Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Türkiye ile KKTC arasına doğal gaz boru hattı geliyor
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:47:43
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile öngörülen 97 kilometrelik bir doğal gaz boru hattına ihtiyaç olduğunu duyurdu. Bakan Bayraktar, bir haber kanalında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bayraktar, KKTC’nin elektrik ihtiyacının karşılanması için bir elektrik iletim hattı ve bir de doğal gaz boru hattı projesi geliştirdiklerini açıkladı. "Elektrik iletim ticareti projesi ‘Güney Elektrik Koridoru’ diyebileceğimiz büyüklükte bir proje" Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan ve Bulgaristan ile birlikte gerçekleştirilen elektrik iletim hattına dair Bakan Bayraktar, şu ifadelere yer verdi: "Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan ve Bulgaristan olarak başladığımız ve şu anda önemli bir aşamaya geldiğimiz elektrik iletim hattı, elektrik iletim ticareti projesi; hakikaten ‘elektriğin TANAP’ı’ diyebileceğimiz, ‘Güney Elektrik Koridoru’ diyebileceğimiz büyüklükte bir proje. Projeye katılmak isteyen başka ülkeler de var, özellikle Avrupa tarafından. Şu an itibarıyla Azerbaycan’dan gelecek yenilenebilir enerjinin Gürcistan üzerinden Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Bulgaristan’a, oradan Avrupa’ya aktarılmasıyla alakalı bir proje. Biraz önce tamamladığımız toplantı neticesinde bir fizibilite çalışmasının kararını birlikte aldık. İnşallah en kısa zamanda hükümetler arası anlaşmaya, belki devlet başkanlarımızın imza atacağı bir anlaşmaya dönüşecek. Dolayısıyla burada önemli bir ilerleme oldu." "Türkiye’den, Yunanistan’a ve Yunanistan’dan İtalya’ya gidecek yeni bir doğal gaz boru hattı üzerine çalışma mutabakatı sağlandı" BOTAŞ’ın Edison’la yaptığı bir anlaşma olduğunu belirten Bayraktar, "Anlaşmada LNG ve doğal gaz ticareti ile alakalı bir kısım var ama daha ilginci; Türkiye’den başlayacak, Yunanistan’a ve Yunanistan’dan İtalya’ya gidecek yeni bir doğal gaz boru hattı üzerinde de bugün bir çalışma mutabakatı sağlanmış oldu. Bunu da fevkalade önemsiyoruz. Bu, bizim özellikle bu içinde bulunduğumuz sıkıntılı süreçte, kriz ortamında dünyaya; bu proje özelinde Avrupa’ya sunduğumuz önemli alternatiflerden bir tanesi" ifadelerini kullandı. "Yeni sondaj gemilerimizle 2028 hedefine yetişmek için üretimi artırıyoruz" Üçüncü faz ile beraber 2028’de 16-17 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını Türkiye’nin kendi gazıyla karşılar hale geleceğini vurgulayan Bayraktar, "Bir taraftan yeni sondaj gemilerimizle 2028 hedefine yetişmek için üretimi artırıyoruz, bir taraftan da Türkiye’nin yeni keşiflere ihtiyacı var. Şu anda devam eden keşif amaçlı bir sondajımız var Eflani kuyusunda. İnşallah önümüzdeki günlerde onun neticesini alacağız. Şu anda erken bir şey söylemek için ama ümitvarız. İnşallah oradan iyi bir netice alıp yeni keşiflerle de bu rezerv miktarını artırmaya gayret ediyoruz" diye konuştu. "KKTC ile öngördüğümüz 97 kilometrelik bir doğal gaz boru hattına ihtiyaç var" Çok uzun zamandır KKTC’nin ihtiyaç duyduğu elektriğin Türkiye’den oraya gitmesiyle alakalı üzerinde çalışılan bir kablo projesi olduğunu söyleyen Bakan Bayraktar, "Ada bize 70-80 kilometrelik bir mesafede ve maalesef şu anda adada fosil yakıtla elektrik üretiliyor. Bunun çevresel etkilerini göz ardı etmemek lazım. Arz güvenliğinde zaman zaman sıkıntılar da olabiliyor. Çünkü adanın da elektrik ihtiyacı artmaya devam ediyor. Biz bunu sağlamak adına iki tane proje geliştirdik. Bunlardan bir tanesi, elektrikle adayı beslemek. Bir diğeri de aslında biraz daha stratejik ve biraz daha büyük bir proje; adaya doğal gaz götürmek. KKTC ile Türkiye’ye baktığınızda, arada bizim şu anda öngördüğümüz 97 kilometrelik bir doğal gaz boru hattına ihtiyaç var. Alanya’dan başlayan bir boru hattıyla beraber adaya ulaşmak istiyoruz" şeklinde konuştu. Alparslan Bayraktar, KKTC’ye doğal gaz ulaştırarak sıvı yakıt kullanan santrallerin daha çevreci bir sisteme dönüştürülmesinin hedeflendiğini belirtti. Bayraktar, Akdeniz’de muhtemel doğal gaz keşiflerinin de ileride KKTC üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya taşınabileceğini ifade ederek, mühendislik çalışmalarının bu yıl tamamlanmasının, boru hattı projesinin ise 2028’de hayata geçirilmesinin planlandığını söyledi.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:47
YSK, 31 Mart 2024 Mahalli İdari Seçimleri’nin iptaline yönelik yapılan itirazı reddetti
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), bir CHP üyesinin 31 Mart Mahalli İdari Seçimleri’nin iptali üzerine yapılan başvurunun reddedildiğini açıkladı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verilmişti. Kararın ardından CHP’nin YSK temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu, sürece itiraz için dün YSK’ya başvurdu. YSK üyeleriyle yapılan toplantı sonucu başvuru süreci ile ilgili açıklamalarda bulunan YSK Başkanı Serdar Mutta, CHP’nin yaptığı itirazların reddine oy birliği ile karar verildiğini belirtmişti. Bunun üzerine CHP’li bir üyenin 31 Mart 2024 Mahalli İdari Seçimleri’nin iptal edilmesi için YSK’ya başvuru yaptığı belirtildi. Edinilen bilgilere göre CHP üyesi, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde gerçekleşen 38. Olağan Kurultayı’nın mutlak butlan nedeniyle geçersiz sayılmasını gerekçe göstererek YSK’ya başvuruda bulunduğu aktarıldı. Üyenin yaptığı başvuruda mutlak butlan kararı sonrası 31 Mart 2024 Mahalli İdari Seçimleri’nin de geçersiz sayılmasını talep ettiği öğrenildi. YSK, itirazı reddetti YSK, bu itirazın üzerine bugün bir toplantı gerçekleştirdi. YSK, yapılan toplantı sonucu CHP’li üyenin yapmış olduğu 31 Mart 2024 Mahalli İdari Seçimleri’nin iptaline yönelik itiraz başvurusunun reddedildiğini duyurdu.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:43
