POLİTİKA - 15 Ekim 2025 Çarşamba 17:53

AESOB Başkanı Dere: "Esnafın gelişimini ve sürdürülebilirliğini desteklemeye devam ediyoruz"

A
A
A
AESOB Başkanı Dere: "Esnafın gelişimini ve sürdürülebilirliğini desteklemeye devam ediyoruz"

Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, vergi düzenlemeleri, denetim süreçleri ve yapay zeka destekli yeni "KURGAN" sistemi ele alındı. Esnafın talepleri doğrudan ilgili kurumlara iletildi.


Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) ev sahipliğinde, Antalya Defterdarı İlhan Karayılan, Gelir İdaresi Grup Müdürleri Bayram Alkan ve Özer Aslan, Denetim Koordinasyon Müdürü Ramazan Özen, Gelir Uzmanı Mustafa İpek ile Merkez Oda Başkanlarının katılımlarıyla geniş kapsamlı bir istişare toplantısı düzenlendi. Toplantıda; son yayımlanan vergi düzenlemeleri, Antalya genelinde yürütülen mali denetimler, basit usul mükelleflerle ilgili güncellemeler, KDV oranları ve 1 Ekim 2025 itibarıyla uygulamaya alınan "KURGAN" sistemi hakkında detaylı değerlendirmelerde bulunuldu. AESOB’un öncülüğünde gerçekleştirilen toplantı; soru cevap şeklinde ilerleyerek esnaf ve sanatkarların mali konularda yaşadığı sorunların, taleplerin ve çözüm önerilerinin ilgili kurumlarla doğrudan paylaşılmasına imkan sağladı. Merkez Oda Başkanları, sahadan gelen güncel sorunları ve esnafın beklentilerini doğrudan ilgili kurum temsilcilerine aktarma imkanı buldu. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkan Vekili ve AESOB Başkanı Adlıhan Dere, toplantının esnaf camiası ile kamu kurumları arasındaki iletişimi güçlendirdiğini belirterek, esnafın mali yükümlülüklerinde yaşadığı sorunların çözümüne yönelik iş birliğinin devam edeceğini ifade etti.



Esnafın sürdürülebilirliği Türkiye ekonomisinin güvencesi


Başkan Adlıhan Dere, yaptığı açılış konuşmasında esnafın sürdürülebilirliğini destekleyen her adımın Türkiye ekonomisine doğrudan katkı sağladığını belirterek şu ifadelere yer verdi:


"Son hızıyla esnafın gelişimini ve sürdürülebilirliğini desteklemeye devam ediyoruz. Bizler de oda başkanlarımızdan gelen talepleri sizlere aktardık. Denetimlerin, kayıtlı esnaftan ziyade kayıt dışı faaliyet gösteren işletmeleri kayıt altına almayı hedeflemesi gerektiğini vurguladık. Bir yanda Kahramanmaraş merkezli depremler, diğer yanda doğal afetler ve çevremizde süregelen savaşlar nedeniyle ekonomimiz ciddi anlamda etkilendi. Bu süreçte Hazine ve Maliye Bakanlığımızın koordinesinde 81 ilde denetim çalışmaları başlatıldı. Tüm bu gelişmeler ışığında, bizler AESOB olarak hem esnafımızın yükünü hafifletmek hem de mevzuatlara uyum sürecinde rehberlik etmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz."



Yapay zeka destekli denetimlerde yeni dönem


Yeni devreye alınan "KURGAN" sistemine de değinen Başkan Dere, sistemin yapay zeka destekli analizlerle ticari faaliyetleri değerlendirdiğini, ancak esnafın bu dönüşüme uyum sağlayabilmesi için gerekli bilgilendirme ve eğitim süreçlerinin önem taşıdığını vurguladı. Birkaç ay önce esnafların basit usulde defter tutma sistemine getirilen karar çerçevesinde konuşan AESOB Başkanı Dere, "Buna göre birçok esnafımızın gerçek usule geçmesi durumu söz konusu. Bu konuda da Türkiye genelinde ve Konfederasyonumuz aracılığıyla gerekli görüşmeleri yaptık. Esnafın, ekonomik şartları farklılık gösterdiği için geçiş sürecinin kademeli olarak yürütülmesinin daha doğru olacağını düşünüyoruz" diye konuştu.



