiçbir kimyasal ilaç kullanmaya gerek duymadık" şeklinde konuştu. "Dikenli incir yurt dışında çok değerli" Dikenli incirin dünya genelinde farklı şekillerde değerlendirildiğine dikkat çeken Hurmeydan, "Yurt dışında sadece meyvesi değil, yaprakları da tüketiliyor. Marmelat, reçel yapılıyor; yaprakları kızartılıp et yemeklerinin yanında garnitür olarak sunuluyor. Jeli sağlık açısından kıymetli, çekirdekleri antioksidan. Meksika, yapraklarından organik deri üretiyor. Etna Yanardağı çevresinde lavları durdurmak için dikenli incir dikilmiş. Hayvan yemi olarak da dünya literatüründe yer alıyor. Kurak ülkeler yeşil ot bulamayınca yapraklarını doğrayarak hayvanlara veriyor" diye konuştu. "Türkiye’de yaygınlaşmalı" Türkiye’de dikenli incirin yeterince tanınmadığını vurgulayan Hurmeydan, bu bitkinin önemine dikkat çekerek, "Kaynanadili, Hint inciri, Hint yemişi, Trenk yemişi olarak biliniyor ama kıymeti bilinmiyor. Tarım Bakanlığı’nın verilerine göre Akdeniz’de tatlı su kaynakları çekiliyor, çöl sıcakları yaşanıyor. Biz su vermiyoruz, kendi öz suyuyla bu halde. Bu yüzden Türkiye genelinde yaygınlaşmasını istiyorum" dedi. "Devletten destek bekliyoruz" Dikenli incirin hayvancılığa da büyük katkı sağlayacağını belirten Hurmeydan, "Ekilmeyen araziler için devletin kiralama politikası var. İnsanlar su kıtlığı ve maliyetler nedeniyle ekim yapamıyor. Bu bitkinin maliyeti yok. Düzenli bahçeler kurulursa insanlar emek harcamadan gelir elde edebilir. Geleceğin meyvesi ve bitkisi olduğuna inanıyorum. Devletten bu konuda destek bekliyoruz. Türkiye’nin ilk düzenli bahçesini kuran ve ilk tescilini alan kişi olarak herkesin gelip bahçemizi görmesini ve bilgi almasını rica ediyorum" ifadelerini kullandı.
50 kiloluk kazanlarda 1 litre külle kaynatılıyor, kilosu 500 liradan satılıyor
28 Eylül 2025 Pazar - 09:39 50 kiloluk kazanlarda 1 litre külle kaynatılıyor, kilosu 500 liradan satılıyor Antalya’nın İbradı ilçesine bağlı Ürünlü köyünde bağ bozumu sonrası geleneksel yöntemlerle pekmez üretimi başladı. Yöre halkı, atalarından öğrendikleri yöntemleri günümüze taşıyarak hiçbir katkı maddesi kullanmadan tamamen doğal şekilde ürettikleri pekmezi hem kendi ihtiyaçları için kullanıyor hem de fazlasını satışa sunuyor. 50 kilogramlık kazanlarda 1 litre kül ilave edilerek kaynatılan pekmezin kilogramı ise 500 liradan alıcı buluyor. Ürünlü köyünde uzun ve zahmetli bir süreç sonunda elde edilen pekmez için üreticiler, üzümün bakımından kaynatılmasına kadar her aşamasında titizlikle çalışıyor. Pekmez üreticisi Mustafa Bozkurt, bağ bakımından hasada kadar geçen süreci ve üretim aşamalarını şöyle anlattı: "Bu işi bilenlerden, özellikle ziraattan, Antalya tarımdan bilgi alarak budama işini öğrendik. Budama üzümün ergenleşmesinde, danelerin büyümesinde oldukça önemli bir faktör olduğunu büyüklerimizden öğrendik. Doğal ortamda üzümlerimizi yetiştiriyoruz. Biz burada öyle periyodik olarak ilaçlama yapmıyoruz. Ancak atalarımızdan gördüğümüz gibi kükürt, bordo bulamacı falan kullanıyoruz. En son eylülde üzümler olmaya başlayınca biraz ergenleşmesini bekliyoruz. Kestiğimiz üzümleri 3-4 gün beklemeye bırakıyoruz." "Hijyen kurallarına dikkat ediyoruz" Bozkurt, üretim aşamasında tamamen hijyen kurallarına dikkat ettiklerini