Yerel Haberler
Antalya
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:00 Muhittin Böcek’in de yargılandığı davada "tehdit" ve "menfaat" iddiaları Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü aynı dosyadan tutuklu toplam 41 sanık yeniden yargılanmaya başlandı. Duruşmada suçtan zarar gören Emin Hesapçıoğlu, Muhittin Böcek ile seçim öncesi yaptığı görüşmelere yönelik; "Seçim için maddi yönden destek olmamı istedi, seçimi kazanacağını, destek vermezsem zarar göreceğimi söyledi" derken, müşteki Evren Topal ise "Hayatım bitme noktasına gelmiş, ben şikayetçi olmayacağım da kim şikayetçi olacak" ifadelerini kullandı. Hesapçıoğlu’nun beyanlarının ardından söz alan Muhittin Böcek ise, "Tutuklandıktan sonra ifadeleri değişmiştir. Sadece kendisini kurtarmak için konuşuyor" dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada, aralarında görevinden uzaklaştırılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü tutuklu toplam 41 sanığın yargılandığı dosyada suçtan zarar görenlerin ifadeleri alındı. Dava kapsamında tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek, Fazlı Ateş ile Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik başka bir soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Ali Altun, Yasin Yellice, Zuhal Böcek, Mehmet Okan Kaya ve Levent Şapçılar’ın da aralarında bulunduğu 41 sanık yargılanıyor. Muhittin Böcek ve Fazlı Ateş mahkeme salonunda hazır bulunurken, Zuhal Böcek, Yasin Yellice ve Mehmet Okan Kaya duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katıldı. Rahatsızlığı nedeniyle duruşmaya katılamayan Gökhan Böcek ve İlker Arslan’ın bulunmadığı duruşmayı taraf yakınları ve avukatların yanı sıra Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir de takip etti. "Seçim için destek olmazsam zarar göreceğimi söyledi" Duruşmada ifadesi alınan suçtan zarar gören Emin Hesapçıoğlu, kendisinden nakdi olarak alındığını öne sürdüğü paralar ve araç alımı eylemine ilişkin ifade verdi. 25 Eylül tarihli ifadesini tekrar ettiğini belirten Hesapçıoğlu, son yerel seçimlerden 3 ay önce Muhittin Böcek’in kendisini WhatsApp üzerinden aradığını ve ASAT’taki makamına gittiğini anlattı. Hesapçıoğlu, "Seçim için maddi yönden destek olmamı istedi. Seçimi kazanacağını, destek vermezsem zarar göreceğimi söyledi. Olumlu ya da olumsuz cevap vermedim, geçiştirdim. Bir süre sonra Gökhan Böcek yanıma geldi, seçim için maddi destek vermemi istedi. Bunun üzerine Muhittin Böcek’i aradım, AKM’deki ofisine çağırdı. ‘Oğlunuz benden para istiyor’ dediğimde, ‘Bilgim var’ dedi. Seçimde kendisine destek olmazsam zarar göreceğimi, seçimi kendisinin kazanacağını söyledi. Akabinde, ‘Bundan sonra Gökhan senin yanına gelecek, ne söylerse gereğini yapmalısın’ dedi" ifadelerini kullandı. Bu sözleri tehdit olarak değerlendirdiğini belirten Hesapçıoğlu, yeniden seçilmesi halinde işlerinde sıkıntı yaşayacağını düşündüğü için talepleri kabul ettiğini söyledi. Hesapçıoğlu, "Bu tehdit karşısında yeniden seçilmesi halinde işlerimde sıkıntı yaşayacağımdan çekindim. Yeniden seçilirse sıkıntı göreceğimi düşündüğüm için Gökhan Böcek’in seçim giderleri kapsamında benden istediği 1 milyon TL nakdi ve 1 milyon TL değerindeki yakıt kartını seçim öncesinde Gökhan Böcek’e elden teslim ettim" dedi. "‘Muhittin Böcek belediye başkanı olduğu sürece gerçekleştiremezsin" Emin Hesapçıoğlu, 2018 yılında imarlı olarak satın aldığını belirttiği akaryakıt istasyonuna ilişkin de beyanda bulundu. Herhangi bir yasal engeli olmayan yer için inşaata başlamak üzere proje çizdirdiğini ve müracaat ettiğini anlatan Hesapçıoğlu, belediye tarafından taleplerinin çeşitli gerekçelerle bekletildiğini ileri sürdü. Hesapçıoğlu, "2018 yılında akaryakıt istasyonunu imarlı olarak satın aldım. Herhangi bir yasal engeli olmayan yerime inşaata başlamak üzere proje çizdirdim, müracaat ettim. Ancak Büyükşehir Belediyesi, yakınlarda Camii olmasına rağmen istasyonda mescit olmadığı ve otomasyon odası olması gerektiği gibi bahanelerle taleplerimizi dondurdu. Bu düzeltmeleri yaptık. 4-5 ay geçtikten sonra belediyede bu konuda yetkili olan Serkan T.’den randevu istedim" diye konuştu. Serkan T. ile görüşmeye gittiğini, görüşme sırasında başka bir odaya geçtiklerini belirten Hesapçıoğlu, geçtikleri odada Gökhan Böcek’in bulunduğunu söyledi. Hesapçıoğlu, "Gittiğimiz odada Gökhan Böcek vardı. Beni Gökhan Böcek’le baş başa bırakarak Serkan T. ayrıldı. Gökhan Böcek, süreçten haberdar olduğunu ifade etti. Bu sürecin çözülmesini istiyorsam birtakım talepleri olacağını söyledi. Serkan T.’nin oğlunun eğitim masraflarının karşılanması için 1 milyon TL destek olmamı ve kendisinin bir arabaya ihtiyacı olduğunu söyledi. Bu talepler yerine getirilmezse, ‘Muhittin Böcek belediye başkanı olduğu sürece gerçekleştiremezsin’ dedi. Bana göre beni tehdit etti" ifadelerini kullandı. "Tehditleri kısmen engellemek amacıyla aracı teslim ettim" Hesapçıoğlu, söz konusu süreçte talep edildiğini öne sürdüğü aracı kira sözleşmesi yaparak teslim ettiğini anlattı. Aracın mülkiyetini vermemek ve baskıları azaltmak amacıyla bu yönteme başvurduğunu söyleyen Hesapçıoğlu, daha sonra kira bedelleri için hukuki süreç başlattıklarını belirtti. Hesapçıoğlu, "Daha sonra kira sözleşmesi yaparak kendisinin talep ettiği aracı teslim ettim. Hem aracın mülkiyetini vermemek hem de bu tehditleri kısmen engellemek amacıyla aracı bu şekilde teslim ettim. Kiralama bedellerine ilişkin faturaları kestim. Benden baskı ile aldıkları bu bedelleri geri almak istiyordum. Daha sonra bu işlem için de icra takibi yoluna başvurarak aracın kirasının ödenmesi için işlem başlattım" dedi. "Diğer istasyonlarımın da mühürleneceği korkusuyla baldızına aracı verdim" Gökhan Böcek’in 2024 yılı Mart ayı başlarında baldızının bir araca ihtiyacı olduğunu söylediğini ileri süren Hesapçıoğlu, kırmızı renkte bir aracın beğenildiğini ve satış yapılmaması konusunda personelini uyardığını belirtti. Hesapçıoğlu, aracın teslim alınacağı gün tadilat yapılan istasyona belediye ekiplerinin kontrole geldiğini ve yapı tatil zaptı tutularak inşaatın mühürlendiğini ifade etti. Hesapçıoğlu, "Aracı teslim alacağı gün tadilat yapılmakta olan istasyonda belediyenin ekipleri kontrole gelmiş, yapı tatil zaptı tutarak inşaatı mühürlemişler. Aynı gün Gökhan Böcek, baldızını alıp yanıma ziyarette bulundu. Geldiğinde istasyonumun mühürlendiğinden haberi olduğunu ve daha sonra başka istasyonlar için de işlem yapılacağına dair bilgi aldığını söyledi. Aracın ödemesini hemen yapamayacağını, mayıs ayında parasının geleceğini, o zaman ödemeyi yapacağını söyledi. Diğer istasyonlarımın da mühürleneceği korkusuyla baldızına aracı verdim, baldızı adına fatura kestirdik" diye konuştu. Araçla ilgili süreci avukatlarına verdiklerini ifade eden Hesapçıoğlu, "Daha sonra icra takibi için konuyu avukatlarıma vermiş durumdayız. Araç akşam saatlerinde teslim edildi, aynı gün kontrole gelinmesi ilginç bir tesadüf gibi geliyor. Gökhan, Muhittin Böcek’in oğludur. Şehrin her ilçesinde iş yerlerim var ve bu konuda üstüme gelinmemesi için talepleri kabul ettim" dedi. "Talebi yerine getir dedi" Hesapçıoğlu, ifadesinin devamında Gökhan Böcek’in İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın tutuklanmasının ardından ailesine yardım topladığını söylediğini ileri sürdü. Hesapçıoğlu, "Gökhan Böcek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın tutuklanmasından sonra ailesine yardım topladığını, bana da 50 bin dolar düştüğünü söyledi. Ardından Muhittin Böcek beni aradı, ‘Gökhan seni aramış, talebi yerine getir’ dedi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı beni aradığı için işlerime zarar gelir korkusuyla 300 bin TL verdim" ifadelerini kullandı. "Sadece kendisini kurtarmak için konuşuyor" Emin Hesapçıoğlu’nun ifadesinin ardından söz alan Muhittin Böcek, Hesapçıoğlu’nun beyanlarına cevap verdi. Böcek, ifadelerin değiştiğini savunarak, Hesapçıoğlu’nun kendisini kurtarmak amacıyla konuştuğunu ileri sürdü. Böcek, "Tutuklandıktan sonra ifadeleri değişmiştir. Sadece kendisini kurtarmak için konuşuyor. Yeğeni ve oğluyla birlikte benim makamıma gelip ‘Duayen başkan’ diyerek sohbette bulundu. Gökhan Böcek ile haftada bir kez bir araya geliyordu. Kendisine, ‘Gökhan Böcek, geleceğin başkanı’ diye hitap ediyordu" dedi. "Başkanın oğlu olmazsa benimle herhangi bir ilişkisi olamaz" Muhittin Böcek’in sözlerine cevap veren Emin Hesapçıoğlu, her belediye başkanını ziyaret ettiği gibi Muhittin Böcek’i de ziyaret ettiğini söyledi. Şirketlerinin farklı belediyelerden ihale aldığını belirten Hesapçıoğlu, Gökhan Böcek ile samimiyetinin bulunmadığını ifade etti. Hesapçıoğlu, "Her başkanı ziyaret ettiğim gibi Muhittin Böcek’i de ziyaret ettik. Benim şirketlerim her belediyeden ihale almaktadır. Antalya Büyükşehir Belediyesi iştirak şirketlerinden de ihale aldım. Gökhan Böcek ile bir samimiyetim yok, çocuğum yaşındadır. Muhittin Böcek’in oğlu olması sıfatıyla tanırım. Başkanın oğlu olmazsa benimle herhangi bir ilişkisi olamaz. Muhittin Başkanı 30 yıldır tanırım. Benden taleplerde bulunmuştu, taleplerini yerine getirmediğim zaman işlerim yok sayılmıştır" dedi. "Uygunsuz olan işyeri için cezai işlem başlatılmıştı" Hesapçıoğlu’nun ifadesinin ardından tutuksuz yargılanan sanık Serkan T. de beyanda bulundu. 2024 yerel seçimlerinden sonra genel sekreter yardımcılığı görevinde bulunduğunu belirten Serkan T., sorumluluğu altında kaçak yapılarla ilgili bir birimin olduğunu söyledi. Serkan T., "2024 yerel seçimlerinden sonra genel sekreter yardımcılığı görevinde bulundum. Sorumluluğum altında, kaçak yapılarla ilgili bir birim bulunmaktaydı. 2025 yılında akaryakıt istasyonuyla ilgili proje bölümünün bir şikayeti oldu. Projenin uygun olmadığına dair bir dilekçe yazıldı. Belediye personelimiz alana giderek birtakım tespitler yaptı ve aykırılıklar tespit etti. Bunun üzerine Gökhan yanıma gelerek yıkılmaması konusunda taleplerde bulundu. O şekilde olamayacağını kendisine ilettik. Muhittin Başkan’a da iletince bunun belediyeye ait mülkiyet olduğunu söyledi. Ancak bizim yaptığımız tespitlerde uygunsuz olan işyeri için cezai işlem başlatılmıştı" ifadelerini kullandı. "Aralarında ahbaplık ilişkisi vardı" Gökhan Böcek ile Emin Kemal Hesapçıoğlu arasındaki ilişki sorulan Muhittin Böcek’in şoförü sanık Onur Nasuh ise taraflar arasında arkadaşlık ilişkisi bulunduğunu öne sürdü. Nasuh, "Gökhan ile Emin Kemal Hesapçıoğlu’nun arasında ahbaplık ilişkisi vardı. Saatlerce otururlardı. Birlikte yemek yerlerdi ve sürekli de görüşürlerdi" diye konuştu. "Hayatım bitme noktasına gelmişti" Müşteki Evren Topal ise 20 yıldır Antalya’da asfalt ve yol işleri yaptıklarını, 19 ilçede birçok ilçe belediyesine iş yaptıklarını belirtti. 2020 yılında içme suyu imalatına başladıklarını ve büyük bir ihale aldıklarını söyleyen Topal, işin yüzde 50 seviyesine geldiği dönemde yaşanan süreçleri anlattı. Topal, "20 yıldır Antalya’da asfalt yol işleri yapıyorduk. 19 ilçede birçok ilçe belediyesine iş yaptık. 2020 yılında içme suyu imalatı yapmaya başladık, büyük bir ihale aldık. Biz burada işe başladık, işimizin yüzde 50’sine gelmiş bulunmaktaydık. 29 gün Antalya’da yağmur yağdı. Daire Başkanı Osman Sütçü, bir an önce gereken yolların asfaltlanması konusunda yazılar yazdı. Hava müsait olunca asfaltlamayı yapalım dedik, sözleşmemiz feshedildi" dedi. Aradan zaman geçtikten sonra tekrar asfalt ihalesi aldıklarını belirten Topal, 5 ay boyunca hakkedişlerini alamadıklarını ileri sürdü. Topal, "Aradan zaman geçti, tekrar asfalt ihalesini aldık. 5 ay boyunca hakedişlerimizi alamadık. Belediyenin en altından en üstüne kadar her personeline ulaşmaya çalıştık ama netice alamadık. Genel müdür yardımcısı ile toplantı yaparken Osman S. geldi. ‘Daha önce içme suyu projeniz de feshedildi, sen konuyu anlamadın, gelsin seni Tayyip Erdoğan kurtarsın’ dedi" ifadelerini kullandı. "Bana kolaylık sağlayabileceklerini söyledi" Topal, Osman S.’nin daha sonra şantiyeye geldiğini ve kendisinden 2 milyon TL talep ettiğini iddia etti. Topal, Serkan T., Gökhan Böcek ve adını vermek istemediği bazı kişilerin içinde olduğu bir sistemden kendisine bahsedildiğini öne sürdü. Topal, "Daha sonra şantiyeye gelip 2 milyon talep etti. Serkan T., Gökhan Böcek ve adını vermeyeceği bazı kişilerin içinde olduğu bir sistemden bahsetti, bana kolaylık sağlayabileceklerini söyledi. Daha sonra bu iş çözülmedi, çözülmediği için zaman zaman sıkıştırdım. Şikayetçi olmadan önce param ödendi. Hayatım bitme noktasına gelmiş, ben şikayetçi olmayacağım da kim şikayetçi olacak. Kendimin ve ailemin can güvenliğinden endişem var" diye konuştu. "Evleri iki ay arayla üzerime aldım" Duruşmada malen sorumlu sıfatıyla ifade veren Meltem Yılmaz da beyanda bulundu. Tuncay S.’nin eski eşi olduğunu ve 10 yıl önce boşandıklarını belirten Yılmaz, eski eşinin yeniden evlenmek istediğini ve iki çocuğu üzerine daire yapmak istediğini söylediğini aktardı. Yılmaz, "Tuncay S.’nin eski eşiyim. 10 yıl önce boşandım, 2 çocuğumuz vardı. 2 yıl önce yeniden evlenmek istediğini ve 2 çocuğum üzerine daire yapmak istediğini söyledi. Bana gidip sen tapu alacaksın dedi. Demir Bey’le ilk kez orada karşılaştık. Evleri 2 ay arayla üzerime aldım. Ailesi zengin bir aile, maddi durumları iyi diye biliyorum. Evlerin 1+1 ve 2+1 olması nedeniyle o kapasiteye sahip olduğunu düşündüğüm için başka bir şey aklıma gelmedi" şeklinde konuştu. Duruşma, tanıkların ifadelerinin dinlenmesiyle devam edecek.
Poşetteki 2 milyon lira ile 30 metre gidebildiler, polisin operasyonuyla yakalandılar
10 Ocak 2026 Cumartesi - 18:59 Poşetteki 2 milyon lira ile 30 metre gidebildiler, polisin operasyonuyla yakalandılar Antalya’da iskansız binada ruhsatı olmayan işletmenin sahibinden para talep eden şüpheliler, düzenlenen operasyonla yakalandı. İki ayrı poşet içinde 2 milyon TL ele geçirilirken, gözaltına alınan 6 kişiden 4’ü sevk edildikleri mahkemece tutuklandı. Antalya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda Kepez ilçesinde bazı şüphelillere yönelik çalışma başlattı. Yapılan incelemelerde Kepez ilçesi Altınova bölgesinde faaliyet gösteren bir reklam şirketinin yer aldığı yapının iskansız ve ruhsatsız olması sebebiyle iş yeri sahibinden haksız maddi menfaat temin etmeye çalıştıkları tespit edilen grubun durumu Kepez Belediyesine şikayet dilekçeleriyle gündeme getirdiği ve denetime gelen belediye ekiplerini bir tanıdıkları aracılığıyla geri gönderdikleri tespit edildi. Yürütülen teknik ve fiziki takibin ardından emlakçı, işçi, site yöneticisi ve hal çalışanı olduğu belirlenen K.Ç., N.S., B.K. ve Ö.A., düzenlenen operasyonla 2 milyon TL ile suçüstü yakalandı. Şüphelilerden Ö.A. polis merkezindeki işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, adliyeye sevk edilen diğer 3 şüpheli sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma kapsamında İstanbul’da yakalanan S.C. de tutuklanırken, aynı dosyada gözaltına alınan F.G. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Operasyon anına ait görüntülerde ise bir kafede paranın teslim edilişi ve çıkışta polisin yaptığı operasyon ile şahısların yakalanmaları yer aldı.
