Yerel Haberler
Ankara
Mogan Gölü’nde 2. etap temizlik çalışmaları tamamlandı
08 Aralık 2025 Pazartesi - 15:53 Mogan Gölü’nde 2. etap temizlik çalışmaları tamamlandı Ankara’da Gölbaşı Belediyesi’nce Mogan Gölü’nün Sahil Caddesi kıyısında başlatılan temizlik çalışmaları tamamlandı. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı yapılan çalışmaların gölün geleceğine atılan önemli bir adım olduğunu vurguladı. Gölbaşı Belediyesi, doğa dostu projelerini kararlılıkla sürdürüyor ve ilçenin en önemli doğal değerlerinden biri olan Mogan Gölü’nü adım adım yeniliyor. Geçen yıl Sukesen Deresi’nin döküldüğü bölgede tamamlanan 1. etap çalışmasının ardından, Sahil Caddesi kıyısında yürütülen 2. etap temizlik çalışmaları da başarıyla tamamlandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri (DSİ) iş birliğiyle yürütülen projede, göl tabanında biriken çamur, plastik, metal ve organik atıklar tamamen temizlendi. Doğal dokuyu korumak için oluşturulan 300 metrelik temiz taş platform sayesinde çalışma bölgesine zarar verilmeden 40 bin metreküpten fazla atık ve çamur gölden alındı. Çalışmaların ardından Mogan Gölü’nde ekosistemin belirgin ölçüde canlandığı gözlemlendi. Su içi sirkülasyonun artması ve oksijen seviyesinin yükselmesiyle göldeki kötü koku tamamen ortadan kalkarken, kuşlar, su canlıları ve kıyı bölgesindeki bitki örtüsü eski canlılığına yeniden kavuştu. "Mogan Gölü’nün geleceğine atılmış kalıcı bir adımdır" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Mogan Gölü’nün yalnızca Gölbaşı’nın değil tüm Ankara’nın ortak değeri olduğuna dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı: "Mogan Gölü, şehrimizin nefes aldığı, hem ekosistem hem de sosyal yaşam açısından büyük önem taşıyan bir doğa hazinesidir. Göreve gelir gelmez önceliğimizi bu değerimizi korumaya verdik. Geçtiğimiz yıl tamamladığımız 1. etap çalışmalarının ardından, bu yıl Sahil Caddesi kıyısında yürüttüğümüz 2. etap temizlik faaliyetlerini de tamamladık. Bu süreçte göl tabanında biriken çamur, plastik, metal ve organik atıkları temizleyerek hem gölün nefes almasını sağladık hem de su kalitesini ciddi oranda iyileştirdik. Çalışmaların ardından bölgede doğal yaşamın yeniden canlandığını, kuş türlerinin geri döndüğünü, su hareketliliğinin arttığını ve kötü kokunun tamamen ortadan kalktığını gözlemliyoruz. Bu sonuçlar, yaptığımız işin ne kadar doğru, ne kadar gerekli olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bizim için bu çalışma yalnızca bir temizlik faaliyeti değil; Mogan Gölü’nün geleceğine atılmış kalıcı bir adımdır. Gölün ekolojik yapısını güçlendirmek, sürdürülebilir bir çevre yönetimi oluşturmak ve gelecek kuşaklara daha sağlıklı bir doğa bırakmak temel hedefimizdir. Çalışmalarımızda bize destek veren tüm kurumlara teşekkür ederiz."
Memur-Sen Başkanlar Kurulu: "Türkiye Yüzyılı’na yakışır, 4688 sayılı Kanunu’nda ivedi reform yapılması çağrısında bulunuyoruz"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 15:10 Memur-Sen Başkanlar Kurulu: "Türkiye Yüzyılı’na yakışır, 4688 sayılı Kanunu’nda ivedi reform yapılması çağrısında bulunuyoruz" Memur-Sen Başkanlar Kurulu, Türkiye Yüzyılı’na uygun personel yapısı ve ücret dengesi için kamu personel reformunun ve 4688 sayılı Kanunu’nda acil değişikliğin hayata geçirilmesini talep etti. Memur-Sen Başkanlar Kurulu, 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecine dair yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, kamu personel sistemini bütüncül bakış açısıyla hazırlandığı söylenilen teklifin Kamu İşveren Heyeti’nin kabul etmediği belirtildi. Aynı zamanda, Türkiye Yüzyılı’na yakışır ücret dengesini hayata geçirmek için 4688 sayılı Kanunu’nda ivedi reform yapılması çağrısında bulunuldu. "Yeni bir personel reformu gerekliliğini ifade etmiş ve 4688 sayılı Kanunu’nda da reform yapılması gerektiğini belirtmiştik" Memur-Sen tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Geçtiğimiz günlerde kamuda üst düzey yönetici ve bazı kariyer, meslek gruplarına ilişkin maaş, ücret artışları içeren önerge, iktidar ve muhalefetin ortak kararıyla Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçmiş, kamuoyunda oluşan tepkiler sonrasında geri çekileceği gündeme gelmiştir. Daha önce de gündeme getirilen ve sonrasında gündemden çıkarılan ‘üst düzey yöneticilere zam’ düzenlemesi; kamu personel sisteminde sorunlu alanların varlığını, görev yetki-sorumluluk ve ücret skalası bozukluğunu bir kez daha göstermiş, tüm kamu görevlilerini kapsayacak genel bir düzenlemeye dönüşmesi noktasında haklı bir zemin oluşturmuştur. Nitekim, toplu sözleşme görüşmeleri öncesinde; sendikalarımızın, bürokratların, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin, alanında uzmanların katkı/katılımıyla kamu personel sistemine yönelik kapsamlı bir çalıştay gerçekleştirerek ‘Kamu Personel Sistemi Tarihçe Tespit-Teklif’ raporunu kamuoyuna sunmuş, yeni bir personel reformu gerekliliğini ifade etmiş ve 4688 sayılı Kanunu’nda da reform yapılması gerektiğini belirtmiştik." "Kamu personel sistemini bütüncül bakış açısıyla gören teklifimizi Kamu İşveren Heyeti kabul etmemiştir" 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecine de değinilen açıklamada, "8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde; farklı statülerdeki çarpıklığı giderecek şekilde ‘memurundan amirine, uzmanından üst yöneticisine, çalışanından emeklisine’ kamu personel sistemini bütüncül bakış açısıyla gören teklifimizi Kamu İşveren Heyeti kabul etmemiş, toplu sözleşme fırsatını iyi değerlendirmemiştir. Toplu Sözleşme masası; çok taraflı katılımın sağlandığı, yetkili Konfederasyon, sendikalar ile kurumsal ve bölgesel sorunların tespit edilerek tartışıldığı en önemli sosyal diyalog mekanizmasıdır. Masayı devre dışı bırakarak, sosyal tarafların görüşü olmadan, önü arkası düşünülmeden ve ast-üst dengesi gözetilmeden yapılan tek taraflı düzenlemeler; gerekli desteği görmemekte ve beklenen sonuca ulaşmamaktadır" ifadeleri kullanıldı. Açıklamanın devamında, 7. ve 8. Dönem Toplu Sözleşme süreçlerinde Kamu İşveren Heyeti’nin olumlu yaklaşım ve uzlaşma iradesi sergilemediği, sergilemiş olsaydı; bugüne taşınan sorunların büyük bir kısmının çözüme kavuşmuş olacağı vurgulandı. "Türkiye Yüzyılı’na yakışır ücret dengesini hayata geçirmek için 4688 sayılı Kanunu’nda da ivedi reform yapılması çağrısında bulunuyoruz" Kamu personel reformu yapılması konusunda çağrının da bulunduğu açıklamada şunlar kaydedildi: "4688 sayılı Kanunun yetersiz yapısı ve kamu işvereninin uzlaşmama temelli bakış açısı nedeniyle; kamu görevlilerimizin ve emeklilerimizin ekonomik yükü artmış, geçim derdi büyümüş, sistemdeki çarpıklıklar içinden çıkılamaz bir hale gelmiş ve sosyal maliyet giderek artmıştır. Bu çerçevede Memur-Sen Başkanlar Kurulu olarak; bütün kamu görevlilerine ve emeklilerine öncelikle 2026 Ocak ayında seyyanen zam verilerek, kamuda farklı statüler arasında oluşan maaş, ücret çarpıklığının giderilmesi gerektiğini belirtiyoruz. Buna ilave olarak, Türkiye Yüzyılı’na yakışır personel sistemini ve ücret dengesini hayata geçirmek için; Yetkili Konfederasyon Memur-Sen’in paydaşlığında kamu hizmetine girişten emeklilik sistemine kadar kapsayıcı ve kuşatıcı olacak şekilde kamu personel reformu yapılması, tek taraflı düzenlemelerden kaçınılması, görev-yetki-sorumlulukların belirlenmesi, ortak akılla hareket edilmesi ve buna uygun olarak 4688 sayılı Kanunu’nda da ivedi reform yapılması çağrısında bulunuyoruz."
Türk Kızılay Başkanı Yılmaz: "Toplumun direnci gençlerimizin geleceğe daha umut dolu bakmasıyla artar"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 14:46 Türk Kızılay Başkanı Yılmaz: "Toplumun direnci gençlerimizin geleceğe daha umut dolu bakmasıyla artar" Türk Kızılay Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, "Toplumun direnci özellikle gençlerimizin daha güçlü olmasıyla, daha sağlıklı olmasıyla, geleceğe daha umut dolu bakmasıyla artar ve bu direncin artmasında da sporun çok önemli bir yeri var" dedi. Türk Kızılay ve Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF), toplumda insani yardım bilincinin güçlendirilmesi, afet öncesi hazırlık çalışmalarının desteklenmesi, kan bağışının teşvik edilmesi, gençlerin gönüllülük faaliyetlerine yönlendirilmesi ve toplum sağlığının iyileştirilmesi kapsamında ortak çalışmaların düzenlenmesi amacıyla iş birliği protokolü imzaladı. TVF Ziraat Bankkart Spor Salonu’nda düzenlenen protokol törenine Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz ile TVF Başkanı Mehmet Akif Üstündağ katıldı. Protokole ilişkin konuşan Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Türk voleybolunun geldiği aşamadan dolayı gurur duyduğunu belirterek, "Spor dediğimiz zaman spor dinamizmin, fiziksel aktivitenin sağlık açısından da çok önemli bir komponentini oluşturuyor ve özellikle sporcularımızın, federasyonlarımızın, Türk Kızılay ile beraber yaptığı bu protokollerde aslında rol model olarak çocuklarımıza da sporu teşvik etmesi anlamında ayrı bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Toplumun direnci gençlerimizin geleceğe daha umut dolu bakmasıyla artar" Türk Kızılay ile TVF arasında yapılan iş birliğinin önemine değinen Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: "Bizler aslında Türk Kızılay’ı da insani yardım alanının yıldızı olarak konumlandırabiliriz. Türk Kızılay ile Voleybol Federasyonu arasında bir iyilik paslaşması olacak bu. Geleceğimize yaptığımız güzel bir yatırım olacak. Sporun dinamizmi, bu güzelliği, gücü bizim yaptığımız aktivitelerle çok örtüşüyor. Bizler kimseyi ardında bırakmamak derken bir taraftan da toplumun direncini artırmayı hedefliyoruz. Toplumun direnci özellikle gençlerimizin daha güçlü olmasıyla, daha sağlıklı olmasıyla, geleceğe daha umut dolu bakmasıyla artar ve bu direncin artmasında da sporun çok önemli bir yeri var. Biz istiyoruz ki voleybol oynayan gençlerimiz aynı zamanda insani yardım alanında da gönüllü olsunlar. Bir taraftan rol model olsunlar, spor yapmanın ne kadar güzel olduğu anlamında da örnek olsunlar. Beraber sağlık projelerinde, sosyal yardım projelerinde paslaşalım." "İmzaladığımız bu protokol sporun birleştirici gücünü insani değerlere buluşturuyor" TVF Başkanı Mehmet Akif Üstündağ ise protokolün detayına ilişkin bilgi vererek, "Toplumda insanın yardım bilincinin güçlendirilmesi, afet öncesi hazırlık çalışmalarının desteklenmesi, kan bağışının teşvik edilmesi, gençlerin sosyal sorumluluk faaliyetlerine yönlendirilmesi ve toplum sağlığının iyileştirilmesini kapsayacak bir protokol. Türkiye Voleybol Federasyonu olarak yalnızca sporun gelişimine değil aynı zamanda toplumumuzun sosyal sorumluluk bilincine katkı sağlamayı da hedef ve görev biliyoruz. Türk Kızılay’la imzaladığımız bu protokol sporun birleştirici gücünü insani değerlere buluşturuyor. Voleybolun sahadaki başarısının toplumda dayanışma ve yardımlaşma kültürünü güçlendirmek için kullanmak istiyoruz. Bu iş birliğiyle kan bağışından afet öncesi hazırlıklara, toplum sağlığının iyileştirilmesinden sosyal sorumluluk projelerine kadar geniş bir yelpazeye ortak çalışmalar gerçekleştireceğiz" açıklamasında bulundu. Yılmaz ve Üstündağ, konuşmaların ardından protokolü imzaladı. Yılmaz, Üstündağ’a Türk Kızılay yeleği hediye etti. Üstündağ ise Yılmaz’a milli takımın voleybol formasını verdi.
Öğretmene ve akrana şiddeti uzmanı değerlendirdi: "Okul disiplin kurulunun kaldırılmasını ve onun yerine değerlendirme kurulunun kurulmasını öneriyorum"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 13:48 Öğretmene ve akrana şiddeti uzmanı değerlendirdi: "Okul disiplin kurulunun kaldırılmasını ve onun yerine değerlendirme kurulunun kurulmasını öneriyorum" Uzman eğitimci ve yazar Şemsettin Ceran, okullarda öğretmene şiddet ve akran zorbalığına karşı çözüm önerilerini sunarak, "Birinci defa suç işlendiği zaman verilecek ceza çözüm değil. Bu yüzden ben okul disiplin kurulunun kaldırılmasını ve onun yerine değerlendirme kurulunun kurulmasını öneriyorum" dedi. Uzman eğitimci ve yazar Şemsettin Ceran, geçtiğimiz günlerde Ankara’da ve İstanbul’da okullarda yaşanan akran zorbalığı ve öğretmene şiddet konularına değindi. Ceran, Ankara’da bir lisede öğretmenleriyle dalga geçen ve saygısızca davranışlarda bulunan öğrencilerin ve İstanbul Erkek Lisesi’nde bir grup öğrencinin, 9. sınıf öğrencilerini okul kampüsündeki yatakhanede darp etmesi üzerine İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Ceran, okullarda öğretmene şiddet ve akran zorbalığının vahim duruma ulaştığını, sorunun sadece liselerde değil, ortaokullarda da yaygınlaştığını belirtti. Bu iki konunun çözülmediği sürece okullarda eğitim öğretimin sağlıklı yürütülmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Ceran, öğretmenine hakaret eden, akranlarına zorbalık yapan çocukların, hayatı gırgır, şamata ve şov olarak gören, değerlerinden uzak, ruhsuz kimseler olduğunu ifade etti. ‘Mevcut Ortaöğretim Kurumları Disiplin Yönetmeliği’nin öğrencileri bu tarz eylemlerinden caydıracak, farkındalık kazandıracak durumda olmadığının da altını çizen Ceran, cezaların tam sakine bir ceza olmadığını bir ödül niteliğinde olduğunu vurguladı. Ceran, suça karışmaya meyilli öğrencilerin mizaçları gereği, yine okulda ve çevresinde arkadaşlarını rencide etmeye devam edeceklerini ifade etti. Ceran, mevcut disiplin cezalarının bu sıkıntıların çözümü olmadığını, bunun yerine bu suçları işleyen öğrencilere farkındalık kazandıracak, rehabilite edecek, onları hayatın gerçekleriyle tanıştıracak yeni uygulamaların getirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. "Mevcut sistem sadece ceza veriyor" Uzman eğitimci ve yazar Şemsettin Ceran, okullarda suça karışmış öğrencilere verilen cezaların caydırıcı olmadığını ve bu cezaların sadece ‘ceza’ olarak kaldığını belirterek, "Disiplin kurulları, soruna karışan öğrencilere gerekli cezaları veriyor. Ancak mevcut sistem sadece ceza veriyor. Diyelim ki kınama cezası veriyor, okuldan uzaklaştırma cezası veriyor. Ya da okul değişikliği cezası veriyor. Ama bu cezalar maalesef öğrenci için bir ödül niteliği taşıyor. Çünkü artık bunu cezayı alan öğrenciler, arkadaşları içinde mimleniyor. Kabadayı ve elebaşı konumuna geçiyor ve ona daha da fazla zarar veriyor. Bundan dolayı benim teklifim çok farklı. Artık birinci defa suç işlendiği zaman verilecek ceza çözüm değil. O halde ne yapmamız gerekiyor? Bunun için ilk olarak çocuğun suçunu değerlendirmek lazım. Bu yüzden ben okul disiplin kurulunun kaldırılmasını ve onun yerine değerlendirme kurulu kurulmasını öneriyorum. Değerlendirme kurulunda bu tarz öğrenciler geldiği zaman onlara ilk önce ceza vermemek lazım. Öncelikle öğrenciler, değerlendirme kurulunda 3 farklı seçenekle karşı karşıya kalacak. Eğer öğrencinin psikolojik sorunları varsa psikiyatristlere gidip tedavi olunması istenecek. Öğretmene şiddet ya da arkadaşına şiddet uygulamışsa ya da akranına zorbalık yapmışsa bu tarz hareketler yapan öğrencileri de uygulama merkezi dediğimiz merkezlere gönderilecek. Burada farkındalık kazanacak, kişilik bulmaya çalışacak ve bir şekilde uyum sağlamasını öğrenecek. Eğer çocuk ondan sonra yine aynı hareketleri yapmaya devam ederse, o zaman da çocuğun örgün eğitimi ile ilişki kesilecek" diye konuştu. "Öğrenciler rehabilite edilecek, tedavi edilecek ve ondan sonra okula gelecek" Okullarda suça karışmış öğrencilerin topluma kazandırılması için çeşitli yerlerde sosyal projelere katılmasını sağlamayı hedeflediklerini vurgulayan Ceran, "Öğrenciler rehabilite edilecek, tedavi edilecek ve ondan sonra okula gelecek. Mesela yaşlı bakım evleri. Suça karışan çocuk 10-20 gün yaşlı bakım evlerinde yaşlılara hizmet edecek. Onların psikolojisini, onların geldiği noktayı, kendisinin de en son oraya geleceğini farkında olması için kendine bir farkındalık oluşturacak ya da hastanelerin onkoloji ve psikiyatri bölümünde hastalarla ilgilenecek, hayatı anlayacak. Kendisinin de bir gün oralara düşebileceğini, orada da insanların yaşadığını, yani kendisinin bu şekliye kalmayacağını, yaşlanacağını idrak edecek. Bir diğeri de özel eğitim okullarıdır. Özel öğrencilerimiz, güzel yavrularımız var. Onlarla beraber vakit geçirmelerini, onlarla arasındaki şeyin ne olduğunu, duygusal bir bağ kurmasını, insan olmasını hatırlatacağız. İşin özü bu. İnsan olmasını, şuurlu bir insan olmasını, değerlere saygılı bir insan olmasını, erdemli bir insan olmasını öğreteceğiz. Bir de bu süreçte mutlaka Türk tarihini, Orta Asya’dan başlayıp günümüze kadar olan Türk tarihini okumasını öneriyoruz. Eğitim evde başlar ama maalesef velilerimiz bazen duyarsız kaldıkları için, sosyal medyaya daldıkları için, çocuklar da sosyal medyaya daldıkları için evde bir ilgisizlik söz konusu. Bu da maalesef aile hayatımızı olumsuz yönde etkiliyor, iletişimi olumsuz yönde etkiliyor" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2025 yılında bütçe açığının 2 trilyon 208 milyar lira olacağını tahmin etmekteyiz"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 13:34 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2025 yılında bütçe açığının 2 trilyon 208 milyar lira olacağını tahmin etmekteyiz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2025 yılında bütçe açığının 2 trilyon 208 milyar lira olacağını tahmin etmekteyiz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, TBMM Genel Kurulu’nda 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin tümü üzerine konuştu. Türkiye ekonomisi ile ilgili değerlendirmede bulunan Yılmaz, "2024 yılı boyunca küresel ölçekte dezenflasyon odaklı parasal sıkılaşmanın dış talepte yol açtığı zayıflamaya ve jeopolitik gerilimlere rağmen, Türkiye ekonomisinde ılımlı ancak istikrarlı bir büyüme performansı sergilenmiştir. Fiyat istikrarını önceleyen politika çerçevesiyle uyumlu bir patikada, 2024 yılı yüzde 3,3’lük büyüme oranıyla tamamlanmıştır. Salgınla başlayan, jeopolitik gerilimler ile enerji, gıda ve tedarik zinciri krizleriyle derinleşen küresel dalgalanmalara karşın, Türkiye ekonomisi istikrarlı büyümesini sürdürerek dünya ekonomisinde olumlu yönde ayrışan ülkeler arasında yer almıştır" ifadelerini kullandı. "Kişi başına milli gelirin yaklaşık 17 bin dolar seviyesine çıktığı görülmektedir" Güçlü büyüme performansıyla milli gelirin Cumhuriyet’in 100’üncü yılı olan 2023 itibarıyla ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aşarak 1 trilyon 130 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Yılmaz, "Kişi başına düşen milli gelir ise 13 bin 243 dolar olarak gerçekleşmiştir. 2024 yılında kişi başına düşen milli gelirimiz 15 bin doları aşmıştır. 2025 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla GSYH’nin dolar cinsinden yıllıklandırılmış büyüklüğü 1 trilyon 538 milyar dolar düzeyine yükselmiştir. Aynı dönemde yıllıklandırılmış kişi başına milli gelirin ise yaklaşık 17 bin dolar seviyesine çıktığı görülmektedir. Yıl sonu tahminimiz ise 17 bin 748 dolardır. 2025 yılı itibarıyla kişi başına düşen milli gelirimizin bu seviyelere ulaşmasıyla ülkemizin Dünya Bankası’nın Atlas yöntemiyle belirlediği eşik değerleri ilk defa aşarak yüksek gelir grubu ülkeler arasında yer alması öngörülmektedir" dedi. "Türkiye dünyanın 17’nci büyük ekonomisi konumundadır" Türk ekonomisinin gelişmiş ülkelere yakınsama sürecinin devam ettiğini dile getiren Yılmaz, "2024 yılı itibarıyla, nominal dolar bazında Türkiye dünyanın 17’nci büyük ekonomisi konumundadır. 2025 yılı tahminleri ışığında ise Türkiye ekonomisinin 1,5 trilyon dolarlık milli geliri aşması ve 16’ncı büyük ekonomi konumuna yükselmesi beklenmektedir. Satın Alma Gücü Paritesi cinsinden GSYH büyüklüğüne göre ise ülkemiz, dünyanın en büyük 12’nci, Avrupa’nın ise en büyük 5’inci ekonomisi konumunda olup, 2025 yılı tahminleri ışığında İtalya’yı geride bırakarak, dünyanın en büyük 11’inci, Avrupa’nın ise en büyük 4’üncü ekonomisi olması beklenmektedir. Ekonomimizin gelişmiş ülkelere yakınsama süreci devam etmektedir. Ülkemizin kişi başına milli gelirinin AB ülkeleri ortalamasına oranı 2002 yılında yüzde 38 iken 2024 yılında bu oran yaklaşık yüzde 70 olarak gerçekleşmiş, 2025 yılında yüzde 71’i ve 2026 yılında ise yüzde 72’yi aşması öngörülmektedir" şeklinde konuştu. "Aralık ayına yönelik enflasyon görünümü de olumlu seyretmektedir" 2024 yılının Haziran ayında uygulamaya konulan dezenflasyon programı ile dezenflasyon sürecinin Türkiye’de artık kalıcı fiyat istikrarının hedefi doğrultusunda ilerlediğinin açıkça görüldüğünü söyleyen Yılmaz, "Dezenflasyon sürecinin program takvimimizle uyumlu şekilde ilerlemesi, yılın ikinci yarısında çok daha somut biçimde hissedilmiştir. Kasım 2025 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,1 düzeyine kadar gerilemiştir. Temel mal enflasyonunda çok daha belirgin bir düşüşle bu oran yüzde 18,6 olmuştur. Aralık ayına yönelik enflasyon görünümü de olumlu seyretmektedir. Önceliğimiz açık ve nettir. Bütüncül bir yaklaşımla para, maliye, gelirler politikaları ve yapısal dönüşüm adımlarıyla dezenflasyonu kararlılıkla sürdüreceğiz. 2026 yılında enflasyonun yüzde 20’li seviyelerin altına indirilmesi, fiyatlama davranışlarında yapışkanlığın kalıcı olarak kırılması ve 2027 yılından itibaren enflasyonun tekrar tek haneli seviyelere indirilmesi temel hedefimiz olmaya devam edecektir. Bir yandan mali disiplini sürdürürken, diğer yandan yönetilen/yönlendirilen fiyatlar başta olmak üzere maliye politikaları ile enflasyonla mücadeleyi güçlendireceğiz. Ayrıca, sosyal konut ve gıda başta olmak üzere arz yönlü politikalarla enflasyonla mücadelemizi bütüncül bir çerçevede kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. "2025 yılı Kasım ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatımız 270,6 milyar dolara ulaşmıştır" Türkiye’nin 261,8 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaştığını ve ticaret politikalarındaki belirsizliklere karşın dünya ihracatından aldığı yüzde 1,07’lik payı muhafaza ettiğini dile getiren Yılmaz, "Bu dönemde sanayimizin geniş tabanlı ve çeşitlendirilmiş üretim yapısı, küresel belirsizliklere karşı ekonomimize önemli ölçüde dayanıklılık kazandırmış; elde edilen ihracat performansında belirleyici bir unsur olmuştur. 2025 yılı Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre ihracat gelirlerimiz yüzde 3,7 oranında artarak 247,2 milyar dolara ulaşmıştır. 2025 yılı Kasım ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatımız 270,6 milyar dolara ulaşmıştır. Turizm gelirleri dahil 120 milyar doları aşan hizmet ticaretimiz de ilave edildiğinde, toplam mal ve hizmet ihracatı, hedefimiz olan 390 milyar doların üzerinde gerçekleşecektir. Dış ticaret performansımızı önümüzdeki dönemde daha üst seviyelere taşımayı amaçlıyoruz. Ticaret hacmimizin temel belirleyicisi olan ticaret ortaklarımızın büyümesi bu yıl yüzde 2,3 oranında beklenmektedir. Küresel ticaretteki belirsizliklere rağmen önümüzdeki üç yılda da ticaret ortaklarımızda büyümenin yüzde 2,5 oranında yukarı yönlü olması ihracatımızı destekleyecektir. Bu gelişmede başta Orta Doğu ve Kuzey Afrika ‘MENA’ ülkelerindeki beklenen büyüme performansı ile Avrupa Birliği ülkelerinde tahmin edilen toparlanma etkili olmaktadır" ifadelerini kullandı. "2025 yılında bütçe açığının 2 trilyon 208 milyar lira olacağını tahmin etmekteyiz" 2025 yıl sonu bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,6 olarak tahmin edildiğinin altını çizen Yılmaz, "İçinde bulunduğumuz 2025 yılında; Merkezi yönetim bütçe giderlerinin 14 trilyon 674 milyar lira, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 12 trilyon 466 milyar lira, bütçe açığının 2 trilyon 208 milyar lira, faiz dışı açığın 156 milyar lira olarak gerçekleşeceğini tahmin etmekteyiz. 2025 yılında vergi gelirlerinin 10 trilyon 734 milyar lira, vergi dışı gelirlerin ise 1 trilyon 732 milyar lira olacağını öngörüyoruz. 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinde bütçe giderlerinin 18 trilyon 979 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 16 trilyon 266 milyar lira olacağını öngörmekteyiz. Bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının ise yüzde 3,5 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Deprem nedeniyle bütçe açıklarında yaşanan arızi artış sonrasında, bütçe açığını yeniden Hükümetlerimiz dönemindeki yüzde 3’ün altında olan ortalama seviyeye yaklaştırıyoruz. Hükümetlerimiz döneminde mali disiplin her zaman temel önceliğimiz oldu. Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik. 2002 yılında milli gelire oranla yüzde 14,3 olan faiz giderlerini oldukça düşük seviyelere indirdik" dedi. "Meskenlerde kullanılan elektriğe ortalama yüzde 54, doğalgaza ise yüzde 45 destek verilmektedir" Vatandaşların elektrik ve doğal gazı daha ucuza kullanabilmeleri için 2026 yılı bütçesinde 373 milyar lira kaynak öngördüklerini ifade eden Yılmaz, "Halihazırda meskenlerde kullanılan elektriğe ortalama yüzde 54, doğal gaza ise yüzde 45 destek verilmektedir. 2022 yılı Ocak ayı itibarıyla, asgari ücrete kadar tüm çalışanlarımızın ücretlerini vergi dışı tuttuk. Dolayısıyla bu imkândan tüm çalışanlarımız yararlanmaktadır. Bu kapsamda 2026 yılında 1 trilyon 92 milyar lira vergi istisnası öngörüyoruz. Doğal gaz ve elektrikteki devlet destekleri ile asgari ücret tutarına kadar olan tüm ücretlerin vergi dışı tutulmasını da dikkate aldığımızda, sosyal harcamalara ayrılan kaynaklar 2 trilyon 382 milyar liraya ulaşmaktadır. Bu tutarın bütçemize oranı yüzde 12,6 seviyesindedir" şeklinde konuştu. "Sanayi üretimi devletin öncülüğü ve desteğiyle özel sektör tarafından hayata geçirilmeye devam etmektedir" Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odağıyla özel sektör önceliğinde büyüme stratejilerini sürdürdüklerini aktaran Yılmaz, "Sürdürülebilir sanayi üretimi devletin öncülüğü ve desteğiyle özel sektör tarafından hayata geçirilmeye devam etmektedir. Bu anlayışla, 2025 yılında 31,7 milyar lira olan yatırım teşvik ödeneklerini 2026 yılında yüzde 58 artışla 50 milyar lira olarak öngörüyoruz. 2002-2025 Eylül döneminde düzenlenen 129 bin 892 teşvik belgesi yatırımcıların Türk ekonomisine olan güvenini artırmıştır. Emek yoğun sektörlerimizin sorunlarına reel kesimle istişare içinde hassasiyetle yaklaşıyoruz. Ülkemiz ekonomisi ve istihdamında önemli yer tutan tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun imalat sanayii sektörlerinde üretimin canlandırılması ve istihdamın korunması amacıyla önemli destekler sağlanmaktadır. Bu çerçevede, 2025 yılında ‘İstihdamı Koruma Destek Programı’ hayata geçirilerek bu sektörlerde istihdamını koruyan KOBİ’lere çalışan başına aylık 2 bin 500 TL destek sağlanmıştır. 2026 yılında bu desteği 3 bin 500 TL’ye çıkarmayı ve kapsamını genişletmeyi planlıyoruz. Yatırımla sağlanan ilave istihdam için sigorta primi işveren hissesi 14 yıl, sigorta primi işçi hissesi desteği için 12 yıl süreyle karşılanmaktadır" ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Milli, katılımcı, demokratik, kuşatıcı, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması 28. Dönem Meclisi’nin önemli sorumluluklarından birisidir"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 13:04 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Milli, katılımcı, demokratik, kuşatıcı, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması 28. Dönem Meclisi’nin önemli sorumluluklarından birisidir" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Her şeyden evvel Türkiye’ye net ikinci yüzyılına yaraşır, milli, katılımcı, demokratik, kuşatıcı, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, 28. Dönem Meclisi’nin önemli sorumluluklarından birisidir" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek olan 2026 Bütçe ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı. Kurtulmuş, sabah saatlerinde İstanbul Çekmeköy’de gerçekleştirilen bir uyuşturucu operasyonunda şehit olan özel harekat polisi Emre Albayrak’a Cenab-ı Allah’tan rahmet dieyerek, ailesine, emniyet camiasına ve Türk milletine başsağlığı diledi. Kurtulmuş, bütçe komisyon sürecine değinerek, "Bu 40 gün süren komisyon görüşmelerinde 21 birleşim gerçekleştirilmiş, 77 oturumda yaklaşık 240 saat bütçe müzakere edilmiştir. Bu komisyon görüşmelerinde komisyon üyelerimiz dahil olmak üzere 271 milletvekilinin toplamda bin 353 kez söz talebi olmuş ve bu karşılanmıştır. Başka bir deyişle, Türkiye Büyük Millet Meclisimizde bulunan milletvekillerimizin yaklaşık yüzde 46’sı bu müzakerelere doğrudan katılım sağlayarak katkıda bulunmuştur" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, terörün ortadan kaldırılması amacıyla komisyon kurulduğunu hatırlatarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki siyasi partilerin kahir ekseriyetinin katıldığı bir komisyon marifetiyle son derece olgun bir demokratik ortamda fevkalade ciddi tartışmalar yapılarak cumhuriyetin ilk yüzyılının en yakıcı sorunu olan, en zor sorunu olan terörün ortadan kaldırılabilmesi için çok yönlü, çok katmanlı bir çalışma gerçekleştirilmiş. Konuyla ilgili toplumun bütün kesimleri dinlenmiş, şehit aileleri ve gazilerimizle başlayan ilk oturumla birlikte Türkiye’nin bütün sivil toplum kuruluşları, farklı kesimler, üniversiteler, akademi camiası fevkalade geniş bir şekilde dinlenerek dinleme faaliyetleri geçtiğimiz hafta itibarıyla sona erdirilmiştir. Şimdi bundan sonraki süreçte ümit ediyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşturulan bu komisyon şimdiye kadar sürdürmüş olduğu müzakere olgunluğunu devam ettirerek fevkalade güçlü bir raporu yazacak ve bu sorunun ve Türkiye’nin demokratik standartlarının yükseltilmesiyle ilgili genel perspektifimizde yazdığı bir raporla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunacaktır" dedi. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Terörsüz Türkiye sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşturduğumuz Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun görev alanında değildir. Bu bir devlet projesidir. Devletin bütün ilgili kurumları, başta güvenlik kurumlarımız olmak üzere, bu sürecin kazasız belasız yürütülmesi ve sonlandırılmasıyla ilgili olarak çok üst bir koordinasyonla görevlerini yerine getirmektedir. Aynı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki komisyonumuz da bu süreçte üzerine düşen Demokrasi Komisyonu’nun bir gereği olarak süreci en kalabalık şekilde bu noktaya kadar getirmiştir. Ümit ederim ki sonuç alarak Türkiye tarihinde önemli bir tarihi fırsatın, kazanılan bu fırsatın başarıyla sonuçlandırılmasına vesile olur." Kurtulmuş, yeni ve sivil bir anayasa yapılmasının önemine işaret ederek, "Her şeyden evvel, Türkiye’ye net ikinci yüzyılına yaraşır, milli, katılımcı, demokratik, kuşatıcı, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, 28. Dönem Meclisi’nin önemli sorumluluklarından birisidir. Aynı şekilde demokratik standartlarımızı yükseltmemiz açısından, demokratik bir yeni meclis iç tüzüğü, siyasi partiler yasası ve seçim yasasının da gerçekten büyük bir olgunlukla ve siyasi hesapların dışında gündeme getirilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ele alınması ve sonuçlandırılmasını da ümit ve arzu ediyoruz" dedi.
2026 bütçe görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda
08 Aralık 2025 Pazartesi - 13:02 2026 bütçe görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "" Her şeyden evvel, Türkiye’ye net ikinci yüzyılına yaraşır, milli, katılımcı, demokratik, kuşatıcı, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28. dönem meclisinin önemli sorumluluklarından birisidir" dedi. Kurtulmuş, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek olan 2026 bütçe ve 2024 Kesin hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı. Kurtulmuş, sabah saatlerinde İstanbul Çekmeköy’de gerçekleştirilen bir uyuşturucu operasyonunda hayatını kaybeden, şehit olan özel harekat polisi Emre Albayrak’a Cenab-ı Allah’tan rahmet dieyerek, ailesine, emniyet camiasına ve Türk milletine başsağlığı diledi. Kurtulmuş, bütçe komisyon sürecine değinerek, "Bu 40 gün süren komisyon görüşmelerinde 21 birleşim gerçekleştirilmiş, 77 oturumda yaklaşık 240 saat bütçe müzakere edilmiştir. Bu komisyon görüşmelerinde komisyon üyelerimiz dahil olmak üzere 271 milletvekilinin toplamda bin 353 kez söz talebi olmuş ve bu karşılanmıştır. Başka bir de işte, Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizde bulunan milletvekillerimizin yaklaşık yüzde 46’sı bu müzakerelere doğrudan katılım sağlayarak katkıda bulunmuştur" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, terörün ortadan kaldırılması amacıyla komisyon kurulduğunu hatırlatarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki siyasi partilerin kayır ekseriyetinin katıldığı bir komisyon marifetiyle son derece olgun bir demokratik ortamda fevkalade ciddi tartışmalar yapılarak cumhuriyetin ilk yüzyılının en yakıcı sorunu olan, en zor sorunu olan terörün ortadan kaldırılabilmesi için çok yönlü, çok katmanlı bir çalışma gerçekleştirilmiş. Konuyla ilgili toplumun bütün kesimleri dinletmiş, şehit aileleri ve gazilerimizle başlayan ilk oturumla birlikte Türkiye’nin bütün sivil toplum kuruluşları, farklı kesimler, üniversiteler, akademi camiası fevkalade geniş bir şekilde dinlenerek dinleme faaliyetleri geçtiğimiz hafta itibariyle sona erdirilmiştir. Şimdi bundan sonraki süreçte ümit ediyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşturulan bu komisyon şimdiye kadar sürdürmüş olduğu müzakere olgunluğunu devam ettirerek fevkalade güçlü bir raporu yazacak ve bu sorunun ve Türkiye’nin demokratik standartlarının yükseltilmesiyle ilgili genel perspektifimizde yazdığı bir raporla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunacaktır" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Terörsüz Türkiye sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşturduğumuz Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun görev alanında değildir. Bu bir devlet projesidir. Devletin bütün ilgili kurumları, başta güvenlik kurumlarımız olmak üzere, bu sürecin kazasız belasız yürütülmesi ve sonlandırılmasıyla ilgili olarak çok üst bir koordinasyonla görevlerini yerine getirmektedir. Aynı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki komisyonumuzda bu süreçten üzerine düşen Demokrasi Komisyonu’nun bir gereği olarak süreci en kalabalık şekilde bu noktaya kadar getirmiştir. Ümit ederim ki sonuç alarak Türkiye tarihinde önemli bir tarihi fırsatın, kazanılan bu fırsatın başarıyla sonuçlandırılmasına vesile olur." Kurtulmuş, yeni ve sivil bir Anayasa yapılmasının önemine işaret ederek, " Her şeyden evvel, Türkiye’ye net ikinci yüzyılına yaraşır, milli, katılımcı, demokratik, kuşatıcı, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28. dönem meclisinin önemli sorumluluklarından birisidir. Aynı şekilde demokratik standartlarımızı yükseltmemiz açısından, demokratik bir yeni meclis iç tüzüğü, siyasi partiler yasası ve seçim yasasının da gerçekten büyük bir olgunlukla ve siyasi hesapların dışında gündeme getirilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ele alınması ve sonuçlandırılmasını da ümit ve arzu ediyoruz" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile DEM Parti Eş Başkanları Tulay Hatımoğulları ve Tuncer Bakırhan el sıkıştı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel diğer liderlerle el sıkıştı.