belirterek, "Şarahmana dediğimiz üzümü sıkma tekneleri var. Üzümü torbalara doldurduk, sonra hijyene dikkat ederek çizmelerle çiğniyoruz, çıkan şıraya kül koyuyoruz. Biz burada özellikle tercih ettiğimiz pekmez külü olarak incir ağacının külünü kullanıyoruz. Farklı küller de kullanılıyor ama meşe veya incir ağacının külünün tat yönünden daha lezzetli olduğunu büyüklerimizden öğrendik. Onun için biz meşe veya inciri tercih ediyoruz. Ardıcı kullanmıyoruz çünkü acılık veriyor. Bizim buralarda eskiden beri yemeği bile yaparken odunu seçen bir nesille büyüdük. Dolayısıyla hangisinin acılık, hangisinin tat verdiğini öğrendik" dedi. "Pekmez tavası 6-7 saat kaynıyor" Pekmez yapımında kesinlikle toprak kullanılmadığını vurgulayan Bozkurt, "Pekmez, aşağı yukarı yirmi dört saati aşan bir fasılda yapılıyor. Üzümleri kaynattıktan sonra, küllendikten ve durulanma safhasından sonra yaklaşık 6-7 saatlik bir kaynatma döneminin ardından köpük faslı geliyor. Bu, pekmezin sona erdiğini gösteriyor. Bu yıl pekmez için yaklaşık 500-600 kilogram üzüm ayırmıştık. Ortalama 100 kilogram civarında ürün aldık. Bizim satış-pazarlama gibi bir sorunumuz yok. Zaten profesyonel yapmadığımız için kendi ihtiyacımızı karşıladıktan sonra kalanları konu komşuya veriyoruz. Hatta Antalya’da bir yıl önceden ’pekmezimizi ayırın’ diyorlar. Zaten tamamen doğal olduğu için sağlık açısından tercih edilen bir ürün" diye konuştu. "Oldukça zahmetli" Pekmez üreticilerinden Rahime Gümüş ise üretimin ne kadar zahmetli olduğunu vurguladı. Üzüm üretiminin dışında sadece pekmez aşamasının bile 2 gün sürdüğünü söyleyen Gümüş, "Yetiştirmesi çok uzun, gerçekten çok zorlu bir yoldan geçiyor. Kestikten sonra kolay sıkılması için üç gün bekliyoruz. Ondan sonra her birinin çürüğünü ayıklayıp kasalarda yıkıyoruz. Yıkadıktan sonra şarahmana dediğimiz teknede hiç kullanılmamış çizmelerle çığnayarak sıkıyoruz. Çıkan şırayı kazanlara koyarak küllüyoruz. Bu kül mutlaka meşe külü ya da incir külü oluyor. 50 kiloluk kazanlara bir litrelik külümüzü koyuyoruz. Şıramızı doldurduktan sonra altını yakıyoruz, sürekli başında bekliyoruz, karıştırıyoruz. Kaynadıktan sonra altını çekiyoruz, bekliyoruz, durulanıyor. Durulandıktan sonra hortum aracılığıyla üstünden külsüz yerine alıp pekmez tavalarında kaynamaya bırakıyoruz. Bu kaynatma işlemi 6-7 saat sürüyor. Özellikle devamlı yaktığımız halde 6 saat sürdü. 6 saatin sonunda tavada oluşan köpük ise pekmezin olduğunu gösteriyor" diye konuştu. "Yıllardır beslenme eğitimi veriyorum" Yıllarca beslenme eğitimi verdiğini söyleyen Gümüş, "Kesinlikle baldan önce pekmezi öneriyoruz. Biz ürünü külden yapıyoruz, bu sağlık açısından çok önemli. Diğer köylerde maalesef toprakla yapılıyor. Toprak asbest içerdiği için kesinlikle önerilecek bir şey değil. Pekmez sağlıklı ama asbestli toprakla yapıldığı için önerilmez. Külle yapılması en sağlıklısı" dedi. "Yerli üzümün pekmezi bal gibi tatlı olur" Yerli üzüm çeşitlerine de dikkat çeken Gümüş, "Özellikle yerli üzümümüz dimlit ve ak üzüm. Ak üzüm asmalarda olur, ince kabukludur ve sıkım için çok uygundur, bol suludur. Dimlit dediğimiz siyah üzümlerimiz de bağlarımızda olur. Asıl yerli pekmez üzümlerimiz bunlardır. Bal gibi tatlı olur. Bunlara torba geçirerek şubat ayına