ÇEVRE - 27 Kasım 2025 Perşembe 14:02

Amatör kıyı balıkçısının oltasına köpek balığı takıldı

A
A
A
Amatör kıyı balıkçısının oltasına köpek balığı takıldı

Antalya’nın Aksu ilçesi Kumköy sahilinde kıyıdan olta atan bir amatör balıkçının oltasına köpek balığı takıldı. Görenleri şaşkına çeviren anlar, olay yerindeki diğer balıkçılar tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Bu tür görüntülerin sosyal medyada korkuya neden olduğunu aktaran Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, türün insanlara zararı olmayan kum köpek balığı olduğunu kaydetti. Bu tarz görüntüleri görünce vatandaşların korkuya kapıldığını da belirten Gökoğlu, 1969 ve 1975 yıllarında vizyona giren Tarkan filmindeki ahtapot sahnesi ile köpek balığı konulu ‘Jaws’ filminin Türk toplumunda deniz canlılarına karşı olumsuz izlenim bıraktığına işret etti.


Kumköy sahilinde geçtiğimiz günlerde kıyıdan olta atan bir amatör balıkçının oltasına yaklaşık 1,5 metre büyüklüğünde köpek balığı takıldı. Kısa sürede ağırlığı hissedilen oltayı çekmeye başlayan balıkçı, kıyıya yaklaşan balığın köpek balığı olduğunu görünce büyük şaşkınlık yaşadı. Balıkçının yanında bulunan bir arkadaşı, kıyıya kadar getirilen köpek balığını eliyle sahile çıkarmaya çalıştı. Ancak balığın aniden hareket etmesi üzerine müdahaleyi bırakmak zorunda kaldı. Bir süre kıyıda çırpınan köpek balığı, oltadan kurtulmayı başararak yeniden denize açılıp gözlerden kayboldu.


"İnsanlardan kaçan bir tür"


Görüntülerdeki türün koruma altındaki Kum Köpek Balığı cinsi olduğunu aktaran Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, balıkçıların balığı tekrar denize salmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.


Köpekbalığının 30-35 kilo ağırlığında 1,5 metre boyunda olduğunu kaydeden Gökoğlu, "Köpek balıkları zaman zaman kıyıya yumurta bırakmaya gelir, ancak bu köpek balığı büyük ihtimalle avın peşinden sığ sulara kadar geldi. Tehlikeli bir tür değil. Vatandaşlarımız bu tür görüntüleri görünce korkuyorlar ama korkulacak bir şey yok. İnsanlardan kaçan bir tür" dedi.


1975 yılında halinde devam eden köpek balığı konulu ‘Jaws’ filmi ile 1969 yılında vizyona giren Tarkan filmindeki ahtapot sahnesinin, Türk toplumunda özellikle köpek balıklarına karşı olumsuz izlenim bıraktığını kaydeden Gökoğlu, "Jaws gibi değişik filmler yapıldı. Bunlar korkutur. Çocukluğumuzda da Tarkan Filmi vardı. Orada da ahtapottan dolayı bir korku var. Aslına bunlar zavallı ve zararsız hayvanlar. Korkmaya hiç gereke yok. Zaman zaman biz ahtapotu da tutup elimize alıp yerine bırakıyorduk. Mürekkep balığı elinize alırsınız ısırır, ahtapot ısırmaz. Ama vatandaş ahtapottan korkar. Çünkü bu tür filmlerden etkileniyor. Karada insanlar birbirlerini öldürüyor, trafik kazasında ölenler oluyor, hiç kıyılarımızdaki denizlerde köpek balığının insan böyle bir şey yaşandığını hiç duydunuz mu?" ifadelerine yer verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya "Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz" Ankara Sanayi Odası (ASO) 2026 yılı Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Antalya’nın Serik ilçesinde yapıldı. ASO 2026 yılı Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Serik’te bulunan bir otelde düzenlendi. ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç’ın güncel ekonomik gelişmeleri değerlendirdiği ve sanayicilerin beklentilerini ifade ettiği açılış konuşmasının ardından toplantı, Başkan Seyit Ardıç’ın moderatörlüğünü yaptığı ve kamu bankaları Genel Müdür Yardımcılarının katıldığı ‘Sanayicinin Finansmana Erişimi’ konulu panelle devam etti. Ardıç, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım olmak üzere tüm annelerin Anneler Günü’nü kutlayarak konuşmasına başladı. "Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz" Enflasyonla mücadelenin üretim kapasitesini zayıflatarak sağlanamayacağını vurgulayan Ardıç, Türkiye’nin yeniden üretim ekonomisine odaklanması gerektiğini ifade ederek, "Patlak veren İran-ABD-İsrail savaşı enerji fiyatlarını yüzde 60 yukarı çekti. Oluşan belirsizlik, sanayicimizin üretim maliyetini, enerji, hammadde, ara malı ve teslimat süreleri üzerinden de artırdı. Dolayısıyla bugün karşı karşıya olduğumuz tabloda birçok maliyet ve belirsizlik, reel sektörün yani bizlerin üzerine binmiş durumdadır. Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz. Ancak bu mücadelenin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini zayıflatmadan yürütülmesi için ekonomi programının reel sektör ayağının güçlü tamamlayıcı adımlarla desteklenmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur" dedi. "Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, ihraç ettiğimiz pek çok üründe karbon faturasını şimdiden masaya koymaktadır" Dün maliyetlerin konuşulduğunu bugün ise kapasitenin konuşulmasının zorunda olduğunu vurgulayan Ardıç, "Savaşlar artık sadece cephede sonuç doğurmuyor; sigorta primlerinde, navlun fiyatlarında, ihracatçının teslim süresinde, enerji faturalarında, Merkez Bankalarının kararlarında sonuç doğuruyor. Bu durum doğrudan sanayicimizin maliyetini ve KOBİ’mizin nakit akışını olumsuz etkiliyor. Sorun, küresel ekonominin güven kaybetmesidir. Teknolojiyi üreten, yeteneğini geliştiren ve kullanan, veriye hakim olan, kaliteyi izleyen, tedarik zincirini takip eden, karbon yükümlülüklerine uyan ülkeler öne çıkacaktır. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, yani Avrupa’ya mal satarken karbon ayak izi için ödenecek ek vergi; demir-çelikten alüminyuma, çimentodan gübreye, elektrikten hidrojene kadar ihraç ettiğimiz pek çok üründe karbon faturasını şimdiden masaya koymaktadır" diye konuştu. Sanayi politikasının yalnızca teşvik, kredi ve yatırım alanlarıyla sınırlı değerlendirilemeyeceğini belirten Ardıç; teknoloji, eğitim, finansman, lojistik, enerji, dijital altyapı ve kurumsal kapasitenin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Seyit Ardıç, Ankara’daki savunma sanayii, teknoparklar, OSB’ler, üniversiteler ve KOBİ’ler arasında daha güçlü iş birliği kurulması gerektiğini belirterek, mevcut potansiyelin ancak ortak üretim ve bilgi paylaşımıyla gerçek bir sıçramaya dönüşebileceğini ifade etti. Ankara’nın 18,5 milyar dolarlık toplam ihracatının yaklaşık üçte birinin savunmadan geldiğinin altını çizen Ardıç, Ankara’da savunma sanayii için çalışan 50 bin nitelikli mühendis ve teknik personelin hem üretim hem de Ar-Ge yoğunluğunun kalbinde olduğunu vurguladı. Başkan Ardıç, Ankara’nın üretim üssü konumunu koruyabilmesi için savunma sanayiindeki yüksek mühendislik kapasitesinin makine, otomotiv ve medikal gibi diğer sektörlere de yayılması gerektiğini belirtti. Ardıç, sanayisizleşmenin çoğu zaman sessiz ilerlediğini; kapasite kaybı, yatırım iştahının azalması ve fabrika kapanmalarıyla sonuçlandığını söyledi. Seyit Ardıç, Türkiye’nin son 30 yılda ihracatta önemli ilerleme kaydettiğini ancak yüksek teknoloji alanında istenilen seviyeye ulaşılamadığını belirtti. Yüksek teknolojili ürün ihracatının 2025’te 9,9 milyar dolar seviyesinde kaldığını, buna karşılık ithalatın 37 milyar doları aştığını dile getiren Ardıç, yüksek teknolojinin ihracat yapısının merkezine yerleşemediğini