Yerel Haberler
Ankara
Bakan Göktaş: "Oyun platformlarından ebeveyn denetimlerini artırmalarını bekliyoruz" 22 Şubat 2026 Pazar - 14:34:19 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Oyun platformlarından ebeveyn denetimlerini artırmalarını, çocuklar için yaş sınırlamalarına dikkat etmelerini bekliyoruz" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, sosyal medya hesabından paylaştığı videolu mesajında dijital oyunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Göktaş, dijital oyunların gençlerin gelişimine katkı sunduğunu bildiklerini belirterek, oyun platformlarından ebeveyn denetimlerinin artırılmasını ve yaş gruplarına göre içerik sınıflandırmasına daha fazla dikkat edilmesini beklediklerini ifade etti. Göktaş, "Çocuklar, oyunları biz de seviyoruz. Dijital oyunların gençlerimizin gelişimine katkı sunduğunu biliyor, bu alanı önemsiyoruz. Tam da bu yüzden oyun platformlarından ebeveyn denetimlerini artırmalarını ve yaş gruplarına göre içerik sınıflandırılmasına dikkat etmelerini bekliyoruz. Biz yasaklayan değil, rehberlik eden ve koruyan bir anlayışla hareket ediyoruz. Çocuklarımızı korurken bu süreci hep birlikte yönetelim istiyoruz. Gelin hep birlikte çocuklarımız ve gençlerimiz için daha güvenli bir dijital ortam sunalım" notu ile paylaştığı videolu mesajında şu ifadeleri kullandı: "Oyunları, oyun oynamayı çok seviyoruz. Özellikle çocukların, gençlerin hayal dünyasının gelişmesinde oyunların öneminin farkındayız. Sadece kutu oyunlarını, sokak oyunlarını da değil, dijital oyunları da önemsiyoruz. Oyunlar çocukların dil becerilerinin gelişmesine, analitik düşünme süreçlerine ve strateji kurabilmelerine ciddi katkılar sağlıyor. Çocukların, gençlerin sosyalleşmeleri de bu oyunlar üzerinden mümkün olabiliyor. Ama tabii iyi oyunlar kadar kötü oyunlar da var. İyi filmler ve kötü filmler olduğu gibi. Oyunlar üzerinden sanal kumar, şiddet, zorbalık, madde bağımlılığı normalleştirilebiliyor. Hatta yayılıyor. Bir zaman sonra oyunlar bağımlılık yapıp, akademik başarıyı ve çocuklarımızın iyi olma hallerini olumsuz şekilde etkileyebiliyor. Tam da bu sebeple çocuklarımız için dijital dünyayı da güvenli hale getirmemiz lazım. Oyun platformlarından ebeveyn denetimlerini artırmalarını, çocuklar için yaş sınırlamalarına dikkat etmelerini bekliyoruz. Onların hayal güçlerini daraltmak, oyunları yasaklamak gibi bir gayemiz asla yok. Ancak onları korurken bu süreci hep beraber yönetelim istiyoruz. Bu süreçte sizlerin de katkı sunmasını önemsiyoruz. Gelin birlikte çocuklarımız ve gençlerimiz için daha güvenli bir dijital ortam sunalım."
22 Şubat 2026 Pazar - 13:04 Bakan Uraloğlu: "İstanbul’da gemilere 7 gün 24 saat kesintisiz haberleşme hizmeti sunacağız" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "İstanbul’da kuracağımız NAVDAT alıcı ve verici istasyonları ile gemilere 7 gün 24 saat kesintisiz haberleşme hizmeti sunacağız" dedi. Bakan Uraloğlu, ’Denizciliğin İnterneti Projesi’ ve NAVDAT Projesi hakkında açıklamada bulundu. Uraloğlu, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilecek ’Denizciliğin İnterneti Projesi’ ve NAVDAT Projesi ile Türkiye’nin deniz haberleşme ve izleme altyapısını güçlendirdiklerini belirterek, "Bu projelerle Boğazlarımız başta olmak üzere kritik suyollarımızda dijitalleşmeyi ileri seviyeye taşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Veri iletişimi güvence altına alınacak" Denizciliğin İnterneti Projesi kapsamında Türk Boğazlarında seyir halindeki gemilerin güvenliğini ve seyir emniyetini artırmak için bir dizi yenilikçi çözüm sunmayı hedeflediklerini belirten Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Projeyle, geleneksel fener ve şamandıra sistemlerinin izlenmesi, deniz ekosisteminin tehditlerinin belirlenmesi ve gemilerin takibi gibi önemli alanlarda dijital bir platform kurulması gerekliliğine çözüm oluşturmayı amaçlıyoruz. Projede kullanılacak olan uzak menzil haberleşme altyapıları, mevcut haberleşme altyapısına yedek olacak şekilde eklenerek veri iletişimi güvence altına alınacak. Boğazın farklı noktalarına yerleştirilecek 3 adet yüzer seyir yardımcısı ve 1 adet fener kulesi gibi yapılar; hidrografik, meteorolojik ve gemilerin seyir bilgilerini tespit edebilecek şekilde tasarlandı. Proje, gemi trafiğinin yönetim hizmetlerini etkin bir şekilde sunarak kritik suyollarında güvenli seyrüseferi kolaylaştıracak ve acil durum müdahalelerini destekleyecek." "Gemi trafiği yönetimini