Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Bakan Gürlek: "Güçlü bir hukuk düzeni, emeğin güvencesidir"
21 Şubat 2026 Cumartesi - 22:24:54
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Güçlü bir hukuk düzeni, emeğin güvencesidir; güçlü bir tarım sektörü ise ülkemizin geleceğinin teminatıdır" dedi.
21 Şubat 2026 Cumartesi - 22:23
Bakan Göktaş, Aktaş ailesinin iftar sofrasına misafir oldu
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi’nden yararlanarak evlenen Aktaş ailesinin iftar sofrasına misafir oldu.
21 Şubat 2026 Cumartesi - 21:17
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ben güçlüysem her şeyi yapabiliriz diyen bir zihniyetten değiliz. Maalesef böyle bir zihniyet dünyada hakim hale gelmiş durumda. Biz şunu söylüyoruz hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız. Güçsüz olursanız o da çare değil. Güçlüler gelir haklı da olsanız bin bir türlü zulümler yapıyorlar. Dolayısıyla hem haklı olacağız hem güçlü olacağız" dedi.
21 Şubat 2026 Cumartesi - 17:47
Bakan Tekin: "Ben Özgür Özel kadar midesi geniş bir adam değilim"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "168 kişinin açıkladığı bildiride çok ciddi şekilde hukuki problemler var. ‘Burada ne var niye yargıya taşıyorsun’ diyorlar. Ben de diyorum ki; ben Özgür Özel kadar midesi geniş bir adam değilim. Anadolu’nun her tarafında küfür olarak belirlenen cümleleri kendi partisinden bir belediye başkanına mesajla yazıp ispatlandığı zaman bu küfür değildir diyecek bir şeyim yok benim. Ben o bildirideki ifadelerin bana, öğretmen arkadaşlarımıza, idareci arkadaşlarımıza ve Türk toplumuna hakaret içerisinde olduğunu düşünüyorum" dedi.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 15:02
Doç. Dr. Çolak: "Aile desteği yolculuğu güçlendiriyor"
Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanser hastalarında aile desteğinin tedavi sürecini güçlendirdiğini belirtti. 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle değerlendirmelerde bulunan Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanserin toplumda hala tek bir hastalık gibi algılandığını ancak bu yaklaşımın günümüz tıbbını yansıtmadığını belirtti. Kanserin köken aldığı organa, hücre tipine ve biyolojik özelliklerine göre çok farklı seyirler gösterebilen bir hastalık grubu olduğunu vurgulayan Çolak, "Bugün kanseri tek başına bir tanı olarak değil, kişiye özel değerlendirilmesi gereken bir süreç olarak ele alıyoruz" dedi. Erken tanı tedavinin seyrini doğrudan etkiliyor Kanserde erken tanının hayati önem taşıdığını ifade eden Çolak, tanı sürecinde doğru zamanda yapılan tetkiklerin ve multidisipliner değerlendirmenin hastalığın gidişatını belirlediğini söyledi. Erken evrede tespit edilen kanserlerde tedavi başarısının ve yaşam kalitesinin belirgin şekilde arttığını belirten Çolak, düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Kanser tedavisinde bütüncül yaklaşım öne çıkıyor Günümüzde kanser tedavisinin yalnızca ilaç ya da cerrahi girişimlerden ibaret olmadığını belirten Çolak, "Bütüncül yaklaşım hastayı fiziksel, psikolojik ve sosyal yönleriyle bir bütün olarak ele almak anlamına geliyor" diye konuştu. Çolak, tedavi sürecinde psikolojik destek, beslenme, yaşam tarzı düzenlemeleri ve yan etki yönetiminin de en az tıbbi tedaviler kadar önemli olduğuna dikkat çekti. Aile desteği tedavi yolculuğunu güçlendiriyor Kanser tedavisinin yalnızca hastayı değil, ailesini de kapsayan bir süreç olduğunu dile getiren Çolak, aile desteğinin hastanın motivasyonunu ve tedaviye bağlılığını olumlu yönde etkilediğini ifade etti. Çolak, ailenin doğru bilgilendirilmesinin hastanın duygusal yükünü hafiflettiğini ve süreci daha yönetilebilir kıldığını belirtti. 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle topluma mesaj veren Çolak, kanserle ilgili en yanlış algının ’çaresizlik’ olduğunu söyledi. Çolak, farkındalığın ve bilginin kanserle mücadelenin en güçlü unsurları olduğunu vurgulayarak, "Kanser, erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımlarıyla yönetilebilen bir hastalık grubudur" dedi.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 14:54
BBP Genel Başkanı Destici: "Savaş mı var bu ülkede de CHP barış konferansı düzenledi?"
