Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Kavurmanın sırrı: Kaliteli et, sabır ve doğru pişirme
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:11:20
Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde sürdürülen kavurma geleneği bayram sofralarına taşınıyor. Kurban Bayramı’nda Kızılcahamam ilçesinde kuşaktan kuşağa aktarılan ve etiyle öne çıkan meşhur kavurma sofralara taşınmaya başladı. İlçede yaklaşık 75 yıldır faaliyet gösteren kasap işletmesinin 4’üncü kuşak temsilcisi Veteriner Hekim Doğanay Vural, Kızılcahamam kavurmasının yapım süreci, et seçimi ve püf noktalarını İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. "Kızılcahamam’ın kavurması, sucuğu, et kalitesi gerçekten tartışmaya kapalı bir konudur" Kızılcahamam’ın, insanların güvenle et yiyebileceği bir yer olduğunu belirten Doğanay Vural, "Kızılcahamam tüm dünyada insanların güvenle eti yiyebilecekleri bir adres. Ete güvenilir bir şekilde ulaşma, insan sağlığını kontrol etme konusunda gerçekten burası tavsiye edebileceğim ve insanların da tercih edebileceği bir adres. O yüzden Kızılcahamam’ın kavurması, sucuğu, et kalitesi gerçekten tartışmaya kapalı bir konudur" diye konuştu. "Kavurma birçok hayvanın bölümünden tercih edebiliyorlar" Kızılcahamam yöresindeki hayvanların, doğal yollarla yayılım sağladığı için çiftlikten7 sofraya kaliteli ve lezzetli bir şekilde ulaştığını vurgulayan Vural, "Kavurma birçok hayvanın bölümünden tercih edebiliyorlar. Kimisi buttan yapıyor, kimisi güngörmez dediğimiz kol kısmından da yapabiliyor ama başlıca sebebi etin doğal beslenmesidir. Çiftlikten sofraya insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde ulaşmasıdır" ifadelerini kullandı. "Çiftlikten sofraya gelene kadar ki aşamada insanları güvenilir ete ulaştırmaya çalışıyoruz" Doğanay Vural, Kızılcahamam’da kavurma etinin küp şeklinde doğrandığını ve o şekilde pişirilip sofraya sunulduğunu belirterek, "Çiftlikten sofraya gelene kadar ki aşamada insanları güvenilir ete ulaştırmaya çalışıyoruz. Burası 1951’de kurulmuş bir işletme. 75 yıldır hayvanı en kaliteli şekilde misafirlerimize sunuyoruz. İnsanların ailesiyle vakit geçirmek, mangal yapmak, sucuk yemek için tercih edebilecekleri tek nokta Kızılcahamam’dır" şeklinde konuştu. "Fazla baharat atılarak, terbiye edilerek sofralara sunulan bir yemek değildir" Kızılcahamam kavurmasının hikayesi olan bir yemek olduğunu söyleyen Vural, "Kimi zaman bayram sofralarında, kimi zaman toplu yemeklerde, kimi zaman da cenazelerde pişirilen bir yemektir. Fazla baharat atılarak, terbiye edilerek sofralara sunulan bir yemek değildir. İşin en önemli püf noktası da doğru, fazla baharat olmadan pişirme ve sabır" ifadelerine yer verdi. Süt danası eti püf nokta Kavurmanın bir diğer püf noktasının ise süt danası eti olduğunu belirten Vural, kaliteli et kullanıldığında kavurmanın ağızda dağılan yumuşak kıvama ulaştığını ifade etti. Öte yandan Vural, kavurmanın özellikle bayram dönemlerinde sabahın erken saatlerinde hazırlanıp uzun süre pişirilerek sofralara ulaştırılan özel bir lezzet olduğunu dile getirdi. "Et, serinlikte 12-24 saat bekletilip dinlendirilmelidir" Özellikle bayramlarda kesim sonrası sık yapılan hatalara değinen Doğanay Vural, "Kurban kesilir kesilmez etin tavaya veya mangala atılması birçok insanın da aslında travmasının oluşmasına sebep olmuştur. Eti sevmeyen insanları dinlediğinizde hep kurbanda yediği o eti söylerler. Bunun sebebi rigor mortis olayının gerçekleşmemesi. Etin o sertliğini kaybetmesi için serinlikte 12-24 saat bekletilip etin dinlendirilmiş olması gerekiyor. Bu süre zarfında et yumuşar, dinlendikten sonra lezzetinde de kalitesinde de artış gözlemlenir" dedi. "Dana etinde pembe rengi tercih ederiz" Vural, kaliteli etin renginin pembe olduğunu dile getirerek, "Kuzu da ya da bir dana etinde sararma görürseniz, daha koyu bir görüntü görürseniz bu o etin kalitesi hakkında yorum yapmanıza bir etkendir. Dolayısıyla dana etinde o pembe rengi tercih ederiz. Kuzu etinde de dışarıdan bakıldığında pembemsi, beyazımsı bir renk tercih edilir. Bu etin dış yapısında, özellikle kuzularda görülen o sararmalar farklı belirtilere sebep olabiliyor. Dolayısıyla bu tip etleri bir kez daha gözden geçirmekte fayda vardır" diye konuştu.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:08
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: "Kurultayı yasal bir zeminde yapmalıyız. Tedbir kararı kalktıktan sonra kurultay yapacağız."
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: "Kurultayı yasal bir zeminde yapmalıyız. Tedbir kararı kalktıktan sonra kurultay yapacağız."
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:07
Adalet Bakanlığı, Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi’nin incelemesi sonucu dosyaya ilişkin "kanun yararına bozma" kararı aldı.
Adalet Bakanlığı, Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi’nin incelemesi sonucu dosyaya ilişkin "kanun yararına bozma" kararı aldı.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:04
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla, Fenerbahçe kafilesine yönelik 4 Nisan saldırısı dosyası yeniden incelemeye alındı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla, Fenerbahçe kafilesine yönelik 4 Nisan saldırısı dosyası yeniden incelemeye alındı.
20 Ocak 2026 Salı - 17:20
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: "Şanlı bayrağımıza yapılan alçak saldırıyı lanetliyoruz. SDG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yapılan alçak saldırıya en net ve güçlü karşılık verilecektir."
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: "Şanlı bayrağımıza yapılan alçak saldırıyı lanetliyoruz. SDG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yapılan alçak saldırıya en net ve güçlü karşılık verilecektir."
20 Ocak 2026 Salı - 17:13
Ankara’da Türk dünyasının ortak acıları anıldı
Ankara’da Türk dünyasının ortak acıları Kanlı Yanvar, Jeltosan, Kanlı Noel ve Kerkük Katliamları "Zulme Baş Eğmeyenlerin Destanı: Bir Millet Dört Katliam" adlı törenle anıldı. Türklere yönelik dünya genelinde gerçekleştirilen katliamların ortak acıları, Türkiye Azerbaycan Dostluk İş birliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) tarafından düzenlenen törenle anıldı. "Zulme Baş Eğmeyenlerin Destanı: Bir Millet Dört Katliam" başlığıyla gerçekleştirilen programda; Bakü’de 1990’da yaşanan Kanlı Yanvar, Almatı’daki 1986 tarihli Jeltosan Olayları, Kıbrıs’ta 1963’te yaşanan Kanlı Noel ve 14 Temmuz 1959’daki Kerkük Katliamı ele alındı. Törende, konuşan İstanbul AK Parti Milletvekili Şamil Ayrım, farklı coğrafyalarda yaşanan bu acı olayların Türk milletinin ortak hafızasında derin izler bıraktığını belirterek, hayatını kaybedenleri rahmetle andıklarını ifade etti. "Millet şehitlerini unutarak değil onların emanetine sahip çıkarak yol alır" Kanlı Yanvar yalnızca Azerbaycan’ın değil bütün Türk Dünyası’nın ortak acısı olduğunu vurgulayan İstanbul AK Parti Milletvekili Şamil Ayrım, "20 Ocak 1990 gecesi Sovyet tankları Bakü’de yalnız bir şehre girmek için değil bir milletin iradesini ezmek için girdi. Ancak o gece çelik namlular insan onurunu yenemedi. Kadın, çocuk, yaşlı demeden can veren masumlar Azerbaycan’ın bağımsızlık yolunu kanlarıyla aydınlattılar. O gece akan kan, bir korkunun değil özgürlüğün habercisi oldu. Kanlı Yanvar yalnızca Azerbaycan’ın değil bütün Türk Dünyası’nın ortak acısı ve ortak onurudur. Çünkü bu acı başka coğrafyalarda da farklı isimlerle yaşandı. 1986’da Kazakistan’ın Almatı kentinde yaşanan Jeltoksan olayları Türk gençliğinin kimliğine ve iradesine sahip çıkma çığlığıydı. Kendi vatanında ikinci sınıf muamelesine karşı ayağa kalkan gençler ağır bedeller ödedi ama tarihe şunu yazdılar; bir millet susturulabilir ama teslim alınamaz. Bugün bizler bir millet dört katliam derken yalnızca sayıları değil aynı kaderi, aynı direnişi, aynı inancı dile getiriyoruz. Coğrafyalar farklıydı, tarihler farklıydı ama hedef aynıydı. Türk’ün iradesini kırmak ama başaramadılar. Çünkü Türk dünyası zulme baş eğmeyenlerin destanıdır. Çünkü bir millet şehitlerini unutarak değil onların emanetine sahip çıkarak yol alır. Bugün Bakü’de yanan meşale Almatı’da, Kerkük’te, Kıbrıs’ta aynı ışığı taşımaktadır. Bu meşale bağımsızlığın, kardeşliğin ve ortak geleceğin meşalesidir" diye konuştu. "Kültürümüzü, dilimizi koruya koruya devlet kurduk" Törende konuşan Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov ise, "Mücadelemizle ve aydınlarımızın kurban verilmesiyle kendi kültürümüzü, dilimizi koruya koruya, mücadelemizle bir devlet kurduk. 1991 yılının 18 Ekim’inde biz bağımsızlığımızı ilan ettik ve yeni Azerbaycan’ı kurduk. "Başkaları bizi katlederken, biz kendimize sahip çıkmalıyız" Türk dünyasında birlik ve beraberliğin önemini belirten Irak Parlamentosu Kerkük Milletvekili Erşat Salihi, "Varlığımızı hiç eden, varlığımızı kaybettiren kendimiz olmamalıyız. Başkaları zaten bizi katlederken, biz kendimize sahip çıkmalıyız. 1974 senesinde Kıbrıs Barış Harekatı gerçekleştiği zaman onlarca Türkmen gençleri Türk Büyükelçiliği’ne giderek biz de savaşçı olarak gitmek istiyoruz demişti, böyle olmalıyız" şeklinde konuştu. Törene, Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, Kazakistan Ankara Büyükelçisi Yerkebulan Sapiyev, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, Irak Parlamentosu Kerkük Milletvekili Erşat Salihi ve ilgili kurum ve kuruluştan yetkililer katıldı.
20 Ocak 2026 Salı - 17:11
İletişim Başkanı Duran: "YPG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yapılan hain saldırı, provokasyondur"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Nusaybin-Kamışlı sınır hattında, Suriye tarafındaki terör örgütü YPG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yapılan hain saldırı, provokasyondur" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Nusaybin-Kamışlı sınır hattında, Suriye tarafındaki terör örgütü YPG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yapılan hain saldırı, milletimizin huzuruna yönelmiş, terörle mücadele kapsamındaki gelişmeleri hedef alan açık bir provokasyondur. Bu tür eylemleri planlayan ve icra edenler bilmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine yönelik her tehdit ve mukaddesatımıza yönelik her alçaklık, en kararlı şekilde karşılık bulacaktır. Söz konusu saldırıyla, terörsüz Türkiye hedefini sabote etmeye yönelik karanlık odakların bir kez daha devreye girdiği görülmektedir. Bu girişimler, ne devletimizin kararlılığını zayıflatabilecek ne de milletimizin birlik ve beraberliğine zarar verebilecektir. Olayla ilgili olarak ilgili kurumlarımız tarafından derhal soruşturma başlatılmıştır. Bu hain teşebbüsün failleri ve arkasındaki yapılar, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde tespit edilerek gerekli tüm adli ve idari işlemler gecikmeksizin uygulanacaktır. Hiçbir saldırı ve provokasyon cezasız kalmayacaktır" ifadelerine yer verdi.
20 Ocak 2026 Salı - 17:09
Bakan Fidan: "18 Ocak mutabakatını destekliyoruz"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’de tarafların kendi iradeleriyle ortaya koyduğu 18 Ocak mutabakatını desteklediklerini belirterek, mutabakatın tüm zorluklara rağmen hayata geçirilmesinin ülkenin birlik ve bütünlüğü açısından kritik olduğunu söyledi. Bakan Fidan, Özbekistan Dışişleri Bakanı Bakhtiyor Saidov ve beraberindeki heyetle Ankara’da gerçekleştirilen temasların ardından Türkiye ile Özbekistan arasındaki ilişkiler ile bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Özbekistan ile ilişkilerimiz kurumsal zeminde ilerliyor" Türkiye ile Özbekistan arasındaki ilişkilerin tarihî, kültürel ve jeostratejik bütün unsurları kapsayan güçlü bir zemine sahip olduğunu vurgulayan Fidan, bu ilişkilerin Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi aracılığıyla kurumsallaştırıldığını belirtti. Fidan, "Bu konseyin hazırlık çalışmaları kapsamında sabah saatlerinde Ortak Stratejik Planlama Grubunun toplantısını gerçekleştirdik. Öğleden sonra da 4+4 toplantısını yapacağız. Milli Savunma Bakanımız, İçişleri Bakanımız, İstihbarat Başkanımız ve Savunma Sanayi Başkanımız da bu mekanizmada yer alıyor" dedi. Bu formatın iki ülke arasında hassas konuların şeffaflık ve işbirliği ruhuyla ele alındığını gösterdiğini ifade eden Fidan, ticari ve bölgesel ilişkilerin de fevkalade iyi seviyede olduğunu söyledi. "18 Ocak mutabakatını destekliyoruz" Suriye’deki gelişmelere değinen Fidan, Türkiye’nin tarafların kendi iradeleriyle ortaya koyduğu mutabakatlara destek verdiğini vurguladı. Fidan, "10 Mart mutabakatını nasıl desteklediysek 18 Ocak mutabakatını da destekliyoruz. Esas itibarıyla bizim için önemli olan bir mutabakatın ortaya çıkmasıdır. Taraflar kendi iradeleriyle bunu kabul ettikten sonra, Türkiye olarak bazı rezervlerimiz olsa da ortak mutabakatı desteklemeyi tercih ediyoruz" diye konuştu. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayımlanan kararnameyle, Esad rejimi dönemi bazı haklardan mahrum bırakılan Kürtlerin kültürel ve vatandaşlık haklarının güvence altına alınmasının önemli olduğunu belirten Fidan, bu adımın Suriye’de aidiyet ve güven duygusunu güçlendireceğini söyledi. "DEAŞ ile mücadelede kararlıyız" Türkiye’nin DEAŞ ile mücadelede her zaman ön saflarda yer aldığını ifade eden Fidan, Suriye’nin yeni yönetimiyle de bu mücadelenin işbirliği içinde sürdürüleceğini belirtti. Fidan, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile sabah saatlerinde bir araya geldiklerini aktararak, Şam yönetimi, SDG ve ABD arasında gerçekleştirilen görüşmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduklarını kaydetti. Gazze Barış Kurulu’na Türkiye’nin kurucu üye olarak davet edildiğini hatırlatan Fidan, davete ilişkin incelemelerin sürdüğünü söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze konusunda uluslararası bir seferberliğin öncülüğünü yaptığını vurgulayan Fidan, "Gazze’ye bir gram fayda sağlayacak, bir insanın hayatını kurtaracak her türlü çabaya Cumhurbaşkanımız sıcak bakmaktadır. Ancak Türkiye’nin menfaatleri ve uluslararası normlar da gözetilecektir" ifadelerini kullandı. Fidan, nihai kararın kısa süre içerisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verileceğini sözlerine ekledi.
20 Ocak 2026 Salı - 17:08
Bakan Fidan: "18 Ocak mutabakatını destekliyoruz"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’de tarafların kendi iradeleriyle ortaya koyduğu 18 Ocak mutabakatını desteklediklerini belirterek, mutabakatın tüm zorluklara rağmen hayata geçirilmesinin ülkenin birlik ve bütünlüğü açısından kritik olduğunu söyledi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ile Özbekistan arasındaki ilişkiler ile bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Fidan, Özbekistan Dışişleri Bakanı Bakhtiyor Saidov ve beraberindeki heyetle Ankara’da gerçekleştirilen temasların ardından basın mensuplarına açıklamalarda yaptı. "Özbekistan ile ilişkilerimiz kurumsal zeminde ilerliyor" Türkiye ile Özbekistan arasındaki ilişkilerin tarihî, kültürel ve jeostratejik bütün unsurları kapsayan güçlü bir zemine sahip olduğunu vurgulayan Fidan, bu ilişkilerin Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi aracılığıyla kurumsallaştırıldığını belirtti. Fidan, "Bu konseyin hazırlık çalışmaları kapsamında sabah saatlerinde Ortak Stratejik Planlama Grubunun toplantısını gerçekleştirdik. Öğleden sonra da 4+4 toplantısını yapacağız. Milli Savunma Bakanımız, İçişleri Bakanımız, İstihbarat Başkanımız ve Savunma Sanayi Başkanımız da bu mekanizmada yer alıyor" dedi. Bu formatın iki ülke arasında hassas konuların şeffaflık ve işbirliği ruhuyla ele alındığını gösterdiğini ifade eden Fidan, ticari ve bölgesel ilişkilerin de fevkalade iyi seviyede olduğunu söyledi. "18 Ocak mutabakatını destekliyoruz" Suriye’deki gelişmelere değinen Fidan, Türkiye’nin tarafların kendi iradeleriyle ortaya koyduğu mutabakatlara destek verdiğini vurguladı. Fidan, "10 Mart mutabakatını nasıl desteklediysek 18 Ocak mutabakatını da destekliyoruz. Esas itibarıyla bizim için önemli olan bir mutabakatın ortaya çıkmasıdır. Taraflar kendi iradeleriyle bunu kabul ettikten sonra, Türkiye olarak bazı rezervlerimiz olsa da ortak mutabakatı desteklemeyi tercih ediyoruz" diye konuştu. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayımlanan kararnameyle, Esad rejimi dönemi bazı haklardan mahrum bırakılan Kürtlerin kültürel ve vatandaşlık haklarının güvence altına alınmasının önemli olduğunu belirten Fidan, bu adımın Suriye’de aidiyet ve güven duygusunu güçlendireceğini söyledi. "DEAŞ ile mücadelede kararlıyız" Türkiye’nin DEAŞ ile mücadelede her zaman ön saflarda yer aldığını ifade eden Fidan, Suriye’nin yeni yönetimiyle de bu mücadelenin işbirliği içinde sürdürüleceğini belirtti. Fidan, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile sabah saatlerinde bir araya geldiklerini aktararak, Şam yönetimi, SDG ve ABD arasında gerçekleştirilen görüşmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduklarını kaydetti. Gazze Barış Kurulu’na Türkiye’nin kurucu üye olarak davet edildiğini hatırlatan Fidan, davete ilişkin incelemelerin sürdüğünü söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze konusunda uluslararası bir seferberliğin öncülüğünü yaptığını vurgulayan Fidan, "Gazze’ye bir gram fayda sağlayacak, bir insanın hayatını kurtaracak her türlü çabaya Cumhurbaşkanımız sıcak bakmaktadır. Ancak Türkiye’nin menfaatleri ve uluslararası normlar da gözetilecektir" ifadelerini kullandı. Fidan, nihai kararın kısa süre içerisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verileceğini sözlerine ekledi. (OHÖ-
20 Ocak 2026 Salı - 17:04
İletişim Başkanı Burhanettin Duran: "YPG yandaşları bilmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine yönelik her tehdit ve mukaddesatımıza yönelik her alçaklık, en kararlı şekilde karşılık bulacaktır."
İletişim Başkanı Burhanettin Duran: "YPG yandaşları bilmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine yönelik her tehdit ve mukaddesatımıza yönelik her alçaklık, en kararlı şekilde karşılık bulacaktır."
20 Ocak 2026 Salı - 17:03
İletişim Başkanı Burhanettin Duran: "Nusaybin-Kamışlı sınır hattında, Suriye tarafındaki terör örgütü YPG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yapılan hain saldırı provokasyondur."
İletişim Başkanı Burhanettin Duran: "Nusaybin-Kamışlı sınır hattında, Suriye tarafındaki terör örgütü YPG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yapılan hain saldırı provokasyondur."
20 Ocak 2026 Salı - 16:41
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin ülkemize iadesini sağladık"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin ülkemize iadesini sağladık. Kültür Yolu kapsamında sadece geçtiğimiz yıl 20 farklı şehrimizde 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600’ün üzerinde etkinlik gerçekleştirdik" dedi.
20 Ocak 2026 Salı - 16:06
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülleri sahiplerini buldu
ANKARA (İHA) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin ülkemize iadesini sağladık. Kültür Yolu kapsamında sadece geçtiğimiz 20 farklı şehrimizde 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600’ün üzerinde etkinlik gerçekleştirdik" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nden düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri Töreni ve Yaşayan Hazineler Ödülleri Takdim Töreni’ne katıldı. Burada konuşan Erdoğan, kültür ve mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için büyük bir hassasiyetle çalıştıklarını birileri gibi edebiyatını ve istismarını yapmadıklarını söyledi."Bizler geleneksel sanatlardan mimariye, musikiden şiir ve edebiyata çok köklü bir birikimin varisleriyiz"Kültür ve sanat alanında katkı yapan tüm sanatçılara, ustalara selam göndererek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında şu hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli dostlarım, hal nasıl sari ise mekan da sariyedir. Bunlar insana özellikle de sanat ve zanaat erbabına doğrudan sirayet eder. Sanatçının zihnine, sezişine, dünyayı algılayış olayları okuyuş biçimine etki eder. Sanatçının ortaya koyduğu her eser, ustaların vücuda getirdiği her ürün aslında binlerce yıllık tarihin, kültürün, geleneğin, mekanın ve elbette yaşanılan coğrafyanın bir özeti, sureti, neticesidir. Bu yönüyle camilerimizin, mescitlerimizin, mimari yapılarımızın sanat eserleriyle süslenmesi asla tesadüf değildir. Bizler geleneksel sanatlardan mimariye, musikiden şiir ve edebiyata çok köklü bir birikimin varisleriyiz. Biliyorsunuz, Anadolu deyim yerindeyse bir açık hava müzesidir. En doğusundan en batısına bu topraklarda kökü çok derinlere uzanan bir kültür ağacı, bir sanat ve medeniyet çınarı her köşeyi kuşatmaktadır. Hangi ilimize, hangi yöremize giderseniz gidin, orada muhakkak sanata gönül vermiş, gönül imbiğinden aşkla damıttığı duyguları, fikirleri esere dönüştürmüş ustalarla, üstatlarla, sanatçılarla karşılaşırsınız. Tarihin, kültürün ve mekanın sanatkar bir kalbe nasıl tesir ettiğini, onu nasıl güzelleştirdiğini, maharetli ellere nasıl ilham verdiğini bir bakışta anlarsınız" ifadelerini kullandı."Türkiye UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine kaydettirdiği 32 kültürel değeriyle 185 ülke arasında en çok kültürel miras kaydettiren ikinci ülke konumundadır"Konuşmasında Türkiye’nin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesine kaydettirdiği değerlerle ilgili bilgi veren Erdoğan, "Bugün itibariyle Türkiye UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine kaydettirdiği 32 kültürel değeriyle 185 ülke arasında en çok kültürel miras kaydettiren ikinci ülke konumundadır. Halihazırda somut olmayan kültürel miras ulusal envanterimizde 368 kültürel değerimiz, yerel düzeyde ise tam 1.707 kaydımız bulunuyor. Bunlar kültür hazinemizin zenginliğini göstermesi bakımından önemli rakamlardır. Tabi bu mirasın yaşatılması, bu çınarın içi oyuk bir ağaca dönüşmeden daha canlı, daha güçlü, daha sağlam bir şekilde gelecek kuşaklara nakledilmesi bizim için hayati bir meseledir. Eğer bunu yapmazsanız, mazi ile istikbal arasındaki irtibatı koparmış, dolayısıyla kimlik ve kültürümüzü de koruyamamış olursunuz. Çünkü sanat, milli kültür ve kimliğin en belirleyici unsurlarından hatta taşıyıcı kolonlarından biridir. Sanatını aşkla yapan, işine tutkuyla sarılan, ömrünü eserlerine adayan siz kıymetli ustalarımıza değerlerimizi yaşattığınız için, gençlerimize örnek olduğunuz için, geçmişle gelecek arasında yeni köprüler kurduğunuz için tüm kalbimle teşekkür ediyorum" açıklamasında bulundu."Gerçek sanatçı ve usta işte bu hakikatin izini süren emeğiyle, yorumuyla, eserleriyle bize yeni ufuklar çizen insandır"Her şeyin temelinde insan olduğunu belirten ve sanatın, sanatçının kendileri için ne anlama geldiğini açıklayan Erdoğan, "Medeniyetimizin odak ve hareket noktası insandır, devlet ve hükümet anlayışımızın nirengi noktası insandır. Şehircilik felsefemizin mimarı, estetiğimizin, cihana bakışımızın özü, nüvesi evvel emirde insandır. Sanat ve sanatçı ise fizik sınırlarını aşarak, zahir olanın ötesine maveraya, metafiziğe ve hakikate ulaşma istidadı gösterir, bunun için çabalar. Sanatçıyı bilmediğimiz bir dünyadan bir kaza sonucu dünyamıza düşmüş, fizik ötesi yaşantılı bir kazazede, yeryüzünü ise mutlaklık aleminin dipnotu olarak tarif eden merhum Sezai Karakoç bu hakikati şöyle dile getiriyor. ‘Sanat kaçsa da, inkar etse de tanrıya doğrudur. Tanrı hakikat ve ebediliktir.’ Dostoyevski ömrü boyunca tanrıyı bulmayı amaçlayan bir roman yazmak ihtirasını taşıdı. Mesnevi bizi hep öteki dünyaya götürme çabasıdır baştan başa. Leyla ile Mecnun da Hüsnü aşkta bu sebeple vahdet-i vücut inancı ile son bulur. Sanat eseri fizikten kurtuluş, fizik ötesine bir çıkış noktası ararken ileri atılan bir köprü ucudur. Evet, bizim için sanat işte budur. Hakikate doğru yönelen bir yolculuktur. Gerçek sanatçı ve usta işte bu hakikatin izini süren emeğiyle, yorumuyla, eserleriyle bize yeni ufuklar çizen insandır, yaşayan bir hazinedir. Tam da bu anlayışla 2008’den beri sahip olduğumuz sanat birikimini nesilden nesile aktaran sanatçı ve ustalarımızı yaşayan insan hazineleri ilan ediyoruz" ifadelerini kullandı."Bu yıl ise listemize 10 yeni isim daha ekliyor yaşayan insan hazineleri varlığımızı daha da zenginleştiriyoruz"Bugüne kadar 90 kişiyi ve 2 grubu Yaşayan İnsan Hazineleri listesine aldıklarının altını çizen ve Yaşayan İnsan Hazineleri listesine eklenecek sanatçıları açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz sene 25 usta ve sanatçımızı bu listeye dahil ettik. Bu yıl ise listemize 10 yeni isim daha ekliyor yaşayan insan hazineleri varlığımızı daha da zenginleştiriyoruz. Ödüllerini inşallah birazdan tevdi edeceğimiz Hattat Hüseyin Öksüz’ü, Geleneksel Kuyumculuk Ustası Sevan Bıçakçı’yı, Körüklü Çizme Ustası Mustafa Karpuzcu’yu, Folklorik Bebek Yapımı Sanatçısı Emine Polat’ı, Mücellit Mehmet Karsı’yı, Zil Yapım Ustası Mehmet Tamdeğer’i, Sedefkar Mehmet Bülent Fıstıkçı’yı, İpek Böcekçiliği ve Dokumacılığı Ustası Emel Duman’ı, Üç Telli Bağlama İcracısı Osman Kırca’yı ve Devdah Ertuğrul Şengünalp’i sizlerin ve milletimizin huzurunda ayrı ayrı tebrik ediyorum" diye konuştu."Kültür, sanat ve zanaat mirasımızı koruyan, tüm ustalarımıza, sanatkarlarımıza ve kuruluşlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum"Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödüllerini alacak isimlerin Türk Dünyası Vakfı, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ve Güray Müzesi olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültür, sanat ve zanaat mirasımızı koruyan, yaşatan ve bizden sonraki nesillere ulaştırılmasını sağlayan tüm ustalarımıza, sanatkarlarımıza ve kuruluşlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum. Eserlerini bizlere ve milletimize emanet ederek ebedi aleme irtihal eden ödül sahibi 20 usta ismi bugün bir kez daha rahmetle şükranla yad ediyorum" ifadelerine yer verdi."Ne yazık ki bizim olan değerleri bugünün gençlerine anlatmakta ve zaman zaman sıkıntı yaşıyoruz"Bir milletin maddi unsurlara dayalı gücünün etkisini zaman zaman yitirebileceğini ama dilini, kültürünü ve geleneğini kaybetmediği müddetçe kendisine ait olan değerleri hasletleri muhafaza ettiği sürece asla tarihten silinmeyeceğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Biz çok şükür bu bakımdan son derece güçlü mahir bir milletiz. Eserleriyle medeniyet hazinemize yeni mücevherler ekleyen sizler gibi sanatkar ve ustalarımız geçmişte de vardı hamdolsun şimdi de var. Fakat ne yazık ki bizim olan değerleri bugünün gençlerine anlatmakta ve zaman zaman sıkıntı yaşıyoruz. Dijitalleşme ve modern kültür endüstrisi tüm dünyada olduğu gibi bizde de bir takım sorunlara yol açıyor. Gelişen yeni teknolojiler iletişim araçlarındaki yenilikler bizi hızlı olmaya derinlikten yoksun ve tek tipçi bir üretim yapmaya icbar ediyor. Zihin tembelliğini de beraberinde getiren bu tehlike kendisini en şiddetli biçimde sanat ve zanaat alanlarında gösteriyor. Artık ne yazık ki nitelikten ziyade nicelik içerikten daha fazla ambalaj rağbet görüyor. Oysa şu gerçeğin hepimiz çok net farkındayız; Biraz yavaşlamak, kendi sesimizi biraz dinlemek, kendi içimize yönelmek, ruhumuza ve dünyaya biraz daha kulak vermek zorundayız. Meselelerin dış yüzünü aşıp esası teşkil edene, öze çekirdeğe asıl manaya ulaşmak durumundayız. Çünkü sanat ve zanaat eğer tekemmül etmemize, mesafe kat etmemize yardımcı olmuyorsa bu çalışmaların pek bir anlamı yok demektir. İnanıyorum ki sizler ortaya koyduğunuz eserlerle geçmişten bugüne taşıdığınız değerlerle inşallah bu konuda gençlerimiz için güzel bir örnek oluşturacaksınız. Bu ülkenin evlatlarına yol gösterecek gelenekli sanatlarımızı yaşatacak kültür ve sanat dünyamıza daha nice eserler kazandıracaksınız.""Son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin ülkemize iadesini sağladık"Kültür ve mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için büyük bir hassasiyetle çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden ve bunlardan bazılarını sıralayan Erdoğan, "İşin tabiri caizse birileri gibi edebiyatını ve istismarını yapmıyor, tribünlere oynamıyoruz. Tam tersine meselenin önemini müdrik bir şekilde her alanda çok yönlü bir çaba harcıyoruz. Arkeolojik kazılardan restorasyon faaliyetlerine gece müzeciliği uygulamasından kaçakçılıkla mücadeleye kültür varlıklarımızı hem muhafaza hem de ihya ediyoruz. Bakınız son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin ülkemize iadesini sağladık. Kültür Yolu kapsamında sadece geçtiğimiz 20 farklı şehrimizde 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600’ün üzerinde etkinlik gerçekleştirdik. Gençlerimizin gelenekli sanatlarımızla daha sıkı bağlar kurabilmesi için başlattığımız ve ilkini 15 Temmuz Müzesinde geçtiğimiz ve buradan hareketle açtığımız ‘Yaşayan Miras Okullarımızı’ çok kısa bir süre içerisinde 81 ilimize yaygınlaştıracağız. 2025 senesinde yapılan kazı çalışmalarında 15 binin üzerinde arkeolojik buluntuyu gün yüzüne çıkardık. Gece müzeciliğiyle 600 bin ziyaretçi ağırladık. Hemen yanı başımızdaki Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanemizde bu noktada çok önemli çalışmalara imza atıyor, kütüphanemizde sadece 2025 yılı içerisinde 17 sergiye ev sahipliği yaptık. Burada tek tek saymaya kalksak saatlerimizi alacak daha nice çalışmayı, eseri, projeyi hayata geçirdik. İnşallah bundan sonra da kültür varlığımızı korumak ve güçlendirmek için sanatçılarımız, gençlerimiz, ülkemiz ve milletimiz için çalışmaya, koşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum" diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ve Yaşayan Hazineler Ödülleri kazananlara takdim edildi. Ödülleri bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisi takdim etti.
20 Ocak 2026 Salı - 16:02
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin ülkemize iadesini sağladık"
ANKARA (İHA) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin ülkemize iadesini sağladık. Kültür Yolu kapsamında sadece geçtiğimiz 20 farklı şehrimizde 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600’ün üzerinde etkinlik gerçekleştirdik" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nden düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri Töreni ve Yaşayan Hazineler Ödülleri Takdim Töreni’ne katıldı. Burada konuşan Erdoğan, kültür ve mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için büyük bir hassasiyetle çalıştıklarını birileri gibi edebiyatını ve istismarını yapmadıklarını söyledi."Bizler geleneksel sanatlardan mimariye, musikiden şiir ve edebiyata çok köklü bir birikimin varisleriyiz"Kültür ve sanat alanında katkı yapan tüm sanatçılara, ustalara selam göndererek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında şu hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli dostlarım, hal nasıl sari ise mekan da sariyedir. Bunlar insana özellikle de sanat ve zanaat erbabına doğrudan sirayet eder. Sanatçının zihnine, sezişine, dünyayı algılayış olayları okuyuş biçimine etki eder. Sanatçının ortaya koyduğu her eser, ustaların vücuda getirdiği her ürün aslında binlerce yıllık tarihin, kültürün, geleneğin, mekanın ve elbette yaşanılan coğrafyanın bir özeti, sureti, neticesidir. Bu yönüyle camilerimizin, mescitlerimizin, mimari yapılarımızın sanat eserleriyle süslenmesi asla tesadüf değildir. Bizler geleneksel sanatlardan mimariye, musikiden şiir ve edebiyata çok köklü bir birikimin varisleriyiz. Biliyorsunuz, Anadolu deyim yerindeyse bir açık hava müzesidir. En doğusundan en batısına bu topraklarda kökü çok derinlere uzanan bir kültür ağacı, bir sanat ve medeniyet çınarı her köşeyi kuşatmaktadır. Hangi ilimize, hangi yöremize giderseniz gidin, orada muhakkak sanata gönül vermiş, gönül imbiğinden aşkla damıttığı duyguları, fikirleri esere dönüştürmüş ustalarla, üstatlarla, sanatçılarla karşılaşırsınız. Tarihin, kültürün ve mekanın sanatkar bir kalbe nasıl tesir ettiğini, onu nasıl güzelleştirdiğini, maharetli ellere nasıl ilham verdiğini bir bakışta anlarsınız" ifadelerini kullandı."Türkiye UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine kaydettirdiği 32 kültürel değeriyle 185 ülke arasında en çok kültürel miras kaydettiren ikinci ülke konumundadır"Konuşmasında Türkiye’nin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesine kaydettirdiği değerlerle ilgili bilgi veren Erdoğan, "Bugün itibariyle Türkiye UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine kaydettirdiği 32 kültürel değeriyle 185 ülke arasında en çok kültürel miras kaydettiren ikinci ülke konumundadır. Halihazırda somut olmayan kültürel miras ulusal envanterimizde 368 kültürel değerimiz, yerel düzeyde ise tam 1.707 kaydımız bulunuyor. Bunlar kültür hazinemizin zenginliğini göstermesi bakımından önemli rakamlardır. Tabi bu mirasın yaşatılması, bu çınarın içi oyuk bir ağaca dönüşmeden daha canlı, daha güçlü, daha sağlam bir şekilde gelecek kuşaklara nakledilmesi bizim için hayati bir meseledir. Eğer bunu yapmazsanız, mazi ile istikbal arasındaki irtibatı koparmış, dolayısıyla kimlik ve kültürümüzü de koruyamamış olursunuz. Çünkü sanat, milli kültür ve kimliğin en belirleyici unsurlarından hatta taşıyıcı kolonlarından biridir. Sanatını aşkla yapan, işine tutkuyla sarılan, ömrünü eserlerine adayan siz kıymetli ustalarımıza değerlerimizi yaşattığınız için, gençlerimize örnek olduğunuz için, geçmişle gelecek arasında yeni köprüler kurduğunuz için tüm kalbimle teşekkür ediyorum" açıklamasında bulundu."Gerçek sanatçı ve usta işte bu hakikatin izini süren emeğiyle, yorumuyla, eserleriyle bize yeni ufuklar çizen insandır"Her şeyin temelinde insan olduğunu belirten ve sanatın, sanatçının kendileri için ne anlama geldiğini açıklayan Erdoğan, "Medeniyetimizin odak ve hareket noktası insandır, devlet ve hükümet anlayışımızın nirengi noktası insandır. Şehircilik felsefemizin mimarı, estetiğimizin, cihana bakışımızın özü, nüvesi evvel emirde insandır. Sanat ve sanatçı ise fizik sınırlarını aşarak, zahir olanın ötesine maveraya, metafiziğe ve hakikate ulaşma istidadı gösterir, bunun için çabalar. Sanatçıyı bilmediğimiz bir dünyadan bir kaza sonucu dünyamıza düşmüş, fizik ötesi yaşantılı bir kazazede, yeryüzünü ise mutlaklık aleminin dipnotu olarak tarif eden merhum Sezai Karakoç bu hakikati şöyle dile getiriyor. ‘Sanat kaçsa da, inkar etse de tanrıya doğrudur. Tanrı hakikat ve ebediliktir.’ Dostoyevski ömrü boyunca tanrıyı bulmayı amaçlayan bir roman yazmak ihtirasını taşıdı. Mesnevi bizi hep öteki dünyaya götürme çabasıdır baştan başa. Leyla ile Mecnun da Hüsnü aşkta bu sebeple vahdet-i vücut inancı ile son bulur. Sanat eseri fizikten kurtuluş, fizik ötesine bir çıkış noktası ararken ileri atılan bir köprü ucudur. Evet, bizim için sanat işte budur. Hakikate doğru yönelen bir yolculuktur. Gerçek sanatçı ve usta işte bu hakikatin izini süren emeğiyle, yorumuyla, eserleriyle bize yeni ufuklar çizen insandır, yaşayan bir hazinedir. Tam da bu anlayışla 2008’den beri sahip olduğumuz sanat birikimini nesilden nesile aktaran sanatçı ve ustalarımızı yaşayan insan hazineleri ilan ediyoruz" ifadelerini kullandı."Bu yıl ise listemize 10 yeni isim daha ekliyor yaşayan insan hazineleri varlığımızı daha da zenginleştiriyoruz"Bugüne kadar 90 kişiyi ve 2 grubu Yaşayan İnsan Hazineleri listesine aldıklarının altını çizen ve Yaşayan İnsan Hazineleri listesine eklenecek sanatçıları açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz sene 25 usta ve sanatçımızı bu listeye dahil ettik. Bu yıl ise listemize 10 yeni isim daha ekliyor yaşayan insan hazineleri varlığımızı daha da zenginleştiriyoruz. Ödüllerini inşallah birazdan tevdi edeceğimiz Hattat Hüseyin Öksüz’ü, Geleneksel Kuyumculuk Ustası Sevan Bıçakçı’yı, Körüklü Çizme Ustası Mustafa Karpuzcu’yu, Folklorik Bebek Yapımı Sanatçısı Emine Polat’ı, Mücellit Mehmet Karsı’yı, Zil Yapım Ustası Mehmet Tamdeğer’i, Sedefkar Mehmet Bülent Fıstıkçı’yı, İpek Böcekçiliği ve Dokumacılığı Ustası Emel Duman’ı, Üç Telli Bağlama İcracısı Osman Kırca’yı ve Devdah Ertuğrul Şengünalp’i sizlerin ve milletimizin huzurunda ayrı ayrı tebrik ediyorum" diye konuştu."Kültür, sanat ve zanaat mirasımızı koruyan, tüm ustalarımıza, sanatkarlarımıza ve kuruluşlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum"Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödüllerini alacak isimlerin Türk Dünyası Vakfı, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ve Güray Müzesi olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültür, sanat ve zanaat mirasımızı koruyan, yaşatan ve bizden sonraki nesillere ulaştırılmasını sağlayan tüm ustalarımıza, sanatkarlarımıza ve kuruluşlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum. Eserlerini bizlere ve milletimize emanet ederek ebedi aleme irtihal eden ödül sahibi 20 usta ismi bugün bir kez daha rahmetle şükranla yad ediyorum" ifadelerine yer verdi."Ne yazık ki bizim olan değerleri bugünün gençlerine anlatmakta ve zaman zaman sıkıntı yaşıyoruz"Bir milletin maddi unsurlara dayalı gücünün etkisini zaman zaman yitirebileceğini ama dilini, kültürünü ve geleneğini kaybetmediği müddetçe kendisine ait olan değerleri hasletleri muhafaza ettiği sürece asla tarihten silinmeyeceğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Biz çok şükür bu bakımdan son derece güçlü mahir bir milletiz. Eserleriyle medeniyet hazinemize yeni mücevherler ekleyen sizler gibi sanatkar ve ustalarımız geçmişte de vardı hamdolsun şimdi de var. Fakat ne yazık ki bizim olan değerleri bugünün gençlerine anlatmakta ve zaman zaman sıkıntı yaşıyoruz. Dijitalleşme ve modern kültür endüstrisi tüm dünyada olduğu gibi bizde de bir takım sorunlara yol açıyor. Gelişen yeni teknolojiler iletişim araçlarındaki yenilikler bizi hızlı olmaya derinlikten yoksun ve tek tipçi bir üretim yapmaya icbar ediyor. Zihin tembelliğini de beraberinde getiren bu tehlike kendisini en şiddetli biçimde sanat ve zanaat alanlarında gösteriyor. Artık ne yazık ki nitelikten ziyade nicelik içerikten daha fazla ambalaj rağbet görüyor. Oysa şu gerçeğin hepimiz çok net farkındayız; Biraz yavaşlamak, kendi sesimizi biraz dinlemek, kendi içimize yönelmek, ruhumuza ve dünyaya biraz daha kulak vermek zorundayız. Meselelerin dış yüzünü aşıp esası teşkil edene, öze çekirdeğe asıl manaya ulaşmak durumundayız. Çünkü sanat ve zanaat eğer tekemmül etmemize, mesafe kat etmemize yardımcı olmuyorsa bu çalışmaların pek bir anlamı yok demektir. İnanıyorum ki sizler ortaya koyduğunuz eserlerle geçmişten bugüne taşıdığınız değerlerle inşallah bu konuda gençlerimiz için güzel bir örnek oluşturacaksınız. Bu ülkenin evlatlarına yol gösterecek gelenekli sanatlarımızı yaşatacak kültür ve sanat dünyamıza daha nice eserler kazandıracaksınız.""Son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin ülkemize iadesini sağladık"Kültür ve mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için büyük bir hassasiyetle çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden ve bunlardan bazılarını sıralayan Erdoğan, "İşin tabiri caizse birileri gibi edebiyatını ve istismarını yapmıyor, tribünlere oynamıyoruz. Tam tersine meselenin önemini müdrik bir şekilde her alanda çok yönlü bir çaba harcıyoruz. Arkeolojik kazılardan restorasyon faaliyetlerine gece müzeciliği uygulamasından kaçakçılıkla mücadeleye kültür varlıklarımızı hem muhafaza hem de ihya ediyoruz. Bakınız son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin ülkemize iadesini sağladık. Kültür Yolu kapsamında sadece geçtiğimiz 20 farklı şehrimizde 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600’ün üzerinde etkinlik gerçekleştirdik. Gençlerimizin gelenekli sanatlarımızla daha sıkı bağlar kurabilmesi için başlattığımız ve ilkini 15 Temmuz Müzesinde geçtiğimiz ve buradan hareketle açtığımız ‘Yaşayan Miras Okullarımızı’ çok kısa bir süre içerisinde 81 ilimize yaygınlaştıracağız. 2025 senesinde yapılan kazı çalışmalarında 15 binin üzerinde arkeolojik buluntuyu gün yüzüne çıkardık. Gece müzeciliğiyle 600 bin ziyaretçi ağırladık. Hemen yanı başımızdaki Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanemizde bu noktada çok önemli çalışmalara imza atıyor, kütüphanemizde sadece 2025 yılı içerisinde 17 sergiye ev sahipliği yaptık. Burada tek tek saymaya kalksak saatlerimizi alacak daha nice çalışmayı, eseri, projeyi hayata geçirdik. İnşallah bundan sonra da kültür varlığımızı korumak ve güçlendirmek için sanatçılarımız, gençlerimiz, ülkemiz ve milletimiz için çalışmaya, koşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum" diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ve Yaşayan Hazineler Ödülleri kazananlara takdim edildi. Ödülleri bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisi takdim etti.
20 Ocak 2026 Salı - 15:55
Türkiye-Kore ilişkileri masada: Kore Dışişleri Bakanı Hyun Ankara’ya geliyor
Kore Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Cho Hyun, 21 Ocak’ta Türkiye’ye çalışma ziyareti gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Koreli mevkidaşı ile gerçekleştireceği görüşmelerde ikili ilişkiler, ticaret, savunma sanayii ve bölgesel gelişmeler ele alacak. Kore Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Cho Hyun, 21 Ocak tarihinde Türkiye’ye çalışma ziyareti gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Koreli mevkidaşıyla yapacağı görüşmelerde, Türkiye ile Kore Cumhuriyeti arasında Kore Savaşı yıllarına dayanan tarihi dostluk ışığında gelişen ilişkilerin olumlu seyrinden duyulan memnuniyetin dile getirilmesi öngörülüyor. Görüşmelerde, iki ülke arasında özellikle son dönemde ivme kazanan karşılıklı üst düzey ziyaretlerin önemine değinilmesi, Birleşmiş Milletler ve MIKTA başta olmak üzere uluslararası platformlardaki çok taraflı iş birliğinin vurgulanması bekleniyor. Kaynaklar, istikrarlı şekilde artan ikili ticaretin daha da geliştirilmesi için atılabilecek adımların ele alınacağını, Sinop Nükleer Güç Santrali Projesi başta olmak üzere nükleer ve yenilenebilir enerji alanlarındaki iş birliği imkanlarının değerlendirileceğini belirtti. Görüşmelerde ayrıca yapay zeka, çığır açan teknolojiler, yarı iletkenler, biyoteknoloji, batarya teknolojisi ile bilgi ve iletişim teknolojilerine yönelik ortak Ar-Ge projelerinin hayata geçirilmesine ilişkin fırsatların gündeme gelmesi öngörülüyor. Savunma sanayii alanında, Altay Ana Muharebe Tankı Projesi’nde başarıyla sürdürülen iş birliğinden hareketle, insansız hava araçları, denizaltılar, füzeler ve hava savunma sistemleri başta olmak üzere çeşitli ortak proje imkanlarının gözden geçirilmesi planlanıyor. İki ülke halkları arasındaki kardeşlik bağının turizm alanındaki ilişkilerin derinleştirilmesinde önemli bir potansiyel barındırdığına dikkat çekilmesi, Rusya-Ukrayna savaşı, Filistin, Suriye, İran ile diğer güncel bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulunulması da gündemde yer alıyor. Kaynaklar, Ukrayna, Suriye ve Filistin’in yeniden imarı ile Orta Asya ve Afrika ülkelerindeki iş birliği fırsatlarının da ele alınacağını ifade etti. Türkiye-Kore ilişkileri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kore Cumhuriyeti’ni son olarak 2-3 Mayıs 2018 tarihlerinde ziyaret etmişti. Kore Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung ise 24-25 Kasım 2025 tarihlerinde Türkiye’ye resmi bir ziyaret gerçekleştirmiş, ziyaret kapsamında iki ülke arasında üç anlaşma imzalanmış ve "Türkiye ve Kore Cumhuriyeti Arasındaki Stratejik Ortaklık Hakkında Ortak Beyan" yayımlanmıştı. Kore Cumhuriyeti, Asya-Pasifik bölgesinde Türkiye’nin Çin Halk Cumhuriyeti’nden sonra ikinci büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Türkiye ile Kore Cumhuriyeti arasındaki ticaret hacmi 2024 yılında yaklaşık 10,3 milyar dolar olarak gerçekleşirken, iki ülke arasında Serbest Ticaret Anlaşması da bulunuyor.
20 Ocak 2026 Salı - 15:20
Dışişleri Bakanlığı kaynakları: "Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Pakistanlı mevkidaşı Ishaq Dar ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Gazze’deki son durum ve diğer bölgesel gelişmeler ele alındı."
Dışişleri Bakanlığı kaynakları: "Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Pakistanlı mevkidaşı Ishaq Dar ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Gazze’deki son durum ve diğer bölgesel gelişmeler ele alındı."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder