Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Şereflikoçhisar’da Ramazan coşkusu: Öğrencilerden Ramazan manileri söyledi
19 Şubat 2026 Perşembe - 21:53:48
Ankara’nın Şereflikoçhisar ilçesinde Ramazan ayı, anlamlı ve kültürel bir etkinlikle karşılandı. Öğrenciler, şehir merkezinde bir araya gelerek Ramazan manileri söyledi. Şereflikoçhisar’da Ramazan ayı, anlamlı ve kültürel bir etkinlikle karşılandı. Tuzgölü Anadolu Lisesi öğrencileri, okul müdürü Mehmet Cam ve öğretmenlerinin öncülüğünde şehir merkezinde bir araya gelerek Ramazan manileri söyledi. Şehir merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler, geleneksel mani kültürünü yaşatarak vatandaşlara Ramazan’ın manevi atmosferini hissettirdi. Sokaklarda yankılanan maniler, hem esnaf hem de vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılandı. Etkinlik, özellikle büyüklerin geçmiş Ramazan hatıralarını canlandırırken, çocuklar ve gençler için de kültürel bir öğrenme deneyimi oldu. Okul yönetimi ve öğretmenlerin rehberliğinde hazırlanan programın amacının; birlik, beraberlik ve paylaşma duygularını pekiştirmek olduğu belirtildi. Vatandaşlar ise öğrencilerin bu anlamlı çalışmasından dolayı memnuniyetlerini dile getirerek emeği geçenlere teşekkür etti. Ramazan ayının ruhuna uygun olarak gerçekleştirilen bu etkinlik, ilçede takdir toplarken geleneksel değerlerin genç nesiller aracılığıyla yaşatılmasının önemini bir kez daha ortaya koydu.
19 Şubat 2026 Perşembe - 21:15
Bakan Gürlek, İstanbul 2 No’lu Barosu Başkanı Şamlı’yı kabul etti
Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul 2 No’lu Barosu Başkanı Yasin Şamlı ve yönetimini kabul etti. Adalet Bakanı Gürlek, İstanbul 2 No’lu Barosu Başkanı Şamlı ve yönetimini kabul etti. Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İstanbul 2 No’lu Barosu Başkanı Yasin Şamlı ve yönetimini Bakanlığımızda ağırladık. Serbest savunmanın temsilcisi avukatlarımızın mesleki faaliyetlerine yönelik verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Baro Başkanımıza ve yönetimine nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
19 Şubat 2026 Perşembe - 21:11
Sağlık çalışanları iftar sofrasında buluştu
AK Parti Genel Merkezi’nde, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan’ın ev sahipliğinde düzenlenen iftar programında Ankara’da kamuda görev yapan sağlık çalışanları aynı sofrada bir araya geldi. AK Parti Genel Merkezi’nde, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Politikaları Başkanı Prof. Dr. Halit Yerebakan’ın ev sahipliğinde düzenlenen iftar programında Ankara’da kamuda görev yapan sağlık çalışanları aynı sofrada bir araya geldi. Ramazan ayının ilk günlerinde gerçekleştirilen buluşma; destek hizmetleri personelinden hemşirelere, teknikerlerden şoförlere, hekimlerden akademisyenlere uzanan geniş bir katılımla, sağlık camiasının "büyük aile" ruhunu yansıttı. Ramazan ayının ilk gününde gerçekleştirilen programda; Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, geçmiş dönem Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ankara Üniversitesi Rektörü Necdet Ünüvar ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görev yapan AK Parti milletvekilleri yer aldı. İftar programında yapılan değerlendirmelerde, Ramazan’ın yalnızca bir ibadet ayı değil; aynı zamanda dayanışmayı büyüten, aile bağlarını güçlendiren, toplumsal birlikteliği tazeleyen "ortak sofra" olduğu vurgulandı. Sağlık hizmetinin, sadece bir meslek değil; emanet bilinciyle yürütülen, ekip ruhuyla ayakta duran bir sorumluluk alanı olduğunun altı çizildi. Programda konuşan Yerebakan, Ramazan ayının sadece bir ibadet zamanı değil; aynı zamanda "yılın en uzun süren aile buluşması" olduğunu vurguladı. Ramazan sofralarının Türkiye’nin en büyük aile şenliği olduğunu ifade eden Yerebakan, sağlık çalışanlarının bu büyük ortak sofranın huzur ve güven içinde kurulmasındaki rolüne dikkat çekti. Sağlık hizmetinin bir meslekten öte bir "mesai arkadaşlığı ve vicdan sözleşmesi" olduğunu belirten Halit Yerebakan, güçlü sağlık altyapısının siyasi irade ile sahadaki emeğin birlikte yürüyüşünün sonucu olduğunu ifade etti. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı hedefinin merkezinde sağlık çalışanlarının emeği ve birikiminin bulunduğunu söyleyen Yerebakan, sağlık politikalarının sadece fiziki altyapıyı değil, çalışanların huzurunu ve sistemin insani boyutunu güçlendirmeyi esas aldığını ifade etti. Programın ev sahibi AK Parti Sağlık Politikaları Başkanlığı, sağlık çalışanlarının fedakârlığının toplumun huzuru ve güveni için taşıdığı öneme dikkat çekerek; sahadan gelen tecrübelerin, önerilerin ve ihtiyaçların politika süreçlerine yansıtılması konusunda kararlılık mesajı verdi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da konuşmasında sağlık çalışanlarının fedakârlığına dikkat çekerek, Türkiye’nin sağlık alanında ulaştığı seviyenin ortak emeğin sonucu olduğunu belirtti. Program, Ramazan ayının birlik, dayanışma ve ortak sorumluluk ruhuna vurgu yapan mesajlarla sona erdi.
19 Şubat 2026 Perşembe - 21:07
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye kendi güvenliği için yalnızca sınırları dahilinde değil sınırların ötesinde de her türlü adımı atmaktadır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bugün geldiğimiz noktada Türkiye kendi güvenliği için yalnızca sınırları dahilinde değil sınırların ötesinde de her türlü adımı atmaktadır. Nerede bir tehdit ve tehlike varsa kimseden icazet almadan kaynağında etkisiz hale getiriyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu yıl da Ramazanın ilk iftarını Çankaya Köşkü’nde şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınlarıyla birlikte yaptı. İftar programının ardından konuşma gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündeme dair konuştu. Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili değerlendirme yapan Erdoğan, "Şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir girişime söze tavır ve eyleme müsamahamızın olmadığını ve olamayacağını en iyi sizler biliyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Şehitlik mertebesine ulaşmak hakkın katında ne kadar kıymetliyse geride kalanların sabırlı ve metanetli olmaları da aynı derecede kıymetlidir" Ramazan ayının tüm İslam alemi için hayırlar getirmesini dileyen şehitlik mertebesinin öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında vatanı, milleti, bayrağı ve canından aziz bildiği değerleri uğruna hayatlarını feda etmiş tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bu kutlu yolda mücadele ederken gazilik mertebesine erişmiş kardeşlerimizi de şükranla yad ediyor, hepsine bereketli ömürler temenni ediyorum. Şehitlerimizin aziz emanetleri olan sizlere, şehit ailelerine Rabbim her daim sabrı cemil ihsan eylesin. Bizim inancımıza göre nübüvvetten sonra en yüce makam şehadettir. Vatanı için, milleti için, inancı için, milletinin istikbali için canından geçmek şüphesiz fedakarlığın kahramanlığın en büyüğüdür. Şehitlik mertebesine ulaşmak hakkın katında ne kadar kıymetliyse geride kalanların sabırlı ve metanetli olmaları da aynı derecede kıymetlidir. Şehit ailelerimizin bu hassasiyeti her zaman gözettiğinin asaletlerini ve metanetlerini her zaman koruduğunun bizler yakın şahidiyiz. Sizlerle milletçe iftihar ettiğimizi burada tekraren vurgulamak istiyorum" diye konuştu. "Can verdik, canımızdan aziz bildiğimiz evlatlarımızı toprağa verdik. Fakat tarihimizin hiçbir döneminde istiklalimizden taviz vermedik" Türk milletinin Anadolu’yu vatan haline getirmek için birçok mücadele verdiğini belirten Erdoğan, "Milletimiz bin yıldır yaşadığı bu toprakları kendisine ebedi vatan kılmak için çok çetin imtihanlardan geçti. Haçlı seferlerine, Moğol saldırılarına, işgal teşebbüslerine maruz kaldık. Nice şehrimiz talan edildi. Kasabalarımız, köylerimiz defalarca yakıldı, yıkıldı, harap oldu. Ama ne yaptılarsa bizi bu topraklardan söküp atamadılar. Günde beş defa gökyüzüne yükselen Ezan-ı Muhammedileri susturamadılar. Gönderde nazlı nazlı dalgalanan bayrağımızı indiremediler. Devletimizi işgal, milletimizi esir edemediler. Şunu bugün bir kez daha gururla söylemek isterim. Can verdik, canımızdan aziz bildiğimiz evlatlarımızı toprağa verdik. Fakat tarihimizin hiçbir döneminde istiklalimizden taviz vermedik. Karşılaştığımız bütün badirelerden şehitlerimizden aldığımız ilhamla, Malazgirt ruhuyla, Çanakkale ruhuyla kurtulduk. İstiklal Harbi’nde yedi düvele karşı bu ruhla galip geldik. Kıbrıs’ta akan kanı bu ruhla durdurduk. 15 Temmuz destanını bu ruhla yazdık. Ekonomik saldırıları milli birliğimizi ifsad etmeye yönelik manipülasyonları ve dezenformasyon kampanyalarını bu ruhla bertaraf ettik. Yaklaşık elli yıldır devam eden terörle mücadelemizi bu ruhla sürdürdük" ifadelerini kullandı. "Oynanan oyunların da kurulan tuzakların da tuzak kuranlarla birlikte kuzu postu giydirilmiş sırtlan sürülerinin de gayet farkındayız" Şehitlerin hayatları pahasına kendilerine emanet ettiği değerlerin vatan, ezan, bayrak, bağımsızlık milletin hak ve hukukunu korumak olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz de tam 23 yıldır bu emanetlere sahip çıkmanın bu emanetlere gölge düşürmemenin mücadelesini veriyoruz. Bakınız bugün dünya siyaseti yeni baştan şekilleniyor. Yakın çevremizde çok ciddi krizler çatışmalar ve gerilimler yaşanıyor. Yıllarca bize ahlak satan, demokrasiden dem vuran tek ellerine aldıkları halk hukuk, özgürlük kavramlarını bir sopa olarak kullanan aktörlerin çirkin yüzleri tek tek ortaya çıkıyor. Medeniyet dediklerinin tek dişi kalmış canavar olduğunu hepimiz bir kez daha görüyoruz. Devletimiz tecrübeli ve liyakatli kadroların yönetiminde bu zorlu