kadar da saklama imkunımız olur. Yağmur, çamur dinlemez, torbanın içinde korunur, yemeğe de uygundur" diye konuştu. Doğal üretimin göstergesi olarak arıların bile pekmeze ilgi gösterdiğini söyleyen Gümüş, "Doğal olduğu için arılar geliyor. Doğal olmasa zaten gelmezler. Üzümümüzü sıktık, külü koyduk, pekmezimizi yaptık. Afiyetle yiyeceğiz" dedi. "Kilosu 500 lira" Gümüş, pekmezin satışının sınırlı olduğunu belirterek, "Bölgenin üzümü en güzel üzümlerimiz. Satışa gelmez, dayanıklı değildir ama pekmezi baldan tatlıdır. Belki alana pahalı gelir ama bizim doğal pekmezimiz. Bu yıl ailece paylaştıktan sonra fazlasını satıyoruz, 500 liraya satıyoruz" dedi. "Pekmez sağlık açısından önemli" Pekmezin sağlık açısından önemine de değinen Gümüş, "Kesinlikle bal yerine pekmez yemeği öneriyorum. Kansızlığa çok iyi gelir. Pekmezi C vitaminiyle alırsak çocuklara kansızlıkta çok faydalı olur. Portakal suyuyla birlikte içilirse demir tamamen yararlı hale gelir. Eğitimlerimde de söylüyorum; demir eksikliği olanlar mutlaka C vitaminiyle almalı" diye konuştu. "Aklım erdi ereli pekmez yapıyorum" Ürünlü köyünden Rafiya Özdemir ise, "Aklım erdi ereli pekmez yapıyorum. Pekmez yapmasını annemden öğrendim. Annem şimdi yaşlandı. Onun yerini bizler aldık. Yine de pekmez yaparken annem başımızda bekler ve bilemediğimizde bizi uyarıyor. Ürünlü üzümleri yerli üzümdür. Üzümlerimiz lezzetlidir. Tabi ki pekmezimizde bir o kadar güzeldir. Bizim pekmezin lezzetini veren hem yerli üzümlerimiz, hem de şıranın içine attığımız meşe, ceviz ve incir külü tat veriyor" şeklinde konuştu.
Kepez Kent Tiyatrosu’na ’En İyi Komedi Oyunu’ ödülü
28 Eylül 2025 Pazar - 09:26 Kepez Kent Tiyatrosu’na ’En İyi Komedi Oyunu’ ödülü Kepez Kent Tiyatrosu, 25. Direklerarası Seyircileri Ödülleri’nde sahnelenen "Medyum" oyunuyla "En İyi Komedi Oyunu" ödülünü kazanarak Antalya’ya büyük bir gurur yaşattı. Kepez Kent Tiyatrosu, Türkiye tiyatro dünyasının prestijli organizasyonlarından biri olan 25. Direklerarası Seyircileri Ödülleri’nde önemli bir başarıya imza attı. Tiyatro ekibinin sahneye koyduğu "Medyum" adlı oyun, jüri tarafından "En İyi Komedi Oyunu" seçilerek Kepez’e ve Antalya’ya büyük bir gurur yaşattı. Ödül töreninde sahne alan "Medyum", güldürürken düşündüren yapısıyla tiyatro severlerin büyük beğenisini kazanmıştı. Oyun, dedektif romanları yazan ancak geçim sıkıntısı nedeniyle medyumluk yapmaya başlayan Adam’ın, kendini karmaşık ilişkiler içinde bulmasını konu alıyor. 25 yıldır Türkiye’nin farklı şehirlerinde tiyatro topluluklarının ve sanatçıların ödüllendirildiği Direklerarası Seyircileri Ödülleri, tiyatro camiasında önemli bir motivasyon kaynağı olarak kabul ediliyor. Kepez Kent Tiyatrosu’nun aldığı bu ödül, tiyatro ekibine olduğu kadar, ilçede kültür ve sanatın gelişimine katkı sağlayan tüm çalışmalara da moral verdi. Kepez Kent Tiyatrosu’nun elde ettiği bu ödülün Antalya’nın sanat yaşamı açısından da son derece değerli olduğunu belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz "Kepez olarak sanat ve kültürü desteklemeye devam ediyoruz. Kent Tiyatromuzun aldığı bu değerli ödül, hem oyuncularımızın emeğinin hem de şehrimizin kültürel birikiminin bir göstergesidir. Sanata ve sanatçılarımıza olan desteğimiz sürecek" dedi.
