Yerel Haberler
Antalya
Antalya’da otomobil sulama kanalına uçtu, sürücüsü kayıplara karıştı
29 Mart 2026 Pazar - 10:06 Antalya’da otomobil sulama kanalına uçtu, sürücüsü kayıplara karıştı Antalya’da kontrolden çıkan kiralık otomobil, DSİ’ye ait sulama kanalına uçarak ters döndü. Kazanın ardından kendi imkanlarıyla araçtan çıkan sürücü, ekipler gelmeden olay yerinden ayrılarak kayıplara karıştı. Kaza, Manavgat ilçesi Sanayi Mahallesi 2025 Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sürücüsünün ismi henüz belirlenemeyen 07 AON 845 plakalı otomobil, Çeltikçi Mahallesi Saraçlı Sokak yakınlarında seyir halindeyken sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarında bulunan Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait sulama kanalına uçtu. Ekipler gelmeden olay yerinden ayrıldı Metrelerce yükseklikten kanala düşen ve suyun içinde ters dönen otomobili gören vatandaşlar durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, kazayı hafif sıyrıklarla atlatan sürücü, ters dönen aracın içerisinden kendi çabalarıyla çıkmayı başardı. Bir süre olay yerinde bekleyen sürücü, trafik ve sağlık ekipleri bölgeye ulaşmadan olay yerinden uzaklaşarak izini kaybettirdi. Araç kralık çıktı Yapılan incelemelerde, kanala uçan otomobilin bir oto kiralama şirketinden (rent-a-car) kiralandığı tespit edildi. Olay yerine gelen araç sahipleri, bölgeye çağrılan çekici vasıtasıyla otomobili kanaldan çıkartarak teslim aldı. Polis ekipleri, kazayla ilgili inceleme başlatırken, olay yerinden ayrılan sürücünün kimliğini belirlemek için çalışma başlattı.
Doç. Dr. Murat Köken: "Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir"
29 Mart 2026 Pazar - 09:43 Doç. Dr. Murat Köken: "Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir" Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Murat Köken, omuz ağrısının çoğu zaman ihmal edilse de sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebileceği konusunda uyardı. Omuz ağrısı, günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve çoğu zaman ihmal edilen sağlık sorunlarının başında geliyor. Hareket kabiliyeti yüksek olan omuz eklemi, bu özelliği nedeniyle aynı zamanda en hassas bölgeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken dönemde fark edilmeyen omuz ağrılarının zamanla daha ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti. Omuz ağrısının başlıca nedenleri Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Köken, "Omuz ağrısı, toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman ihmal edilen önemli bir sağlık sorunudur. Sabah giyinirken zorlanma, gece uykudan omuz ağrısıyla uyanma ya da basit bir hareket sırasında omuzda ani bir sızı hissetme ile başlayabilir, sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebilir. Omuz ağrısı; basit zorlanmalardan ciddi ortopedik rahatsızlıklara kadar birçok farklı sebeple ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan nedenler arasında; omuza aşırı yük bindirilmesi, ters pozisyonda yatma (özellikle omuz üzerine yatma), burkulma ve zorlanmalar, tendon yaralanmaları, boyun fıtığı, omuz çıkıkları, sinir sıkışmaları, kireçlenme, düşme veya çarpma gibi travmalar yer almaktadır" dedi. "Bazı meslek gruplarında daha sık görülebilir" Omuz ağrısının bazı meslek gruplarında daha sık görüldüğünü belirten Köken, "Masa başında uzun süre çalışanlar, kuaförler ve berberler, boyacılar ve inşaat işçileri, öğretmen gibi tekrarlayan hareketler ve uzun süre aynı pozisyonda kalmak omuz sağlığını olumsuz etkileyebilir. Ev işlerinde ise cam silmek, halı yıkamak, yüksek raflara uzanmak, ağır tencere ve eşyaları kaldırmak, uzun süre ütü yapmak, omuz kaslarına aşırı yük bindirerek zamanla ağrıya yol açabilir. Omuz ağrısı hem kadınlarda hem erkeklerde görülmekle birlikte, yapılan gözlemler kadınlarda biraz daha yaygın olduğunu göstermektedir" diye konuştu. "Cerrahi dışı yöntemler etkili olabilir" Tedavi yöntemlerine değinen Köken, "Omuz ağrısında tedavi, ağrının nedenine göre planlanır. Çoğu hastada cerrahi dışı yöntemler yeterli olmaktadır. Bunlar arasında; fizik tedavi ve özel egzersiz programları, kortikosteroid veya hyaluronik asit enjeksiyonları, PRP (trombositten zengin plazma) veya kök hücre enjeksiyon tedavisi, şok dalga tedavisi (ESWT) yer almaktadır. Bu yöntemlerle birçok hasta ameliyata gerek kalmadan sağlığına kavuşabilmektedir" ifadelerini kullandı. Cerrahi gerektiren durumlar Cerrahi gerektiren durumlara da değinen Köken, "İleri derecede tendon yırtıkları, ciddi omuz çıkıkları, ileri evre kireçlenme, hareketi ciddi şekilde kısıtlayan durumlarda gibi vakalarda ameliyat gündeme gelebilir. Omzunuzu 90 derecenin üzerine kaldıramıyorsanız, geceleri ağrı nedeniyle uyanıyorsanız, kolunuzda uyuşma veya güçsüzlük varsa, ağrı 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa, omzunuzda çıtırtı veya kilitlenme hissediyorsanız ve diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi tedavi tercih edilir" dedi. "Cerrahi ile kalıcı çözüm mümkün" Cerrahi yöntemler hakkında bilgi veren Köken, "Hastanın yaşı ve ağrının sebebine bağlı olarak, küçük kesilerle hızlı iyileşme sağlayan artroskopik (kapalı) ameliyat, kapalı ameliyat ile tedavi edilemeyecek hastalıklar ve kırıklarda açık ameliyat, ileri evre kireçlenmelerde kalıcı çözüm olarak omuz protezi tercih edilebilir" diye konuştu.
Horlama deyip geçmeyin: Uyku apnesi hayatı ve güvenliği tehdit ediyor
29 Mart 2026 Pazar - 09:30 Horlama deyip geçmeyin: Uyku apnesi hayatı ve güvenliği tehdit ediyor Uyku apnesinin yalnızca horlama ve sabah yorgunluğu ile sınırlı bir sorun olmadığını belirten ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, hastalığın fiziksel ve zihinsel sağlığı derinden etkilediğini, sürücü hataları kaynaklı kazaların yüzde 70’inden fazlasında uyku apnesinin rol oynadığını söyledi. Karadağ, tedavi sonrası hastaların kendilerini belirgin şekilde daha iyi hissettiğini vurgulayarak, "Tedavi olan hastalarımız o kadar mutlu oluyorlar ki on yaş gençleştiklerini söylüyorlar" dedi. Uyku apnesi, üst solunum yolunu içeren hava yollarının tıkanması nedeniyle horlamanın yaşandığı, uyku sırasında solunumun tekrar tekrar kesilip yeniden başladığı ciddi bir solunum bozukluğu olarak dikkat çekiyor. Toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman fark edilmeyen uyku apnesiyle ilgili Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi kapsamında Antalya’da bulunan ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, sağlıklı uykunun bir tercih değil, doğal bir insan hakkı olduğunu söyledi. Uyku apnesinin yalnızca gece horlamasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Karadağ, hastalığın bireyin günlük yaşamından kalp sağlığına, iş performansından trafik güvenliğine kadar pek çok alanı doğrudan etkilediğini ifade etti. "İyi uyumak bir insanlık hakkıdır" Prof. Dr. Mehmet Karadağ, uykunun insan vücudu için bir restorasyon dönemi olduğunu belirterek, "Tüm dünyada bilim insanları bir şeyi vurgulamak istiyorlar, iyi uyuyanlar daha iyi yaşıyorlar. İyi uyumak bir insanlık hakkıdır, tercih değildir. Doğal bir haktır ve tüm insanların iyi uyuması gerekir. Çünkü hayatımızın üçte biri uykuda geçmektedir. Uyku bizim aslında bir restorasyon dönemimizdir. Gün boyu yorulan vücudun sağlıklı bir uyku ile yeni bir güne hazırlanması gerekir. Uyku sırasında da insanların sadece bir gün önceki yorgunlukları değil, beyni, kalbi, böbrekleri, tüm vücudu yeni bir güne hazırlanmak için bir restorasyon işlemi olur. Bu restorasyon işleminin de enerji kaynağı solunum sistemidir, akciğerlerdir. Bizim her aldığımız nefes kanımızı temizler ve saatte yaklaşık bin defa nefes alır veririz" dedi. Yeterli nefes alamayan vücut alarma geçiyor Yatak pozisyonuna geçildiğinde rahat nefes alamamanın tüm vücut sistemlerini etkilediğini belirten Karadağ, uyku sırasında yeterli enerjinin sağlanamamasının ertesi gün yorgunluk, performans düşüklüğü ve dikkat dağınıklığına neden olduğunu söyledi. Karadağ, "İnsanlar yatar pozisyonuna geçtikleri zaman uyku sırasında rahat nefes alamıyorlar ise yeterli enerjiyi sağlayamazlarsa o zaman tüm vücudu bundan etkilenir. Sağlığı etkilenir. Ertesi sabah yorgun uyanır. Kişinin performansı düşer, konsantrasyonu düşer ve bu uzun yıllar devam ettiği zaman da işte ortaya uyku apnesi hastalığı gibi gece uykuda nefes durmaları ortaya çıkmaya başlar ve her nefes durmasında da insan vücudu boğulur gibi bir reaksiyon vermek ister. Kalp çarpıntısı artar, telaşlanır ve vücut sürekli alarma geçtiği için sabah kalktığı zaman dinlenmiş olarak değil de yorgun olarak uyanmaya başlar" diye konuştu. Hipertansiyon, obezite ve diyabet riskine dikkat çekti Uyku apnesinin yalnızca uyku kalitesini değil, birçok kronik hastalığın gelişimini de etkilediğini dile getiren Karadağ, özellikle genetik yatkınlığı bulunan kişilerde hipertansiyon riskinin arttığını kaydetti. Karadağ, "Bu tüm hayatını etkiler ve kişinin eğer genetik olarak yatkınlığı varsa hipertansiyon hemen çıkar. Hipertansiyon hastalarının üçte birinde uyku apnesi vardır. Bu çok önemli bir sorun. Onun dışında obezite ortaya çıkar. Bugün dünyadaki en önemli sağlık sorunlarından birisi de obezitedir. Obezite, hipertansiyon, diyabet, şeker hastalığı gibi kronik hastalıkların tümünün temelinde kişinin sağlıklı uyuyamaması da yatmaktadır. Sağlıklı uyku bir insan hakkıdır. Ve son yıllarda insanlar düzenli uykudan yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamıştır. Bunlar konusunda Dünya Uyku Derneği her yıl belirli uyarılar yapmaktadır. Her yıl 21 Mart, Ekinoks dediğimiz geceyle gündüzün eşit olduğu tarihten bir hafta önceki cuma günü Dünya Uyku Günü olarak tüm dünyada belirli sloganlarla, uyarılarla tüm dünyayı bir şekilde alarma geçirmeye çalışıyoruz. Bu yılın sloganı ’İyi uyuyun, daha iyi yaşayın’ sloganıydı" ifadelerini kullandı. Sürücü hatalı kazaların yüzde 70’inden fazlasında uyku apnesi var Uyku apnesinin trafik ve iş kazaları açısından da ciddi risk oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Karadağ, gece boyunca rahat nefes alamayan kişilerin ertesi güne yorgun ve dikkat bozukluğu ile başladığını söyledi. Karadağ, özellikle sürücüler açısından bu tablonun hayati sonuçlar doğurabileceğine işaret etti. Karadağ, "Uyku apnesi olan kişilerin gece boyunca rahat nefes alamadıkları için konsantrasyonları bozulur ve ertesi güne yorgun kalktıkları için bu trafik kazalarının, iş kazalarının ve normal sağlıklı yaşamdaki insan ilişkilerinin, sosyal ilişkilerinin tümünü doğrudan etkiler. Son yıllarda Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de sürücü adayların tümünde uyku apnesi sorgulanmaktadır. Uyku apnesi olan kişilerin tedavi olmadan araç sürmemeleri gerekir. Çünkü trafik kazalarının hemen hemen büyük çoğunluğunda yani sürücü hataları olan kazaların yüzde 70’den fazlasında uyku apnesi yatmaktadır. O yüzden yasaların uygulanması gerekiyor. Uyku apnesi olan kişilerin mutlaka tanı konulup tedavisinin yapılması gerekiyor. Ne yazık ki şu anda ülkemizde de dünyada da uyku apnesi olduğu halde tanısı konmayan ya da tedavisi yapılmayan çok sayıda insan var. Bunlar tüm toplum sağlığını, halk sağlığını etkilemektedir" şeklinde konuştu. Kesin tanı için uyku laboratuvarı, tarama için ev tipi test Uyku apnesinin kesin tanısında uyku laboratuvarlarının önemli rol oynadığını ifade eden Karadağ, hastaların bir gece boyunca ayrıntılı şekilde izlenerek değerlendirildiğini belirtti. Son yıllarda evde yapılan uyku testlerinin de yaygınlaştığını aktaran Karadağ, tarama amaçlı bu testlerin önemli kolaylık sağladığını söyledi. Karadağ, "Uyku laboratuvarında yatırdığımız hastalara gece sabaha kadar tüm fonksiyonlarını monitörize ediyoruz, kişi uyanık mıdır, uykuda mıdır, derin uykuda mıdır, uykunun evreleri var, REM uykusu, rüya gördüğü dönemde midir, sırt üstü mü yatıyor, yan mı yatıyor, horluyor mu, nefesi duruyor mu, vücutta dolaşan kanın oksijen seviyesi saniye saniye ölçülür, kalp atımları düzenli olarak ölçülür. Aslında tüm insanların uyku testi yaptırmasında hiçbir sakınca yoktur. Artık evlerde de uyku testi yapmaya başladık. Evde uyku testi son yılların en popüler konulardan bir tanesi. Bir kişi uyku laboratuvarında yatmadan da evinde uyku apnesi, tarama testi yapabilmektedir" dedi. "Tedavi olan hastalarımız 10 yaş gençleştiklerini söylüyorlar" Sağlıklı uykunun temel kuralları konusunda da önerilerde bulunan Prof. Dr. Mehmet Karadağ, düzenli uyku saatleri, ekran kullanımının azaltılması ve uygun oda şartlarının önemine dikkat çekti. Karadağ, tedavi edilen hastalarda hayat kalitesinin belirgin biçimde arttığını vurgulayarak, "İnsanlar sürekli aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmayı bir şekilde kendilerine prensip edinmelidir. Örneğin, ekranlar son yılların en önemli sorunlarından birisi. Biz yatak odalarından artık cep telefonlarının, televizyonların çıkartılmasını öneriyoruz. Yatmadan en az bir saat önce artık cep telefonlarımızdan kurtulmamız gerekiyor. Ve yatak odalarının ısısı, sesi ve ışığı çok önemlidir. Uyku hijyeni dediğimiz kurallarımız var bizim. Sessiz, rahat ve belirli bir ısıda olan odalarda insanların rahat bir şekilde uyuması ve yeni bir güne hazırlanmaları gerekiyor. Uyku sağlığının ne kadar önemli olduğunu her geçen gün daha iyi anlamaya başlıyoruz. Hem ülkemizde hem dünyada uyku tıpıyla ilgilenen hekimler bu konuyu artık çok iyi öğrendiler. Tedavi olan hastalarımız o kadar mutlu oluyorlar ki on yaş gençleştiklerini söylüyorlar. Yıllardır kilo veremeyen, birçok diyet yaptığı halde kilo veremeyen kişiler uyku apnesi tanısı konup tedavi olduktan sonra birdenbire kilo veriyorlar. Enerjileri artıyor, yaşam sevinçleri artıyor. Tüm hastalarımıza sağlıklı bir uyku diliyorum" ifadelerini kullandı.
Kepez’de Antalya’nın en iyi ev kütüphaneleri ödüllendirildi
28 Mart 2026 Cumartesi - 15:35 Kepez’de Antalya’nın en iyi ev kütüphaneleri ödüllendirildi Kepez Belediyesi, "Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez" programı kapsamında kitap kültürünü teşvik etmeye yönelik hayata geçirdiği projeyle ‘Antalya’nın En İyi Ev Kütüphanesi’ni seçti. Dereceye giren katılımcılar ödüllerini Kepez Kitap Fuarı’nın açılış töreninde alırken, yarışma katılımcısı 5 yaşındaki Zeynep Keleş ve 12 yaşındaki Verda Pakize Balcı okuma heyecanları ve yaşlarıyla dikkat çekti. "Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez" vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilen proje kapsamında, Antalya genelinde kitapseverlerin evlerinde oluşturdukları kütüphaneler jüri tarafından yerinde incelenerek değerlendirildi. En az 500 basılı kitaba sahip olma şartının arandığı yarışmada; koleksiyonun niteliği, tematik bütünlüğü, kullanım sıklığı ve kütüphanenin oluşum hikayesi gibi kriterler ön planda tutuldu. Jüri üyelerinin değerlendirmesi sonucu ödüle layık görülen kütüphanelerin sahipleri, Kepez Kitap Fuarı’nın açılışında düzenlenen törenle ödüllendirildi. Yarışmanın jüri üyesi Mustafa Akyurt, törende yaptığı konuşmada, "Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez iddiasıyla yola çıktığımız bu projede birbirinden güzel çalışmalara imza atıyoruz. Bunlardan biri Kepez Kitap Fuarı, bir diğeri ise En İyi Ev Kütüphanesi Yarışması Birbirinden değerli vatandaşlarımız, okurlarımız ve kütüphanecilerimiz başvurdu. Kütüphaneleri gezip jüri üyelerimizle değerlendirdik ve hepsi birbirinden kıymetli hazinelerdi" dedi. Ödül töreninde ilk olarak yaşlarıyla dikkat çeken iki genç okur özel olarak onurlandırıldı. 5 yaşındaki Zeynep Keleş ve 12 yaşındaki Verda Pakize Balcı’nın oluşturdukları kütüphaneler jüri tarafından takdir toplarken, yarışma dışı değerlendirilerek "Umut Vadeden Kütüphaneci" ödülüne layık görüldüler. Genç okurların ödülleri, fuarın onur konuğu eğitimci-yazar Ahmet Şerif İzgören tarafından takdim edildi. Mansiyon ödülüne layık görülen Nilgün Sever’e, ödülünü Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Başkanı Nail Kamacı verdi. Üçüncülük ödülünün sahibi Savaş Yıldız’ın ödülünü Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz takdim etti. Jüri, ikincilik konusunda kararsız kalınca, bu derece Ceyda Baykan ile Kubilay Küşüm arasında paylaştırıldı. İkinciler ödüllerini CHP Parti Meclisi Üyesi ve Antalya Milletvekili Cavit Arı’nın elinden aldı. Birincilik ödülü ise Mustafa Şanlı’ya Antalya Vali Vekili Mustafa Hulusi Arat tarafından takdim edildi.
Köpekten kaçarken kamyonun altında kalarak ölmüştü, sınıf arkadaşlarının vefası anneyi duygulandırdı
28 Mart 2026 Cumartesi - 14:47 Köpekten kaçarken kamyonun altında kalarak ölmüştü, sınıf arkadaşlarının vefası anneyi duygulandırdı Antalya’nın Serik ilçesinde sahipsiz köpeklerden kaçarken kamyonun altında kalması sonucu 10 yaşında hayatını kaybeden Mahra Melin Pınar, sınıf arkadaşları tarafından unutulmadı. Mezuniyet heyecanı yaşayan öğrencilerin, kaybettikleri arkadaşları için mezar başına bıraktığı mektubu okuyan anne, duygu dolu anlar yaşadı. Sahipsiz köpeklerden kaçarken kamyonun altında kalarak yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren Mahra Melin Pınar’ın kabrini ziyaret eden baba Murat ve anne Derya Pınar, mezar taşında bir kağıt buldu. Melih’in ilkokuldan mezun olan sınıf arkadaşı Yiğit Yorulmaz, tarafından kaleme alınan mektubu kızının mezarı başında okuyan Anne Derya Pınar, duygulandı. Mektup da ise öğrenciler "Merhaba Melih. Bugün aramızdan ayrılışının dördüncü yılı. Bu dört yıl boyunca sınıfça seni hiç unutmadık. Her zaman aklımızda ve kalbimizdesin. Bu yıl mezun oluyoruz. Hepimiz senin de mezuniyette olmanı isterdik. Fakat ne kadar fiziken olmasan da ruhen her zaman bizimlesin ve seni çok seviyoruz. Biliyorum, biz seni göremesek de sen bizi görüyorsun. Sen diğer dünyanın en güzel yerinde, cennettesin. Seni hiçbir zaman unutmayacağız. Her zaman aklımızda ve gönlümüzdesin. Seninle olan hatıralarımız yaşandı diye sevinsek de bitti diye çok üzülüyoruz. Her zaman bizimlesin. Seni çok seviyoruz, çok da özledik cennet meleğimiz." İfadelerine yer verdi. Okuduğu mektup sonrası gözyaşlarını tutamayan anne Deya Pınar, eşi Murat Pınar’ın kurduğu ve üyesi olduğu Güvenli Sokaklar ve Yaşama Hakkını Savunma Derneği tarafından Mahra Melin Pınar’ın vefat yıl dönümünde yaptığı açıklamada, "Güvenli Sokaklar ve Yaşama Hakkını Savunma Derneği olarak, 28 Mart 2022’de hayatını kaybeden Mahra Melin Pınar’ı vefatının yıl dönümünde rahmetle anıyoruz. Mahra Melin Pınar, Antalya’nın Serik ilçesinde kendisine saldıran başıboş köpeklerden kaçarken bir kamyonun altında kalarak ağır yaralanmış ve 23 gün sonra hayatını kaybetmiştir. Bu acı olay, güvenli sokak ihtiyacını açıkça ortaya koymuştur. Bugün benzer acıların yaşanmaması için çağrımızı yineliyoruz. Derneğimizin yaklaşımı nettir: Başta yaşam hakkı olmak üzere insan haklarının korunması ve hayvan refahının sağlanması çizgisinde; Hayvanların yaşamlarını mevzuatta belirlenen şartlarda sürdürmeleri sağlanmalı; halk sağlığı ve güvenliği de eksiksiz temin edilmelidir. Türkiye’de yürürlükte bulunan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun etkin uygulanması büyük önem taşımaktadır. Bu kanunun çıkarılmasında emeği geçen başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere katkı sunanlara teşekkür ediyoruz. Ayrıca, sahipsiz hayvanlar konusunda Çorum ve Erzurum’da başıboş köpeklerin toplanması hususunda göstermiş olduğu kararlı tutumu ile bilinen İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi Bakanımıza da bu çerçevede geçmişte yürüttüğü çalışmalardan dolayı kendisine teşekkür ediyor hassasiyetlerinin ülke genelinde sürdürülmesini diliyoruz. Ancak sahada yaşanan saldırı ve kazalar, sorunun devam ettiğini göstermektedir. Özellikle çocuklarımızın park, okul çevresi ve yol kenarlarında risk altında olması kabul edilemezdir. Bu kapsamda çağrımızdır: 5199 sayılı kanun eksiksiz uygulanmalıdır. Sahipsiz başıboş hayvanlar (köpekler) kontrol altına alınmalıdır. Bakımevi ve yaşam alanları yaygınlaştırılmalıdır. Sokak güvenliği öncelik olmalıdır. Bu çerçevede Haydi uygulaması hayvan kolluğuna dönüştürülmelidir. Güvenli sokaklar ve yaşam hakkı herkesin hakkıdır. Hiçbir çocuk korkarak sokağa çıkmamalıdır. Mahra Melin Pınar’ı rahmetle anıyor, benzer acıların yaşanmaması için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz" dedi. Olayın geçmişi Olay, Serik ilçesine bağlı Belek Mahallesi’nde 5 Mart Cumartesi sabahı meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bahçeye inmek için evden çıkan 9 yaşındaki Mahra Melin Pınar, boş bir araziye geldiğinde başıboş köpeklerin kendini kovaladığını görünce yola fırladı. O esnada İrfan Y.’nin kullandığı 07 YBJ 06 plakalı kamyonun tekerleği, Mahra’nın sağ bacağının üstünden geçti. Olayı fark eden kamyon şoförü araçtan indi ve yaralanan küçük kızın yanına gitti. Çevredekilerin yardımıyla 112 Acil Servis ve polis ekiplerine haber verildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yaralanan küçük kız ambulansla Antalya’ya sevk edildi. 23 gün yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Mahra hayatını kaybetti.
Isparta’da yerel kalkınma hamlesi tanıtıldı: Dört stratejik alana yatırım çağrısı
28 Mart 2026 Cumartesi - 14:19 Isparta’da yerel kalkınma hamlesi tanıtıldı: Dört stratejik alana yatırım çağrısı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde hazırlanan Yerel Kalkınma Hamlesi Programı’nın Isparta tanıtım toplantısı, ITSO Başkanı ve Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi Metin Çelik ev sahipliğinde Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya bölgenin kamu ve özel sektör temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Yerelden kalkınma vizyonu çerçevesinde hazırlanan ve Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi’nin önemli bir ayağını oluşturan program, Isparta’nın potansiyelini temel alarak dört öncelikli yatırım alanına odaklanıyor. Toplantıda Isparta Vali Yardımcısı Adnan Tezcan Yerel Kalkınma Hamlesi teşvik sisteminin Isparta için ciddi fırsatlar barındırdığını vurgulayarak; "Önceki çalıştığımız yerlerde de kalkınma ajanslarının çok önemli işlere vesile olduğunu gördük, duyduk. Burada da BAKA’nın önemli konularda destekleri olduğunu biliyoruz. İnşallah hayırlı uğurlu olur, bereketli olur, verimli olur, faydalı olur" dedi. ITSO Başkanı Metin Çelik ise Isparta’ya özel olarak belirlenen yatırım konularının Isparta’nın potansiyelini ne denli güçlü yansıttığını bir kez daha gözler önüne serdiğini belirterek, "Gönlümden geçen bayağı bir talep olması, BAKA’yı yormamız, çalıştırmamız ki bu teşvikleri şehrimize kazandırmamız" dedi. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Genel Sekreteri Volkan Güler, konuşmasında Yerel Kalkınma Hamlesi’nin bölgeleri kendi güçlü yönleri üzerinden desteklediğini söylerken, programın sadece teşviklerle sınırlı olmadığını da hatırlatarak, yerel aktörlerin sürece dahil edilmesinin önemine değindi; Kamu yatırımları ve teşvik mekanizmaları elbette süreci kolaylaştırır, ancak işin asli sahibi özel sektör olacaktır. Biz Kalkınma Ajansları olarak bu sürecin kolaylaştırıcısıyız. Yatırımcılara rehberlik etmek, projelerini yönlendirmek ve başvuru süreçlerinde destek olmak bizim görevimiz. Bu noktada sanayicilerimizin ve girişimcilerimizin ilgisi belirleyici olacak. Yerelden gelen güçlü bir talep olduğu sürece, programın etkisi de katlanarak artacaktır" dedi. Son olarak, verilen desteklerin muhteviyatına da değinen Güler, "KDV istisnasından faiz desteğine, yatırım yeri tahsisinden makine desteklerine kadar çok kapsamlı bir sistem kuruldu. Bu nedenle tüm yatırımcılarımızı bu sürecin bir parçası olmaya davet ediyoruz" dedi. Isparta ili için belirlenen yatırım konularında, bölgenin tarımsal mirasını teknolojiyle buluşturan ve atıkları ekonomiye kazandıran projeler öne çıkıyor: "Gül ve Diğer Tıbbi Aromatik Bitki Özlerinden Katma Değerli Kozmetik Ürünleri ile Gıda Takviyesi Üretimi: Bölgenin simgesi olan gül ve tıbbi bitkilerin sanayiye entegrasyonu hedefleniyor. Mantar Kompostu Üretimi ve/veya Entegre Mantar İşleme Tesisi: Salamura ve konserve mantar gibi katma değerli işleme tesisleri desteklenecek. Meyve ve Atıklarından Katma Değerli Ürünler Üretimi: Meyve tozu, pektin, selüloz ve hemiselüloz üretimiyle sıfır atık ve yüksek verim amaçlanıyor. Akıllı Tarım Teknolojileri, Makineleri, Ekipmanları ve Aksamları Üretimi: GPS destekli makineler, otonom araçlar ve akıllı sulama sistemleri gibi yüksek teknolojili ekipman üretimine odaklanılacak". Başvuruların 2 Mart – 15 Mayıs 2026 tarihleri arasında yerelkalkinmahamlesi.sanayi.gov.tr adresinden alınacağı, yalnızca dijital ortamda yapılacak başvuruların detaylı fizibilite ve belge hazırlığı gerektirdiğini ifade edildi. Program sonunda soru-cevap bölümüyle devam eden toplantıda, yatırımcıların süreç hakkında merak ettiği konulara açıklık getirildi.
Batı Antalya’da tarımsal üretim ve ticaretindeki sorunlar masaya yatırıldı
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:03 Batı Antalya’da tarımsal üretim ve ticaretindeki sorunlar masaya yatırıldı Antalya ve ilçelerindeki yaş sebze ve meyve toptancı hallerini ziyaret eden İç Ticaret Genel Müdürü Adem Başar, "Sahada sorunları görerek çözüm aramak önemli" dedi. İç Ticaret Genel Müdürü Adem Başar ve TÜRKHAL (Türkiye Haller Federasyonu Başkanı) Yüksel Tavşan Kumluca’da incelemelerde bulundu. Antalya Büyükşehir belediyesi Kumluca Toptancı Haline gelen heyet önce Kumluca Yaş sebze ve meyve Komisyoncuları Derneğini, ardından Toptancı Halindeki ürününü pazarlamaya çalışan üretici ve komisyoncuları ziyaret etti. Toptancı halindeki incelemelerden sonra Kumluca Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonuna geçen heyet burada sektörün paydaşları ile sorunlarını tartışarak çözüm yolları aradı. Toplantıda konuşma yapan İç Ticaret Genel Müdürü Adem Başar, "Hepinizin şirketleri var. Şirketinizin kuruluşu, ana sözleşme değişiklikleri, ticaret kanuna göre işlemlerini inceleyen ve takibini yapan genel müdürüm. Son zamanlarda e ticaretin düzenlenmesi, büyük ticaret sitelerinin düzenlenmesi, rekabet ve büyük sitelerde mal satışı veya hizmet satışı yapan KOBİ’lerin ilişkilerini düzenliyoruz. Uzun süre dayanan hububat gibi tarımsal ürünlerin standardize edilmesini inceliyoruz. Perakende ticaret kanunun işleyişini inceliyoruz. Bunun içinde sizlerle bir arada olmamızı sağlayan hal kanunu dediğimiz 5957 sayılı kanun var. Bu kadar geniş bir perspektifte görev yapmaya çalışıyoruz. Yurt içindeki ticaret ve ticareti ilgilendiren her başlıkta görev yetki ve sorumluluklarımız var. Bunu yapıyorken de iletişim ve sahada olmak önemli. Meslek kuruluşları ve sektör temsilcileriyle bir arada olmak önemlidir. Bu toplantıların önemi, toplantıya gelmeden önce sahada sıkıntıları görerek toplantıya gelmek ve hep birlikte sorunlar üzerinde tartışmak ve çözüm yollarını konuşmamız önemlidir. Bunu bugün de yarın da konuşuyor olacağız" dedi. Sebze ve meyve ticaretinin çok yönlü bir ticaret olduğuna işaret eden Başar, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye tarımsal üretimin çok yaygın olduğu bir ülkedir. Antalya bölgesi en belirgin üretimi yapsa da Türkiye’nin batısında da iç bölgede de kuzeyinde de her yerinde tarımsal üretim var. Sebze meyve üretimi var. Çok büyük bir potansiyelimiz var. Bu potansiyeli hem iç hem ihracat hem de sanayi için kullanıyoruz. Bu süreci hem genel merkez hem de yerel yönetimlerle birlikte yürütüyoruz. Devlet olarak en zor sektör olan sebze ve meyve piyasasındaki sıkıntıları 14 yıl önce görmüşüz. 2 yıldır da bazı adımları atmakta zorlanıyoruz. Çünkü sahada zorluklar var. Türkiye her geçen gün gelişen ve değişen bir ülkedir. Şartlar değiştikçe sorunlarda değişerek artıyor. Biz devlet olarak sorunların çözümüyle baş etmeye çalışıyoruz. En büyük sorunlarımızdan birisi kayıt dışı ticaret. Şartlar değiştikçe kayıt dışı da artıyor. 2018 yılından beri yeni hal kanunu konuşuyoruz. Aracınızın lastiğini veya ayakkabınız 1 yılda bir değiştirebiliyorsunuz kimse bir şey fark etmiyor ama yaş sebze ve meye günlük alınıp satılan bir şey olduğu için dikkat çekiyor. İnsanlarımız değişen fiyatlardan rahatsız oluyor. Eskiden sebze meyve mevsimseldi. Artık günümüzde mevsimsellik kalktı. 12 ay yaş ve taze sebze ve meyve tüketebiliyor. İnsanlarımız taze sebze ve meyveye talep gösterdiği sürece değişken iklim şartları ve saha şartları gerçekliğiyle karşı karşıya kalıyoruz. Her şeye rağmen vatandaşlarımızın taleplerini karşılamak için üretici, tüketici ve tedarikçilerin hakları korumak için çok yönlü çalışıyoruz." Sektörün üreticilerin gördüğü gibi çok küçük bir sistem olmadığını da dile getiren Başar; "Sebze ve meyve sektörü sadece üretim ayağından oluşmuyor. Bunun paketlemesi var. Pazarlaması var. Tüketiciye ulaştırılması var. Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkı var. Biz üretim pazarlama ve tüketicinin tüm sorunlarını çözerek sorunsuz hale getirmek mücadele ediyoruz" ifadelerine yer verdi. Başar’a Kumluca, Finike, Antalya, Alanya Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncuları Dernek Başkanları ve Antalya Büyükşehir Belediyesi Toptancı Hal Şube Müdürü Osman Yılmaz da eşlik etti.
AŞT Dünya Tiyatro Günü’nü üç ayrı sahnede üç farklı oyunda kutladı
28 Mart 2026 Cumartesi - 11:48 AŞT Dünya Tiyatro Günü’nü üç ayrı sahnede üç farklı oyunda kutladı Antalya Büyükşehir Belediyesi Antalya Şehir Tiyatroları (AŞT) 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü üç ayrı sahnede sahnelenen üç farklı oyunla kutladı. Farklı anlatım biçimlerini ve sahne dillerini izleyiciyle buluşturan temsiller, tiyatroseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Perdelerini açtığı ilk günden bu yana kapalı gişe sahnelenen İstanbul Efendisi müzikali, Antalya Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Doğu Garajı Kültür Merkezi Büyük Sahne’de seyirciyle buluştu. Musahipzade Celâl’in sevilen eserinden uyarlanan ve yönetmenliğini Engin Alkan’ın üstlendiği yapım; müzikal yapısı, güçlü sahne dili ve etkileyici oyunculuk performanslarıyla ilk günden bu yana coşkulu bir şekilde ilgi görmeye devam ediyor. Sahnedeki enerji, uyum ve rejisel bütünlük, izleyiciden uzun süre alkış aldı. Performans Sahne’de izleyiciyle buluşan polisler ise düzenin ayakta kalabilmesi için suça ihtiyaç duyulan absürt bir dünyayı sahneye taşıdı. Otorite ile birey arasındaki ilişkiyi ele alan oyun, çarpıcı anlatımı ve düşündüren yapısıyla öne çıktı. Yıldız Kenter Sahnesi’nde sahnelenen, yetişkinlere yönelik kukla tiyatrosu Göçmen ise; evini, geçmişini ve hayallerini bir bavula sığdırarak yola çıkanların hikâyesini anlattı. Göç olgusunu duygusal ve çarpıcı bir dille ele alan oyun, izleyici üzerinde derin bir etki bıraktı. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında sahnelenen bu üç yapım, tiyatronun farklı anlatım biçimlerini aynı gün içinde seyirciyle buluşturdu.
23 ülkeden 820 sporcu Alanya Ultra Trail için start aldı
28 Mart 2026 Cumartesi - 11:40 23 ülkeden 820 sporcu Alanya Ultra Trail için start aldı Alanya’da doğa ve sporun buluştuğu dev organizasyon başladı. Alanya Ultra Trail 2026, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yüzlerce sporcunun katılımıyla start aldı. Antalya’nın gözde turizm merkezlerinden Alanya, bu yıl da ulusal ve uluslararası düzeyde önemli bir spor etkinliğine ev sahipliği yapıyor. 23 farklı ülkeden toplam 820 sporcunun katıldığı organizasyon, hem rekabet seviyesi hem de doğal parkurlarıyla dikkat çekiyor. Yarışa katılan sporcuların 548’ini erkekler, 272’sini ise kadınlar oluştururken, katılımcıların yaş ortalaması 41 olarak açıklandı. Farklı yaş gruplarından yoğun ilginin olduğu organizasyonda en genç erkek sporcu 17, en genç kadın sporcu ise 16 yaşında. En yaşlı erkek ve kadın sporcuların ise 70 yaşında olması, etkinliğin geniş bir yaş aralığına hitap ettiğini ortaya koydu. Tüm kategoriler için start noktası Kleopatra Plajı olarak belirlenirken, yarış programı sabah erken saatlerde başladı. İlk start saat 06.00’da 68 kilometrelik parkur için verildi. Ardından 06.30’da 42 kilometre, 08.30’da 27 kilometre ve 09.00’da 18 kilometre parkurları start aldı. Günün son yarışı olan 5 kilometrelik etap ise saat 15.00’te başlayacak. Sporcular, Alanya’nın eşsiz doğası, ormanlık alanları ve zorlu dağ parkurlarında mücadele ederken, yarışın başlangıç noktası olan Kleopatra Plajı aynı zamanda tüm etapların bitiş noktası olarak da kullanılacak.