Bakan Uraloğlu: "21 Mayıs - 3 Haziran döneminde iç ve dış hatlarda toplam bin 506 ilave uçuş planlandı"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kurban Bayramı öncesi ve sonrasında oluşacak yoğun yolcu talebine karşı havayolu taşımacıları tarafından ilave sefer planlamaları yapıldığını belirterek, " Havayolu taşımacılarımız tarafından 21 Mayıs-3 Haziran döneminde iç ve dış hatlarda toplam bin 506 ilave uçuş planlandı" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kurban Bayramı öncesi ve sonrasında oluşacak yoğun yolcu talebine karşı havayolu taşımacılığı yapan firmalar tarafından ilave sefer planlamaları yapıldığını bildirdi. "21 Mayıs-3 Haziran döneminde iç ve dış hatlarda toplam bin 506 ilave uçuş planlandı" Bakan Uraloğlu, vatandaşların bayram süresince ailelerine, yakınlarına ve memleketlerine daha rahat ulaşabilmesi amacıyla havayolu taşımacılığında kapasite artışına gidildiğini vurgulayarak, "Bayram döneminde oluşacak yoğunluğu karşılamak amacıyla havayollarımız operasyonel planlamalarını yaptı. Havayolu taşımacılarımız tarafından 21 Mayıs-3 Haziran döneminde iç ve dış hatlarda toplam bin 506 ilave uçuş planlandı" ifadelerini kullandı. Planlanan ilave seferlerin bin 214’ünün iç hatlarda, 292’sinin ise dış hatlarda düzenleneceğini kaydeden Uraloğlu, özellikle yoğun talep görülen destinasyonlarda havayolu kapasitesinin artırıldığını söyledi. Havayollarının operasyonel planlamalarının yakından takip edildiğini söyleyen Uraloğlu, "Yolcu talebine göre havayolu taşımacılarımız ilave kapasite değerlendirmelerine devam edecek" açıklamasında bulundu.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:01
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi mezuniyet töreni yapıldı
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi 2025-2026 eğitim öğretim yılı mezuniyet töreni, Itri Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin 2025-2026 eğitim öğretim yılı mezuniyet töreni, Itri Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Gazetecilik, Radyo, Televizyon ve Sinema ile Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümlerinden mezun olan öğrenciler, mezuniyet sevincini aileleri ve akademisyenlerle birlikte yaşadı. Törene; Milliyetçi Hareket Partisi Ankara Milletvekili Prof. Dr. Zühal Topcu, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kürşat Göktürk, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, Gazi Üniversitesi Genel Sekreteri Mustafa Afşar ile akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı. Program açılış konuşmaları ardından, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Ankara Türk Dünyası Müzik ve Dans Topluluğu sanatçılarının verdiği konser ve halk oyunları gösterisi ile devam etti. Törende dereceye giren öğrencilere başarı belgeleri takdim edilirken, program mezun öğrencilerin kep atmasıyla sona erdi. Tören sonrası, İhlas Haber Ajansı Ankara muhabirlerinden Fazlı Çolak, Furkan Doğan ve Ahmet Özkurt, Gazetecilik Bölümü’nden mezun olarak mezuniyet sevincini aileleriyle birlikte yaşadı.
23 Ocak 2026 Cuma - 15:00
Uzmanından uyarı: "Gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı"
Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinden Perinatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Coşkun Ümit, "Özellikle gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı" dedi. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinden Uzm. Dr. Coşkun Ümit, influenza gribine yakalanan gebelere tedavi konusunda uyarılarda bulundu. Ümit, "Gebelik fizyolojik değişiklikleri itibari ile influenza virüsünün daha tehlikeli olduğu daha etkin olduğu gebelerimizi ve fetüslerimizin hayatını tehdit edebileceği bir süreç" ifadelerini kullandı. Gebelikte bu sürecin ağır olmasının sebeplerine değinen Ümit, "Fetüsün baskısı nedeniyle diyafram dediğimiz karın zarının üste doğru çıkması ve bunun da akciğer kapasitesini azaltması. Diğer bir neden ise gebelikte bağışıklık sisteminde gerçekleşen değişiklikler ve son olarak da kardiyak output dediğimiz kalbin kan pompalama basıncının artması ve dolayısıyla oksijen tüketiminin artması. Normalde ufak tefek semptomlarla belirtilerle atlattığımız bir grip virüsü bir soğuk algınlığı gebelerimizde oldukça ağır seyredebilmek de dolayısıyla normalde ayaktan atlata bildiğimiz influenza yani grip hastalığı gebelerde oldukça ağır seyretmekte" şeklinde konuştu. İnfluenza virüsünün gebelerdeki tehlikesine vurgu yapan Ümit sözlerine şöyle devam etti: "Anne karnındaki fetüs ilk haftalarda karşılaşırsa bir kere yarık damak dudak gibi nöral tip tefek kuyruk sokumunu açıklığı gibi ateşle beraber olabilecek konjenital anomaliler fetüs etkilemekte. Yine bebekle ilgili erken doğum tehlikesi, düşük doğum ağırlığı, gelişme geriliği ve hatta fetüsün anne karnında