Yerel Haberler
Ankara
Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: "Kadınların, sendikacı kadınlar olması konusundaki kendilerinin gösterdiği hareketi ve bereketi bizzat hissediyorum" 07 Ocak 2026 Çarşamba - 18:39:04 Memur Sendikaları Konfedarasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, "Kadınların, sendikacı kadınlar olması konusundaki yapılan iktisat çalışmalarıyla beraber her geçen gün kendilerinin gösterdiği hareketi ve bereketi bizzat hissediyorum" dedi. Memur-Sen Kadın Komisyonu ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğinde ‘Aile Eğitim Programı’ gerçekleştirildi. Program kapsamında aile yapısının güçlendirilmesi, toplumsal farkındalığın artırılması ve aile içi iletişimin desteklenmesi amaçlandı. Gerçekleştirilen eğitim programında alanında uzman isimler tarafından aile, kadın, çocuk ve sosyal yapıya ilişkin çeşitli başlıklarda bilgilendirme yapıldı. Katılımcılara aile içi ilişkiler, değerler eğitimi ve sosyal destek mekanizmaları konusunda sunumlar gerçekleştirilirken, Memur-Sen Kadın Genel Başkanı Ali Yalçın, programda yaptığı konuşmada aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesi açısından önemli olduğunu belirtti ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile yapılan iş birliğinin devam edeceğini ifade etti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Sevim Sayım Madak ise bu tür eğitim çalışmalarının toplumun temel yapı taşı olan ailenin desteklenmesi noktasında önemli katkılar sunduğunu vurguladı. "Bugün çok farklı bir çalışmayla karşı karşıyayız" Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, aile rolünün toplumun vazgeçilmez bir unsuru olduğunu belirterek, "Bugün çok farklı bir çalışmayla karşı karşıyayız. Şimdiye kadar hep genelde dışa doğru bakarak konuştuk. Bugün içe doğru konuşulmuş olacak bir toplantı vesilesiyle ve kendimize yönelik bir takip süreciyle karşınızdayız. Ben bu çalışmayı çok anlamlı ve kıymetli buluyorum. Genelde işimiz dışarıya doğru konuşmak ve sorunları tartışmak, dışarıyı bu anlamda hizaya getirmeye yönelik gayret ortaya koymak ama bu kez farklı bir çalışmayla beraberiz. Bunu kadınlar komisyonumuzdan önce engelliler komisyonumuzla benzer bir çalışma yapmış ve binadaki çalışanlar olarak hizmet sunarken engelli kardeşlerimizin engelsiz erişimi konusunda öncelikle biz onlara nasıl davranmalıyız? Nasıl karşılamalıyız? Buradan memnuniyetlerini arttıracak nasıl bir çalışma yapmalıyız konusunda çok kıymetli bir çalışma yapmışlardı ve bu konuda da takdir alacak güzel bir kayıt düştüler. Bu açıdan kadınlar komisyonumuzun genele yönelik çalışmaları birbirinden kıymetli. Bu son derece anlamlı, uzun derece kıymetli bir gayret ve heybetimiz içerisinde 450 bini aşan bir kadın çalışan varlığı var. Bu son derece anlamlı. Onun için kadınların, sendikacı kadınlar olması konusundaki yapılan iktisat çalışmalarıyla beraber her geçen gün kendilerinin gösterdiği hareketi ve bereketi bizzat hissediyorum Bunlar son derece anlamlı. Fakat esas anlamlı olan kısmı Türkiye’de kadın politikalarına, aile çalışmalarına yönelik ortaya konulan görüş ve bakıştır" diye konuştu. "Programın, ailelerimizi güçlendirmesi hususunda faydalı olacağına inanıyorum" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Sevim Sayım Madak ise, bu programın aile yapısında önemli bir yere sahip olacağını vurgulayarak, "Bu program, ocak ayı içerisinde farklı günlerde olmak üzere altı oturum şeklinde sürecek. Olumlu anne baba becerilerinden mahremiyet eğitimine, dijital çağda anne babaya varan geniş bir konu olacaktır. Eğiticilerimiz ve sizlerin katkılarıyla birlikte programın ailelerimizin güçlendirmesi hususunda faydalı olacağına inanıyorum. Aile Eğitim Programı, koruyucu bakış açısıyla ailelerimizin olası risklere karşı güçlendirmeyi, bir problemle karşılaşmadan önce problemi ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Aile, bireyin dünyayla olan yeridir. Aile içerisinde sağlıklı ilişkilerinin temeli güven, paylaşım ve açık bir iletişim üzerine kurulur. Birbirimizi dinlemek, duygularımızı paylaşmak, birbirimizi anlamayı güçlendirir. Ancak günümüzde hızlı yaşam temposu bazen bizleri birbirimizden uzaklaştırabiliyor. Birlikte geçirdiğimiz zamanlar azalabiliyor. İletişimin derinliği zayıflayabiliyor. Aile eğitimleri sadece bilgi vermek için değil, birbirinizi daha iyi anlamanız, evliliğinizi ve çocuklarınızla olan bağlarınızı güçlendirmek için var. Bu eğitimden evlilik öncesinden başlayarak aile içi iletişimimizi derinleştirmeyi, anne baba becerilerimizi desteklemeyi amaçlıyor" şeklinde konuştu.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 17:25 ABB’deki konser harcamalarına ilişkin davanın ikinci gününde sanıklar hakim karşısına çıktı Ankara Büyükşehir Belediyesinin (ABB) 2021-2024 dönemindeki konser harcamalarının "kamu zararına sebebiyet verdiği" iddiasıyla 5’i tutuklu 14 sanığın yargılandığı davaya bugün devam edildi. Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar eski ABB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Hacı Ali Bozkurt, eski ABB Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili Haluk Erdemir, eski ABB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkan Vekili Hüseyin Zehir, Evren Teknik Grup Müzik Organizasyon şirketi sahibi Onur Evren, Festiva ve Enfest Organizasyon şirketinin sahibi Selahattin Çelikkaya ile tutuksuz sanıklar Universe Prodüksiyon organizasyon şirketi sahibi Sıla Evren, Festiva ve Enfest Organizasyon şirketi ortağı Kaan Alp, ABB çalışanı Celal Akbaş, Gurudan Turizm Organizasyon şirketi sahibi Arda Akman, Yalınayak Gıda Organizasyon şirketi sahibi Eren Demir, ABB çalışanı Kurtuluş Bakır, Yalınayak Gıda Organizasyon şirket ortağı Levent Erdoğan ve Craft Sanat Organizasyon şirketi sahibi Üstün Alpay ile taraf avukatları katıldı. "Tüm niyetimiz Ankara halkına hizmet üretmekti" Duruşmada söz alan tutuklu sanık Haluk Erdemir, "Yerel yönetimlere örnek olacak başarılı işlere imza attık. Eğitimci olduğum için bu birimde olmaktan da mutluluk duydum. Hacı Ali Bozkurt emekli olunca Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkan Vekilliği ve Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekilliği tebliğ edildi. Yöneltilen suçlamaları kabul etmiyorum. Tüm niyetimiz Ankara halkına hizmet üretmekti. Bu ekonomik olarak zor dönemlerde halkımızı ücretsiz halk konserleriyle buluşturmak ve keyifli vakit geçirmelerini sağlamak istedik. Ortada bir suç yokken kamuoyuna suçumuz varmış gibi lanse edildik. Oysa bir trafik cezam bile yok benim. Bir anda hayatımız altüst oldu. Haber bültenlerinde ismim açıkça verildi. Bütün memlekete rezil olduk diyebilirim. Böyle bir durumda kalmayı Allah kimseye nasip etmesin" dedi. Erdemir, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Memuriyet hayatım boyunca bir kuruş haram lokma yemedim. Tarafıma yönelik herhangi bir menfaat getirisi, para transferi olmamıştır, olması da mümkün değildir. Bu göreve getirildikten sonra hayat standardımda hiçbir değişiklik olmamıştır, edindiğim bir mal varlığım da yoktur bu süreçte. 2015 yılında bir ev aldım, 7 yıl boyunca kredi ödemeli. Sadece maaşım vardır, başka bir yan gelirim yoktur. Sayıştay denetiminden geçmiş dosyalar olduğu için imzaladım ve bu konuda yanlış yaptığımı da düşünmüyorum. Bu işler zaten daha önceden planlıydı. Bu yüzden kamudaki işleri aksatmamak için imzaladım. Yasal anlamda da hiçbir sorun teşkil etmeyen işlerde gecemizi gündüzümüze katarak çalışırken karşımıza suç olarak getirilmesini kabul etmiyorum. Kurumu zarara uğrattığımızı düşünmüyoruz. Açıkçası üç buçuk aydır cezaevindeyken de bir suçlu psikolojisine bürünmedim, çünkü suçlu değilim. Sadece bir mahcubiyet yaşadım. Bunun nedeni de benim altımda çalışan insanların düştükleri durumlar. İki küçük kız çocuğum beni yurt dışında görevde bilmekte hala. Ama televizyonlarda daha akşam gördüm ismimiz açık açık yayınlanıyor sanki suçluymuşuz gibi. Artık çocuklarıma kavuşmak istiyorum." "80 metrekare mütevazı bir evim var" Tutuklu sanık eski ABB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkan Vekili Hüseyin Zehir ise, "Görev sürem boyunca hiçbir soruşturma geçirmedim. Daire başkanı yıllık izindeyken çok kısa bir süreliğine yerine vekaleten baktım. Üzerime atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Ortak baz konusuna gelirsek sadece mesaime denk gelmektedir zaten. Menfaat sağlama iddiasına gelirsek; eğer böyle bir yarar sağlasaydım mal varlığımda artış olması gerekirdi. Böyle bir durum da yok. 80 metrekare mütevazı bir evim var, bir de arabam var sadece eşimin üstüne. Benim herhangi bir hesap hareketliliğim de yok" diye konuştu. "Benim için önemli olan daha iyi iş yapmaktır" Evren Teknik Grup Müzik Organizasyon Şirketi sahibi tutuklu sanık Onur Evren, "Tam 48 yıldır Ankara’da aynı sektörde hizmet veren bir firmanın sahibiyim. Babadan gelen bir firma. En iyi teknolojik malzemeleri kullanmayı tercih ettik. Çünkü sanatçılar tarafından her zaman teknolojiyi takip eden firmalar tercih edilir. Atılan iftiraflar şahsi hesaplaşmaların sonucu olsa da bu iftiralar bizi de kapsamakta. Teknik kurulum ve söküm yaklaşık 20-25 gün boyunca sürüyor. 100 kişiyi aşkın işçi var. Onların üç öğün yemekleri var, ücretleri var, taşıma için kullanılan araçlar var, elektrik sistemi döşemesi, en az 5 jeneratör ve daha pek çok şey kullanılıyor. Sahne güvenliğini sağlamak için yüzlerce metrelik bariyerler kullanıyoruz. Dekor hazırlanıyor her sahneye göre. Bunların hepsi kiralanıyor. Bu hizmetlerin ödemesini de biz yapıyoruz. Ücretler peşin ödeniyor. Belediye ise bize taksit taksit ödeme yapıyor. Ancak benim için önemli olan daha iyi iş yapmaktır. Ama tüm bunların neticesinde geldiğimiz nokta sizin karşınıza çıkmak oldu. 106 gündür cezaevindeyim. Aylarca yerde yattım 65 kişilik koğuşta. Üç çocuğum var, onlarla ilgilenemedim. Eşim ve çocuklarım psikolojik destek alıyor. Kaçma şüphem yoktur, tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Savunmaların ardından duruşma yarın devam etmek üzere sona erdi.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 17:12 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malezya Başbakanı Enver İbrahim’i törenle karşıladı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malezya Başbakanı Enver İbrahim’i törenle karşıladı. Konuk Malezya Başbakanı Enver İbrahim’in içinde bulunduğu makam aracını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin önündeki caddede karşılayan süvariler, Enver İbrahim’e protokol kapısına kadar eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Enver İbrahim’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ana giriş kapısında karşıladı. Erdoğan ve Enver İbrahim’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından 21 pare top atışı eşliğinde iki ülkenin milli marşları çalındı. Enver İbrahim, Muhafız Alayı Tören Kıtası’nı ’Merhaba asker’ diyerek selamladı. Törende, tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı. Heyetlerini birbirlerine takdim eden Erdoğan ve Enver İbrahim, merdivenlerde Türkiye ve Malezya bayrakları önünde gazetecilere poz verdi. Erdoğan ve İbrahim, Türkiye-Malezya Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Birinci Toplantısı’na katılacak ve daha sonra ortak basın toplantısı düzenleyecek. Törende Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, MİT Başkanı İbrahim Kalın, İletişim Başkanı Burhanettin Duran, YÖK Başkanı Erol Özvar ve Ankara Valisi Vasip Şahin de yer aldı.
Antep İşi Nakışı UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesine kaydedildi
11 Aralık 2025 Perşembe - 08:47 Antep İşi Nakışı UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesine kaydedildi 08-13 Aralık 2025 tarihlerinde Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de gerçekleştirilen 20. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Hükümetlerarası Komite Toplantısı’nda, Kültür ve Turizm Bakanlığının Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile birlikte hazırladığı Antep İşi Nakışı dosyası Türkiye adına UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesine kaydedildi. Geleneksel olarak beyaz kumaş üzerine beyaz iplikle uygulanan, ipliklerin çekilip kesilmesiyle desenlerin oluşturulduğu Antep İşi Nakışı, bölgede yüzyıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan köklü bir nakış tekniği olma özelliğini taşıyor. Büyük emek ve ustalık gerektiren bu zanaat, kadınlar için önemli bir gelir kaynağı oluştururken sosyal uyumu destekleyerek sürdürülebilir kalkınmaya da katkı sağlıyor. UNESCO tarafından hazırlanan değerlendirme raporunda, Antep İşi Nakışı dosyasının detaylı ve eksiksiz hazırlanmış bir dosya olarak sunulduğu vurgulanarak, yaşayan mirasın korunmasına yönelik çalışmaları nedeniyle Türkiye tebrik edildi. Bu karar ile Türkiye’nin UNESCO Listelerindeki somut olmayan kültürel miras unsuru sayısı 32’ye yükseldi. Türkiye; 2003 UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin ilke ve amaçları doğrultusunda barışı, kültürlerarası diyaloğu ve kültürel çeşitliliğe saygıyı teşvik eden çalışmalarıyla uluslararası alanda görünürlüğünü artırmayı sürdürüyor. Listelerde yer alan 32 unsurun 14’ü çokuluslu dosya olup, bu çalışmalar benzer kültürel mirası paylaşan ülkelerle iş birliğinin bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü, yaşayan miras taşıyıcıları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve ilgili paydaşların aktif katılımıyla yürütülen çalışmalarla Türkiye, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerinde kayıtlı 32 değerle dünyada ikinci ülke konumunu koruyor.
TBMM Genel Sekreterliğinden açıklama
10 Aralık 2025 Çarşamba - 23:26 TBMM Genel Sekreterliğinden açıklama TBMM Genel Sekreterliği, TBMM’de görev yapan stajyerlerden birinin ailesinin şikayeti dilekçesi üzerine, 20 Kasım’da soruşturma başlatıldığını, iddiaların titizlikle incelendiğini, şu ana kadar aşçı olarak görev yapan bir kamu personelinin görevinden uzaklaştırıldığını açıkladı. TBMM Genel Sekreterliğinden yapılan yazılı açıklamada, TBMM’de 2024-2025 öğretim yılında görev yapan stajyerlerden bir tanesinin ailesi tarafından TBMM Genel Sekreterliği’ne yapılan 19 Kasım 2025 tarihinde şikayet dilekçesi üzerine Genel Sekreterlik tarafından 20 Kasım 2025 soruşturma başlatıldığı belirtilerek, soruşturma kapsamında dilekçede yer alan iddiaları, titizlikle incelendiği, şu ana kadar aşçı olarak görev yapan bir kamu personelinin 4 Aralık 2025 tarihinde görevinden uzaklaştırıldığı ifade edildi. Açıklamada, 12 Aralık 2025 tarihinde soruşturmanın tamamlanmasının öngörüldüğü belirtilerek, ilgililer hakkında iş akdi feshi, görevden çıkarma gibi cezaların uygulanacağı kaydedildi. Mevcut soruşturma kapsamında elde edilen hususlar adli makamlar ile paylaşılacağı da aktarıldı. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, "Meclis olarak burada bulunan 600 milletvekili olarak, tüm milletvekilleri olarak çocuklara karşı sorumluyuz, çocukların haklarını korumakla mükelleftir. Bu Meclisin kendisi, burada bulunan her bir milletvekilinin kendisi çocuğun üstün yararını gözetmek zorundadır. Bu vahim olayda da gerçekten etkin, şeffaf bir soruşturma sürecinin yürütülmesi ve bunu yapanların adalet önüne çıkarılıp yargılanması konusunda da DEM Parti Grubu olarak da takipçisi olacağımızı ifade etmemiz gerekiyor ve şununla bitirmek istiyorum; Biz DEM Parti olarak sadece idari bir soruşturmayla yetinmek yerine bütün partilerin kadın milletvekillerinden oluşan bir komisyonu da buradan bütün Meclise ve Divana da, Meclis Başkanlığına da teklif ediyoruz. Ancak böyle bir komisyon süreci çok yönlü araştırabilir ve gerçek anlamda çocukların haklarını da koruyabilir diyorum" ifadelerini kullandı. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır da, "Vahim bir olaydır; Meclise yakışan, bizlere yakışan bu olayı tüm yönleriyle araştırıp gerçek suçluları kanuna teslim edip davayı da takip etmektir. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak ki tüm grupların böyle düşündüğünü biliyorum, hepimiz aramızda konuştuk, bu konuda aynı düşünüyoruz, bu konuyu takip edeceğiz. Bu konuda kamuoyu rahat olsun; suçlularla, iddia edilen, suçlu olduğu iddia edilen kişilerle mücadele edeceğiz" şeklinde konuştu. MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, olayı kınadıklarını belirterek, "Biz grup olarak, sadece çocuk istismarı değil, her türlü istismara karşı olduğumuzu, kadın erkek, bunu da ayırt etmeden her türlü istismara karşı olduğumuzu öncelikle belirtmek istiyorum. Akabinde de Gazi Meclisimizin çatısı altında böylesine Türkiye’nin kalbinin, beyninin bulunduğu bir ortamda çocuğumuza ya da çocuklarımıza karşı kız ya da erkek -ben doğrusu bu konuda dediğim gibi cinsiyet ayırmıyorum- yapıldığı iddia edilen bu olaya karşı Genel Sekreterliğimizin hemen olaya müdahil olması ve gerekenleri yapmaya başlamış olması da bizim açımızdan manidardır ancak bir an önce gerekenlerin tam yapılıp gerek yargı önünde gerek Genel Sekreterliğimiz nezdinde bir an önce yapılmasını talep ediyoruz ve diğer Grup Başkan Vekillerimizin sözlerine de katıldığımızı ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, 20 Kasım tarihinde olayla ilgili soruşturma başlatıldığını söyleyerek, "4 Aralık itibariyle de ilgili kişi görevinden uzaklaştırılmıştır. 12 Aralık 2025 tarihine kadar da soruşturmanın tamamlanması öngörülmekte, bu konuda bu disiplin soruşturmasının sonucuna göre de yargı yolu söz konusu olabilecek. Dolayısıyla hem idari anlamda disiplin soruşturması hem de yargısal boyutu itibarıyla Genel Sekreterliğimiz ve bütün parti grupları olarak, özellikle de AK Parti Grubu olarak, bu konunun yakın takipçisi olarak, ne gerekiyorsa bunun cezalandırılmasıyla ilgili de hep beraber bu duyarlılığı ortak olarak ortaya koyacağız. Her zaman çocuk istismarının karşısında olduk, olmaya birlikte devam edeceğiz. Şunu da ifade etmek isterim ki Türkiye dış politikada, her platformda, her alanda ve her yerde hak, alaka ve menfaatlerine sahip çıkmıştır, çıkmaya da devam edecektir" dedi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, "Çocuk istismarı bir insanlık suçudur, çok vahim, çok ağır bir suçtur ve bunun Parlamento çatısı altındaki bir kurumda gerçekleşmiş olma iddiası bu vahameti giderek artırmaktadır. Nerede hata var, nerede eksiğimiz var? Yansıyan haberlere baktığımızda bu sistematik bir olay. Aralarında devam eden mesajlaşmalar, kısa vadeli olmuş bir olay değil. Dolayısıyla burada kurumsal bir ihmal ve eksiklik var. Yanı sıra bu çocukları buraya staj için gönderen kurumların da takip eksikliği var" diye konuştu. Yeni Yol Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen de, "Bu fiilin Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında gerçekleşmiş olması ve anlaşıldığı kadarıyla bir süre devam etmiş olması, faillerin ve mağdurların birden fazla olması olayın vahametini artırmıştır. Genel Sekreterliğin neredeyse aynı gün işlem başlatmış olması elbette hepimiz adına sevindiricidir ama bu incelemenin müştekinin beyanıyla sınırlı kalmadan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde son yıllarda staj veya başka bir gerekçeyle gelen kız çocuklarının üzerinde de benzer sıkıntıların yaşanıp yaşanmadığı geniş kapsamıyla yapılması gerektiğini ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu.
Ticaret Bakanı Bolat: "Fahiş fiyat ya da stokçuluk yapmak isteyenlere karşı affımız yok"
10 Aralık 2025 Çarşamba - 22:16 Ticaret Bakanı Bolat: "Fahiş fiyat ya da stokçuluk yapmak isteyenlere karşı affımız yok" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Fahiş fiyat ya da stokçuluk yapmak isteyenlere karşı affımız yok. Bu konuda 81 ilimizde bu yıl 11 ayda 522 bin 219 işletme denetlendi, 35 milyondan fazla ürün denetlendi" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2026 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı ve Bakanlığı’na ilişkin milletvekillerine sunum yaptı. Bolat, IMF’nin son tahminlerine göre de 2025 yılında dünya büyümesi yüzde 3.2 olarak beklendiğini belirterek, "Bu tarihsel ortalama olan yüzde 3.9 oldukça altında ve 2026 yılı içinde benzeri bir tahmin. Bu şartlar altında Türkiye ekonomisini güçlü, istikrarlı ve dengeli bir şekilde performans göstermesi kayda değerdir. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki son 22 yılda reel olarak yılda yüzde 5.4 reel büyüme gösteren ekonomimiz, milli geliri bir trilyon 538 milyar dolara yükseltmeyi başarmıştır. Bu tam altı kata yakın bir büyüme demektir reel olarak ve dolar bazında aynı şekilde kişi başına milli gelirde yaklaşık 5 katından fazla bir artışla 3 bin 608 dolardan 17 bin 788 dolara yükselmiştir. Ve orta vadeli program hedeflerin üzerinde bir performanstır. Bu şunu göstermektedir. Avrupa Birliği ortalaması 2002’de kişi başına milli gelir yüzken Türkiye 38 idi. Şimdi 2024 yılı itibariyle Türkiye 70 rakamına yükseldi. OECD’de de OECD ortalaması 100 Türkiye 2002’de 33 iken şimdi 67 rakamına yükselmiştir. Benzer bir şekilde istihdamda da aynı performansı görmekteyiz ve yaklaşık 19.5 milyon kişiyle aldığımız toplam istihdam rakamını en son Ekim ayı itibariyle 32 milyon 780 bine ulaştırmış durumdayız" ifadelerini kullandı. Mal ihracatına değinen Bolat, "Mal ihracatımız bu yıl Kasım itibariyle yüzde 3 artışla 270,6 milyar dolara yükselmiştir. Bu 36 milyar dolardan geldiğimiz seviye olarak tam 7.5 kat bir artışı temsil etmektedir. Ve 2026 yılında inşallah mal ihracatımızı 280 milyar doların doların üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Aslında dünyada ticaret korumacılığı ve gümrük vergisi savaşları bu yıl bu kadar çetin geçmeseydi gelecek yıl için tahminlerimiz daha da iyi olabilecekti. Ancak biz her ay ihracatımızı kumbarada biriktirir gibi yükseltme çabası içindeyiz. Bu yıl 11 ayın 9’unda mal ihracatımız artış gösterdi reel olarak. Aynı şekilde Türkiye’nin otomotiv ihracatı 41 kere maşallah dedirtecek şekilde 41 milyar dolara yükselecek yıl sonu itibarıyla. Makine ihracatımız 28 milyar dolara yükselecek. Gıda ve tarım ihracatımız da geçen yıl 32,5 milyar dolardık, bu sene de ona yakın bir rakamı geleceğiz. Tekstil, giyimde de geçen yıl 32 milyar dolarlık toplam ihracatımız vardı ve dünyada 7’nci, Avrupa Birliğinde de 3’üncü en yüksek tedarikçi ülke konumunda bulunmaktayız. Değerli milletvekilleri, orta yüksek ve yüksek teknolojili ihracatımızın payı da yüzde 43’ü aşmış bulunmaktadır. Bu rakam 2002’de yüzde 30 idi, yüzde 43’ün karşılığı 116 buçuk milyar dolarlık orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünler ihraç edebilmekteyiz ve savunma sanayisinde 2002’de 240 milyon dolardan aldığımız ihracatımızı bu yıl inşallah 8,5-9 milyar dolar bandına yükseltmek durumundayız. Kasım ayı, on bir aylık rakamlar da buna rahatça ulaşabileceğimizi göstermektedir" şeklinde konuştu. Eximbank ile ilgili olarak Bakan Bolat, "İhracatçılarımız için kritik öneme sahip finansman kanalımız olan Türk Eximbank’ın sermayesini de bu iki buçuk yıl içinde 13,8 milyar liradan 88,4 milyar liraya yükselttik, yaklaşık 7 katı bir artış oldu. Çünkü Eximbank’ın ihracat reeskont kredileri yaklaşık piyasa maliyetlerinin yarısı nispetinde ve ihracatçı için çok önemli bir maliyet avantajı getiren bir kaynaktır. Bu yıl inşallah 52 milyar doları Eximbank desteklerinde aşacağız. Ayrıca Eximbank alıcı kredilerini devreye almak için yeni bir destek modeli yürürlüğe aldı. Bunun yanında, İhracatı Geliştirme Şirketiyle ihracatçılarımıza 191 milyar liralık kefalet sağladık ve Türk Ticaret Bankasını devreye alarak bu yıl 75 milyar liralık ihracat reeskont kredisi onlara da sağlamış olduk. Bu yıl toplam 77 somut tedbirden oluşan İhracat Eylem Planı’nı bütünüyle uyguladık, Yeşil Dönüşüm’e uyum konusunda danışmanlık ve eğitim giderlerine destek anlamında ’Sorumluluk’ başlığıyla bir program ortaya koyduk, E-Kolay İhracat Platformu’yla ihracatçılarımız için her an bir tık kadar yakınız ve danışmanlık hizmeti sağlıyoruz, uzak ülkelere ihracat stratejisi ve İslam İş Birliği Teşkilatı ülkelerine ihracatı geliştirme programlarımız devam ediyor. Diğer taraftan, 19 serbest bölgemizde geçen yıl 12 milyar dolarlık ihracat yaptık ve bu ihracatın içinde özellikle teknolojik ürünlerin payı yüzde 75’e ulaşmaktadır. Bu yıl da ilk on bir ayda 11,3 milyar dolar seviyesine ulaştı" ifadelerini kullandı. Bakan Bolat, "İthalat konusunda da mal ithalatımız Kasım itibarıyla yıllıklandırılmış olarak 361,9 milyar dolar seviyesindedir. Kasım ayı itibarıyla ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 74,8’dir ve yıllıklandırılmış dış ticaret açığı da 91 milyar dolar seviyesinde bulunmaktadır. İthalat konusunda özellikle yerli ve millî üretimi korumak amacıyla ve de haksız ve uluslararası kurallara da uymayan ithalat uygulamalarına karşı savunma araçları noktasında en çok kararlar alan ülkelerin başında geliyoruz. Damping ve sübvansiyonlu ithalatı önlemede 4’üncü, korunma önlemlerinde 3’üncü sıradayız. 142 ürün grubunda antidamping vergilerimiz var, 118 ürün grubunda da antidamping ve sübvansiyon vergilerimizi destekleyen önlemlerimiz var. Bunun yanında da 4 bin 537 ürün grubunda Dünya Ticaret Örgütü kapsamında taahhüt edilen gümrük vergilerimizin üzerinde ilave gümrük vergileri uygulamaktayız" diye konuştu. Gümrük Birliği modernizasyonu konusunda çalıştıklarını belirten Bolat, "Bu noktada, Avrupa Birliği Komisyonu da bizim tutumumuza benzer bir tutum belirleyerek Türkiyeli gümrük birliğinin modernleştirilmesi, güncellenmesi çalışmaları için Avrupa Birliği Konseyine tavsiye raporu yazdı. Ancak henüz Avrupa Birliği Konseyi gümrük birliğini modernize etme müzakerelerinin başlaması kararını alamadı. Amerika Birleşik Devletleri’yle, dünyanın 3,4 trilyon dolar ithalatıyla en büyük ticaret ülkesiyle ticaret hacmimizi her iki ülke liderlerinin ortaya koyduğu 100 milyar dolar seviyesine çıkarmaya yönelik yol haritası üzerinde muhataplarımızla birlikte ticaret müzakerelerini sürdürmeye devam ediyoruz. Rusya Federasyonu’yla ticari ilişkilerimizi güçlendirmek amacıyla Türkiye-Rusya Karma Ekonomik Komisyonunun 19’uncu Toplantısını haziran ayında Moskova’da yaptık ve yeni bir yol haritası için protokol imzaladık. Ukrayna’nın Yeniden İnşası Forumu’nda Türkiye olarak ev sahipliği yapıyoruz ve Ukraynalı yetkililer ile bizim müteahhitlik grupları arasında ve Türk iş insanları arasında toplantılara devam ediyoruz" şeklinde konuştu. Suriye konusunda Bolat, "Suriye’nin yeni dönemindeki temaslarımız kapsamında Türkiye-Suriye Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi JETCO’yu kurduk, Suriye ile Türkiye arasında idari gelişim ve yönetişim alanında iş birliğine ilişkin mutabakat zaptını imzaladık, Türkiye-Suriye İş Konseyini kurduk ve Suriye’yle toplam 11 gümrük kapımızın 8’i faal olarak çalışmaktadır ve bu kapılarımızın hepsinde genişletme ve yenileme çalışmaları vardır. Siyasi durum elverdiği takdirde de Nusaybin ve Mürşitpınar Gümrük Kapıları noktasında da inşallah Türkiye ve Suriye olarak bunu açabiliriz. Ancak bu konu, tabii bir devlet kararıdır. Bu açıdan şunu da özellikle vurgulamak isterim ki gümrük kapısı açmak sadece bizim inisiyatifimizde olan bir şey değildir; karşı devletin de buna rıza göstermesi önemli ve gerekli altyapıları, yolları, tesisleri hazırlaması önemli. Bu yıl Suriye’yle ticaret hacmimiz de yüzde 50 artarak 3,2 milyar dolara yükselmiştir" diye konuştu. İç ticaret 17 mevzuat düzenlemesi yürürlüğe koyduklarını aktaran Bolat, "Otomotiv sektöründe, emlak sektöründe, ikinci el satışlarda güvenli ödeme sistemlerini, elektronik ilan doğrulama sistemlerini yürürlüğe koyduk. Böylece her iki piyasada da oynaklıkları ya da ticarete aykırı uygulamaları kontrol altına aldık ve bu konularda yoğun bir denetim de yapmaktayız. Tüketicinin korunmasına yönelik mevzuat düzenlemelerinde doğrudan satışları hakkında yeni bir yönetmelikle düzenleme sağladık. Piramit yapıları ortadan kaldıran bu düzenlemelerin yanında. Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde önemli düzenleme yaptık ve daranın da mutlaka hesaplanması uygulamasını getirdik. Kafe, pastane, lokanta, restoran gibi işletmelerin fiyat düzenlemelerini, menü düzenlemelerini iş yeri önüne, masaların üstüne ve kare kod uygulamalarını zorunlu koymalarını sağladık. Denetlemeler noktasında da amacımız; biz, üreticinin, ticaret yapanın gelişmesini arzu ediyoruz ve ülke ekonomisini ancak böyle büyütürüz ancak fırsatçılık yapmak isteyen, fahiş fiyat ya da stokçuluk yapmak isteyenlere karşı da affımız yoktur. Bu konuda 81 ilimizde bu yıl 11 ayda 522 bin 219 işletme denetlendi, 35 milyondan fazla ürün denetlendi" dedi.
Bakan Uraloğlu: "Kamu özel işbirliği modeliyle havalimanlarımızdan Hazine’ye yaklaşık 3,57 milyar Euro katkı sağladık"
10 Aralık 2025 Çarşamba - 21:24 Bakan Uraloğlu: "Kamu özel işbirliği modeliyle havalimanlarımızdan Hazine’ye yaklaşık 3,57 milyar Euro katkı sağladık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Kamu özel işbirliği modeliyle havalimanlarımızdan Hazine’ye yaklaşık 3,57 milyar Euroluk katkı sağladık" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2026 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı ve Bakanlığı’na ilişkin milletvekillerine sunum yaptı. Uraloğlu, 2 bin 3 şantiyede 103 binin üzerinde personelle çalışmalarının aralıksız biçimde sürdüğünü söyleyerek, "Doğrudan istihdam ettiğimiz 235 bin kişi mevcuttur. Yatırım programımızdaki 2 bin 171 projenin büyüklüğü de 5.2 trilyon liraya ulaşmış durumdadır. 2025 yılında Bakanlığımızın yatırım bütçesi için 488 milyar TL ödenek ayrılmıştı. 2026 yılında bu rakamı 571 milyar TL’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Bakanlık olarak vizyonumuz açık ve nettir. İnsan ve çevre odaklı akıllı ve güvenliğin tekrar ulaştırma sistemleriyle hızlı iletişim ağlarıyla dünyada öncü olmak. Ulaştırma ve lojistik ana planımız da tam olarak bu hedeflerin yol haritası niteliğindedir. Tüm ulaşım segmentlerini tek bir sistem olarak ele alıyor. Verimlilik, güvenlik ve çevre hassasiyetini bir araya getiriyoruz"ifadelerini kullandı. Türkiye’nin 4 saatlik uçuş mesafesinde 1.5 milyar insanın yaşadığını hatırlatan Uraloğlu, bu insanların yaşadığı 67 ülkenin ekonomik büyüklüğünün 155 trilyon dolar olduğunu kaydetti. Uraloğlu, "Bu nedenle artık sadece Türkiye’siz koridor olmaz demiyor aynı zamanda Türkiye’siz güvenlik ve istikrar da olmaz diyoruz. Türkiye yalnızca bir geçiş noktası değil, Avrasya lojistiğinde istikamet belirleyen barış canlısı ve istikrarlı bir merkezdir. Asya’dan Avrupa’ya uzanan bu koridor hem en kısa hem de en güvenli ticaret güzergahıdır. Deniz yoluyla 45 güne varan uluslararası nakliye sürelerini Türkiye üzerinden demir yoluyla 18 güne indiriyoruz. Marmaray geçişiyle Çin’den gelen yükleri Avrupa’ya kesintisiz ulaştırıyoruz. Zengazur Koridoru’nun önemli bir bölümünü oluşturan Kars-Iğdır Dilucu hattının tamamlanmasıyla orta koridoru iki ayrı sınır kapısından ülkemize bağlayacak yeni bir stratejik derinlik oluşturuyoruz. Ülkemizin lojistik gücünü zirveye taşıyacak tarihi bir hamle olan kalkınma yolu projesi de Basra Körfezi’nden başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşacak yepyeni bir ticaret koridorudur" şeklinde konuştu. "Bugün dört sektörde tamamladığımız 71 kamu özel işbirliği projesinin yatırım tutarının 51 milyar dolar olduğunu belirtmek isterim" diyen Uraloğlu şöyle konuştu: "Emtia fiyatlarındaki döviz bazlı artışlar esas alındığında aynı projeleri bugün yeniden yapmanın bedeli 90 milyar dolardır. Şayet bu yatırımları sadece kamu bütçesiyle yapmaya kalksaydık bu projeler ya yıllarca gecikecek ya da hiç yapılamayacaktı. Kamu özel işbirliği modeliyle projeleri vaktinde hayata geçirdik ve ülkemize 39 milyar dolarlık daha karlı bir yatırım kurulmuş oldu. Kamu özel işbirliği bir yapım modeli olduğu gibi aynı zamanda bir finansman modelidir. İstanbul Havalimanı, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu, Osman Gazi Köprüsü, İstanbul İzmir Otoyolu ve 1915 Çanakkale Köprüsü gibi projelerimizin stratejik önemi bugün daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Kamu özel işbirliği projeleriyle hayata geçirdiğimiz havalimanı projelerimizde garanti rakamlarını aşarak ülkemizi önemli gelirleri elde etmiş oldu. Bu kapsamda bugüne kadar İstanbul Havalimanı, Antalya Havalimanı ve Esenboğa Havalimanı’ndan toplam 3 milyar 428 milyon Euro kira geliri elde etti. Ayrıca İstanbul ve Esenboğa Havalimanı’ndan da son bir yıl içerisinde beklenenden fazla yolcu gerçekleşmesinden dolayı 137 milyon Euro ilave gelir elde etmiş olduk. Böylece kamu özel işbirliği modeliyle havalimanlarımızdan Hazine’ye yaklaşık 3,57 milyar Euroluk katkı sağladık." Uraloğlu, 2025 yılında denizcilik alanında Türk denizciliği açısından altın yılını yaşadığını belirterek, "2002’de 8,9 milyon ton ile 17. sırada olan Türk Deniz Ticaret Filomuzu Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğumcusunda 2 bin 203 gemiyle 53,1 milyon tona ulaştırarak dünyada ilk 10 arasına soktuk. 550 bin ton olan tersane kapasitesini 4,79 tona, 37 tersane sayımızı 85’e, balıkçı barınağını 178’den 408’e, 8 bin 500 olan yat bağlama kapasitesini yaklaşık 26 bine çıkardık. Yine dünyadaki 100 konteyner limanı arasına Aliağa Limanı’nı da ilave ederek beşinci limanımızı buna ilave etmiş olduk. Antalya Demre Yat Limanı’nı ve Gazipaşa Yat Limanı’nı yıl içerisinde hizmete açtık. Denizcilik alanında karar verici ülkeler kategorisinde Türkiye’yi ön plana çıkardık çok şükür" diye konuştu.