Yerel Haberler
Ankara
28 Mayıs 2026 Perşembe - 13:51 Sincan Belediyesinden 720 personel bayram boyunca sahada Sincan Belediyesi, Çimşit ve Yenikent’te oluşturulan 4 ayrı kesim noktasında ve pazar alanlarında veteriner hekimi gözetiminde kurban kesim hizmeti sundu. Vatandaşların herhangi bir aksaklık yaşamaması için görev başında olan 720 kişilik ekip, bayram boyunca sahada aktif olarak çalışmalarını sürdürüyor. Sincan Belediyesi, vatandaşların Kurban Bayramı’nı huzur ve güven içinde geçirebilmesi için tüm imkanlarını seferber etti. Bayram süresince 720 personel ile sahada görev alan ekipler, kurban kesim ve temizlik çalışmalarını titizlikle yürütüyor. 60 kasabın görev aldığı Yenikent ve Çimşit’teki 4 kurban kesim alanı ile pazar yerlerinde veteriner hekimi kontrolünde kurbanlıkların kesim işlemleri gerçekleştirildi. Vatandaşlar güvenle kurban ibadetlerini yerine getirirken, temizlik ekipleri de kesim işlemlerinin ardından anında temizlik çalışması yaptı. Çöp konteynerleri yıkandı. Dezenfeksiyon çalışmaları yürütüldü. Zabıta ekipleri denetimlerini sürdürdü, kesim alanları dışında kurban kesimi yapan şahıslara cezai yaptırım uygulandı. Kaçan kurbanlıkların yakalanması için oluşturulan kurban yakalama ekibi ise bayram süresince göreve devam edecek. Temizlikten zabıtaya, veteriner hizmetlerinden teknik ekiplere kadar birçok birim koordineli şekilde çalışırken, vatandaşlar sunulan hizmetlerden memnun kaldıklarını ifade etti.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 13:49 DEM Parti’den AK Parti’ye bayram ziyareti Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Kurban Bayramı dolayısıyla AK Parti’ye bayram ziyaretinde bulundu. Genel Başkan Yardımcısı Mahfuz Güleryüz, Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya ve Parti Meclis Üyesi Zeyno Bayramoğlu’ndan oluşan DEM Parti heyeti, Kurban Bayramı dolayısıyla AK Parti’ye bir ziyarette bulundu. DEM heyetini, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Sivil Toplum ve halkla ilişkiler Başkan yardımcısı Selahattin Yağcı, Sivas Milletvekili Rukiye Toy, Gençlik Kolları MYK Üyesi Abdullah Uçan karşıladı. AK Parti Genel Merkezindeki ziyarette konuşan Yayman, bayramların birlik ve beraberlik duygusunun aktarılması bakımından çok önemli olduğunu dile getirdi. Yayman, fikirlerin ve düşüncelerin farklı olabileceğini ama Türkiye’nin geleceği noktasında ortak paydada buluşmanın önemli olduğu düşüncesinde olduklarını da kaydetti. DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahfuz Güleryüz de bayramın; barışa, kardeşliğe ve huzura katkı sunmasını temenni ettiklerini söyledi. "Önemli bir kavşaktan geçiyoruz" Türkiye’nin önemli bir kavşaktan geçtiğine ve önemli bir süreç yaşadığına dikkati çeken Güleryüz, "Biz, bu sürecin ülkemiz adına barışa ve demokratikleşmeye vesile olmasını diliyoruz. Bunun için çok çalışıyoruz. Bu süreçte sadece bizlerin değil bütün toplumsal dinamiklerinin sorumluluk almasını, Türkiye’nin barışı, huzuru ve ortak geleceği için eşit yurttaşlık temelinde yeniden bir inşa için sorumluluk almasını arzu ediyoruz. Sorunlar, problemler yaşadık ama tarihimiz güçlü çıkışların yapılabileceğinin de ortak tarihine sahip. Dolayısıyla bu sorunlarımızı demokrasi kültürü içerisinde birbirimizin farklılıklarını bir zenginlik olarak kabul ederek, demokratikleşmeyi arzulayan bir toplumun neferleri olarak sorumlulukla bu süreçten çıkacağımıza inanıyoruz" ifadelerini kullandı. "Meselemiz, Türkiye’yi daha aydınlık bir geleceğe taşımaktır" Yayman ise sadece Türkiye’nin değil dünyanın da çok önemli değişim dönemlerini yaşadığını belirterek, "Orta Doğu’da yaşanan gelişmelere bakıldığında, ABD ve İsrail’in İran’a müdahalesini düşündüğümüzde Türkiye’nin neden iç cephesinin güçlü olması gerektiği, neden birlik beraberliğinin önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız her konuşmasında tarihi vurguları yapmakta. Sayın Devlet Bahçeli çok tarihsel bir konumda yer almakta. Biz de Cumhur İttifakı olarak bu konuda çok önemli adımların atılmasına öncülük etmekteyiz. Tarihi bir dönemi hep beraber yaşıyoruz. Önce komisyonun kurulması, adaya ziyarete gidilmesi ve komisyonumuzun raporunun çıkması çok tarihi adımlardı. Bu noktada adımların atılmasını çok önemli buluyoruz. Burada sadece silahların elden değil zihinlerden de bırakılmasının önemine bir kez daha vurgu yapılması gerekiyor. Meselemiz, Türkiye’nin demokrasi standardını yükseltmek, sorun çözme yeteneğini artırmak ve Türkiye’yi daha aydınlık bir geleceğe taşımaktır. Türkiye bunu başarabilir, bizim inancımız buna tamdır" değerlendirmesinde bulundu. Terörsüz Türkiye sürecinin olumsuz etkilenmemesi için bir an önce doğru bir mimariyle yürütülmesi gerektiğine inandıklarının altını çizen Güleryüz, hükümetin bu süreçte yol haritasını hayata geçirme beklentisi içerisinde olduklarını aktardı. "İç cepheyi güçlendirmek bölge bakımından da tarihi önemdedir" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman da zamanın artık pratik adımlar zamanı olduğunu dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti: "Silahların bırakılması, tespit ve teyit meselesi, bu çağrılara uygun olarak hareket edilmesi, yasaların çıkarılması gibi adımlar çok önemlidir. Cumhurbaşkanımız her konuşmasında bu konuya vurgu yapmaktadır. Sayın Bahçeli bu konuda çok önemli sözler söylemekte. Bu meselenin çözülmesini isteyenler var, çözülmesini istemeyen içeriden ve dışarıdan bir takım odaklar var. Dolayısıyla iç cepheyi güçlendirmek sadece Türkiye’nin iç toplumsal kardeşliği bakımından değil bölge bakımından da tarihi önemdedir."
28 Mayıs 2026 Perşembe - 13:46 Bakan Kacır: "Milli hava-hava füzelerimiz harp başlıklı atış testlerini başarıyla tamamlayarak doğrulama sürecini geride bıraktı" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin milli hava-hava füzeleri ’GÖKDOĞAN’ ve ’BOZDOĞAN’ın doğrulama sürecini başarıyla geride bıraktığını bir video paylaşımıyla duyurdu. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sosyal medya hesabı üzerinden yayınladığı video kliple, yerli ve milli imkanlarla geliştirilen hava-hava füzeleri ’GÖKDOĞAN’ ve ’BOZDOĞAN’ın harp başlıklı atış testlerini tam isabetle tamamladığını açıkladı. Bakan Kacır paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Milli hava-hava füzelerimiz harp başlıklı atış testlerini başarıyla tamamlayarak doğrulama sürecini geride bıraktı. Bu sadece bir test değil, gökyüzündeki caydırıcılığımızın, mühendisliğimizin ve kararlılığımızın somut bir göstergesi." Proje mimarlarına teşekkür Bakan Kacır, projenin mimarlarını da unutmadı ve projelerde emeği geçenlere "TÜBİTAK SAGE’mizin mühendis ve teknisyenleri başta olmak üzere bu büyük başarıda emeği bulunan tüm paydaşlarımızı yürekten kutluyorum. Ülkemize hayırlı olsun" ifadeleriyle teşekkür etti. Kacır, mesajını ’MilliTeknolojiHamlesi’ etiketiyle sonlandırarak, "Milli Teknoloji Hamlesi yolunda çok daha güçlü yarınlara" mesajı verdi. Bakan Kacır’ın paylaştığı videoda ’GÖKDOĞAN’ ve ’BOZDOĞAN’ın test anları ve füzelerin özelliklerine ilişkin detaylar paylaşıldı. Son testlerin harp başlığıyla yapılmasının ardından testleri tamamlanan füzelerin seri üretim süreçleri başlıyor.
Sincan Belediyesi’nden kadınların hayatına dokunan sohbetler
14 Ocak 2026 Çarşamba - 16:12 Sincan Belediyesi’nden kadınların hayatına dokunan sohbetler Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan’ın destekleri ve eşi Emine Ercan’ın öncülüğünde yürütülen ’Kadın Kadına Aile Sohbetleri’ programı, bu ay Uzman Psikolog ve Yazar Hatice Kübra Tongar’ı ağırladı. Sincan Belediyesi’nin her ay kadınlara yönelik düzenlediği Kadın Kadına Aile Sohbetleri programının bu ayki konuğu Uzman Psikolog ve Yazar Hatice Kübra Tongar oldu. Rüstem Altunbaş Konferans Salonu’ndaki programda, ahlaklı ve sınırlarını bilen bir nesil için anne babaların nasıl bir yol izlemesi gerektiği üzerine detaylı bir sohbet gerçekleştirildi. Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, ilçede yaşayan kadınlara yönelik aile havasında geçen etkinlikleri aralıksız sürdüreceklerini belirtti. "Kadınların mutluluğuna katkı vermeye gayret ediyoruz" Programda konuşan Başkan Ercan, Sincan’a hizmette geri durmayacaklarını belirterek, "Bugün kıymetli hocam ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Çok coşkulu bir kalabalık var, hepiniz hoş geldiniz. Çok şükür Sincan’a hizmet etme şerefini Allah bize vesile kıldı. Sizin gibi güzel insanları gördükçe motivasyonum çok daha artıyor. Rabbim inşallah güç kuvvet verir daha fazlasını Sincan’a kazandırmaya devam ederiz. Bu anlamda bugün bizim yanımızda olup, sizin mutluluğunuza katkı yapmak üzere aramıza teşrif eden Hatice Kübra hocamıza çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: "(Gece kulüplerinde kız çocuklarının çalıştırıldığı iddiası) Söz konusu olay geçtiğimiz yıl ortaya çıkartılmıştır"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 16:08 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: "(Gece kulüplerinde kız çocuklarının çalıştırıldığı iddiası) Söz konusu olay geçtiğimiz yıl ortaya çıkartılmıştır" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Ankara’da kız çocuklarının gece kulüplerinde çalıştırıldığı iddialarına ilişkin, "Söz konusu olay geçtiğimiz yıl ortaya çıkartılmıştır. Halihazırda haberlerde iddia edildiği gibi bir durum bulunmamaktadır. Adli makamların harekete geçmesi ve soruşturmanın başlatılması sağlanmış, haberlere konu olan çocuklar ise ivedilikle devlet korumasına ve gözetimine alınmıştır" açıklamasını yaptı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, son günlerde bazı basın yayın organlarında yer alan "Ankara’nın gece kulüplerinde kız çocukları çalıştırılıyor" başlıklı haberlere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, "Söz konusu olay geçtiğimiz yıl ortaya çıkartılmıştır. Halihazırda haberlerde iddia edildiği gibi bir durum bulunmamaktadır. Geçtiğimiz yılın eylül ve ekim aylarında kuruluşlarımıza ilk kabulleri yapılan çocukların beyanları Bakanlığımız tarafından ihbar kabul edilip, adli makamlara suç duyurusunda bulunulmuştur. Böylelikle adli makamların harekete geçmesi ve soruşturmanın başlatılması sağlanmış, haberlere konu olan çocuklar ise ivedilikle devlet korumasına ve gözetimine alınmıştır. Bakanlığımızca Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusu doğrultusunda başlatılan soruşturma neticesinde, ilgili işletmelere yönelik operasyonlar düzenlenmiştir. Bu kapsamda adli mercilere sevk edilen şüpheliler tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Devam eden soruşturmada çocuklarımızın üstün yararının korunması göz önünde bulundurularak ilgili dosya hakkında gizlilik kararı verilmiştir" ifadelerine yer verildi. Yargı sürecinin titizlikle takip edileceği vurgulanan açıklamada, "Çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunması en temel önceliğimizdir. Çocuklarımızın güvenliğini tehdit edecek hiçbir ihmal ve istismara müsamaha gösterilmeyecek ve bu konudaki mücadelemiz kararlılıkla sürdürülecektir. Evlatlarımızın huzurlu ve güvenli bir gelecekte büyümeleri için tüm imkanlarımızla yanlarında olmaya devam edecek, suçluların en ağır cezayı alması için Bakanlık olarak davaya müdahil olup, yargı sürecini titizlikle takip edeceğiz" denildi.
