ÇEVRE - 11 Aralık 2025 Perşembe 16:15

Antalya’nın gecesi kış, gündüzü yaz: "Akşam soba yaktık, gündüz güneşleniyoruz"

A
A
A
Antalya’nın gecesi kış, gündüzü yaz: "Akşam soba yaktık, gündüz güneşleniyoruz"

Antalya’da aralık ayında gece saatlerinde 8 derece ölçülen hava sıcaklığı, öğle saatlerinde ise 24 dereceye kadar çıktı. Güzel havayı fırsat bilip soluğu sahillerde alan vatandaşlar, "Akşam soba yaktık, gündüz güneşin tadını çıkardık" dedi.


Türkiye’nin birçok kenti kar ve yağışlı havanın etkisi altındayken, Antalya’da aralık ayında yazı aratmayan görüntüler yaşandı. Termometrelerin gece 8, gündüz ise 24 dereceyi gösterdiği kentte nem oranı yüze 52, deniz suyu sıcaklığı ise 21 derece ölçüldü. Güzel havayı fırsat bilenlerin uğrak noktası olan dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’nde vatandaşlar ile yerleşik yabancılar, Beydağları’nın karlı manzarasında güneş ve denizin tadını çıkardı. Güzel havada bazı vatandaşlar yürüyüş yapmayı, bazıları da balık tutmayı tercih etti.



"Antalya 10 numara memleket"


Kayseri’den ailecek Antalya’daki dostlarını ziyarete geldiklerini belirten Ali Kahraman, "Kayseri’de şu an araçlarda buz var. Kışlık kıyafetle geldim, tişört giydim. Burası bizim yazımız. Çocukları denize soktuk. Ülkemizin her yerinin ayrı bir güzelliği var ama Antalya daha bir başka, 10 numara bir memleket" dedi.



"Akşam soba yaktık, gündüz güneşleniyoruz"


Antalya’da yaşayan Nazmiye Canavar ise, "Antalya bir cennet. Bu aylarda gündüzleri soba yakardık ama artık kısa kolluyla dolaşıyoruz. Akşam üşüdük soba yakıp kestane yedik, gündüz güneşli hava, çok güzel. Antalya şaşırtıyor" ifadelerini kullandı.


Öte yandan meteoroloji verilerine göre önümüzdeki hafta başına kadar kentte yağış beklenmediği bildirildi.



Antalya’nın gecesi kış, gündüzü yaz: "Akşam soba yaktık, gündüz güneşleniyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.