Yerel Haberler
Antalya
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar" 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:32:07 Burdur’da cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın acılı anne ve babası konuştu. Anne Gülseren Yapıcı "Gün yüzü görmesinler" derken, baba Yunus Yapıcı ise, "Bu tip canilerin hiçbiri ortalıkta dolaşmasın. Kimsenin canı bu kadar ucuz değil. 10 sefer müebbet versinler, bunu hak ediyorlar" diyerek gözyaşı döktü. Burdur’da öldürülen 30 yaşındaki Kübra Yapıcı’nın Antalya’nın Serik ilçesinde yaşayan acılı anne ve babası konuştu. Kızı için gözyaşı döken anne Gülseren Yapıcı, katil zanlıları için "Ömür boyu güneş yüzü görmesinler. Benim çocuğum toprağa girdiyse onlar da yaşamasın" dedi. Baba Yunus Yapıcı ise, kızının 30 Nisan’da sabah WhatsApp girişinin 05.28 olduğunu ve haber alamayınca emniyete başvurduklarını söyledi. En son kızının şahıslarla Antalya’da görüldüğünü belirten Yapıcı, "Bu çocuklardan hariç bir tane de kadın var. O da bu işin içinde. Umut denilen kişiye biz ulaştık, kaç sefer aradık ve bizi hep yanlış yönlendirdi. Şimdi de etkin pişmanlıktan itirafçı oluyor. Benim çocuğum bunu hak etmiyordu. Kalbi çok temiz biriydi. 30 yaşında e-ticaretle uğraşıyordu. İfadelerinde para için olduğu söyleniyor. Bir baba olarak bittim. İnsanın evladı, bu başka bir şeye benzemez. Olayı bu sabah öğrendim" dedi. "10 kez müebbet alsınlar" "Bu tip canilerin hiçbiri ortalıkta dolaşmasın" diyen baba Yapıcı, "Kimsenin canı bu kadar ucuz değil. 10 sefer müebbet versinler, bunu hak ediyorlar. Suçu olsa kızımın, onun da suçu vardı derim. Sadece parası için bu mu yapılır. Pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişi de zaten bulunacağını anlayıp bunu yapıyor. Görüntü vardı zaten, bu pişmanlık değil ki. Ricam, pişmanlıktan faydalanması olmasın. 10 sefer müebbet yesinler" ifadelerini kullandı. Olayın geçmişi Antalya’nın Serik ilçesinde yaşayan kızı Kübra Yapıcı’nın 30 Nisan’da kayıplara karışması üzerine Yunus Yapıcı, aynı gün Serik Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. Yapılan ilk incelemelerde genç kadının gece saat 03.30 sıralarında Kepez’deki bir kafede iki erkekle olduğu ve saat 04.45’te bu kişilerle mekândan ayrıldığı güvenlik kameralarıyla net şekilde belirlendi. Soruşturma derinleştikçe İlyas Umut D. ve Ataberk S. isimlerini kullanan iki şahsın izine ulaşıldı. Verilen ifadeler olayın seyrini değiştirdi. İlyas Umut D., Kübra’yı bir market önünde bıraktığını iddia etti. Fakat yapılan saha incelemesinde o saatlerde marketin kapalı olduğu ortaya çıktı. Bu çelişki, şüpheleri daha da güçlendirdi. Baba Yunus Yapıcı, yürüttüğü bireysel araştırmalarla şüphelilerin gerçek kimliklerine ulaştı ve bu bilgileri savcılıkla paylaştı. Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, olaya dair yeni detaylar ortaya çıktı. İki şüphelinin ilk olarak Kübra Yapıcı ile birlikte köye geldikleri, daha sonra ormanlık alanda silahla vurarak öldürdükleri öğrenildi. Yapıcı’nın cesedini ilk olarak toprağa gömen şahısların daha sonra İstanbul’a gitmek için yola çıktığı, İstanbul’dan buldukları bir halı ile Burdur’a geri dönüp, benzin istasyonundan cesedi yakmak için benzin aldıkları belirlendi. Yapıcı’nın cesedini topraktan çıkararak halıya saran şüphelilerin bir varil içerisine koyarak benzin döküp yakmaya çalıştıkları ortaya çıktı. 3 kere benzin döken şahısların cesedin yanmayan kısımlarını yanlarında getirdikleri balyozla parçalayarak baraja attıkları tespit edildi. Elde edilen deliller doğrultusunda yakalanan İlyas Umut D.’nin alınan ifadesi ile yaşanan vahşet gün yüzüne çıktı. İlyas Umut D.’nin itirafı sonrasında olayın diğer şüphelisi Ataberk S. ekipler tarafından gözaltına alındı. Şahısların ifadelerinin sürdüğü öğrenilirken, işlemlerin tamamlanmasının ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilecekleri öğrenildi. Yeni detaylar Öte yandan cinayetin nasıl işlendiğine yönelik yeni detaylar da ortaya çıktı. Kübra Yapıcı’nın bir araç içerisinde silahla öldürüldüğü ve ardından gömüldüğü, şüphelilerin araçla İstanbul’a gittikleri ve ardından da tekrar olay yerine dönerek cesedi topraktan çıkarıp, olay yerine 1 kilometre uzaklıktaki bir alanda varilde yaktıkları, yanmayan kısımları ise bir baraja attıkları öğrenildi. Yine şahısların olayda kullandıkları silahı İstanbul’a giderken Eskişehir’de attıkları, ancak silahın ekipler tarafından bulunduğu öğrenildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:47 Ayakta durmakta güçlük çekti, deposunun yanışını gözyaşlarıyla izledi Antalya’nın Aksu ilçesinde gökyüzünü dumana boğan depo yangını kontrol altına alındı. Yangını duyup olay yerine gelen işletme sahibi gözyaşları içerisinde itfaiye ekiplerinin söndürme çalışmalarını izledi. Aksu ilçesi Mandırlar Mahallesi Altınoluk Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre geri dönüşüm deposunda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen ve bitişiğindeki depolara sıçrayan yangını gören çevredeki vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. Olay yerine polis ve çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. İşletme sahibi çaresiz gözlerle söndürme çalışmalarını izledi Bölgeye gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale ederken, olay yerine gelen işletme sahibi çaresiz gözlerle söndürme çalışmalarını izledi. Ellerini başına koyan ve ayakta durmakta güçlük çeken işletme sahibini, yakınları teskin etmeye çalıştı. İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 2 saatlik müdahalesinin ardından yangın kontrol altına alınırken, depo içerisinde bulunan malzemeler ise küle döndü. "Maddi anlamda büyük zarar var" Yangına ilişkin açıklamalarda bulunan Aksu Belediye Başkanvekili Mehmet Alptekin "Güzelyurt mahallemizde geri dönüşüm deposunda çıkan yangında birinci depodan ikinci depoya geçiş yaptı. Bunu duyar duymaz Aksu Belediyesi olarak hemen esnafımızın yanına kepçe ve su tankerlerimiz ile koşturduk. Esnafımıza yardımcı olmaya çalıştık. Şuan yangın söndürüldü. Soğutma çalışmaları yapılıyor. Çok şükür bir can kaybımız yok. Esnafımıza çok geçmiş olsun. Can kaybı yok ama maddi anlamda büyük bir zarar var" dedi.
Antalya’da 27 hafız için icazet töreni
01 Ocak 2026 Perşembe - 10:23 Antalya’da 27 hafız için icazet töreni Antalya’nın Kumluca ilçesinde İlçe Müftülüğü tarafından Müftü Sadık Kavalcı Yatılı Hafızlık Erkek Kuran Kursunda eğitim gören 27 öğrenci için hafızlık icazet programı düzenlendi. Mehmet Akif Ersoy Kültür Sanat ve Kongre Merkezinde düzenlenen program Mehter konserinin ardından İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Ardından Müftü Sadık Kavalcı Yatılı Hafızlık Erkek Kuran Kursu öğrencisi tarafından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı. Kumluca Müftüsü Bedir Aydın’ın açılış konuşmasının ardından söz alan Antalya İl Müftüsü Aydın Yığman, "Tormurcuk derdinde olmayacak ağaç odundur. Bizim derdimiz var. Bizim yaramız var. Bizim idealimiz var. Biz imanımızın gereğini yapıyoruz. Yaralıyız. Yaramız deride değil, derinde. Eğer yara deride olursa onu merhem iyileştirir. Ama yara kalpte olursa o zaman onun çaresi zor bulunur. Onun çaresi Allaha iman, Kur’an-ı Kerime iman, İslama imandır. İslam üzere bir hayat yaşamaktır" dedi. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hafiz Osman Şahin ise "Kur’an-ı Kerimi biz niye ezberliyoruz. Kur’an-ı Kerimle ilgili fukahanın şöyle bir hükmü vardır. Eğer insanlardan bir grup, bir topluluk ezberlemez ise bütün insanlık bundan sorumlu olur. Kur’an-ı Kerimi ezberlemek farzı kifaye yani ümmetin içinden bir grup ezberlerse diğerlerinden o sorumluluk kalkmış olur. İşte bu hafızlarımız bizim adımıza ümmet adına o sorumluluğu üstlenmiş olan Kur’an-ı Kerim’in muhafızlarıdır" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardında ülke çapında ve dünyada yarışma dereceleri bulunan ünlü Kuran hadimleri tarafından Kur’an-ı Kerim tilavetleri yapıldı. Daha sonra da hafızlık icazeti almaya hak kazanan öğrencilere protokol üyeleri tarafından belgeleri ve çeşitli hediyeler takdim edildi.
Alüvyonlarla örtülü Anadolu’nun Pompei’si Myra’da kazılar özel mülkiyet sınırlarında ilerliyor
01 Ocak 2026 Perşembe - 09:22 Alüvyonlarla örtülü Anadolu’nun Pompei’si Myra’da kazılar özel mülkiyet sınırlarında ilerliyor Antalya’nın Demre ilçesindeki Myra Antik Kenti ve Andriake Liman Kenti’nde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarında, Myra Antik Tiyatrosu’nun 2026 yılında restorasyonuna başlanması planlanırken, kazılarda ortaya çıkarılan benzersiz eserlerden 20’sinin Cumhurbaşkanlığı’nda sergilenmesi dikkat çekti. Myra’yı "Anadolu’nun Pompei’si" olarak tanımlayan Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik, özel mülkiyet nedeniyle kazıların sınırlı alanda yürütülebildiğini vurgulayarak, "Bastığımız zeminle antik kentin en derin noktası arasında 9 buçuk metre kod farkı var, yaklaşık 1 buçuk kilometre çapından da büyük bir metropol, bugünkü Demre’nin altında yatıyor" dedi. Antalya’nın Demre ilçesinde bulunan Myra Antik Kenti ile Andriake Liman Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları, 2025 kazı sezonunda da yoğun şekilde devam etti. Myra Antik Tiyatrosu’nda restorasyon süreci Myra’daki çalışmaların ana odağının antik tiyatro olduğunu belirten Çevik, tiyatroya ilişkin tüm projelerin tamamlandığını ifade etti. Çevik, "Myra’da antik tiyatroda röleve, restitüsyon ve restorasyon projeleri tamamlandı ve Koruma Kurulu’na sunuldu. Koruma Kurulu’ndan da izin alındı. Şu anda restorasyon projesi ihale aşamasına hazırlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu projeyi 2026 bütçesine dahil etti. Onay sürecinin ardından 2026 yılında Myra Antik Tiyatrosu’nun restorasyonuna başlamayı planlıyoruz. Önümüzdeki yıl heyecanlı bir yıl olacak" ifadelerini kullandı. "Bölgenin en büyük tiyatrosu" Antik tiyatronun mimari özelliklerine de değinen Prof. Dr. Nevzat Çevik, yapının bölge açısından önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bu tiyatro yaklaşık 11 bin kişilik kapasiteye sahip. Bölgenin en büyük tiyatrosu ve saf Roma tiyatrosu özellikleri taşıyor. En önemlisi de çok sayıda orijinal mimari elemanının günümüze ulaşmış olması. Yaklaşık 16 yıldır yürüttüğümüz kazılarda arşitravlar, lentolar, söveler ve başlıklar dahil olmak üzere çok sayıda orijinal malzeme ortaya çıkarıldı. Amacımız bu malzemeleri yeniden yerine koymak" dedi. Restorasyonun yalnızca görsel bir çalışma olmadığını vurgulayan Çevik, "Restorasyon esasen koruma amaçlı bir çalışmadır. Gösterim, bunun sadece bir sonucudur. Biz bu tiyatroyu koruyarak ayağa kaldırmayı hedefliyoruz. Bu tür restorasyonlar çok ince ve hassas çalışmalardır. Yaklaşık 3 yıl, belki 4 yıl sürebilir. Ancak bu sürenin sonunda sahne binasının büyük ölçüde ayakta ve korunmuş hale geldiğini göreceğiz" diye konuştu. "Anadolu’nun Pompei’si" Myra’nın korunmuş yapısına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Çevik, antik kenti "Anadolu’nun Pompei’si" olarak tanımladı. Çevik, Myra’nın alüvyonlarla örtülmesi sayesinde çok iyi korunduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Bastığımız zeminle antik kentin en derin noktası arasında 9,5 metre kod farkı var. Yaklaşık 1,5 kilometre çapından da büyük bir metropol, bugünkü Demre’nin altında yatıyor. Burada çok geniş bir özel mülkiyet alanı söz konusu. Bu nedenle kazılarımız şu an için belirli sınırlar içinde yürütülüyor. En azından kentin en büyük yapılarından biri olan tiyatroyu tamamen kazıp restore ederek bu büyük antik kente ucundan başlamış olacağız. İleriye dönük olarak çok büyük bir bilgi rezervi aktaracağımızı düşünüyoruz. Çünkü alan şu anda örtülü ve korunmuş durumda. Bugün değilse bile, belki 100 yıl sonra yapılacak kazılarda, Pompei’de olduğu gibi son derece iyi korunmuş bir kentin ortaya çıkacağını öngörüyoruz. Pompei lavlarla örtülmüştü, Myra ise alüvyonlarla örtüldü" ifadelerini kullandı. Andriake’de müze yeniden açılıyor Andriake Liman Kenti’ndeki çalışmalara da değinen Prof. Dr. Çevik, burada 16 yıldır aralıksız kazı yürütüldüğünü söyledi. Hadrian dönemine ait granaryumun Likya Uygarlıkları Müzesi’ne dönüştürüldüğünü hatırlatan Çevik, "Müze binasının kendisi zaten başlı başına bir eser. Akdeniz’in en büyük birkaç granaryumundan biri. Müze yaklaşık bir yıldır ziyarete kapalı, revizyon çalışmaları artık bitme aşamasında. Bir-iki ay içinde müzemiz, yeni teşhir-tanzim düzeni ve yeni eserlerle yeniden ziyarete açılacak" diye konuştu. Binlerce küçük obje, büyük bir hikaye Kazılarda ortaya çıkarılan küçük buluntuların önemine dikkat çeken Çevik, "Bu sezon kazılarda ele geçirilen eserlerden müzelik nitelikte olanları yıl sonu itibarıyla müzeye teslim ettik. Yaklaşık 170 küsur eser şu anda müze envanterine girmiş durumda. Bunun dışında binlerce etütlük eserimiz var. Seramikler, camlar, metal eşyalar, günlük kullanım kapları ve kadın süs eşyaları gibi çok sayıda buluntu, Myra’nın günlük yaşamına dair önemli veriler sunuyor.. Duvar çizme sistemlerine ilişkin detayların enstitü çalışmaları kapsamında elimize geçmesi dikkat çekiciydi. Sezonun başındaki kazılarda ise millefiori olarak adlandırılan cam örnekleri bulundu. Bu buluntulardan 20’si şu anda Cumhurbaşkanlığı’nda sergileniyor. Bunlar Anadolu için gerçekten benzersiz örnekler" ifadelerini kullandı. Kazıların Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında yıl boyunca sürdüğünü belirten Prof. Dr. Nevzat Çevik, "Biz buluntuya eşya olarak değil, bilgi olarak bakıyoruz. Her buluntu, geçmişin karanlıkta kalan bir noktasını aydınlatan bir veri sunuyor" dedi.
Alanya 2026’ya coşkuyla girdi
01 Ocak 2026 Perşembe - 02:26 Alanya 2026’ya coşkuyla girdi Antalya’nın Alanya ilçesinde vatandaşlar 2026 yılına coşkuyla girdi. Yeni yıl gecesinde eğlence mekanları dolup taşarken, güvenlik güçleri geniş çaplı tedbirler aldı. Alanya’da yılbaşı coşkusu cadde, sokak ve eğlence mekanlarına yansıdı. Çok sayıda vatandaş yeni yıla aileleri ve arkadaşlarıyla birlikte girerken, ilçedeki eğlence alanlarında yoğunluk yaşandı. Vatandaşlar 2026’yı müzik ve eğlence eşliğinde karşıladı. Öte yandan Alanya Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, yılbaşı gecesinde huzur ve güvenliğin sağlanması amacıyla kapsamlı önlemler aldı. İlçenin birçok noktasında uygulama noktaları oluşturulurken, ekipler tarafından alkol testi ve rutin denetimler gerçekleştirildi. Alanya İlçe Jandarma Komutanlığı bünyesinde 138 personel ve 35 tim yılbaşı gecesi boyunca görev yaptı. İlçe Emniyet Müdürlüğü ise 313 polis ve 82 bekçi olmak üzere toplam 395 personeli, 37 ekip halinde sahaya sürdü. Ayrıca Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı 53 personelin de denizden güvenliği sağlamak amacıyla görev aldığı öğrenildi. Yeni yıla arkadaşları ile birlikte giren Yusuf Emre Yavrı (22), "Herkese yeni yılda mutlu, huzurlu ve sağlıklı yıllar geçirmesini dilerim. 2026 yılı herkes için daha iyi olur. Öğrenci olmak biraz zor. Dışarıda okuyan öğrencilere Allah kolaylık versin"’ dedi.
Antalya’de ritüel bozulmadı, deniz tutkunları 2026’ya da denizde girdi
01 Ocak 2026 Perşembe - 00:53 Antalya’de ritüel bozulmadı, deniz tutkunları 2026’ya da denizde girdi Antalya’da yaz-kış demeden denize girenler grubu, 20 yıldır sürdürdükleri gelenek kapsamında 2026 yılını dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’nde karşıladı. Gece yarısında Türk bayraklarıyla denize giren grup, yeni yılın ilk dakikalarını Akdeniz’de geçirdi. Antalya’da yaz-kış demeden denize girenler grubu, 2026 yılını dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’nde karşıladı. 20 yıldır gelenek haline gelen etkinlik, pandemi dönemi dışında her yıl düzenli olarak gerçekleştirilirken, bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. Gece saatlerinde Konyaaltı Sahili’nde bir araya gelen yaklaşık 30 kişilik grup, ellerinde Türk bayraklarıyla geri sayım yaparak yeni yılı denizde karşıladı. Saatler 00.00’ı gösterdiğinde ise grup üyeleri hep birlikte denize girerek 2026 yılının ilk dakikalarını Akdeniz’in serin sularında geçirdi. Hava sıcaklığının 9 derece, deniz suyu sıcaklığının ise 20 derece olarak ölçüldüğü Antalya’da, deniz tutkunları suyun sıcaklığından memnun olduklarını ifade etti. Denize girmeden önce sahilde yaktıkları ateşin etrafında toplanan grup, Türk bayrağı eşliğinde denize girdi. Grup üyelerinden İsmail Çankaya, her gün sabah erken saatlerde denize girdiklerini belirterek, "Her gün sabahsaat 07.00’de denize giriyoruz. Herkesin yeni yılı kutlu ve mutlu olsun. Yeni yılı denizde karşıladık, denizin suyu sıcaktı" dedi. Etkinliğe üçüncü kez katılan 10 yaşındaki Çınar Dağlı ise enerjisiyle dikkat çekti. Dağlı, "Su soğuk değildi, ılıktı. 12 ay denize girdiğim için çok mutluyum, herkese tavsiye ederim" ifadelerini kullandı. Yıllardır bu geleneği sürdürdüklerini belirten Ali İhsan Yılmaz da, "Biz 30-35 yıldır yaz kış denize giriyoruz. 2026 yılının ülkemiz için huzur, mutluluk ve barış getirmesini diliyorum" şeklinde konuştu. Antalya’nın geleneksel etkinliklerinden biri haline gelen yeni yılı denizde karşılama buluşması, renkli görüntülerle sona ererken, katılımcılar 2026 yılının sağlık, mutluluk ve barış getirmesi temennileriyle sahilden ayrıldı.