ABB Başkanı Yavaş’tan ilginç çıkış: "Ankara’da su problemi yok"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 15:54 ABB Başkanı Yavaş’tan ilginç çıkış: "Ankara’da su problemi yok" Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, medyaya yansıyan su kesintisi haberlerinin dezenformasyon amaçlı yapıldığını iddia ederek, "Ankara’da su problemi yok" dedi. ABB Başkanı Mansur Yavaş, Başkent’te yaşanan su kesintilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. ABB konferans salonunda gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Yavaş, Ankara’da su sıkıntısı olmadığını, bu konuda dezenformasyon yapıldığını öne sürdü. Mansur Yavaş, toplantının yapıldığı salonda bulunan vatandaşlara seslenerek, "Suyu kesilenler Allah rızası için elini kaldırsın. Kaldırsın elini" dedi. Yavaş şunları kaydetti: "Dünyanın içinden geçtiği süreç, sıradan bir kuraklık değil. Bu bilim insanlarının adını koyduğu şekliyle bir iklim kırılmasıdır. Yani eski düzenin bittiği, yeni ve çok daha sert bir doğa rejiminin başladığı bir dönemdeyiz. Birleşmiş Milletler Dünya Meteoroloji Örgütü ve uluslararası bilim çevreleri açıkça söylüyor. Akdeniz havzası Türkiye’nin de içinde olduğu bu kuşak, dünyadan en hızlı kuruyan bölgesi haline geldi. Yağmur yağıyor ama toprağa işlemiyor. Kar yağıyor ama barajları doldurmuyor. Buharlaşma artıyor, yeraltı suları çekiliyor ve kaynaklarımız hızla tükeniyor. Bu küresel tablo Elazığ’ı da vuruyor. Kayseri’yi de, Konya’yı da, Malatya’yı da, yurdun çeşitli yerlerini ve elbette Ankara’yı da. Bugün Ankara tarihinin en kurak hidrolojik dönemini yaşıyor. Bunu tahminle değil, rakamlarla söylüyoruz. Bakın nüfusumuz da artarken barajlara gelen su azalıyor. 1994’te Ankara’da kişi başına düşen yıllık su miktarı 41 metreküptü, 2008’de 45 metreküptü, 2025’te bu rakam 19 metreküpe düştü." "200 gün dediğiniz göz açıp kapatıncaya kadar geçer" Ankara’nın su açısından oldukça fazla fakirleştiğini ifade eden Yavaş, "Bir yanda 6 milyona yaklaşan bir şehir, öte yanda her geçen yıl daha az gelen su. Az önce ekranda gördüğünüz baraj görüntüleri, işte bu gerçeğin fotoğrafıdır. Geçen yıl bu noktaların tamamında su vardı. Bu tablo iklim krizinin Ankara’ya düşen payıdır. Bizim görevimiz şudur arkadaşlar. Bu gerçeği gizlemek değil, bu gerçeğe rağmen Ankara’yı ayakta tutmaktır. Ben bugün burada siz Ankara’yı izleyenlere korku salmak için anlatmıyorum bunları. Ankara’nın 200 günlük suyu var demiştim. 200 gün dediğinizde göz açıp kapatıncaya kadar geçer. Bu süreçte de ciddi miktarda tasarruf ettik. Bunu da söyleyeyim size" diye konuştu. "Ankara’da su problemi yok" Ankara halkının güvenini boşa çıkarmadıklarını ve çıkarmayacaklarını savunan Yavaş, "Kimsenin hakkını da kimseye yedirmedik. Bundan sonra da yedirmeyeceğiz. Bir gün hepimizin görevi bitecek. Önemli olan o gün geldiğinde geriye ne bıraktığımız kalacak. Başınız dik olsun, bizim başımız dik, sizlerin de içi rahat olsun. Değerli basın mensupları, Ankara’da şu anda su problemi yok. Ankara’da şu anda su problemi yok. Tekrar ediyorum yayın yapacaklara. Ankara’da şu anda su problemi yok. Ankara’da su problemi yok" dedi.
