Yerel Haberler
Ankara
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Beyannamenin en ağır ihlal edildiği coğrafyanın başında Gazze ve Filistin toprakları yer almaktadır"
10 Aralık 2025 Çarşamba - 13:24 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Beyannamenin en ağır ihlal edildiği coğrafyanın başında Gazze ve Filistin toprakları yer almaktadır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin en ağır biçimde ihlal edildiği coğrafyaların başında Gazze ve işgal altındaki Filistin topraklarının yer aldığına dikkati çekti. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi Konferans Salonu’nda ’Kriz Dönemlerinde İnsan Haklarının Yeniden İnşası Zirvesi’ programı düzenlendi. Programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gönderdiği mesaj okundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Zirvede kriz dönemlerinde insan haklarının yeniden inşası ve etkin biçimde korunması bağlamında faydalı ve verimli tartışmaların yapılacağına, bu alana önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Medeniyetimiz, hakkı, adaleti, barışı, insanlık onurunu tüm dünyada cesaretle savunmuştur. Bugün de Türkiye’nin Suriye’de, Gazze’de yaşananlar karşısındaki kararlı duruşu başlı başına bir insan hakları dersidir. Dünya İnsan Hakları Günü münasebetiyle gerçekleştirilen programın düzenlenmesinde emeği geçenleri gönülden tebrik ediyor ve tüm katılımcıları en kalbi duygularımla selamlıyorum." "Beyannamenin en ağır ihlal edildiği coğrafyanın başında Gazze ve Filistin toprakları yer almaktadır" Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabulünün 77’nci yılında tüm dünyanın 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü tebrik ettiğini belirtti. Beyannamenin en ağır biçimde ihlal edildiği coğrafyaların başında Gazze ve işgal altındaki Filistin topraklarının yer aldığını belirten Yılmaz, "Gazze’de iki yılı aşkın süredir devam eden saldırılar sonucunda çoğu kadın ve çocuk on binlerce masum insan hayatını kaybetmiştir. Sayısız insanlık ve savaş suçu işlenmiştir. Şehirler enkaza dönmüş, topyekûn bir halk açlıkla salgınların pençesine terk edilmiştir. Sivillerin, okulların, hastanelerin, camilerin ve kiliselerin hedef alınması, yaşananların bir çatışma değil, soykırım niteliği taşıdığını açıkça göstermektedir. Bugün dünyanın gözü önünde yaşanan bu ağır tablonun en çarpıcı yanı, Birleşmiş Milletler mekanizmalarının etkisiz kaldığı, Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği istişari görüşler ile geçici tedbir kararlarının dahi uygulanmadığı bir düzene dönüşmesidir. Uluslararası Adalet Divanı, 1967’den bu yana süren işgalin ve yerleşim politikalarının hukuka aykırı olduğunu teyit etmiş; İsrail’in insani yardımlara ve BM kuruluşlarına yönelik yükümlülüklerini yerine getirmediğini açıkça tescillemiştir. Buna rağmen Gazze’deki yıkımın sürmesi, uluslararası hukukun bağlayıcılığı konusunda küresel bir soru işareti oluşturmakta, adalete olan güveni yaralamakta, kurumları ve kuralları zayıflatmaktadır" dedi. Türkiye olarak Gazzelilerin her daim yanında olmaya, haklarını korumaya ve insani desteği her koşulda sürdürmeye devam edeceklerini yineleyen Yılmaz, temennilerinin bölgedeki düzen, istikrar ve barışın yeniden sağlanması ve iki devletli çözüm zemininde 1967 sınırlarında bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devletinin kurulması olduğunu sözlerine ekledi. Dünya barışını korumaktan sorumlu organı olan BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) güncel ve acil meselelere yanıt veremez durumda olduğunu dile getiren Yılmaz, "Uluslararası toplumun beklentilerini karşılayacak daha kapsayıcı bir Güvenlik Konseyi yapısının ortaya konması ihtiyacını her platformda güçlü bir şekilde dile getirmeye devam ediyoruz" ifadelerine yer verdi. "Ülkemiz gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüş sürecini insan onurunu merkeze alan bir yaklaşımla yürütmektedir" Yılmaz, karanlık bir dönemin ardından Suriye’de başlayan yeni dönemin insanlığın geleceğine dair umutları tazelediğinin altını çizerek, "Türkiye’nin bugün dünyada en fazla göçmene ev sahipliği yapan ve örnek uygulamalarla bugün gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşü sağlayan bir ülke olması, insan hakları açısından öne çıkan en çarpıcı örneklerden biridir. Ülkemiz gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüş sürecini insan onurunu merkeze alan bir yaklaşımla sürdürmektedir. Uyguladığımız kararlı politikaların neticesinde 2016’dan bu yana yaklaşık 1 milyon 320 bin gönüllü ülkesine geri döndü. 8 Aralık’ta Suriye’de yeni dönemin başlamasıyla birlikte geri dönüş yapan Suriyelilerin sayısı ise yaklaşık 580 bindir. Diğer yandan, Ukrayna’da devam eden savaş da sivillerin korunması, insani yardımın ulaştırılması ve uluslararası hukukun uygulanması açısından ciddi sınamalar doğurmaktadır. Savaşın ilk günlerinden bu yana Türkiye, tahıl koridoru girişiminden müzakerelere zemin hazırlayan diplomatik adımlara kadar pek çok alanda aktif rol üstlenmiş; insani yardımları ulaştırmak ve sivil kayıpların önüne geçmek için yoğun çaba sergilemiştir. Cumhurbaşkanımızın bu süreçlerde vurguladığı ‘Daha adil bir dünya mümkündür’ yaklaşımı, krizlerin ortaya çıkardığı ağır tabloya verilen güçlü bir yanıt niteliğindedir" ifadelerini kullandı. "Gazze’de bugün yaşananlar Batılı insan hakları söyleminin içinde bulunduğu krizi gözler önüne seriyor" Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Fahrettin Altun ise, krizlerin istisna değil yeni normal olduğu bir küresel düzenin içinde olunduğunu ifade ederek, "Bu yeni normal, ne yazık ki küresel düzlemde her şeyden önce bir adalet krizini ve bunu besleyen bir hakikat krizini beraberinde getiriyor. Böylesi bir ortamda insan hakları için mücadele etmek, her şeyden önce şerefli bir uğraştır. Bu adalet krizini ortadan kaldırmanın başlıca koşullarından biri. Ne var ki bu konuda insanlık, uluslararası sistem, iyi bir imtihan vermiyor. Srebrenista’dan Suriye’ye, Sudan’dan Gazze’ye pek çok örnek var gözlerimizin önünde. Gazze’de bugün yaşananlar birçok şeyle birlikte Batılı insan hakları söyleminin içinde bulunduğu krizi de gözler önüne seriyor. Batılı insan hakları söylemi ve kurumları ne yazık ki Gazze’de yaşananlara mani olmadığı gibi, İsrail’in işlediği soykırımın adını dahi koymakta başarılı olamıyor" dedi.
‘Bilge Kral’ Aliya İzetbegoviç doğumunun 100’üncü yılında Ankara’da anıldı
10 Aralık 2025 Çarşamba - 13:13 ‘Bilge Kral’ Aliya İzetbegoviç doğumunun 100’üncü yılında Ankara’da anıldı Bosna-Hersek’in kurucu Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, doğumunun 100’üncü yıl dönümünde Ankara’da düzenlenen panelle anıldı. Yunus Emre Enstitüsü, Ankara Üniversitesi ve Aliya İzetbegoviç Vakfı iş birliğiyle Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Farabi Salonu’nda düzenlenen ‘Doğumunun 100’üncü Yılında Aliya İzetbegoviç’ı Yeniden Anlamak’ başlıklı panele Bosna Herkes’in Ankara Büyükelçisi Mirsada Colakovic, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünvar, Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Osman Mert, Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Abdurrahman