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan: "Taşeronda tarih yazdık, şimdi sıra ev işçilerinin haklarında"
10 Ocak 2026 Cumartesi - 12:59 HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan: "Taşeronda tarih yazdık, şimdi sıra ev işçilerinin haklarında" HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın katılımıyla Antalya’da düzenlenen "Kayıtdışı İstihdamla Mücadele Ev İşçileri" çalıştayında konuşan Arslan, "Türkiye’nin köklü sorunlarından biri olan taşeron işçiliğinde kararlı bir mücadele yürüttük ve taşeron işçilerini kamu kadrosuna dahil ederek tarihî bir başarıya imza attık. Bugün 104 bin ev işçisi üyemizle önemli bir başarı elde ettik; hedefimiz yüz binlercesini daha sendikal haklarla buluşturmak" dedi. Antalya’da HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından "Kayıtdışı İstihdamla Mücadele Ev İşçileri" konulu çalıştay, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Bir otelde düzenlenen program, saat 09.30’da saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açılış bölümünde HAK-İŞ Konfederasyonu’nun 50. Yıl Filmi gösterildi. Ardından Hizmet-İş Sendikası Komitesi Başkanı Hatice Ayhan ile HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanı Fatma Zengin konuşmalarını yaptı. "Mazlumların bizden alacağı var" HAK İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan yaptığı konuşmada, "Bugün sendikal hareketin, Türk endüstri ilişkileri sistemi açısından ne kadar önemli bir görevi üstlendiğini bir kez daha görüyoruz. Bu mücadelemizde destek veren, yanımızda olan, bizimle heyecanlanan, bizimle birlikte geleceğe umutla bakan herkese başta Sayın Bakanımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Allah hepinizden razı olsun. Biz ülkemizin, bölgemizin ve küremizin tüm mağdur ve mazlumlarının bizden alacaklı olduğuna inanıyoruz. Genel kurul kararımız da bize bu sorumluluğu yükledi. Bu sorumluluğun farkındayız. Dünyanın herhangi bir köşesinde, inancı, dili, yaşadığı coğrafya ne olursa olsun bir mazlum varsa onun yanında olmak zorundayız. Çünkü onların bizden alacakları var ve bizim de bu borcu ödememiz gerekiyor" dedi. "Taşeron mücadelesi önemli bir başarı hikâyesi yazdı" "Ülkemizin mazlumları ve mağdurları için de sorumluluklarımız var, bunları yerine getirmek zorundayız" diyen Arslan, "1980’li yılların sonunda işçilerinin Borçlar Kanunu kapsamından çıkarılarak İş Kanunu kapsamına alınması için başlattığımız büyük fakat zorlu mücadeleyi, Allah’a şükür başarıyla tamamladık. İş Kanunu’nda yapılan düzenlemelerle bu işçiler için önemli bir başarı hikâyesi yazdık. Türkiye’nin ne yazık ki köleleri olmuş meselelerinden biri olan kamuda taşeron işçileri konusunda da vazgeçilmez ve geri adım atmayan bir mücadele yürüttük. Aylar değil, yıllar süren zorluklarla karşılaştık fakat sonunda taşeron işçilerini kamu çalışanı kadrosuna dahil ederek önemli bir kazanım elde ettik" diye konuştu. Kayıt dışı istihdama karşı net bir duruş Bugün ev işçilerinin sendikal örgütlenmesi, İş Kanunu kapsamına alınması, sosyal güvenlik sisteminden tam olarak yararlanması ve toplu sözleşme haklarına kavuşması için yürüttükleri mücadelede de aynı kararlılığı sürdürdüklerini belirten Arslan, "Kayıt dışı istihdamın ortadan kaldırılması için kapsamlı bir yaklaşım sergiliyoruz. Elbette her zaman olduğu gibi önce mevzuatı, sonra konfederasyonumuzu, ardından işçileri ikna etmekte zorluklar yaşadık. Taşeron mücadelesinde olduğu gibi, "Bu yapılabilir mi?" diye soranlara karşı kararlılıkla şunu anlattık: Bu insanların bizden alacakları var ve mücadele etmek zorundayız" şeklinde konuştu. Ev işçilerinde 104 bin üyeye ulaşan tarihî başarı Bugün 100 binleri aşan, 104 bine ulaşan ev işçisi üyelerinin olduğunu söyleyen Arslan, "Bu, hep birlikte yazdığımız büyük bir başarı hikâyesidir. Çünkü bu insanlara karşı bir borcumuz olduğunu biliyoruz. Uluslararası sendikal hareketin ilkeleriyle uyumlu şekilde, bu insanlara insan onuruna yakışır bir iş ve onurlu bir ücret mücadelesi yürütüyoruz. Zorluklar elbette var ama biz zorlukları aşarak bugünlere geldik. Konfederasyonumuzun mücadele tarihi ortadadır. Henüz 4 yaşındayken 12 Eylül darbesinin ağır bedellerini ödedik. 28 Şubat sürecinde millet iradesinin yanında durduğumuz için ağır yaptırımlarla karşılaştık. O dönem sivil toplum adına konuşan pek çok kesim, milletin değil vesayetin yanında yer aldı. Biz ise milletimizin yanında dimdik durduk. Bu mücadele yıllar sürdü ama bedeli de, onuru da bize aittir. Sayın Cumhurbaşkanımızın çeşitli programlarda ifade ettiği gibi, biz bu hareketi kurulduğu günden bu yana aynı ilke ve hedeflerle sürdürüyoruz. Sesimiz değişse de hedeflerimizden asla vazgeçmeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Ev işçilerinin iş kanunu kapsamına alınması için kararlı adımlar "Ev işçileri mücadelesine baktığımızda tablo nettir" diyen Arslan, "Uluslararası Çalışma Teşkilatı (ILO)’nun verilerine göre dünyada 1,5 milyon çalışan var ve bunların yüzde 90’ından fazlası kadınlarındır. Bizde ise 10 günden az çalışan kayıtlı işçi sayısı yalnızca 4 bin 100’dür. Kayıtlı olup 10 günden daha fazla çalışan işçi sayımız 28 bindir. Toplam 1,5 milyon pastada sadece 32 bin kayıtlı çalışan kardeşlerimiz var. Bu tablo bizim için korkutucu. İşte bu tabloyu değiştirmek için çalışıyoruz. 104 bin üyemizin arkasından yüz binlerce ev işçisine daha ulaşmak ve onların sendikal haklara kavuşmasını sağlamak zorundayız. Hedefimiz nettir. Ev işçilerinin İş Kanunu kapsamına alınması, toplu sözleşme hakkına kavuşması, kayıt dışılığın ortadan kaldırılması ve sosyal güvenlik sistemine tam katılımın sağlanmasını istiyoruz. Ayrıca uluslararası sendikal platformlarda da bu konuyu gündeme taşıdık. Kamu Çalışanları Uluslararası Federasyonu’nun (PSI) 2023 Kongresi öncesinde hazırladığımız karar tasarısını kabul ettirdik ve ev işçileri hakkında uluslararası bir karar çıkmasını sağladık. Bu mücadele hem ulusal hem uluslararası düzeyde yürüttüğümüz ve başarıyla ilerlettiğimiz bir süreçtir" dedi. "Ev işçilerinin hak mücadelesi uluslararası platformlara taşındı" Arslan, ev işçileri için yürütülen mücadelenin yalnızca ulusal değil, uluslararası ölçekte de karşılık bulduğunu vurgulayarak, PSI 2023 Kongresi’nde ev işçilerine yönelik kararın kabul edilmesinin önemli bir kazanım olduğunu kaydetti. "Hedefimiz açıktır" diyen Arslan, ev işçilerinin İş Kanunu kapsamına alınması, toplu sözleşme hakkı elde etmesi, kayıt dışılığın tamamen ortadan kaldırılması ve sosyal güvenlik sistemine tam katılımın sağlanması için kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini belirtti. Arslan, "104 bin üyemizle bu mücadelenin omurgasını oluşturuyoruz. Ancak asıl hedefimiz, yüz binlerce ev işçisinin daha sendikal haklarla buluşmasıdır. Bu süreç, hem ülkemizde hem de uluslararası alanda başarıyla yürüttüğümüz bir mücadeledir ve aynı kararlılıkla devam edecektir" diyerek konuşmasını tamamladı. Mevzuat eksiklikleri ve örgütlenme modelleri değerlendirildi Çalıştayda, "Ev İşçileri Açısından Mevzuatın Yetersizlikleri ve Hukuki Boşluklar", "Ev İşçilerinin Örgütlenmesi: Zorluklar ve Yeni Temsil Modelleri", "Kayıtlı İstihdamın Önündeki Engellerin Tespiti ve Mevzuat Çözüm Önerileri", "Örgütlenme ve Eğitim Boyutu", "İş Sağlığı ve Güvenliği – Şiddet ve Tacizle Mücadele" başlıkları altında kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Alanında uzman akademisyenler, ev işçilerinin yaşadığı yapısal sorunlar ile çözüm önerilerine ilişkin sunumlarda bulundu.
Bakan Işıkhan: "Ülkemizde ev hizmetlerinde çalışanlar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamı dışında tutulmuştur"
10 Ocak 2026 Cumartesi - 12:40 Bakan Işıkhan: "Ülkemizde ev hizmetlerinde çalışanlar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamı dışında tutulmuştur" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, kadınların işgücü piyasasındaki haklarına önem verdiklerini belirterek, "Ek 9 sigortalılığı ve Kolay İşverenlik uygulamalarıyla ev hizmetlerinde çalışanların korunmasına yönelik önemli adımlar atılmıştır. Kadınları; işgücü piyasası, sendikal örgütlenme hakkı, çalışma saatleri, iş-aile uyumu gibi başlıca çalışma şartları da dahil olmak üzere her alanda güçlendirmeye büyük önem veriyoruz" dedi. Antalya’da HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından "Kayıtdışı İstihdamla Mücadele Ev İşçileri" konulu çalıştay, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Bir otelde düzenlenen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açılış bölümünde HAK-İŞ Konfederasyonu’nun 50. Yıl Filmi gösterildi. Ardından Hizmet-İş Sendikası Komitesi Başkanı Hatice Ayhan ile HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanı Fatma Zengin ve HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan konuşmalarını yaptı. Programda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Vedat Işıkhan, özellikle, "Ev İşçileri Çalıştayı"nı düzenleyerek çalışma hayatımızda önemli bir inisiyatif alan, başta HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Aslan olmak üzere, bu konuda çalışan, fikir ve çözüm üreten herkesi tebrik etti. Bakan Işıkhan, "Çalışma hayatında, sosyal diyalog ilkemizi, birlik ve beraberlik şuurumuzu içselleştirerek, her konuya çözüm odaklı ve sağ duyulu yaklaşan, emeğin hakkını müdafaa hususunda, her zaman elini taşın altına koymaktan çekinmeyen başta Genel Başkanımız Mahmut Arslan başta olmak üzere HAK-İŞ camiamızın her bir ferdine, bugüne kadar ortaya koymuş oldukları değerli çalışmalar için de ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Bu vesileyle, HAK-İŞ’in 50. Kuruluş yıl dönümünü bir kez daha kutluyorum. Metodu veya modeli ne olursa olsun; çalışmak, üretmek ve ekmeğini helalinden kazanmak için verilen emek ve dökülen alın teri; çeyrek asırdır, ülkemize ve aziz milletimize hizmet etmek için durmaksızın icraat üreten hükümetimiz için her daim paha biçilemez bir değer olmuştur" şeklinde konuştu. "Geçen 24 yıl boyunca da bu hedefimize ulaşmak için gece gündüz çalıştık, çabaladık" Bakan Işıkhan, tüm vatandaşlarının refahını, hakkını ve hukukunu korumak için çalıştıklarını belirterek, "2000’li yılların başında, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, ülkemizin yönetimini devralırken, ülkemizin her bir ferdinin refahının, hakkının, hukukunun korunması için, başta emek mücadelesi olmak üzere geçmiş yönetimlerin atıl bıraktığı her alanda adaleti sağlamak üzere yola çıkmıştık. Hamdolsun; geçen 24 yıl boyunca da bu hedefimize ulaşmak için gece gündüz çalıştık, çabaladık. Türkiye’yi adeta, sıfırdan alıp en yüksek standartlara çıkardık, çıkarmaya da devam ediyoruz. Öncelikle, ekonomi ve çalışma hayatı politikalarından başlayarak, sosyal hayatı huzura kavuşturacak, milletimizin yüzünü güldürecek her adımı tereddüt etmeden attık. Özellikle çalışma hayatının çözülemez olarak görülen sorunlarının büyük bir kısmı, hükümetlerimiz döneminde çözüldü. Sosyal diyalog, istişare kültürü, ortak hareket anlayışı ve çok sesli karar mekanizmaları yine bizim hükümetlerimiz eliyle, yeniden canlandırıldı. Tabi bu süreçte yalnız değildik. Sosyal paydaşlarımız, sendikalarımız, konfederasyonlarımız, akademi camiamız, sivil toplum kuruluşlarımız bu gelişim sürecinde her daim yanımızda oldular ve destekçimiz oldular" diye konuştu. "Mevcut sorunların çözümü için de ciddi bir mesai harcadığımızın bilinmesini isterim" Hızla gelişen teknolojiye ve sürekli dalgalanan finansal sisteme ayak uydurmak için yoğun mesai harcadıklarını ifade eden Bakan Işıkhan, "Bir taraftan istihdamı artırırken bir taraftan da bu artışa paralel olarak, nitelikli işgücünün yetiştirilmesi, kayıtlı istihdamın teşvik edilmesi, başta kadınlar ve gençler olmak üzere nispeten daha kırılgan olan grupları, çalışma hayatında daha da güçlendirecek politikaları hayata geçirdik. Bunların yerli ve milli kalkınma mücadelemize, katma değer üretecek hale getirilmesi için bütüncül bir emek politikası gütmenin derdinde olduk. Bu kapsamda, kadın istihdamını artıracak yeni programlarla birlikte mevcut sorunların çözümü için de ciddi bir mesai harcadığımızın bilinmesini isterim. Kadın istihdamının artışıyla birlikte ortaya çıkan veya geçmişe oranla yaygınlık kazanan esnek çalışma modellerine yönelik tedbirleri, çağın şartlarına uygun çalışma hayatı dönüşümlerini de gerçekleştirmemiz gerektiğinin farkındayız" ifadelerini kullandı. "Ülkemizde ev hizmetlerinde çalışanlar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamı dışında tutulmuştur" Çalıştayın ana temasını oluşturan; ev hizmetleri tam olarak böyle bir değişim ve dönüşüme ihtiyaç duyan bir çalışma modeli olarak karşılarına çıktığını söyleyen Bakan Işıkhan, "Bildiğiniz gibi, ev hizmetleri, işin, özel hane içerisinde görülmesi nedeniyle klasik işyeri anlayışından ayrılan, kendine özgü bir istihdam alanıdır. Bu sebeple ülkemizde ev hizmetlerinde çalışanlar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamı dışında tutulmuştur. Bu alan; temizlikten bakıma, çocuk ve yaşlı hizmetlerinden bahçe işlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamakta ve özellikle kadın emeğinin yoğun olduğu önemli bir çalışma biçimini oluşturmaktadır. Dolayısıyla iş ilişkisi, İş Kanunu’na dayalı bir iş sözleşmesiyle değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen hizmet sözleşmesiyle kurulmaktadır. Bunun doğal bir sonucu olarak da; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, iş güvencesi gibi İş Kanunu kaynaklı haklardan yararlanılamamaktadır. Benzer şekilde ev hizmetleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun kapsamının da dışındadır. Ancak bu durum, çalışanın tamamen korumasız olduğu anlamına gelmemektedir" dedi. "Hayata geçirilen Kolay İşverenlik uygulaması, ev hizmetleri alanında önemli bir kolaylık sağlamaktadır" Bakan Işıkhan son olarak, "Türk Borçlar Kanunu’nun, 417’nci maddesi uyarınca; işveren, iş sağlığı ve güvenliği için gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Bu alandaki önemli bir avantaj ise; vergi boyutunda karşımıza çıkmaktadır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesi gereği, ev hizmetlerinde özel kişiler tarafından çalıştırılanların ücretleri gelir vergisinden istisna edilmiştir. Hayata geçirilen Kolay İşverenlik uygulaması, ev hizmetleri alanında önemli bir kolaylık sağlamaktadır. Ev hizmetlerinde; ayda 10 gün ve daha fazla sigortalı çalıştıran ve daha önce işveren tescili bulunmayan gerçek kişiler, e-Devlet üzerinden başvuru yaparak kolaylıkla Kolay İşverenlik sistemine dahil olabilmektedir. Kolay İşverenlik uygulaması; bürokratik işlemleri azaltan, dijitalleşmeyi esas alan, vatandaş odaklı ve erişilebilir bir yaklaşımdır. Ek 9 sigortalılığı ve Kolay İşverenlik uygulamalarıyla ev hizmetlerinde çalışanların korunmasına yönelik önemli adımlar atılmıştır. Kadınları; işgücü piyasası, sendikal örgütlenme hakkı, çalışma saatleri, iş-aile uyumu gibi başlıca çalışma şartları da dahil olmak üzere her alanda güçlendirmeye büyük önem veriyoruz. Ben de bir Sosyal Hizmet Hocası olarak özellikle çocuk, yaşlı, hasta bakım işçileri ile ev işçilerinin ihtiyaçlarını ve sorunlarını yakından takip ediyorum. Akademisyenlik hayatım boyunca sağlık ve sosyal hizmet işkolundaki sendikalarla, bakım hizmetleri konusunda çeşitli faaliyetlerde katkı sağlamaya gayret ettim. Evde bakım modeli, sosyal hizmetlerin çok önemli bir alanıdır. Dolayısıyla evde bakım işlerinin bu perspektifle geliştirilmesi, hem sendikacılığa, hem de örgütlenmeye önemli katkılar sağlayacaktır. ILO’nun 4 temel sosyal koruma ayağından biri olan; Bakım Sigortası’nın da Uzun Süreli Yaşlı Bakım Sigortası ülkemizde hayata geçmesi için çalışmalar yapıyoruz. Bu nedenle bakım alanında daha birçok yetişmiş profesyonele ihtiyaç olacak. Tabi sağlık riski barındırmayan, eğitim gerektirmeyen evde bakım işi dışındaki diğer ev işlerinde, genel işlerde de ülkemizde giderek artan ihtiyaç var. Örgütlenme çok yönlü bir bakış açısı ile yapıldığında hem hak arayışının gücü, hem de çalışmanın cazibesi artar. Evde çocuk bakımı, yaşlı bakımı, hasta bakımı gibi diğer ev işlerinde de örgütlenme mücadelesini çok değerli buluyorum" şeklinde konuştu.
Muratpaşa’da 2025 yılında 928 bin 662 kilogram atık ayrıştırıldı
10 Ocak 2026 Cumartesi - 10:40 Muratpaşa’da 2025 yılında 928 bin 662 kilogram atık ayrıştırıldı Antalya’da Muratpaşa Belediyesi tarafından yürütülen Çevreci Komşu Kart projesiyle ilçe sakinleri, 2025 yılında 928 bin 662 kilogram atığı kaynağında ayrıştırarak geri dönüşüme kazandırdı. Bunun karşılığında Muratpaşalıların kartlarına yüklenen toplam tutar 1 milyon 182 bin 371 lira oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Sıfır Atık’ projesinin temelini oluşturan Çevreci Komşu Kart, Muratpaşa Belediyesi tarafından Nisan 2016’da iki mahallede pilot uygulama olarak başlatıldı. Elde edilen başarının ardından proje, tüm Muratpaşa’ya yayıldı. 2025 yılı boyunca evlerden toplanan cam, kağıt, plastik ve metal ambalaj atıklarının toplamı 928 bin 662 kilograma ulaştı. Toplanan atık türleri arasında yüzde 64 oranla plastik ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 25 oranında kağıt atık izledi. Geriye kalan oran ise cam ve metal atıklardan oluştu. Ayrıca,132 bin kilogram da tekstil atığı toplandı. İlçe sakinleri, bu atık karşılığında 452 bin 802 lira kazanç sağladı. Bununla birlikte 2 bin 517 parça elektronik atık ve 25 bin 320 litre atık yağ da Çevreci Komşu Kart kapsamında toplandı. Elektronik atıklar ve atık yağlardan ilçe sakinlerinin kartlarına yüklenen tutar ise 500 bin liraya yaklaştı. Proje kapsamında, kaynağında ayrıştırılan atıklar, belediye ekipleri tarafından evlerden belli bir ücret karşılığında toplanıyor. Toplanan atıkların karşılığı olarak ilçe sakinlerinin Çevreci Komşu Kartları’na ücret yatırılıyor. Para kart özelliği taşıyan Çevreci Komşu Kart, Türkiye genelinde alışverişlerde ve online ödemelerde kullanılabiliyor, ayrıca biriken bakiyeler tüm bankamatiklerden nakit olarak çekilebiliyor.