CHP’nin düzenlediği ‘Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı’nı eleştiren Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Ana muhalefet partisi bir toplumsal barış konferansı düzenledi. Savaş mı var bu ülkede de barış konferansı düzenledi? Kimle kimin arasında savaş var? Türklerle Kürtler ne zaman savaştı da bugün savaşsınlar? Biz kardeşiz" dedi. BBP Genel Başkanı Destici, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında vatandaşlara deprem ve depreme hazırlık konusunda uyarılarda bulunarak, "Evet, yapılan çalışmalar var ama hâlâ yetersiz olduğunu görmekten de büyük bir üzüntü duyuyorum. Hâlâ milletimizin deprem konusunda yeteri kadar bilinçlendirilmediğini müşahede ediyoruz. İhtimal bir depremle karşılaşan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun hâlâ ne yapacaklarını bilmediğini biz biliyoruz. Buradakiler, biz de dahil olmak üzere. İşin doğrusu bu. Çocuklarımız, gençlerimiz, kadınlarımız, erkeklerimiz bilmiyor, büyük çoğunluğumuz bilmiyor. Maalesef bu eğitim konusunda büyük yetersizlik olduğunu buradan söylemek zorundayım. Bu sebeple depreme hazırlık konusunda vatandaşlarımız daha yoğun, daha etkili bir biçimde bilgilendirilmelidir. Bunun eğitimi yapılmalıdır. Okullarda ders olarak öğretilmelidir ya da bir dersin içerisinde bir bölüm olarak mutlaka bu eğitim verilmelidir. Çünkü her zaman gerçekleşen bir şey değildir" diye konuştu. Destici, afet anında yapılan çalışmaların istenilen seviyede olmadığını ancak sonrasında önemli başarılar sağlandığını belirterek, bu başarının afet öncesi ve afet anına da taşınması gerektiğini söyledi. Anma programları kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte Osmaniye’deki törene katılacaklarını ifade eden Destici, ardından afet bölgelerini teşkilatlarıyla ziyaret ederek, vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileteceklerini kaydetti. Epstein davasının tüm insanlığı ilgilendirdiğini belirten Destici, söz konusu suçların çok sayıda boyutu olduğunu ve onlarca yıla yayılan bir sürecin olduğunu ifade etti. Destici, basına yansıyan iddialara göre Türkiye’den de çocukların götürüldüğünü ve söz konusu olay üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmayı önemli bulduklarını vurgulayarak, süreci yakından takip edeceklerini bildirdi. "Öcalan’ın Epstein’den bir farkı yoktur" Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtılan rapordan cümleler aktaran Destici, "PKK, 1990’da bir askeri hizmet yasası çıkararak, istisnasız 18-25 yaşları arasında her Kürt kardeşimizin PKK’ya katılmaya mecbur olduğunu bildirdi. 1994’ten itibaren çocukları da askere almaya başladılar. 8-12 yaşlarındaki çocuklardan alay kurdular. 1998’de yüzde 10’dan fazlası kız olmak üzere 3 bin çocuk asker, PKK saflarına zorla katıldı. En genci 7 yaşındaydı. 1995’te KDP’ye karşı bir çatışmada çoğu çocuk olmak üzere bin PKK’lı öldürüldü. Çocukların önemli bir bölümü cinsel olarak da istismar edildiler. İntihar eylemlerinde kullanıldılar, örgüt için infazlarda öldürüldüler. Ya intihar ettiler ya da intihara zorlandılar. Bu Birleşmiş Milletler raporu. Bir yönüyle bunun da Epstein çarkından bir farkı yok. Türk basını haklı olarak Epstein’i dünyanın en iğrenç insanı olarak adlandırdı. Biz de altına imzamızı atıyoruz. Bütün bu raporlarda yer alan süreçlerden sonra terörist elebaşı Öcalan’ı nasıl isimlendireceğiz? Bize göre Epstein’den bir farkı yoktur ve bu yönüyle de yargılanmalıdır. İşte bu sebeplerle de PKK’ya, bebek katili elebaşına da, örgüt uzantılarına da saygı duymadık, duymayacağız ve asla el sıkışmayacağız" şeklinde konuştu. "CHP’ye toplumsal barış konferansı düzenlettirenlerin kimler olduğunun ortaya çıkartılması gerek" Destici, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Ana muhalefet partisi bir toplumsal barış konferansı düzenledi. Savaş mı var bu ülkede de barış konferansı düzenledi? Kimle kimin arasında savaş var? Türklerle Kürtler ne zaman savaştı da bugün savaşsınlar? Biz kardeşiz. Bir terör örgütü var. Bu terör örgütüyle de Türkiye Cumhuriyeti Devleti pazarlık masasına oturup barış sağlayamaz. Buradan barış çıkmaz. Cumhuriyet Halk Partisi’ne bu konferansı düzenlettirenlerin de kimler olduğunun ortaya çıkartılması gerekir. Bunların hangi niyeti taşıdıklarının da çok net bir şekilde ortaya çıkartılması gerekmektedir. Biz açıkça söylüyoruz. Devletine bağlı, yasalara uyan, vergisini veren, askerliğini yapan, evlatlarını askere gönderen, şehit olan, şehit veren vatandaşlarımızla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Türk milletine karşı ihanet eden insanların aynı haklara sahip olmaları adalete de insanlığa da vatana da millete de hakarettir. Başka millete, başka devlete, başka bayrağa bağlı olanların tümü nereye bağlılarsa oraya gönderilmeli" ifadelerini kullandı.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 14:34
Bakan Yerlikaya: "Sahil güvenliğimiz 2 vatandaşımızın tıbbi tahliyesini gerçekleştirdi"