kaybına kadar giden istemediğimiz ciddi belirtiler, ciddi sonuçlar doğura bilmekte. Peki annelerimiz de neler olabilir onlarda da çok ciddi bilinç bulanıklığı, öksürük, düşmeyen ateş, titreme, terleme ve hatta bazen yoğun bakım ihtiyacı bile doğa bilmekte. Dolayısıyla influenzayı gebelikte kesinlikle ve kesinlikle küçümsemeyeceğiz ve gerekli önlemleri alacağız." Hamile bireylerin kendini nasıl koruması gerektiği hakkında bilgi veren Ümit, şu ifadeleri kullandı: "İnfluenzada tabii ki hepimizin bildiği bu soğuk algınlığı belirtileri dediğimiz öksürük, ateş, boğaz ağrısı, boğazda yanma, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, terleme, düşmeyen ateş. Bir kere hastaneye başvurmamız gereken halsizlik, kırgınlık, yaygın kas ağrısı. Bunlar influenzanın hepimizin çok iyi bildiği belirtileri. Tabii ki gebelikte kullandığımız ilaçlar son derece önemli her ilacı kullanamıyoruz çünkü bazı ilaçlar bebeğe olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Dolayısıyla doktor reçetesi olmadan, doktor tavsiyesi olmadan kulaktan dolma bilgilerle asla ilaç kullanmayalım. Sadece sağlık kuruluşlarında doktorlarımızın reçete ettiği ilaçları kullanalım. Aşıyı zaten vurguladım, mutlaka özellikle Eylül ve Nisan ayları arasında hangi haftada olursak olalım, gebeliğin hangi haftasında, hangi periyodunda olursak olalım grip aşımızı muhakkak yaptıralım. Grip aşısı bebeğe herhangi bir zarar kesinlikle vermiyor. İlk üç ay, ikinci üç ay ve üçüncü üç ay güvenle yapılabilir. Annemizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda bebeğimizi de koruyor. Çünkü bu antikorlar yani bu bağışıklık maddeleri bağışıklık etkenleri plasenta yoluyla bebeğe de geçmekte. Bu bizim için büyük bir avantaj, dahası bu etkiler emzirme sürecinde de gene bu olumlu etkiler, bu antikorlar anne sütü yoluyla bebeğe geçip ilk altı ayda bebeğin korunmasını sağlamakta. Bu neden önemli çünkü ilk altı ay bebeğin en savunmasız, en hassas ve dış etkenlere en açık olduğu dönem. Dolayısıyla aşımız sadece gebelerimizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda bebeklerimizi, yeni doğanlarımız da koruyor." Ümit, acil bir durum olmadıkça kendilerini izole etmeleri gerektiğini söyleyerek, "Bunların da gene gebelikte güvenilirlikleri ispatlanmış, çeşitli antiviral ajanlar bunları da gene güvenle gebelikte kullanabiliyoruz ve mutlaka maske takılması gerektiğini, grip belirtileri olan birinin mutlaka karantina gibi dediğimiz mümkünse dışarıya çıkmaması, acil bir durum olmadıkça kendini koruması, kendini dışarıdan izole etmesi son derece önemli" dedi. (ECE-
23 Ocak 2026 Cuma - 14:30
Bakan Tunç: "Hakikatle güçlenen bilirkişilik, güven veren yargının teminatıdır"
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yargının güvenilirliğinin güçlü ve nitelikli bir bilirkişilik müessesesiyle mümkün olduğunu vurguladı. Bakan Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, bilirkişilik kurumunun yargılamada özel ve teknik bilgi gerektiren konularda hâkim ve savcılara alanında uzman kişiler tarafından tarafsız ve bilimsel görüş sunulmasını sağladığını belirtti. Tunç, yargılamada bilimsel ve teknik bilginin doğru değerlendirilmesinin güçlü ve güvenilir bir bilirkişilik sistemiyle mümkün olduğunun altını çizdi. Bu anlayışla bilirkişiliği liyakat, eğitim ve etik ilkeler temelinde yeniden yapılandırdıklarını ifade eden Bakan Tunç, temel ve yenileme eğitimlerinin ihtiyaca uygun şekilde yaygınlaştırıldığını, denetim ve performans değerlendirmeleriyle hesap verebilirliğin esas alındığını kaydetti. Tunç, bugüne kadar 221 bin 122 kişiye bilirkişilik temel eğitimi, 33 bin 61 kişiye ise bilirkişi yenileme eğitimi verildiğini açıkladı. Görevini gereği gibi yerine getirmeyenler hakkında denetim ve soruşturma süreçlerinin titizlikle yürütüldüğünü belirten Bakan Tunç, yapılan denetimler sonucunda 5 bin 926 uyarma, 3 bin 381 geçici süreyle listeden çıkarma, 2 bin 79 kişiye kalıcı olarak sicil ve listeden çıkarma, 288 kişiye ise bilirkişilik yapmaktan yasaklama yaptırımı uygulandığını bildirdi. Yargı mercilerinin ihtiyaçları doğrultusunda Bilirkişilik Siciline Kabule İlişkin Usul ve Esaslar’da düzenlemeler yaptıklarını aktaran Tunç, bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanları ile bu alanlarda aranan niteliklerin güncellendiğini ifade etti. Tunç, ayrıca ilk kez gayrimenkul değerleme alanında özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik başvurularının alınmaya başlandığını duyurdu. Bilirkişilik başvuru süresi 16 Şubat tarihine kadar uzatıldı Nitelikli uzmanların sisteme katılımını teşvik etmek amacıyla yeni bilirkişi listelerinin liyakat ve uzmanlık esasına göre yeniden belirlendiğini belirten Tunç, vatandaşlardan gelen yoğun talepler doğrultusunda herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için bilirkişilik başvuru süresinin 16 Şubat tarihine kadar uzatıldığını da açıkladı. Bakan Tunç, bilirkişilik sistemini daha da güçlendirecek bu adımların yargı camiasına ve millete hayırlı olmasını diledi.
23 Ocak 2026 Cuma - 13:13
23. Altın Başarı Ödülleri’nde İHA’ya ödül
Spiker Platformu ve Hayat Kırmızı Türk Dergisi tarafından bu yıl 23’üncüsü düzenlenen Altın Başarı Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu. İhlas Haber Ajansı Muhabiri Kemal Diri de ’Yılın En İyi Ekonomi Muhabiri’ ödülüne layık görüldü.
23 Ocak 2026 Cuma - 12:49
Ankara’nın parklarını mesken tutan yeşil papağanlar sert iklim şartlarında hayatta kalmayı başarıyor
Yeşil papağanlar, şehirlerin ısı avantajı ve fırsatçı beslenme alışkanlıkları sayesinde Ankara’nın sert iklim şartlarında hayatta kalmayı başarıyor. Ankara’nın parkları ve yeşil alanlarında son yıllarda sıkça görülmeye başlanan yeşil papağanlar, renkli görüntüler oluşturmalarının yanı sıra ekosistem üzerindeki etkileriyle de gündeme geliyor. Doğal yaşam uzmanları, bu türlerin kentteki varlığının yerli kuş türleriyle yuva ve besin rekabetine yol açabildiğini belirtirken, ihtimal ekolojik etkilerin dikkatle izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Arzu Gürsoy Ergen, yeşil papağanların zümrüt yeşili renkleri, kanca şeklindeki kırmızımsı gagaları ve uzun mavimsi-yeşil kuyruklarıyla kolayca ayırt edilebildiğini, erkek bireylerde bulunan kırmızı boyun halkasının ise cinsiyet ayrımını sağladığını aktardı. "Başarılı bir yerleşim gösterdikleri için sayıları arttı" Yeşil papağanların ana vatanının aslında Afrika, Güney Asya ve bazı Orta Doğu ülkeleri olduğunu dile getiren Arzu Gürsoy Ergen, "Bizim ülkemizin yerli bir türü değil. Nasıl geldiğiyle ilgili pek çok rivayet var ama diyebiliriz ki kafes kaçkını bir tür. Büyük ihtimalle güzel oldukları için, renkli, dikkat çekici oldukları için beslenmek üzere ülkemize getirildiler. Daha sonra da ya bakılamadığı için ya kafesten farklı sebeplerle kaçtığı için şehir ortamına yerleşmiş oldular. Burada da başarılı bir yerleşim gösterdikleri için de sayıları arttı ve artık parklarda her yerde görebiliyoruz onları" ifadelerini kullandı. "Yararlanabilecekleri köşeleri tercih ederek, soğuğa karşı koyabiliyorlar" Ankara’nın sert iklim şartlarına papağanların nasıl dayandığını açıklayan Ergen, "Şehirlerde çok sayıda binanın olması, asfalt, egzoz ısısı gibi etkenler ada etkisi oluşturuyor. Ayrıca şehirler kırsala göre 1-2 derece daha yüksek ısıya sahiptir. Bundan kaynaklı olarak da yeşil papağanlar şehirlerde biraz daha kuytu köşeleri, trafolara yakın yerleri, binaların çatı kenarları gibi soğuktan korunabilecekleri yerleri tercih ediyorlar. Yararlanabilecekleri köşeleri tercih ederek soğuğa karşı koyabiliyorlar. Diğer faktör ise beslenme. Kuşların vücut sıcaklıkları yaklaşık 40 ila 42 derece arasında değişebiliyor. Bu da demektir ki hızlı bir metabolizma. Metabolizmalarının hızlı olabilmesi için de besin bulmaları gerekiyor. Dolayısıyla da şehir içerisinde de artık besinlerini bulabiliyorlar. Bunlar fırsatçı türler. Fırsatçı tür oldukları için de parklardaki tohumlar, meyveler, yeşillikler ya da çöplerden farklı besinler bularak beslenebiliyorlar" dedi. Ergen, bu kuşların gruplar halinde gezdikleri için birbirlerinin vücut ısılarını da desteklediklerini belirtti. Ergen, yeşil papağanların parklardaki ağaç kovuklarını yuva olarak tercih ettiğini vurgulayarak, bu durumun ağaçkakan, sığırcık ve baştankara gibi türlerle yuva rekabetine yol açtığını, erken yuvalanmaları nedeniyle daha elverişli alanları ele geçirdiklerini ve besin tercihleri sebebiyle sincaplarla da rekabet içinde olduklarını ifade etti. Ankara’da yaz mevsiminin aslında bir çeşit filtre görevi gördüğünü söyleyen Ergen, şu ifadelere yer verdi: "Bu soğukta en sağlıklı olan, en iyi beslenebilen ve en iyi yuva bulabilen bireyler hayatta kalabiliyor. Dolayısıyla da güçlü olanlar yaşamına devam edebildiği için gittikçe daha sağlıklı, daha güçlü, daha adaptasyonu yüksek bireyler Ankara’da yaşamaya devam ediyor. Bu da üreme başarılarının paralelinde daha fazla olmasını gösteriyor. Hepsini birbirine ekleyerek cevap verecek olursak sayıları Ankara’da artmaya başladı." "Öncelikle izleme çalışmalarının yapılması gerekiyor" Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün 2019-2022 yılları arasında yaptığı proje kapsamında yeşil papağan türünün incelendiğini hatırlatan Ergen, "Değerlendirildiği süreçte öncelikle izleme çalışmalarının yapılması gerekiyor. Çünkü bu izleme çalışmalarıyla birlikte sayıları artıyor mu, başka türler üzerine baskıları var mı, üreme başarıları ne düzeyde gibi çeşitli verilerin elde edilmesi gerekiyor. Bu veriler elde edildikten sonra ancak ne yapılabileceğine karar verilebilir. Avrupa’da yeşil papağanlar çok yaygın. Örneğin İngiltere’deki parklarda oldukça yaygın ve sayıları çok fazla. Yeşil bir bulut oluşturuyor orada ve ciddi tehlike oluşturuyorlar. Diğer türlerin besinlerini alıyorlar, daha fazla besleniyorlar. Ekin tarlalarında zararlara yol açabiliyorlar. Türkiye’de henüz bu durumlar söz konusu değil. İzleme çalışmaları yapılıyor. Bu izleme çalışmalarının sonucunda bir karara varılarak, ne yapılabileceği belirlenecektir" dedi. Arzu Ergen, doğal habitatı dışında sonradan yerleşen türlerin değerlendirilmesinde ekonomik zarar, hastalık riski ve yerli türler üzerindeki baskının esas alındığını vurgulayarak, bu üç ölçüte göre türlerin geleceğine karar verildiğini dile getirdi. "Bahçemizdeki kiraz ağaçlarımıza dadanıyorlar" Yaklaşık 40 senedir Kurtuluş Parkı’nın ilerisinde yaşadığını belirten Reyhan Çelik, "5-6 senedir papağanlar bizim bahçemizin yanında kiraz ağaçlarımız var. Kirazlar olunca oraya dadanıyorlar. 5-6 tane geliyorlar, ağaçların arasında yiyorlar. Her gün sabah saat 11’de, bir de akşam saat 5’den sonra geliyorlar. Kiraz bir tane kalana kadar orayı taşlıyorlar. Hiç kiraz bırakmıyorlar. Gayet güzeller de böyle. Kendileri yeşil, ağaçlar da yeşil. Böyle arada çok güzel. Kuyruklarından seçebiliyorsun. Torunlara falan söylüyorum. Onlar ’Babaanne ne zaman gelecek bu papağanlar’ diye bekliyorlar. Komşumuz, ’Onların Kurtuluş Parkı’nda yerleri var, oradan geliyorlar büyük bir ihtimalle’ dedi" diye konuştu. "Papağan taşıyan kamyonun devrilmesiyle birçok parka dağılan sürümüz var" Yaklaşık 50 senedir ailesinin Kurtuluş’ta ikamet ettiğini söyleyen Mert Sivri, "1999’la 2000 arasında yanlış olmasın, Atatürk Orman Çiftliği Kavşağı’nda bir papağan taşıyan kamyonun devrilmesiyle Ankara’nın Seymenler Parkı da dahil olmak üzere birçok parka dağılan bir papağan sürümüz var. Yerden ekmek bile yemiyorlar. Sadece ağaçlardalar, kendi yaşamlarını sürdürüyorlar. Genellikle beslemeye çalışıyor vatandaşlar ama papağanlarımız genellikle uzak kalmanın peşinde. Biraz yabaniler, evcilleştirilmemiş papağanlar bunlar. Önceden daha çoklardı, şu anda azaldılar. Farklı parklara göç oluyor Ankara içerisinde. 28 yaşındayım, 15 senedir parka gelirim, daha hiçbir vatandaşın elinde tuttuğunu dahi görmedim. O derece yabaniler" ifadelerini kullandı.
23 Ocak 2026 Cuma - 12:30
23. Altın Başarı Ödülleri’nden bir ödül de İHA’ya
Spiker Platformu ve Hayat KırmızıTürk Dergisi tarafından bu yıl 23’üncüsü düzenlenen Altın Başarı Ödülleri’nde İhlas Haber Ajansı Muhabiri Kemal Diri, ’Yılın En İyi Ekonomi Muhabiri’ ödülüne layık görüldü. Spiker Platformu ve Hayat Kırmızı Türk Dergisi tarafından düzenlenen 23. Altın Başarı Ödülleri sahibini buldu. Ankara’da gerçekleştirilen ödül töreninde medya ve sanat dünyasından birçok isme verildi. Ödüller, başarılarıyla öne çıkan isimler arasında dağıtıldı. Hayat KırmızıTürk Dergisi Kurucusu Cengizhan Kaya, açılış konuşmasında 23. kez gerçekleştirdikleri törenle başarının önemi, kültür sanat dünyası, spikerlik vurgusu, medya etiği ve Türkçe’nin önemine dikkati çekerken, İstanbul’da böyle bir etkinlik yapmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. 29 Ekim Şair Baki Nedim Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen törende medya ve sanat dünyasından birçok isim, ‘yazılı ve görsel basın’, ‘kültür-sanat’, ‘spor’ ve ‘haber’ kategorilerinde ödüle layık görüldü. İhlas Haber Ajansı Ekonomi Muhabiri Kemal Diri ise, ‘Yılın En iyi Ekonomi Muhabiri’ ödülünü aldı. Ödüle layık görüldüğü için teşekkür eden Diri, İhlas Medya’nın ve İhlas Haber Ajansı’nın her zaman yanında olduğunu ve aldığı ödülü İhlas Haber Ajansı’ndaki çalışma arkadaşların ve haber müdürlerine armağan ettiğini belirtti. Törende, ayrıca Yılın En İyi Kadın Gazetecisi, Yılın En İyi Erkek Spor Spikeri, Yılın En İyi Kadın Televizyon Habercisi, Yılın En İyi Erkek Televizyon Haber Muhabiri, Yılın En İyi Kadın Haber Spikeri, En İyi Spor Yorumcusu gibi alanlarda da ödüller verildi.
23 Ocak 2026 Cuma - 12:23
Bakan Kurum'dan deprem konutları açıklaması!
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, muhalefetin ‘deprem konutlarının faizle ve yüksek fiyatla vatandaşa satıldığı’ iddialarını yalanladı. Bakan Kurum, "Geriye dönüp baktığınızda Antalya ortada, İzmir ortada. Faizsiz şekilde ödeme sistemi var. Hal böyleyken sırf milletin aklını karıştırmak adına ‘Efendim faizle satılıyor’ veya ‘Bu bedeller alınıyor’ demenin kime ne faydası var? Burası hepimizin ülkesi. Hepimiz sahip çıkacağız. Hepimiz doğruları konuşacağız. Deprem konutları ödemeleri 2 yıl ödemesiz, 18 yıl faizsiz ve sabit oluyor" dedi.
23 Ocak 2026 Cuma - 12:22
Bakan Kurum: "Milletin aklını karıştırmak adına ‘Faizle satılıyor’ demenin kime ne faydası var?"
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bakan Kurum, muhalefetin ‘deprem konutlarının faizle ve yüksek fiyatla vatandaşa satılacağı’ yönündeki iddialarını yalanladı. Bakan Kurum, "Geriye dönüp baktığınızda Antalya ortada. İzmir ortada. Faizsiz şekilde ödeme sistemi var. Hal böyleyken sırf milletin aklını karıştırmak adına ‘efendim faizle satılıyor’, veya bunlarla ilgili ‘bu bedeller alınıyor’ demenin kime ne faydası var? Burası hepimizin ülkesi. Hepimiz sahip çıkacağız. Hepimiz doğruları konuşacağız. Deprem konutları 2 yıl ödemesiz, 18 yıl faizsiz ve sabit oluyor" dedi. "Deprem konutları 2 yıl ödemesiz, 18 yıl faizsiz ve sabit" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda yaptığı sunumun ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Muhalefetin ‘deprem konutlarının faizle ve yüksek fiyatla vatandaşa satılacağı’ yönündeki iddialarını yalanlayan Bakan Kurum, "Geriye dönüp baktığınızda Antalya ortada. İzmir ortada. Elazığ, Malatya, Van. 300 lira aidatla, faizsiz şekilde ödeme sistemi var. Hal böyleyken sırf milletin aklını karıştırmak adına ‘efendim faizle satılıyor’, veya bunlarla ilgili ‘bu bedeller alınıyor’ demenin kime ne faydası var? Burası hepimizin ülkesi. Hepimiz sahip çıkacağız. Hepimiz doğruları konuşacağız. İnsan Hakları Komisyonu’na bu sunumu yaparken oradaki depremzede vatandaşlarımızın haklarını savunmak zorundayım. Oradaki emekçinin hakkını savunmak zorundayım. Eğer haksa orada 200 bin adam gece gündüz çalıştı. Deprem konutları 2 yıl ödemesiz, 18 yıl faizsiz ve sabit. Sabit oldukça zaten faizsiz oluyor" dedi. "Sayın vekilim; Gittiniz mi, gördünüz mü Hatay’ı?" Bakan Kurum, muhalefet vekillerinin deprem konutları ile ilgili sorularına da cevap verdi: ‘Deprem konutları teslim edilmedi’ diyen bir vekilimiz var. Şimdi sayın vekilim; gittiniz mi, gördünüz mü Hatay’ı? Hatay’a bir gidin. Hatay yerle bir olmuştu. Antakya’sı, Defne’si, Samandağ’ı. Şimdi biz gitmişiz. Gördünüz mü diye o yüzden söylüyorum; şimdi Antakya’da biz ne kadar yapıyoruz biliyor musunuz? Antakya’da hak sahibi olan Hatay genelinde 155 bin. Biz ne yapıyoruz? 200 bin yapıyoruz. Peki biz neyi teslim ettik? Çünkü 11 ilde bunu bilmenizde fayda var. Yani bazı partiler bunu bilmeksizin sadece eleştiri yapmak üzerinden konuşuyor ama gerçekten detayı bilerek konuşmak lazım. Biz deprem bölgesinde sosyal konutları da sayarsanız 680 bin bağımsız bölüm yapıyoruz. Bakın; bunun 80 bini sosyal konut. Çıkın onu, 600 bin. Şu an 600 bin konut yapılıyor. Ama Yerinde Dönüşüm ama kentsel dönüşüm ama işte devletimizin desteğiyle yapılan konut Hak sahibi kaç? 455 bin. Hak sahibinin konutunu bitirmişiz, vermişiz. Hak sahibi yaptığımız konutların dışında vatandaşımız (Yerinde Dönüşüm Desteği ile) evini dönüştürsün, orta hasarlı evlerini dönüştürsün diye desteklemişiz. Orta hasara devletin destek verdiği tarihte yok. Gitmişiz demişiz ki; o da dönüşsün. Ona da katkı sunmuşuz. "Avrupa’da bir ülke gösterin devlet olarak yılda 50 bin konut yapmış olsun" Türkiye’nin ev sahipliği oranını artırma için dünya genelinde örnek olacak bir sosyal konut anlayışı ile projeler yürüttüğünü ifade eden Bakan Kurum şunları söyledi: Yani ev sahipliği oranını arttırmalı mıyız? Arttırmalıyız ama Avrupa’yla kıyas ederken Avrupa’da nüfusun artmadığını da ifade etmek lazım. Şimdi Türkiye’de nüfus artışı halen devam ediyor. Biz bu artışın az olmasından da şikayetçiyiz. Yani daha fazla olsun istiyoruz. Şimdi oradaki bakışla buradaki farklı. Dolayısıyla elmayla elmayı kıyaslamak lazım. Yani Avrupa’da bir tane ülke gösterin Almanya da dahil devlet olarak yılda 50 bin konut yapmış olsun. Bırakın 500 bini 50 bin konut yapan bir tane ülke gösterin. Bakın 2002’de iktidar olmuşuz. Bugüne gelmişiz. 1 milyon 750 bini teslim etmişiz. 500 bin yeniden açıklamışız. Ne oldu? 2 milyon 250 bin. 2,5 milyon konutu bu devlet dönüştürmüş. "İlk Evim-Arsa’da 120 bin hak sahibinin imar planları yapıldı" Bakan Kurum, İlk Evim İlk İş Yerim ve İlk Evim Arsa projelerine ilişkin de bilgi vererek, "İlk Evim İlk İş Yerim’de 250 bin yapacaktık, 260 bin konutun inşası başladı. Başlamayan bir konut inşası yok. İlk Evim-Arsa’da 235 bin hak sahibi için süreç yürütülüyor. 120 bin hak sahibinin imar planları yapıldı ve burada da arsaların teslimi yapılıyor" şeklinde konuştu. (HÖ-
23 Ocak 2026 Cuma - 12:21
Gençlerbirliği Basın Sözcüsü Şanal: "Onyekuru takımda kalacak"
Gençlerbirliği Basın Sözcüsü Mehmet Şanal, Henry Onyekuru’nun takımda kalacağını dile getirirken, Zan Zuzek’in Amed Sportif Faaliyetler’e transferinin de gerçekleşmediğini belirtti. Gençlerbirliği Basın Sözcüsü Mehmet Şanal, basın mensuplarıyla tanışma toplantısında bir araya geldi. Şanal, Gençlerbirliği’nin hedeflerini, duruşunu ve geleceği dair vizyonunu şeffaf bir iletişim anlayışıyla paylaşmayı hedeflediklerini ifade etti. Kulüp ile basın arasındaki bağı kuvvetlendirmek istediklerini aktaran Şanal, "Eleştiriye açık, doğru bilgiye dayalı ve samimi bir iletişimin hem kulübümüze hem de Türk sporuna katkı sağlayacağımızı düşünüyoruz. Gençlerbirliği sadece bir spor kulübü değil, bir duruş, bir kültür, aynı zamanda bir geleneğin adı. Hiç kuşkusuz basınımız bizimle yürünecek bu yolda en kıymetlimiz" diye konuştu. "Zan Zuzek konusu kapandı" Zan Zuzek’in, Amed Sportif Faaliyetler’e transferine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şanal, "Zuzek konusu kapandı. Biz Amedspor ile anlaştık. Fakat Amedspor oyuncuyla anlaşamadı. Dün gece itibarıyla durum bu" ifadelerini kullandı. "Onyekuru takımda kalacak" Onyekuru’nun takımda kalacağını da vurgulayan Başkent ekibinin basın sözcüsü, "Hatta takip ettiyseniz 2-3 gündür antrenmanlarda çok iyi. Takımda kalmasını biz istiyoruz. Çünkü Onyekuru’nun ismiyle Gençlerbirliği’nin ismi bütünleşirse hem marka değeri olarak hem de Onyekuru’nun bize katacaklarıyla iyi noktaya geleceğini düşünüyoruz. Sakatlıklar yaşadı, bazı sıkıntılar yaşadı. Biz de yönetime yeni geldik. Onyekuru ile iyi bir iletişim kuruyoruz" cümlelerine yer verdi.
23 Ocak 2026 Cuma - 12:12
Uzman Yardımcılığı Sınavı sonuçları açıklandı
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Uzman Yardımcılığı Sınavı sonuçlarının açıklandığını duyurdu. ÖSYM, 2025 Uzman Yardımcılığı Sınavı sonuçlarının ÖSYM resmi sitesinde erişime açıldığını duyurdu. Açıklamada sözlü sınava katılmaya hak kazanan adayların e-Devlet üzerinden alınmış lisans mezuniyet belgesini, varsa lisansüstü mezuniyet belgesini 6 Şubat’a kadar pdhdb@osym.gov.tr adresine ulaştırmaları gerektiği belirtildi. ÖSYM’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "28 Aralık 2025 tarihinde yapılan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzman Yardımcılığı yazılı sınavına giren adaylar, sınav sonuçları ile sözlü sınav tarih ve saatlerine aşağıdaki bağlantıdan erişilebilecektir. Sözlü sınava katılmaya hak kazananların belirtilen tarih ve saatte ÖSYM Başkanlığı Bilkent/Ankara adresinde hazır bulunmaları gerekmektedir. Sözlü sınava katılmaya hak kazanan adayların e-Devlet üzerinden alınmış lisans mezuniyet belgesini, varsa lisansüstü mezuniyet belgelerini https://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/ozgecmis_19062023.docx adresindeki özgeçmiş formunu doldurarak 06.02.2026 tarihine kadar pdhdb@osym.gov.tr adresine ulaştırmaları gerekmektedir" denildi.
23 Ocak 2026 Cuma - 11:36
İşçi ve memur konfederasyonlarından dijital dönüşüm uyarısı: "Doğru yönetilmezse sosyal adaletsizlikleri derinleştirebilir"
İşçi ve memur konfederasyonlarının genel başkan ve yöneticileri, dijital dönüşümün çalışma hayatındaki yansımalarını değerlendirdi. Yetkililer, dijitalleşmenin doğru yönetilmemesi durumunda sosyal adaletsizlikleri derinleştirip, çalışma yaşamında yeni eşitsizliklere ve güvencesiz çalışma biçimlerine yol açabileceğini vurguladı. 14. Çalışma Meclisi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın katılımıyla "Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm" temasıyla ATO Congresium’da toplandı. Açılış konuşmalarının ardından "Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm", "Dijitalleşmenin Çalışma Modelleri ve Sendikal Örgütlenmeye Etkileri" ve "Dijitalleşmenin Kamu Çalışma Hayatına Etkileri" başlıklı oturumlara geçildi. Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye Kamu-Sen) Genel Başkanı Önder Kahveci, Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ oturumunda birer konuşma yaptı. "Dijital dönüşüm kamu hizmetlerinde de etkisini güçlü biçimde hissettirdi" Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın, dijital dönüşümün yalnızca özel sektörde değil, kamu yönetimi ve kamu hizmetlerinde de etkisini güçlü biçimde hissettirdiğini ifade etti. Yalçın, bilişim sistemleri ve e-uygulamalarla kamu hizmetlerinin hızlandığını, hizmet kalitesi ve çeşitliliğinin arttığını belirtti. "25 ülkeden yaklaşık 30 milyon çalışan bir araya getirildi" Yetkili konfederasyon olarak kamu görevlilerinin bu dönüşümden olumsuz etkilenmemesi için çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Yalçın, emeğin küresel bir mesele olduğu anlayışıyla öncülüğünü yaptıkları Uluslararası Emek Konfederasyonu (ILC) çatısı altında 25 ülkeden yaklaşık 30 milyon çalışanı bir araya getirdiklerini söyledi. Dijital dönüşümün yeni meslekler ortaya çıkarırken, bazı mesleklerin de ortadan kalkmasına yol açabileceğini ifade eden Yalçın, uzaktan ve esnek çalışma modelleriyle birlikte çalışma ortamı, iş yeri, mobbing ve iş kazası kavramlarının hukuki niteliğinin değiştiğine dikkat çekti. Yalçın, asıl meselenin dijitalleşmeye yön vermek olduğunu vurgulayarak, "Dijital dönüşümün nasıl, kimin için ve hangi değerlerle yönetileceği meselesi önem arz ediyor. Çünkü dijitalleşmeyle çalışanların hakları, sendikal yapılar ve kurumsal yönetim anlayışları yeniden şekilleniyor. Çalışanların algoritmalarının salt performansa indirilmesi hem bir emek temsilcisi hem de bir insan olarak kabul edebileceğimiz bir husus değil" dedi. "Türk ve Türkiye yüzyılı yürüyüşüne katkı sağlayacak" Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, 14. Çalışma Meclisi toplantısının Türk ve Türkiye yüzyılı yürüyüşüne katkı sağlayacağı kanaatinde olduğunu belirtti. Kahveci, insanlığın en kapsamlısı dönüşümle karşı karşıya kaldığına işaret ederek, "İçinden geçtiğimiz bu süreç doğru yönetilmediği takdirde sosyal adaletsizlikleri derinleştiren, istihdamı daraltan ve toplumları yeni kırılganlıklara sürükleyen sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Söz konusu dönüşüm sürecinin teknolojik ve sosyoekonomik adaletsizliklere yol açmaması, üzerinde durulması gereken en önemli konular arasındadır" ifadelerini kullandı. "Yeni çalışma biçimlerinin getirdiği fırsatları değerlendirirken sosyal devlet sorumluluğundan uzaklaşılmamalı" HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan da, Türkiye endüstri ilişkiler sisteminin en temel sosyal diyalog mekanizmalarından biri olan ve 2010’da anayasal kurum haline getirilen Ekonomik ve Sosyal Konsey’in 2009’dan bu yana toplanamamasını eleştirdi. Türkiye’nin endüstri ilişkiler sisteminde sosyal diyalog mekanizmalarını kullanmakta yetersiz kaldığını belirten Arslan, bu mekanizmaların işletilmesini istediklerini söyledi. Arslan, yeni çalışma biçimlerinin getirdiği zorunlulukları ve fırsatları değerlendirirken sosyal devlet sorumluluğundan uzaklaşmamak gerektiğini dile getirdi. Dijital dönüşüm sürecinde sosyal boyutun ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Arslan, sosyal devlet ilkesine dikkat çekerek, "Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir devlettir. Sosyal devlet, güçlü karşısında zayıfın yanında duran devlettir. Devlet, işçi-işveren ilişkilerinde tarafsız bir hakem değildir, zayıfı korumakla yükümlüdür" dedi. "Dijital dönüşüm, çalışanların aleyhine değil, onların yararına işleyecek şekilde planlanmalıdır" TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar ise dijitalleşmenin ‘doğru politikalarla yönlendirilmediği takdirde çalışma yaşamında yeni eşitsizliklere ve güvencesiz çalışma biçimlerine yol açabileceğini savundu. Ağar, çalışma hayatını derinden etkileyen başlıklardan birinin dijitalleşme olduğunu dile getirerek, "Biz sendikalar dijitalleşmeye karşı değiliz, aksine dijital gelişmenin toplumsal refahı artıracak şekilde kullanılmasından yanayız. Dijital dönüşüm, çalışanların aleyhine değil, onların yararına işleyecek şekilde planlanmalıdır. Uzaktan ve esnek çalışma modelleri açık kurallara bağlanmalı, mesai ile dinlenme süreleri net biçimde ayrılmalı, çalışanlar yalnızca takip edilen değil, alınan kararlarda söz hakkı bulunan taraflar hâline getirilmelidir. Dijital dönüşümün gerektirdiği yeni beceriler ve eğitim ihtiyaçları ortaya çıktığında bunun maliyetinin çalışana yüklenmesi kabul edilemez" değerlendirmesinde bulundu. Dijitalleşme ve kayıt dışı istihdamın yanı sıra vergi sisteminde adaletin sağlanması, iş sağlığı ve güvenliği, zorunlu arabuluculuk uygulaması ve kıdem tazminatı gibi konularda da düzenleme getirilmesi gerektiğini aktaran Ağar, "Çalışma hayatında yaşanan tüm bu sorunlar ertelenemez niteliktedir. Emeğin korunmadığı, gelir adaletinin sağlanmadığı, dijitalleşmenin düzenlenmediği ve sendikal özgürlüklerin güçlendirilmediği bir ortamda kalıcı toplumsal refahın tesis edilmesi mümkün değildir" ifadelerini kullandı.
23 Ocak 2026 Cuma - 10:59
Bakan Uraloğu: "Güvenli internet hizmeti abone sayısı 55 milyon kişiyi aştı"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Güvenli internet hizmeti abone sayısı 55 milyon kişiyi aştı. BTK bünyesinde faaliyet gösteren Güvenli İnternet Merkezi, internetin bilinçli ve güvenli kullanımı için önemli bir yapı taşıdır" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2025 Aralık sonu itibarıyla güvenli internet hizmetinden faydalanan abone sayısının 55 milyonu aştığını belirtti. Bakan Uraloğlu, Güvenli İnternet Merkezi’nin kurulmasından bu yana 300 binden fazla kişiye bin 781 eğitim verildiğini kaydederek, Güveli İnternet Tırı ile 200’den fazla okulun ziyaret edildiğini ve 85 bin öğrenciye ulaşıldığını açıkladı. Dijital ortamda akran zorbalığı ve siber tehditlere karşı alınan önlemleri de değerlendiren Uraloğlu, güvenli internet hizmetinin (GİH) 2011’de internetin güvenli kullanımına dair artan talepler üzerine hayata geçirildiğini hatırlattı. Uraloğlu, güvenli internet hizmeti ile başta çocuklar olmak üzere aboneleri internetteki olumsuz içeriklerden korumayı amaçladıklarını ifade etti. "Güvenli internet hizmeti abone sayısı ise 55 milyon kişiyi aştı" Kullanıcıların GİH sayesinde suç işlemeyi anlatan siteler ile dolandırıcılık sitelerinden talebe bağlı ve ücretsiz olarak korunma imkanına sahip olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "Çocuk profili, ’izinli liste’ yöntemine göre çalışmaktadır. Bu yöntemde çocuklarımız güvenli olduğu onaylanmış belirli sayıdaki internet sitelerine erişim sağlamaktadır. Aile profili ise, ’yasaklı liste’ yöntemine göre çalışmaktadır. Bu yöntemde zararlı içerik barındıran sitelerden oluşan listeye erişilememekte, bu liste haricindeki tüm internet sitelerine erişilebilmektedir. Güvenli internet hizmeti abone sayısı ise 55 milyon kişiyi aştı. BTK bünyesinde faaliyet gösteren Güvenli İnternet Merkezi, internetin bilinçli ve güvenli kullanımı için önemli bir yapı taşıdır. Bilinçlendirme Merkezi, İnternet Yardım Merkezi ve İhbar Merkezi olmak üzere üç birimle hizmet veren bu yapı hem çocuklarımızı hem de ebeveynleri internetin risklerine karşı bilinçlendirmektedir. Bilinçlendirme faaliyetleri kapsamında www.guvenliweb.org.tr üzerinden sağlanan bilgilerle geniş kesimlere ulaşmayı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. "Bu yıl içinde şimdiye kadar 138 eğitim gerçekleştirildi ve bu süreçte yaklaşık 22 bin kişiye ulaşıldı" Bilinçlendirme ve farkındalık oluşturma amacıyla her yıl eğitimler düzenlendiğini vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Bu yıl içinde şimdiye kadar 138 eğitim gerçekleştirildi ve bu süreçte yaklaşık 22 bin kişiye ulaşıldı. Güvenli İnternet Merkezi’nin kurulmasından bu yana ise toplamda bin 781 eğitim ile 300 binden fazla kişiye ulaştık. Bu eğitimler, özellikle çocuklar ve gençlerin internet kullanım becerilerini geliştirirken, internetin riskleri konusunda farkındalık kazanmalarını sağlamaktadır. Bu proje sayesinde teknolojiye erişimi sınırlı çocuklarımız, internetin güvenli kullanımına dair bilinçleniyor. Bugüne kadar Güvenli İnternet Tırı ile 200’den fazla okul ziyaret ettik, 85 bin öğrenciye ulaştık. Çocuklarımızın teknolojiyi doğru ve bilinçli kullanmaları için bu tür projeleri artırmayı hedefliyoruz" dedi.
23 Ocak 2026 Cuma - 10:36
Keçiören Belediyesi’nden personele ilk yardım eğitimi
Keçiören Belediyesi, personele yönelik ilk yardım eğitimi düzenledi. Keçiören Belediyesi ile Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Eğitim ve Projeler Daire Başkanlığı iş birliğinde belediye personeline yönelik ilk yardım eğitimi düzenlendi. Eğitim hem temel ilk yardım bilgisi ve farkındalığının kazandırılması hem de acil durumlarda doğru müdahaleyle hayat kurtarmaya katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirildi. Belediye Meclis Toplantı Salonu’nda iki gün süren eğitimde Melike Alagöz Çoban ve Ersin Kuşçu tarafından katılımcılara teorik bilgiler aktarılarak, ilk yardım müdahaleleri uygulamalı olarak yaptırıldı. İlk yardımda doğru bilinen yanlışlara dikkat çekildi Eğitimde genel ilk yardım bilgileri, vücut sistemleri, soluk borusuna yabancı cisim kaçması, kanamalarda ilk yardım, zehirlenmelerde ilk yardım, kırık-çıkık ve burkulmalarda ilk yardım, boğulmalarda ilk yardım ile yanık, sıcak ve soğuk acillerinde ilk yardım konu başlıkları detaylı şekilde ele alındı. Özellikle kaza anında rentek manevrası uygulamalı olarak ele alınarak, doğru ve zamanında müdahalenin hayat kurtarıcı olduğu vurgulandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder