EKONOMİ - 28 Eylül 2025 Pazar 09:39

50 kiloluk kazanlarda 1 litre külle kaynatılıyor, kilosu 500 liradan satılıyor

A
A
A
50 kiloluk kazanlarda 1 litre külle kaynatılıyor, kilosu 500 liradan satılıyor

Antalya’nın İbradı ilçesine bağlı Ürünlü köyünde bağ bozumu sonrası geleneksel yöntemlerle pekmez üretimi başladı. Yöre halkı, atalarından öğrendikleri yöntemleri günümüze taşıyarak hiçbir katkı maddesi kullanmadan tamamen doğal şekilde ürettikleri pekmezi hem kendi ihtiyaçları için kullanıyor hem de fazlasını satışa sunuyor. 50 kilogramlık kazanlarda 1 litre kül ilave edilerek kaynatılan pekmezin kilogramı ise 500 liradan alıcı buluyor.


Ürünlü köyünde uzun ve zahmetli bir süreç sonunda elde edilen pekmez için üreticiler, üzümün bakımından kaynatılmasına kadar her aşamasında titizlikle çalışıyor. Pekmez üreticisi Mustafa Bozkurt, bağ bakımından hasada kadar geçen süreci ve üretim aşamalarını şöyle anlattı: "Bu işi bilenlerden, özellikle ziraattan, Antalya tarımdan bilgi alarak budama işini öğrendik. Budama üzümün ergenleşmesinde, danelerin büyümesinde oldukça önemli bir faktör olduğunu büyüklerimizden öğrendik. Doğal ortamda üzümlerimizi yetiştiriyoruz. Biz burada öyle periyodik olarak ilaçlama yapmıyoruz. Ancak atalarımızdan gördüğümüz gibi kükürt, bordo bulamacı falan kullanıyoruz. En son eylülde üzümler olmaya başlayınca biraz ergenleşmesini bekliyoruz. Kestiğimiz üzümleri 3-4 gün beklemeye bırakıyoruz."



"Hijyen kurallarına dikkat ediyoruz"


Bozkurt, üretim aşamasında tamamen hijyen kurallarına dikkat ettiklerini belirterek, "Şarahmana dediğimiz üzümü sıkma tekneleri var. Üzümü torbalara doldurduk, sonra hijyene dikkat ederek çizmelerle çiğniyoruz, çıkan şıraya kül koyuyoruz. Biz burada özellikle tercih ettiğimiz pekmez külü olarak incir ağacının külünü kullanıyoruz. Farklı küller de kullanılıyor ama meşe veya incir ağacının külünün tat yönünden daha lezzetli olduğunu büyüklerimizden öğrendik. Onun için biz meşe veya inciri tercih ediyoruz. Ardıcı kullanmıyoruz çünkü acılık veriyor. Bizim buralarda eskiden beri yemeği bile yaparken odunu seçen bir nesille büyüdük. Dolayısıyla hangisinin acılık, hangisinin tat verdiğini öğrendik" dedi.



"Pekmez tavası 6-7 saat kaynıyor"


Pekmez yapımında kesinlikle toprak kullanılmadığını vurgulayan Bozkurt, "Pekmez, aşağı yukarı yirmi dört saati aşan bir fasılda yapılıyor. Üzümleri kaynattıktan sonra, küllendikten ve durulanma safhasından sonra yaklaşık 6-7 saatlik bir kaynatma döneminin ardından köpük faslı geliyor. Bu, pekmezin sona erdiğini gösteriyor. Bu yıl pekmez için yaklaşık 500-600 kilogram üzüm ayırmıştık. Ortalama 100 kilogram civarında ürün aldık. Bizim satış-pazarlama gibi bir sorunumuz yok. Zaten profesyonel yapmadığımız için kendi ihtiyacımızı karşıladıktan sonra kalanları konu komşuya veriyoruz. Hatta Antalya’da bir yıl önceden ’pekmezimizi ayırın’ diyorlar. Zaten tamamen doğal olduğu için sağlık açısından tercih edilen bir ürün" diye konuştu.



"Oldukça zahmetli"


Pekmez üreticilerinden Rahime Gümüş ise üretimin ne kadar zahmetli olduğunu vurguladı. Üzüm üretiminin dışında sadece pekmez aşamasının bile 2 gün sürdüğünü söyleyen Gümüş, "Yetiştirmesi çok uzun, gerçekten çok zorlu bir yoldan geçiyor. Kestikten sonra kolay sıkılması için üç gün bekliyoruz. Ondan sonra her birinin çürüğünü ayıklayıp kasalarda yıkıyoruz. Yıkadıktan sonra şarahmana dediğimiz teknede hiç kullanılmamış çizmelerle çığnayarak sıkıyoruz. Çıkan şırayı kazanlara koyarak küllüyoruz. Bu kül mutlaka meşe külü ya da incir külü oluyor. 50 kiloluk kazanlara bir litrelik külümüzü koyuyoruz. Şıramızı doldurduktan sonra altını yakıyoruz, sürekli başında bekliyoruz, karıştırıyoruz. Kaynadıktan sonra altını çekiyoruz, bekliyoruz, durulanıyor. Durulandıktan sonra hortum aracılığıyla üstünden külsüz yerine alıp pekmez tavalarında kaynamaya bırakıyoruz. Bu kaynatma işlemi 6-7 saat sürüyor. Özellikle devamlı yaktığımız halde 6 saat sürdü. 6 saatin sonunda tavada oluşan köpük ise pekmezin olduğunu gösteriyor" diye konuştu.



"Yıllardır beslenme eğitimi veriyorum"


Yıllarca beslenme eğitimi verdiğini söyleyen Gümüş, "Kesinlikle baldan önce pekmezi öneriyoruz. Biz ürünü külden yapıyoruz, bu sağlık açısından çok önemli. Diğer köylerde maalesef toprakla yapılıyor. Toprak asbest içerdiği için kesinlikle önerilecek bir şey değil. Pekmez sağlıklı ama asbestli toprakla yapıldığı için önerilmez. Külle yapılması en sağlıklısı" dedi.



"Yerli üzümün pekmezi bal gibi tatlı olur"


Yerli üzüm çeşitlerine de dikkat çeken Gümüş, "Özellikle yerli üzümümüz dimlit ve ak üzüm. Ak üzüm asmalarda olur, ince kabukludur ve sıkım için çok uygundur, bol suludur. Dimlit dediğimiz siyah üzümlerimiz de bağlarımızda olur. Asıl yerli pekmez üzümlerimiz bunlardır. Bal gibi tatlı olur. Bunlara torba geçirerek şubat ayına kadar da saklama imkunımız olur. Yağmur, çamur dinlemez, torbanın içinde korunur, yemeğe de uygundur" diye konuştu.


Doğal üretimin göstergesi olarak arıların bile pekmeze ilgi gösterdiğini söyleyen Gümüş, "Doğal olduğu için arılar geliyor. Doğal olmasa zaten gelmezler. Üzümümüzü sıktık, külü koyduk, pekmezimizi yaptık. Afiyetle yiyeceğiz" dedi.



"Kilosu 500 lira"


Gümüş, pekmezin satışının sınırlı olduğunu belirterek, "Bölgenin üzümü en güzel üzümlerimiz. Satışa gelmez, dayanıklı değildir ama pekmezi baldan tatlıdır. Belki alana pahalı gelir ama bizim doğal pekmezimiz. Bu yıl ailece paylaştıktan sonra fazlasını satıyoruz, 500 liraya satıyoruz" dedi.



"Pekmez sağlık açısından önemli"


Pekmezin sağlık açısından önemine de değinen Gümüş, "Kesinlikle bal yerine pekmez yemeği öneriyorum. Kansızlığa çok iyi gelir. Pekmezi C vitaminiyle alırsak çocuklara kansızlıkta çok faydalı olur. Portakal suyuyla birlikte içilirse demir tamamen yararlı hale gelir. Eğitimlerimde de söylüyorum; demir eksikliği olanlar mutlaka C vitaminiyle almalı" diye konuştu.



"Aklım erdi ereli pekmez yapıyorum"


Ürünlü köyünden Rafiya Özdemir ise, "Aklım erdi ereli pekmez yapıyorum. Pekmez yapmasını annemden öğrendim. Annem şimdi yaşlandı. Onun yerini bizler aldık. Yine de pekmez yaparken annem başımızda bekler ve bilemediğimizde bizi uyarıyor. Ürünlü üzümleri yerli üzümdür. Üzümlerimiz lezzetlidir. Tabi ki pekmezimizde bir o kadar güzeldir. Bizim pekmezin lezzetini veren hem yerli üzümlerimiz, hem de şıranın içine attığımız meşe, ceviz ve incir külü tat veriyor" şeklinde konuştu.