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Balıkesir’de sahil güvenliğimiz 2 vatandaşımızın tıbbi tahliyesini gerçekleştirdi" dedi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Balıkesir’in Marmara ve Avşar adalarında rahatsızlanan 2 vatandaşın olumsuz hava şartları nedeniyle Sahil Güvenlik helikopteri ile tahliyelerinin gerçekleştirildiğini açıkladı. Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Balıkesir’de sahil güvenliğimiz 2 vatandaşımızın tıbbi tahliyesini gerçekleştirdi. Balıkesir’in Marmara Adası’nda ve Avşa Adası’nda olmak üzere iki ayrı olayda 2 vatandaşımızın rahatsızlandığı ve tıbbi tahliyelerine ihtiyaç duyulduğu bilgisi alındı. Ağır hava ve deniz koşulları sebebiyle vatandaşlarımızın denizden tıbbi tahliyelerinin sağlanamaması üzerine 1 Sahil Güvenlik helikopteri (TCSG-501) derhal bölgeye sevk edildi. Vatandaşlarımız, Sahil Güvenlik helikopterine alınarak Bandırma 6’ncı Ana Jet Üs Komutanlığında hazır bulunan 112 Acil Sağlık ambulansına bilinçleri açık vaziyette teslim edildi. Kurtarma çalışmalarını titizlikle yürüten Sahil Güvenlik Komutanlığımızı tebrik ediyorum. Allah yardımcınız olsun" dedi.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 14:29
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 5 örgüt hesabına erişim engeli
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından terör örgütü YPG/PKK ile ilişkisi tespit edilen 5 hesaba erişim engeli getirildi. Suriye ordusunun operasyonları sürerken, terör örgütü YPG/PKK adına Türkiye’yi hedef alan dijital medya kampanyalarını yürüten hesaplar İletişim Başkanlığı tarafından tespit edildi. İletişim Başkanlığı tarafından tespit edilen 5 örgüt hesabına Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından erişim engeli getirildi.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 13:02
Üzerine gecekondular inşa edilen kayalıklardan düşen parçalar iki binanın mühürlenmesine neden oldu
Ankara’da üzerine gecekondular inşa edilen kayalıklardan yağış nedeniyle yumuşayarak düşen devasa parçalar yan taraftaki apartmanın garaj girişini kapattı. Olay nedeniyle iki bina güvenlik tedbirleri nedeniyle tahliye edildi. İki gündür mağdur olduklarını söyleyen vatandaşlar, duruma tepki gösterdi. Olay, 2 Şubat gecesi Mamak ilçesi Akdere Mahallesi 395. Sokak’ta meydana geldi. Alınan bilgilere göre, üzerine gecekondular inşa edilen kayalıklardan yağışlar nedeniyle zamanla aşınarak parçalar düşmeye başladı. Son olarak iki gün önce meydana gelen sağanak nedeniyle kopan dev taş parçaları yan taraftaki apartmanın garaj girişine düştü. Olay nedeniyle 11 dairenin bulunduğu 3 katlı apartman ve yanında yer alan iki katlı bina tahliye edildi. Kayaların düştüğü alandaki evlerde maddi hasar meydana gelirken, garaj girişi de kapandı. Mahalle sakinleri ise belediye yetkililerinin kendilerine yardımcı olmadıklarını söyleyerek tepki gösterdi. "Bir iş yapılırken takipçiliği olmuyor maalesef" Olayla ilgili konuşan Akdere Mahalle Muhtarı Necati Gönültaş, "Buraya geldiğimde ekiplerin olduğunu gördüm. Bilgi almaya çalıştık. Yetkililerimizi aradık ama gece olmasından dolayı bir çoğuna ulaşamadık. Acil yardım ekipleri burada çalışmalarını gerçekleştirdi. Risk teşkil ettiğinden dolayı apartman mühürlendi. Bir iş yapılırken takipçiliği olmuyor maalesef. Bina yapımına izin veriliyor ama çevreye zararı var mı yok mu kontrol edilmiyor. İki bina arasında istinat duvarı olmayacağını, 80 santimetrelik perde duvarının yapılması gerektiğini öğrendim. Kaya üzerinde yıkılma tehlikesi olan bir gecekondu var. Belediye yetkilileriyle görüştüm. Mağdurların durumunun ne olacağını sordum. Herkes başka yerlere gitti. Görüştüğümüz kişiler apartmanın içine girilebileceğini söyledi. Bunu herkese açıklamalarını istediğimizde ise yanaşmıyorlar. Benim söylememi istiyorlar. Ben nasıl söyleyeyim. Bir durum yaşansa suçlu ben olacağım. Binayı kim mühürledi bilmiyoruz. Herkes birbirinin üzerine atıyor durumu. Belediye bizden müsaade istedi. Çalışma yapacağını ve bilgi vereceğini söyledi. Mağduriyetimiz hâlâ devam ediyor. Vatandaşlarımız hâlâ dışarda. Arada kalmış durumdayız. Yetkililerin bir çözüm bulması lazım. Gece olan olaylarda muhatap bulamıyoruz. Acil destek alabildiğimiz sürece sorunların üzerine gidebiliyoruz ama alamadığımız zaman sorunlar devam ediyor" dedi. "Belediye ekipleri hiç gelmedi buraya" Mağdurlardan Bahri Ekici, "Buradaki gecekondunun yıkılması gerekiyor. Yıkılmadığı sürece bizim mağduriyetimiz giderilmeyecek. İstinat duvarının inşa edilmesi lazım. Şu anda binaya giremiyoruz, mühürlediler. Bazen kaçak girmek zorunda kalıyoruz. 11 dairelik bir apartman bu. İçeride şu anda kimse yok. Mağduruz. Belediye ekipleri hiç gelmedi buraya. Aradık ama ulaşamadık. Gerekli yerlere de başvurduk, kimse ilgilenmedi. Belediye başkanı da tenezzül edip yardımcı olmadı. Buranın yeniden inşa edilmesi ve istinat duvarı yapılması lazım. Gecekondu eksik yapılmış zamanında. 3 metre daha ileride yapılması gerekiyormuş. Öylece bırakmışlar. Son olay yağıştan dolayı oldu. Kayalar düşünce deprem oldu sandık" ifadelerine yer verdi.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:31
Ticaret Bakanlığından Ramazan öncesi marketlerde fahiş fiyat denetimi
Ticaret Bakanlığı ekipleri, Ramazan ayına sayılı günler kala yaşanabilecek fahiş fiyat uygulamalarına karşı market denetimlerini yoğunlaştırdı. Ticaret Bakanlığı, vatandaşların mağduriyet yaşamaması adına temel gıda ürünleri olmak üzere piyasada oluşabilecek fahiş fiyat artışı, stokçuluk, fiyat etiketi gibi herhangi bir mağduriyet yaşamaması için denetimlerine devam ediyor. Ankara Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri tarafından bir markette yapılan denetimde başta ekmek, et ve peynir olmak üzere temel gıda ve ihtiyaç malzemelerinin etiketleri incelendi. Fiyat etiketinde ürünün üretim yerine, ayırıcı özelliğine, birim ve satış fiyatına bakan ekipler, malın kasa ve raf fiyatını da karşılaştırdı. Ticaret Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nın birlikte koordineli olarak gerçekleştirdiği denetimler çerçevesinde Tarım İl Müdürlükleri ve Ticaret İl Müdürlükleri aracılığıyla Ramazan ayı öncesinde ve süresince fahiş fiyat uygulamalarının önüne geçilmesi ve adil fiyat mekanizmalarının oluşturulmasının hedeflendiği bildirildi.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:19
Bakan Işıkhan: "5 immünoterapi ilacını Temmuz 2025’ten itibaren geri ödeme kapsamına aldık"
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "25 farklı kanser türüne karşı kullanılan 5 immünoterapi ilacını Temmuz 2025’ten itibaren geri ödeme kapsamına aldık" dedi. Bakan Işıkhan, 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle yaptığı açıklamada 25 farklı kanser türüne karşı kullanılan 5 immünoterapi ilacını Temmuz 2025’ten itibaren geri ödeme kapsamına aldıklarını ve son 6 ayda 22 bin kanser hastasının bu düzenlemeden faydalandığını belirtti. Bakan Işıkhan, 31 Aralık 2025 itibarıyla geri ödeme listelerinde 96’sı yurt dışından tedarik edilen, 820’si Türkiye’de ruhsatlı olmak üzere toplam 916 kanser ilacının da yer aldığını açıkladı.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:17
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ökten: "Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, derinleşmiş bir kader ortaklığıdır"
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, "Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, diplomasinin resmi kalıplarını aşan, zor zamanlarda gösterilen vefa ile derinleşmiş bir kader ortaklığıdır" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde 2016 yılından bu yana düzenlenen ‘Cinnah Genç Yazarlar Ödülü’ yarışmasının 8’incisi gerçekleştirildi. İki ülke arasındaki dostane ilişkilerin güçlendirilmesi ve gençlerin edebi yeteneklerinin desteklenmesi amacıyla düzenlenen yarışmanın bu yılki ana başlığı kompozisyon oldu. Türkiye genelinde lise düzeyindeki öğrencilerin katıldığı yarışmada, öğrenciler belirlenen tema doğrultusunda kaleme aldıkları kompozisyonlarla jüri karşısına çıktı. Yarışmada dereceye giren öğrencilere düzenlenen törenle ödülleri verildi. Ödül töreninde konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, yarışmanın Türkiye ile Pakistan arasındaki kültürel ve eğitim alanındaki iş birliğine katkı sunduğunu belirterek, gençlerin düşünce dünyalarını yazılı ifade etme becerilerinin gelişmesine önemli katkı sağladığını ifade etti. "Bu yarışmayı iki ülke arasındaki kardeşlik mirasının gerçekleşmesine imkan veren kıymetli bir zemin olarak görüyoruz" Ökten, Türkiye ve Pakistan’ın uzun yıllardır her mecrada birlikte hareket ettiklerini belirterek, "Bu yarışmayı, iki ülke arasındaki kardeşlik mirasının genç kuşakların dünyasında gerçekleşmesine imkan veren kıymetli bir zemin olarak görüyoruz. Hepimiz biliyoruz ki insan önce evinde insan olmayı öğrenir, karakterin, aidiyet duygusunun ve merhamet kültürünün tohumu ailede atılır. Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, diplomasinin resmi kalıplarını aşan, zor zamanlarda gösterilen vefa ile derinleşmiş bir kader ortaklığıdır. İstiklal Harbimizde Hint kıtasındaki Müslümanların Anadolu’ya ‘nefes olsun’ diyerek gönderdiği yardımlar, bu ortak hafızanın ilk kayıtlarıdır. Yakın geçmişte yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli depremlerde Pakistan’ın gösterdiği hassasiyet ve Pakistan’daki sel felaketlerinde Türkiye’nin seferberliği, birlikte sınanan bu kardeşlik şuurunun en somut tezahürüdür. Bu kardeşlik artık hükümetlerin ötesinde iki milletin müşterek iradesi haline gelmiştir" diye konuştu. Bakan Yardımcısı Ökten, gençlerin bu yarışma ile Türkiye-Pakistan ilişkilerine kalıcı bir iz bıraktıklarını da belirterek, gençlerin edebi kalemleri güçlendikçe daha da gelişeceklerini ifade etti. "80 yıla dayanan bir hikayemiz var" Türkiye-Pakistan ilişkilerinin yıllardır kardeşlik ilişkisine dayandığını ifade eden Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf Junaid ise, "Büyük lider Pakistan’ın vizyoner kurucusu Muhammed Ali Cinnah’dan adını alan bu prestijli kompozisyon yarışması, büyükelçiliğin Türkiye’de yürüttüğü diplomasi faaliyetlerinin bir tanesi. Yaklaşık 80 yıla dayanan bir hikayemiz var ve bu girişimle bu hikayeyi daha da derinleştirdik. Bu yarışmamız, gençlerin fikirlerinin büyümesi ve akademik mükemmeliyete verdiğimiz daimi önemi yansıtan bir girişim" şeklinde konuştu. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Doç. Dr. Ünal Eryılmaz, Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf Junaid ve öğrencilerin katıldığı program, fotoğraf çekimiyle son buldu.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:11
İkinci depreme ameliyatta yakalanıp, hekimlerin sedyeye sarılarak koruduğu Kenan Karadağ o anları anlattı
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen ilk depremde enkaz altında kalan, ikinci depreme ise ameliyat masasında yakalanan Kenan Karadağ, aylar süren tedavinin ardından yaşama tutundu. Deprem sırasında hekimlerin sedyeye sarılarak siper olduğu görüntüleri daha sonra izlediğini anlatan Karadağ, "Acil servisteyken ikinci deprem oluyor. O esnada üzerime beyaz gömlekli bir doktorun atladığını gösterdiler. 4 ay sonra bunu izledim. Hastanede 3 ayın sonunda yoğun bakımdan çıktıktan sonra doktor Okan hoca ile tanıştım. ’Ne aşamalardan geçtiğini bilmiyorsun, sana binde bir bile yaşam ümidi verilmedi ama sen literatüre girecek bir hastasın. O günkü şartlar altında yapabileceğimizin en iyisini yaptık’ dedi" diye konuştu. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler, 11 ilde büyük yıkıma neden oldu. 50 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği ve kamuoyunda ’asrın felaketi’ olarak adlandırılan depremlerde yükseköğretim kurumları ve üniversite hastaneleri birçok alanda katkı sundu. Malatya’nın Battalgazi ilçesinde 3 katlı apartmanın birinci katında eşi, çocuğu, 10’a yakın akrabasıyla yaşayan 62 yaşındaki Kenan Karadağ, ilk depremde binanın çökmesiyle 10 saat enkaz altında kaldı. Bacağı kesilerek enkazdan çıkarılan Karadağ, o dönemde yaşadıklarını anlattı. Depremde ailesiyle enkaz altında kaldığını belirten Kenan Karadağ, "Zifiri karanlık bir yerdesin. İlk şoku atlattıktan sonra eşim, ’Ben nefes alamıyorum, ölüyorum’ dedi. Küçük oğlum da yanımdaydı. Onun sesini duydum. Ben ilk anda ayağımın enkazda kaldığını hissettim. Oğluma, ’Annen nefes alamıyor, anneni düzelt’ dedim. Sonra eşimin sesi geldi. ’Şükür nefes almaya başladım’ dedi. Oğlum annesini çıkartıp bana, ’Baba seni de çıkaracağım’ dedi" ifadelerini kullandı. "Gözümün önünden beyaz bir perde geçti" O anlarda öleceğini düşündüğünü aktaran Karadağ, "Allah’ım ölümü bana kolaylaştır diye dua ettim. Bir anda kafam öne düştü, gözlerim kapandı, gözümün önünden beyaz bir perde geçti ve bitti. Hayatla ilgili hiçbir şeyim kalmadı" dedi. Bir doktorun ayağını kesmesinin ardından enkazdan çıkarıldığını anlatan Karadağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Acil servisteyken ikinci deprem oluyor. O esnada üzerime beyaz gömlekli bir doktorun atladığını gösterdiler. 4 ay sonra bunu izledim. Sedye bir o tarafa gidiyor, bir bu tarafa savruluyor. Herkes panik halinde, can korkusu var. Daha sonra beyaz önlüklü bir doktor geliyor sedyenin üzerine atlıyor, beni tutuyor. Ondan sonra aşağıya indiriyorlar ve hayatını kaybetmiş diyorlar. Hastanede 3 ayın sonunda yoğun bakımdan çıktıktan sonra doktor Okan hoca ile tanıştım. ’Ne aşamalardan geçtiğini bilmiyorsun. Sana binde bir bile yaşam ümidi verilmedi ama sen literatüre girecek bir hastasın. O günkü şartlar altında yapabileceğimizin en iyisini yaptık’ dedi." Yoğun bakımda 45 gün kaldığını anlatan Karadağ, "Böbrekler iflas etmiş, solunum gitmiş, kaç sefer kalp durmuş ama işte takdiri ilahidir. Enkazdayken diz kapağımın altından kesmişler, daha sonra kangren olmuş, yukarlara doğru kesim devam etmiş. Olmamış en son doktorlar, ’Küçük de olsa bir ümit var. Biz bunu kalçadan kesersek belki kangreni durdurabiliriz’ demiş ve bacağım kalçadan kesilmiş" diye konuştu. "Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk" Enkazdan çıkarıldıktan sonra Kenan Karadağ’a ilk müdahaleyi yapan İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Okan Aslantürk, ilk deprem olduktan sonra ekip olarak hastaneye gittiklerini söyledi. Aslantürk, bir bacağı ampute olan Karadağ’ı değerlendirdikleri sırada ikinci depreme yakalandıklarını belirterek, o günü şöyle anlattı: "Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk. Deprem durduktan sonra hastayı ameliyathaneye alıp işimize devam ettik. Onu takip etmek gerekiyordu, o halde bırakmamız ölmesi demekti. İlk anda bıraksaydık sedyeden düşecekti. Tutmak zorunda hissettim. ‘Onu nasıl yaparız, bunu yaparız’ gibi bir şey değil. Aslında ailem de hastanedeydi, benim odamda bekliyorlardı. O an onları düşünemiyorsunuz. O anlık bir şey. Çünkü hastanın sedyesinin bir tarafı açık, düşerse sıkıntı yaşarız diye hastanın başından ayrılamadık." O dönem 2 ay hastanede kaldıklarını anlatan Aslantürk, ekip arkadaşıyla beraber hastanedeki odalarında kanepede yattıklarını söyleyerek, "Hastane, bize ev oldu" dedi. "Neredeyse sedyeden düşecekti" İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Ergen de ikinci depremden sonra kimsenin hastaneye girmek istemediğini, büyük bir korku ve panik olduğunu aktardı. Ergen, şunları kaydetti: "Şunu fark