Antalya’da karayolunu savaş alanına çeviren feci kaza: 2 ölü
28 Eylül 2025 Pazar - 09:10 Antalya’da karayolunu savaş alanına çeviren feci kaza: 2 ölü Antalya’nın Manavgat ilçesinde otomobilin yayaya çarpması sonucu meydana gelen kazada yaya olay yerinde ölürken kazada ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan otomobil sürücüsü hastanede yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Otomobilin yayaya çarptıktan sonra karşı şeride geçerek karşı şeritte seyir halindeki otomobile çarpıp takla atan otomobilde bulunan 2 kişi yaralanırken ortalık savaş alanına döndü. Kaza anları güvenlik kamerası ve bir araç kamerası tarafından saniye saniye görüntülendi.Kaza Manavgat-Alanya D-400 Karayolunda yaşandı. Edinilen bilgiye göre Manavgat istikametinden Alanya istikametine seyir halindeki Ercan Karaca’nın kullandığı 07 BNM 022 plakalı otomobil Örenşehir Mahallesi kavşağına geldiğinde yaya geçidi bulunmayan yerden yolun karşısına geçmekte olan Okan Çağan’a çarptı. Otomobilin çarpmasıyla havaya fırlayan ve asfalta düşen Okan Çağan, arkadan gelen bir otomobilin de çarpmasıyla yaklaşık 50 metre ileriye sürüklenip olay yerinde hayatını kaybetti.Diğer taraftan aşırı hızlı olduğu gözlenen 07 BNM 022 plakalı otomobil çarpmanın ardından karşı şeride geçerek Alanya istikametinden Manavgat istikametine seyir halindeki Harun B.’nin kullandığı 06 AEN 597 plakalı otomobile çarptı. Araçlar hurdaya dönerken yaralanan Ercan Karaca, Harun B. ve Mehmet S. yaralandı. 112 sağlık ekipleri tarafından olay yerindeki müdahalenin ardından ambulansla hastaneye kaldırılan yaralılardan yayaya çarpan otomobilin sürücüsü 21 yaşındaki Ercan Karaca kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. Jandarma ve trafik ekiplerinin yolda önlem almasının ardından her iki tarafa da yolda trafik akışı tek şeritten kontrollü olarak sağlandı.Feci kazada otomobilin yayaya hızla çarpıp kontrolden çıkarak karşı şeride geçip diğer araca çarpması ve takla atması arkadan gelen araç kamerasına ve güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.Otomobilin çarpması. sonucu hayatını kaybeden Okan Çağan’ın yanında bir şahsın bulunduğu, kazayı yaralanmadan atlatan ve yol kenarındaki ağacın altında oturan şahsın olayın şokunu uzun süre atlatamadığı görüldü.
Konyaaltı Doğa Koleji’nin taşınma kararına velilerden tepki
27 Eylül 2025 Cumartesi - 21:16 Konyaaltı Doğa Koleji’nin taşınma kararına velilerden tepki Doğa Koleji’nin Antalya Konyaaltı şubesinin ani taşınma kararı, velilerin tepkisine yol açtı. Okul önünde toplanan öğrenci velileri, Antalya Valiliği’ne başvurduklarını belirterek, "Rızamız olmadan çocuklarımızı farklı ilçedeki okullara yönlendirmeye çalışıyorlar, mağdur ediliyoruz" dedi. Doğa Koleji’nin Konyaaltı ilçesindeki kampüsünde eğitim gören öğrencilerin velileri, okul yönetiminin ani taşınma kararıyla karşı karşıya kaldı. Konyaaltı’ndan Kepez’e yönlendirilmek istendiklerini belirten veliler, yaşanan gelişmelere sert tepki gösterdi. Velilerin iddiasına göre okul yönetimi, herhangi bir resmi yazı ya da dayanak sunmadan öğrencilerin farklı ilçelerdeki şubelere aktarılacağını duyurdu. Bazı veliler, kendilerine dahi mesaj gönderilmediğini, kararın çocuklara söylendiğini öne sürdü. Veliler ayrıca okul yönetiminin, "Çocuklarınız okuldayken polis gelecek, bunu mu istiyorsunuz" sözleriyle kendilerini korkutmaya çalıştığını iddia etti. Ortaokul kısmının Kepez’deki Doğa Koleji’ne, ilkokul öğrencilerinin ise Casamax adlı bir kreş binasına taşınmasının planlandığını belirten veliler, tüm sürecin oldubittiye getirildiğini savundu. Kayıtlarını ve ödemelerini Konyaaltı şubesine yaptıklarını vurgulayan veliler, "Lokasyon sebebiyle bu okulu seçtik. Çocuklarımızı başka ilçelere gönderemeyiz. Bu durum hem hukuka aykırı hem de bizi mağdur ediyor" diyerek tepki gösterdi. "9 senedir bu okulun velileriyiz" Çocuğu 5. sınıfa başlayan veli Neslihan Tarhan, yaşadıkları süreci şu sözlerle anlattı: "Konyaaltı Doğa Koleji velileri olarak gerçekten çok mağdur olduk. Okullar açılalı üç haftaya girdik. Biz okul kayıtlarımızı, kitap paralarımıza kadar her şeyimizi ödeyerek Konyaaltı Doğa Koleji için yaptırdık. Ancak birkaç hafta önce okulun taşınacağı yönünde dedikodular çıkmaya başladı. Dün akşam saatlerinde aniden gelen bir mesajla farklı kampüslerde veli toplantısı düzenleneceği söylendi. Hatta bize resmi bir bildirim bile yapılmadı; çocuklara ’Pazartesi günü Kepez’deki kampüste başlayacaksınız’ denilmiş. Bizden rıza alınmadan böyle bir yönlendirme yapılıyor. Ben zaten o lokasyonda otursaydım, çocuğumu oraya yazdırırdım. Buradayız çünkü bu okulu istiyoruz. 9 senedir bu okulun velisiyiz, öğrencisiyiz. Burada kalmak istiyoruz." Tarhan, bazı velilerin polisle korkutulduğunu öne sürerek, "Okul yönetimi ’Çocuklarınız okuldayken polis gelecek, bunu mu istiyorsunuz’ diyor. Böyle bir şey hukuken mümkün değil ama velilerin bir kısmı bu korkuyla çocuklarını başka kampüslere götürdü. Bu okulun 300 velisinden 250’si bu yüzden burada değil. Bizim hiçbirimize resmi bir yazı, belge sunulmadı. Kitap paralarını da ödedik, hâlâ kitaplarımız gelmedi. Resmen oldubittiye getiriliyoruz" ifadelerini kullandı. "Kayyum süreci bizi bağlamıyor" Veliler ayrıca okul yönetiminin yaşanan belirsizliği Can Holding’e kayyum atanması olarak açıkladığını, ancak bunun kendilerini ilgilendiren bir konu olmadığını söyledi. Neslihan Tarhan, "Kayyum atandığından ötürü sorun varmış gibi gösteriyorlar ama biz franchise’ız. Bizde öyle bir durum söz konusu değil. Bu bahane edilerek öğrenciler başka ilçelere yönlendiriliyor" dedi. "Sözleşmemizi bu okulla yaptık" Bir diğer veli Canan Duran da sözleşmelerini Konyaaltı şubesiyle yaptıklarını hatırlatarak şunları söyledi: "Çocuğum ilkokulu burada okudu, ortaokul için de bu okulu tercih ettim. Çünkü evime yakındı. Şimdi apar topar başka bir ilçeye taşımaya çalışıyorlar. Ben bu okulla sözleşme yaptım, paramı buraya ödedim. İlçeyi değiştirerek bizi Kepez’e göndermek istiyorlar. Kaş da olabilir, Manavgat da olabilir. Bu mantıkla nereye kadar? Benim böyle bir tercihim yok. Kitap paralarımızı ödedik, kitaplar bile gelmedi. Öğretmenler akıllı tahtayla idare etmeye çalışıyor ama çocuklar mağdur. Paramızı geri alsak bile aylar sürecek, değeri düşecek. Biz kesinlikle başka bir ilçeye gitmek istemiyoruz." "Sesimiz duyulsun" çağrısı Veliler, alınan karar kapsamında Konyaaltı’ndaki ilkokul öğrencilerinin Casamax isimli bir kreş binasına, ortaokul öğrencilerinin ise Kepez’deki liseye yönlendirileceğini iddia ediyor. Konyaaltı’nda ikamet ettikleri için bu okulu seçtiklerini vurgulayan veliler, "Lokasyon bizim için çok önemliydi. Evimizi, işimizi ona göre ayarladık. Şimdi servis parası ödemek zorunda kalıyoruz. Bu durumu kabul etmiyoruz" diyerek yetkililerden destek istedi. Başvurularına henüz yanıt alamadıklarını belirten veliler, "Sesimizi duyuramıyoruz. Biz Konyaaltı’ndaki okulumuzda kalmak istiyoruz. Çocuklarımızın eğitim hakkı zarar görüyor. Lütfen bu mağduriyet giderilsin" çağrısında bulundu.
Alanya’da öğrenci yurdundaki cinsel istismar davasında öğretmene 83 yıl 9 ay ceza
27 Eylül 2025 Cumartesi - 16:58 Alanya’da öğrenci yurdundaki cinsel istismar davasında öğretmene 83 yıl 9 ay ceza Antalya’nın Alanya ilçesinde, Sugözü Erkek Öğrenci Yurdu’nda kalan 14 erkek öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan G.R.U, 83 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Olay, 2023 yılında Alanya’nın Sugözü Mahallesi’nde faaliyet gösteren özel erkek öğrenci yurdunda meydana geldi. Aynı yurtta öğretmen olarak görev yaptığı öğrenilen G.R.U.’nun, yurtta kalan yaşları küçük 14 öğrenciye yönelik farklı tarihlerde cinsel istismarda bulunduğu iddiası üzerine başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Davanın son ve karar duruşması Alanya Adliyesinde görüldü. Mahkeme heyeti tutuklu sanık hakkında isnad edilen suçlardan dolayı 83 yıl 9 ay hapis cezasına ve tutukluluk halinin devamına karar verdi. 14 öğrenci mağdur, 109 yıl hapis istemi Hazırlanan iddianamede, G.R.U.’nun 14 öğrenciye yönelik "sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel istismar", "çocuğa karşı cinsel taciz", "çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri vermek ya da bunların içeriğini göstermek", 1 öğrenciye yönelik ise "nitelikli cinsel istismar" suçlarından toplamda 109 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Öğrencilerin ifadeleri iddianamede İddianamede, mağdur öğrencilerin ifadeleri de yer aldı. Öğrenciler, G.R.U.’nun kendilerine fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, çeşitli zamanlarda cinsel içerikli söylemlerde bulunduğunu ve cinsel istismarda bulunduğunu anlattı. Sanık G.R.U. ise ifadesinde suçlamaları reddederek, "çocuklarla sadece şakalaştığını" öne sürdü. Cep telefonu kaydı delil oldu Öğrencilerden birinin cep telefonu ile kaydettiği görüntülerde, G.R.U.’nun çocuklara bağırdığı ve bazı öğrencilere fiziksel şiddet uyguladığı anlar yer aldı. Görüntüler, dava dosyasına delil olarak girdi. ‘’Beraatımı talep ediyorum’’ Duruşmada son sözü sorulan sanık G.R.U, ‘’ Taciz ve cinsel istismar suçlarını kabul etmiyorum. Beraatımı talep ediyorum’’ ifadelerini kullandı. 83 yıl 9 ay hapis cezası Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında mahkeme heyeti, sanık G.R.U.’yu toplamda 83 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme ayrıca sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Karar duruşmasının ardından Alanya Adliye binası önünde karar hakkında değerlendirmede bulunan dava avukatlarından Mehmet Sutay Seydioğulları, "Mahkeme sanık hakkında 84 yıl hapis cezasına hükmetti. İşlediği suçlar bakımından somut delilleri ve tanıklar eşliğinde suçun soyut ve somut unsurların oluştuğuna mahkeme heyeti kanaat getirdi. Normalde sanığın daha fazla ceza alması kanaatindeyiz. Bununla ilgili gerekli itirazlarımızı yapacağız. Sonuna kadar bu sürecin takipçisiyiz’’ dedi.