Yerel Haberler
Ankara
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir"
01 Nisan 2026 Çarşamba - 14:42 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" dedi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce AK Parti Grup Toplantısı’nın Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesini diledi. 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası’na katılmayı hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nı gönülden tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, Ay-yıldızlı bayrağı, 24 yılın ardından futbolu en büyük sahnesinde dalgalandıracak A Milli Futbol Takımı’na Avustralya, Paraguay ve ABD’ye karşı oynanacak grup maçlarında başarılar diledi. "Kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz" Ramazan ayında yakalanan ivmeyi artırarak devam ettireceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır olduğu gibi yine kırmadan, dökmeden ve ayrıştırmadan tam tersine gönüller kazanarak yola devam edecek, milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze ekleyeceğiz. Etnik kökeni, dili, mezhebi, fikirleri, dünya görüşü her ne olursa olsun 86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı’nın tüm Türkiye için İslam coğrafyası ve insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasına; barışa, huzura, kardeşlik ve dayanışmaya vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum" dedi. Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyada baharın müjdecisi olarak kutlanan Nevruz Bayramı’nı da tebrik eden Erdoğan, Nevruz gününün bazı provokatör girişimlere rağmen bu senede herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından dolayı memnuniyetini dile getirdi. "Mecbur kalmadıkça sataşmalara cevap vermedik" AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bilhassa Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bölgenin içinden geçtiği sancılı atmosferde üsluba çok özen gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, "Kelimelerimizi tartarak konuşuyoruz, kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyu, serinkanlılığı ve sükuneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımızı ve partimizi hedef alan, çoğu zamanda edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan sistemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman Genel Başkan’ın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çeki düzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça milletimizin hak ve hukukuna yönelik taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik" ifadelerine yer verdi. "Sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" Türkiye’nin etrafının ateş çemberi haline döndüğünü, sınırların hemen ötesinde füzeler ve dronların havada uçuştuğu bir zamanda konsantrasyonlarını bozacak her türlü siyasi tartışmadan uzak durduklarının altını çizen Başkan Erdoğan, "Şunu herkes bilsin ki sükutumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi. Tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler? ‘Nadan ile sohbet zordur bilene çünkü nadan ne gelirse söyler diline’. Biz de nadan ile muhatap olmak, vaktimizi ve nefesimizi israf etmek yerine sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" açıklamasında bulundu. "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 yıldır olduğu gibi bugün de taş üstüne taş koymanın çabası içerisinde olduklarını vurgulayarak, "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. ‘Aşkla koşan yorulmaz’ şiarıyla milletimiz için koşmaya koşturmaya devam ediyoruz" diye konuştu. "5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" Muhalefet tarafından köpürtülen sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda emin adımlarla ilerlediklerini ifade eden Erdoğan, "Dün iletişim ve haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren Beşinci Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri kısa adıyla 5G teknolojisiyle fiilen tanışmış olduk. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemize kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4,5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" ifadelerine yer verdi. "Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz" AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak çok büyük sorumlulukları olduğunu ve kendilerinin Türkiye’yi bölgedeki yangından korumak gibi bir vazifeleri olduğunu aktaran Erdoğan, "Bizim hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin lokmasını büyütmek, refahını artırmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını sağlamak gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız, ihmal etmeyeceğiz. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan çirkin üslup ve tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi hatırlatmakta fayda görüyorum. Bir defa hepimiz şunun farkında olmalıyız. Türk milleti irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız, bu milleti kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, siyasi cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet, eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını; bunların tefrikini yapmasını çok iyi biliriz. Hiç kuşkunuz olmasın, milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte ve bunun değerlendirmesini en güzel şekilde yapmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı değildir" Başkan Erdoğan, Ana muhalefet partisinin Ramazan ayında bile ara vermediği saldırgan söylemlerin vatandaşlar tarafından takip edildiğini ve bu sürece hak edilen notu verdiğini söyleyerek, "Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin kırk yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü, bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır" ifadelerini kullandı. "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" Türk siyasi tarihine bakıldığında darbecilerle beraber kol kola yürüyenin CHP olduğunu dile getiren Erdoğan, "Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP’yle karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP’yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs’ın baş aktörü CHP’yi görürsünüz. 12 Mart Muhtırasının arkasında CHP’nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat’ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002’den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP’nin parmak izi vardır. 27 Nisan Bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir. Gezi olaylarında, sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP’dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP’dir. 15 Temmuz ihanetine ‘kontrollü darbe iftirası’ atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP’dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" diye konuştu. "Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur" Erdoğan, "CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP’nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz." "Ben bu seviyesizliği aziz milletime şikayet ediyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilerde bulunarak, "Maalesef Ana Muhalefet Partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP’li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. Aziz milletimi havale ediyorum. Burada CHP’nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış" değerlendirmesinde bulundu. "Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-safası değildir" CHP’li yetkililerin herkesi suçladığını ve günah keçisi ilan ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir gün olsun hırsızın hiç mi suçu yok sorusunu sormadınız. Bir gün olsun kabahati yok demediniz. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın fakat bu ülke CHP’nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-safası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size ‘yiyin efendiler, yiyin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin’ demez, diyemez, demeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye’de kalmıştır. Çalanın çırpanın soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır" diye konuştu. "Taraf değiliz, milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz" Erdoğan, CHP’li beledilere yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda taraf olmadıklarını da kaydederek, "Daha önce defalarca söyledim bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye’nin safralarından kurtulmasını istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur" İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşın 28 Şubat’ta başladığını ve birinci ayını doldurduğunu hatırlatan Erdoğan, önceliklerinin Türkiye’nin bu dönemi kazasız belasız atlatması olduğunu belirterek, Türkiye’yi yaşanan çatışmaların uzağında tutmakta kararlı olduklarının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: "Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız İslamabat’ta düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıya endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik. Milli Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız ve diğer ilgili arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ediyorlar. Türkiye’nin tavrı çok berraktır, bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Şunu ifade etmeliyim ki, savaşın başından beri Türkiye’nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur." "Bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir" Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların son bulmasını samimiyetle arzu ettiklerinin altını da çizen Erdoğan, bölgede bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzaması ve bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski olduğunu sözlerine ekleyerek, "Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Şunu burada açıkça ifade etmek mecburiyetindeyim: Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu, çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail’in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu’nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır dedi. "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir" Diğer bir önemli hususun ise İran’la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği tam tersine bu vizyonu sabote ettiği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyalogdur, uzlaşmadır. Maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir. Vicdan bunu gerektirir. Uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir" şeklinde konuştu.
Başpehlivanlardan ASKİ Spor’a transfer hamlesi
01 Nisan 2026 Çarşamba - 14:23 Başpehlivanlardan ASKİ Spor’a transfer hamlesi Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde mücadele eden başpehlivanlar, Ankara Büyükşehir Belediyesi ASKİ Spor kadrosuna transfer oldu. Son Kırkpınar Başpehlivanı Orhan Okulu ile başpehlivanlar Furkan Durmuş Altın ve Kemal Yılmaz, Antalya Büyük Şehir Belediyesi’nden Ankara Büyük Şehir Belediyesi ASKİ Spor’a transfer oldu. Feyzullah Aktürk’ün sözleşmesi ise 1 yıl uzatıldı. ASKİ Spor Kulüp binasında düzenlenen imza töreninin ardından açıklamalarda bulunuldu. "Türk güreşine, ASKİ’mize, Antalya Büyükşehir Belediye’mize hayırlı olsun" Tek eksiğin Kırkpınar Başpehlivanlığı kemeri olduğunu söyleyen ASKİ Spor Genel Koordinatörü Abdullah Çakmar, "Bu yıl Orhan Okulu, Furkan ile sözleşme imzalayıp Feyzullah’la da 1 yıl daha sözleşmeyi uzatıp 2026 yılında Kırkpınar Başpehlivanlığına aday olduğumuzu ilan etmek istedik. Türk güreşine, ASKİ’mize, Antalya Büyükşehir Belediye’mize hayırlı olsun. Başkanımıza söz vermiştik. Dünyanın her yerini gezdik. Gezmediğimiz hiçbir yer kalmadı. En azından Ankara’yı sporun başkenti yapalım demiştik. Şimdi bütün branşlarda şampiyonluklar elde ettik. Özellikle geçen yıl kazandığımız 15 branşta 8 dünya şampiyonu çıkarmıştık. Bu da tabii sıradan bir başarı değil. Orhan kardeşimizle Feyzullah kardeşimiz geçen yıl gerçekten çok iddialı bir maç yaptı. İkisi de 2025 yılının finalisti. İki önemli başpehlivanımızın Kırkpınar sahasında, er meydanında ve lig güreşlerinde ve diğer güreşlerinde Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ Spor Kulübü adına güreşmeleri de bizi ayrıca memnun etti" ifadelerini kullandı. "Ankara’ya kemeri getirmek istiyoruz" ASKİ Spor’a transfer olmanın gururunu yaşadığını belirten Okulu, "Kaç yıldır Ankara’ya kemer gelmiyor. Yeni ekip arkadaşlarımız ve hocalarımızla beraber bu yıl söz veriyoruz. Ankara’ya kemeri getirmek istiyoruz. Ata sporumuzda, dışarda biz hep abi kardeş gibiyiz" diye konuştu. "Yeni gelen isimlerle çok daha güçlü hale geldik" Sözleşmesinin uzatılacağını ifade eden Aktürk, "Zaten çok güçlü bir ekibimiz var. Yeni gelen isimlerle çok daha güçlü hale geldik. Kulüp başkanımıza ve Mansur Yavaş’a teşekkür ediyoruz. Biz sahada mücadelemizi vermeye devam edeceğiz. Hepimizin tek bir hayali ve kemeri Ankara’ya getirmek" şeklinde konuştu. "İnşallah ASKİ’ye, Ankara’ya altın kemeri getiririz" Altın, yaptığı açıklamada şu cümlelere yer verdi: "Geçen yıl Orhan abiyle beraber altın kemer gururu yaşamıştık. Bizim için bir rol model. Burada da çok güçlü bir ekip, ustalarımız var. İnşallah ASKİ’ye, Ankara’ya altın kemeri getiririz." ASKİ Spor Yağlı Güreş Koordinatörü Şaban Yılmaz, altın kemeri Ankaralılara hediye etmiş biri olarak büyük sevinç yaşadığını ifade etti. Ezeli rakibi Orhan Okulu ile final yaptıklarını hatırlatan Yılmaz, takımda emeği geçen herkese teşekkür etti. Kemal Yılmaz ise yağlı güreşin profesyonel bir spor olduğunu ve hayatlarını bu şekilde sürdürdüklerini belirterek, altın kemeri kazanmaları halinde önce ASKİ Spor’a, ardından da Antalya’ya götüreceklerini söyledi. Yılmaz ayrıca Antalya seyircisini, Orhan Okulu’yu desteklemeye davet etti.
BBP Genel Başkanı Destici: "Gençlerimize sahip çıkmak gibi bir yükümlülüğümüz ve sorumluluğumuz var"
01 Nisan 2026 Çarşamba - 14:10 BBP Genel Başkanı Destici: "Gençlerimize sahip çıkmak gibi bir yükümlülüğümüz ve sorumluluğumuz var" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Hep birlikte ülkemize, milletimize, çocuklarımıza, gençlerimize sahip çıkmak gibi bir yükümlülüğümüz ve sorumluluğumuz var" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında geçtiğimiz günlerde CHP’li Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin sosyal medya hesabı üzerinden taciz ettiği iddialarıyla gündeme gelen 16 yaşındaki Elif Tuana Torun’un trafik kazasında hayatını kaybetmesinin derin üzüntüsünü yaşadıklarını belirterek, bu vahim kaza neticesinde çocukları daha da korumaları gerektiğinin altını çizdi. İsrail ve ABD ile İran arasındaki savaşa da değinen Destici, ABD’nin yıllardır Orta Doğu ve Afrika üzerine haksız emelleri olduğunu, kendi çıkarları uğruna ülkelerin kaynaklarını sömürdüğünü ve sömürmeye devam ettiğini söyledi. "Umutlarımızı karartan haberlerle karşılaşıyoruz" Türkiye’de her geçen gün geleceğe yönelik vahim olaylarla karşılaştıklarını belirten Destici, "Umutlarımızı karartan haberlerle karşılaşıyoruz. Bunlardan bir tanesi, geçtiğimiz günlerde Giresun’un Görele ilçesinde CHP Belediye Başkanı’nın görevden alındığı taciz davasının mağduru 16 yaşındaki bir kız çocuğunun geçirdiği elim ve şüpheli trafik kazasından sonra tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybettiği haberidir. Son derece üzgünüm. Biliyorum ki milletimiz de son derece üzgün. Çocuklarımıza karşı sorumluluklarımız var. Evlatlarımıza ve gençlerimize sorumluluklarımız var. Taciz davası devam ettiği için ancak belirli sınırlar içerisinde konuşabiliyoruz. Dün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, Görele Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan şahsın taciz ettiği kızın ölümüyle ilgili sürece müdahil olacağını açıkladı. Yaşanan hadise bütün yönleriyle ve hiçbir şüphe kalmayacak şekilde cam gibi net bir şekilde aydınlatılmalıdır. Aksi halde kamu vicdanı yara alacaktır. Biz de bu konunun başta hukuki olarak takipçisi olacağımızı buradan bir kere daha ifade ediyoruz" diye konuştu. "Gençlerimize sahip çıkmak gibi bir yükümlülüğümüz ve sorumluluğumuz vardır" Türkiye’de son zamanlarda özellikle gençlerin ve çocukların yaşadığı olumsuzluklar üzerinde duran Destici, millet olarak gençlere özellikle her anlamda destek olunması gerektiğini ifade ederek, "Hep birlikte ülkemize, milletimize, çocuklarımıza, gençlerimize sahip çıkmak gibi bir yükümlülüğümüz ve sorumluluğumuz var. Herkesi, her siyasi partiyi de bu sorumluluğun gereğini yapmaya davet ediyoruz. Milletimize de çağrımız şudur; seçimlerde aşırı partizanlıktan kurtulmaları gerekiyor. Özellikle yerel seçimlerde. Kim belediye başkan adayı, buna iyi bakmaları gerekiyor. ‘Aman şu gelmesin de bu gelsin’ mantığıyla hareket etmemeleri gerekiyor. Milletimiz seçim yaparken daha ilgili, daha hassas, daha dikkatli bir şekilde davranmalıdır" ifadelerini kullandı. "Bütün bölgenin kaynaklarını sömürmek yetmedi, doymadılar" ABD’nin yıllardır Orta Doğu’da ve Afrika’da sömürgecilik faaliyetlerini yürüttüğünü vurgulayan Destici, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bütün bu bölgenin kaynaklarını sömürmek yetmedi, doymadılar. Irak’ı sömürdüler, Afganistan’ı sömürdüler, Suriye’yi sömürdüler, Afrika’yı da sömürdüler ve sömürmeye devam ediyorlar. Bir gerekçe var? O da ne? İsrail’de, İsrail Başbakanı ve hükümeti hakkında devam eden bir yolsuzluk dosyası. Bunu örtmeye çalışıyorlar. İkinci gerekçe ise Epstein hadisesinin olması. Çünkü burada da direkt oklar ABD başkanını gösteriyor. Dolayısıyla da bu iki gerekçe, İran’a yönelik saldırıları erkene almıştır ya da hızlandırmıştır. Şu anda ABD kamuoyunda bu savaşa karşı tepkiler gittikçe yükselmektedir. Aynı şekilde ABD halkı, bu yüzden Trump’ın görevini bırakmasını istemektedir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir"
01 Nisan 2026 Çarşamba - 14:05 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" dedi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce AK Parti Grup Toplantısı’nın Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesini diledi. 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası’na katılmayı hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nı gönülden tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, Ay-yıldızlı bayrağı, 24 yılın ardından futbolu en büyük sahnesinde dalgalandıracak A Milli Futbol Takımı’na Avustralya, Paraguay ve ABD’ye karşı oynanacak grup maçlarında başarılar diledi. "Kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz" Ramazan ayında yakalanan ivmeyi artırarak devam ettireceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır olduğu gibi yine kırmadan, dökmeden ve ayrıştırmadan tam tersine gönüller kazanarak yola devam edecek, milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze ekleyeceğiz. Etnik kökeni, dili, mezhebi, fikirleri, dünya görüşü her ne olursa olsun 86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı’nın tüm Türkiye için İslam coğrafyası ve insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasına; barışa, huzura, kardeşlik ve dayanışmaya vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum" dedi. Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyada baharın müjdecisi olarak kutlanan Nevruz Bayramı’nı da tebrik eden Erdoğan, Nevruz gününün bazı provokatör girişimlere rağmen bu senede herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından dolayı memnuniyetini dile getirdi. "Mecbur kalmadıkça sataşmalara cevap vermedik" AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bilhassa Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bölgenin içinden geçtiği sancılı atmosferde üsluba çok özen gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, "Kelimelerimizi tartarak konuşuyoruz, kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyu, serinkanlılığı ve sükuneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımızı ve partimizi hedef alan, çoğu zamanda edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan sistemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman Genel Başkan’ın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çeki düzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça milletimizin hak ve hukukuna yönelik taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik" ifadelerine yer verdi. "Sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" Türkiye’nin etrafının ateş çemberi haline döndüğünü, sınırların hemen ötesinde füzeler ve dronların havada uçuştuğu bir zamanda konsantrasyonlarını bozacak her türlü siyasi tartışmadan uzak durduklarının altını çizen Başkan Erdoğan, "Şunu herkes bilsin ki sükutumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi. Tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler? ‘Nadan ile sohbet zordur bilene çünkü nadan ne gelirse söyler diline’. Biz de nadan ile muhatap olmak, vaktimizi ve nefesimizi israf etmek yerine sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" açıklamasında bulundu. "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 yıldır olduğu gibi bugün de taş üstüne taş koymanın çabası içerisinde olduklarını vurgulayarak, "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. ‘Aşkla koşan yorulmaz’ şiarıyla milletimiz için koşmaya koşturmaya devam ediyoruz" diye konuştu. "5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" Muhalefet tarafından köpürtülen sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda emin adımlarla ilerlediklerini ifade eden Erdoğan, "Dün iletişim ve haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren Beşinci Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri kısa adıyla 5G teknolojisiyle fiilen tanışmış olduk. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemizee kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4,5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" ifadelerine yer verdi. "Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz" AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak çok büyük sorumlulukları olduğunu ve kendilerinin Türkiye’yi bölgedeki yangından korumak gibi bir vazifeleri olduğunu aktaran Erdoğan, "Bizim hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin lokmasını büyütmek, refahını artırmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını sağlamak gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız, ihmal etmeyeceğiz. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan çirkin üslup ve tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi hatırlatmakta fayda görüyorum. Bir defa hepimiz şunun farkında olmalıyız. Türk milleti irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız, bu milleti kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, siyasi cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet, eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını; bunların tefrikini yapmasını çok iyi biliriz. Hiç kuşkunuz olmasın, milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte ve bunun değerlendirmesini en güzel şekilde yapmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı değildir" Başkan Erdoğan, Ana muhalefet partisinin Ramazan ayında bile ara vermediği saldırgan söylemlerin vatandaşlar tarafından takip edildiğini ve bu sürece hak edilen notu verdiğini söyleyerek, "Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin kırk yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü, bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır" ifadelerini kullandı. "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" Türk siyasi tarihine bakıldığında darbecilerle beraber kol kola yürüyenin CHP olduğunu dile getiren Erdoğan, "Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP’yle karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP’yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs’ın baş aktörü CHP’yi görürsünüz. 12 Mart Muhtırasının arkasında CHP’nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat’ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002’den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP’nin parmak izi vardır. 27 Nisan Bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir. Gezi olaylarında, sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP’dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP’dir. 15 Temmuz ihanetine ‘kontrollü darbe iftirası’ atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP’dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" diye konuştu. "Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur" "Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur" diyen Erdoğan, "CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP’nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz." "Ben bu seviyesizliği aziz milletime şikayet ediyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilerde bulunarak, "Maalesef Ana Muhalefet Partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP’li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. Aziz milletimi havale ediyorum. Burada CHP’nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış" değerlendirmesinde bulundu. "Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-sefası değildir" CHP’li yetkililerin herkesi suçladığını ve günah keçisi ilan ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir gün olsun hırsızın hiç mi suçu yok sorusunu sormadınız. Bir gün olsun kabahati yok demediniz. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın fakat bu ülke CHP’nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-sefası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size ‘yiyin efendiler, yiyin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin’ demez, diyemez, demeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye’de kalmıştır. Çalanın çırpanın soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır" diye konuştu. "Taraf değiliz, milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz" Erdoğan, CHP’li beledilere yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda taraf olmadıklarını da kaydederek, "Daha önce defalarca söyledim bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye’nin safralarından kurtulmasını istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur" İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşın 28 Şubat’ta başladığını ve birinci ayını doldurduğunu anımsatan Erdoğan, önceliklerinin Türkiye’nin bu dönemi kazasız belasız atlatması olduğunu belirterek, Türkiye’yi yaşanan çatışmaların uzağında tutmakta kararlı olduklarının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: "Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız İslamabat’ta düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıya endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik. Milli Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız ve diğer ilgili arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ediyorlar. Türkiye’nin tavrı çok berraktır, bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Şunu ifade etmeliyim ki, savaşın başından beri Türkiye’nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur." "Bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir" Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların son bulmasını samimiyetle arzu ettiklerinin altını da çizen Erdoğan, bölgede bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzaması ve bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski olduğunu sözlerine ekleyerek, "Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Şunu burada açıkça ifade etmek mecburiyetindeyim: Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu, çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail’in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu’nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır. dedi. "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir" Diğer bir önemli hususun ise İran’la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği tam tersine bu vizyonu sabote ettiği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyaloktur, uzlaşmadır. Maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir. Vicdan bunu gerektirir. Uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir" şeklinde konuştu. (MMG-
Uzmanı uyardı: "Kanser artık tek tip hastalık değil"
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:57 Uzmanı uyardı: "Kanser artık tek tip hastalık değil" Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanserin artık tek tip bir hastalık olmadığını belirterek, "Kanser, farklı biyolojilere, farklı davranış biçimlerine ve farklı tedavi yaklaşımlarına sahip hastalıkların genel adıdır. Bu nedenle her hastaya özel kişiselleştirilmiş bir yaklaşım gerektirir" dedi. Her yıl dünya genelinde milyonlarca insan kanser tanısı alırken, hastalığa bağlı kayıplar da önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası görülüyor ve yaklaşık 10 milyon kişi kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre yılda 200 binden fazla kişiye kanser tanısı konuluyor ve kanser ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer alıyor. Ulusal Kanser Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanserin günümüzde değişen tanımı, erken tanının önemi ve korunma yollarına dikkati çekti. "Kanser artık tek tip bir hastalık olarak değerlendirilmiyor" Doç. Dr. Dilşen Çolak, tıbbın kansere bakışının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirterek, "Eskiden kanser toplumda tek tip bir hastalık olarak algılanıyordu. Oysa bugün biliyoruz ki kanser, farklı biyolojilere, farklı davranış biçimlerine ve farklı tedavi yaklaşımlarına sahip hastalıkların genel adıdır. Bu nedenle her hastaya özel kişiselleştirilmiş bir yaklaşım gerektirir" diye konuştu. Kanser tedavisinin yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve sosyal boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini vurgulayan Çolak, multidisipliner yaklaşımın önemine dikkati çekti. "Erken tanıyla daha yüksek tedavi şansı" Kanserde erken tanının kritik rolüne değinen Çolak, "Erken tanı, henüz hastalık belirti vermeden ya da kanser öncülü aşamada yakalanabilmesidir. Bu sayede tedavi şansı artar ve daha küçük müdahalelerle hastalık kontrol altına alınabilir" dedi. Türkiye’de yürütülen tarama programlarının önemine değinen Çolak, özellikle meme, rahim ağzı ve kolorektal kanserlerin taramalarla erken evrede tespit edilebildiğini hatırlattı. "Kanserlerin önemli bir kısmı önlenebilir" Çolak, kanserin yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, aynı zamanda önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunu da söyleyerek, "Kanserlerin önemli bir bölümü yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmak bu noktada büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Çolak, öne çıkan risk faktörleri ve önerilerini şöyle sıraladı: "Ultra işlenmiş gıdaların sık tüketimi kanser riskini artırabiliyor. Sigara, başta akciğer olmak üzere birçok kanser türü için en önemli risk faktörlerinden biri. Alkol tüketimi, kanser gelişimiyle ilişkilendiriliyor. Hareketsiz yaşam, obezite ve buna bağlı kanser riskini artırıyor." Akıllı ilaçlar ve kişiye özel yaklaşımlar Kanser tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını belirten Çolak, özellikle hedefe yönelik tedavilerin öne çıktığını ifade ederek, "Artık tedavilerde sadece klasik kemoterapiler değil, akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve hedefe yönelik tedavi seçenekleri ön planda. Ancak her tedavi her hasta için uygun değildir. Tedavi planı hastalığın tipi, evresi ve hastaya ait özellikler doğrultusunda kişiye özel olarak belirlenir" açıklamasında bulundu. "Kanser sadece fiziksel değil, biyopsikososyal bir süreçtir" Kanserin yalnızca bir hastalık değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir süreç olduğunu vurgulayan Çolak, "Kanser tek başına fiziksel bir hastalık değildir. Biyopsikososyal bir süreçtir. Bu nedenle tedavi sürecinde sadece hastalığı değil, hastanın yaşam kalitesini de iyileştirmeyi hedefleriz" dedi. Aile desteğinin bu süreçte kritik rol oynadığını belirten Çolak, kanserin bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunun altını çizdi. Ulusal Kanser Haftası kapsamında toplumda farkındalığın artırılmasının önemine de dikkati çeken Çolak, düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, "Erken tanı hayat kurtarıyor. Bu nedenle herkesin yaşına ve risk grubuna uygun kanser taramalarını düzenli olarak yaptırması büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.