söyledi. Ardıç, Türkiye’nin artık üretim, Ar-Ge, inovasyon ve verimlilik odaklı yeni bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu vurguladı. "Türkiye, Avrasya’nın Brezilya’sı değil; Güney Kore’si olmak zorundadır" Yeni yüzyılda rekabetin yalnızca firmalar arasında değil, devletler ve ekosistemler arasında yaşandığını belirten Ardıç, "Bu yeni düzende Türkiye’nin önünde tarihi bir tercih var. Brezilya gibi, hammaddeye, iç pazara ve dönemsel büyümeye yaslanan bir ekonomiyle mi yetineceğiz; yoksa Güney Kore gibi teknolojiyi, ihracatı, markayı, verimliliği merkeze alan bir üretim/sanayi gücü mü olacağız? Asıl belirleyici olan hangi teknolojiyi ürettiğimizdir. Sanayicimizin küresel rekabette ulaşacağı yüksek konumdur. Türkiye, Avrasya’nın Brezilya’sı değil; Güney Kore’si olmak zorundadır" şeklinde konuştu. "KOBİ kredilerinin toplam işletme kredileri içindeki payı 2024’te yüzde 35,2’ye gerilemiştir" OECD verilerine değinen Seyit Ardıç, "Ülkemizde KOBİ kredilerinin toplam işletme kredileri içindeki payı 2024’te yüzde 35,2’ye gerilemiştir. Oysa OECD ortalaması yaklaşık yüzde 47 seviyesindedir. KOBİ’miz, üreticimiz, sanayicimiz hala OECD ortalamasının gerisinde bir finansman derinliğiyle üretim yapmaya çalışmaktadır. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’de özel sektöre banka kredilerinin Gayrisafi Yurtiçi Hasılaya oranı 2024’te yüzde 37 olup; yüksek gelirli ülkelerde bu oran çok daha üst seviyelerdedir" ifadelerini kullandı. "Finansman mimarimiz üretken yatırımı ödüllendiren bir yapıya kavuşmalıdır" Kefalet limitleri, teminat şartları, kota uygulamaları ve kredi tahsis süreçlerinin iyileştirilmesi gerektiğini söyleyen Ardıç, "Proje bazlı kredi mekanizması da hala yeterli düzeyde değildir. Bizim ihtiyacımız, bilançosu güçlü olana kredi veren bir sistemin yanında; doğru projeyi, doğru yatırımı, doğru teknolojiyi, doğru ihracat potansiyelini kredilendiren bir sistemdir. Finansman mimarimiz teknolojik yeniliği ve üretken yatırımı daha fazla ödüllendiren bir yapıya kavuşmalıdır" dedi. Seyit Ardıç, sanayicilerin beklentisinin riski yalnızca üreticinin üstlendiği değil; teknolojik dönüşümü destekleyen, üretim, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve ihracat kapasitesini önceleyen uzun vadeli ve seçici bir finansman yapısı olduğunu ifade etti. Başkan Seyit Ardıç, teknoloji ile üretim arasındaki bağı güçlendirmek için sahada aktif çalışacaklarını belirterek, KOBİ’lerin teknoloji, finansman ve pazara erişimini kolaylaştıracak adımlar atacaklarını, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendireceklerini ve ASO Serbest Bölgesi ile ASO Teknoloji Üssü gibi projeleri hayata geçirmek için çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. Seyit Ardıç, teşvik sisteminin yalnızca yatırımı değil üretim çıktısını da esas alması gerektiğini belirterek, dijitalleşmenin rekabet için zorunlu hale geldiğini ve sanayi finansmanının üretken yatırımları önceleyen bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Ardıç, sanayisizleşme riskine karşı kararlı olduklarını söyledi. ‘Yılın Komitesi’ ödülünü almaya 2025 yılı çalışmalarına ilişkin beş komite hak kazandı. Ardıç, komite üyelerine sırasıyla ödüllerini takdim etti. ‘Sanayicinin Finansmana Erişimi’ paneli ASO Başkanı Ardıç’ın moderatörlüğündeki panele, Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Şükrü Taşçı, Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Yalçın Madenci, Türk Eximbank Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağrı Altındağ ve Vakıflar Bankası T.A.O. Ticari ve Kurumsal Grup Başkanı Alparslan Şahin panelist olarak katıldı. Ziraat Bankası olarak uzun vadede kredi verilmesinin yollarının bulunması gerektiğini söyleyen Şükrü Taşçı, finansal ve reel sektörün birbiriyle uygun hareket etmesi, koordinasyonun daha fazla arttırılması konusunda nelerin yapılması gerektiğini aktardı. Bankaları zamanında bilgilendirebilecek, ikna edebilecek ve bankalara firmanın durumunu izah edebilecek finansçıların firmalara istihdam edilmesi gerektiğini savunan Yalçın Madenci, son birkaç yıldır özellikle sıkıntı yaşayan firmaların zayıf finans ekipleriyle çalıştıklarını gördüğünü ifade etti. Öte yandan, firmaların finansal geleceklerinin ve gidişatlarının kendi yönlendirdikleri şekilde bankalarla paylaşılmasının daha doğru olacağını dile getirdi. Alparslan Şahin, kredi ilişkisinin yatırımlar ve işletmeler açısından büyük önem taşıdığını belirterek, kredi dışındaki ödeme ve tasarruf çözümlerinde bankalarla entegrasyonun artırılmasının hem iş birliklerini güçlendireceğini hem de maliyet avantajı sağlayacağını ifade etti. Şahin, VakıfBank başta olmak üzere bankaların dijital ödeme ve tasarruf alanında çok sayıda çözüm sunduğunu söyledi. Mustafa Çağrı Altındağ, Eximbank’ın 2025 yılını 26,7 milyar doları kredi, 27,5 milyar doları alacak sigortası olmak üzere toplam 54,2 milyar dolarlık destekle kapattığını belirtti. 2026 yılı hedefinin ise 28 milyar dolar kredi ve 31 milyar dolar alacak sigortasıyla toplam 59 milyar dolar destek olduğunu ifade eden Altındağ, 2020’den bu yana takip edilen 50 milyar dolarlık hedefin 2025’te aşıldığını, 2026’da ise 60 milyar dolar seviyesinin üzerine çıkmayı hedeflediklerini söyledi. Bankanın bilanço büyüklüğünün 1,5 trilyon liraya ulaştığını kaydeden Altındağ, aktif büyüklüğünün yüzde 90’ının ihracatçı firmaların kullandığı krediler olduğunu bildirdi.
Ankara Bakan Yumaklı: "28 uçak, 119 helikopter ve 14 insansız hava aracıyla dünyanın sayılı filolarından birisini oluşturduk" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Orman Genel Müdürlüğü’nün sahip olduğu hava ve kara gücünün, Cumhuriyet tarihinin en güçlü yangınla mücadele kapasitesine ulaştığını ifade ederek, "28 uçak, 119 helikopter ve 14 insansız hava aracıyla dünyanın sayılı filolarından birisini oluşturulmuş durumdayız" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Orman Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen yangın söndürme araçlarının görev yerlerine uğurlanması törenine katıldı. Bakan İbrahim Yumaklı, 2025 yılının son 176 yılın en sıcak ikinci yılı olarak kayıtlara geçtiğini belirterek, "2025 yılında sıcaklık ortalamaları neredeyse bütün aylarda mevsim normallerinin üzerinde seyretti. 2025 yılı çok farklı veri setlerine göre son 176 yılın en sıcak ikinci yılı olarak kayıtlara geçti. Daha da dikkat çekici olanı şudur. 2015-2025 yılları arasındaki son 11 yıl ölçüm tarihinin en sıcak 11 yılı olmuştur. Bu tablo bize göstermektedir ki iklim değişikliği artık geçici bir dalgalanma değil, kalıcı etkileri olan bir husustur. Geçtiğimiz yıl çok ciddi bir kuraklık yaşadık. Hazırlıklarımızı yalnız kuraklık riskine ya da sıcaklık artışına bağlı olarak değil, iklim değişikliğinin bize getirmiş olduğu tüm tehditlere göre yapıyoruz. Çünkü biliyoruz ki orman yangınlarıyla mücadele artık yılın sadece birkaç ayında değil, 12 ay mücadele etmemiz gereken ve dikkatli olmamız gereken bir dönemi ifade ediyor" açıklamasında bulundu. "28 uçak, 119 helikopter ve 14 insansız hava aracıyla dünyanın sayılı filolarından birisini oluşturulmuş durumdayız" Geçtiğimiz yıla kıyasla hava aracı sayısı artarak 161’e ulaştığını belirten Bakan Yumaklı, "Bugün geldiğimiz noktada hep ifade ediyoruz ve her geçen yılda bu kabiliyetimizi arttırıyoruz. Şu anda Orman Genel Müdürlüğü’nün envanterindeki ve mücadelede kullanmış oldukları hava ve kara gücü Cumhuriyet tarihinin en güçlü yangınla mücadele kapasitesini ifade etmektedir. 28 uçak, 119 helikopter ve 14 insansız hava aracıyla dünyanın sayılı filolarından birisini oluşturulmuş durumdayız. Geçen yıla göre hava aracı sayımızı arttırarak toplam 161 hava aracına ulaştık. Su atma kapasitemizde 462 ton oldu. Bizim coğrafyamızın şartları gereği özellikle helikopterlerin hızlı müdahale ve manevra kabiliyetleri açısından çok büyük önem arz ettiğini ifade etmek istiyorum. Bu yüzden konumlandırmaları yaparken hem kara araçlarımızı hem hava araçlarımızı iklim risklerinin bize getirmiş olduğu her türlü hususu dikkate alarak yapıyoruz. Hava araçlarımızın suya erişimini kolaylaştırmak için 4 bin 852 gölet ve havuz oluşturduk" diye konuştu. "5 bin 600 adetlik çok ciddi bir kara filosuna da ulaşmış durumdayız" Ormanların 776 gözetleme kulesi, 388 kamera ve insansız hava araçlarıyla 7 gün 24 saat izlendiğini belirten Yumaklı, "Bugün uğurlayacağımız araçlarla birlikte bin 953 arazöz, 878 iş makinesi ve 2 bin 766 ilk müdahale aracıyla toplam 5 bin 600 adetlik çok ciddi bir kara filosuna da ulaşmış durumdayız. Sadece bunlar değil orman içlerinde yollar, farklı tesislerin oluşturulması da bu müdahale süresini aşağıya çekecek. Sadece bunlar da değil ormanların içlerinde 776 gözetleme kulesi, 388 kamera ve insansız hava araçlarımızla ormanlarımızı 7 gün 24 saat takip ediyoruz. Bütün bu teknolojik imkanların ötesinde en büyük gücümüzün insanımız olduğunu ifade etmek istiyorum. Fedakar orman çalışanı kardeşlerimiz, gece-gündüz demeden görev yapan ekiplerimiz, gönüllülerimiz ve en önemlisi de gerek bu mücadelelerde fiilen ve de fiziken yanımızda olarak gerekse bizlere dualarıyla destek olan kıymetli duyarlı vatandaşlarımız. Bu yıl orman personeli sayımız 28 bine çıktı, gönüllü sayımız ise 138 bini aşmış durumda. Yeşil vatan için görev yapacak bütün kardeşlerime kazasız belasız bir görev dönemi diliyorum, başarılar diliyorum, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin" şeklinde konuştu. Bakan Yumaklı, 2025 yılı verilerine göre orman yangınlarının yüzde 91’inin insan kaynaklı olduğuna dikkat çekerek, ormanlık alanlar ve çevresinde herhangi bir nedenle ateş yakılmaması konusunda vatandaşlara uyarıda bulundu. Şüpheli bir durumla karşılaşılması halinde ise vakit kaybetmeden en yakın güvenlik birimlerine ya da 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunulmasının büyük önem taşıdığını belirtti. "Göreve uğurlayacağımız 20 dozer, 65 arazöz ve 16 ekskavatörle yeşil vatan savunmamızı biraz daha güçlendirmiş oluyoruz" Yangın söndürme araçlarının görev yerlerine gönderilmesiyle birlikte yeşil vatanın korunmasına yönelik mücadeleyi daha da güçlendirdiklerini belirten Yumaklı, "Bugün göreve uğurlayacağımız 20 dozer, 65 arazöz ve 16 ekskavatörle yeşil vatan savunmamızı biraz daha güçlendirmiş oluyoruz. Ben bu araçların hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnşallah bu arazözleri yangın söndürmek için değil, ağaçları sulamak için kullanalım. Buradaki diğer malzemeleri ve ekipmanları yeşil vatanımızın geliştirilmesi ve arttırılması için kullanmış olalım. Bu mücadele çocuklarımıza bırakacağımız nefesin, suyun ve hayatın mücadelesi. Bu vesileyle yeşil vatan uğruna canlarını feda etmiş bütün kardeşlerime Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum" diye konuştu.