süreçleri hamdolsun çok başarılı bir şekilde yönetmektedir. Oynanan oyunların da kurulan tuzakların da tuzak kuranlarla birlikte kuzu postu giydirilmiş sırtlan sürülerinin de gayet farkındayız" açıklamasında bulundu. "Türkiye kendi güvenliği için yalnızca sınırları dahilinde değil sınırların ötesinde de her türlü adımı atmaktadır" Türkiye’nin artık birçok alanda kendi ürünlerini yapmaya başladığını, bir karar alacağı zaman kimseye danışmak zorunda olmadığını söyleyen Erdoğan, "Bugün geldiğimiz noktada Türkiye kendi güvenliği için yalnızca sınırları dahilinde değil sınırların ötesinde de her türlü adımı atmaktadır. Nerede bir tehdit ve tehlike varsa kimseden icazet almadan kaynağında etkisiz hale getiriyoruz. Kahraman ordumuzun ve diğer güvenlik birimlerimizin operasyonları sayesinde terör örgütlerinin hareket kabiliyetini ciddi ölçüde sınırlandırdık. Savunma sanayinde 23 yılda geldiğimiz seviye zaten ortada. Daha önce yüzde 80 oranında yurt dışına bağımlı olduğumuz bu alanda şimdi yüzde 80 yerlilik oranına ulaştık. Bugün İHA’lar, SİHA’lar, füzeler, roketler, gemiler, helikopterler ve tanklar dahil hemen her alanda kendi ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılayabiliyoruz. İnşallah yarın sıra savaş uçaklarına, uçak gemilerine gelecek. Cenabı Allah’a sonsuz şükürler olsun. Azmettik, çalıştık, kendimize güvendik ve işte 23 yılda buralara geldik. Aziz kardeşlerim, şimdi sahadaki tüm bu kazanımları kalıcı hale getirmek istiyoruz" dedi. "Şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir girişime söze tavır ve eyleme müsamahamızın olmadığını ve olamayacağını en iyi sizler biliyorsunuz" Terörsüz Türkiye sürecine dair de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Bundan 16 ay önce başlattığımız Terörsüz Türkiye çalışmalarında kısa sürede kayda değer mesafe alındı. Sınırlarımız içinde ve dışında ülkemize yönelik güvenlik risklerinde ciddi manada azalma oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurduğumuz komisyonumuz beş Ağustos’tan beri yürüttüğü çalışmaları dün itibariyle nihayete erdirdi. Ülkemizde bunlar yaşanırken komşumuz Suriye’de de güzel gelişmeler yaşanıyor. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden çözülmesin noktasında geçen ay anlaşmaya varıldı. Tam entegrasyona giden süreç başlamış oldu. Büyük bir hassasiyetle ve çok boyutlu olarak yürüttüğümüz bu çalışmaları inşallah kazasız belasız menziline ulaştıracağız. Başta şehit yakınlarımız olmak üzere 86 milyonun emanetini taşıdığımızın bilinciyle fevkalade dikkatli tedbirli ve titiz hareket ediyoruz. Yaklaşık yarım asırdır milletimizin yüreğini yakan bu musibetten Türkiye’yi inşallah ebediyen kurtarmakta kararlıyız. Bunu da 23 yıldır olduğu gibi şehitlerimizin uğruna canlarını feda ettikleri emanetlere leke sürdürmeden, o kahramanların aziz ruhlarını incitmeden, şühedanın kemiklerini asla sızlatmadan başarmak niyetindeyiz. Şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir girişime söze tavır ve eyleme müsamahamızın olmadığını ve olamayacağını en iyi sizler biliyorsunuz. Çözümsüzlükten beslenenler gerilime ve çatışmaya bel bağlayanlar Türkiye’nin ayağındaki kanlı prangadan kurtulmasını istemeyenler bizim hüsnü niyetimizi görmese de sizler samimiyetimizi görüyorsunuz. Allah’ın izniyle bunların oyunlarına gelmeyeceğiz. Uyanık olacak aramıza nifak sokmaya çalışanlara prim vermeyeceğiz. Değerli kardeşlerim şunu lütfen hiçbir zaman unutmayınız; Sizler bize aziz şehitlerimizin emanetlerisiniz. Emanete layıkıyla sahip çıkmak bizim boynumuzun borcudur. Devletimiz dün olduğu gibi yarın da tüm imkanlarıyla yanınızda olmaya devam edecektir." "1995 ile 2002 yılları arasında sadece 6 bin 315 şehit yakını ve gazimizin kamuda istihdamı sağlanmıştı. 18 Eylül’de 630 atama ile bu sayı 52 bine ulaştı" Şehit yakınları için son 23 yılda daha önce gündemde bile olmayan nice hizmeti, imkanı, hakkı, kolaylığı devreye aldıklarını dile getiren Erdoğan, "İlave istihdam hakkından aylıklara, gazilerimize bakım desteğinden araç alımında ÖTV muafiyetine. Yavrularımızın özel eğitim kurumlarından ücretsiz yararlanmasından, faturalarda ve seyahatlerde indirim hakkına çok geniş bir yelpazede şehit yakınları ve gazilerimizin yanında olduk. Şurası da son derece önemlidir; 1995 ile 2002 yılları arasında sadece 6 bin 315 şehit yakını ve gazimizin kamuda istihdamı sağlanmıştı. 18 Eylül’de 630 atama ile bu sayı 52 bine ulaştı. Şehitlerimizin aziz hatıralarını yaşatmak için 4 bin 227 okul, cadde, sokak ve kamu alanına onların isimlerini verdik. Kıbrıs Barış Harekatı şehitlerimizin ailelerine ve gazilerimize 31 bin 271 madalya tevcihini tamamladık. Daha burada sayamayacağımız pek çok hizmeti ve imkanı Allah’a hamdolsun şehit yakınlarımızın istifadesine sunduk. Aile, İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıklarımız bir yandan, Milli Savunma Komisyonumuz diğer yandan. AK Partimizin ilgili birimleri bir başka koldan seferberlik ruhuyla şehit yakını ve gazilerimizin derdiyle yakından dertlenmekte talep ve beklentilerine çözüm üretmektedir. Şehit yakınları ve gazilerimizin her an yanında yakınında olmaya çalışan bakanlıklarımızı ve tüm kurumlarımızı yürekten tebrik ediyorum. İnşallah bundan sonra da sizi asla yalnız bırakmayacak sizlere her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
06 Şubat 2026 Cuma - 14:52
Uzmanından uyarı: "Uyku, ihmal edilebilecek bir alışkanlık değildir. Korunması gereken temel bir sağlık yatırımıdır"
Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, "Uyku rutininin bozulması; sık uyanmaya, hormonal ve metabolik strese, hatta inflamasyona neden olabilir. Uyku, ihmal edilebilecek bir alışkanlık değildir. Korunması gereken temel bir sağlık yatırımıdır" dedi. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, kaliteli ve zamanında olan uykunun birey sağlığına yararı olduğunu belirtti. Özellikle gençler arasında biyolojik saat ile sosyal saat arasındaki uyumsuzluğun bir davranış biçimine dönüştüğüne dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, bu durumun ‘sosyal jet lag’e yol açarak beyin bağlantısallığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini vurguladı. Uykunun beynin bakım, onarım ve yeniden kalibrasyon dönemi olduğunu belirten Önal, özellikle gençlerde beyin ağları ve bilişim ile ilişkisine vurgu yaparak, biyolojik saat ile sosyal saat uyumsuzluğu olarak tanımlanan ‘sosyal jet lag’in oluşturacağı sorunları masaya yatırdı. "Uykunun beyni yapısal olarak koruduğu birçok çalışmada gösterilmiştir" Kalitesiz ve zamansız uykunun birçok zarara neden olduğunu belirten Önal, "Uykunun telafisi ve depolanması söz konusu değildir. Uyku sırasında beyin sıvı dinamikleri değişerek beyin lenfatik sistemi üzerinden metabolik atıkların uzaklaştırılmasına destek olur. Uyku bölünmesi veya azalması durumunda, hafıza merkezi olan amigdala bölgesi ile beyinin ön kısmı arasındaki bağlantının kontrolü bozulur. Bu da kaygı ve huzursuzluğa neden olur. Uzun vadede ise ‘sağlıklı uyku örüntüsü’ olduğu takdirde, uykunun beyni yapısal olarak koruduğu ve daha düşük demans riskiyle ilişkilendirildiği birçok çalışmada gösterilmiştir. Bunların başında REM uyku davranış bozukluğu gelir. Bu kişiler rüyayı yaşarlar; yatakta şiddetli hareket eder, bağırabilirler. Hatta yanlarında yatan kişilere fiziksel olarak zarar dahi verebilirler" ifadelerine yer verdi. "Hipertansiyonla birlikte uykululuk varsa uyku apnesi söz konusu olabilir" Bir diğer dikkat edilmesi gereken durumun da gündüz vakitlerinde çok uyumak olduğunu ifade eden Önal, "Dikkat edilmesi gereken başka bir durum ise aşırı gündüz uykululuğu ile birlikte görülebilen, bilinç kaybı olmaksızın anlık felç hali, canlı rüyalar denilen uyanıkken rüya görme durumu, hipnagojik halüsinasyon ve uyku paralizisidir. Uyanıkken hiç hareket edememek narkolepsi spektrumu olarak kabul edilir. Uyku sırasında yeni başlayan istemsiz ‘stereotipik’ hareketler, dil ısırma ve derin uyku hali nokturnal epilepsi ihtimalini düşündürmelidir. Şiddetli huzursuz bacak sendromu/PLMS ile birlikte demir eksikliği bulguları bir arada olabilir. Sabah baş ağrısı, tanıklı apne ve horlama, gece sık sık tuvalet ihtiyacı için uyanma ve bu hastalar, bazen yalnızca unutkanlık yakınması ile doktora başvurabilirler" cümlelerine yer verdi. "İyi uyku yalnızca süre ile ilgili değildir" Uyku rutininin bozulması durumunda vücudun zamanla ters tepki vermesinin muhtemel olduğunu açıklayan Önal, sözlerini şöyle sürdürdü: "İyi uyku yalnızca süre ile ilgili değildir. Süre, süreklilik, zamanlama ve gündüz işlevselliğinin bileşimidir. Kısa süreli uyku, gün içinde uykululuk, dikkat ve muhakeme işlemleme hızında yavaşlama, duygu durum bozuklukları ve metabolik etkilerle kendini gösterir. Uyku bölünmesi, sık uyanma, toplam süresi yeterli olsa bile bilgi işlemleme hızı, dikkat ve yürütücü işlevler üzerinde ertesi gün olumsuz etkilere yol açabilir. Sık uyanmaya neden olan sorunların birçoğu tedavi edilebilir. Uyku apnesi, huzursuz bacak sendromu, uykuda uygunsuz hareket bozuklukları, kaygı bozuklukları hatta alkol kullanımı mutlaka ele alınmalıdır. Uyku rutininin bozulması; sık uyanmaya, hormonal ve metabolik strese, hatta inflamasyona neden olabilir. Uyku, ihmal edilebilecek bir alışkanlık değil, korunması gereken temel bir sağlık yatırımıdır."
06 Şubat 2026 Cuma - 14:29
Erzincan'da 4,9 büyüklüğünde deprem
Erzincan’ın Kemah ilçesinde 4,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
06 Şubat 2026 Cuma - 13:57
‘Haberimiz Olsun Projesi’ kapsamında genç öğrenciler ekran karşısına çıkıyor
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından oluşturulan, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen ‘Haberimiz Olsun’ projesi, öğrencilerin katılımıyla yayın hayatına başladı. MEB tarafından oluşturulan ‘Haberimiz Olsun’ projesi, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli vizyonu doğrultusunda insanı merkeze alan, değer odaklı ve bütüncül eğitim anlayışını esas alarak öğrencilerin aktif katılımıyla hazırlanan haber bültenleri aracılığıyla; eğitim politikaları, stratejik hedefler, yürütülen projeler ile Türkiye’den ve dünyadan güncel gelişmeler hakkında doğru, şeffaf ve anlaşılır bilgi akışını sağlamayı amaçlıyor. Proje; öğrencilerin iletişim, medya okuryazarlığı ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeyi, öğrenme sürecine etkin biçimde katılmalarını desteklemeyi ve kamuoyunun MEB faaliyetlerine güvenilir, güncel ve erişilebilir kanallar aracılığıyla ulaşmasını sağlamayı hedeflediği belirtildi. Bu doğrultuda proje, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin eğitimde anlam ve kimlik inşasına odaklanan yaklaşımına paralel olarak; Bakanlığın vizyonunu kamuoyuyla düzenli, doğru ve bütüncül biçimde paylaşan kalıcı bir kurumsal iletişim modeli oluşturmayı amaçladığı ifade edildi. EBA, TRT EBA ve EBA Youtube’da yayınlanıyor ‘Haberimiz Olsun’ projesi, Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda merkez ve taşra teşkilatı ile eğitim kurumlarının aktif katılımıyla ulusal ölçekte yürütülüyor. Öğrenciler tarafından hazırlanacak olan haber bültenleri, 5 Ocak 2026 Pazartesi günü 07.00 itibarıyla EBA platformu ile EBA YouTube sayfasında, 11.15 itibarıyla da TRT EBA kanalı üzerinden yayın hayatına başladı. "Meslek eğitim stüdyolarında çocuklarımızı yetiştiriyoruz" ‘Haberimiz Olsun’ projesini Batıkent Şevket Evliyagil Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yöneten Gazetecilik bölümü öğretmeni Tuğrul Culfa, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında beceri temelli eğitimi ve genel hatlarıyla öğrenciyi merkeze alan uygulamalarla birlikte, meslek eğitim stüdyolarında çocuklarımızı yetiştiriyoruz. Verdiğimiz teorik eğitimler çocuklarımız için bir uygulama eğitimi oluyor. Çocuklarımız hem teorik eğitimi alıyor, hem sahada bir haberin yazımından kurgu aşamasına, sunumundan yayın aşamasına kadar bütün her şeyini uygulayarak öğrenmiş oluyor. Öğrenciyi merkeze alan bir eğitim modeli. Bu anlamıyla çocuklarımızın da sahaya çıkmadan önce genel hatlarıyla her şeyi öğrenen ve sektöre hazır hale getiren bir uygulama. Bu anlamıyla öğrencilere çok önemli bir katkısının olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. "Bakanlığımız bize çok iyi imkanlar sağladı" Batıkent Şevket Evliyagil Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Gazetecilik bölümü öğrencisi Hasan Göktuğ Koşar ise, bu projenin kendilerine büyük fayda sağladığını, ilerleyen mesleki hayatlarında daha fazla etkisini göreceklerini vurgulayarak, "İmkanlarımız çok iyi. Öğretmenlerimize, bize bu göreve layık gördükleri için teşekkür ederim. Işık olsun, ses olsun, kamera olsun, bakanlığımız bize çok iyi imkanlar sağladı. Bunlar bizim işimizi çok kolaylaştırıyor. Sabah hazırlıklara başlıyoruz. Kameralar, kartlar, bataryalar, sesler ve ışıkları hazırlıyoruz. Ondan sonrasında öğrenciler geliyor. Onları kayıt altına alıp sonra kurgu aşamasına geçiyoruz" şeklinde konuştu. "Programın bize pratik yapma katkısı var" Batıkent Şevket Evliyagil Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Gazetecilik bölümü öğrencisi Azra Tazer ise, bu projenin kendilerine büyük fırsatlar sunduğunu ifade ederek, "Haberimiz Olsun programı, bölümüm de gazetecilik olduğu için gazetecilikte öğrendiğim çoğu şeyi burada pratik yapmamı sağlıyor. Burada pratik yapmak eğlenceli oluyor. Çünkü hem kamera arkasında hem de kamera önünde arkadaşlarımız var. Bu şekilde çok daha rahat bir çalışma ortamı sağlıyoruz ve ülkenin dört bir yanından gelen güzel haberleri sunmak da bizim için bir gurur kaynağı oluyor. Programın gazetecilik alanında bize pratik yaptırma katkısı var. Bize çok güzel bir alan sağlandı, güzel bir stüdyomuz var" ifadelerine yer verdi.
06 Şubat 2026 Cuma - 13:54
Bakan Fidan, Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos ile bir araya geldi
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos ile bir araya geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos ile Ankara’da bir araya geldi.
06 Şubat 2026 Cuma - 13:45
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "Depreme dirençli kentler, güvenli yapılar dışında bir seçeneğimiz yok"
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "TOBB olarak depremden etkilenen illerimiz için başlattığımız ‘Türk İş Dünyası Konut Seferberliği Kampanyası’ kapsamında bin kalıcı konut projemiz tamamlanmak üzere" dedi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümü dolayısıyla paylaşım yaptı. Hisarcıklıoğlu, deprem gerçeğinin unutulmaması gerektiğine dikkati çekerek, "Hiçbir sözün merhem olmadığı yürek yakan görüntülere şahitlik ettik. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum. Ülkemizdeki deprem gerçeğini unutmayalım. Aynı acıları yeniden yaşamamak için; depreme dirençli kentler, güvenli yapılar dışında bir seçeneğimiz yok" ifadelerini kullandı. "Bin kalıcı konut projemiz tamamlanmak üzere" TOBB olarak depremden etkilenen vatandaşlar için başlattıkları konut projesinin tamamlanmak üzere olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, "TOBB olarak depremden etkilenen illerimiz için başlattığımız ‘Türk İş Dünyası Konut Seferberliği Kampanyası’ kapsamında bin kalıcı konut projemiz tamamlanmak üzere. Malatya, Kahramanmaraş, Hatay Antakya ve İskenderun’da bulunan 750 konutun kuraları Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından noter huzurunda çekildi. Adıyaman’daki 250 konutun kuraları ise yakında çekilecek. Her zaman milletimizin yanındayız. Rabbim, ülkemizi ve milletimizi tüm afetlerden korusun" açıklamasında bulundu.
06 Şubat 2026 Cuma - 13:05
SSB Başkanı Görgün: "GHOST’un amacı geleceği şekillendirmeye aday teknolojileri belirlemektir"
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) tarafından düzenlenen ‘Geleceğin Harekat Ortamını Şekillendirecek Teknolojiler (GHOST) yarışması ödül töreninde konuşan SSB Başkanı Haluk Görgün, "GHOST’un amacı geleceği şekillendirmeye aday teknolojileri belirlemek ve yatırım yapılması gereken savunma teknolojilerini işaret etmektir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) tarafından ‘Geleceğin Harekat Ortamını Şekillendirecek Teknolojiler (GHOST)’ yarışması düzenlendi. Kamu, savunma sanayii ve akademi iş birliğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen yarışmaya yapılan toplam 118 başvuru, SSB tarafından oluşturulan hakem heyeti tarafından değerlendirildi. Yapılan değerlendirmede ilk 10’a giren senaryolar hakem heyeti tarafından belirlendi. "GHOST’un amacı geleceği şekillendirmeye aday teknolojileri belirlemek" Ödül töreninde konuşan SSB Başkanı Haluk Görgün, Türkiye’nin stratejik aklını ve teknoloji üretme iradesini aynı çatı altında buluşturan çok kıymetli bir birlikteliği yaşadıklarını ifade etti. Güvenlik ortamının hızla değiştiğini ve tehditlerin çok boyutlu hale geldiğini kaydeden Görgün, "Bu noktada GHOST’un amacı geleceği şekillendirmeye aday teknolojileri belirlemek, yatırım yapılması gereken savunma teknolojilerini işaret etmek ve bugüne kadar yeterince görünürlük kazanmamış yeni teknoloji ile konseptleri ekosistemin gündemine taşımaktır" diye konuştu. "Yarışmada 2050’li yıllarda kullanılacak teknolojileri tasvir edecek en iyi senaryolar seçildi" Görgün, GHOST faaliyetinin ilkini 2023 yılında düzenlediklerini hatırlatarak, "Ortaya çıkan sonuçlar ve ekosistemde ürettiği sinerji, 2025 yılında ikinci senaryo yarışmasının yapılmasına güçlü bir zemin oluşturdu. Bu ikinci yarışmada, 2050’li yılların harekât ortamını ve kullanılacak teknolojileri tasvir edecek en iyi senaryolar seçildi. 2050’ye giderken; harekâtın dili, ölçeği ve hızı dönüşüyor. Kara, deniz ve havanın yanında uzay, siber alan ve elektromanyetik spektrum giderek daha belirleyici bir ağırlık kazanıyor. Bu yeni dönemde üstünlüğü; yalnız platformlar değil, platformların birbirleriyle kurduğu güvenli bağlar, karar süreçlerini hızlandıran zekâ katmanları ve sahayı bütüncül gören sistemler belirleyecek. Bu nedenle, GHOST senaryolarını yalnızca bir gelecek tasviri olarak ele almıyoruz; bu senaryoları, ülkemizin gelecek yetkinliklerini inşa eden stratejik bir araç olarak görüyoruz" açıklamasında bulundu. GHOST çerçevesinde gelen senaryoları Türk Silahlı Kuvvetleri’nden, üniversitelerden ve savunma sanayi ekosisteminden uzmanların katkı sunduğu, çoklu değerlendirme esasına dayalı bir süreçle incelediklerinin altını çizen Görgün, süreç boyunca tarafsızlığı güçlendiren adil, tutarlı ve izlenebilir bir değerlendirme zemini oluşturduklarını sözlerine ekledi. Yarışma sonrasında geleceğin teknolojilerini belirlemeye yönelik olarak SSB koordinasyonunda TSK, savunma sanayii firmaları, araştırma kurumları ve üniversite temsilcilerinin katılımıyla GHOST Çalıştayı yapıldığını aktaran Görgün, çalıştay kapsamında savunma sanayini doğrudan ilgilendiren teknoloji yol haritalarında yer alması gereken konu başlıklarının netleştiğini açıkladı. Görgün, toplam 11 başlıkta yol haritasının belirlendiğini kaydederek, konular birbirini tamamlayan bir bütünlük içinde ele alındığında Türkiye’ye sistemik üstünlük sağlayacak güçlü bir teknoloji omurgası oluşturacağını dile getirdi. "Savunma sanayiinde kalıcılığı sağlayan unsur, insan kaynağının ve güvenlik yaklaşımının eş zamanlı güçlenmesidir" Görgün, GHOST’un en kıymetli çıktılarından birini ekosistemin aynı hedef etrafında aynı dili konuşmasını sağlaması olduğunu vurgulayarak, "Yarışma ve çalıştay süreçlerinde Başkanlığımız personeli, TSK mensupları, akademisyenlerimiz ve sanayi temsilcilerimiz aynı masalarda çalıştı; aynı sorunlara birlikte baktı; aynı gelecek resmini birlikte netleştirdi. Bu birliktelik teknoloji üretmenin ötesinde, yetkinlik üretmeyi de beraberinde getirmektedir. Çünkü savunma sanayiinde kalıcılığı sağlayan unsur ürünle birlikte insan kaynağının, süreç disiplininin, test ve doğrulama kültürünün, güvenlik yaklaşımının ve kurumsal sürekliliğin eş zamanlı güçlenmesidir. Bugün ödül alan senaryolar, bu ortak aklın somut çıktılarıdır" değerlendirmesinde bulundu. "GHOST’un kalıcı bir platform olarak daha da büyümesini temenni ediyorum" Yarışmalara katılan tüm proje sahiplerine ve onları destekleyen savunma sanayii temsilcilerine teşekkür eden Görgün, "GHOST’un ülkemizin teknoloji yol haritasına yön veren, yeni OTAĞ temalarını besleyen ve stratejik hazırlığımızı güçlendiren kalıcı bir platform olarak daha da büyümesini temenni ediyorum" dedi. Program, dereceye giren proje sahiplerine ödüllerinin verilmesiyle son buldu.
06 Şubat 2026 Cuma - 12:23
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Acar: "Devletimiz, şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmak için canla başla çalışmalarını sürdürmüştür"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, "Devletimiz, afetin ilk anından itibaren tüm imkânlarıyla sahada olmuş; şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmak için canla başla çalışmalarını sürdürmüştür. Rabbim milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tanıtım ve Medya Başkanı Acar, 6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümünde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Asrın felaketinin üzerinden 3 yıl geçti. 6 Şubat’ın ardından geçen zamana rağmen yaşanan acılar ve bıraktığı derin izler hafızalarımızdaki yerini koruyor. Bu ağır imtihanda hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor; geride kalan ailelerimize sabır diliyorum. Devletimiz, afetin ilk anından itibaren tüm imkânlarıyla sahada olmuş; şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmak için canla başla çalışmalarını sürdürmüştür. Bugün de aynı anlayışıyla milletimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Rabbim milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın" ifadelerine yer verdi.
06 Şubat 2026 Cuma - 11:58
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Al Sani ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede bölgesel gelişmeler ele alındı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Al Sani ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede bölgesel gelişmeler ele alındı.
06 Şubat 2026 Cuma - 11:53
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Kos ile görüştü
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Kos ve beraberindeki heyetle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüştü. Yılmaz, sosyal medya hesabından görüşmeye ilişkin yaptığı paylaşımda, "Görüşmede Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik niteliğini, güvenilir ve adil bir genişleme politikasının önemini ve ilişkilerimizde somut ilerleme ihtiyacını ele aldık. AB’ye tam üyelik süreci, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi ve yüksek düzeyli diyalog mekanizmalarının yeniden canlandırılması konularında atılacak somut adımlar; dar başlıklara sıkıştırılamayacak kadar önemli olan Türkiye-AB ilişkileri açısından hayati öneme sahiptir. Karşılıklı çıkar ve ortak sorumluluk anlayışıyla eşitlik, liyakat ve kapsayıcılık temelinde ilerleyen güçlü bir Türkiye-AB perspektifinin mümkün olduğuna inanıyoruz. Yapıcı diyalog ve iş birliği için Kos ve heyetine teşekkür ediyorum" dedi.
06 Şubat 2026 Cuma - 11:46
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan depremlerin 3. yıl dönümünde videolu paylaşım
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümünde bir video paylaşarak, "Depremde yıkılan şehirlerimizi tekrar ayağa kaldıracağımıza dair milletimize söz verdik. Bugün Allah’ın izniyle bu işin altından kalktık, 3 yıl gibi kısa sürede şehirlerimizi yeniden imar ve ihya ettik. Sözümüzü tuttuk" dedi.
06 Şubat 2026 Cuma - 11:38
TVHB Başkanı Eroğlu: "Elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı rahmetle anıyoruz"
Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı, Hatay’da 14, Kahramanmaraş’ta 9, Osmaniye’de 3, Gaziantep’te 2 ve Adıyaman’da 1 olmak üzere 29 meslektaşımızı, 10 öğrencimizi ve 2 yardımcı personelimizi bir kez daha rahmetle anıyor, ailelerine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz" dedi. TVHB, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. yıl dönümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada depremlerde hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşı ve Hatay’da 14, Kahramanmaraş’ta 9, Osmaniye’de 3, Gaziantep’te 2 ve Adıyaman’da 1 olmak üzere 29 meslektaşını, 10 öğrenciyi ve 2 yardımcı personeli rahmetle andı. ‘Asrın felaketi’ olarak geçen büyük depremin yıl dönümünde milletçe yaşanan tarifsiz acıyı bir kez daha derinden hissettiklerini belirten Eroğlu, "Bu elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı, Hatay’da 14, Kahramanmaraş’ta 9, Osmaniye’de 3, Gaziantep’te 2 ve Adıyaman’da 1 olmak üzere 29 meslektaşımızı, 10 öğrencimizi ve 2 yardımcı personelimizi bir kez daha rahmetle anıyor; ailelerine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Depremler toplumun tüm kesimlerinde derin yaralar bırakmış, sosyal, ekonomik ve çevresel düzen üzerinde kalıcı etkiler oluşturmuştur. Depremler hem insan hayatını hem de çok sayıda evcil, çiftlik ve yabani hayvanın yaşamını da etkilemiştir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak daha önce yaşanan deprem ve sel felaketlerinde olduğu gibi 6 Şubat merkezli depremlerde de afetin ilk anından itibaren insan ve hayvan sağlığını koruma sorumluluğuyla harekete geçerek, yaraların sarılması için tüm imkanlarımızı seferber ettik" ifadelerini kullandı. "Enkazdan çıkarılan hayvanların sağlık taramaları ve tedavileri yapıldı" Eroğlu, "Deprem bölgelerinde enkaz altından çıkarılan hayvanların sağlık taramaları ve tedavileri yapılmış, sahipsiz kalan hayvanların güvenli alanlara nakli sağlanmış, zoonotik hastalıkların yayılmasını önlemek için çalışmalar yürütülmüş ve su ile gıda güvenliğinin sağlanması için yoğun çaba harcanmıştır. Mesleki uzmanlık ve fedakarlıklarıyla veteriner hekimler afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduklarını ortaya koyarak, sahada her türlü zorluğa rağmen görevlerini sürdürmüştür. Afet yönetiminin yalnızca müdahaleden ibaret olmadığı, risklerin önceden azaltılması, etkili kriz yönetimi ve sürdürülebilir iyileştirme süreçlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşımı gerektirdiği açıktır" dedi. "Meslektaşlarımızın zararlarının bir kısmının karşılanması gerekliliktir" Depremde kliniği ve deposu yıkılan veteriner hekimlerin tüm ilaç stoklarının zayi olduğunu ifade eden Eroğlu, "Bölgedeki veteriner hekimlere devlet tarafından kayıplarının telafisine yönelik herhangi bir destek de sağlanmamıştır. Meslektaşlarımızın zararlarının bir kısmının karşılanması, yalnızca onların değil, aynı zamanda bölgedeki hayvancılığın da ayakta kalabilmesi için hayati bir gerekliliktir. Elektrik ve internet kesintileri gibi altyapı eksiklikleri nedeniyle İlaç Takip Sistemi ve ATS sistemlerine erişimde aksaklıklar yaşanmakta, bu durum veteriner hekimleri cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Deprem bölgesindeki veteriner hekimler için ilaç stoklarının güncellenmesi ve geçmiş kayıplar sebebiyle uygulanacak cezai işlemler konusunda esneklik sağlanmalıdır. Aksi takdirde meslektaşlarımızın görevlerini yerine getirmesi imkansız hale gelecektir" açıklamasında bulundu. "Veteriner hekimlerin kendi iş yerlerine kavuşması artık bir zorunluluktur" TOKİ projeleri kapsamında veteriner hekimlerin kendi iş yerlerine kavuşması gerektiğini vurgulayan Eroğlu, "İş yeri kiralarındaki fahiş artış, yem fiyatlarının yükselmesi ve hayvancılığın ciddi oranda gerilemesi, mevcut veteriner kliniklerinin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Rezerv ilan edilen veya edilmeyen inşaat alanlarındaki gecikmeler nedeniyle yeni bir iş yeri bulmak da büyük bir sorun haline gelmiştir. Uzun vadeli kredilerle desteklenen TOKİ projeleri kapsamında veteriner hekimlerin kendi iş yerlerine kavuşması artık bir zorunluluktur. Bölgede görev yapan meslektaşlarımız, ekonomik olarak büyük bir darboğaza sürüklenmiştir. Bu nedenle uzun vadeli, düşük faizli kredi imkanları ivedilikle sağlanmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Veteriner hekimlerin yokluğu halk sağlığını ve hayvancılık sektörünü doğrudan tehdit etmektedir" TVHB olarak yıkılan kliniklerin yerine yenilerinin yapılabilmesi için ayni ve nakdi yardımların yapılması yönündeki taleplerini yineleyen Eroğlu, "Veteriner hekimlerin bilgi birikimi ve uzmanlığı sadece hayvan sağlığını değil, aynı zamanda insan sağlığını ve toplum refahını da doğrudan etkilemektedir. Unutulmamalıdır ki veteriner hekimlerin yokluğu, halk sağlığını, gıda güvenliğini ve hayvancılık sektörünü doğrudan tehdit etmektedir. Veteriner hekimlerin sesi duyulmalı, talepleri görmezden gelinmemelidir. Meydana gelebilecek doğal afet ve kriz anlarında halk sağlığının korunması, hayvan sağlığının gözetilmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması adına yetkililerle iş birliği içinde çalışmaya her zaman hazır olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Depremde kaybettiğimiz vatandaşlarımızı ve meslektaşlarımızı rahmetle anıyor, milletimize başsağlığı diliyoruz" dedi.
06 Şubat 2026 Cuma - 10:41
Ankara’da özel reçeteye tabi ilaçları kanuna aykırı yöntemlerle toplayıp satmaya hazırlanan 2 şüpheli tutuklandı
Ankara’da kanun dışı yollarla topladıkları özel reçeteye tabi ilaçları piyasaya sürerek haksız kazanç elde etmek isteyen 2 kişi, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Operasyonda 15 milyon lira değerinde 99 bin 404 adet hap ele geçirildi. Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şubesi ekipleri, kaçak yollarla elde ettikleri ve satışı özel izinle yapılan kalp-damar, astım, tansiyon, mide ve nörolojik ilaçları piyasaya sürerek halk sağlığını tehdit eden şüphelilere yönelik operasyon düzenledi. İcra edilen operasyonda gözaltına alınan 2 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Zanlıların Çankaya’daki adreslerinde yapılan aramalarda 15 milyon lira değerinde 55 bin 724 adet çeşitli tıbbi ilaç ile yurt dışında üretimi gerçekleştirilen 43 bin 680 adet uyuşturucu etkenli narkotik ecza ilacı olmak üzere toplam 99 bin 404 adet hap ele geçirildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder