GÜNDEM - 18 Nisan 2026 Cumartesi 09:02

Yarım asırdan fazla süredir bakıra hayat veriyor: 73 yaşında mesleğini aşkla yapıyor

A
A
A

Çorum’da 10 yaşında adım attığı kalaycılık mesleğini 63 yıldır aralıksız sürdüren Süleyman Özkılıç, gelişen teknolojiyle birlikte unutulmaya yüz tutan zanaatını yaşatmak için adeta zamana karşı direniyor.

Geçmişte mutfak kültürünün vazgeçilmezi olan ancak günümüzde yerini alüminyum ve çelik ürünlere bırakan bakıra yeniden hayat veren 73 yaşındaki Süleyman Özkılıç, 10 yaşında başladığı mesleğini aşkla sürdürüyor. Çorum’da kalan 3 kalaycıdan birisi olan Özkılıç, mesleğinin yok olması için yaşına rağmen çalışmaya devam ediyor. Son kalay ustalarının da çalışmayı bırakmasıyla mesleğin yok olabileceğini ifade eden Özkılıç, mesleği sayesinde çocuklarını büyüttüğünü, ev ve araba sahibi olduğunu söyledi.

"O yaştan beri bu işle uğraşıyorum"

Mesleğini hiç bırakmadığını kaydeden Özkılıç, "Bu işe 10 yaşında başladım, o yaştan beri bu işle uğraşıyorum. Başka bir iş yapmadım, okula da gitmedim. Elhamdülillah iki tane evim var, arabam var, üç-beş kuruş param var. Hepsini ben bu meslekle kazandım. Başa bir işe yönelmedim. Annem, babamdan hiçbir şey kalmadı. Ama 3 tane çocuğum var, ikisi astsubay oldu, kızım da evlendi. Herkes rahat ben de bu işi yapmaya devam ediyorum. Nasibimiz buymuş. 63 senedir bu işle uğraşıyorum" dedi.

"Yeni nesil yetişmiyor"

Çırak gelmediği için yeni ustaların yetişmediğini söyleyen Özkılıç, "Bu mesleği gençler sürdürmez. Bu meslek benimle beraber biter. Benim astsubay emeklisi olan oğlum yapacağını söylüyor. Arada bir gelip kalay yapıyor. Yaparsa o yapar, yeni nesil yetişmiyor" diye konuştu.

Yarım asırdan fazla süredir bakıra hayat veriyor: 73 yaşında mesleğini aşkla yapıyor

"Bunu kullananda hastalık olmaz"

Bakırın mutfaktaki önemine dikkat çeken Özkılıç, "Bunu kullananda hastalık olmaz. Diğer tencere, tavaları kullananlar 20, 30 sene kullanıyor. Demode olmuyor. Biz bunu yakıp tekrar kumla kalay yapıyoruz. İnsanı zehirleme ya da sağlığına zarar veren bir durum olmuyor. Ama insanlar diğer kaplara alışmış. Alüminyuma elinizi sürseniz iz çıkar. Ne kadar yıkarsanız yıkayın yine simsiyah çıkar. Bakır da asla böyle bir şey olmaz, bakır mikrop barındırmaz" şeklinde konuştu.

İsmail Kabakdere

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bilecik Hi-SENS takımı tarafından geliştirilen proje, Q1 yayın ve patentle taçlandı Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) Hi-SENS takımı tarafından geliştirilen proje, TEKNOFEST 2024 Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması kapsamında Q1 yayın ve patentle taçlandı. BŞEÜ, araştırma-geliştirme ve yenilikçilik alanındaki kararlı yatırımlarının somut sonuçlarını almaya devam ediyor. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Eczane Hizmetleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Gülşah Çongur ve danışmanlığını yürüttüğü Fen Bilimleri Enstitüsü Biyoteknoloji Anabilim Dalı yüksek lisans öğrencisi Elif Efe’nin yer aldığı Hi-SENS takımı tarafından geliştirilen proje, TEKNOFEST 2024 Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması kapsamında dikkat çekici bir başarıya imza attı. Üniversitenin BARUM altyapısı üzerinden sağladığı analiz desteği ve toplam 88 bin TL’lik maddi katkı, bu nitelikli Ar-Ge projesinin güçlü bir şekilde ilerlemesini sağladı. Zafer Asım Kaplancıklı: "İzlediğimiz stratejilerin ne kadar doğru ve yerinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır" Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı yaptığı açıklamada, "Göreve geldiğimiz günden bu yana üniversitemizde araştırma kültürünü güçlendirmeye, disiplinler arası çalışmaları teşvik etmeye ve özellikle öğrencilerimizin büyük organizasyonlarda aktif rol almasını sağlayacak bir ekosistem oluşturmaya öncelik verdik. TEKNOFEST gibi platformlarda elde edilen bu tür başarılar, izlediğimiz stratejilerin ne kadar doğru ve yerinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hi-SENS takımımızın elde ettiği bu önemli çıktı; planlı destek mekanizmalarının, güçlü altyapı yatırımlarının ve nitelikli insan kaynağına duyduğumuz güvenin bir sonucudur. Yayın ve patent başarısıyla taçlanan bu çalışma, üniversitemizin sadece bilgi üreten değil, ürettiği bilgiyi toplumsal faydaya dönüştüren bir kurum olma hedefinde kararlılıkla ilerlediğini göstermektedir" ifadelerini kullandı. Öte yandan elde edilen bu başarı, üniversitenin yenilikçi projelere verdiği desteğin meyvelerini verdiğini kanıtlarken, gelecekte çok daha büyük bilimsel ve teknolojik atılımların habercisi niteliği taşıyor.
Sivas İki teker üzerinde binlerce kilometre katettiler, mübarek topraklarda umre yaptılar Hollanda’dan motosikletleriyle yola çıkarak umre ibadetini yerine getiren 8 kişilik ekip, dönüş yolunda Sivas’a uğradı. Hollanda, Belçika ve Almanya’dan motosikletleriyle yola çıkan 8 kişilik ekip, umre ibadetlerini tamamladıktan sonra dönüş yolunda Sivas’a uğradı. Binlerce kilometrelik güzergahı motosikletleriyle aşan ekip, uzun ve zorlu bir yolculuk gerçekleştirdi. Farklı ülkelerden geçilerek sürdürülen yolculukta hava ve yol şartları zaman zaman zorlayıcı bir etken olsa da ekip tüm zorluklara rağmen yolculuklarını sürdürüyor. Kutsal topraklarda bulunmanın kendileri için büyük bir anlam taşıdığı belirten ekip lideri Bülent Kocaoğlu yolculuğun manevi yönünün ön planda olduğunu ve uzun süren yolculuk boyunca dayanışma ve sabrın önemini daha iyi anladıklarını ifade etti. Sivas’ta mola veren ekip daha sonra buradan ayrılarak yollarına devam etti. "Ben eşimle birlikte yola çıktım" Ekip lideri Kocaoğlu, yaklaşık bir buçuk haftada Mekke’ye ulaştıklarını belirterek, yol boyunca çok farklı iklim şartlarıyla karşılaştıklarını söyledi. Kocaoğlu, "Yolculuk boyunca soğuk, yağmur ve kar gördük. Güneye ulaştığımızda ise 40-45 derece sıcaklıkla karşılaştık. Bu şartlarda motor kullanmak ciddi bir dayanıklılık ve cesaret gerektiriyor. Eskiden insanlar aylarca develerle yolculuk yapıyormuş. Biz de motorcular olarak zoru başarmak istedik ve başardığımıza inanıyoruz. Ben eşimle birlikte yola çıktım, o benim arkamda yolculuk etti ve umre ibadetini yaptıktan sonra uçakla Hollanda’ya döndü. Bu bizim için büyük bir gurur" diye konuştu. "Özellikle Ürdün ve Suriye geçişlerinde ciddi zorluklar yaşadık" Yolculuk sırasında en büyük zorluğun sınır kapılarında yaşandığını ifade eden Kocaoğlu, "Kabe’yi ve Peygamber Efendimizin kabrini görmek tarif edilemez duygular yaşattı. Konuşurken bile insanın dili tutuluyor. Gözyaşlarımızı tutamadık. Özellikle Ürdün ve Suriye geçişlerinde ciddi zorluklar yaşadık. İşlemler yavaş ilerliyor ve sabır gerektiriyor. Bu sadece bir ibadet değil, aynı zamanda bir sınav. Bu zorluğa hazır olan herkese motorla ya da diğer vasıtalarla gitmelerini tavsiye ederim" dedi.