"Esnaf olmak alın teri gerektirir"


Antalya İl Defterdarı İlhan Karayılan ise toplantıda yaptığı konuşmada, esnaf olabilmenin köklü bir alın teri gerektirdiğine işaret ederek, "Esnafımızın uzun bir geçmişi var. Tacir dediğimiz insanların çoğu esnaflıktan büyüyerek o seviyeye geçmiş insanlar. Esnaf kavramı bizim için çok önemli. Esnaf börek de yapıyor satıyor, simit de yapıp satıyor. Ayakkabı tamiri de yapıyor. Elektrik işleri de yapıyor, araç taşıyor. Esnafın bütün bunları alnının teriyle emeğiyle kazancını elde ettiğinin farkındayız. Esnafımız sabah gidip dükkanı açıp gece yarılarına kadar dükkanda satışını yapıyor. Tüm bunlar kolay meslekler değil" sözlerine yer verdi.


Denetim süreci stratejilerine de değinen Karayılan, "Denetimlerde hem ölçek bazlı hem de vergiye gönüllü uyum bazlı bir strateji ile hareket ediyoruz. Gönüllü uyum seviyesi yüksek bir mükellefimiz ile gönüllü uyum seviyesi düşük bir mükellefi denetim sürecinde ayrı strateji ile değerlendiriyoruz" dedi.



KURGAN ile dijital dönüşüm


İl Defterdarı İlhan Karayılan, turizm ve hizmet sektöründeki talep artışının, kayıt dışı faaliyetler ile kayıtlı esnaf arasındaki rekabet dengesini etkilediğini vurguladı. Söz konusu toplantının hem mali süreçler ve denetimler hakkında bilgilendirme hem de güncel düzenlemelerle ilgili soru-cevap fırsatı sağladığını ifade eden Karayılan, denetim süreçlerinin hem planlı hem de ihbar üzerine yürütüldüğünü, amacın cezai yaptırımdan çok esnafın bilgilendirilmesi ve rehberlik edilmesi olduğunu dile getirdi. Karayılan, KURGAN istemi hakkında konuşarak, "Bu uygulama, işletmelerin ticari faaliyetlerini dijital ortamda analiz eden bir model. Özellikle riskli işlemleri tespit etmeye yönelik başarılı şekilde yürütülüyor. KURGAN, esnaf için önemli bir dijital dönüşüm adımı olduğu kadar; esnafı doğru bilgilendirmekle de daha uyumlu işleyeceğini düşünüyorum" değerlendirmesini yaptı.


AESOB liderliğinde gerçekleştirilen istişare toplantısı, TESK Genel Başkan Vekili Adlıhan Dere’nin İl Defterdarı Karayılan’a hediye takdim edip katılımcıların toplu hatıra fotoğrafı çekilmesiyle son buldu.



AESOB Başkanı Dere: "Esnafın gelişimini ve sürdürülebilirliğini desteklemeye devam ediyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor" Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi. Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüse ilişkin açıklamalarda bulundu. TGRT Haber’de canlı yayına katılan Erbaş, virüsün varyantlarından ve bulaşma yollarından bahsetti. Erbaş, "Hantavirüs bütün dünyada normalde görülen bir virüstü. Normalde hantavirüs kemirgenlerden bulaşıyor. Fare, hamster, sincap bu farelerin tükürüğünde var. Amerika’da bu salgın nasıl oluyordu eskiden. Amerika’da bir kadın kileri süpürür, kilere bizim fare dışkısını yapmıştır. Dışkı kurumuştur, süpürürken de onu solur. Amerika’da şöyle derlerdi; kilerde fare varsa yeri ıslat kalkmasın diye. Kilerleri elektrik süpürgesiyle süpürme. Neden? Çekiyorsun virüs elektrik süpürgesinden çıkıyor. Bu kadın süpürdükten tam 25-30 gün sonra ateşle başlar, bulantı kusma ve sırt ağrısı. Asla farenjit burun akıntısı yapmaz. Direk öksürük yapar. Öksürük ikinci günde seni entübe eder. Öksürürken nefes darlığı olur ve akciğer su toplar. Kendi suyunda boğulursun. Akciğer ödemi diyoruz. Hastaların yüzde 50’si entübe olup ölürdü. İlacı yok. Sadece converesan plazma dediğimiz eskiden hantadan kurtulmuş birinin plazmasını hastaya verdik mi hastanın kurtulma ihtimali yüzde 70’lere çıkar" dedi. Hantavirüsün bulaşma yollarına değinen Erbaş, "Hantavirüs normalde kimden bulaşıyor? Fareden. İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla. Buradaki adı, hanta değil artık, hantanın en az 50 alt tipi var. And virüs, Andes virüs. Bu yeni bir virüs. Normalde hiçbir hantta insandan insana bulaşmıyor. Ama bu And-v bulaşıyor, Andes varyantı. Onun için bunu çok duyacaksınız. Bu sene değil, seneye de duyacaksınız, öbür sene de duyacaksınız. Bu bir gün, patlayacak. Çünkü bu, 2018 yılında patladı, bir seyahat gemisinde oldu. İki tane kapma olabilir, Arjantin’den orada aralarından gezinirken farelerin ve sincapların dışkılarını mı soludular, olabilir? İki, bazen de fare geminin içine girer. O zaman gemide fare olursa, onların dışkısı-idrarından bazen de ısırıklarından da bulaşabilir. Ama bunlar gemide fare yok diyorlar. Diyorlar ki, bunlar Arjantin’den kuş gözlemi yaparken kaptı. Peki nasıl bulaşıyor, çok yakın temasta bulaşıyor. Öksürük, aksırıkla ve cinsel ilişkiyle bulaşıyor, vücut salgınından bulaşıyor" diye konuştu. "Amerika’da Meriland’da askeri birliklerde aşısı denendi" Bunun yeni bir salgın olduğunu ve aşısı üzerinde daha önce çalışmalar yapıldığını söyleyen Erbaş, "Şu an vaka sıfır diyorlar. Vaka sıfırın bir özelliği, süper bulaştırıcı, hiper bulaştırıcı denen bir şey var. Normal bir salgın sırasında, bir bulaştırma olayı 8-10 kişiye yayarken, süper bulaştırıcılar 100 kişiye yayıyor. Sıkıntı şu, eğer bu insanlar süper bulaştırıcı ise o zaman yandı. Bir de virüsün inkübasyon dediğimiz, bir belirti vermeden durduğu dönem, 1 ila 6 hafta bazen 8 hafta bir süreç ve 60 güne kadar çıkabiliyor. Yeni bir virüsle karşı karşıyayız, ne halt yediğini bilmiyoruz. Ama Amerikan askerleri bunları Kuzey Amerika’da biliyordu o bölgede. Amerika’da bunun aşısı denendi, Meriland’da, askeri birliklerde. Bunun aşısının bir özelliği var, hiç iğneyi sokmadan, karşıdan tabancayla yapıyorlar, püskürtmeli. Asker kolunu açar, püskürtmeyle 0,5 milimetre basıyor, şak diye aşı içeri giriyor. Bu aşıların yayınları yapılmıştı. Bu, aslında geleceği biliniyordu. Dünyada hanta, solonum virüsü, lassa ateşi, o da farelerden bulaşır, ebola ve birkaç tane marburg gibi virüsler, bunlar Biyogüvenlik Seviyesi 4 (BSL 4) laboratuvarlarda çalışılıyordu. Hatta Çin’de bir laboratuvar 4 virüsü birbirine kenetleyip, yeni bir hibrit virüs yaptım diye yayını yaptı. Böyle bir sıkıntı oldu" ifadelerini kullandı. "Belli gen grubunu öldürüyor" Virüsün belli gen grubunu öldürdüğünü belirten Erbaş, "Hanta virüsünü insandan insana bulaştıran bir varyantıyla beraberiz. Hoş bir şey değil, bir şeyler geliyor demektir. Çok ölümcül bir virüs olduğu biliyoruz. Bir ilaç var, deneniyor ama etkisi çok sınırlı. Bir de bir özelliği daha var. Yaşlıları çok öldürüyor, 70 yaş ve üstü. İki, ek hastalığı olanları çok öldürüyor. Diyabet, koah, akciğer hastalığı olanları çok öldürüyor. Bir de HLA-B8 varsa, belli gen grubunu öldürüyor. Kim bunlar? Tip-1 diyabetliler, çölyaklılar, romatolotojik hastalığı olanlar, haşimatolar, gravesleri bunları çok öldürüyor" şeklinde konuştu.