Aliy, akademisyenler, diplomatlar ve öğrenciler katıldı. Mirasın gelecek nesillere aktarılması ve iki ülke arasındaki kültürel iş birliğinin güçlendirilmesi hedeflenen panel, milli marşların okunması ve müzik dinletisinin ardından açılış konuşmalarıyla devam etti. "Bosna Hersek giderek büyüyen, gelişen, Türkiye’nin dostu ve kardeşi olan bir ülke" Bugünün İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edildiği gün olduğunu hatırlatan Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünvar, "İnsanlık onurunun yeniden kazanılması adına çok önemli bir evrensel beyanname. Onun kabul edildiği günün yıl dönümünde Aliya İzetbegoviç’i yeniden anlamak adı altında bir program yapıyoruz. Niye yeniden anlamak diye ifade ediyoruz. Çünkü İzetbegoviç, Bosna Hersek’in bugünlere gelmesinde o zor yıllarda, 90’lı yıllardaki bilge lider. Çok zorlu şartlarda Bosna Hersek’in özgürlüğü, hür ve müreffeh bir ülke olması için çok gayretleri olmuştu malumunuz ve vefat etti. Vefatından sonra da Bosna Hersek giderek büyüyen, gelişen, Türkiye’nin dostu ve kardeşi olan bir ülke. Onun fikirleri var. Aslında fikirleri sadece Bosna’yla ilgili de değil, insanlık onurunu, özgürlüğünü ve insanı insan yapan değerleri savunan bir lider. Dünyanın zor bir süreçten geçtiğini biliyoruz. Türkiye’nin hem kuzeyinde hem güneyinde gerçekten yüreğimizi yakan iki tane savaş var. Böyle çalkantılı bir dönemde İzetbegoviç gibi insanlık onurunu önceleyen bir lideri anmak çok kıymetli gerçekten" diye konuştu. "İzetbegoviç’in aziz hatırasını yad edebilmek benim için tarif edilemez bir şeref, onur nişanesi" Yunus Emre Enstitüsü’nün ilk kurulduğu yerin Bosna Hersek olduğunu belirten Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Abdurrahman Aliy, "Bosna’da üç tane merkezimiz var ve yetmiyor diyebilirim. Bosna’nın ve Türkiye’nin birbirleriyle olan görünmez bağı o kadar güçlü ki, bu üç merkez bile yetmiyor. Çünkü neden? Kültürel etkinliklerimiz, kültürel faaliyetlerimiz ve karşılıklı olarak dil öğrenme arzumuz bu merkezlerimizin dolmasına, taşmasına neden oluyor. Ben gençliğimde kitaplarını okudum ve Bosna Hersek’te o büyük facialar yaşanırken, büyük kıyımlar, katliamlar yaşanırken o serinkanlı duruşu, o insanlığa hala bir şeyler öğretebileceğine olan inancı, imanı beni derinden etkilemişti. Bugün enstitü başkanı olarak İzetbegoviç’in aziz hatırasını yad edebilmek, kurum olarak buna destek verebilmek de benim için gerçekten tarif edilemez bir şeref, onur nişanesi. Ankara Üniversitesi ve Ali İzetbegoviç Vakfı’yla da iş birliği yaparak bu etkinliği yaptık. Bosna Hersek’te ve Türkiye’de çok ses getirdi anma törenimiz ve iyi bir sergi yaptık. İzetbegoviç’in çocukluğundan itibaren hiç yayınlanmamış ya da fazla görülmemiş fotoğraflarıyla çok güzel bir sergi gerçekleştirdik. Bugün onun muadilini burada yapıyoruz" dedi. Aliy, etkinlik sayesinde İzetbegoviç’in sadece geçmişte kalan bir figür olmadığını ve fikirleriyle yol göstereceğine inandığını belirtti. İzetbegoviç’in düşünce duruluğu ve düşünce aralığının çok değerli olduğunu söyleyen Aliy, etkinliğin yeni Ali İzetbegoviç çalışmalarını başlatacağına da inandığını ifade etti. Günün ilerleyen oturumlarında, farklı ülkelerden akademisyenler İzetbegoviç’in fikirlerini, siyaset felsefesinden dış politikaya, sanat anlayışından felsefeyle ilişkisine kadar çeşitli yönleriyle ele aldı. Kapanış oturumunda İzetbegoviç’in yalnızca Bosna-Hersek için değil, tüm insanlık için evrensel bir değer olduğu vurgulandı. Program, hediye takdimleri ve hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle son buldu.
Tefecilere 52 ilde eş zamanlı operasyon: 179 gözaltı
10 Aralık 2025 Çarşamba - 08:47 Tefecilere 52 ilde eş zamanlı operasyon: 179 gözaltı Ankara ve İzmir’in de aralarında olduğu 52 ilde, tefecilere yönelik eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda 179 şüpheli yakalandı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, aralarında Ankara, Adana ve İzmir’in de bulunduğu 52 şehirde tefecilere yönelik eş zamanlı operasyon düzenlediklerini belirtti. Bakan Yerlikaya, operasyonlarda 179 şüphelinin yakalandığına değinerek, şu ifadelere yer verdi: "52 ilde tefecilere, dolandırıcılara ve mali suç örgütlerine yönelik polis ekiplerinin dün eş zamanlı olarak düzenlediği operasyonlarda; 179 şüpheliyi yakaladık. Bu kişiler aracılığıyla işlenebilecek tefecilik ve dolandırıcılık gibi suçlardan vatandaşlarımızın maddi ve manevi zarar görmesini engelledik. Cumhuriyet başsavcılıklarımız ile EGM KOM Başkanlığımız koordinesinde; İl Emniyet Müdürlükleri KOM ve Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince; Adana, Adıyaman, Ağrı, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bartın, Batman, Bilecik, Bingöl, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Isparta, İzmir, Karaman, Kayseri, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Nevşehir, Ordu, Osmaniye, Sakarya, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Trabzon, Tunceli, Van, Yozgat ve Zonguldak olmak üzere toplam 52 ilde operasyonlar düzenledik. Operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; Tefecilik Nitelikli Dolandırıcılık, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Yönelik Nitelikli Dolandırıcılık, İhaleye Fesat Karıştırma, Rüşvet, Zimmet ve İrtikap, Vergi Usul Kanununa Muhalefet, Görevi Kötüye Kullanma, Resmi Belgede Sahtecilik, Parada Sahtecilik, 6114 Sayılı Kanun’a Muhalefet suçlarından haklarında soruşturma başlatıldı. Çok sayıda çek, senet ve belge ele geçirildi. Tefecilere karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdürmeye de devam edeceğiz."
Tefecilere 52 ilde eş zamanlı operasyon: 179 gözaltı
10 Aralık 2025 Çarşamba - 08:41 Tefecilere 52 ilde eş zamanlı operasyon: 179 gözaltı Ankara ve İzmir’in de aralarında olduğu 52 ilde, tefecilere yönelik eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda 179 şüpheli yakalandı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, aralarında Ankara, Adana ve İzmir’in de bulunduğu 52 şehirde tefecilere yönelik eş zamanlı operasyon düzenlediklerini belirtti. Bakan Yerlikaya, operasyonlarda 179 şüphelinin yakalandığına değinerek, şu ifadelere yer verdi: "52 ilde tefecilere, dolandırıcılara ve mali suç örgütlerine yönelik polis ekiplerinin dün eş zamanlı olarak düzenlediği operasyonlarda; 179 şüpheliyi yakaladık. Bu kişiler aracılığıyla işlenebilecek tefecilik ve dolandırıcılık gibi suçlardan vatandaşlarımızın maddi ve manevi zarar görmesini engelledik. Cumhuriyet başsavcılıklarımız ile EGM KOM Başkanlığımız koordinesinde; İl Emniyet Müdürlükleri KOM ve Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince; Adana, Adıyaman, Ağrı, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bartın, Batman, Bilecik, Bingöl, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Isparta, İzmir, Karaman, Kayseri, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Nevşehir, Ordu, Osmaniye, Sakarya, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Trabzon, Tunceli, Van, Yozgat ve Zonguldak olmak üzere toplam 52 ilde operasyonlar düzenledik. Operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; Tefecilik Nitelikli Dolandırıcılık, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Yönelik Nitelikli Dolandırıcılık, İhaleye Fesat Karıştırma, Rüşvet, Zimmet ve İrtikap, Vergi Usul Kanununa Muhalefet, Görevi Kötüye Kullanma, Resmi Belgede Sahtecilik, Parada Sahtecilik, 6114 Sayılı Kanun’a Muhalefet suçlarından haklarında soruşturma başlatıldı. Çok sayıda çek, senet ve belge ele geçirildi. Tefecilere karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdürmeye de devam edeceğiz."
Sağlık hizmetlerinde toplam 110 milyar lira tutarında iyileştirme
10 Aralık 2025 Çarşamba - 00:52 Sağlık hizmetlerinde toplam 110 milyar lira tutarında iyileştirme Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sağlık hizmetlerinde toplam 110 milyar lira tutarında iyileştirme yapıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, genel sağlık sigortalıların aldıkları tedaviler karşılığında hastanelere ödenen bedellerde artışa gidildiği duyuruldu. Paylaşımda şu ifadelere yer verildi; "Tedavilere ilişkin karşılanan bedellerde yüzde 10 ila yüzde 55 oranında artış sağladık. Yatarak tedavilerde kullanılan tıbbi malzemelerin bedellerinde yüzde 10 ila yüzde 85 oranında artış gerçekleştirdik. Bu düzenlemelerle, bedeli karşılanan sağlık hizmetlerinde toplam 110 milyar lira tutarında iyileştirme sağladık. Herkes için daha erişilebilir sağlık hizmeti sunmak için durmaksızın çalışıyoruz. "SUT sayesinde önemli bir iyileştirmeyi tamamlamış olduk" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’e teşekkür ederek şu ifadelere yer verdi: "Vatandaşlarımızı dünya standartlarında daha etkin ve kapsamlı hizmetler ile buluşturmak için yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) sayesinde önemli bir iyileştirmeyi tamamlamış olduk. Hayata geçirdiğimiz bu önemli adım için Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum."
Adalet Bakanı Tunç: "Hiçbir makam yargı makamlarına emir, talimat veremez, iddianame boş demeyin"
09 Aralık 2025 Salı - 23:03 Adalet Bakanı Tunç: "Hiçbir makam yargı makamlarına emir, talimat veremez, iddianame boş demeyin" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Cumhuriyet savcıları delilleri araştırmak görevleridir. Yargı bağımsızlığı içerisinde bu işlemler gerçekleşir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasına müdahale edip durdurun diyemezsiniz. Anayasa 138 maddesi açıktır. Hiçbir makam yargı makamlarına emir, talimat veremez. İddianame boş demeyin" dedi. Bakan Tunç, TBMM Genel Kurulundaki Bakanlığının 2026 yılı bütçesine ilişkin sunumunun ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı. İBB soruşturmasına yönelik ilişkin yargı süreçleriyle ilgili eleştirilere cevap veren Tunç, "Bu soruşturmadan yönelik eleştirileriniz var. Bunu gürültü çıkararak, bağırarak yapmaya çalışıyorsunuz. 4 bin sayfalık iddianame ortada. Burada biz peşinen kim suçludur bizim buradan söylememiz mümkün değildir. Buna karar verecek olan mahkemelerdir. Cumhuriyet savcıları delilleri araştırmak görevleridir. Yargı bağımsızlığı içerisinde bu işlemler gerçekleşir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasına müdahale edip durdurun diyemezsiniz. Anayasa 138 maddesi açıktır. Hiçbir makam yargı makamlarına emir, talimat veremez. İddianame boş demeyin. Size o tavsiyeleri veren büyüğünüz var. Size o tavsiyeleri iki yıl önce Cumhurbaşkanı adayı gösterdiğiniz eski Genel Başkanınız diyor ‘Arının. CHP seçmenini üzmeyin ‘diyor" dedi.