50 kiloluk kazanlarda 1 litre külle kaynatılıyor, kilosu 500 liradan satılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Çocukluk hayalini gerçeğe dönüştüren görme engelli müezzin: "Engelli olmak Kur’an okumaya engel değildir" Çorum’da 12 yıldır görev yapan görme engelli hafız Hakan Duman, çocukluk yıllarında mahallesindeki müezzinden etkilenerek kurduğu hayali gerçeğe dönüştürdü. Görevini sevgiyle sürdüren Duman, görme engelli bireylerin de Kur’an-ı Kerim öğrenebileceğini söyledi. Aslen Ordu’nun Ünye ilçesinden olan 38 yaşındaki Hakan Duman, yaklaşık 12 yıldır Çorum’da görev yapıyor. Görme engeline rağmen mesleğini büyük bir özveriyle sürdüren Duman, cami cemaati tarafından sevgiyle karşılanıyor. Çocukluk yıllarında gittiği camideki müezzinden etkilenen Duman, o günlerde kurduğu hayali yıllar sonra gerçeğe dönüştürdü. Görevini severek yaptığını belirten Duman, "Benim için işin zor bir kısmı yok. Diğer imam ve müezzin arkadaşlarımız gibi ben de görevimi aynı şekilde ifa etmeye çalışıyorum. Küçükken mahallemizde görev yapan bir müezzin amcamız ara sıra bize müezzinlik yaptırırdı. O zaman kendi kendime, ’İleride Allah nasip ederse ben de bu görevi yapmak istiyorum’ dedim" diye konuştu. Aynı zamanda hafız olan Duman, görme engelli bireylerin de Kur’an-ı Kerim öğrenebileceğini ifade etti. Bunun için kabartma yazı eğitiminin önemli olduğunu söyleyen Duman, "Hafızlık yapmak kolay değil. Ancak görme engelli kardeşlerimiz de hafız olabilir. Kur’an-ı Kerim öğrenebilmeleri için önce Türkçeyi ve kabartma yazıyı öğrenmeleri gerekir" dedi. Engelli bireylerin hayatın içinde aktif şekilde yer aldığını vurgulayan Duman, "Engelli olmak, Kur’an-ı Kerim’i okumaya engel değildir. Her insan bir engelli adayıdır. Vatandaşlarımızdan, görme engelli kardeşlerimize karşı daha duyarlı olmalarını istiyorum" ifadelerini kullandı. Müezzinliğe başlamasında çocukluk yıllarında tanıdığı bir din görevlisinin etkili olduğunu anlatan Duman, "Ordu Ünye’de mahallemizde görev yapan, yaşça bizden büyük bir müezzin amcamız vardı. Ara sıra bize müezzinlik yaptırırdı. O zaman kendi kendime, ’İleride Allah nasip ederse ben de bu amcamızın yaptığı görevi yapmak istiyorum’ dedim" diye konuştu. Aynı zamanda hafız olan Duman, görme engelli bireylerin de hafızlık yapabileceğini söyledi. Hafızlığın emek isteyen bir süreç olduğunu dile getiren Duman, "Hafızlık yapmak bir engelli için kolay bir şey değil ama hafız kalabilmek çok daha önemli. Elhamdülillah hafızlık çalıştık. Arkadaşlarımızı dinliyoruz. Yapabilen görme engelli arkadaşlarımız varsa, engelli kardeşlerimiz de hafız olabilir" ifadelerini kullandı. Kur’an-ı Kerim öğrenmek isteyen görme engelli bireyler için kabartma yazının önemli olduğunu vurgulayan Duman, "İlla hafız olmak şart değil. Kur’an-ı Kerim öğrenebilmeleri için önce Türkçeyi öğrenmeleri gerekir. Okullara giderek ya da halk eğitim merkezlerinde eğitim alarak kabartma yazıyı öğrenebilirler. Görme engelli kardeşlerimize Kur’an-ı Kerim öğrenmelerini tavsiye ediyorum" şeklinde konuştu. Engelli bireylerin hayatın içinde aktif şekilde yer aldığını ifade eden Duman, "Engelli olmak, Kur’an-ı Kerim’i okumaya engel değildir. Bu, Allah’ın kelamıdır. Engelli kardeşlerimiz de normal insanlar gibi hayatın içinde yaşamlarını sürdürüyor. Her insan bir engelli adayıdır" dedi. Vatandaşlara da duyarlılık çağrısında bulunan Duman, "Normal vatandaşlarımızdan görme engelli kardeşlerimize karşı daha duyarlı olmalarını istiyorum. Karşıdan karşıya geçerken ve yollardaki hissedilebilir yüzeyleri kullanırken yardımcı olmalarını istirham ediyorum" diye konuştu.
Kars Gençlik Haftası’nda tribünler doldu: Kaymakam Tutal’dan genç sporculara destek Kars’ın Susuz ilçesinde Gençlik Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen liseler arası voleybol turnuvası, nefesleri kesti. Susuz Kaymakamı Muhammed Emin Tutal’ın da katılım sağladığı organizasyon, gençlerin spora olan ilgisini ve dayanışma ruhunu bir kez daha gözler önüne serdi. İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleştirilen turnuva kapsamında, Gülüzaroğlu Abdullah Anadolu İmam Hatip Lisesi ile Şehit Ömercan Yekebağcı Çok Programlı Lisesi karşı karşıya geldi. Tribünlerde öğrenciler ve öğretmenlerin yoğun ilgi gösterdiği müsabakada, sahadaki mücadele kadar centilmenlik ve takım ruhu da dikkat çekti. Karşılaşmayı tribünden takip eden Kaymakam Muhammed Emin Tutal, maç öncesi ve sonrasında öğrencilerle bir araya gelerek genç sporculara başarı dileklerinde bulundu. Gençlerin sportif faaliyetlere katılımının önemine vurgu yapan Tutal, sporun yalnızca fiziksel gelişime değil, aynı zamanda dostluk, kardeşlik ve birlik duygularının güçlenmesine de katkı sağladığını ifade etti. Gençlik Haftası’nın ruhuna uygun şekilde düzenlenen etkinliğin, öğrenciler arasında kaynaşmayı artırdığını belirten Kaymakam Tutal, organizasyonda emeği bulunan öğretmenlere, okul idarecilerine ve kurum yetkililerine teşekkür etti. Turnuva boyunca sergilenen mücadele ve yüksek motivasyon, izleyenlerden tam not alırken, etkinlik ilçede gençliğe verilen önemin de güçlü bir göstergesi oldu.