dijital ortamda daha etkin hale getireceğiz" Proje kapsamında kurulacak sistemle gemi trafiğinin daha etkin yönetileceğini vurgulayan Uraloğlu, "Denizciliğin İnterneti Projesi ile gemi trafiği yönetimini dijital ortamda daha etkin hale getireceğiz. Kritik suyollarımızda seyir süreçlerini daha yakından takip ederek operasyonel kabiliyetimizi artıracağız" diye konuştu. "İstanbul’da gemilere 7 gün 24 saat kesintisiz haberleşme hizmeti sunacağız" NAVDAT Projesi ile deniz haberleşme sistemlerinde önemli bir modernizasyon sağlanacağını belirten Uraloğlu, "İstanbul’da kuracağımız NAVDAT alıcı ve verici istasyonları ile gemilere 7 gün 24 saat kesintisiz haberleşme hizmeti sunacağız. Bu sistem sayesinde gemilere grafik, metin ve multimedya içeriklerini daha hızlı şekilde iletebileceğiz" dedi. "Deniz haberleşme altyapımızı ve uluslararası standartlara uyumlu hale getireceğiz" NAVDAT sisteminin mevcut sistemlere göre daha yüksek veri aktarım kapasitesi sunduğunu ifade eden Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bu projeyle gemi ve kıyı istasyonları arasındaki iletişimi güçlendireceğiz. Denizcilik operasyonlarının etkinliğini artıracağız. Deniz kazalarının önlenmesine yönelik daha hızlı uyarı sistemi sağlayacağız ve mevcut sistemlerle uyumlu, sürdürülebilir ve ekonomik bir altyapı oluşturacağız. Deniz haberleşme altyapımızı daha modern, daha güçlü ve uluslararası standartlara uyumlu hale getireceğiz." "Denizcilikte dijital dönüşümü kararlılıkla sürdürüyoruz" Söz konusu projelerin Türkiye’nin denizcilik vizyonuna önemli katkı sağlayacağını vurgulayan Uraloğlu, "Hayata geçirdiğimiz projelerle deniz haberleşme altyapımızı güçlendiriyor, denizcilikte dijital dönüşümü kararlılıkla sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:38 TÜRKYED Genel Başkanı Çelik: "Kırsalda Bereket - Küçükbaşa Destek Projesi, üreticimizin yükünü hafifleten önemli bir projedir" Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri Genel Merkezi (TÜRKYED) Genel Başkanı Nihat Çelik "Kırsalda Bereket-Küçükbaşa Destek Projesi, üreticimizin yükünü hafifleten, maliyet baskısını azaltan ve üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen önemli bir projedir" dedi. TÜRKYED Genel Başkanı Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ‘Kırsalda Bereket - Küçükbaşa Destek Projesi’ ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Çelik, yaptığı açıklamada projesi kapsamında çiftçilere 150 bin küçükbaş hayvanın uygun şartlarda verilecek müjdesini sektör olarak büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, projenin üreticilere umut verecek tarihi bir destek olduğuna işaret etti. Projeden faydalanacak her üreticiye 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş temin edileceğini ve bu hayvanlar için aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteği yanında projenin finansmanı için üreticilerin Ziraat Bankasından faizsiz kredi kullanabileceğini hatırlatan Çelik, faydalanan üreticilerin alacakları küçükbaşların sigortasını 1 yıl devlet tarafından karşılanacağını ifade etti. Çelik, öte yandan projede kadın ve genç üreticilere öncelik verileceğini oldukça değerli bulduklarını belirterek ayrıca veteriner hekimlik, ziraat ve gıda mühendisliğinden yeni mezun gençlere de bu projeye başvurmaları halinde öncelik sağlanacak olmasının hem istihdama hem de sektöre büyük güç katacağını kaydetti. "Kırsalda Bereket - Küçükbaşa Destek Projesi, üreticimizin yükünü hafifleten önemli bir projedir" Özellikle küçük aile işletmelerinin desteklenmesi açısından projenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Çelik, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Küçükbaş hayvancılık, bu milletin kadim geleneğinin, alın terinin ve kırsal kalkınmasının temel direklerinden biridir. Anadolu’nun bereketi, meralarımızın zenginliği ve üreticimizin emeği ile hayat bulmaktadır. Bu nedenle küçükbaş hayvancılığı güçlendiren her adım, aslında ülkemizin gıda güvenliğine, kırsal istihdamına ve ekonomik bağımsızlığına yapılan stratejik bir yatırımdır. Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından hayata geçirilen ‘Kırsalda Bereket - Küçükbaşa Destek Projesi’, üreticimizin yükünü hafifleten, maliyet baskısını azaltan ve üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen önemli bir projedir. Projenin sahada karşılık bulmaya başlaması, üreticimizin moral ve motivasyonunu da güçlendirmiştir. Özellikle küçük aile işletmelerinin desteklenmesi, gençlerin ve kadınların üretime kazandırılması ve kırsalda sürdürülebilir bir ekonomik modelin oluşturulması açısından bu proje büyük önem taşımaktadır. Bu destekler sayesinde hem hayvan varlığımız artacak hem de yerli ve milli üretim anlayışı daha da güçlenecektir." "Üreticimizin kazancının çoğalması ve ülkemizin tarımsal gücünün yükselmesi en büyük temennimizdir" Çelik, TÜRKYED olarak sektörün güçlenmesi adına her türlü yapıcı katkıyı sunacaklarını belirterek "Bizler, Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri olarak üreticimizin sesi olmaya, sahadaki gelişmeleri yakından takip etmeye ve sektörümüzün güçlenmesi adına her türlü yapıcı katkıyı sunmaya devam edeceğiz. Kırsalda bereketin artması, üreticimizin kazancının çoğalması ve ülkemizin tarımsal gücünün daha da yükselmesi en büyük temennimizdir" ifadelerini kullandı. Genel Başkan Çelik, açıklamasının sonunda desteklerinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya teşekkür ederek kırsalda üretimin güçlenmesine yönelik adımların artarak süreceğine olan inançlarının tam olduğunu ifade etti.
TESK Başkanı Palandöken: "Esnafın krediye ulaşabilmesi, borçlarının belirli bir bölümünün uzun vadeye yayılarak ödenebilmesi sağlanmalıdır"
03 Şubat 2026 Salı - 12:55 TESK Başkanı Palandöken: "Esnafın krediye ulaşabilmesi, borçlarının belirli bir bölümünün uzun vadeye yayılarak ödenebilmesi sağlanmalıdır" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Esnafın krediye ulaşabilmesi, borçlarının belirli bir bölümünün uzun vadeye yayılarak ödenebilmesi sağlanmalıdır. Aynı zamanda bu adım, esnafın borçtan kurtulmasını sağlayacağı gibi devletin gelirlerini artıracak en önemli uygulamalardan biri olacaktır" dedi. E-haciz ve borç yükünün esnafın çalışma hayatını durma noktasına getirdiğini söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, esnafın çalışma hayatının idamesi için mutlaka bir yapılandırma yapılması gerektiğini belirtti. E hacizlerin esnafın bankadaki parasına kadar uzandığını vurgulayan Palandöken, bu konuda sistemli bir çalışma gerçekleştirilmesi gerektiğini de ifade etti. "E-hacizler, esnafın gayrimenkulü dahil bankadaki parasına kadar uzanıyor" Vatandaşların haciz durumu nedeniyle borçlarını ödeyemediklerini belirten Palandöken, "Bilindiği üzere e-hacizler, esnafın gayrimenkulü dahil bankadaki parasına kadar uzanıyor. Bu nedenle insanlar borcunu ödemek istese bile evinin üzerinde haciz olduğu için satamıyor, bankadaki parasına haciz konulduğu için kullanamıyor. Ertesi gün borcunu ödemek üzere parasını bankaya yatıran esnaf, e-haciz nedeniyle bu parayı kullanamıyor. Dolayısıyla kredi almak için Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatiflerine gittiğinde, SSK borcu, vergi borcu gibi yükümlülükler karşısına çıkıyor. Bu borçlar için bir yapılandırma yapılıp en azından taksitlendirilerek uzun vadeye yayılması gerekiyor. İnsanlar borçtan kurtulmak istiyor. Ancak her tarafta bir tıkanıklık olduğu için hem krediye ulaşamıyor hem de mevcut parasını alıp borcuna yatırma imkânı bulamıyor" şeklinde konuştu. "Bu sürecin bir an evvel ele alınarak masaya yatırılmasının gerekli olduğuna inanıyoruz" Esnaf ve sanatkarlar için yapılandırmanın şart olduğunu vurgulayan Palandöken, "Aynı şekilde gayrimenkulünü satıp bu borcu kapatmak isteyen esnaf da bunu yapamıyor. Çünkü borcun miktarı ne olursa olsun, her şeyine birden haciz konulduğu için bu hareket alanı da tamamen ortadan kalkıyor. Sonuçta esnaf mağdur oluyor. Netice itibarıyla perakende sektörünün en önemli halkası esnaf ve sanatkardır. Ancak her taraftaki bu sıkışıklık, esnafın önündeki en büyük engel haline geliyor. Bu meselelerin çözümü için zaman geçirilmeden bir an evvel kapsamlı bir yapılandırma yapılması gerekiyor. Esnafın krediye ulaşabilmesi, borçlarının belirli bir bölümünün uzun vadeye yayılarak ödenebilmesi sağlanmalıdır. Aynı zamanda bu adım, esnafın borçtan kurtulmasını sağlayacağı gibi devletin gelirlerini artıracak en önemli uygulamalardan biri olacaktır. Bugüne kadar yapılan yapılandırmaların hiçbirinde insanlar, imkânları dahilinde borçlarını ödememezlik yapmadı. Ancak bugün her taraf tıkandığı için esnaf, hem aldığı ürünlerin parasını ödemekte zorlanıyor hem de imalat sektöründe üretim yapabilmek için gerekli ürünü alacak parayı bulamıyor. Bu nedenle tezgahlar boş kalıyor, yerine yeni ürün koyulamıyor. Bu sürecin bir an evvel ele alınarak masaya yatırılmasının gerekli olduğuna inanıyoruz" diye konuştu.
Sınırları aşan rekor operasyon: 799 bin 500 paket kaçak sigara ele geçirildi
03 Şubat 2026 Salı - 12:53 Sınırları aşan rekor operasyon: 799 bin 500 paket kaçak sigara ele geçirildi Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü tarafından yapılan operasyonda 799 bin 500 paket kaçak sigara ele geçirildi. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, sınır aşan organize kaçakçılıkla mücadele kapsamında yürüttüğü etkin istihbarat çalışmaları ve uluslararası iş birliği sayesinde Fransa’da önemli bir operasyona imza atıldığını duyurdu. Yapılan açıklamada, gerçekleştirilen istihbarat ve risk analizi çalışmaları neticesinde; Suudi Arabistan’ın Cidde Limanı’ndan Hollanda’ya hareket eden, İzmir Aliağa Limanı’na transit olarak uğrayan ve yasal yükünü sigara olarak beyan eden bir konteyner takibe alındığı belirtildi. Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü tarafından yapılan değerlendirmelerde, söz konusu yükün nihai varış noktası olan Fransa’da beyan edilmeyeceği yönünde şüphe oluşması üzerine, Fransa Gümrük İdaresi ile derhal bilgi paylaşımı gerçekleştirildi. Paylaşılan istihbarat doğrultusunda, Marsilya Gümrük Genel Müdürlüğü tarafından Fos-sur-Mer Limanı’nda gerçekleştirilen operasyonda 799 bin 500 paket kaçak sigara ele geçirildi. Fransız yetkililer tarafından yapılan açıklamada, yaklaşık 16 ton ağırlığındaki kaçak tütün yakalamasının "rekor seviyede bir operasyon" olduğu ifade edilerek, operasyon kapsamında tütün kaçakçısı şahıs tutuklandı. Operasyonun ardından, Fransız makamları tarafından Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğüne resmi bir teşekkür mektubu iletildi. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada bağımlılıkla mücadele, kamu sağlığının korunması, haksız rekabetin önlenmesi ve kamu gelirlerinin güvence altına alınması hedefleri doğrultusunda, kaçakçılığın her türüyle ulusal ve uluslararası düzeyde mücadele edilmeye devam edileceği ifade edildi.
Gazeteci Yazar Değirmenci’nin yeni kitabı ‘Sentetik Medya’ piyasaya çıktı
03 Şubat 2026 Salı - 12:52 Gazeteci Yazar Değirmenci’nin yeni kitabı ‘Sentetik Medya’ piyasaya çıktı Gazeteci Yazar Aslan Değirmenci tarafından kaleme alınan ve yapay zekanın medyaya etkisini ve sonuçlarını tartışmalı bir şekilde ele alan ‘Sentetik Medya’ adlı kitap, raflarda yerini aldı. Gazeteci Yazar Değirmenci’nin son kitabı olan ve Çıra Yayınları etiketiyle tüm raflarda yerini alan ‘Sentetik Medya’ isimli yeni kitap, yapay zekanın medyaya etkisini ve sonuçlarını tartışmalı bir şekilde ele alıyor. Dijital dönüşümün hızı medya sektöründe yeni bir kırılma noktasını işaret ederken, Değirmenci’nin kitabı bu dönüşümün hem teknolojik hem de sosyolojik sonuçlarını kapsamlı biçimde ele alıyor. Kitap; medyanın tarihi ile birlikte internet teknolojilerinin gelişimi ve günümüz yapay zekâ etkisini ele alıyor. Çalışma, internet TV’nin klasik yayıncılık üzerindeki etkilerini somut verilerle ortaya koyuyor. 2020’lerden itibaren hızlanan platformlaşma sürecinin, bireysel yayıncılık, influencer ekonomisi ve yapay zekâ tabanlı içerik üretimiyle birleşerek ‘yeni medya sınıfı’ oluşturduğu belirtiliyor. Mekansız içerik dönemi Değirmenci; artırılmış gerçekliğin haber, belgesel ve spor yayıncılığında veri katmanlarını görünür kıldığını, sanal gerçekliğin ise içerik üretiminde yeni bir ‘mekânsız stüdyo’ anlayışı ortaya çıkardığını vurguluyor. Kullanıcı artık ’uzaktan izleyen’ değil; içeriğin içine giren, etkileşim kuran ve kendi akışını belirleyen bir katılımcıya dönüşüyor. Küresel sistemin etkisine dikkat Kitabın dikkat çeken bölümlerinden biri ise İçerik Güvenliği - Deepfake - Sentetik Medya üçgeni. Değirmenci, Çin başta olmak üzere bazı ülkelerde yapay spiker ve otomatik haber merkezlerinin rutinleştiğine dikkati çekiyor. Bu durumun hem fırsat hem de manipülasyon riski taşıdığını belirtiyor. Çok uluslu ve uluslararası şirketlerin, manipülasyon ve içeriklerin sunumundan çok gerçekliğine ilişkin bu alana yoğunlaşmaları da kitapta yer alıyor. Gerçek ve sahte içerikler için uyarı Kitap da ayrıca yapay zekâ ve sentetik medyanın terör örgütleri tarafından kullanımına özel bir parantez açılıyor. Değirmenci, örgütlerin propaganda, psikolojik harp ve algı yönetimi amacıyla deepfake videolar, yapay zekâ destekli sahte konuşmaları ve otomatik içerik üretim ağlarını kullanıldığına ilişkin uyarılarda bulunuyor. Bu noktada "sentetik içerik" ile "gerçek bilgi" arasındaki ayrımın yalnızca teknolojik değil, etik, hukuki ve güvenlik temelli bir mesele hâline geldiği vurgulanıyor. Yazar, devletler, medya kuruluşları ve küresel teknoloji şirketleri arasında geliştirilecek ortak doğrulama mekanizmalarının, yeni medya çağında hem toplumsal güvenin korunması hem de dijital terörle mücadele açısından kritik öneme sahip olduğunun altını çiziyor.
MHP lideri Bahçeli: "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir"
03 Şubat 2026 Salı - 12:27 MHP lideri Bahçeli: "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" MHP lideri Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Terörsüz Türkiye süreci hakkında değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Kim veya kimler bu hedeflere dudak büküyorsa; kuraktır, kukladır, korkaktır, karanlıktadır. Kim veya kimler söz ve eylemleriyle bu hedefleri baltalama amacındaysa maksatlıdır, marazlıdır, mahsurludur, maşadır. Kim ve kimler, makesin yerine makusu tercih ediyor, gülün yerine çamura başvuruyor, bu suretle ’Terörsüz Türkiye’, ’Terörsüz Bölge’ hedeflerini sekteye uğratmak için tetikte bekliyorsa, ülke ve millet aleyhine tertip içinde olan güdümlü işbirlikçidir. Sözün doğru olması kadar millete mensubiyet ve sadakat hissiyatının da ağır basması, ağırlığınca da mücevher gibi parlaması usulen de esasen de gerek ve yeter şarttır" diye konuştu. "Sağlam temeller üzerine daha güçlü, ileri demokratik ve hukukî yapıları ihya etmek de bizlere düşmektedir" Terörsüz Türkiye sürecinin önünde engel ve sıkıntı oluşturan kurumsal ve yasal düzenlemeleri iyileştirmenin TBMM’nin temel varlık sebeplerinden birisi olduğunu dile getiren Bahçeli, "Birliktelik ve dayanışma kültürünün önemini kabul etmeyenlerin ya da ediyor gibi görünüp sürekli çark edenlerin farklılık ve çatışma noktalarının kurumlaşmasına sürekli vurgu yapması, demokrasiye değil anarşiye çanak tutmaktır. Gerçek duygusal kopuş da aynısıyla böyle doğacaktır. Dünyanın her demokratik rejiminde geçerli olan veya olması beklenen bu gerçeğe saygı duyulmalı ve riayet edilmelidir. Bilinmesini özellikle arzu ederim ki, demokratikleşme projeleri, böyle bir duyarlılıkla ele alındığı ve asgari müşterekler zemini üzerine bina edildiği sürece anlamlı ve kalıcı olacaktır. Bu sağlam temeller üzerine daha güçlü, ileri demokratik ve hukukî yapıları ihya etmek de bizlere düşmektedir. Yapay çatışma alanları oluşturmak, devamlı oyun bozanlık yapmak, olmayan tıkanmadan, görülmeyen güven krizinden bahsetmek yüreklice ifade ediyorum ki, sorumsuzluk örneği, makusa hizmet örgütlenmesidir. ‘Terörsüz Türkiye’ ile ‘Terörsüz Bölge’ hedefleri bir yanda demokrasi namusunu savunmak, diğer yanda insan hakları ve özgürlüklerin açılan bayrağı altında toplanmaktır" dedi. "Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur" Milli birlik ve kardeşlik duygusunu karartmanın ve kaskatı hale sokmanın emelini taşıyanların tarihin uçuruma yakın yerinde durduğunu söyleyen Bahçeli, "Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur ve olamayacaktır. Kürt kardeşlerimizle terör örgütü YPG’yi yan yana getirmek, üst üste örtüştürmek fahiş bir gafilliktir. Suriye Cumhuriyeti’nde yeni bir denklem, yeni bir paradigma, yeni bir yapı oluşmuştur. Bu durum beklenen, olması gereken gayedir, ayrıca devletin egemenlik haklarıyla, siyasal, toplumsal ve toprak bütünlüğüyle ilişkilidir, aynı zamanda bunu destekleyen, tescilleyen gelişmedir. 30 Ocak 2026 tarihinde, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasında, 10 Mart Mutabakatı ile 18 Ocak Mutabakatı temelinde kapsamlı bir ateşkes ile askeri ve idari yapıların Suriye Cumhuriyeti’ne aşamalı entegrasyonu hususunda anlaşmaya varmışlardır. Bu gelişme Suriye’nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli istikrarın sağlanması açısından belirleyici ve memnuniyet verici bir kavşak noktasıdır. Devlet otoritesi sağlanmıştır" ifadelerini kullandı. "Bize düşen, PKK’nın kurucu önderliğine DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir" 27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderliği tarafından yapılan çağrının 337 gün sonra Suriye’de de müspet karşılığı bulduğunu ve çok önemli bir etabın böylelikle geçildiğinin altını çizen Bahçeli, "Onun bunun saçma sapan telkin ve tazyikine kapılmadan, su katılmamış bühtanlara aldırış etmeden elimizi vicdanımıza koyup düşünelim ve sorgulayalım. PKK’nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı. 27 Şubat çağrısı PKK’yla birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu. Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir. Araplar, Kürtler, Türkmenler, diğer halkların birlik, dirlik ve kardeşlik içinde yaşaması için tarihi bir fırsat kapısı aralanmış ve herkes somut gelişmeleri benimsemiştir. Türkiye’de olduğu gibi, Suriye’de de provokasyonların yaşanması mümkündür ve beklenmelidir. Buna karşı azami derece ve düzeyde sabırlı, tedbirli, temkinli olmak herkesin ortak çıkarınadır" diye konuştu. "Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Suriye devletinin terörle mücadelesini endişe verici bulmasını, Ahmet Şara’nın Suriye’nin tamamını temsil etmediğini dile getirmesini hüsran verici bir hezeyan olarak niteleyen Bahçeli, "Esad’ı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü de YPG’ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir. ‘HTŞ’ye kravat takmakla olmaz’ demiş. Anlayacağınız halt etmiş, gene çuvallamış. Sen de YPG’nin kravatını takabilirsin, Mazlum Abdi’yle el ele verebilirsin, dağ taş gezerek fesat/nifak üretimi yapabilirsin. Sayın Özel, zırvayı bırak sadede gel. Gürültü patırtı çıkarmanın siyaset olmadığını, laf ola beri gele türünden konuşmaların seni komik durumlara düşürdüğünü anla ve kabullen. Dilinin altındaki baklayı çıkar, Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü sağlamasından dolayı uykularının kaçtığını da itiraf et. CHP Genel Başkanı’nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasi ahmaklıktır. Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir. Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır" dedi. "ABD’nin İran’ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır" ABD’nin silaha ve zora dayalı müdahalelerinin sömürüye ve yayılmaya dayalı mütecaviz taleplerinin bağımsız devletlerin egemen eşitliklerini tartışmaya açacak noktaya kadar geldiğini ifade eden Bahçeli, "Venezuela’dan sonra, İsrail’in tahrik ve tacizleriyle ABD’nin İran’a karşı gündeme aldığı askeri operasyon ihtimali sadece komşu ülke İran ve bölgemiz için değil dünyanın tamamını yakıcı şekilde etkileyecek asal bir tehlikedir. İran’a askeri hareket yoluyla sözde ılımlı, gerçekte zincirlenmiş ve devşirilmiş köstebek liderleri işbaşına getirme senaryosu çok vahim sonuçları peş peşe tetikleyecektir. Venezuela’dan sonra sırayı İran’ın alması felaketlere açık davetiye çıkarmaktan başka bir anlama gelmeyecektir. Siyonizm’in dürtmesiyle ABD’nin İran’ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır. Böylesine bir hak ve yetki hiçbir ülkenin uhdesinde değildir" şeklinde konuştu. "Epstein belgelerinin zamanlama itibarıyla manidar bir dönemde deşifre edilmesi akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur" Epstein belgeleri hakkında konuşan Bahçeli, "Skandal itiraflar, dehşet verici çarpıklıklar ne hikmetse ABD’nin Suriye’de SDG/YPG’ye sırt dönüp Ahmet eş Şara’yı desteklediği, ayrıca İran’a yönelik saldırı planlarının ortaya çıktığı bir zamana tesadüf etmiştir. İşkence gören çocuklardan taciz ve tecavüze uğrayan reşit olmayan kız çocuklarına varıncaya kadar kan donduran iğrençliklerin yaşanması, pek çok siyasetçi, devlet adamı ve meşhur ismin karıştığı ve katıldığı skandallar furyası insanım diyen herkesin midesini bulandırmaktadır. Cinsel istismar suçlusu milyarder Jeffrey Epstein’e ilişkin olarak yayımlanan belgelerin zamanlama itibarıyla manidar bir dönemde deşifre edilmesi hem tuhaf hem de akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur. İnsanlık ayıplarının, insani felaketlerin, kirli ilişkilerin merkezinde yer aldığı bu tehdit mekanizmasının organize halde siyasi ve stratejik hedefleri gözettiği kanaatimce çok mümkündür. İnsani değer ve mirasın ayaklar altında çiğnenmesi, çocukların bu faciada kullanılmaları nice çatıları uçuracak, nice şöhretli insanı rezil edecek kırattadır. Ahlaki yarılmanın, ahlaktaki dağılmanın, Lut Kavmi’ne benzer toplumsal yapılardaki kokuşmanın; hazza, hıza, hırsa ve dipsiz şehvet ve şöhrete dalmanın sonu ve sonucu yeryüzü cehenneminin yanan ateşine odun taşımakla eşanlamlıdır. Değerlerin müdafaa edilmesi şarttır" ifadelerini kullandı. "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" Konuşmasını sonunda Milliyetçi Hareket Partisi’nin doğru bildiği yoldan ayrılmayacağını belirten Bahçeli, "Onlar Milliyetçi Hareket Partisi’yle, Milliyetçi Hareket Partisi de Türkiye ve dünya sorunları ile uğraşmaya devam edecektir. Biz siyaseti, ‘siyaset olsun diye’ değil, milletimize ve ülkemize hizmet için yapıyoruz. Çünkü başkaları gibi ilkeleri, nezaketi, hoşgörüyü unutma lüksüne sahip değiliz. Bu aziz vatan hepimizindir, temel varoluş sebebimizdir. Bunun için her şeyimizdir, her şeyden de azizdir. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi noktalarken hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum. Ama aziz dava arkadaşlarım, Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" dedi.
Bakan Tekin: "Teknolojiye dair her adımı geniş yelpazeyle tartmak durumundayız"
03 Şubat 2026 Salı - 12:21 Bakan Tekin: "Teknolojiye dair her adımı geniş yelpazeyle tartmak durumundayız" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Teknolojiye dair her adımı geniş yelpazeyle tartmak durumundayız. Bugün çocuklarımızla bizler de sürekli ekranların bitmeyen içerik akışlarının, ardı arkası kesilmeyen bildirimlerin muhatabı durumundayız" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) TEKNOKENT çatısı altında yürütülen eğitim teknolojileri ve inovasyon ekosistemini güçlendirmeye yönelik gerçekleştirilen ETKİM (Eğitim Teknolojileri Kuluçka ve İnovasyon Merkezi) toplantısına katıldı. Toplantıda eğitimde dijital dönüşüm, Ar-Ge odaklı projelerin desteklenmesi ve öğretmen-öğrenci merkezli yenilikçi teknolojilerin yaygınlaştırılması konuları ele alındı. ETKİM’in eğitim teknolojileri alanında girişimcilik ve yenilikçi ürün geliştirme süreçlerine katkısının önemine vurgu yapan Bakan Tekin, gençlerin ve eğitim paydaşlarının bu ekosistemde yer almasının eğitimde kaliteyi yükselteceğini belirtti. Toplantıda, eğitim teknolojilerinin eğitim sistemine entegrasyonu, sektörel iş birliği fırsatlarının artırılması ve Türkiye’nin teknoloji odaklı eğitim politikalarının güçlendirilmesi gibi gündem maddeleri ele alındı. Bakan Tekin, yenilikçi dijital eğitim araçlarının ve girişimlerin eğitim öğretim süreçlerine etkilerinin artırılması için devlet-üniversite iş birliğinin sürdürüleceğini de vurguladı. "Günümüz dünyasında dijital araçlar her geçen gün artıyor" ETKİM toplantısında yaptığı açıklamalarda, dijital dünyanın her geçen gün değişime uğradığını ve bu değişimi eğitim alanına entegre etmeye çalıştıklarını belirten Bakan Tekin, "Bugün burada bulunduğumuz eğitim teknolojisi ile ilgili etkinliğimiz aslında çocuklarımızı bu özgüvenle yetiştirme sürecinin bir parçası. Eğitim ve öğretim süreçlerinde bu hassasiyetle yaklaşıyoruz. Çocuklarımız, hem eğitim ve öğretimle ilgili yeni teknolojileri konusunda bilgisayarı olsunlar, kullanabilsinler, hem de geçmişiyle bağ kurabilsinler. Bu hassasiyetle eğitimle teknolojinin aynı anda hem imkan hem de bir imtihan ürettiği bir zamanda bakanlığımızın ilgili birimleriyle üniversitelerimizde genç girişimcilerimizle ve yatırımcılarımızla aynı ortamda bulunmayı bu açıdan değerli buluyorum. Günümüz dünyasında dijital araçlar her geçen gün artıyor. Gündelik hayatımıza yeni araçlar dahil oluyor. Dilimizi yeni kavramlar kuşatıyor ve yeni kavramlar kullanmaya başlıyoruz. Fakat asıl belirleyici olan şey bu imkanların, bu kavramların yeni dilin hangi istikamete yöneleceği ve eğitim sahasında nasıl bir karşılık bulacağıdır. Biz ETKİM’i bu anlamda hem bir teknoloji merkezi hem de söylem inşa edecek önemli bir değer olarak görüyorum" diye konuştu. "Teknolojiye dair her adımı geniş yelpazeyle tartmak durumundayız" Kalıcı öğrenmenin yolunun sağlıklı teknolojiden geçtiğini, bilgiye erişim miktarının her geçen gün arttığını vurgulayan Bakan Tekin, "Teknolojiye dair her adımı geniş yelpazeyle tartmak durumundayız. Bugün çocuklarımızla bizler de ekranların bitmeyen içerik akışlarının, ardı arkası kesilmeyen bildirimlerin muhatabı durumundayız. Bilgi miktarı artıyor. Ama bu artış, her zaman öğrenmenin derinleşmesi anlamına da gelmiyor. Çoğu zaman zihnimizi yoran, dikkatimizi parçalayan bir gürültüye dönüşebiliyor. Oysa biliyoruz ki kalıcı öğrenme, düşünmeye zaman tanıyan, denemeyi ve tekrar etmeyi mümkün kılan sakin bir iklimi de beraberinde getirmesi gerekir. Burada geliştireceğiniz ya da geliştirmekte olduğunuz her ürünün, yaptığınız her bir yatırımın da bu iklimi nasıl etkilediğini hesapladığımızı tahmin ediyorum. Dikkati dağıtmak yerine toplanmasına katkı sunan, öğretmenin hazırlık ve ders yükünü hafifleten, sınıfta konunun daha iyi kavranmasını sağlayan çözümler, bu ekosistemde gerçek kalıcı bir değer üretecektir" şeklinde konuştu. "Vizyonumuzun akademik temeli ODTÜ’nün bilimsel gücüne dayanıyor" ETKİM ve ODTÜ Tekno Kent iş birliği ile hayata geçirilen projelerin, teknoloji alanında büyük gelişmelere öncü olacağını ifade eden ODTÜ rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil ise, "ETKİM’i ODTÜ ve ODTÜ Tekno Kent işbirliğiyle hayata geçirmenin ve üniversitemize ve bu teknoloji ekosistemine duyulan güvenin en güçlü ve en somut göstergelerinden biri olarak görüyoruz ve bu güven aynı zamanda bizler için çok önemli bir sorumluluk. Ülkemizin eğitimde küresel rekabet gücünü artırma yolunda bakanlığımızın önemli vizyonuna her zaman hizmet etmeye ve ülkemizin rekabet gücünü artırma yolunda üzerimize düşeni gerçekleştireceğiz. Bu vizyonumuzun uzun akademik temeli ODTÜ’nün bilimsel gücüne dayanıyor. Özellikle ODTÜ Eğitim Fakültemizde son yıllarda göstermiş olduğumuz kararlı ve istikrarlı gelişim, en son açıklanan sıralamalarda Türkiye’den ilk yüze giren tek eğitim fakültesi ve dünyada da 93. sırada olması hepimiz için büyük bir gurur kaynağı" ifadelerine yer verdi.