Bakan Fidan: "Nusaybin ve mücavirindeki sınır kapılarının açılabilmesi için 10 Mart mutabakatıyla ilgili sürecin tamamlanması lazım"
09 Aralık 2025 Salı - 22:38 Bakan Fidan: "Nusaybin ve mücavirindeki sınır kapılarının açılabilmesi için 10 Mart mutabakatıyla ilgili sürecin tamamlanması lazım" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Suriye’de özellikle Nusaybin ve mücavirindeki sınır kapılarının açılabilmesi için 10 Mart mutabakatıyla ilgili sürecin tamamlanması ve merkez hükümetin bir noktaya gelmesi lazım" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’ndaki bütçe görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Bakan Fidan, dış politika konularının kapsamının çok geniş olduğunu, tüm başlıklara ayrıntılı şekilde değinmenin genel kurul formatı içinde mümkün olmadığını belirterek, ihtiyaç duyan milletvekilleriyle detaylı değerlendirmeler için bir araya gelmeye hazır olduğunu söyledi. Bakan Fidan, dış politikada kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini önemsediklerini, ancak güvenlik ve diplomasi alanlarında hassasiyet gerektiren konular bulunduğunu vurguladı. Bakan Fidan, bu nedenle bazı başlıkların kapalı oturumlarda daha kapsamlı şekilde ele alınabileceğini ifade etti. Türkiye’nin dış politikadaki başarısını somut göstergeler üzerinden değerlendirdiklerini aktaran Fidan, "Bir önceki güne nazaran ulaştığımız coğrafya artıyor, ihracatımız artıyor, enerji ve savunma alanındaki işbirliklerimiz gelişiyor. Daha az yaptırıma tabi oluyor, daha fazla güvenlik ittifakı kuruyoruz. Tüm bu göstergeler dış politika performansımızın güçlü olduğunu ortaya koyuyor" dedi. ABD’nin yeni güvenlik doktrininin küresel dengeleri etkilediğini belirten Fidan, bu belirsizlik döneminde ulus devletlerin sorumluluklarının arttığını kaydetti. "(Gazze’de) Biz teknik olarak da hukuki olarak da garantör bir ülke değiliz, garantör bir ülke de yok ayrıca" Gazze konusunda Türkiye’nin tutumuna işaret eden Bakan Fidan, "Şarm el-Şeyh’te biz arabulucu dört ülke olarak bir irade beyanına, niyet beyanına imza attık. Bu barışın devam etmesiyle alakalı. Biz teknik olarak da hukuki olarak da garantör bir ülke değiliz şu andaki süreçte. Garantör bir ülke de yok ayrıca. Hukuki olarak da teknik olarak da garantör bir ülke yok. Ama biz garantör sorumluluğunu almaktan çekiniyor muyuz? Çekinmiyoruz. Önümüzdeki dönemde yapılacak olan anlaşmalar, çalışmalar veya hukuki çerçeve bunu iktiza ettirirse memnuniyetle. Ama biz bir garantörmüşüz gibi sorumluluk yüklenmeye, işbirliklerini ilerletmeye, anlaşmaları yapmaya, açıkta ve kapalıda çalışma her zaman için hazırız ve buna da devam ediyoruz. İsrail’in ihlalleri devam ediyor mu? Sonuna kadar devam ediyor. Barış ilerletmeye gönlü var mı? Kesinlikle yok. Bunun farkında mıyız? Tabii ki farkındayız. Bunu sizlere burada ifade etti mi defaatle, tabii ki ifade ettim. Bütün zaten çabalarımız uluslararası toplumu, Amerika’yı, New York’ta, Washington’da Cumhurbaşkanımızın gayretleriyle bir noktaya getirmeye çalışmak nedendi? İsrail’in üstünde baskı uygulamak içindi. Bunda da başarılı olduk mu bugüne kadar? Kısmen başarılı olundu. İsrail bir noktaya getirildi. Amerika barış anlaşmasını sahiplendi ve ilerletmeye çalışıyor ve biz de buna elimizden gelen desteği veriyoruz. İstediğimiz oranda tabii ki gitmiyor. İstediğimiz oranda insani yardım içeriye gitmiyor. Ama bunun için de elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Nusaybin ve mücavirindeki sınır kapılarının açılabilmesi için 10 Mart mutabakatıyla ilgili sürecin tamamlanması lazım" Konuşmasının sonunda Suriye sınır kapılarıyla ilgili değerlendirme yapan Fidan, "Bizim politika olarak bütün sınır kapılarımızı açmaya niyetimiz var. Fakat Suriye’de özellikle Nusaybin ve mücavirindeki sınır kapılarının açılabilmesi için 10 Mart mutabakatıyla ilgili sürecin tamamlanması ve merkez hükümetin bir noktaya gelmesi lazım" değerlendirmesinde bulundu.