Yerel Haberler
Antalya
ATB Başkanı Çandır: "Fırtınada zarar gören alanlar aynı dere ve çay havzasında"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 14:03 ATB Başkanı Çandır: "Fırtınada zarar gören alanlar aynı dere ve çay havzasında" Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, afette 5 bin dekarın üzerinde tarım alanının zarar gördüğünü belirterek, "Zarar gören alanlara baktığımızda büyük bölümü aynı çay ve dere havzalarında tekrar etmektedir. Çözüm ise planlı, bilimsel ve uzun vadeli altyapı yatırımlarından geçmektedir" dedi. ATB Ocak Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkan Vekili Abdullah İnan başkanlığında yapıldı. Toplantıda ATB’nin 2025 çalışma özeti sunularak, yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyeler bilgilendirildi. ATB Başkanı Ali Çandır, konuşmasında Antalya’da yaşanan sel, dolu, fırtına ve hortum nedeniyle 5 bin dekarın üzerinde tarım alanının zarar gördüğünü kaydetti. Çandır, "Son günlerde Kumluca, Finike, Demre ve Aksu başta olmak üzere kentimizde yaşanan hortum ve sel afetleri hepimizi derinden üzmüştür. Hayatını kaybeden yavrumuza Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Afetler ilk belirlemelere göre 5 bin dekarı aşan örtüaltı üretim alanlarımızda ciddi zararlara yol açmıştır. Zarar gören üreticilerimize ve tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Zarar gören alanlara baktığımızda büyük bölümü aynı çay ve dere havzalarında tekrar etmektedir. Çözüm ise planlı, bilimsel ve uzun vadeli altyapı yatırımlarından geçmektedir" dedi. 2 bin üreticiye destek talebi Yağışların devam ettiğini, en büyük tesellinin genel hayatı etkileyen daha büyük bir afetin yaşanmamış olması olduğunu söyleyen Çandır, "İlgili tüm kurum ve kuruluşların ilk günden itibaren teyakkuz hâlinde hareket etmesini ve hızlı müdahalede bulunmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak yüksek maliyetler altında üretim yapan ve karlı bir hasat dönemine girerken zarara uğrayan yaklaşık 2 bin üreticimiz açısından acil nakit desteğinin sağlanması, mevcut kredilerin ötelenmesi ve yeni hibe ile uygun kredi imkânlarının acilen devreye alınması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Çandır, Antalya’nın kültürel hafızasına önemli katkılar sunan, sevilen tarihçi ve araştırmacı Giray Ercenk’in kaybından duyduğu üzüntüyü de dile getirerek, "Güray Ercenk ağabeyimize Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Kentimize bıraktığı izler daima yaşayacaktır" dedi. "Tarım yüzde 7 küçüldü" Ali Çandır, "2025 yılına 2024’ten daha iyi bir yıl olacağı beklentisiyle başlamıştık. Ancak gerek ülke gerek kent gerekse sektörümüz açısından 2025 yılı birçok göstergede 2024’ün gerisinde kalmıştır" ifadelerini kullandı. 2025 yılında GSYH büyümesinin yaklaşık yüzde 4 civarında olduğunu, ticaretin yüzde 5, sanayinin yüzde 4 büyümesi beklenirken, tarım sektörünün yaklaşık yüzde 7 küçüleceğinin öngörüldüğüne dikkat çeken Çandır, "En dikkat çekici tablo tarımdadır. Çünkü tarım yalnızca ekonomik değil, stratejik bir sektördür. Tarih bize göstermektedir ki tarımını kaybeden, geleceğini kaybeder. Bu nedenle stratejilerin ve politikaların merkezinde tarım olmak zorundadır. Tarım sektörü; ürünlerini maliyet-fiyat ilişkisiyle değil, piyasanın belirlediği fiyatlarla satar. Üretimini sezon içinde esnek biçimde ayarlayamaz ve doğa risklerine tamamen açıktır. Sezon sonunda ya ayakta kalır ya da sektörden çekilmek zorunda kalır. Bu nedenle tarımın stratejik niteliği tartışmasızdır ve politikalar bu gerçekliğe uygun biçimde oluşturulmalıdır" diye konuştu. TÜİK’in il düzeyinde milli gelirin (GSYH) 2000-2024 dönemini kapsayacak şekilde yayımlandığını hatırlatan Çandır, 2019 yılında Antalya’nın ülke ekonomisi içindeki toplam payının yüzde 3,5’e, ticaretteki payının ise yüzde 5,4’e ulaştığını ve en güçlü yıl olduğunu söyledi. Çandır, tarımda ise tablonun çarpıcı olduğunu kaydederek şunları söyledi: "Antalya’nın tarımdaki payı 2010 yılında yüzde 6,1 düzeyindeyken, 2024 itibarıyla yüzde 4,6’ya gerilemiştir. Başka bir ifadeyle son 15 yıl içinde tarım sektöründe yaklaşık yüzde 25 oranında bir pay kaybı yaşanmıştır. Kentimiz özelinde ise tarımın milli gelir içindeki payı 2010’da yüzde 16,3 iken, 2024’te yüzde 7,8’e düşmüştür. 2025’te bu oranın yüzde 7’nin altına inmesini bekliyoruz. Bu durum yalnızca nispi bir değişim değil, kent ekonomisinde genel bir yavaşlamaya işaret etmektedir. Nitekim sanayi sektörünün milli gelir içindeki payı 2021 yılında yüzde 11,8 iken, 2024 yılında yüzde 8,2’ye düşmüştür. Ticaret sektöründe ise en yüksek pay 2022 yılında yüzde 38,3 olarak gerçekleşmiş, 2024 yılında yüzde 37,7’ye gerilemiştir. 2025 yılının bu göstergelerin de gerisinde kalacağı tahmin edilmektedir. Tarım başta olmak üzere birçok temel sektörde 2024 yılına kıyasla daha zayıf bir performansla karşı karşıyayız. Turizmde 2025 yılında güçlü bir ziyaretçi akışı yaşanmasına rağmen sektör katma değer üretiminde ve fiyat rekabetinde beklenen seviyeye ulaşamamıştır. Tarımda ise kuraklık ve iklim şartlarında ötesinde, kentimize özgü daha derin bir kırılganlık dikkat çekmektedir. Tarımda yaşanan yapısal daralmayı yaş meyve-sebze ve domates ticaretinde de net biçimde görüyoruz. Son 6 yılda halde işlem gören sebze ve domates miktarı yüzde 50’nin, meyve miktarı ise yüzde 60’ın üzerinde azalmıştır. Buna karşın fiyat endeksleri 23 kat artmıştır. Bu tablo gösteriyor ki, sorun fiyatlarda değil, üretimde; geçici dalgalanmalarda değil, yapısal bir daralmadadır." "2026 yılının ilk yarısı zorlu geçecek" Çandır, 2026 yılı için yılın ilk yarısında sıkı, ikinci yarısında ise daha esnek politikaların beklendiğini söyleyerek, "İlk yarı iş dünyası için zorlukların süreceği bir dönem olacaktır. İkinci yarıdaki muhtemel rahatlama ise ölçülü olmak zorundadır; aksi halde son yıllardaki fedakarlıkları kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız" dedi. ATB’nin 2026 teması "su" Antalya Ticaret Borsası’nın çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Çandır, Borsa olarak son dört yıldır çalışmalarını "sürdürülebilirlik" ekseninde yürüttüklerini anlattı. ATB’nin 2026 yılı temasının "su" olduğunu kaydeden Çandır, "Çünkü tarımın, gıdanın, ihracatın ve kent ekonomisinin geleceği doğrudan suyla ilişkilidir. Antalya tarımı, dış ticareti besleyen güçlü bir yapıya sahiptir. Ancak gerekli dönüşüm sağlanamazsa ihracatımız zorlanacaktır. Bu nedenle iklim dostu üretim artık bir tercih değil, zorunluluktur. Su kaynaklarına erişimde yaşanan sorunlar giderek derinleşmektedir. Geçici yağışlar kalıcı çözüm değildir. Ürün deseninin havza bazlı planlanması, kapalı devre sulama sistemleri, su hasadı, kuraklığa dayanıklı çeşitler ve kayıt dışı su kullanımının denetimi artık ertelenemez. Ayrıca, su yalnızca tarımın değil; sanayinin, turizmin ve hane halkının da ortak sorumluluğudur. Antalya suyu bol sanılan ancak kuraklık baskısı yüksek bir kenttir. Tarım, turizm ve kentleşme aynı kaynağı paylaşmaktadır. Su yönetimi artık teknik değil, doğrudan ekonomik bir konudur. Toprağımız, suyumuz ve doğamız ortak sermayemizdir. Bu sermayemize sahip çıkmazsak hepimiz kaybedeceğiz. Unutmayalım ki, suya sahip çıkmak, bu yarınımıza sahip çıkmaktır" diye konuştu. Mermer ocağı uyarısı Mermer ocağı faaliyetlerinin geçici olduğunu, tarımın ise kuşaklar boyunca süren stratejik bir üretim alanı olduğunu ifade eden Çandır, "Finike Boldağ’da planlanan taş ocağına bakışımız da bu yaklaşımın doğal bir sonucudur. Tarımsal varlığımızı ve kültürel mirasımızı zedelemeyen hiçbir yatırıma karşı değiliz. Mermer ihtiyacını verimli arazilerimizin dışında, çevresel ve toplumsal hassasiyetleri dikkate alarak planlamalıyız" dedi. "COP31 önemli bir fırsat" 2026 yılının Antalya için önemli bir yıl olduğunu, Asya Pasifik Tohumculuk Kongresi, Uluslararası Uzay Kongresi, Antalya Diplomasi Forumu ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 31’inci oturumuna (COP31) ev sahipliği yapacağını ve küresel ölçekte söz söyleme imkanı bulacağını kaydeden Çandır, "COP31, ölçeği ve küresel etkisiyle kentimiz açısından ayrı bir sorumluluk alanı oluşturmaktadır. Geçmiş COP ev sahiplikleri önemli dersler sunmaktadır. COP28 ile Dubai, iklim diplomasisini ve EXPO City altyapısını kalıcı bir değere dönüştürmüş, COP29 ile Bakü iklim finansmanını küresel gündemin merkezine taşıyarak kentin uluslararası görünürlüğünü güçlendirmiş, COP30 ise Brezilya da iklim, doğa ve biyoçeşitlilik başlıklarını dünya kamuoyunun odağına yerleştirmiştir. Antalya’da da COP31’e sivil toplumun, meslek örgütlerinin, üniversitelerin, gençlerin ve özel sektörün dâhil olduğu ortak bir akıl ve yönetişim anlayışıyla yaklaşmak durumundayız. Çünkü COP31’in gerçek başarısı, zirve tamamlandıktan sonra kentimize ne bıraktığıyla ölçülecektir. Bizim için asıl başarı; COP31 sonrasında kentimizin havasını, suyunu, taşını, toprağını ve sahip olduğu tüm çevresel değerleri merkeze alan bir anlayışın kalıcı hale gelmesidir. Atık sorunu yaşamayan, suyu etkin yöneten, dağına, taşına ve toprağına sahip çıkan bir yaklaşımın Antalya’da hâkim olması en büyük temennimizdir" diye konuştu. "EXPO 2016 alanı kente kazandırılmalı" COP31’in uzun süredir atıl olan EXPO 2016 alanında planlanmasını önemli bir fırsat olarak değerlendiren Ali Çandır, "Ancak bu alanı yalnızca geçici bir organizasyon mekanı olarak değil, COP31 sonrasında da kente hizmet eden, değer üreten bir merkez olarak ele almalıyız. Bu merkez, çevre ve iklim temalı olabileceği gibi, eğitim, sağlık ya da tarım gibi farklı başlıklarda da şekillenebilir. Asıl mesele, EXPO 2016 alanının hangi başlıkta ve nasıl bir katma değer üreteceğine Antalya’nın kent olarak birlikte karar verebilmesidir" dedi. ATB meslek komiteleri üyelerinin son üç yıldır artırılmayan ve yüksek enflasyon karşısında reel olarak eriyen tarımsal işletme ve yatırım kredi limitlerinin en az iki katına çıkarılmasını, ayrıca imalat sanayine uygulanan 5 puanlık sigorta primi indiriminin tarım sektörü için de hayata geçirilmesini talep ettiğini belirten Çandır, "Bu talepler bir ayrıcalık değil, üretimin sürdürülebilmesi, kayıtlı istihdamın korunması ve gıda güvenliğinin sağlanması için zorunlu ve akılcı adımlardır. Sektörümüzün buna ihtiyacı vardır" şeklinde konuştu. YÖREX nisanda Antalya Ticaret Borsası olarak 17 yıldır Yöresel Ürünler Projesi ve YÖREX Fuarı ile kırsal kalkınmayı desteklediklerini ifade eden Çandır, "Yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerimizi korumak, tanıtmak ve ekonomik değerini artırmak için aynı kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu yıl fuarımızı 22-26 Nisan tarihlerinde düzenleyeceğiz. Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine ülkemizin tüm zenginliklerini bir kez daha aynı çatı altında buluşturacağız. ‘Sizin Oraların Nesi Meşhur?’ sloganıyla üreticilerimizi, ticaret erbaplarımızı ve ilgili tüm kurumlarımızı YÖREX’e davet ediyoruz" diye konuştu. Mecliste üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Anneden 2 gündür haber alamadığı oğluna yürek yakan çağrı: "Annecim seni çok seviyorum, ne olur gel, sensizliğe dayanamıyorum"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 13:54 Anneden 2 gündür haber alamadığı oğluna yürek yakan çağrı: "Annecim seni çok seviyorum, ne olur gel, sensizliğe dayanamıyorum" Antalya’nın Aksu ilçesinde lavaboya gideceğini söyleyerek evden ayrılan 11 yaşındaki çocuk, iki gündür her yerde aranıyor. Acılı aile, oğullarının bulunması için vatandaşlardan yardım bekliyor. Antalya’nın Aksu ilçesine bağlı Murtuna Mahallesi’nde yaşayan 5. sınıf öğrencisi 11 yaşındaki Ali Biçer’den, 26 Ocak Pazartesi gününden bu yana haber alınamıyor. Edinilen bilgiye göre, ailesiyle birlikte serada bulunan Ali Biçer, annesine lavaboya gideceğini söyleyerek seradan ayrıldı. Eve gelen Ali Biçer’in montunu aldıktan sonra evden aşağı doğru yürüyerek uzaklaştığı öğrenildi. Çocuktan uzun süre haber alamayan aile, durumu Emniyet Müdürlüğü’ne bildirerek kayıp başvurusunda bulundu. Polis ekipleri, Ali Biçer’in bulunması için çalışma başlattı. "Montunu aldı, evden aşağıya doğru gitti" Oğlunun kayboluş sürecini anlatan baba Utku Biçer, yaşananları şu sözlerle anlattı: "Sabah saat 09.00-09.30 gibi Antalya merkeze doğru gitmek için yola çıktım, oğlumuz Ali de annesiyle seraya gitti. Seradan annesine lavaboya gidiyorum diyerek çıkmış. Eve gelip montunu almış, mont aldıktan sonra evden aşağıya doğru gidiyor. Gören duyan kimse olmamış. Sağa sola haber saldık ama daha yok. Gören yok, gören olduysa ulaşsalar sevinirim. Biz gider alır geliriz. İnşallah bulunur, tek dileğim bu". "İki gecedir uyku yok, herkes nöbette" Ailenin ve mahalle sakinlerinin seferber olduğunu ifade eden Biçer, yaşadıkları çaresizliği şu ifadelerle dile getirdi: "Herhangi bir sıkıntımız yoktu, kaybolduğu günün akşamı da onları ben yemeğe götürecektim. Geldim, evde yoktu zaten. Sağı solu aradık. Yok, hiçbir yerde yok. Daha önce bir kez gitti, sonra polisler buldu, hemen aradık, aldım geldim. Bu gidişinde de hiç haber yok. Daha önce Serik tarafında bir yere gitmiş, oradan polisler bulmuş. Biz de oradan aldık geldik. İki gecedir uyku yok, mahalle sakinleri ile hep birlikte arıyoruz. Kimsede uyku yok. Hepimiz gece gündüz nöbetteyiz burada. Kendi akrabalarımız da arıyorlar, eş dost akraba yardımcı oluyor. Arkadaşlarını da aradık, onlardan da haber yok, görmemişler". "Kışın ortasında sel var, fırtına var" Oğluna seslenen baba Biçer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Oğlum gelsin başka bir şey istemiyorum. Oğlum sağ salim çık gel tamam mı, perişan oldum bak ne olursun oğlum. Çık gel ne olursun, bu kadar insan seni bekliyor. Kışın ortasında sel var, fırtına var oğlum ne olursun çık gel". Annenin feryadı yürekleri dağladı Gözü yaşlı anne ise oğluna seslenerek, şu ifadeleri kullandı: "Annecim seni çok seviyorum, ne olur yanıma gel. Neredesin, bana tepki ver. Ben sensiz dayanamıyorum. Gören duyan Allah rızası için bana haber versin. Oğlumu çok özledim, iki gündür uyuyamıyorum. O olmadığı sürece dayanamıyorum. Seni bekliyorum ne olur gel, kardeşin seni çağırıyor." Aile, Ali Biçer’i gören ya da yerini bilen vatandaşların en yakın emniyet birimine bilgi vermesini isteyerek, çocuklarının bir an önce sağ salim bulunmasını umut ettiklerini belirtti.
Araç içerisinde ölü bulundu, eşinin gözyaşları yürek dağladı
28 Ocak 2026 Çarşamba - 13:16 Araç içerisinde ölü bulundu, eşinin gözyaşları yürek dağladı Antalya’da sanayiye parça almak için gelen bir kişi, aracının gazının takılı kalmasından şüphelenen esnaf tarafından araç içerisinde ölü olarak bulundu. Olayı haber alarak gelen eşinin "Habip uyan, ne olur kalk, daha annen, baban ölmedi. Sen niye ölüyorsun" sözleri yürek dağladı. Olay, saat 08.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan eski sanayi sitesi içerisinde bulunan 676 sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Korkuteli ilçesinde motosiklet tamiri işi yapan Habip Topçu (51), sabah erken saatlerde parça almak için 07 SET 56 plakalı otomobiliyle kent merkezine geldi. Eski sanayi sitesinde bulunan bir iş yerinden koli içerisindeki parçaları alan Topçu, aracına yerleştirip sürücü koltuğuna oturdu. Aracının koltuğunda ölü bulundu İddiaya göre burada bir süre oturan Topçu’nun aracından sürekli gaza basma sesi gelince çevredekiler şüphelenip araca yöneldi. Habip Topçu’nun içerisinde bulunduğu aracın camına vuran vatandaşlar bir ses alamayınca kapıyı açıp kontrol ettiklerinde Topçu’nun hareketsiz şekilde sürücü koltuğunda oturduğunu gördü. Bunun üzerine durum 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirildi. İhbarla olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde Topçu’nun hayatını kaybettiğini belirledi. Polis ekipleri ise aracın etrafını şeritle çevirdi. Eşi cama dayanıp gözyaşı döktü Topçu’nun ölüm haberini alan yakınları da olay yerine gelen eşi Özge Çevik Topçu, eşini arabada görünce gözyaşı döktü. Eşinin cansız bedeninin bulunduğu aracın şoför kısmındaki camına dayanan kadın "Habip uyan, ne olur kalk aşkım. Daha annen, baban ölmedi" diyerek uzun süre gözyaşı döktü. Topçunun gözü yaşlı eşini yakınları sakinleştirmeye çalıştı. Savcılık ve olay yeri inceleme ekibinin çalışmasının ardından Topçu’nun cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.
Toroslar’da yağış bereketi kuruyan Üzümdere Irmağını yeniden canlandırdı, şelaleler coştu
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:27 Toroslar’da yağış bereketi kuruyan Üzümdere Irmağını yeniden canlandırdı, şelaleler coştu Antalya ve çevresinde son günlerde etkili olan sağanak yağışlar ve yüksek kesimlerde görülen kar yağışı, bölgedeki yeraltı su kaynaklarını ve doğal su sistemlerini önemli ölçüde besledi. Yağışların ardından Akseki ile İbradı ilçeleri sınırlarında bulunan ve Oymapınar Barajı’nın önemli su kollarından biri olan Üzümdere Irmağı yeniden canlandı. Irmakta su seviyesinin yer yer 5 ila 7 metre arasında yükseldiği bildirildi. Uzun süredir kuraklık nedeniyle yaz aylarında tamamen kuruma noktasına gelen Üzümdere Irmağı, yağışlarla birlikte yeniden hayat bulurken, vadideki birçok doğal su kaynağı da coşarak şelaleler oluşturdu. Toroslar’ın sarp yamaçlarından akan suların oluşturduğu şelaleler görsel şölen sundu. Öte yandan Antalya’nın İbradı ilçesinde bulunan ve bakım ve tadilat çalışmaları nedeniyle geçtiğimiz yıl mayıs ayında geçici süreyle kapatılan dünyaca ünlü Altınbeşik Mağarası’nda da su seviyesi yükseldi. Mağara içinden çıkan kahverengiye dönüşen suların vadide birleşerek Oymapınar Barajı’na doğru akmasıyla birlikte bölgede büyük şelaleler oluştu. Son yıllarda temmuz ve ağustos aylarında tamamen kuruyan Üzümdere Irmağı’nın yeniden suyla dolması bölge halkını sevindirirken, çiftçiler ve yöre sakinleri yağışların yeraltı su kaynaklarını beslemesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Antalya-Konya kara yolunda kar yağışı aralıklarla devam ediyor
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:20 Antalya-Konya kara yolunda kar yağışı aralıklarla devam ediyor Antalya’yı Konya’ya bağlayan Akseki-Seydişehir kara yolunda kar yağışı aralıklarla etkisini sürdürüyor. Günlerdir Antalya genelinde etkili olan şiddetli yağmur ve sel baskınlarının ardından yüksek kesimlerde yağış zaman zaman kara dönüşüyor. Özellikle 1825 rakımlı Alacabel geçidinde kar yağışı zaman zaman yoğunlaşırken, bölgede aralıklarla devam eden yağışla birlikte kar kalınlığı bazı kesimlerde 15 santimetreye ulaştı. 1825 rakımlı Alacabel’de ise kar kalınlığının yer yer 25 santimetreye kadar çıktığı bildirildi. Akseki’nin Yarpuz Mahallesi’nden itibaren dün saat 13.00 sıralarında başlayan kar yağışı zaman zaman durarak aralıklarla devam etti. Geceden itibaren etkili olan kar yağışının sabah saat 06.00 sıralarında kesildiği, ancak saat 07.00 civarında yeniden başladığı öğrenildi. Karayolları Alacabel ekipleri, kar yağışının başladığı andan itibaren çok sayıda iş makinesiyle kar küreme ve buzlanmaya karşı tuzlama çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yolun ulaşıma kapanmaması için ekiplerin teyakkuz halinde olduğu bildirildi. Diğer yandan Akseki’nin yüksek kesimlerinde bulunan kırsal mahallelerde de kar yağışının etkili olduğu, Antalya Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin kırsal mahalle yollarında karla mücadele çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi. Karayolları ve Akseki Bölge Trafik ekipleri, güzergâhı kullanacak sürücülere zincir, kış lastiği ve dikkatli sürüş uyarısında bulunarak, yer yer görüş mesafesinin düşmesi ve yol şartlarının zorlaşması nedeniyle tedbirli olunmasını istedi.