Yerel Haberler
Ankara
Bakan Kurum: "Milletin aklını karıştırmak adına ‘Faizle satılıyor’ demenin kime ne faydası var?"
23 Ocak 2026 Cuma - 12:22 Bakan Kurum: "Milletin aklını karıştırmak adına ‘Faizle satılıyor’ demenin kime ne faydası var?" TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bakan Kurum, muhalefetin ‘deprem konutlarının faizle ve yüksek fiyatla vatandaşa satılacağı’ yönündeki iddialarını yalanladı. Bakan Kurum, "Geriye dönüp baktığınızda Antalya ortada. İzmir ortada. Faizsiz şekilde ödeme sistemi var. Hal böyleyken sırf milletin aklını karıştırmak adına ‘efendim faizle satılıyor’, veya bunlarla ilgili ‘bu bedeller alınıyor’ demenin kime ne faydası var? Burası hepimizin ülkesi. Hepimiz sahip çıkacağız. Hepimiz doğruları konuşacağız. Deprem konutları 2 yıl ödemesiz, 18 yıl faizsiz ve sabit oluyor" dedi. "Deprem konutları 2 yıl ödemesiz, 18 yıl faizsiz ve sabit" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda yaptığı sunumun ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Muhalefetin ‘deprem konutlarının faizle ve yüksek fiyatla vatandaşa satılacağı’ yönündeki iddialarını yalanlayan Bakan Kurum, "Geriye dönüp baktığınızda Antalya ortada. İzmir ortada. Elazığ, Malatya, Van. 300 lira aidatla, faizsiz şekilde ödeme sistemi var. Hal böyleyken sırf milletin aklını karıştırmak adına ‘efendim faizle satılıyor’, veya bunlarla ilgili ‘bu bedeller alınıyor’ demenin kime ne faydası var? Burası hepimizin ülkesi. Hepimiz sahip çıkacağız. Hepimiz doğruları konuşacağız. İnsan Hakları Komisyonu’na bu sunumu yaparken oradaki depremzede vatandaşlarımızın haklarını savunmak zorundayım. Oradaki emekçinin hakkını savunmak zorundayım. Eğer haksa orada 200 bin adam gece gündüz çalıştı. Deprem konutları 2 yıl ödemesiz, 18 yıl faizsiz ve sabit. Sabit oldukça zaten faizsiz oluyor" dedi. "Sayın vekilim; Gittiniz mi, gördünüz mü Hatay’ı?" Bakan Kurum, muhalefet vekillerinin deprem konutları ile ilgili sorularına da cevap verdi: ‘Deprem konutları teslim edilmedi’ diyen bir vekilimiz var. Şimdi sayın vekilim; gittiniz mi, gördünüz mü Hatay’ı? Hatay’a bir gidin. Hatay yerle bir olmuştu. Antakya’sı, Defne’si, Samandağ’ı. Şimdi biz gitmişiz. Gördünüz mü diye o yüzden söylüyorum; şimdi Antakya’da biz ne kadar yapıyoruz biliyor musunuz? Antakya’da hak sahibi olan Hatay genelinde 155 bin. Biz ne yapıyoruz? 200 bin yapıyoruz. Peki biz neyi teslim ettik? Çünkü 11 ilde bunu bilmenizde fayda var. Yani bazı partiler bunu bilmeksizin sadece eleştiri yapmak üzerinden konuşuyor ama gerçekten detayı bilerek konuşmak lazım. Biz deprem bölgesinde sosyal konutları da sayarsanız 680 bin bağımsız bölüm yapıyoruz. Bakın; bunun 80 bini sosyal konut. Çıkın onu, 600 bin. Şu an 600 bin konut yapılıyor. Ama Yerinde Dönüşüm ama kentsel dönüşüm ama işte devletimizin desteğiyle yapılan konut Hak sahibi kaç? 455 bin. Hak sahibinin konutunu bitirmişiz, vermişiz. Hak sahibi yaptığımız konutların dışında vatandaşımız (Yerinde Dönüşüm Desteği ile) evini dönüştürsün, orta hasarlı evlerini dönüştürsün diye desteklemişiz. Orta hasara devletin destek verdiği tarihte yok. Gitmişiz demişiz ki; o da dönüşsün. Ona da katkı sunmuşuz. "Avrupa’da bir ülke gösterin devlet olarak yılda 50 bin konut yapmış olsun" Türkiye’nin ev sahipliği oranını artırma için dünya genelinde örnek olacak bir sosyal konut anlayışı ile projeler yürüttüğünü ifade eden Bakan Kurum şunları söyledi: Yani ev sahipliği oranını arttırmalı mıyız? Arttırmalıyız ama Avrupa’yla kıyas ederken Avrupa’da nüfusun artmadığını da ifade etmek lazım. Şimdi Türkiye’de nüfus artışı halen devam ediyor. Biz bu artışın az olmasından da şikayetçiyiz. Yani daha fazla olsun istiyoruz. Şimdi oradaki bakışla buradaki farklı. Dolayısıyla elmayla elmayı kıyaslamak lazım. Yani Avrupa’da bir tane ülke gösterin Almanya da dahil devlet olarak yılda 50 bin konut yapmış olsun. Bırakın 500 bini 50 bin konut yapan bir tane ülke gösterin. Bakın 2002’de iktidar olmuşuz. Bugüne gelmişiz. 1 milyon 750 bini teslim etmişiz. 500 bin yeniden açıklamışız. Ne oldu? 2 milyon 250 bin. 2,5 milyon konutu bu devlet dönüştürmüş. "İlk Evim-Arsa’da 120 bin hak sahibinin imar planları yapıldı" Bakan Kurum, İlk Evim İlk İş Yerim ve İlk Evim Arsa projelerine ilişkin de bilgi vererek, "İlk Evim İlk İş Yerim’de 250 bin yapacaktık, 260 bin konutun inşası başladı. Başlamayan bir konut inşası yok. İlk Evim-Arsa’da 235 bin hak sahibi için süreç yürütülüyor. 120 bin hak sahibinin imar planları yapıldı ve burada da arsaların teslimi yapılıyor" şeklinde konuştu. (HÖ-
Gençlerbirliği Basın Sözcüsü Şanal: "Onyekuru takımda kalacak"
23 Ocak 2026 Cuma - 12:21 Gençlerbirliği Basın Sözcüsü Şanal: "Onyekuru takımda kalacak" Gençlerbirliği Basın Sözcüsü Mehmet Şanal, Henry Onyekuru’nun takımda kalacağını dile getirirken, Zan Zuzek’in Amed Sportif Faaliyetler’e transferinin de gerçekleşmediğini belirtti. Gençlerbirliği Basın Sözcüsü Mehmet Şanal, basın mensuplarıyla tanışma toplantısında bir araya geldi. Şanal, Gençlerbirliği’nin hedeflerini, duruşunu ve geleceği dair vizyonunu şeffaf bir iletişim anlayışıyla paylaşmayı hedeflediklerini ifade etti. Kulüp ile basın arasındaki bağı kuvvetlendirmek istediklerini aktaran Şanal, "Eleştiriye açık, doğru bilgiye dayalı ve samimi bir iletişimin hem kulübümüze hem de Türk sporuna katkı sağlayacağımızı düşünüyoruz. Gençlerbirliği sadece bir spor kulübü değil, bir duruş, bir kültür, aynı zamanda bir geleneğin adı. Hiç kuşkusuz basınımız bizimle yürünecek bu yolda en kıymetlimiz" diye konuştu. "Zan Zuzek konusu kapandı" Zan Zuzek’in, Amed Sportif Faaliyetler’e transferine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şanal, "Zuzek konusu kapandı. Biz Amedspor ile anlaştık. Fakat Amedspor oyuncuyla anlaşamadı. Dün gece itibarıyla durum bu" ifadelerini kullandı. "Onyekuru takımda kalacak" Onyekuru’nun takımda kalacağını da vurgulayan Başkent ekibinin basın sözcüsü, "Hatta takip ettiyseniz 2-3 gündür antrenmanlarda çok iyi. Takımda kalmasını biz istiyoruz. Çünkü Onyekuru’nun ismiyle Gençlerbirliği’nin ismi bütünleşirse hem marka değeri olarak hem de Onyekuru’nun bize katacaklarıyla iyi noktaya geleceğini düşünüyoruz. Sakatlıklar yaşadı, bazı sıkıntılar yaşadı. Biz de yönetime yeni geldik. Onyekuru ile iyi bir iletişim kuruyoruz" cümlelerine yer verdi.
İşçi ve memur konfederasyonlarından dijital dönüşüm uyarısı: "Doğru yönetilmezse sosyal adaletsizlikleri derinleştirebilir"
23 Ocak 2026 Cuma - 11:36 İşçi ve memur konfederasyonlarından dijital dönüşüm uyarısı: "Doğru yönetilmezse sosyal adaletsizlikleri derinleştirebilir" İşçi ve memur konfederasyonlarının genel başkan ve yöneticileri, dijital dönüşümün çalışma hayatındaki yansımalarını değerlendirdi. Yetkililer, dijitalleşmenin doğru yönetilmemesi durumunda sosyal adaletsizlikleri derinleştirip, çalışma yaşamında yeni eşitsizliklere ve güvencesiz çalışma biçimlerine yol açabileceğini vurguladı. 14. Çalışma Meclisi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın katılımıyla "Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm" temasıyla ATO Congresium’da toplandı. Açılış konuşmalarının ardından "Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm", "Dijitalleşmenin Çalışma Modelleri ve Sendikal Örgütlenmeye Etkileri" ve "Dijitalleşmenin Kamu Çalışma Hayatına Etkileri" başlıklı oturumlara geçildi. Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye Kamu-Sen) Genel Başkanı Önder Kahveci, Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ oturumunda birer konuşma yaptı. "Dijital dönüşüm kamu hizmetlerinde de etkisini güçlü biçimde hissettirdi" Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın, dijital dönüşümün yalnızca özel sektörde değil, kamu yönetimi ve kamu hizmetlerinde de etkisini güçlü biçimde hissettirdiğini ifade etti. Yalçın, bilişim sistemleri ve e-uygulamalarla kamu hizmetlerinin hızlandığını, hizmet kalitesi ve çeşitliliğinin arttığını belirtti. "25 ülkeden yaklaşık 30 milyon çalışan bir araya getirildi" Yetkili konfederasyon olarak kamu görevlilerinin bu dönüşümden olumsuz etkilenmemesi için çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Yalçın, emeğin küresel bir mesele olduğu anlayışıyla öncülüğünü yaptıkları Uluslararası Emek Konfederasyonu (ILC) çatısı altında 25 ülkeden yaklaşık 30 milyon çalışanı bir araya getirdiklerini söyledi. Dijital dönüşümün yeni meslekler ortaya çıkarırken, bazı mesleklerin de ortadan kalkmasına yol açabileceğini ifade eden Yalçın, uzaktan ve esnek çalışma modelleriyle birlikte çalışma ortamı, iş yeri, mobbing ve iş kazası kavramlarının hukuki niteliğinin değiştiğine dikkat çekti. Yalçın, asıl meselenin dijitalleşmeye yön vermek olduğunu vurgulayarak, "Dijital dönüşümün nasıl, kimin için ve hangi değerlerle yönetileceği meselesi önem arz ediyor. Çünkü dijitalleşmeyle çalışanların hakları, sendikal yapılar ve kurumsal yönetim anlayışları yeniden şekilleniyor. Çalışanların algoritmalarının salt performansa indirilmesi hem bir emek temsilcisi hem de bir insan olarak kabul edebileceğimiz bir husus değil" dedi. "Türk ve Türkiye yüzyılı yürüyüşüne katkı sağlayacak" Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, 14. Çalışma Meclisi toplantısının Türk ve Türkiye yüzyılı yürüyüşüne katkı sağlayacağı kanaatinde olduğunu belirtti. Kahveci, insanlığın en kapsamlısı dönüşümle karşı karşıya kaldığına işaret ederek, "İçinden geçtiğimiz bu süreç doğru yönetilmediği takdirde sosyal adaletsizlikleri derinleştiren, istihdamı daraltan ve toplumları yeni kırılganlıklara sürükleyen sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Söz konusu dönüşüm sürecinin teknolojik ve sosyoekonomik adaletsizliklere yol açmaması, üzerinde durulması gereken en önemli konular arasındadır" ifadelerini kullandı. "Yeni çalışma biçimlerinin getirdiği fırsatları değerlendirirken sosyal devlet sorumluluğundan uzaklaşılmamalı" HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan da, Türkiye endüstri ilişkiler sisteminin en temel sosyal diyalog mekanizmalarından biri olan ve 2010’da anayasal kurum haline getirilen Ekonomik ve Sosyal Konsey’in 2009’dan bu yana toplanamamasını eleştirdi. Türkiye’nin endüstri ilişkiler sisteminde sosyal diyalog mekanizmalarını kullanmakta yetersiz kaldığını belirten Arslan, bu mekanizmaların işletilmesini istediklerini söyledi. Arslan, yeni çalışma biçimlerinin getirdiği zorunlulukları ve fırsatları değerlendirirken sosyal devlet sorumluluğundan uzaklaşmamak gerektiğini dile getirdi. Dijital dönüşüm sürecinde sosyal boyutun ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Arslan, sosyal devlet ilkesine dikkat çekerek, "Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir devlettir. Sosyal devlet, güçlü karşısında zayıfın yanında duran devlettir. Devlet, işçi-işveren ilişkilerinde tarafsız bir hakem değildir, zayıfı korumakla yükümlüdür" dedi. "Dijital dönüşüm, çalışanların aleyhine değil, onların yararına işleyecek şekilde planlanmalıdır" TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar ise dijitalleşmenin ‘doğru politikalarla yönlendirilmediği takdirde çalışma yaşamında yeni eşitsizliklere ve güvencesiz çalışma biçimlerine yol açabileceğini savundu. Ağar, çalışma hayatını derinden etkileyen başlıklardan birinin dijitalleşme olduğunu dile getirerek, "Biz sendikalar dijitalleşmeye karşı değiliz, aksine dijital gelişmenin toplumsal refahı artıracak şekilde kullanılmasından yanayız. Dijital dönüşüm, çalışanların aleyhine değil, onların yararına işleyecek şekilde planlanmalıdır. Uzaktan ve esnek çalışma modelleri açık kurallara bağlanmalı, mesai ile dinlenme süreleri net biçimde ayrılmalı, çalışanlar yalnızca takip edilen değil, alınan kararlarda söz hakkı bulunan taraflar hâline getirilmelidir. Dijital dönüşümün gerektirdiği yeni beceriler ve eğitim ihtiyaçları ortaya çıktığında bunun maliyetinin çalışana yüklenmesi kabul edilemez" değerlendirmesinde bulundu. Dijitalleşme ve kayıt dışı istihdamın yanı sıra vergi sisteminde adaletin sağlanması, iş sağlığı ve güvenliği, zorunlu arabuluculuk uygulaması ve kıdem tazminatı gibi konularda da düzenleme getirilmesi gerektiğini aktaran Ağar, "Çalışma hayatında yaşanan tüm bu sorunlar ertelenemez niteliktedir. Emeğin korunmadığı, gelir adaletinin sağlanmadığı, dijitalleşmenin düzenlenmediği ve sendikal özgürlüklerin güçlendirilmediği bir ortamda kalıcı toplumsal refahın tesis edilmesi mümkün değildir" ifadelerini kullandı.
Bakan Uraloğu: "Güvenli internet hizmeti abone sayısı 55 milyon kişiyi aştı"
23 Ocak 2026 Cuma - 10:59 Bakan Uraloğu: "Güvenli internet hizmeti abone sayısı 55 milyon kişiyi aştı" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Güvenli internet hizmeti abone sayısı 55 milyon kişiyi aştı. BTK bünyesinde faaliyet gösteren Güvenli İnternet Merkezi, internetin bilinçli ve güvenli kullanımı için önemli bir yapı taşıdır" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2025 Aralık sonu itibarıyla güvenli internet hizmetinden faydalanan abone sayısının 55 milyonu aştığını belirtti. Bakan Uraloğlu, Güvenli İnternet Merkezi’nin kurulmasından bu yana 300 binden fazla kişiye bin 781 eğitim verildiğini kaydederek, Güveli İnternet Tırı ile 200’den fazla okulun ziyaret edildiğini ve 85 bin öğrenciye ulaşıldığını açıkladı. Dijital ortamda akran zorbalığı ve siber tehditlere karşı alınan önlemleri de değerlendiren Uraloğlu, güvenli internet hizmetinin (GİH) 2011’de internetin güvenli kullanımına dair artan talepler üzerine hayata geçirildiğini hatırlattı. Uraloğlu, güvenli internet hizmeti ile başta çocuklar olmak üzere aboneleri internetteki olumsuz içeriklerden korumayı amaçladıklarını ifade etti. "Güvenli internet hizmeti abone sayısı ise 55 milyon kişiyi aştı" Kullanıcıların GİH sayesinde suç işlemeyi anlatan siteler ile dolandırıcılık sitelerinden talebe bağlı ve ücretsiz olarak korunma imkanına sahip olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "Çocuk profili, ’izinli liste’ yöntemine göre çalışmaktadır. Bu yöntemde çocuklarımız güvenli olduğu onaylanmış belirli sayıdaki internet sitelerine erişim sağlamaktadır. Aile profili ise, ’yasaklı liste’ yöntemine göre çalışmaktadır. Bu yöntemde zararlı içerik barındıran sitelerden oluşan listeye erişilememekte, bu liste haricindeki tüm internet sitelerine erişilebilmektedir. Güvenli internet hizmeti abone sayısı ise 55 milyon kişiyi aştı. BTK bünyesinde faaliyet gösteren Güvenli İnternet Merkezi, internetin bilinçli ve güvenli kullanımı için önemli bir yapı taşıdır. Bilinçlendirme Merkezi, İnternet Yardım Merkezi ve İhbar Merkezi olmak üzere üç birimle hizmet veren bu yapı hem çocuklarımızı hem de ebeveynleri internetin risklerine karşı bilinçlendirmektedir. Bilinçlendirme faaliyetleri kapsamında www.guvenliweb.org.tr üzerinden sağlanan bilgilerle geniş kesimlere ulaşmayı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. "Bu yıl içinde şimdiye kadar 138 eğitim gerçekleştirildi ve bu süreçte yaklaşık 22 bin kişiye ulaşıldı" Bilinçlendirme ve farkındalık oluşturma amacıyla her yıl eğitimler düzenlendiğini vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Bu yıl içinde şimdiye kadar 138 eğitim gerçekleştirildi ve bu süreçte yaklaşık 22 bin kişiye ulaşıldı. Güvenli İnternet Merkezi’nin kurulmasından bu yana ise toplamda bin 781 eğitim ile 300 binden fazla kişiye ulaştık. Bu eğitimler, özellikle çocuklar ve gençlerin internet kullanım becerilerini geliştirirken, internetin riskleri konusunda farkındalık kazanmalarını sağlamaktadır. Bu proje sayesinde teknolojiye erişimi sınırlı çocuklarımız, internetin güvenli kullanımına dair bilinçleniyor. Bugüne kadar Güvenli İnternet Tırı ile 200’den fazla okul ziyaret ettik, 85 bin öğrenciye ulaştık. Çocuklarımızın teknolojiyi doğru ve bilinçli kullanmaları için bu tür projeleri artırmayı hedefliyoruz" dedi.
Bakan Yerlikaya açıkladı: 17 il merkezli siber dolandırıcılık operasyonlarında 118 şüpheli yakalandı
23 Ocak 2026 Cuma - 08:12 Bakan Yerlikaya açıkladı: 17 il merkezli siber dolandırıcılık operasyonlarında 118 şüpheli yakalandı İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 17 il merkezli siber dolandırıcılık operasyonlarında hesaplarında 2 milyar 183 milyon Türk lirası işlem hacmi bulunan 118 şüphelinin yakalandığını açıkladı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın paylaştığı bilgilere göre, son iki hafta içinde Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve MASAK koordinesinde İl Jandarma Komutanlıklarınca Adana, Ankara, Antalya, Batman, Bursa, Düzce, Erzurum, Isparta, Kars, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Mersin, Muğla, Niğde, Şanlıurfa ve Trabzon olmak üzere 17 il merkezli siber dolandırıcılık operasyonları gerçekleştirildi. Operasyonlar sonucu 2020-2026 yılları içinde hesaplarında 2 milyar 183 milyon TL işlem hacmi bulunan 118 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 68’i tutuklanırken 45’i hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulandı. Yapılan çalışmalarda şüphelilerin, yasa dışı bahis oynattıkları ve suçtan elde edilen paranın nakline aracılık ettikleri, ele geçirdikleri kişisel veriler ile vatandaşları dolandırdıkları, mağdur vatandaşların banka hesaplarından bilgileri dışında para çekerek haksız kazanç sağladıkları, kendilerini kamu görevlisi olarak tanıtarak irtibata geçtikleri vatandaşları dolandırdıkları, sosyal medya hesapları üzerinden "yatırım danışmanlığı, ürün satışı, satılık ev ilanı, sosyal yardım başvurusu" gibi sahte ilanlarla dolandırıcılık yaptıkları tespit edildi. Operasyonlar sonucunda çok sayıda dijital materyal ve muhtelif miktarda doküman ele geçirildi.
En düşük emekli aylığının 20 bin TL’ye çıkarılmasını da içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi
23 Ocak 2026 Cuma - 01:06 En düşük emekli aylığının 20 bin TL’ye çıkarılmasını da içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi En düşük emekli aylığının 20 bin TL’ye çıkarılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi TBMM Genel Kurul’da kabul edildi. En düşük emekli aylığının 16 bin 881 TL’den 20 bin TL’ye çıkarılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi TBMM Genel Kurul’da kabul edildi. Teklife göre, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Devlet Memurları Kanunu’nda değişiklik yapılıyor. Buna göre, adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim ve staj devrelerinin herhangi birinde başarısız olanlar, birden fazla uyarma ve/veya kınama cezası almış olanlar ile aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanların, disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayıyla ilişikleri kesilecek. İlişikleri kesilenler ilgili kurumlarca derhal Kamu Personel Bilgi Sisteminin bulunduğu kuruma bildirilecek. Bu hükümlere göre, sağlık nedenleri hariç ilişikleri kesilenler 3 yıl süreyle devlet memurluğuna alınmayacak. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı çerçevesinde devlet memurlarının disiplin cezalarının yargı kararıyla iptal edilmesi halinde uygulanacak zamanaşımı süresine ilişkin düzenlemeye gidiliyor. Buna göre, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet 2 yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacak. Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi halinde, kararın idareye ulaştığı tarihten itibaren kalan disiplin ceza zamanaşımı süresi içerisinde, zamanaşımı süresinin dolması veya 3 aydan daha az süre kalması halinde en geç 4 ay içerisinde karar gerekçesi dikkate alınarak yeniden disiplin cezası tesis edilebilecek. Teklifle Karayolları Trafik Kanunu’nda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının görevlerine ilişkin düzenleme yapılıyor. Buna göre Bakanlık, paylaşımlı elektrikli skuter işletmeciliği faaliyetinde bulunanları denetlemek, aykırı görülen hususlarla ilgili sorumlular hakkında idari para cezasına dair tutanak düzenlemekle yetkili olacak. En düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükseldi Teklifle, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle, yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı ödenenlere ve hak sahiplerine dosya bazında 16 bin 881 lira olarak öngörülen aylık asgari ödeme tutarı, 2026 ocak ayı ödeme döneminden itibaren 20 bin liraya yükseldi. Düzenlemeyle, iş verenlerin işgücü maliyetlerinin düşürülerek istihdamın arttırılması ve kayıtlı istihdamın korunması amacıyla asgari ücret iş veren desteği 1 Ocak 2026’dan itibaren 1000 liradan 1270 liraya çıkarıldı. Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle, yayın lisansı olmasına rağmen lisans tipi dışında yayın yapan, kanal ve frekanslarla ilgili geçiş hükümleri uyarınca yayınlarına devam eden kuruluşlardan izinsiz verici tesis eden medya hizmet sağlayıcılar, Üst Kurulca uyarılacak, yapılan uyarıya rağmen izinsiz yayına devam edenler hakkında adli ve idari yaptırımlar uygulanacak. Hükme aykırı hareket eden gerçek kişiler ile tüzel kişilerin yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürü, bir yıldan iki yıla kadar hapis ve bin günden 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak. Tüzel kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu’ndaki güvenlik tedbirleri uygulanacak. İzinsiz olarak faaliyetine devam eden yayın cihaz ve tesisleri Üst Kurulca mühürlenerek kapatılacak. Türkiye Varlık Fonu’na ilişkin düzenleme Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da, şirket tarafından kurulacak diğer şirketler ve fonların tabi olacakları denetim usul ve esaslarının mekanizmasına ilişkin düzenleme yapılıyor.Şirket tarafından kurulacak diğer şirketler, Türkiye Varlık Fonu (TVF) ve bunlar tarafından hakim hissedar olarak kurulan ve kurulacak şirketler veya alt fonlar ile bunların kurucusu olduğu veya bedellerini ödeyerek sermayesinin ya da katılım paylarının yarısından fazlasına sahip olduğu şirketler, alt fonlar ve bunların bağlı ortakları bağımsız denetime olacak. Şirket, TVF veya bunlar tarafından hakim hissedar kurulan veya kurulacak şirketler ya da alt fonlar ile bunların kurucusu olduğu veya bedellerini ödeyerek sermayesinin veya katılım paylarının yarısından fazlasına sahip olduğu şirketler, alt fonlar ve bunların bağlı ortaklarının bağımsız denetimden geçmiş yıllık mali tabloları ile faaliyetleri, Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilecek sermaye piyasaları, finans, ekonomi, maliye, bankacılık, kalkınma alanlarında uzman en az üç merkezi denetim elemanı tarafından bağımsız denetim standartları çerçevesinde denetlenecek. TVF Yönetimi Anonim Şirketi, TVF veya bunlar tarafından hakim hissedar olarak kurulan ve kurulacak şirketler veya alt fonlar ile bunların kurucusu olduğu veya bedellerini ödeyerek sermayesinin ya da katılım paylarının yarısından fazlasına sahip olduğu şirketler, alt fonlar ve bunların bağlı ortaklıkları özel hukuk hükümlerine tabi olacak, bunlardan şirketler hakkında Türk Ticaret Kanunu ile kendi özel mevzuatı, TVF dahil fonlar hakkında ise kendi özel mevzuatı uygulanacak. TVF Yönetim Anonim Şirketi, TVF, bunlar tarafından hakim hissedar olarak kurulan ve kurulacak şirketler veya alt fonlar ile bunların kurucusu olduğu veya bedellerini ödeyerek sermayesinin ya da katılım paylarının yarısından fazlasına sahip olduğu şirketleri, alt fonlar ve bunların bağlı ortaklıkları, idari ve mali konularda kamu idaresini veya sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan şirket, işletme, teşebbüs ve kuruluşları ilgilendiren mevzuat hükümlerine, kısıtlamalarına ve uygulamalarına tabi tutulamayacak. Kanun’un "denetim" başlıklı hükmünde yer alan düzenlemelere tabi olmak kaydıyla TVF’nin, TVF Yönetimi Anonim Şirketinin veya bunlar tarafından hakim hissedar olarak kurulan ve kurulacak şirketler veya alt fonların, kurucusu olduğu veya bedellerini ödemek suretiyle sermayesinin ya da katılım paylarının yarısından fazlasına sahip olduğu şirketler, alt fonlar ve bunların bağlı ortaklıkları hakkında ise Sermaye Piyasası Kanunu, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 12. maddesi dışındaki mevzuat hükümleri uygulanmayacak. İstanbul Finans Merkezi Kanunu’nda değişiklik yapılıyor. Buna göre, Ofis alanında faaliyet göstermek üzere katılımcılara yönetici şirket tarafından katılımcı belgesi verilecek. Teklifle, 375 Sayılı KHK’de yapılan değişiklikle, Siber Güvenlik Başkan Yardımcısı kadrosunun mali, sosyal hak ve yardımları ile emeklilik haklarına ilişkin düzenleme yapılıyor.