Yerel Haberler
Antalya
Kepez Kent Tiyatrosu ekibinden 19 Mayıs’a özel gösterim 10 Nisan 2026 Cuma - 11:38:10 Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı haftası kapsamında, Kepez Kent Tiyatrosu tarafından sahnelenecek ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışını konu alan özel oyunun prova çalışmalarını izledi. Kepez Belediyesi’nin ödüllü ekibi, Kepez Kent Tiyatrosu (KKT), 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı haftasına özel yeni oyunuyla seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Yönetmenliğini Kosti Kortidis’in üstlendiği ve oyuncu olarak da yer alacağı oyun Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkış sürecini farklı bir bakış açısıyla ele alıyor. Bandırma Vapuru üzerinden anlatılan hikaye, izleyicilere tarihin bilinmeyen yönlerini sahne diliyle sanatın güçlü anlatımıyla aktaracak. Toplam 19 kişilik oyuncu kadrosunun yer aldığı oyunun provaları Neşet Ertaş STK Merkezi’nde sürdürülüyor. "Tiyatro toplumun aynasıdır" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, Kepez Kent Tiyatrosu oyuncularının sahneleyeceği oyunun provalarını izledi. Neşet Ertaş STK Merkezi’nde oyuncularla bir araya gelen Başkan Kocagöz, prova sürecini yerinde takip ederek yönetmen ve oyunculara emekleri için teşekkür etti. Sanatın toplumsal gelişimdeki önemine vurgu yapan Başkan Kocagöz, "Tiyatro, toplumun aynasıdır. Geçmişimizi anlamak, bugünümüzü doğru yorumlamak ve geleceğe daha bilinçli adımlar atmak için sanatın gücüne her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Kepez’de sanata ve sanatçıya desteğimizi sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. Oyun, 16 Mayıs akşamı saat 20.30’da Erdem Bayazıt Kültür Merkezi sahnesinde tiyatroseverlerle buluşacak.
10 Nisan 2026 Cuma - 11:36 Ukraynalı kadın hayatının şokunu yaşadı, kurt köpeğiyle dalaşan kucağındaki köpeği parmağını parçaladı Antalya Manavgat Irmak kenarında köpeğiyle yürüyüşe çıkan Ukrayna uyruklu kadın, kucağındaki köpeği ile başıboş köpeğin kavgasında kendi köpeğinin parmağını ısırması sonucu yaralandı. Kavga esnasında köpeklerden korkan bir kedi de soluğu ağaca kaçmakta buldu. Yaşananlar güvenlik kamerasına yansırken, hastaneye tedavi için götürülen kadın, herhangi bir şikayette bulunmadı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne gelen ‘yabancı uyruklu kadına köpek saldırdı’ ihbarı Manavgat Emniyet Müdürlüğü ve Manavgat Belediyesi Barınak ekiplerini alarma geçirdi. Örnek Mahallesi ırmak kenarına gelen ekipler, korkuyla Rauf Denktaş Köprüsü altındaki İlçe Halk Kütüphanesine sığınan Ukrayna uyruklu Lutvila S. isimli kadına ulaşırken, Kütüphanenin kapısında bekleyen kurt köpeği barınak görevlileri tarafından araca alındı. Polisler tarafından dışarı davet edilen Ukraynalı kadının kucağındaki köpek korku içerisinde havladığı ve işaret parmağının parçalanmış olduğu görüldü. Köpeğiyle yürüyüş yaptığı sırada köpekler arasında yaşanan havlamalardan korkan bir kedinin ise korkuyla çıktığı ağaçtan uzun süre indirilemediği gözlendi. Ukraynalı kadın, polis ekip aracıyla tedavisi yapılmak üzere Manavgat Devlet Hastanesine götürüldü. Ukrayna uyruklu Lutvila S.’nin hastanede görevli tercümana elini kurt köpeğinin değil, kurt köpeğiyle kavga eden kendi köpeğinin ısırdığını ve şikayetçi olmadığını söylediği bildirildi.
Köpek saldırısıyla hayalleri yarım kalan 10 yaşındaki Mahra’ya mezarı başında buruk anma
29 Mart 2026 Pazar - 11:32 Köpek saldırısıyla hayalleri yarım kalan 10 yaşındaki Mahra’ya mezarı başında buruk anma Antalya’da sahipsiz köpeklerden kaçarken kamyonun altında kalarak hayatını kaybeden 10 yaşındaki Mahra Melin Pınar, mezuniyet gününde arkadaşları tarafından mezarı başında anıldı. Acılı baba Murat Pınar, "Kızımın en büyük hayali koşucu olmaktı, kısmet olmadı" diyerek yetkililere ’sıfır başıboş köpek’ çağrısını yineledi. Serik ilçesine bağlı Belek Mahallesi’nde 4 yıl önce sokak köpeklerinin kovalaması sonucu yola fırlayan ve bir kamyonun çarpmasıyla ağır yaralanıp 23 günlük hayat mücadelesini kaybeden Mahra Melin Pınar, bu yıl mezun olacak olan okul arkadaşları tarafından unutulmadı. Mahra’nın mezarı başında toplanan arkadaşları, ona yazdıkları mektupları okuyarak vefa örneği sergilediler. "Arkadaşları mezun oluyor, Mahra yok" Kızının mezarı başında duygusal anlar yaşayan baba Murat Pınar, evladının en büyük hayalinin atletizm olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Arkadaşları bu sene mezun oluyor. Kızımın da mezun olduğunu görmek isterdim. Burada beklerken arkadaşları toplanmış geldiler. Tabii ki onlarla beraber daha güzel yerlerde, eğlenirken görmek isterdim. Tüm arkadaşlarını tanıyorum, çocuklarımdan beri. Hepsi kızımın mezarının başına geldiler. Mektup yazılmış bir arkadaşı tarafından. Özlemişler. Annesi okudu mezarı başında onu. Mektubu yazan çocuğumuz okudu. Hepsi evladım gibi, hepsine sarıldım, öptüm. Kendi çocuğum gibi gördüm onları. Kızımın en büyük hayali koşucu olmaktı. Atletizm yapmak istiyordu. Kısmet olmadı. Gönül isterdi ki hayallerine kavuşsun. Bu sene arkadaşlarıyla beraber mezun olsun, ülkeye hayırlı bir vatandaş olsun isterdim" diye konuştu. "Mücadelemiz başka çocuklar ölmesin diye" Yaşadıkları acının ardından Güvenli Sokaklar ve Yaşam Hakkını Savunma Derneği’ni kuran Murat Pınar, "Başka Mahraların ölmemesi için kızımızdan aldığımız güçle, biz de bir dernek kurduk. Derneğimizin tek amacı; sokakta başıboş köpek olmaması. Bu konuda çok büyük mücadeleler verdik. Bu mücadelenin sonucunda 5199 sayılı kanunun değişmesine vesile olduk. Kızımdan sonra yaklaşık yüze yakın çocuk ve vatandaşımız vefat etti. Bunlar olmasın diye uğraştık. Cumhurbaşkanımızın ve ekibinin desteğiyle, verdikleri mücadeleyle ve halkımızın da bu soruna verdiği tepkiyle, bize verdikleri destekle bu kanun değişti. Ama hala görüyoruz ki kanunun uygulanmasında büyük sıkıntılar yaşanıyor" ifadelerini kullandı. "Sıfır başıboş köpek" çağrısı Sokakların güvenli hale gelmesi için "Sıfır başıboş köpek" politikasının tüm Türkiye’ye yayılmasını temenni ettiklerini anlatan Murat Pınar, "Yeni İçişleri Bakanımız göreve başladı, hayırlı olsun. ’Sıfır başıboş köpek’ politikasını tüm Türkiye’ye yaymasını temenni ediyoruz, en büyük arzumuz bu. Buradan sesimizi duyurmamıza vesile olursunuz inşallah. Başka bir çocuğumuz daha ölmeden şu başıboş köpek sorununun artık çözülmesini istiyoruz. Sokakta başıboş dolaşan köpek olmasına izin verilmemesini istiyoruz" açıklamasında bulundu. "Köpekler başıboş dolaşmaya devam ediyor" Kendi yaşadığı sokaklarda başıboş köpeklerin hala dolaştığını belirten Pınar, "Dün çocuğumu okula bırakırken üç tane köpek bahçenin içine girip çıkıp dolaşıyorlar. Kendi yaşadığımız bölgede, biz bunu başaramadık maalesef. Ben kızımı kaybettim ama bu kadar vurdumduymazlık, bu kadar umursamazlık, çocukların bu kadar değersizleştiğini düşünemiyordum. Gerçekten yaşadıklarımla bunu gördüm. Artık bu sorunun nokta atışı çözülmesini talep ediyoruz. Sesimizi duyurmanızı istiyoruz" dedi.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden "Daha Yeşil Antalya" için ödüllü yarışma
29 Mart 2026 Pazar - 11:11 Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden "Daha Yeşil Antalya" için ödüllü yarışma Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Daha Yeşil Antalya İçin En Güzel Tasarım ve Uygulama Yarışması" için başvurular başlıyor. Çevre bilincini artırmak ve kentin yeşil dokusunu güçlendirmek amacıyla düzenlenen yarışmaya, doğaya duyarlı tüm Antalyalılar davet edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilecek yarışma; Akdeniz Üniversitesi, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Antalya Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği’ne bağlı Antalya Çiçekçiler Odası, Antalya Kent Konseyi ile Antalya Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin destekleriyle hayata geçirilecek. Üç ana başlıkta düzenlenecek Yarışma, üç ana başlık altında gerçekleştirilecek. Çiçekçilik tasarımları kategorisinde aranjman, teraryum ve tag tasarımları değerlendirilirken; yeşil alan uygulamaları kategorisinde en güzel teras, konut, apartman, site, iş yeri ve hobi bahçeleri ile açık ve kapalı balkonlar yarışacak. Peyzaj ve kent donatıları tasarımları kategorisinde ise öğrencilerin hazırladığı peyzaj projeleri ile kent mobilyalarına yönelik tasarımlar jüri karşısına çıkacak. Dereceye girenlere para ödülü Yarışmada, Antalya’da yeşil dokunun güçlendirilmesi, çevre bilincinin artırılması ve sürdürülebilir yaşam alanlarının yaygınlaştırılması hedefleniyor. İlk iki ana kategoride yer alan tüm alt başlıklarda dereceye giren katılımcılardan birincilere 20 bin TL, ikincilere 15 bin TL ve üçüncülere 10 bin TL ödül verilecek. Peyzaj ve kent donatıları projeleri kategorisinde ise her alt başlıkta ilk beşe giren yarışmacıların her birine 10 bin TL ödül verilecek. Son başvuru tarihi 8 Mayıs Yarışma; Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı, Döşemealtı ve Aksu ilçelerinde yer alan özel ve tüzel kişi, kurum ve kuruluşlara ait mekânların katılımına açık olacak. Katılmak isteyenler başvurularını 30 Mart’tan itibaren Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne elden teslim ederek ya da "tasarimuygulamayarismasi.antalya.bel.tr" adresi üzerinden online olarak yapabilecek. Başvuruların teknik şartlara uygun fotoğraflar ve belgelerle birlikte yapılması gerekirken, son başvuru tarihi 8 Mayıs 2026 saat 17.30 olarak açıklandı. Değerlendirme süreci ise 11-22 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Çiçek Desenleri Günleri’ne başvurularda son gün 31 Mart
29 Mart 2026 Pazar - 10:36 Çiçek Desenleri Günleri’ne başvurularda son gün 31 Mart Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin bu yıl ikincisini düzenleyeceği Çiçek Desenleri Günleri için başvurular 31 Mart’ta sona erecek. Muratpaşa Belediyesi tarafndan geçtiğimiz yıl ilk düzenlenen Çiçek Desenleri Günleri için başvurular devam ediyor. Yarışmaya devlet ve özel liselerden en az 10, en fazla 12 okul katılabilecek. Okullar, görsel sanatlar öğretmenlerinin rehberliğinde 10 kişilik takımlar oluşturacak. Başvuruların kontenjanı aşması durumunda ise yarışmaya katılacak ekipler kura yöntemiyle belirlenecek. Fener Mahallesi’nde bulunan Ziya Gökalp Parkı’nda gerçekleştirilecek olan etkinlikte takımlar önceden hazırladıkları desenleri öğretmenleri eşliğinde zemine uygulayacak. 5 kişilik jüri değerlendirecek Belediyenin temin edeceği kesme çiçekler, renkli ağaç kabukları ve çakıl taşları gibi dekoratif malzemeler kullanılarak oluşturulacak desenler, belirlenen süre içerisinde alana işlenecek. Çalışmaların tamamlanmasının ardından 5 kişilik jüri değerlendirme yaparak dereceye giren takımları belirleyecek ve ödüllendirecek. Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen Çiçek Desenleri Günleri kapsamında belediyenin üretim tesislerinde 115 bin dal çiçek yetiştirildi. Yarışmada 11 lise iki gün boyunca kıyasıya mücadele ederken, öğrenciler hazırladıkları desen krokilerine uygun çiçek seçimleriyle çalışmalarını oluşturdu.
Uzm. Dr. Murat Oynak: "Kriyoablasyon cerrahiye uygun olmayan hastalar için büyük avantaj"
29 Mart 2026 Pazar - 10:08 Uzm. Dr. Murat Oynak: "Kriyoablasyon cerrahiye uygun olmayan hastalar için büyük avantaj" Girişimsel Radyoloji Uzm. Dr. Murat Oynak kanser tedavisinde uygulanan kriyoablasyonun cerrahiye uygun olmayan hastalar için büyük avantaj sağlayan, tümörü dondurarak yok eden etkili bir yöntem olduğunu söyledi. Tıbbi teknolojideki gelişmeler, kanser tedavisinde yeni ve alternatif yöntemleri gündeme getirmeye devam ediyor. Cerrahi müdahaleye uygun olmayan hastalar için öne çıkan kriyoablasyon yöntemi, minimal invaziv yapısı ve hızlı iyileşme süreciyle dikkat çekiyor. Dondurma tedavisi olarak da bilinen yöntem, farklı kanser türlerinde uygulanabilirliği ile hastalara önemli avantajlar sunuyor. Aşırı soğuk ile tümör öldürülüyor Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Antalya Memorial Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Murat Oynak, "Kriyoablasyon ya da dondurma yöntemi uzunca bir süredir kullanılan klasik ablasyon yöntemlerinden bir tanesidir. Bu yöntemle vücuda özel bir takım iğneler ile girilir. Vücuttaki herhangi bir doku ya da tümör dondurularak tahrip edilir. Bu esnada iğnenin içinden argon gazı devridaim yaptırılır ve bu devridaim iğnenin uç kısmından -20 ile -80 derece arasında değişen bir soğukluk oluşturur. Bu soğukluk tümörü ya da patolojik dokuyu tahrip ederek öldürür" dedi. Diğer yöntemlerden farklı bir mekanizma Radyofrekans, mikrodalga ve lazer gibi yöntemlere de değinen Oynak, "Radyofrekans, mikrodalga ve lazer genellikle birbirine benzeyen ablasyon yöntemleridir ve ülkemizde daha çok bu yöntemler kullanılır. Krioablasyon ise bunlarda tamamen ayrı bir mekanizma ile çok ayrı özellikleri ve üstünlükleri olan bir tekniktir. Dolayısıyla gerektiği zaman mutlaka başvurulması gereken büyük bir potansiyeli olan bir yöntemdir" diye konuştu. Tümör küçülüyor, yaşam kalitesi artıyor Kriyoablasyonun etkilerine ilişkin bilgi veren Oynak, "Kriyoablasyon sayesinde kanser hücreleri ölür ve tümör küçülür veya tamamen yok olur. Vücut, ölü dokuyu doğal mekanizmalarla emer ve ortadan kaldırır. Ağrı azalır (özellikle pankreas kanserinde). Safra yolları üzerindeki baskı hafifler ve tümörün çevreye yayılma riski azalır. Genel olarak hastanın yaşam kalitesi artar, çünkü invaziv olmayan bir yöntemle tedavi sağlanır" ifadelerini kullandı. Kanserin her aşamasında uygulanabiliyor Kriyoablasyonun kullanım alanlarına değinen Oynak, "Kriyoablasyon, kanser tedavisinde genellikle erken evre kanserlerde tercih edilen bir yöntemdir. Özellikle tümörün organ sınırlarını aşmadığı, lokalize olduğu durumlarda uygulanır. Cerrahi müdahaleye uygun olmayan hastalar için alternatif bir seçenek olarak kullanılır ve standart tedavilere (kemoterapi, radyoterapi) ek olarak destekleyici rol oynar. Prostat, böbrek, karaciğer, meme, akciğer, pankreas, yumuşak doku ve kemik kanserleri gibi çeşitli türlerde etkili olabilir. İleri evrelerde ise ağrı azaltma, tümör küçültme için kullanılabilir, ancak primer tedavi olarak erken aşamalarda daha yaygındır" dedi. Cerrahiye göre önemli avantajlar sağlıyor Yöntemin avantajlarını sıralayan Oynak, "Kriyoablasyonun cerrahiye göre başlıca avantajları; minimal invaziv olması, düşük risk ve yan etki oranı, lokal anestezi ile uygulanabilmesi, hızlı iyileşme süreci ve soğuk uygulamaya bağlı doğal anestezi etkisi olarak sıralanabilir" diye konuştu.
Antalya’da otomobil sulama kanalına uçtu, sürücüsü kayıplara karıştı
29 Mart 2026 Pazar - 10:06 Antalya’da otomobil sulama kanalına uçtu, sürücüsü kayıplara karıştı Antalya’da kontrolden çıkan kiralık otomobil, DSİ’ye ait sulama kanalına uçarak ters döndü. Kazanın ardından kendi imkanlarıyla araçtan çıkan sürücü, ekipler gelmeden olay yerinden ayrılarak kayıplara karıştı. Kaza, Manavgat ilçesi Sanayi Mahallesi 2025 Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sürücüsünün ismi henüz belirlenemeyen 07 AON 845 plakalı otomobil, Çeltikçi Mahallesi Saraçlı Sokak yakınlarında seyir halindeyken sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarında bulunan Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait sulama kanalına uçtu. Ekipler gelmeden olay yerinden ayrıldı Metrelerce yükseklikten kanala düşen ve suyun içinde ters dönen otomobili gören vatandaşlar durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, kazayı hafif sıyrıklarla atlatan sürücü, ters dönen aracın içerisinden kendi çabalarıyla çıkmayı başardı. Bir süre olay yerinde bekleyen sürücü, trafik ve sağlık ekipleri bölgeye ulaşmadan olay yerinden uzaklaşarak izini kaybettirdi. Araç kralık çıktı Yapılan incelemelerde, kanala uçan otomobilin bir oto kiralama şirketinden (rent-a-car) kiralandığı tespit edildi. Olay yerine gelen araç sahipleri, bölgeye çağrılan çekici vasıtasıyla otomobili kanaldan çıkartarak teslim aldı. Polis ekipleri, kazayla ilgili inceleme başlatırken, olay yerinden ayrılan sürücünün kimliğini belirlemek için çalışma başlattı.
Doç. Dr. Murat Köken: "Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir"
29 Mart 2026 Pazar - 09:43 Doç. Dr. Murat Köken: "Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir" Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Murat Köken, omuz ağrısının çoğu zaman ihmal edilse de sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebileceği konusunda uyardı. Omuz ağrısı, günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve çoğu zaman ihmal edilen sağlık sorunlarının başında geliyor. Hareket kabiliyeti yüksek olan omuz eklemi, bu özelliği nedeniyle aynı zamanda en hassas bölgeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken dönemde fark edilmeyen omuz ağrılarının zamanla daha ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti. Omuz ağrısının başlıca nedenleri Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Köken, "Omuz ağrısı, toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman ihmal edilen önemli bir sağlık sorunudur. Sabah giyinirken zorlanma, gece uykudan omuz ağrısıyla uyanma ya da basit bir hareket sırasında omuzda ani bir sızı hissetme ile başlayabilir, sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebilir. Omuz ağrısı; basit zorlanmalardan ciddi ortopedik rahatsızlıklara kadar birçok farklı sebeple ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan nedenler arasında; omuza aşırı yük bindirilmesi, ters pozisyonda yatma (özellikle omuz üzerine yatma), burkulma ve zorlanmalar, tendon yaralanmaları, boyun fıtığı, omuz çıkıkları, sinir sıkışmaları, kireçlenme, düşme veya çarpma gibi travmalar yer almaktadır" dedi. "Bazı meslek gruplarında daha sık görülebilir" Omuz ağrısının bazı meslek gruplarında daha sık görüldüğünü belirten Köken, "Masa başında uzun süre çalışanlar, kuaförler ve berberler, boyacılar ve inşaat işçileri, öğretmen gibi tekrarlayan hareketler ve uzun süre aynı pozisyonda kalmak omuz sağlığını olumsuz etkileyebilir. Ev işlerinde ise cam silmek, halı yıkamak, yüksek raflara uzanmak, ağır tencere ve eşyaları kaldırmak, uzun süre ütü yapmak, omuz kaslarına aşırı yük bindirerek zamanla ağrıya yol açabilir. Omuz ağrısı hem kadınlarda hem erkeklerde görülmekle birlikte, yapılan gözlemler kadınlarda biraz daha yaygın olduğunu göstermektedir" diye konuştu. "Cerrahi dışı yöntemler etkili olabilir" Tedavi yöntemlerine değinen Köken, "Omuz ağrısında tedavi, ağrının nedenine göre planlanır. Çoğu hastada cerrahi dışı yöntemler yeterli olmaktadır. Bunlar arasında; fizik tedavi ve özel egzersiz programları, kortikosteroid veya hyaluronik asit enjeksiyonları, PRP (trombositten zengin plazma) veya kök hücre enjeksiyon tedavisi, şok dalga tedavisi (ESWT) yer almaktadır. Bu yöntemlerle birçok hasta ameliyata gerek kalmadan sağlığına kavuşabilmektedir" ifadelerini kullandı. Cerrahi gerektiren durumlar Cerrahi gerektiren durumlara da değinen Köken, "İleri derecede tendon yırtıkları, ciddi omuz çıkıkları, ileri evre kireçlenme, hareketi ciddi şekilde kısıtlayan durumlarda gibi vakalarda ameliyat gündeme gelebilir. Omzunuzu 90 derecenin üzerine kaldıramıyorsanız, geceleri ağrı nedeniyle uyanıyorsanız, kolunuzda uyuşma veya güçsüzlük varsa, ağrı 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa, omzunuzda çıtırtı veya kilitlenme hissediyorsanız ve diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi tedavi tercih edilir" dedi. "Cerrahi ile kalıcı çözüm mümkün" Cerrahi yöntemler hakkında bilgi veren Köken, "Hastanın yaşı ve ağrının sebebine bağlı olarak, küçük kesilerle hızlı iyileşme sağlayan artroskopik (kapalı) ameliyat, kapalı ameliyat ile tedavi edilemeyecek hastalıklar ve kırıklarda açık ameliyat, ileri evre kireçlenmelerde kalıcı çözüm olarak omuz protezi tercih edilebilir" diye konuştu.
Horlama deyip geçmeyin: Uyku apnesi hayatı ve güvenliği tehdit ediyor
29 Mart 2026 Pazar - 09:30 Horlama deyip geçmeyin: Uyku apnesi hayatı ve güvenliği tehdit ediyor Uyku apnesinin yalnızca horlama ve sabah yorgunluğu ile sınırlı bir sorun olmadığını belirten ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, hastalığın fiziksel ve zihinsel sağlığı derinden etkilediğini, sürücü hataları kaynaklı kazaların yüzde 70’inden fazlasında uyku apnesinin rol oynadığını söyledi. Karadağ, tedavi sonrası hastaların kendilerini belirgin şekilde daha iyi hissettiğini vurgulayarak, "Tedavi olan hastalarımız o kadar mutlu oluyorlar ki on yaş gençleştiklerini söylüyorlar" dedi. Uyku apnesi, üst solunum yolunu içeren hava yollarının tıkanması nedeniyle horlamanın yaşandığı, uyku sırasında solunumun tekrar tekrar kesilip yeniden başladığı ciddi bir solunum bozukluğu olarak dikkat çekiyor. Toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman fark edilmeyen uyku apnesiyle ilgili Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi kapsamında Antalya’da bulunan ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, sağlıklı uykunun bir tercih değil, doğal bir insan hakkı olduğunu söyledi. Uyku apnesinin yalnızca gece horlamasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Karadağ, hastalığın bireyin günlük yaşamından kalp sağlığına, iş performansından trafik güvenliğine kadar pek çok alanı doğrudan etkilediğini ifade etti. "İyi uyumak bir insanlık hakkıdır" Prof. Dr. Mehmet Karadağ, uykunun insan vücudu için bir restorasyon dönemi olduğunu belirterek, "Tüm dünyada bilim insanları bir şeyi vurgulamak istiyorlar, iyi uyuyanlar daha iyi yaşıyorlar. İyi uyumak bir insanlık hakkıdır, tercih değildir. Doğal bir haktır ve tüm insanların iyi uyuması gerekir. Çünkü hayatımızın üçte biri uykuda geçmektedir. Uyku bizim aslında bir restorasyon dönemimizdir. Gün boyu yorulan vücudun sağlıklı bir uyku ile yeni bir güne hazırlanması gerekir. Uyku sırasında da insanların sadece bir gün önceki yorgunlukları değil, beyni, kalbi, böbrekleri, tüm vücudu yeni bir güne hazırlanmak için bir restorasyon işlemi olur. Bu restorasyon işleminin de enerji kaynağı solunum sistemidir, akciğerlerdir. Bizim her aldığımız nefes kanımızı temizler ve saatte yaklaşık bin defa nefes alır veririz" dedi. Yeterli nefes alamayan vücut alarma geçiyor Yatak pozisyonuna geçildiğinde rahat nefes alamamanın tüm vücut sistemlerini etkilediğini belirten Karadağ, uyku sırasında yeterli enerjinin sağlanamamasının ertesi gün yorgunluk, performans düşüklüğü ve dikkat dağınıklığına neden olduğunu söyledi. Karadağ, "İnsanlar yatar pozisyonuna geçtikleri zaman uyku sırasında rahat nefes alamıyorlar ise yeterli enerjiyi sağlayamazlarsa o zaman tüm vücudu bundan etkilenir. Sağlığı etkilenir. Ertesi sabah yorgun uyanır. Kişinin performansı düşer, konsantrasyonu düşer ve bu uzun yıllar devam ettiği zaman da işte ortaya uyku apnesi hastalığı gibi gece uykuda nefes durmaları ortaya çıkmaya başlar ve her nefes durmasında da insan vücudu boğulur gibi bir reaksiyon vermek ister. Kalp çarpıntısı artar, telaşlanır ve vücut sürekli alarma geçtiği için sabah kalktığı zaman dinlenmiş olarak değil de yorgun olarak uyanmaya başlar" diye konuştu. Hipertansiyon, obezite ve diyabet riskine dikkat çekti Uyku apnesinin yalnızca uyku kalitesini değil, birçok kronik hastalığın gelişimini de etkilediğini dile getiren Karadağ, özellikle genetik yatkınlığı bulunan kişilerde hipertansiyon riskinin arttığını kaydetti. Karadağ, "Bu tüm hayatını etkiler ve kişinin eğer genetik olarak yatkınlığı varsa hipertansiyon hemen çıkar. Hipertansiyon hastalarının üçte birinde uyku apnesi vardır. Bu çok önemli bir sorun. Onun dışında obezite ortaya çıkar. Bugün dünyadaki en önemli sağlık sorunlarından birisi de obezitedir. Obezite, hipertansiyon, diyabet, şeker hastalığı gibi kronik hastalıkların tümünün temelinde kişinin sağlıklı uyuyamaması da yatmaktadır. Sağlıklı uyku bir insan hakkıdır. Ve son yıllarda insanlar düzenli uykudan yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamıştır. Bunlar konusunda Dünya Uyku Derneği her yıl belirli uyarılar yapmaktadır. Her yıl 21 Mart, Ekinoks dediğimiz geceyle gündüzün eşit olduğu tarihten bir hafta önceki cuma günü Dünya Uyku Günü olarak tüm dünyada belirli sloganlarla, uyarılarla tüm dünyayı bir şekilde alarma geçirmeye çalışıyoruz. Bu yılın sloganı ’İyi uyuyun, daha iyi yaşayın’ sloganıydı" ifadelerini kullandı. Sürücü hatalı kazaların yüzde 70’inden fazlasında uyku apnesi var Uyku apnesinin trafik ve iş kazaları açısından da ciddi risk oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Karadağ, gece boyunca rahat nefes alamayan kişilerin ertesi güne yorgun ve dikkat bozukluğu ile başladığını söyledi. Karadağ, özellikle sürücüler açısından bu tablonun hayati sonuçlar doğurabileceğine işaret etti. Karadağ, "Uyku apnesi olan kişilerin gece boyunca rahat nefes alamadıkları için konsantrasyonları bozulur ve ertesi güne yorgun kalktıkları için bu trafik kazalarının, iş kazalarının ve normal sağlıklı yaşamdaki insan ilişkilerinin, sosyal ilişkilerinin tümünü doğrudan etkiler. Son yıllarda Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de sürücü adayların tümünde uyku apnesi sorgulanmaktadır. Uyku apnesi olan kişilerin tedavi olmadan araç sürmemeleri gerekir. Çünkü trafik kazalarının hemen hemen büyük çoğunluğunda yani sürücü hataları olan kazaların yüzde 70’den fazlasında uyku apnesi yatmaktadır. O yüzden yasaların uygulanması gerekiyor. Uyku apnesi olan kişilerin mutlaka tanı konulup tedavisinin yapılması gerekiyor. Ne yazık ki şu anda ülkemizde de dünyada da uyku apnesi olduğu halde tanısı konmayan ya da tedavisi yapılmayan çok sayıda insan var. Bunlar tüm toplum sağlığını, halk sağlığını etkilemektedir" şeklinde konuştu. Kesin tanı için uyku laboratuvarı, tarama için ev tipi test Uyku apnesinin kesin tanısında uyku laboratuvarlarının önemli rol oynadığını ifade eden Karadağ, hastaların bir gece boyunca ayrıntılı şekilde izlenerek değerlendirildiğini belirtti. Son yıllarda evde yapılan uyku testlerinin de yaygınlaştığını aktaran Karadağ, tarama amaçlı bu testlerin önemli kolaylık sağladığını söyledi. Karadağ, "Uyku laboratuvarında yatırdığımız hastalara gece sabaha kadar tüm fonksiyonlarını monitörize ediyoruz, kişi uyanık mıdır, uykuda mıdır, derin uykuda mıdır, uykunun evreleri var, REM uykusu, rüya gördüğü dönemde midir, sırt üstü mü yatıyor, yan mı yatıyor, horluyor mu, nefesi duruyor mu, vücutta dolaşan kanın oksijen seviyesi saniye saniye ölçülür, kalp atımları düzenli olarak ölçülür. Aslında tüm insanların uyku testi yaptırmasında hiçbir sakınca yoktur. Artık evlerde de uyku testi yapmaya başladık. Evde uyku testi son yılların en popüler konulardan bir tanesi. Bir kişi uyku laboratuvarında yatmadan da evinde uyku apnesi, tarama testi yapabilmektedir" dedi. "Tedavi olan hastalarımız 10 yaş gençleştiklerini söylüyorlar" Sağlıklı uykunun temel kuralları konusunda da önerilerde bulunan Prof. Dr. Mehmet Karadağ, düzenli uyku saatleri, ekran kullanımının azaltılması ve uygun oda şartlarının önemine dikkat çekti. Karadağ, tedavi edilen hastalarda hayat kalitesinin belirgin biçimde arttığını vurgulayarak, "İnsanlar sürekli aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmayı bir şekilde kendilerine prensip edinmelidir. Örneğin, ekranlar son yılların en önemli sorunlarından birisi. Biz yatak odalarından artık cep telefonlarının, televizyonların çıkartılmasını öneriyoruz. Yatmadan en az bir saat önce artık cep telefonlarımızdan kurtulmamız gerekiyor. Ve yatak odalarının ısısı, sesi ve ışığı çok önemlidir. Uyku hijyeni dediğimiz kurallarımız var bizim. Sessiz, rahat ve belirli bir ısıda olan odalarda insanların rahat bir şekilde uyuması ve yeni bir güne hazırlanmaları gerekiyor. Uyku sağlığının ne kadar önemli olduğunu her geçen gün daha iyi anlamaya başlıyoruz. Hem ülkemizde hem dünyada uyku tıpıyla ilgilenen hekimler bu konuyu artık çok iyi öğrendiler. Tedavi olan hastalarımız o kadar mutlu oluyorlar ki on yaş gençleştiklerini söylüyorlar. Yıllardır kilo veremeyen, birçok diyet yaptığı halde kilo veremeyen kişiler uyku apnesi tanısı konup tedavi olduktan sonra birdenbire kilo veriyorlar. Enerjileri artıyor, yaşam sevinçleri artıyor. Tüm hastalarımıza sağlıklı bir uyku diliyorum" ifadelerini kullandı.