Yerel Haberler
Ankara
21 Nisan 2026 Salı - 21:15 İletişim Başkanlığından kamu kurumlarının internet sitelerinde yapay zeka dönüşümü hamlesi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, dijital alanda doğru bilginin korunması ve dezenformasyonla mücadelenin güçlendirilmesi amacıyla kamu internet sitelerinde yapay zeka uyumlu teknik standart dönüşümünü resmen başlattı. İletişim Başkanlığı sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Başkanlığımız, dijital alanda doğru bilginin korunması ve dezenformasyonla mücadelenin güçlendirilmesi amacıyla kamu internet sitelerinde yapay zeka uyumlu teknik standart dönüşümünü resmen başlattı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın imzasıyla kamu kurumlarına gönderilen resmi yazı, devletin dijital içeriklerinin yapay zeka sistemleri tarafından daha doğru, daha güvenilir ve öncelikli kaynak olarak algılanmasını sağlayacak yeni dönemin başlangıcı oldu" denildi. Yapay zeka güvenilir başvuru kaynağı haline getirilmesi hedefleniyor İletişim Başkanlığı paylaşımın devamında, "Yazıda, büyük dil modelleri ve üretken yapay zeka teknolojilerinin bilgiye erişim biçimlerini köklü şekilde değiştirdiğine dikkat çekilirken, teyit edilmemiş veriler üzerinden üretilen hatalı ve yanıltıcı içeriklerin kamuoyunda ciddi riskler doğurabileceği net biçimde ortaya kondu. Bu nedenle kamu kurumlarının dijital varlıklarının yalnızca vatandaşlar için değil, yapay zeka sistemleri için de güvenilir başvuru kaynağı haline getirilmesi hedefleniyor. Başlatılan teknik standart uygulamasıyla, kamu kurumlarının internet sitelerinde yer alan içeriklerin, kurumsal yapıların ve öncelikli referans alanlarının yapay zeka sistemleri tarafından doğru biçimde tanınması ve yorumlanması amaçlanıyor. Böylece kamusal bilginin bütünlüğünün korunması, resmi içeriklerin görünürlüğünün artırılması ve dijital alanda Türkiye’nin iletişim kapasitesinin daha güçlü hale getirilmesi öngörülüyor" ifadelerine yer verildi. Resmi bilginin tek kaynaktan sağlıklı biçimde dolaşıma girmesi bakımından öncü ve belirleyici bir adım olacak İletişim Başkanlığının attığı bu adım, yalnızca teknik bir güncelleme değil, aynı zamanda bilgi kirliliğine, manipülasyona ve dijital dezenformasyona karşı stratejik bir koruma hattı olarak öne çıkıyor. Kurumlara iletilen rehberde dosya yapısı, teknik gereklilikler ve örnek uygulamalara ayrıntılı şekilde yer verildi. Süreç, İletişim Başkanlığı tarafından yürütülecek değerlendirme ve dayanıklılık testleriyle desteklenecek, kurumların hazırlık düzeyi, veri bütünlüğü ve teknik uyumluluğu bu kapsamda ele alınacak. Böylece kamu kurumlarının dijital mecralarda hem vatandaşlara hem de yapay zeka temelli sistemlere karşı daha sağlam, daha tutarlı ve daha güvenilir bir iletişim yapısına kavuşması hedefleniyor. Söz konusu dönüşüm, yapay zeka çağında kamu bilgisinin korunması, devletin dijital hafızasının güçlendirilmesi ve resmi bilginin tek kaynaktan sağlıklı biçimde dolaşıma girmesi bakımından öncü ve belirleyici bir adım olacak.
TESK Genel Başkanı Palandöken: "Altın alırken doğru adres seçmek çok önemli"
04 Nisan 2026 Cumartesi - 09:23 TESK Genel Başkanı Palandöken: "Altın alırken doğru adres seçmek çok önemli" TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, sahte altına dikkat çekerek, "Altın alırken doğru adresi seçmek çok önemli" dedi. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, son dönemde altın fiyatlarında dalgalanmanın arttığına dikkati çekerek, "Altın alırken doğru adresi seçmek çok önemli. Yoksa bildiğiniz gibi bu tür işleri yapan insanlarla karşı karşıya geldiğinizde hem birikimleriniz, hem de moraliniz, hem de ekonomik değeri yüksek olan emtianızı birçok problemiyle karşılaşırsınız. Bilindiği üzere küresel gelişmelerin neticesiyle iniş çıkış da çok dalgalı bir vaziyette gidiyor. İnsanlar hemen koşuşturuyorlar. Hele bizim elimizde altın var deyip kuyumcunun önünde bekleyen vatandaşa bile kendi ellerindekini ’Hemen alın, sıraya girmeyelim’ falan derken bu tür hadiselerle de karşılaşmak mümkün. Onun için çok dikkat etmek lazım" dedi. Altın alırken bilinir ve güvenilir kuyumcu esnafının tercih edilmesi gerektiğini belirten Palandöken, "Güvenilir adreste bildiğiniz, tanıdığınız kuyumcunuzdan veya yine aynı şekilde kamudan alacağınız altınlar için makas aralığı biraz fazla olduğu için tabii insanlar fiziksel hemen alalım diye olayı çok incelemeden alabiliyor. Bunların hepsinden uzak durmalı. Orta Doğu’daki bu savaşla birlikte başlayan altındaki iniş çıkış, hatta ki çok büyük değerler kaybedenler bu kazananlar olduğu gibi sıkıntı yaşamaları mümkün. Böyle bir pazarda gözü dönmüşleri bu fahiş fiyatlı yüksek emtianın alışverişteki kar marjlarının makasını açmak için ’Ben de daha ucuz’ vesaire gibi bunlara da itibar etmemek lazım. Bilindiği üzere her dönemde altına ilgi veya birikim için en güvenilir liman olarak görünüyor. Ancak bilindiği üzere Ramazan Bayramı’ndan sonra da düğünlerin başladığını sayarsak, yine aynı şekilde bu özel günler vesairelerden sonra altına talep yükseldi. Ama bilindiği üzere tabii en çok fiyatların artması savaşla ilgili" diye konuştu. "İnternetten ve belgesiz altın alımı riskli" İnternet üzerinden yapılan altın alışverişlerinde risklerin arttığına dikkat çeken Palandöken, "Düşüşü de, aynı şekilde yükselişi de günlük kazanca döndürme imkanı varmış gibi alan yatırımın şekilleri farklı alanlara çekildi. Bir taraftan faizler düşerken, diğer taraftan bu imkan ortaya çıkınca tabii bunun da pazarı hayli arttı. Onun için vatandaşlar bu konuda bir kere sertifikası olmayan, kaç ayar, kaç gram olduğu yazılmayan herhangi bir ürüne itibar etmemeli. İkincisi söylediğim gibi mutlaka o esnaflarla temas kurulması lazım. Üçüncüsü ne? Dışarıda ’Ben de daha ucuz, işte çok sıkıştım. Bunları al, ben sıraya girmek istemiyorum. Ya 10 lira, 20 lira, 50 lira benim için çok önemli değil’ deyip ne kadar fiyat aralıklarıyla nelerin satıldığını, yine güvenilir olmayan sitelerden sakın ha sakın ’Stoğumuz var, bunları eritmek istiyoruz’ vs. itibar edilmemesi lazım. Mutlaka güvenilir, emin olduğunuz ürünlere yönelmeniz lazım. Yoksa hüsrana uğrayıp hem elinizdeki yılların birikimini hem de bu kıymetli maddenin bir anda elinizden gittiğini görmek mümkün. Sakin, güvenilir, aynı şekilde de alacağınız miktarı konuştuğunuz andan itibaren sertifikasına veya kuyumcuların geleneksel kartlarına yazılmak suretiyle belirgin noktalardan alınması sizin ve oradaki esnafın yararına olur" şeklinde konuştu.
Ankara merkezli 10 ilde "change" operasyonu: 8 tutuklama
03 Nisan 2026 Cuma - 22:21 Ankara merkezli 10 ilde "change" operasyonu: 8 tutuklama Ankara merkezli 10 ilde piyasa değeri yaklaşık 16 milyon lira olan 14 araca change işlemi yaptığı tespit edilen 28 şüpheli gözaltına alınırken şüphelilerden 8’i tutuklandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında Asayiş Şube Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerince geniş kapsamlı çalışma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda, şüphelilerin yurt dışından getirilen araçların motor ve şase numaralarını silerek; tamir edilemeyecek derecede ağır hasarlı araçların motor/şase numaralarını bu araçlara yersiz şekilde yerleştirerek "change" işlemi yaptıkları belirlendi. Ankara Emniyeti ve Emniyet Kriminal Başkanlığının işbirliğiyle ortak uzman ekipler tarafından yapılan incelemelerde, piyasa değeri yaklaşık 16 milyon lira olan 14 araca change işlemi yapıldığı tespit edildi. Tespit edilen 14 araçtan 8’inin yurt dışından giriş yaptığı, ancak çıkış kaydı bulunmadığı saptandı. Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerince yürütülen uzun süreli takip ve teknik analizler sonucu, change işlemi yapan 30 şüphelinin yakalanmasına yönelik operasyon planlandı. Ankara merkezli; İstanbul, İzmir, Adana, Diyarbakır, Konya, Kayseri, Rize, Hatay ve Kırıkkale illerinde eş zamanlı olarak yapılan operasyonlarda 28 şüpheli yakalandı. Şüpheliler hakkında; "Resmi Belgede Sahtecilik", "Kaçakçılık Kanununa Muhalefet", "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme" suçlarından işlem gören 28 şüpheliden 8’i tutuklandı. Olaya ilişkin soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.
İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, nefretin dili yerine; barışın evrensel dilini savunmaya kararlılıkla devam etmektedir"
03 Nisan 2026 Cuma - 20:03 İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, nefretin dili yerine; barışın evrensel dilini savunmaya kararlılıkla devam etmektedir" İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye, nefretin ve çatışmanın dili yerine; barışın, adaletin ve merhametin evrensel dilini savunmaya kararlılıkla devam etmektedir" dedi. İletişim Başkanı Duran sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemde bölgesel ve küresel gelişmelere yönelik açıklamaları; birlik, kardeşlik ve ortak değerler etrafında kenetlenmemizin tarihi bir sorumluluk olduğunu açıkça ilan etmektedir. Ülkemiz uluslararası alanda ‘Güvenli Liman Türkiye’ olarak anılıyorsa bu, ırk, mezhep, din ve dil ayrımlarını reddeden; insanlık ortak paydasını önceleyen duruşumuzun neticesidir. Türkiye, nefretin ve çatışmanın dili yerine; barışın, adaletin ve merhametin evrensel dilini savunmaya kararlılıkla devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin mazlumların yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Duran, "Bu çerçevede ülkemiz, krizlerin ortasında istikrarı temsil eden, kaos ve savaş çığırtkanlıklarının içinde ‘Barışın Anahtarı’ olmayı sürdürmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği üzere, ülkemiz hakikati korkusuzca dile getiren, mazlumun yanında duran ve küresel barış için sorumluluk üstlenen bir duruş sergilemektedir. Dün olduğu gibi bugün de bölgesel ve küresel gelişmeleri doğru okuyan, sağduyulu ve ilkeli politikalarıyla öne çıkmaktadır. Bu anlayışla; insani ve vicdani duruşumuzu esas alarak nerede bir mazlum varsa yanında olmaya, barış ve istikrar için tüm imkânlarımızla çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
Bakan Işıkhan: "Türkiye’nin potansiyelini sosyal diyalog, istişare kültürü ve ortak akılla zirveye taşıyacağız"
03 Nisan 2026 Cuma - 19:11 Bakan Işıkhan: "Türkiye’nin potansiyelini sosyal diyalog, istişare kültürü ve ortak akılla zirveye taşıyacağız" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, iş dünyası dinamizminin, Türkiye’nin büyüme potansiyelinin en güçlü teminatı olduğunu belirterek, "Bu dinamizmi sosyal diyalogla, istişare kültürüyle ve ortak akılla, inşallah bunu zirveye taşıyacağız" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, çeşitli ziyaretlerde bulunmak ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) Çalışma Hayatı İstişare Toplantısı’na katılmak üzere İzmir’e gitti. İzmir Ticaret Odası’nda düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Işıkhan, dünya üretim olanakları, çalışma koşulları ve endüstriyel anlamda büyük bir değişim ve dönüşüm yaşarken bölgesel ve küresel anlamda da büyük bir insanlık sınavından geçtiğine değinerek, "Bu kritik atmosferin olumsuz etkilerine rağmen Türkiye; işçisiyle, işvereniyle, yatırımcısıyla, üreticisiyle, devlet millet el ele, Türkiye Yüzyılı hedeflerine emin adımlarla yürümektedir. Ayrıca çalışma hayatını tüm unsurlarıyla birlikte, ilmek ilmek örmeye, emek emek büyütmeye devam ediyoruz. Sadece istikrarlı büyüme sürecini değil, aynı zamanda, işgücü piyasalarının uyum kapasitesini artırarak, yeni çalışma modellerinin mevcut potansiyelimizle entegrasyonunu gerçekleştirerek, daha dayanıklı ve pozitif yönde rekabetçi bir ekonomik yapıyı inşa etmenin gayreti içerisindeyiz" ifadelerini kullandı. Işıkhan, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, stratejik konumu ve dinamik iş dünyasıyla avantajlı bir durumda olduğuna vurgu yaparak, "Özellikle İzmir gibi, yüksek işgücü potansiyeline, güçlü ihracat kapasitesine ve dinamik çalışma hayatına sahip şehirlerimiz, ülkemizin bu avantajlı konumunu daha da güçlendirmektedir. Bu yönüyle İzmir, Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda her daim öncü bir rol üstlenmiştir. Biz; girişimcilerimizin, işverenlerimizin ve ülkemizin potansiyeline güveniyoruz. Elbette bu güven ve kapasite, her birimize ayrı ayrı sorumluluklar da yüklemektedir" diye konuştu. "Yeni düzenleme ile İSG eğitimleri çalışma hayatının dinamiğine uygun hale getirildi" Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik çalışmalarının Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlatan Bakan Işıkhan, "Yeni düzenleme ile İSG eğitimleri çalışma hayatının dinamiğine uygun bir şekilde uzaktan, yüz yüze veya iki yöntemle verilebilecek hale gelmiş durumda. Eğitimlerde yangın, acil durum gibi konuların ağırlığı artırılmış, eğitimlerin iş ve işyerinin risk düzeyine göre hazırlanmasına gerekli olan altyapı sağlanmıştır. Çağın gerektirdiği koşullara hakim, olası risklere karşı dayanıklı, değişime ve gelişime açık, herkesin refahtan pay aldığı, yatırım, üretim ve istihdam odaklı bir çalışma hayatını birlikte gerçekleştirmemiz elzemdir. Bilhassa yatırım-üretim-istihdam arasındaki güçlü bağ, işverenlerimizin, sosyal kalkınmamız ve toplumsal refahımızın akıbeti hususundaki etkin rolünü net bir şekilde ortaya koymaktadır. Sizler, yatırım, üretim ve istihdam konusunda ne kadar cevval olursanız, Türkiye’nin gelecek yüzyıla liderlik etme potansiyeli de o kadar artacaktır" dedi. "Türkiye’nin potansiyelini sosyal diyalog, istişare kültürü ve ortak akılla zirveye taşıyacağız" Işıkhan, iş dünyası dinamizminin, Türkiye’nin büyüme potansiyelinin en güçlü teminatı olduğuna dikkati çekerek, "Bu dinamizmi sosyal diyalogla, istişare kültürüyle ve ortak akılla, inşallah bunu zirveye taşıyacağız. Çünkü inanıyoruz ki; birlikte konuştuğumuz, birlikte karar verdiğimiz ve birlikte uyguladığımız politikalar daha güçlü, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir olacaktır. Bu husustaki en önemli referansımız, hiç kuşkusuz, bugüne kadar başarmış olduğumuz ortak işlerdir" şeklinde konuştu. Nitelikli işgücü ve istihdam olanakları gelişmiş, yatırım ortamı refahı sağlanmış, yeni çalışma modellerine hakim ve tüm paydaşların haklarının korunduğu, standartları yüksek, ideal bir çalışma hayatını inşa etmek için hep birlikte çalışmaya devam edeceklerini kaydeden Bakan Işıkhan, "İzmir’den yükselen bu güçlü iş birliği ve istişare kültürünün, ülkemizin tamamına yayılacağına da yürekten inanıyorum. İnanıyorum ki, bugün burada yapacağımız değerlendirmeler, yalnızca bugünü değil, geleceğin çalışma hayatını da şekillendirecek önemli çıktılar üretecektir. Sizlerden beklentimiz; yatırım, üretim, istihdam hedefimize daha fazla katkı sunmanız ve Türkiye’nin gücüne güvenmenizdir. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde; Bakanlık olarak bizler de hem çalışanlarımızın hem de işverenlerimizin, sorunlarının, ihtiyaç ve taleplerinin en yakın takipçisi olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
MHP lideri Devlet Bahçeli: "Türkeş’e göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür"
03 Nisan 2026 Cuma - 18:06 MHP lideri Devlet Bahçeli: "Türkeş’e göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, "Ona göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür. Bugün büyük bir toplumsal kabule mazhar olan Terörsüz Türkiye vizyonu, ‘iç barış ülküsü’ nün gerçeğe dönüşmesidir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’i vefatının 29’uncu yıl dönümü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Alparslan Türkeş’in, Türk milliyetçiliği fikrini kurumsallaştırarak geniş kitlelere ulaştıran, onu bir siyasi proje haline getiren büyük bir fikir, dava ve devlet adamı olduğunu vurgulayan Bahçeli, Türkeş’in açtığı ülkücü çığırı, milli heyecanı ve arzuları bir şuurda topladığına değindi. "Türkeş, zorlu şartlarda ilke ve ülkülerine cesaretle sahip çıkmış, duruşundan taviz vermemiştir" Bahçeli, Türkeş’in, Türk devlet ve siyaset hayatına derin izler bırakmış bir mücadele insanı olduğunu belirterek, "Fırtınalı yıllarda, zorlu şartlarda, sıkıntılı dönemlerde ilke ve ülkülerine cesaretle sahip çıkmış, duruşundan ve fikri tutarlılığından taviz vermemiştir. Hiçbir menfaat vaadine aldanmamış, yolundan dönmemiş, satanlardan, korkanlardan, terk edenlerden olmamıştır. Fani hayatını ülkesine, milletine ve ülkülerine adamıştır. Türk milliyetçiliğinin çile ve mücadeleyle geçen tarihine yakından şahit olmuş, müdahil olmuş, varlığı ile bu mücadeleye farklı bir anlam kazandırmıştır. Türkeş, Türklük ülküsü ile Türk milliyetçiliği davasının günümüze uzanan şerefli geçmişindeki en önemli şahsiyetlerinden birisidir. O, tarihten ilhamını alarak gözlerini geleceğin ufkuna dikmişti. ‘Emanet olunan davayı kucakladım. Hiç arkama bakmadan, tereddütsüz, hiçbir şeye aldırmadan yürüyorum’ sözleri ile büyük Türk milletinin elden ele taşınan mukaddes emanetini, nesilden nesile aktarma kararlılığını göstermiştir" ifadelerine yer verdi. "MHP, ülkemizin her sorununa cevap verebilecek fikir, kadroları yetiştiren bir siyaset ekolü haline gelmiştir" Bahçeli, Türkeş’in Türk milliyetçiliğini, Türk milletini sevmek ve onu yükseltmek ülküsü olarak ifade ederek ömrünü bu gayeye hizmetle geçirdiğini kaydederek, "Tutarlı hayat çizgisiyle, tavizsiz duruşuyla davamızın onuruna leke düşürmemiş; tehdit ve tehlikeler karşısında zaaf göstermemiştir. Büyük bir mücadele, engin bir gönül ve ülkü insanı olan Türkeş Bey, hayatını mukaddes davasına adamış, ruhunu Türk-İslâm ülküsünün başarısına vakfetmiş, sağduyunun gür sesi ve demokrasinin yılmaz bir neferi olmuştur. Haksızlık karşısında susmamış, geleceğin büyük Türkiye’sini planlamış ve bunu bıkmadan usanmadan anlatmıştır. Ne mutlu ki Milliyetçi Hareket Partisi, ülkemizin her sorununa cevap verebilecek fikir, vizyon ve kadroları yetiştiren bir siyaset mektebi ve ekolü haline gelmiştir. Fikriyatımız ve siyasi mücadelemiz aziz milletimizde ve mazlum gönüllerde karşılık bulmuştur" açıklamasında bulundu. "Türkeş, Milliyetçi Hareket’in temel felsefesini ‘insan sevgisi’ olarak belirledi" Türkeş’in yaktığı meşalenin sönmeyeceğini söyleyen Bahçeli, "Şanla, şerefle 57 yılı geride bırakan Milliyetçi Hareket Partisi, bugün dünden daha güçlü, daha gelişmiştir. Partimizin kurulduğu 1969’dan itibaren elde ettiğimiz birikim ve tecrübeler Türk ve Türkiye Yüzyılının inşa ve ihya müjdesi haline gelmiştir. Merhum Türkeş, ‘Türk milletinin büyük ve şanlı mazisine lâyık bir istikbâl meydana getirme davası’ olarak ifade ettiği Türk Milliyetçiliği davasını, ‘Türklük gurur ve şuuru ile İslâm ahlâk ve faziletini’ bir potada eriten bir manevî temele dayandırmıştır. Türkeş, Milliyetçi Hareket’in temel felsefesini ‘insan sevgisi’ olarak belirlemiş; ‘gerçek milliyetçiliğin, milleti meydana getiren her insanı hiçbir ayrım yapmaksızın aynı derecede sevmek’ olduğunu savunarak millî birlik ve beraberliğimizin temelini kuvvetlendirmiştir" dedi. "Türkeş’e göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür" Türkeş’in Türk milletine ilişkin görüşlerine değinen Bahçeli, şunları kaydetti: "Ona göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür. Onun ‘iç barış ülküsü’ tabiri Türkiye’deki her türlü fitne, tefrika ve ayrılık hareketine karşı çağları aşan bir panzehir hüviyetindedir. Bugün büyük bir toplumsal kabule mazhar olan Terörsüz Türkiye vizyonu, ‘iç barış ülküsü’ nün gerçeğe dönüşmesidir. Türkeş’i gerçek manada anmak, hatırasını yâd etmek; O’nu doğru anlamaktan, ülküsünü ve fikirlerini bütünüyle korumaktan, eserlerine ve emanetine yüksek bir şuurla sahip çıkmaktan geçer. Merhum Türkeş Bey’in iki kutlu emaneti olan Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları emin ve ehil ellerde bugün milletimizin istikbal ve istiklal güvencesidir. Milliyetçi ülkücü hareket, aynı ilkelerle yolunda yürümeye devam edecektir. Başbuğumuzun vizyonu doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak milli özlem ve hedeflerimize kararlı adımlarla ulaşmak, Türk ve Türkiye Yüzyılında lider ülke ve süper güç Türkiye’yi inşa etmek gayretindeyiz. Bizim gücümüz Türk milleti, yegâne sığınak ve manevi mükâfatımız Rabbimizin himaye ve ihsanıdır."