CHP Genel Başkanı Özel: "Murat Çalık’ta yeni bir kitle oluştu ve o kitle alındı"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 13:41 CHP Genel Başkanı Özel: "Murat Çalık’ta yeni bir kitle oluştu ve o kitle alındı" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Murat Çalık’ın sağlık durumuna ilişkin, "Çalık cezaevinde kalmaya devam ediyor ve o günden bugüne hastalığının nüksetmesine yönelik olarak çok sayıda emare vardı, çok haklı kaygılar vardı. Şimdi yeni bir kitle oluştu ve o kitle alındı. Yüreğimiz ağzımızda, şimdi yine o laboratuvarın sonucunu bekleyeceğiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, KKTC’deki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ile parti genel merkezinde bir araya geldi. Yaklaşık 1 saat süren görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özel, dayanışma içinde olduklarını aktararak, "Zaten siyasete, Kıbrıs sorununa aynı perspektiften bakan, dünyada insanların siyasetten beklentilerine aynı bakış açısıyla çözüm üreten, aynı niyetle siyasete girmiş insanlar olarak dayanışmamızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Özel, görevden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ile Gezi davasından tutuklu bulunan Şehir Plancısı Tayfun Kahraman’ın sağlık durumlarıyla ilgili soru üzerine şunları söyledi: "Murat Çalık’ın hastalığı, Tayfun Kahraman’ın da öyle, cezaevi şartlarında beklenilecek bir hastalık değil. İyi beslenme, stresten uzak bir yaşam ve özellikle hem Tayfun Kahraman için hareket kısıtlamasının olmaması, Murat Çalık açısından da düzenli olarak ve özel diyetine dikkat ederek beslenmesi gerektiği doktorlar tarafından defalarca raporlara yazıldı. Murat Çalık için yazılan rapor, ilk rapor tahliyesi için yeterliydi ve tüm kamuoyu bunu bekliyordu. Ama adli tıp kurumunda yaşananlar ve ardından yeni sevk ve o yeni sevk sırasında hastane üzerinde oluşturulan baskı sonucunda ikinci rapor olması gerektiği gibi düzenlenmedi. Çalık cezaevinde kalmaya devam ediyor ve o günden bugüne hastalığının nüksetmesine yönelik olarak çok sayıda emare vardı, çok haklı kaygılar vardı. Şimdi yeni bir kitle oluştu ve o kitle alındı. Yüreğimiz ağzımızda, şimdi yine o laboratuvarın sonucunu bekleyeceğiz." "Tayfun Kahraman suçsuzdur" Gezi olaylarında kendilerinin de bulunduğunu söyleyen Özel, "Oradaki arkadaşlar yatıyorsa hepimiz adına yatıyorlar. Ama en suçsuzlarımız yatıyorlar. Bu kadar net söylüyorum. Gezi, son derece haklı bir hassasiyetle başlayan ’ağaçlar kesilmesin diye’ son derece barışçıl ve son derecede demokratik talepler içeren bir protestoydu. Son günlerinde yaşanan birkaç istisnai olayı hepimize ve özellikle içeride yatan arkadaşlarımıza yüklemeniz doğru değil" dedi. Tayfun Kahraman’ın suçsuz olduğunu savunan Özel, "Gezi olaylarında hepimiz vardık, en suçsuzumuz Tayfun Kahraman’dır. Tutmuş, onu 18 yıl hapse mahkum ettirmiş. Tayfun, oradaki görevi Şehir Plancıları Odası’nın başkanı olarak şehirle ilgili bir duyarlılığı dile getirmiştir" açıklamasında bulundu. "Türkiye ile olan ilişkilerimiz bizim için yaşamsal öneme sahiptir" CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ise, iki partinin çok fazla ortak değerleri olduğunu aktararak, "Hukukun üstünlüğü, adalet, barış. Bunlar bizim için çok önemli ve temel ilkeler ve temel değerler. Kendi ülkelerimizde de bunun mücadelesini ve çalışmalarını sürdürüyoruz" diye konuştu. Demokratik değerlere daha fazla sahip çıkılması gereken bir dönemden geçildiğini aktaran İncirli, "Biz CTP olarak Türkiye ile olan ilişkilerimize çok büyük bir önem veriyoruz ve bu ilişkilerin doğru zeminde güçlü ve karşılıklı saygıya dayalı bir şekilde ilerlemesi üzerinde de çalışıyoruz. Türkiye ile olan ilişkilerimiz bizim için hayati öneme sahiptir" ifadelerini kullandı. Doğu Akdeniz’de hızla değişen bir jeopolitik yapı olduğunu belirten İncirli, "Bu bizi tedirgin ediyor. Bölgesel barış ve istikrarın anahtarının Kıbrıs’taki çözüm olduğunu da bir kez daha gösteriyor Doğu Akdeniz’deki jeopolitik değişim" şeklinde konuştu.
TVHB Başkanı Eroğlu: "Matmazel adlı köpeğin kaybı geçici bir hüküm olarak kalmamalı"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 13:32 TVHB Başkanı Eroğlu: "Matmazel adlı köpeğin kaybı geçici bir hüküm olarak kalmamalı" Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Matmazel adlı köpeğin kaybı geçici bir hüküm olarak kalmamalı. Kalıcı önlemlere, güçlü denetim mekanizmalarına ve caydırıcı yaptırımlara da dönüşmelidir" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, Ankara’nın Yenimahalle ilçesindeki Demetevler Metro İstasyonu’nda belediye görevlilerince darbedildiği ve yürüyen merdivenlere sıkıştırıldığı iddia edilen 15 yaşındaki ‘Matmazel’ adlı dişi köpekle ilgili açıklamalarda bulundu. Eroğlu, Matmazel’in kaybının geçici bir hüküm olarak kalmaması gerektiğini ve kalıcı önlemler için caydırıcı yaptırımlar olması gerektiğini ifade etti. "Otopsi raporu gerekli makamlara iletildi" Matmazel adlı köpeğin 15 yaşında olduğunu ve otopsi yapılmak üzere Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne gönderildiğini söyleyen Eroğlu, "Bizim aldığımız bilgilere göre, otopsi raporunda geçen ifadelere bakarsanız köpeğin önce darbedildiği, daha sonra da kaçarken yürüyen merdivenlere takılarak hayatını kaybettiği anlaşılmış oldu. Gerçekten artık ülkemizin bu tip görüntülerden ya da haberlerden kurtulması lazım. Bu hayvan olabilir, başka bir can olabilir. Böyle darbedilerek hayatına son verilmesi şeklindeki bir olay hepimizi derinden üzüyor" diye konuştu. "İnsanların bilinç seviyesinin yükseltilmesi gerekiyor" Sahipsiz hayvanların 5199 sayılı Kanun’da yapılan değişikle can olarak değerlendirildiğini söyleyen Eroğlu, "TVHB olarak bize bağlı 72 ilimizde il ve bölge odamız var. Oda başkanlarımızla yaptığımız görüşmelerde, sahadaki veteriner hekim arkadaşlarımızla, biz bütün canlıların yaşamına saygı gösterilmesi ve yaşamının devam etmesi için meslek yemini yapmış meslek grubuyuz. Biliyorsunuz geçen yıl İçişleri Bakanlığımız bir çalışma başlattı, bakımevi için doğal yaşam alanlarının oluşturulması şeklinde. Bunlar iyi gelişmeler ancak burada özellikle bir şeyin altını tekrar çizmekte fayda var. Bütün görevlilerin, kamu görevlilerinin ve hayvan-insan ilişkilerinin, hayvan sevgisi, hayvanların haklarının nasıl muhafaza edileceği, onların refah şartları, insanların hayvanlara olan muamelesi konularında mutlaka bir eğitim, insanların bilinç seviyesinin yükseltilmesi gerekiyor" diye konuştu. "Matmazel’in kaybı geçici bir hüküm olarak kalmamalı" Bu tür olaylarda caydırıcılık konusuna değinen Eroğlu, şu ifadelere yer verdi: "Bizim ecdadımız ilk defa dünyada hayvan hastanelerini oluşturmuş. Bunları da dikkate aldığımız zaman bir an önce ülkemizde bu tip görüntülerin sona ermesi ve bununla ilgili hem yasal hem de adli tedbirlerin alınması, insanların bilinç seviyesinin yükseltmesi gibi çalışmaların da kısa zamanda başlatılması ve devam ettirilmesi gerekiyor. Yaşam hakkı hiçbir zaman pazarlık konusu olamaz. Bir toplumun gerçek uygarlık düzeyi, en savunmasız canlıların nasıl korunduğuyla ölçülür. Matmazel adlı köpeğin kaybı geçici bir hüküm olarak kalmamalı. Kalıcı önlemlere, güçlü denetim mekanizmalarına ve caydırıcı yaptırımlara da dönüşmelidir."
Bakan Kacır: "Savunma sanayimizin ihracatı, geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştı"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 13:07 Bakan Kacır: "Savunma sanayimizin ihracatı, geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştı" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 185 ülkeye ulaştırılan yerli ve milli ürünlerle Türkiye’nin küresel ölçekte yüksek teknoloji markası haline geldiğini belirterek "Yalnızca ülkemizin değil; dostlarımızın ve müttefiklerimizin de güvenliğine katkı sunan savunma sanayimizin ihracatı, geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştı" dedi. Savunma Sanayii Başkanlığı Savunma Sanayii Akademisi tarafından Millî Yetkinlik Hamlesi kapsamında düzenlenen Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi’nin ikincisi, 14-15 Ocak tarihlerinde Ankara’da bir otelde gerçekleştiriliyor. "Yeteneğin Lideri, Liderin Yeteneği" temasıyla düzenlenecek zirvede liderlik, insan kaynağı yönetimi, yetkinlikler ve gelecek vizyonu başlıkları ele alınıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, savunma sanayiinde 3 bin 500’ü aşkın şirket, araştırma kurumları ve üniversitelerde yaklaşık 100 bin çalışanın yer aldığı güçlü bir üretim ve teknoloji geliştirme ağına sahip olunduğunu bildirdi. Kacır, Türk savunma ve havacılık firmalarının dünya çapındaki görünürlüğünün her geçen yıl arttığını belirterek, "Yalnızca ülkemizin değil; dostlarımızın ve müttefiklerimizin de güvenliğine katkı sunan savunma sanayimizin ihracatı, geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştı. 185 ülkeye ulaştırdığımız yerli ve milli ürünlerimizle, Türk savunma sanayii markasını küresel ölçekte kalitenin ve yüksek teknolojinin sembolü haline getirdik" şeklinde konuştu. 23 yılda 369 milyar liralık yatırımın önü açıldı Son 23 yılda savunma sanayii alanında 965 yatırımın teşvik edildiğini aktaran Kacır, bu yatırımlarla toplam 369 milyar liralık yatırım hacminin önünün açıldığını ifade etti. Kacır, 2002’den bu yana TÜBİTAK burs ve destek programları aracılığıyla 2 bin 142 savunma sanayii projesine destek sağlandığını belirterek, "4 bin 300 bilim insanımız ve gencimize toplam 64,1 milyar lira kaynak sunduk" değerlendirmesinde bulundu. Kritik savunma projeleri TÜBİTAK bünyesinde geliştirildi TÜBİTAK enstitüleri bünyesinde hayata geçirilen projelere değinen Kacır, GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN ve SOM-J gibi milli füzelerin, KUZGUN akıllı mühimmat ailesinin, milli muharip uçak KAAN’ın ana yönetim bilgisayarları ve gerçek zamanlı işletim sisteminin bu çalışmaların somut çıktıları olduğunu söyledi. GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN projelerinin ardından ramjet motorlu uzun menzilli füze GÖKHAN’ın geliştirildiğini kaydeden Kacır, bu projenin Türkiye’nin hava hakimiyetine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Yeni nesil teknolojiler savunma mimarisine entegre ediliyor Milli Teknoloji Hamlesi’nin sağladığı ivmenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurgulayan Kacır, "Caydırıcılığımızı en üst seviyeye çıkaracağız. Teknolojiyi sahada en etkin biçimde kullanabilen ülkeler gelecekte söz sahibi olacak" dedi. Bu doğrultuda lazer, elektromanyetik silahlar, otonom ve sürü sistemler, siber güvenlik, uzay, hipersonik ve kuantum teknolojilerinin savunma mimarisine entegre edilmesine yönelik projeler başlatıldığını aktaran Kacır, yenilikçi teknolojilerin öncelikli alanlar arasında yer aldığını kaydetti. Ar-Ge merkezleri ve girişimler destekleniyor Savunma sanayiinde 79 Ar-Ge ve tasarım merkezinde 23 bin 700 kişinin istihdam edildiğini belirten Kacır, teknoparklarda faaliyet gösteren 340 girişimde ise yaklaşık 7 bin 900 çalışanın görev yaptığını söyledi. Her ölçekteki girişimin ihtiyaçlarına yanıt verecek altyapı ve destek mekanizmalarının geliştirildiğini ifade eden Kacır, "Ana yüklenicilerimiz ile girişimler arasındaki iş birliğini güçlendirerek yeni başarı hikâyelerinin filizlenmesini ve hızla ölçeklenmesini sağlayacağız" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Geçmişte başkalarından parasını vererek alamadığımız ürünleri tüm dünyaya ihraç eder duruma gelmiş durumdayız"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 13:06 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Geçmişte başkalarından parasını vererek alamadığımız ürünleri tüm dünyaya ihraç eder duruma gelmiş durumdayız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Geçmişte başkalarından parasını vererek alamadığımız ürünleri bugün biz tüm dünyaya ihraç eder duruma gelmiş durumdayız" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ankara’da bir otelde Savunma Sanayii Akademisi tarafından Milli Yetkinlik Hamlesi çerçevesinde düzenlenen Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi’ne katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Türkiye’nin kalkınma iradesinin bilgi üretme kapasitesini sahaya yansıtan, karar alma süreçlerini güçlendiren ve kurumsal yapıları uzun vadeli hedefler etrafında bütünleştiren bir anlayışla şekillendiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin savunma sanayiindeki gelişimi çok önceden gördüğünü ve önemli mesafeler aldığını kaydeden Yılmaz, "İyi ki yola erken çıkmışız. Dünyamızın bugün içinden geçtiği sürece baktığımız zaman bunun önemini çok daha iyi anlıyoruz. Bugün dünyada güç siyasetinin egemen olduğu bir ortamdayız. Uluslararası kurumların, kuralların zayıfladığı, uluslararası hukukun etkili olamadığı bir dönemdeyiz. Özellikle bu dönemde ülkelerin kendi yetkinliklerine dayalı bir gelişim sergilemeleri çok daha kritik hale gelmiş durumda. Teknoloji ve bilgi üretemeyen, sadece teknolojik ürünler tüketen toplumların geleceği olamaz. Bilim ve teknoloji üretip, bunu kalkınma süreçlerine yaygınlaştıran ülkelerin geleceği inşa ettiğini görüyoruz. Türkiye bu anlamda çok büyük başarı ortaya koymuş durumda. Geçmişte başkalarından parasını vererek alamadığımız ürünleri bugün biz tüm dünyaya ihraç eder duruma gelmiş durumdayız" ifadelerine yer verdi. "Tarihimizde ilk defa savunma sanayiinde çift haneli ihracat rakamlarına ulaşmış olduk" Savunma sanayii ihracatının geçen yıl aralık ayında aylık 2 milyar dolar, yıllık ise 10 milyar doların üstüne çıktığına dikkati çeken Yılmaz, "Tarihimizde ilk defa savunma sanayiinde çift haneli ihracat rakamlarına ulaşmış olduk. Bu hepimize büyük bir gurur verdi. Bu konuda da emeği geçenleri yürekten tebrik ediyoruz. 185 ülkeye ihracat yapıyoruz, 230 kalemde çeşitlilik sağlamış durumdayız ve artık Türkiye küresel bir oyuncu. 3 bin 500’ü aşkın firmamız var, bin 400’ün üzerinde proje yürütülüyor. Bu alanda 100 bin doğrudan istihdam var. 20 milyar doların üzerinde ciro büyüklüğüne ulaşmış durumdayız" diye konuştu. "Ekonomimizin tamamında teknolojiye dayalı yüksek katma değerli bir yapı inşa etmemiz açısından son derece önemli" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, savunma sanayiinde elde edilen yetkinliklerin zamanla ekonominin tamamına sirayet ettiğini belirterek, "Diğer sektörleri de etkiliyor, dönüştürüyor. Buradaki çaba sadece savunma sanayii ile ilgili değil, ekonomimizin tamamında teknolojiye dayalı yüksek katma değerli bir yapı inşa etmemiz açısından son derece önemli. Bu açıdan da daha bütüncül olarak bakıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Bu fırsatları sadece belli çevrelerdeki insan kaynağına değil, tüm Türkiye’ye taşımamız lazım" Yetenek yönetiminin kamu, üniversiteler ve özel sektör tarafından ortak biçimde sahiplenilmesi gereken bir alan olduğunun altını çizen Yılmaz, "Bu zirvenin en güzel taraflarından biri de bu, işin içinde kamu, özel sektör ve üniversiteler var. Bunu bir araya getirmek işin anahtarı diye inanıyorum. Kamunun rolü; hedefleri ortaya koymak, standartları belirlemek, koordinasyonu sağlamak ve fırsat eşitliğini güçlendirmektir. Ülkemizin neresinde doğmuş olursa olsun, hangi sosyoekonomik geçmişten geliyor olursa olsun tüm gençlerimize bu alanın bir fırsat olarak sunulması lazım. Sadece metropollerde, belli okullarda ve çevrelerdeki insan kaynağına değil bu fırsatları tüm Türkiye’ye taşımamız lazım. Bir çocuğumuz hangi yöremizde doğmuş olursa olsun ‘çalışırsam ben de ileride bu noktaya gelebilirim’ diyebilmelidir. Bunu dedirttirebildiğimiz zaman topyekun kalkınma dediğimiz hadise de gerçekleşmiş olur diye inanıyorum. Bu bakış açısıyla insan kaynaklarına yatırımı Türkiye Yüzyılı hedeflerimizin de en stratejik alanı olarak görüyoruz" dedi. Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Bölgesel kariyer fuarlarının da önemli olduğunu düşünüyoruz. 1 milyondan fazla öğrenci ve mezunumuzu işverenlerle ve kariyer imkanlarıyla bu ortamlarda buluşturduk. Bunlar da çok değerli faaliyetler. TEKNOFEST gibi bir marka haline gelmiş faaliyetlerin de altını çizmek isterim. Orada da benim en önemli gördüğüm husus şu; çocuklarımıza, gençlerimize bu heyecanı tattırmak ve özgüven kazandırmak. Bunu yaptığınız zaman gerisi bir şekilde kendiliğinden geliyor. Bu fuarları yalnızca birer tanıtım alanı değil, karşılıklı etkileşime dayalı bilgilendirme, yönlendirme ve rehberlik alanları olarak konumlandırıyoruz. Böylece gençlerimizin iş dünyasını yakından tanımalarını, beklentileri doğru okumalarını ve kariyerlerini daha bilinçli şekilde yönlendirmelerini sağlayarak istihdam edilebilirliklerini güçlendirmeyi amaçlıyoruz."
Savunma Sanayii Başkanı Görgün: "2025’te 98 mühendis yurt dışına giderken, 190 uzmanımız döndü"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 12:39 Savunma Sanayii Başkanı Görgün: "2025’te 98 mühendis yurt dışına giderken, 190 uzmanımız döndü" Savunma Sanayii (SSB) Başkanı Haluk Görgün, insan kaynağının savunma sanayiinin kopyalanamaz stratejik gücü olduğunu vurgulayarak, "2025’te 98 mühendis yurt dışına giderken, 190 uzmanımız yeniden ekosistemimize katıldı. Başvurulardaki yaklaşık üç kat artış, bu dönüşümün toplumsal karşılığını da gösteriyor" dedi. Savunma Sanayii Akademisi tarafından Milli Yetkinlik Hamlesi kapsamında düzenlenen Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi’nin ikincisi, 14-15 Ocak tarihlerinde Ankara’da bir otelde gerçekleştiriliyor. Zirvenin açılışında konuşan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, savunma sanayiinde asıl gücün platformlardan veya yazılımlardan değil, insan kaynağının niteliğinden geldiğini belirterek, "Bizler bugün burada savunma sanayiinin ‘yumuşak gücünü’ değil, en keskin ‘akıl gücünü’ konuşmak için bir aradayız. Kümülatif mühendislik aklı ve kurumsal hafıza, bir ulusun kopyalanamayacak tek stratejik varlığıdır" dedi. Görgün, Yetenek Yönetimi Zirvesi’nin genç zihinlerin potansiyelini sektörün ihtiyaçlarıyla buluşturmayı hedeflediğini vurgulayarak, OECD ve NATO düzeyindeki küresel yetenek yönetimi pratiklerinin incelendiğini, bu modellerin Türkiye’nin dinamikleriyle sentezlenerek milli inovasyon ekosistemini besleyecek yeni bir mimari oluşturulduğunu söyledi. "Biz yalnızca bugünü değil, 10 yıl sonrasının lider kadrosunu bugünden simüle ediyoruz" Milli Yetkinlik Hamlesi’nin klasik bir eğitim yaklaşımının ötesinde olduğunu ifade eden Görgün, "Bu program, topyekûn bir zihniyet dönüşümünü hedefleyen entegre bir ulusal kapasite inşa modelidir. Yetkinliği stratejik planlamanın merkezine alıyor, kurumsal sürdürülebilirliğin ve uluslararası rekabetçiliğin temel yapı taşı olarak konumlandırıyoruz" diye konuştu. Erken yetenek keşfinden liderlik potansiyelinin ortaya çıkarılmasına kadar uzanan sürecin Savunma Sanayii Akademisi çatısı altında yürütüldüğünü aktaran Görgün, "Bugün Savunma 101 dersinde gördüğümüz bir genç, 2035’in insansız savaş uçağının baş tasarımcısı olabilir. Biz yalnızca bugünü değil, 10 yıl sonrasının lider kadrosunu bugünden simüle ediyoruz" ifadelerini kullandı. Beyin göçünde denge tersine döndü Savunma sanayiinde nitelikli insan kaynağının ülkeye kazandırılmasının stratejik bir öncelik haline geldiğini kaydeden Görgün, 2023’te yurt dışına giden 339 mühendise karşılık sadece 47 dönüş yaşandığını, 2025 itibarıyla ise bu dengenin ilk kez pozitife döndüğünü açıkladı. Görgün, "2025’te 98 mühendis yurt dışına giderken, 190 uzmanımız yeniden ekosistemimize katıldı. Başvurulardaki yaklaşık üç kat artış, bu dönüşümün toplumsal karşılığını da gösteriyor" ifadelerini kullandı. Bu başarının dört temel adımla sağlandığını belirten Görgün, Avrupa’nın birçok kentinde düzenlenen Yurtdışı Teknoloji ve Yetkinlik Buluşmaları, mühendislerle kurulan birebir iletişim ağları, ‘Beyin Göçünden Beyin Gücüne’ çalıştayları ve şirketlerin yürüttüğü yurt dışı yetenek ve staj programlarına işaret etti. Binlerce genç savunma sanayii ile tanıştırıldı Savunma Sanayii Akademisi’nin faaliyetlerine de değinen Görgün, 214 farklı eğitimle 3 bin 400’ün üzerinde üniversite öğrencisine ulaşıldığını, 890’dan fazla lise öğrencisinin ise 26 farklı eğitim aracılığıyla savunma sanayiiyle tanıştırıldığını söyledi. Savunma Kariyer Platformu’nun 250 binden fazla kullanıcıyı 320’den fazla firmayla buluşturduğunu aktaran Görgün, gençler için dijital bir kariyer rehberi oluşturulduğunu kaydetti. 42 binin üzerinde çalışan, yüksek nitelikli kadro TUSAŞ, ASELSAN, ROKETSAN, TEI, HAVELSAN, ASPİLSAN ve İŞBİR başta olmak üzere vakıf şirketlerinde 42 bini aşkın çalışanın görev yaptığını belirten Görgün, bu personelin neredeyse tamamının lisans mezunu olduğunu, yurtiçi lisans mezuniyet oranının yüzde 98’in üzerinde bulunduğunu ifade etti. Şirketlerde 252 yurt dışı lisans, 752 yurt dışı yüksek lisans ve 150 yurt dışı doktora mezununun görev yaptığını aktaran Görgün, bu tablonun savunma sanayiinin yüksek nitelikli insan kaynağına sahip olduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi. "Hedefimiz 2028 yılına kadar 158 bin kişilik nitelikli savunma sanayii istihdamına ulaşmak" Zirvenin ana hedefinin yetkinliği bireysel değil, bütüncül bir ekosistem olarak ele almak olduğunu vurgulayan Görgün, insan kaynakları yönetiminde dijital modellerle desteklenen yeni bir paradigma oluşturduklarını söyledi. Görgün, "Gelecek, hazırlanmakta olanlarındır. Hedefimiz 2028 yılına kadar 158 bin kişilik nitelikli savunma sanayii istihdamına ulaşmak. Teknolojik bağımsızlık kaleyi kurar, yetenekteki tam bağımsızlık ise o kaleyi fethedilemez kılar" diyerek sözlerini tamamladı.
Öğretmenlerin mazerete bağlı yer değiştirme işlemlerine ilişkin duyurular yayımlandı
14 Ocak 2026 Çarşamba - 12:37 Öğretmenlerin mazerete bağlı yer değiştirme işlemlerine ilişkin duyurular yayımlandı Milli Eğitim Bakanlığı (MEB ), aile birliği, sağlık, can güvenliği, engellilik durumu ve diğer nedenlerle il içi ilçe grupları arası ve iller arası yer değişikliği talebinde bulunacak öğretmenler için başvuru sürecinin 14 Ocak’ta başlayacağını duyurdu. MEB, 2026 yılı yarıyıl tatili öğretmenlerin mazerete bağlı yer değiştirme işlemlerine ilişkin duyurular yayımladı. Yer değişikliği işlemleri, önceki yıllardan farklı olarak ‘il içinde ilçe grupları arasında’ ve ‘iller arası’ olarak iki ayrı takvim sürecinde gerçekleşeceği belirtildi. Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarında görev yapan öğretmenlerden ‘Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nde sayılan aile birliği, sağlık, can güvenliği, engellilik durumu ve diğer nedenlerden birine bağlı olarak mazereti bulunanların, il içinde ilçe grupları arasında ya da iller arası yer değiştirme başvurularının 14-19 Ocak’ta başlanacağı belirtildi. İl içi ilçe grupları arasında yer değiştirme için ön başvuru 14-19 Ocak’ta İl içinde ilçe grupları arasında yer değiştirme için öğretmenler ön başvuru aşamasında 14-19 Ocak 2026 tarihleri arasında belgeleri ile birlikte mazeretlerini bildireceği, ön başvurusu onaylanan öğretmenlerin, ikinci aşamada 20-22 Ocak 2026 tarihleri arasında tercih başvurusunda bulunabileceği belirtildi. Atamaların, 23 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirileceği vurgulanırken, ataması gerçekleştirilenlerin ayrılma işlemleri, 23 Ocak 2026 tarihi itibarıyla yapılabilecek. Ayrıca il içi ilçe grupları arasında yer değiştirme işlemleri duyurusu kapsamında eş emekliliğine bağlı olarak yer değişikliği başvuruları kabul edilmeyeceğinin de altı çizildi. İller arası yer değiştirmede 360 gün sigorta süresi İller arasında yer değiştirme için ise öğretmenlerin birinci aşamada 14-19 Ocak 2026 tarihleri arasında belgeleri ile birlikte mazeretlerini bildireceği, ön başvurusu onaylananların ikinci aşamada 27-29 Ocak 2026 tarihleri arasında tercih başvurusunda bulunabileceği belirtildi. Atamaların 30 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirileceği ifade edilirken, ataması gerçekleştirilenlerin ayrılma işlemleri ise 30 Ocak 2026 tarihi itibarıyla yapılabilecek. Aile birliği mazereti kapsamında yer değişikliği yapacaklar için talep edilen yerde 360 gün sigortalılık süresi istenileceği ifade edilirken, ikinci aşamada alanlar itibarıyla norm kadro açığı bulunan eğitim kurumlarının tamamı ile muhtemel boşalacak eğitim kurumları tercih edilebilecek. Yer değiştirmeler, tercih edilen eğitim kurumları dikkate alınarak hizmet puanı üstünlüğü esasına göre elektronik ortamda gerçekleştirilecek.
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy: "Rami, yaşamın içinde bir kültür ve buluşma mekanına dönüştü"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 12:23 Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy: "Rami, yaşamın içinde bir kültür ve buluşma mekanına dönüştü" İstanbul’un en büyük kütüphanesi olan Rami Kütüphanesi, 3. yılını geride bıraktı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 3 yılda 7,7 milyonu aşkın ziyaretçi ağırlayan Rami’nin bir kültür ve buluşma mekanına dönüştüğünü belirtti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından 3. yaşını kutlayan Rami Kütüphanesi’yle ilgili paylaşım yaptı. Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hizmete sunduğu Rami Kütüphanesi’nin kısa sürede İstanbul’un en yoğun ilgi gören kültür merkezlerinden biri hâline geldiğine dikkati çekti. Ersoy’un paylaştığı verilere göre Rami Kütüphanesi, 3 yıllık sürede milyonlarca ziyaretçiyi ağırlarken, binlerce etkinliğe ev sahipliği yaptı ve yüz binlerce kitabın okurla buluşmasına aracılık etti. Bakan Ersoy, yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "İstanbul’un en büyük kütüphanesi Rami Kütüphanesi 3 yaşında. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle İstanbul’umuza kazandırdığımız Rami Kütüphanesi; mimarisi, hizmet anlayışı ve sunduğu imkânlarla kısa sürede her yaştan vatandaşımızın yoğun ilgisini çeken, yaşamın içinde bir kültür ve buluşma mekanına dönüştü. 3 yılda 7,7 milyonu aşkın ziyaretçi, 2,9 milyar etkileşim, 8 bin 36 etkinlik, 2 milyonun üzerinde katılımcı, 302 bin ödünç kitap. Konferanslardan sergilere, çalıştaylardan sinema ve konserlere kadar pek çok etkinlik, Rami’nin nasıl yaşayan bir merkez haline geldiğini açıkça gösteriyor. Bakanlığımız Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."