ettim, çalışabilmeleri için orada herkesi motive etmem gerekiyordu. Çünkü bekleyen hastalar var, çalışan bir kurum var. Onların motivasyonu için çok uğraşmıştım. Birkaç deprem şokunu atlattıktan sonra herkes motive oldu zaten. Çalışmaya devam ettik. Çok kötü günlerdi. İlk depremde enkazda kalıp bacağı ampute edilmiş bir hastamız vardı. Genel durumu da çok kötüydü. Bir an önce onu ameliyathaneye indirmeye çalışıyorduk. O sırada ikinci deprem oldu. Okan hoca onu tuttu. Neredeyse sedyeden düşecekti, çünkü ciddi sallanıyordu. Okan hoca üstüne kapaklandı düşmesin diye. Başka bir sağlık memuru arkadaş daha vardı. Herkes kaçıştı, canını kurtarmaya çalışıyordu. Kendimizi düşünmek o sırada çok aklımıza gelmedi. Bir de binaya çok güveniyoruz, binaya bir şey olmayacağının farkındaydım." "Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin" Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere bir kez daha rahmet dileyerek, "Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin" dedi. Üniversitelerin ve üniversite hastanelerinin afetin en ağır şartlarında dahi hizmete bir an bile ara vermediğini, bilimsel birikimlerini, sağlık kapasitelerini ve insan kaynağını toplumun yararına seferber ettiğini vurgulayan Özvar, yükseköğretim kurumlarının gerek depremzedeler için fiziki imkan oluşturulmasıyla gerekse akademisyeninden öğrencisine kadar her paydaşı ile gönüllü faaliyetler yürütmesiyle önemli bir rol üstlendiğini kaydetti.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:02
Ameliyat sırasında depreme yakalandılar, hastaneyi terk etmeyip hastayı korudular
Ameliyat sırasında depreme yakalandılar, hastaneyi terk etmeyip hastayı korudular- Hastanede yaşanan panik anları kamerada MALATYA (İHA) - İnönü Üniversitesi doktorları, 6 Şubat ilk depreminde enkazda kalan Kenan Karadağ’a (62) hastanede müdahale edildiği sırada ikinci deprem meydana geldi. Doktorlar deprem anında hastaneden ayrılmadı, sedyeyi tutarak Karadağ’ın zarar görmesini engelledi, o anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler, 11 ilde büyük yıkıma neden oldu. 50 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği ve kamuoyunda ‘asrın felaketi’ olarak adlandırılan depremlerde yükseköğretim kurumları ve üniversite hastaneleri birçok alanda katkı sundu. Malatya’nın Battalgazi ilçesinde 3 katlı apartmanın birinci katında eşi, çocuğu, 10’a yakın akrabasıyla yaşayan Kenan Karadağ, ilk depremde binanın çökmesiyle 10 saat enkaz altında kaldı. Bacağı kesilerek enkazdan çıkarılan Karadağ, o onları şöyle anlattı: "Zifiri karanlık bir yerdesin. İlk şoku atlattıktan sonra eşim, ‘ben nefes alamıyorum, ölüyorum’ dedi. Küçük oğlum da yanımdaydı. Onun sesini duydum. Ben ilk anda ayağımın enkazda kaldığını hissettim. Oğluma, ‘Annen nefes alamıyor, anneni düzelt’ dedim. Sonra eşimin sesi geldi. ‘Şükür nefes almaya başladım’ dedi. Oğlum annesini çıkartıp bana, ‘Baba seni de çıkaracağım’ dedi." "Gözümün önünden beyaz bir perde geçti" O anlarda, öleceğini düşündüğünü aktaran Karadağ, "Allah’ım ölümü bana kolaylaştır diye dua ettim. Bir anda kafam öne düştü, gözlerim kapandı, gözümün önünden beyaz bir perde geçti ve bitti. Hayatla ilgili hiçbir şeyim kalmadı" dedi. Bir doktorun ayağını kesmesinin ardından enkazdan çıkarıldığını anlatan Karadağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Acil servisteyken ikinci deprem oluyor. O esnada üzerime beyaz gömlekli bir doktorun atladığını gösterdiler. 4 ay sonra bunu izledim. Sedye bir o tarafa gidiyor bir bu tarafa savruluyor. Herkes panik halinde, can korkusu var. Daha sonra beyaz önlüklü bir doktor geliyor sedyenin üzerine atlıyor, beni tutuyor. Ondan sonra aşağıya indiriyorlar ve hayatını kaybetmiş diyorlar. Hastanede 3 ayın sonunda yoğun bakımdan çıktıktan sonra Doktor Okan Hoca ile tanıştım. ‘Ne aşamalardan geçtiğini bilmiyorsun, sana binde bir bile yaşam ümidi verilmedi ama sen literatüre girecek bir hastasın. O günkü şartlar altında yapabileceğimizin en iyisini yaptık’ dedi." Yoğun bakımda 45 gün kaldığını anlatan Karadağ, "Böbrekler iflas etmiş, solunum gitmiş, kaç sefer kalp durmuş ama işte takdir ilahidir. Enkazdayken diz kapağımın altından kesmişler daha sonra kangren olmuş, yukarlara doğru kesim devam etmiş. Olmamış en son doktorlar, ‘Küçük de olsa bir ümit var, biz bunu kalçadan kesersek belki kangreni durdurabiliriz’ demiş ve bacağım kalçadan kesilmiş" diye konuştu. "Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk" Enkazdan çıkarıldıktan sonra Kenan Karadağ’a ilk müdahaleyi yapan İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Okan Aslantürk, ilk deprem olduktan sonra ekip olarak hastaneye geldiklerini söyledi. Aslantürk, bir bacağı ampute olan Karadağ’ı değerlendirdikleri sırada ikinci depreme yakalandıklarını söyleyerek, o günü şöyle anlattı: "Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk. Deprem durduktan sonra hastayı ameliyathaneye alıp işimize devam ettik. Onu takip etmek gerekiyordu, o halde bırakmamız ölmesi demekti. İlk anda bıraksaydık sedyeden düşecekti. Tutmak zorunda hissettim. ‘Onu nasıl yaparız, bunu yaparız’ gibi bir şey değil... Aslında ailem de hastanedeydi, benim odamda bekliyorlardı, o an onları düşünemiyorsunuz. O anlık bir şey Çünkü hastanın sedyesinin bir tarafı açık, düşerse sıkıntı yaşarız diye hastanın başından ayrılamadık." "Hastane, bize ev oldu" Bu süreçte 2 ay süreyle hastanede kaldıklarını anlatan Aslantürk, ekip arkadaşıyla beraber hastanedeki odalarında kanepede yattıklarını söyledi. Aslantürk, "Hastane, bize ev oldu" dedi. "Neredeyse sedyeden düşecekti" İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Ergen de ikinci depremden sonra kimsenin hastaneye girmek istemediğini; büyük bir korku ve panik olduğunu aktardı. Ergen, şunları kaydetti: "Şunu fark ettim; çalışabilmeleri için orada herkesi motive etmem gerekiyor çünkü bekleyen hastalar var, çalışan bir kurum var. Onların motivasyonu için çok uğraşmıştım. Birkaç deprem şokunu atlattıktan sonra herkes motive oldu zaten. Çalışmaya devam ettik. Çok kötü günlerdi. İlk depremde enkazda kalıp bacağı ampute edilmiş bir hastamız vardı. Genel durumu da çok kötüydü. Bir an önce onu ameliyathaneye indirmeye çalışıyorduk. O sırada ikinci deprem oldu. Okan hoca onu tuttu. Neredeyse sedyeden düşecekti çünkü ciddi sallanıyordu. Okan hoca üstüne kapaklandı düşmesin diye. Başka bir sağlık memuru arkadaş daha vardı. Herkes kaçıştı, canını kurtarmaya çalışıyordu. Kendimizi düşünmek o sırada çok aklımıza gelmedi. Bir de binaya çok güveniyoruz, binaya bir şey olmayacağının farkındaydım." "Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin" Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere bir kez daha rahmet dileyerek, "Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin" dedi. Üniversitelerin ve üniversite hastanelerinin, afetin en ağır şartlarında dahi hizmete bir an bile ara vermediğini, bilimsel birikimlerini, sağlık kapasitelerini ve insan kaynağını toplumun yararına seferber ettiğini vurgulayan Özvar, yükseköğretim kurumlarının gerek depremzedeler için fiziki imkan oluşturulmasıyla gerekse akademisyeninden öğrencisine kadar her paydaşı ile gönüllü faaliyetler yürütmesiyle önemli bir rol üstlendiğini kaydetti.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:01
Erken teşhis hayat kurtardı: 55 yaşındaki hasta rektum kanserini yendi
Ankara’da geçmeyen ishal şikayetleri ve kilo kaybıyla hastaneye başvuran Ergin Bora, rektum kanseri olduğunu öğrendi. Bora, erken teşhisle sağlığına kavuştu. Ergin Bora, kilo kaybı ve ishal şikayetleriyle Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan tetkikler sonucunda rektum kalın bağırsak kanseri olduğunu öğrenen 55 yaşındaki hasta, erken teşhis ve uygun tedavi yöntemiyle sağlığına kavuştu. Bora, bunların yanı sıra moralini de yüksek tuttuğunu söyleyerek eğer umutsuz olunursa hastalığın seyrinin de olumsuz ilerleyeceğini belirtti. Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Hicran Anık, 55 yaşındaki hastanın kilo kaybı ve geçmeyen ishal şikayetleriyle hastaneye başvurduğunu anlattı. Anık, "Hastaya kolonoskopi yapıldığında da rektumda, yani kalın bağırsağın son 15 santimetrelik bölümünde bir kitle tespit edildi. Oradan alınan biyopsi sonucu da maalesef kanser ile uyumlu geldi. Hastaya biz rektum kanseri olduğu için ameliyat öncesinde total neoadjuvan tedavi dediğimiz bir tedavi uyguluyoruz. Kemoterapi, kemoradyoterapisini tamamladıktan sonra cerrahiye verdik ve hasta şimdi iyileşti ve takiplerde 3 aylık aralıklarla bize takibe geliyor. Hasta tamamen küre oldu" şeklinde konuştu. "Hasta çoğumuzun ’ishal aman geçer’ dediği süreçte öyle bir ihmalkarlıkta bulunmadı ve doktora başvurdu" Hastaların önemsemedikleri şikayetlerin ileride büyük problemlere yol açabileceğini belirten Anık, "Hasta aslında çoğumuzun ihmal ettiği, ’ishal aman geçer dediği’ süreçte öyle bir ihmalkarlıkta bulunmadı ve doktora başvurdu. Kolonoskopide de bu dönemde daha uzak yerlere yayılmadan yarası daha bölgeselken tespit edildi ve bu sayede tamamen iyileşebildi. Kolon kanseri zaten çok sinsi ilerleyen bir kanser türü. Hastalar yıllarca geçmeyen karın ağrıları, ishal kabızlık dönemleri olabiliyor. Bunları ihmal etmemelerini öneriyoruz. Yine dışkı çapında incelmeler, bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler, büyük tuvalette kırmızı kan gördüklerinde mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurmalarını öneriyoruz" ifadelerini kullandı. "50 yaşından sonra mutlaka herkesin bir gastroenteroloji uzmanına başvurmasını öneriyoruz" Kanser taramalarının yapılması gerektiğine de dikkati çeken Anık, "Tüm bu şikayetleri beklemeden aslında dünyada hem kadın hem erkek cinsiyette üçüncü sıklıkta görülen bir kanser türü olduğu için hiçbir şikayeti beklemeden de 50 yaşından sonra mutlaka herkesin kolonoskopi yapılmak üzere bir gastroenteroloji uzmanına başvurmasını öneriyoruz" diye konuştu. "Erken teşhis hastanın hayat kalitesini ve yaşam tarzını tamamen değiştiriyor" Anık, erken teşhisin önemini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Erken teşhis hastanın hayat kalitesini ve yaşam tarzını tamamen değiştiriyor. Eğer hasta 50 yaşına gelip bir kolonoskopi yaptırırsa hiç kanser gelişmeden de o polip dediğimiz kanser öncülü lezyonlar çıkarılıp tamamen hastayı kanserden kurtarabiliriz, önleyebiliriz. Kanser erken evredeyse de diğer organlara yayılmadan tamamen kür şansı olabilir. Erken teşhis bu nedenle çok önemli. Hatta ailede kolon kanseri öyküsü varsa 50 yaşını beklemeden daha erken doktora başvurmalarını öneriyoruz. Çünkü son yıllarda da 40-50 yaş arasında kolon kanseri vakasında yüzde 20 artış var. O yüzden Avrupa ve Amerika artık bu tarama yaşını 45 yaşına çekti. Kadın erkek tüm hastalarımız lütfen 50 yaşında en az bir kolonoskopi yapılmak üzere gastroenteroloji uzmanına başvursunlar." "Kendi kendime moral verdim" 55 yaşındaki hasta Ergin Bora ise, kanser olduğunu öğrendiğinde umudunu kaybetmediğini belirterek erken teşhis nedeniyle içinin rahat olduğunu söyledi. Bora, "Vallahi şimdi yara dediler. Ben biliyordum kanser olduğum için hiç üzülmedim. Zaten üzülürsen temelli yıkılırsın. Kendi kendime moral verdim. Dedim inşallah atlatırım ben bu hastalığı. Hocalarım sayesinde atlattım" dedi. Hastalığı sürecinde halsizlik yaşadığını dile getiren Bora, "90 kilo geliyordum. 73 kiloya indim. En az 20 kilo verdim" diye konuştu.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:18
Sağlık ve sosyal hizmet işkolunda en fazla dava ‘ödenmeyen ücretler’ ve ‘fazla mesai’ için açıldı
Sağlık ve sosyal hizmet işkolunda en fazla dava ‘ödenmeyen ücretler’ ve ‘fazla mesai’ için açıldı. Öz Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert, davaların bir bölümünün sonuçlandığını, bir bölümünün ise devam ettiğini söyledi. Öz Sağlık-İş Sendikası tarafından binlerce sağlık işçisi adına Sağlık Bakanlığı’na, yine binlerce sosyal hizmet işçisi adına da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na farklı konularda dava açıldı. Bir bölümü devam eden, pek çoğu sonuçlanan bu davalarda sağlık işçileri için ilk sırayı ücret, ikramiye ve ilave tediye alacaklarından kaynaklanan yüzdelik alırken, en çok dava açılan ikinci konu ise kıdemli işçiliği teşvik primi alacak davaları oldu. Sağlık işçilerini kendi kurumları olan Sağlık Bakanlığı ile davalı hale getiren bir diğer başlık ise fazla mesai ücretleri için açılan davalardan oluştu. Üyesi olan sağlık işçileri için bakanlığa binlerce dava açan Öz Sağlık-İş Sendikası, özellikle gece vardiyası zammı, hafta tatili ücretleri, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, kıdem tazminatı ve fark alacağı, yemek ücreti, yol parası, giyim yardımı, işe iade, meslek kodu, hizmet zammı, süt yardımı alacağı, risk tazminatı, iş kazası, mobbing, disiplin cezaları iptali, temsilci iş yeri iadesi gibi pek çok konudaki binlerce davayı takip ediyor. Binlerce sosyal hizmet işçisi için en çok ‘fazla mesai ücreti’ davası açıldı Öz Sağlık-İş Sendikası, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan sosyal hizmet işçisi üyeleri adına da binlerce farklı dava açtı. Bir kısmı devam eden davalarda ilk sırayı fazla mesai ücretlerinden kaynaklanan davalar aldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı nezdinde açılan davalarda ikinci sıraya ulusal bayram ve genel tatil ücretleri yerleşti. Gece çalışma ücretleri, yıllık ücretli izin alacakları, kıdem tazminatı ve fark alacakları, işyeri ve çalışma şartlarının değiştirilmesine ilişkin işlem iptalleri, disiplin cezası iptalleri, işe iade ve temsilci yer değişikliği konulu davalarda çeşitli mahkemelerde görülmeye devam ediyor. Sendikanın özellikle ev tipi çalışılan kurumlara açtığı işçi davalarında alınan sonuçlar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile imzalanan son toplu sözleşmeye yansıtıldı ve bu işçilerin hakları garanti altına alınmış oldu. Konuyla ilgili açıklama yapan HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Öz Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert, bu davaların sayısal olarak her an değişiklik arz ettiğinin altını çizerek, "Sendika olarak bir tek kuruş işçi alacağının üstünü kapatmayız" dedi. "Üyelerimizin haklarını sadece toplu sözleşme masalarında savunmuyoruz" Gerek Sağlık Bakanlığı, gerekse Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı nezdindeki davaların bir bölümünün sonuçlandığını, bir bölümünün devam ettiğini, güçlü bir hukuk bürosu ile yeni davaların, dosyaların hazırladığını söyleyen Sert, "Üyelerimizin haklarını sadece toplu sözleşme masalarında savunmuyoruz. Sendikacılıkta saha gerçeği diye bir şey var. Uygulamadan kaynaklı sıkıntıları takip etmezsek, üyenin hak kaybının önüne geçemeyiz. Bu sadece üyenin hakkını korumak değil, işverenin hakkını da korumaktır. Öz Sağlık-İş Sendikası olarak dava açmadan önce işveren kuruluşlara bütün uyarılarımızı yapıyor, sonuç alamadığımız noktada davaları açıyoruz. Bir işçi örgütü olarak önceliğimiz bu ülkeye canla başla fedakârca hizmet eden sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin her kuruşu helal olan haklarının alınması, bu hakların hukuk aracılığı ile iade edilmesinin sağlanmasıdır" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder