Yerel Haberler
Antalya
CW Enerji’den doğaya katkı, işletmelere ekonomik avantaj 10 Nisan 2026 Cuma - 14:38:59 CW Enerji, bir tekstil firması için 14 bin 415,66 kWp kurulu güce sahip arazi güneş enerji santralinin (GES) kurulumunu tamamladı. Proje ile yılda yaklaşık bin 694 ağacın atmosferden uzaklaştırdığı karbon miktarına karşılık gelen 11 milyon 222 bin 418 kg karbondioksit salınımı önlenecek. CW Enerji, yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Şirket, Tan Tekstil için 14 bin 415,66 kWp kurulu güce sahip arazi tipi güneş enerji santralinin (GES) kurulumunu başarıyla tamamladı. CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, güneş enerjisinin sürdürülebilir bir gelecek için kritik öneme sahip olduğunu belirterek, hayata geçirilen her yeni projenin hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük değer oluşturduğunu söyledi. Güneş enerjisinin temiz, yenilenebilir ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olduğunu ifade eden Yılmaz, "Geliştirdiğimiz ileri teknolojiye sahip, yüksek verimlilik oranlarıyla öne çıkan güneş panellerimiz sayesinde işletmelerin enerji maliyetlerini önemli ölçüde azaltırken, aynı zamanda karbon ayak izinin düşürülmesine de katkı sağlıyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızla sürekli geliştirilen panellerimiz yüksek performans, uzun ömür ve zorlu iklim şartlarında dahi maksimum enerji üretimi sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Bu sayede hem enerji verimliliğini artırıyor hem de çevre dostu ve sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaşmasına destek oluyoruz" dedi. "İşletmelere ekonomik avantaj" Yılmaz, güneş panellerinin gelişmiş hücre teknolojisi sayesinde yüksek üretim kapasitesi ve güvenilir çalışma performansı sağladığını belirterek, bu sayede işletmelerin enerji ihtiyacını daha verimli ve sürdürülebilir bir şekilde karşılamalarına katkı sunduklarını kaydetti. Güneş enerjisinin geleceğin enerji sistemlerinin en önemli parçalarından biri olacağına dikkat çeken Yılmaz, "Biz de bu dönüşümün öncülerinden biri olmayı sürdürüyoruz. Enerji maliyetlerinin her geçen gün arttığı günümüzde yenilenebilir enerji yatırımları işletmeler için sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik açıdan da büyük avantajlar sunuyor. Bu çerçevede güneş enerjisi sistemleri uzun vadede işletmelere ciddi tasarruf sağlıyor. Biz de inovatif teknoloji ve güçlü üretim altyapımızla yatırımlarımızı sürdüreceğiz" diye konuştu. "Önemli bir enerji çözümü" Bu kapsamda tekstil firması için 14 bin 415,66 kWp kurulu güce sahip arazi tipi güneş enerji santralinin kurulumunu tamamladıklarını dile getiren Yılmaz, proje ile yılda yaklaşık bin 694 ağacın atmosferden uzaklaştırdığı karbon miktarına karşılık gelen 11 milyon 222 bin 418 kg karbondioksit salınımının önleneceğini söyledi. Gerçekleştirilen arazi tipi güneş enerji santrali projesinin işletmeler için önemli bir enerji çözümü sunduğunu belirten Yılmaz, bu tür yatırımların uzun vadede hem çevreye hem de ülke ekonomisine katkı sağladığını ifade etti. Tan Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Tan ise, yenilenebilir enerji yatırımlarının sürdürülebilir üretim anlayışlarının önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Tan, "Enerji maliyetlerinin giderek arttığı günümüzde, güneş enerjisi yatırımı hem çevresel sorumluluğumuzu yerine getirmemizi hem de işletme giderlerimizi azaltmamızı sağlıyor. CW Enerji ile hayata geçirdiğimiz bu proje sayesinde üretim süreçlerimizi daha verimli ve çevre dostu hale getiriyoruz. Uzun vadede hem şirketimize hem de ülke ekonomisine katkı sağlayacak bu tür yatırımları sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
10 Nisan 2026 Cuma - 13:46 Antalya’da Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü coşkuyla kutlandı Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Antalya Cumhuriyet Meydanı’nda tören düzenlendi. Antalya İl Emniyet Müdürü Dr. Sabit Akın Zaimoğlu, teşkilatın 181 yıldır aynı azim ve kararlılıkla görev başında olduğunu vurguladı. Antalya Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen kutlama programı, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulması, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törene; emniyet teşkilatı mensupları, dernek temsilcileri, gaziler, şehit aileleri, emekli emniyet müdürleri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. "181 yıllık şanlı bir geçmiş" Törende kürsüye çıkan Antalya Emniyet Müdürü Dr. Sabit Akın Zaimoğlu, Türk Polis Teşkilatı’nın tarihi derinliğine dikkat çekti. Zaimoğlu, "Köklü tarihimizden aldığımız güçle; vatanımıza, milletimize ve devletimize olan bağlılığımızı bir kez daha yüksek bir kararlılıkla ifade ediyoruz. 181 yıllık şanlı geçmişi boyunca sayısız fedakarlık ve kahramanlık destanına imza atan teşkilatımız, bugün de aynı azim ve disiplinle görevini sürdürmektedir" dedi. "Dünyanın gözbebeği Antalya bize emanet" Antalya’nın turizm potansiyeline ve güvenliğin önemine değinen Zaimoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Dünyanın gözbebeği olan şehrimizde her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlıyoruz. Vatandaşlarımızın huzuru ve ülkemizin güvenliği için görevimizi en üst düzeyde hassasiyetle, gece gündüz demeden yerine getiriyoruz. Hukukun üstünlüğünden taviz vermeden, insan haklarına saygılı ve adaletli duruşumuzla milletimizin güvenine layık olmaya devam edeceğiz." "Polis anne şefkatinde olmalıdır" Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, "Polis; bir asker kadar disiplinli, bir hukukçu kadar adil ve bir anne kadar şefkatli olmalıdır" sözünü hatırlatan Müdür Zaimoğlu, suçla mücadelede kararlılık mesajı verdi. Teşkilatın teknolojik ve çağdaş imkanlarla her geçen gün güçlendiğini belirten Zaimoğlu, konuşmasını tüm şehitleri rahmet, gazileri ise minnetle anarak sonlandırdı. Cumhuriyet Meydanı’ndaki tören konuşmanın ardından sona erdi.
10 Nisan 2026 Cuma - 13:23 Türkiye’nin CAR-T hamlesi güçleniyor Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Ankara’da ziyaret ettiği Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na Akdeniz Üniversitesi bünyesinde kurulan CAR-T Hücresel Tedavi Merkezi hakkında bilgi verdi. Rektör Özkan, ilk tedaviyi gerçekleştirmek için gün saydıklarını belirterek, "Ülkemiz için stratejik öneme sahip bu ileri tedavi altyapısını kazandırmış olmanın gururunu yaşıyoruz" dedi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Ankara’da Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu ziyaret etti. Rektör Özkan, üniversite içerisinde hayata geçirilen ileri tedavi altyapısı hakkında Bakan Memişoğlu’na kapsamlı bilgi verdi. Türkiye’nin sağlık alanındaki stratejik hedefleri doğrultusunda kurulan merkezin önemini vurgulayan Rektör Özkan, merkezle birlikte Türkiye’nin ileri hücresel tedavilerde önemli bir eşiği aştığını belirterek, ilk uygulama için hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Rektör Özkan, "Ülkemiz için stratejik öneme sahip bu ileri tedavi altyapısını kazandırmış olmanın gururunu yaşıyoruz. İlk tedaviyi gerçekleştirmek için gün sayıyoruz" dedi. Rektör Özkan, merkezin yalnızca tedavi değil, aynı zamanda bilimsel üretim açısından da kritik bir rol üstleneceğini vurguladı. "Hem hastalara umut hem Türkiye’ye güç" Özkan, merkezin klinik başarı ile akademik üretimi bir araya getireceğini ifade ederek, "Hem hastalarımıza umut olması hem de ülkemizin sağlık alanındaki yetkinliğine güçlü katkılar sağlaması en büyük hedefimizdir" ifadelerini kullandı. Bakan Memişoğlu’na destekleri ve kabulü için teşekkür eden Rektör Özkan, CAR-T merkezinin Türkiye’nin sağlıkta bağımsızlık hedefleri açısından kritik bir adım olduğunu ifade etti. Yeni merkezin kanser tedavisinde özellikle dirençli vakalar için umut olmasının hedeflendiği belirtilirken, Türkiye’nin bu alandaki bilimsel ve teknolojik kapasitesine de önemli katkılar sunması bekleniyor. Akdeniz Üniversitesi’nde kurulan merkezde ilk tedavilerin kısa süre içinde başlaması beklenirken, Türkiye’nin bu alanda dünyadaki sınırlı sayıdaki merkezler arasında yerini güçlendirmesi öngörülüyor.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden "Daha Yeşil Antalya" için ödüllü yarışma
29 Mart 2026 Pazar - 11:11 Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden "Daha Yeşil Antalya" için ödüllü yarışma Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Daha Yeşil Antalya İçin En Güzel Tasarım ve Uygulama Yarışması" için başvurular başlıyor. Çevre bilincini artırmak ve kentin yeşil dokusunu güçlendirmek amacıyla düzenlenen yarışmaya, doğaya duyarlı tüm Antalyalılar davet edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilecek yarışma; Akdeniz Üniversitesi, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Antalya Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği’ne bağlı Antalya Çiçekçiler Odası, Antalya Kent Konseyi ile Antalya Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin destekleriyle hayata geçirilecek. Üç ana başlıkta düzenlenecek Yarışma, üç ana başlık altında gerçekleştirilecek. Çiçekçilik tasarımları kategorisinde aranjman, teraryum ve tag tasarımları değerlendirilirken; yeşil alan uygulamaları kategorisinde en güzel teras, konut, apartman, site, iş yeri ve hobi bahçeleri ile açık ve kapalı balkonlar yarışacak. Peyzaj ve kent donatıları tasarımları kategorisinde ise öğrencilerin hazırladığı peyzaj projeleri ile kent mobilyalarına yönelik tasarımlar jüri karşısına çıkacak. Dereceye girenlere para ödülü Yarışmada, Antalya’da yeşil dokunun güçlendirilmesi, çevre bilincinin artırılması ve sürdürülebilir yaşam alanlarının yaygınlaştırılması hedefleniyor. İlk iki ana kategoride yer alan tüm alt başlıklarda dereceye giren katılımcılardan birincilere 20 bin TL, ikincilere 15 bin TL ve üçüncülere 10 bin TL ödül verilecek. Peyzaj ve kent donatıları projeleri kategorisinde ise her alt başlıkta ilk beşe giren yarışmacıların her birine 10 bin TL ödül verilecek. Son başvuru tarihi 8 Mayıs Yarışma; Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı, Döşemealtı ve Aksu ilçelerinde yer alan özel ve tüzel kişi, kurum ve kuruluşlara ait mekânların katılımına açık olacak. Katılmak isteyenler başvurularını 30 Mart’tan itibaren Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne elden teslim ederek ya da "tasarimuygulamayarismasi.antalya.bel.tr" adresi üzerinden online olarak yapabilecek. Başvuruların teknik şartlara uygun fotoğraflar ve belgelerle birlikte yapılması gerekirken, son başvuru tarihi 8 Mayıs 2026 saat 17.30 olarak açıklandı. Değerlendirme süreci ise 11-22 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Çiçek Desenleri Günleri’ne başvurularda son gün 31 Mart
29 Mart 2026 Pazar - 10:36 Çiçek Desenleri Günleri’ne başvurularda son gün 31 Mart Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin bu yıl ikincisini düzenleyeceği Çiçek Desenleri Günleri için başvurular 31 Mart’ta sona erecek. Muratpaşa Belediyesi tarafndan geçtiğimiz yıl ilk düzenlenen Çiçek Desenleri Günleri için başvurular devam ediyor. Yarışmaya devlet ve özel liselerden en az 10, en fazla 12 okul katılabilecek. Okullar, görsel sanatlar öğretmenlerinin rehberliğinde 10 kişilik takımlar oluşturacak. Başvuruların kontenjanı aşması durumunda ise yarışmaya katılacak ekipler kura yöntemiyle belirlenecek. Fener Mahallesi’nde bulunan Ziya Gökalp Parkı’nda gerçekleştirilecek olan etkinlikte takımlar önceden hazırladıkları desenleri öğretmenleri eşliğinde zemine uygulayacak. 5 kişilik jüri değerlendirecek Belediyenin temin edeceği kesme çiçekler, renkli ağaç kabukları ve çakıl taşları gibi dekoratif malzemeler kullanılarak oluşturulacak desenler, belirlenen süre içerisinde alana işlenecek. Çalışmaların tamamlanmasının ardından 5 kişilik jüri değerlendirme yaparak dereceye giren takımları belirleyecek ve ödüllendirecek. Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen Çiçek Desenleri Günleri kapsamında belediyenin üretim tesislerinde 115 bin dal çiçek yetiştirildi. Yarışmada 11 lise iki gün boyunca kıyasıya mücadele ederken, öğrenciler hazırladıkları desen krokilerine uygun çiçek seçimleriyle çalışmalarını oluşturdu.
Uzm. Dr. Murat Oynak: "Kriyoablasyon cerrahiye uygun olmayan hastalar için büyük avantaj"
29 Mart 2026 Pazar - 10:08 Uzm. Dr. Murat Oynak: "Kriyoablasyon cerrahiye uygun olmayan hastalar için büyük avantaj" Girişimsel Radyoloji Uzm. Dr. Murat Oynak kanser tedavisinde uygulanan kriyoablasyonun cerrahiye uygun olmayan hastalar için büyük avantaj sağlayan, tümörü dondurarak yok eden etkili bir yöntem olduğunu söyledi. Tıbbi teknolojideki gelişmeler, kanser tedavisinde yeni ve alternatif yöntemleri gündeme getirmeye devam ediyor. Cerrahi müdahaleye uygun olmayan hastalar için öne çıkan kriyoablasyon yöntemi, minimal invaziv yapısı ve hızlı iyileşme süreciyle dikkat çekiyor. Dondurma tedavisi olarak da bilinen yöntem, farklı kanser türlerinde uygulanabilirliği ile hastalara önemli avantajlar sunuyor. Aşırı soğuk ile tümör öldürülüyor Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Antalya Memorial Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Murat Oynak, "Kriyoablasyon ya da dondurma yöntemi uzunca bir süredir kullanılan klasik ablasyon yöntemlerinden bir tanesidir. Bu yöntemle vücuda özel bir takım iğneler ile girilir. Vücuttaki herhangi bir doku ya da tümör dondurularak tahrip edilir. Bu esnada iğnenin içinden argon gazı devridaim yaptırılır ve bu devridaim iğnenin uç kısmından -20 ile -80 derece arasında değişen bir soğukluk oluşturur. Bu soğukluk tümörü ya da patolojik dokuyu tahrip ederek öldürür" dedi. Diğer yöntemlerden farklı bir mekanizma Radyofrekans, mikrodalga ve lazer gibi yöntemlere de değinen Oynak, "Radyofrekans, mikrodalga ve lazer genellikle birbirine benzeyen ablasyon yöntemleridir ve ülkemizde daha çok bu yöntemler kullanılır. Krioablasyon ise bunlarda tamamen ayrı bir mekanizma ile çok ayrı özellikleri ve üstünlükleri olan bir tekniktir. Dolayısıyla gerektiği zaman mutlaka başvurulması gereken büyük bir potansiyeli olan bir yöntemdir" diye konuştu. Tümör küçülüyor, yaşam kalitesi artıyor Kriyoablasyonun etkilerine ilişkin bilgi veren Oynak, "Kriyoablasyon sayesinde kanser hücreleri ölür ve tümör küçülür veya tamamen yok olur. Vücut, ölü dokuyu doğal mekanizmalarla emer ve ortadan kaldırır. Ağrı azalır (özellikle pankreas kanserinde). Safra yolları üzerindeki baskı hafifler ve tümörün çevreye yayılma riski azalır. Genel olarak hastanın yaşam kalitesi artar, çünkü invaziv olmayan bir yöntemle tedavi sağlanır" ifadelerini kullandı. Kanserin her aşamasında uygulanabiliyor Kriyoablasyonun kullanım alanlarına değinen Oynak, "Kriyoablasyon, kanser tedavisinde genellikle erken evre kanserlerde tercih edilen bir yöntemdir. Özellikle tümörün organ sınırlarını aşmadığı, lokalize olduğu durumlarda uygulanır. Cerrahi müdahaleye uygun olmayan hastalar için alternatif bir seçenek olarak kullanılır ve standart tedavilere (kemoterapi, radyoterapi) ek olarak destekleyici rol oynar. Prostat, böbrek, karaciğer, meme, akciğer, pankreas, yumuşak doku ve kemik kanserleri gibi çeşitli türlerde etkili olabilir. İleri evrelerde ise ağrı azaltma, tümör küçültme için kullanılabilir, ancak primer tedavi olarak erken aşamalarda daha yaygındır" dedi. Cerrahiye göre önemli avantajlar sağlıyor Yöntemin avantajlarını sıralayan Oynak, "Kriyoablasyonun cerrahiye göre başlıca avantajları; minimal invaziv olması, düşük risk ve yan etki oranı, lokal anestezi ile uygulanabilmesi, hızlı iyileşme süreci ve soğuk uygulamaya bağlı doğal anestezi etkisi olarak sıralanabilir" diye konuştu.
Antalya’da otomobil sulama kanalına uçtu, sürücüsü kayıplara karıştı
29 Mart 2026 Pazar - 10:06 Antalya’da otomobil sulama kanalına uçtu, sürücüsü kayıplara karıştı Antalya’da kontrolden çıkan kiralık otomobil, DSİ’ye ait sulama kanalına uçarak ters döndü. Kazanın ardından kendi imkanlarıyla araçtan çıkan sürücü, ekipler gelmeden olay yerinden ayrılarak kayıplara karıştı. Kaza, Manavgat ilçesi Sanayi Mahallesi 2025 Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sürücüsünün ismi henüz belirlenemeyen 07 AON 845 plakalı otomobil, Çeltikçi Mahallesi Saraçlı Sokak yakınlarında seyir halindeyken sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarında bulunan Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait sulama kanalına uçtu. Ekipler gelmeden olay yerinden ayrıldı Metrelerce yükseklikten kanala düşen ve suyun içinde ters dönen otomobili gören vatandaşlar durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, kazayı hafif sıyrıklarla atlatan sürücü, ters dönen aracın içerisinden kendi çabalarıyla çıkmayı başardı. Bir süre olay yerinde bekleyen sürücü, trafik ve sağlık ekipleri bölgeye ulaşmadan olay yerinden uzaklaşarak izini kaybettirdi. Araç kralık çıktı Yapılan incelemelerde, kanala uçan otomobilin bir oto kiralama şirketinden (rent-a-car) kiralandığı tespit edildi. Olay yerine gelen araç sahipleri, bölgeye çağrılan çekici vasıtasıyla otomobili kanaldan çıkartarak teslim aldı. Polis ekipleri, kazayla ilgili inceleme başlatırken, olay yerinden ayrılan sürücünün kimliğini belirlemek için çalışma başlattı.
Doç. Dr. Murat Köken: "Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir"
29 Mart 2026 Pazar - 09:43 Doç. Dr. Murat Köken: "Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir" Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Murat Köken, omuz ağrısının çoğu zaman ihmal edilse de sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebileceği konusunda uyardı. Omuz ağrısı, günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve çoğu zaman ihmal edilen sağlık sorunlarının başında geliyor. Hareket kabiliyeti yüksek olan omuz eklemi, bu özelliği nedeniyle aynı zamanda en hassas bölgeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken dönemde fark edilmeyen omuz ağrılarının zamanla daha ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti. Omuz ağrısının başlıca nedenleri Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Köken, "Omuz ağrısı, toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman ihmal edilen önemli bir sağlık sorunudur. Sabah giyinirken zorlanma, gece uykudan omuz ağrısıyla uyanma ya da basit bir hareket sırasında omuzda ani bir sızı hissetme ile başlayabilir, sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebilir. Omuz ağrısı; basit zorlanmalardan ciddi ortopedik rahatsızlıklara kadar birçok farklı sebeple ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan nedenler arasında; omuza aşırı yük bindirilmesi, ters pozisyonda yatma (özellikle omuz üzerine yatma), burkulma ve zorlanmalar, tendon yaralanmaları, boyun fıtığı, omuz çıkıkları, sinir sıkışmaları, kireçlenme, düşme veya çarpma gibi travmalar yer almaktadır" dedi. "Bazı meslek gruplarında daha sık görülebilir" Omuz ağrısının bazı meslek gruplarında daha sık görüldüğünü belirten Köken, "Masa başında uzun süre çalışanlar, kuaförler ve berberler, boyacılar ve inşaat işçileri, öğretmen gibi tekrarlayan hareketler ve uzun süre aynı pozisyonda kalmak omuz sağlığını olumsuz etkileyebilir. Ev işlerinde ise cam silmek, halı yıkamak, yüksek raflara uzanmak, ağır tencere ve eşyaları kaldırmak, uzun süre ütü yapmak, omuz kaslarına aşırı yük bindirerek zamanla ağrıya yol açabilir. Omuz ağrısı hem kadınlarda hem erkeklerde görülmekle birlikte, yapılan gözlemler kadınlarda biraz daha yaygın olduğunu göstermektedir" diye konuştu. "Cerrahi dışı yöntemler etkili olabilir" Tedavi yöntemlerine değinen Köken, "Omuz ağrısında tedavi, ağrının nedenine göre planlanır. Çoğu hastada cerrahi dışı yöntemler yeterli olmaktadır. Bunlar arasında; fizik tedavi ve özel egzersiz programları, kortikosteroid veya hyaluronik asit enjeksiyonları, PRP (trombositten zengin plazma) veya kök hücre enjeksiyon tedavisi, şok dalga tedavisi (ESWT) yer almaktadır. Bu yöntemlerle birçok hasta ameliyata gerek kalmadan sağlığına kavuşabilmektedir" ifadelerini kullandı. Cerrahi gerektiren durumlar Cerrahi gerektiren durumlara da değinen Köken, "İleri derecede tendon yırtıkları, ciddi omuz çıkıkları, ileri evre kireçlenme, hareketi ciddi şekilde kısıtlayan durumlarda gibi vakalarda ameliyat gündeme gelebilir. Omzunuzu 90 derecenin üzerine kaldıramıyorsanız, geceleri ağrı nedeniyle uyanıyorsanız, kolunuzda uyuşma veya güçsüzlük varsa, ağrı 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa, omzunuzda çıtırtı veya kilitlenme hissediyorsanız ve diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi tedavi tercih edilir" dedi. "Cerrahi ile kalıcı çözüm mümkün" Cerrahi yöntemler hakkında bilgi veren Köken, "Hastanın yaşı ve ağrının sebebine bağlı olarak, küçük kesilerle hızlı iyileşme sağlayan artroskopik (kapalı) ameliyat, kapalı ameliyat ile tedavi edilemeyecek hastalıklar ve kırıklarda açık ameliyat, ileri evre kireçlenmelerde kalıcı çözüm olarak omuz protezi tercih edilebilir" diye konuştu.
Horlama deyip geçmeyin: Uyku apnesi hayatı ve güvenliği tehdit ediyor
29 Mart 2026 Pazar - 09:30 Horlama deyip geçmeyin: Uyku apnesi hayatı ve güvenliği tehdit ediyor Uyku apnesinin yalnızca horlama ve sabah yorgunluğu ile sınırlı bir sorun olmadığını belirten ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, hastalığın fiziksel ve zihinsel sağlığı derinden etkilediğini, sürücü hataları kaynaklı kazaların yüzde 70’inden fazlasında uyku apnesinin rol oynadığını söyledi. Karadağ, tedavi sonrası hastaların kendilerini belirgin şekilde daha iyi hissettiğini vurgulayarak, "Tedavi olan hastalarımız o kadar mutlu oluyorlar ki on yaş gençleştiklerini söylüyorlar" dedi. Uyku apnesi, üst solunum yolunu içeren hava yollarının tıkanması nedeniyle horlamanın yaşandığı, uyku sırasında solunumun tekrar tekrar kesilip yeniden başladığı ciddi bir solunum bozukluğu olarak dikkat çekiyor. Toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman fark edilmeyen uyku apnesiyle ilgili Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi kapsamında Antalya’da bulunan ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, sağlıklı uykunun bir tercih değil, doğal bir insan hakkı olduğunu söyledi. Uyku apnesinin yalnızca gece horlamasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Karadağ, hastalığın bireyin günlük yaşamından kalp sağlığına, iş performansından trafik güvenliğine kadar pek çok alanı doğrudan etkilediğini ifade etti. "İyi uyumak bir insanlık hakkıdır" Prof. Dr. Mehmet Karadağ, uykunun insan vücudu için bir restorasyon dönemi olduğunu belirterek, "Tüm dünyada bilim insanları bir şeyi vurgulamak istiyorlar, iyi uyuyanlar daha iyi yaşıyorlar. İyi uyumak bir insanlık hakkıdır, tercih değildir. Doğal bir haktır ve tüm insanların iyi uyuması gerekir. Çünkü hayatımızın üçte biri uykuda geçmektedir. Uyku bizim aslında bir restorasyon dönemimizdir. Gün boyu yorulan vücudun sağlıklı bir uyku ile yeni bir güne hazırlanması gerekir. Uyku sırasında da insanların sadece bir gün önceki yorgunlukları değil, beyni, kalbi, böbrekleri, tüm vücudu yeni bir güne hazırlanmak için bir restorasyon işlemi olur. Bu restorasyon işleminin de enerji kaynağı solunum sistemidir, akciğerlerdir. Bizim her aldığımız nefes kanımızı temizler ve saatte yaklaşık bin defa nefes alır veririz" dedi. Yeterli nefes alamayan vücut alarma geçiyor Yatak pozisyonuna geçildiğinde rahat nefes alamamanın tüm vücut sistemlerini etkilediğini belirten Karadağ, uyku sırasında yeterli enerjinin sağlanamamasının ertesi gün yorgunluk, performans düşüklüğü ve dikkat dağınıklığına neden olduğunu söyledi. Karadağ, "İnsanlar yatar pozisyonuna geçtikleri zaman uyku sırasında rahat nefes alamıyorlar ise yeterli enerjiyi sağlayamazlarsa o zaman tüm vücudu bundan etkilenir. Sağlığı etkilenir. Ertesi sabah yorgun uyanır. Kişinin performansı düşer, konsantrasyonu düşer ve bu uzun yıllar devam ettiği zaman da işte ortaya uyku apnesi hastalığı gibi gece uykuda nefes durmaları ortaya çıkmaya başlar ve her nefes durmasında da insan vücudu boğulur gibi bir reaksiyon vermek ister. Kalp çarpıntısı artar, telaşlanır ve vücut sürekli alarma geçtiği için sabah kalktığı zaman dinlenmiş olarak değil de yorgun olarak uyanmaya başlar" diye konuştu. Hipertansiyon, obezite ve diyabet riskine dikkat çekti Uyku apnesinin yalnızca uyku kalitesini değil, birçok kronik hastalığın gelişimini de etkilediğini dile getiren Karadağ, özellikle genetik yatkınlığı bulunan kişilerde hipertansiyon riskinin arttığını kaydetti. Karadağ, "Bu tüm hayatını etkiler ve kişinin eğer genetik olarak yatkınlığı varsa hipertansiyon hemen çıkar. Hipertansiyon hastalarının üçte birinde uyku apnesi vardır. Bu çok önemli bir sorun. Onun dışında obezite ortaya çıkar. Bugün dünyadaki en önemli sağlık sorunlarından birisi de obezitedir. Obezite, hipertansiyon, diyabet, şeker hastalığı gibi kronik hastalıkların tümünün temelinde kişinin sağlıklı uyuyamaması da yatmaktadır. Sağlıklı uyku bir insan hakkıdır. Ve son yıllarda insanlar düzenli uykudan yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamıştır. Bunlar konusunda Dünya Uyku Derneği her yıl belirli uyarılar yapmaktadır. Her yıl 21 Mart, Ekinoks dediğimiz geceyle gündüzün eşit olduğu tarihten bir hafta önceki cuma günü Dünya Uyku Günü olarak tüm dünyada belirli sloganlarla, uyarılarla tüm dünyayı bir şekilde alarma geçirmeye çalışıyoruz. Bu yılın sloganı ’İyi uyuyun, daha iyi yaşayın’ sloganıydı" ifadelerini kullandı. Sürücü hatalı kazaların yüzde 70’inden fazlasında uyku apnesi var Uyku apnesinin trafik ve iş kazaları açısından da ciddi risk oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Karadağ, gece boyunca rahat nefes alamayan kişilerin ertesi güne yorgun ve dikkat bozukluğu ile başladığını söyledi. Karadağ, özellikle sürücüler açısından bu tablonun hayati sonuçlar doğurabileceğine işaret etti. Karadağ, "Uyku apnesi olan kişilerin gece boyunca rahat nefes alamadıkları için konsantrasyonları bozulur ve ertesi güne yorgun kalktıkları için bu trafik kazalarının, iş kazalarının ve normal sağlıklı yaşamdaki insan ilişkilerinin, sosyal ilişkilerinin tümünü doğrudan etkiler. Son yıllarda Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de sürücü adayların tümünde uyku apnesi sorgulanmaktadır. Uyku apnesi olan kişilerin tedavi olmadan araç sürmemeleri gerekir. Çünkü trafik kazalarının hemen hemen büyük çoğunluğunda yani sürücü hataları olan kazaların yüzde 70’den fazlasında uyku apnesi yatmaktadır. O yüzden yasaların uygulanması gerekiyor. Uyku apnesi olan kişilerin mutlaka tanı konulup tedavisinin yapılması gerekiyor. Ne yazık ki şu anda ülkemizde de dünyada da uyku apnesi olduğu halde tanısı konmayan ya da tedavisi yapılmayan çok sayıda insan var. Bunlar tüm toplum sağlığını, halk sağlığını etkilemektedir" şeklinde konuştu. Kesin tanı için uyku laboratuvarı, tarama için ev tipi test Uyku apnesinin kesin tanısında uyku laboratuvarlarının önemli rol oynadığını ifade eden Karadağ, hastaların bir gece boyunca ayrıntılı şekilde izlenerek değerlendirildiğini belirtti. Son yıllarda evde yapılan uyku testlerinin de yaygınlaştığını aktaran Karadağ, tarama amaçlı bu testlerin önemli kolaylık sağladığını söyledi. Karadağ, "Uyku laboratuvarında yatırdığımız hastalara gece sabaha kadar tüm fonksiyonlarını monitörize ediyoruz, kişi uyanık mıdır, uykuda mıdır, derin uykuda mıdır, uykunun evreleri var, REM uykusu, rüya gördüğü dönemde midir, sırt üstü mü yatıyor, yan mı yatıyor, horluyor mu, nefesi duruyor mu, vücutta dolaşan kanın oksijen seviyesi saniye saniye ölçülür, kalp atımları düzenli olarak ölçülür. Aslında tüm insanların uyku testi yaptırmasında hiçbir sakınca yoktur. Artık evlerde de uyku testi yapmaya başladık. Evde uyku testi son yılların en popüler konulardan bir tanesi. Bir kişi uyku laboratuvarında yatmadan da evinde uyku apnesi, tarama testi yapabilmektedir" dedi. "Tedavi olan hastalarımız 10 yaş gençleştiklerini söylüyorlar" Sağlıklı uykunun temel kuralları konusunda da önerilerde bulunan Prof. Dr. Mehmet Karadağ, düzenli uyku saatleri, ekran kullanımının azaltılması ve uygun oda şartlarının önemine dikkat çekti. Karadağ, tedavi edilen hastalarda hayat kalitesinin belirgin biçimde arttığını vurgulayarak, "İnsanlar sürekli aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmayı bir şekilde kendilerine prensip edinmelidir. Örneğin, ekranlar son yılların en önemli sorunlarından birisi. Biz yatak odalarından artık cep telefonlarının, televizyonların çıkartılmasını öneriyoruz. Yatmadan en az bir saat önce artık cep telefonlarımızdan kurtulmamız gerekiyor. Ve yatak odalarının ısısı, sesi ve ışığı çok önemlidir. Uyku hijyeni dediğimiz kurallarımız var bizim. Sessiz, rahat ve belirli bir ısıda olan odalarda insanların rahat bir şekilde uyuması ve yeni bir güne hazırlanmaları gerekiyor. Uyku sağlığının ne kadar önemli olduğunu her geçen gün daha iyi anlamaya başlıyoruz. Hem ülkemizde hem dünyada uyku tıpıyla ilgilenen hekimler bu konuyu artık çok iyi öğrendiler. Tedavi olan hastalarımız o kadar mutlu oluyorlar ki on yaş gençleştiklerini söylüyorlar. Yıllardır kilo veremeyen, birçok diyet yaptığı halde kilo veremeyen kişiler uyku apnesi tanısı konup tedavi olduktan sonra birdenbire kilo veriyorlar. Enerjileri artıyor, yaşam sevinçleri artıyor. Tüm hastalarımıza sağlıklı bir uyku diliyorum" ifadelerini kullandı.
Kepez’de Antalya’nın en iyi ev kütüphaneleri ödüllendirildi
28 Mart 2026 Cumartesi - 15:35 Kepez’de Antalya’nın en iyi ev kütüphaneleri ödüllendirildi Kepez Belediyesi, "Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez" programı kapsamında kitap kültürünü teşvik etmeye yönelik hayata geçirdiği projeyle ‘Antalya’nın En İyi Ev Kütüphanesi’ni seçti. Dereceye giren katılımcılar ödüllerini Kepez Kitap Fuarı’nın açılış töreninde alırken, yarışma katılımcısı 5 yaşındaki Zeynep Keleş ve 12 yaşındaki Verda Pakize Balcı okuma heyecanları ve yaşlarıyla dikkat çekti. "Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez" vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilen proje kapsamında, Antalya genelinde kitapseverlerin evlerinde oluşturdukları kütüphaneler jüri tarafından yerinde incelenerek değerlendirildi. En az 500 basılı kitaba sahip olma şartının arandığı yarışmada; koleksiyonun niteliği, tematik bütünlüğü, kullanım sıklığı ve kütüphanenin oluşum hikayesi gibi kriterler ön planda tutuldu. Jüri üyelerinin değerlendirmesi sonucu ödüle layık görülen kütüphanelerin sahipleri, Kepez Kitap Fuarı’nın açılışında düzenlenen törenle ödüllendirildi. Yarışmanın jüri üyesi Mustafa Akyurt, törende yaptığı konuşmada, "Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez iddiasıyla yola çıktığımız bu projede birbirinden güzel çalışmalara imza atıyoruz. Bunlardan biri Kepez Kitap Fuarı, bir diğeri ise En İyi Ev Kütüphanesi Yarışması Birbirinden değerli vatandaşlarımız, okurlarımız ve kütüphanecilerimiz başvurdu. Kütüphaneleri gezip jüri üyelerimizle değerlendirdik ve hepsi birbirinden kıymetli hazinelerdi" dedi. Ödül töreninde ilk olarak yaşlarıyla dikkat çeken iki genç okur özel olarak onurlandırıldı. 5 yaşındaki Zeynep Keleş ve 12 yaşındaki Verda Pakize Balcı’nın oluşturdukları kütüphaneler jüri tarafından takdir toplarken, yarışma dışı değerlendirilerek "Umut Vadeden Kütüphaneci" ödülüne layık görüldüler. Genç okurların ödülleri, fuarın onur konuğu eğitimci-yazar Ahmet Şerif İzgören tarafından takdim edildi. Mansiyon ödülüne layık görülen Nilgün Sever’e, ödülünü Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Başkanı Nail Kamacı verdi. Üçüncülük ödülünün sahibi Savaş Yıldız’ın ödülünü Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz takdim etti. Jüri, ikincilik konusunda kararsız kalınca, bu derece Ceyda Baykan ile Kubilay Küşüm arasında paylaştırıldı. İkinciler ödüllerini CHP Parti Meclisi Üyesi ve Antalya Milletvekili Cavit Arı’nın elinden aldı. Birincilik ödülü ise Mustafa Şanlı’ya Antalya Vali Vekili Mustafa Hulusi Arat tarafından takdim edildi.
Köpekten kaçarken kamyonun altında kalarak ölmüştü, sınıf arkadaşlarının vefası anneyi duygulandırdı
28 Mart 2026 Cumartesi - 14:47 Köpekten kaçarken kamyonun altında kalarak ölmüştü, sınıf arkadaşlarının vefası anneyi duygulandırdı Antalya’nın Serik ilçesinde sahipsiz köpeklerden kaçarken kamyonun altında kalması sonucu 10 yaşında hayatını kaybeden Mahra Melin Pınar, sınıf arkadaşları tarafından unutulmadı. Mezuniyet heyecanı yaşayan öğrencilerin, kaybettikleri arkadaşları için mezar başına bıraktığı mektubu okuyan anne, duygu dolu anlar yaşadı. Sahipsiz köpeklerden kaçarken kamyonun altında kalarak yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren Mahra Melin Pınar’ın kabrini ziyaret eden baba Murat ve anne Derya Pınar, mezar taşında bir kağıt buldu. Melih’in ilkokuldan mezun olan sınıf arkadaşı Yiğit Yorulmaz, tarafından kaleme alınan mektubu kızının mezarı başında okuyan Anne Derya Pınar, duygulandı. Mektup da ise öğrenciler "Merhaba Melih. Bugün aramızdan ayrılışının dördüncü yılı. Bu dört yıl boyunca sınıfça seni hiç unutmadık. Her zaman aklımızda ve kalbimizdesin. Bu yıl mezun oluyoruz. Hepimiz senin de mezuniyette olmanı isterdik. Fakat ne kadar fiziken olmasan da ruhen her zaman bizimlesin ve seni çok seviyoruz. Biliyorum, biz seni göremesek de sen bizi görüyorsun. Sen diğer dünyanın en güzel yerinde, cennettesin. Seni hiçbir zaman unutmayacağız. Her zaman aklımızda ve gönlümüzdesin. Seninle olan hatıralarımız yaşandı diye sevinsek de bitti diye çok üzülüyoruz. Her zaman bizimlesin. Seni çok seviyoruz, çok da özledik cennet meleğimiz." İfadelerine yer verdi. Okuduğu mektup sonrası gözyaşlarını tutamayan anne Deya Pınar, eşi Murat Pınar’ın kurduğu ve üyesi olduğu Güvenli Sokaklar ve Yaşama Hakkını Savunma Derneği tarafından Mahra Melin Pınar’ın vefat yıl dönümünde yaptığı açıklamada, "Güvenli Sokaklar ve Yaşama Hakkını Savunma Derneği olarak, 28 Mart 2022’de hayatını kaybeden Mahra Melin Pınar’ı vefatının yıl dönümünde rahmetle anıyoruz. Mahra Melin Pınar, Antalya’nın Serik ilçesinde kendisine saldıran başıboş köpeklerden kaçarken bir kamyonun altında kalarak ağır yaralanmış ve 23 gün sonra hayatını kaybetmiştir. Bu acı olay, güvenli sokak ihtiyacını açıkça ortaya koymuştur. Bugün benzer acıların yaşanmaması için çağrımızı yineliyoruz. Derneğimizin yaklaşımı nettir: Başta yaşam hakkı olmak üzere insan haklarının korunması ve hayvan refahının sağlanması çizgisinde; Hayvanların yaşamlarını mevzuatta belirlenen şartlarda sürdürmeleri sağlanmalı; halk sağlığı ve güvenliği de eksiksiz temin edilmelidir. Türkiye’de yürürlükte bulunan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun etkin uygulanması büyük önem taşımaktadır. Bu kanunun çıkarılmasında emeği geçen başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere katkı sunanlara teşekkür ediyoruz. Ayrıca, sahipsiz hayvanlar konusunda Çorum ve Erzurum’da başıboş köpeklerin toplanması hususunda göstermiş olduğu kararlı tutumu ile bilinen İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi Bakanımıza da bu çerçevede geçmişte yürüttüğü çalışmalardan dolayı kendisine teşekkür ediyor hassasiyetlerinin ülke genelinde sürdürülmesini diliyoruz. Ancak sahada yaşanan saldırı ve kazalar, sorunun devam ettiğini göstermektedir. Özellikle çocuklarımızın park, okul çevresi ve yol kenarlarında risk altında olması kabul edilemezdir. Bu kapsamda çağrımızdır: 5199 sayılı kanun eksiksiz uygulanmalıdır. Sahipsiz başıboş hayvanlar (köpekler) kontrol altına alınmalıdır. Bakımevi ve yaşam alanları yaygınlaştırılmalıdır. Sokak güvenliği öncelik olmalıdır. Bu çerçevede Haydi uygulaması hayvan kolluğuna dönüştürülmelidir. Güvenli sokaklar ve yaşam hakkı herkesin hakkıdır. Hiçbir çocuk korkarak sokağa çıkmamalıdır. Mahra Melin Pınar’ı rahmetle anıyor, benzer acıların yaşanmaması için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz" dedi. Olayın geçmişi Olay, Serik ilçesine bağlı Belek Mahallesi’nde 5 Mart Cumartesi sabahı meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bahçeye inmek için evden çıkan 9 yaşındaki Mahra Melin Pınar, boş bir araziye geldiğinde başıboş köpeklerin kendini kovaladığını görünce yola fırladı. O esnada İrfan Y.’nin kullandığı 07 YBJ 06 plakalı kamyonun tekerleği, Mahra’nın sağ bacağının üstünden geçti. Olayı fark eden kamyon şoförü araçtan indi ve yaralanan küçük kızın yanına gitti. Çevredekilerin yardımıyla 112 Acil Servis ve polis ekiplerine haber verildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yaralanan küçük kız ambulansla Antalya’ya sevk edildi. 23 gün yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Mahra hayatını kaybetti.
Isparta’da yerel kalkınma hamlesi tanıtıldı: Dört stratejik alana yatırım çağrısı
28 Mart 2026 Cumartesi - 14:19 Isparta’da yerel kalkınma hamlesi tanıtıldı: Dört stratejik alana yatırım çağrısı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde hazırlanan Yerel Kalkınma Hamlesi Programı’nın Isparta tanıtım toplantısı, ITSO Başkanı ve Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi Metin Çelik ev sahipliğinde Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya bölgenin kamu ve özel sektör temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Yerelden kalkınma vizyonu çerçevesinde hazırlanan ve Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi’nin önemli bir ayağını oluşturan program, Isparta’nın potansiyelini temel alarak dört öncelikli yatırım alanına odaklanıyor. Toplantıda Isparta Vali Yardımcısı Adnan Tezcan Yerel Kalkınma Hamlesi teşvik sisteminin Isparta için ciddi fırsatlar barındırdığını vurgulayarak; "Önceki çalıştığımız yerlerde de kalkınma ajanslarının çok önemli işlere vesile olduğunu gördük, duyduk. Burada da BAKA’nın önemli konularda destekleri olduğunu biliyoruz. İnşallah hayırlı uğurlu olur, bereketli olur, verimli olur, faydalı olur" dedi. ITSO Başkanı Metin Çelik ise Isparta’ya özel olarak belirlenen yatırım konularının Isparta’nın potansiyelini ne denli güçlü yansıttığını bir kez daha gözler önüne serdiğini belirterek, "Gönlümden geçen bayağı bir talep olması, BAKA’yı yormamız, çalıştırmamız ki bu teşvikleri şehrimize kazandırmamız" dedi. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Genel Sekreteri Volkan Güler, konuşmasında Yerel Kalkınma Hamlesi’nin bölgeleri kendi güçlü yönleri üzerinden desteklediğini söylerken, programın sadece teşviklerle sınırlı olmadığını da hatırlatarak, yerel aktörlerin sürece dahil edilmesinin önemine değindi; Kamu yatırımları ve teşvik mekanizmaları elbette süreci kolaylaştırır, ancak işin asli sahibi özel sektör olacaktır. Biz Kalkınma Ajansları olarak bu sürecin kolaylaştırıcısıyız. Yatırımcılara rehberlik etmek, projelerini yönlendirmek ve başvuru süreçlerinde destek olmak bizim görevimiz. Bu noktada sanayicilerimizin ve girişimcilerimizin ilgisi belirleyici olacak. Yerelden gelen güçlü bir talep olduğu sürece, programın etkisi de katlanarak artacaktır" dedi. Son olarak, verilen desteklerin muhteviyatına da değinen Güler, "KDV istisnasından faiz desteğine, yatırım yeri tahsisinden makine desteklerine kadar çok kapsamlı bir sistem kuruldu. Bu nedenle tüm yatırımcılarımızı bu sürecin bir parçası olmaya davet ediyoruz" dedi. Isparta ili için belirlenen yatırım konularında, bölgenin tarımsal mirasını teknolojiyle buluşturan ve atıkları ekonomiye kazandıran projeler öne çıkıyor: "Gül ve Diğer Tıbbi Aromatik Bitki Özlerinden Katma Değerli Kozmetik Ürünleri ile Gıda Takviyesi Üretimi: Bölgenin simgesi olan gül ve tıbbi bitkilerin sanayiye entegrasyonu hedefleniyor. Mantar Kompostu Üretimi ve/veya Entegre Mantar İşleme Tesisi: Salamura ve konserve mantar gibi katma değerli işleme tesisleri desteklenecek. Meyve ve Atıklarından Katma Değerli Ürünler Üretimi: Meyve tozu, pektin, selüloz ve hemiselüloz üretimiyle sıfır atık ve yüksek verim amaçlanıyor. Akıllı Tarım Teknolojileri, Makineleri, Ekipmanları ve Aksamları Üretimi: GPS destekli makineler, otonom araçlar ve akıllı sulama sistemleri gibi yüksek teknolojili ekipman üretimine odaklanılacak". Başvuruların 2 Mart – 15 Mayıs 2026 tarihleri arasında yerelkalkinmahamlesi.sanayi.gov.tr adresinden alınacağı, yalnızca dijital ortamda yapılacak başvuruların detaylı fizibilite ve belge hazırlığı gerektirdiğini ifade edildi. Program sonunda soru-cevap bölümüyle devam eden toplantıda, yatırımcıların süreç hakkında merak ettiği konulara açıklık getirildi.