Yerel Haberler
Ankara
Afrika Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Genç: "Türkiye’nin Afrika’da tercih edilmesinin nedeni yaklaşımının ortak çıkara dayanması" 17 Mayıs 2026 Pazar - 14:51:41 Afrika Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Osman Genç, "Türkiye’nin Afrika’da giderek daha fazla tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden biri, Türkiye’nin karşılıklı saygıya, ortak çıkara ve uzun vadeli işbirliğine dayanan yaklaşımı" dedi. Afrika Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Osman Genç, Türkiye Afrika küresel ekonomik iş birliğini değerlendirdi. Türkiye’nin, Afrika Boynuzu’nda sadece bir yardım koridoru değil, küresel sistemin kurallarını belirleyen bir güç haline geldiğini aktaran Genç, Türkiye’nin, Afrika’ya sadece yatırım yapan bir ülke değil; aynı zamanda üretim tecrübesini paylaşan bir ülke olduğuna dikkati çekti. Afrika ile Türkiye arasındaki ilişkilerin artık klasik ticaret ilişkilerinin çok ötesine geçtiğinin altını çizen Genç, "Bugün Afrika ülkeleri yalnızca ürün satın alan ya da ham madde ihraç eden ekonomiler olmak istemiyor. Sanayileşmek, üretmek, teknoloji geliştirmek ve küresel tedarik zincirlerinde daha güçlü bir yer edinmek istiyorlar. Türkiye’nin yaklaşımı da tam olarak bu noktada Afrika’da karşılık buluyor. Çünkü Türkiye, Afrika’ya sadece yatırım yapan bir ülke değil; aynı zamanda üretim tecrübesini paylaşan, ortak kalkınma vizyonu sunan güvenilir bir ortak olarak görülüyor" diye konuştu. "Türkiye ile Cezayir arasındaki ekonomik ilişkiler sadece ithalat ve ihracattan ibaret değil" Cezayir ile Türkiye arasında gelişen ilişkilerin bu yeni dönemin en önemli örneklerinden biri olduğunu savunan Genç, "Cezayir sadece enerji kaynakları açısından değil, Avrupa ile Afrika arasında stratejik bir geçiş noktası olması nedeniyle de çok kritik bir ülke. Bugün Türkiye ile Cezayir arasındaki ekonomik ilişkiler sadece ithalat ve ihracattan ibaret değil. Ortak sanayi bölgeleri, enerji yatırımları, altyapı projeleri ve üretim işbirlikleri üzerinden daha derin ve uzun vadeli bir ortaklık modeli inşa ediliyor" değerlendirmesine bulundu. "Türkiye enerji koridorlarının merkezinde bulunan bir ülke" Genç, enerji alanındaki iş birliğinin gelecek dönemin en stratejik başlıklarından biri olacağını belirterek, "Dünya artık enerji güvenliğini yeniden tanımlıyor. Cezayir doğal gaz ve LNG kapasitesiyle önemli bir enerji üreticisi konumunda. Türkiye ise enerji koridorlarının merkezinde bulunan bir ülke. Bu nedenle iki taraf arasındaki iş birliği sadece enerji ticareti değil; petrokimya, yenilenebilir enerji ve hatta yeşil hidrojen gibi alanlara doğru genişliyor" ifadelerine yer verdi. Afrika ülkelerinin güvenlik alanında da yeni ortaklık modelleri aradığı sözlerine ekleyen Genç, "Türkiye burada sadece savunma ürünü satan bir aktör olarak değil; eğitim veren, teknoloji paylaşan ve kapasite geliştiren bir ortak olarak öne çıkıyor. Özellikle sınır güvenliği, terörle mücadele, deniz güvenliği ve savunma sanayi alanındaki iş birlikleri önümüzdeki dönemde daha da derinleşecektir" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin üretim kapasitesi ile Afrika’nın genç iş gücü birleştiğinde ortaya çok güçlü bir ekonomik sinerji çıkabilir" Genç, Afrika dünyanın en genç nüfusuna sahip kıtası olduğuna vurgu yaparak, "Bu çok büyük bir potansiyel anlamına geliyor. Türkiye’nin üretim kapasitesi ve sanayi deneyimi ile Afrika’nın genç iş gücü birleştiğinde ortaya çok güçlü bir ekonomik sinerji çıkabilir. Tekstil, tarım teknolojileri, gıda işleme, sağlık sanayisi ve lojistik gibi alanlarda ortak üretim modellerinin yaygınlaşacağını düşünüyoruz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde Türkiye-Afrika ilişkileri yalnızca ticaret hacimleriyle konuşulmayacak" Afrika ülkelerinin küresel sistemde tek bir merkeze bağımlı olmak istemediğinin altını çizen Genç, sözlerine şu şekilde devam etti: "Daha dengeli, daha eşitlikçi ve karşılıklı kazanca dayalı ortaklıklar arıyorlar. Türkiye’nin Afrika’da giderek daha fazla tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden biri de budur. Türkiye’nin yaklaşımı karşılıklı saygıya, ortak çıkara ve uzun vadeli iş birliğine dayanıyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye-Afrika ilişkileri yalnızca ticaret hacimleriyle konuşulmayacak. Enerji güvenliği, teknoloji transferi, ortak üretim, lojistik koridorları ve bölgesel istikrar gibi çok daha stratejik alanlarda yeni bir döneme giriyoruz. Bu ilişki artık sadece ekonomik değil; aynı zamanda jeopolitik bir ortaklık niteliği taşımaya başlamıştır."
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:59 Bakan Uraloğlu: "Halkalı-İstanbul Havalimanı arası seyahat süresi 30 dakikaya, Halkalı-Gayrettepe arası ise 57 dakikaya düşecek" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Halkalı-İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Hattı’nın Arnavutköy-Halkalı kesimindeki çalışmalarda sona yaklaştıklarını belirterek "Sağlanan entegrasyonlar sayesinde; Halkalı-İstanbul Havalimanı arası seyahat süresi 30 dakikaya, Halkalı-Gayrettepe arası ise 57 dakikaya düşecek" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Halkalı-İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Metro Projesi’nin son halkası Arnavutköy-Halkalı Hattı’nda devam eden çalışmalar hakkında açıklamada bulundu. Halkalı-İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Metro Projesi’ni Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Hattı ve İstanbul Havalimanı - Halkalı Metro Hattı olarak 2 bölümde planladıklarını belirten Bakan Uraloğlu, "Gayrettepe - İstanbul Havalimanı hattının Kağıthane-İstanbul Havalimanı kesimini 22 Ocak 2023’te, Kağıthane - Gayrettepe arasını ise 29 Ocak 2024 tarihinde hizmete açmıştık. İstanbul Havalimanı - Halkalı Hattı’nın ise 14 kilometrelik Kargo Terminali-Arnavutköy Hastane arasını da 19 Mart 2024 tarihinde devreye almıştık" diye konuştu. Arnavutköy-Halkalı Hattı’nda çalışmalar devam ediyor 17,5 kilometrelik Arnavutköy-Halkalı kesimindeki çalışmalarda sona yaklaştıklarını dile getiren Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "İstasyonlarda ince işleri bitirdik, peyzaj ve çevre düzenlemelerinde de şu an son rötuşları gerçekleştiriyoruz. Test ve devreye alma çalışmalarında da sona yaklaştık. Bu kesimi de bitirdiğimizde Halkalı-İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Metro Projesi adı altında; tamamı yer altında olan metro sınıfında Türkiye’nin en uzun ve en hızlı, dünyanın da en uzunlarından biri olacak 69 kilometrelik bir ring hattını tamamlamış olacağız" şeklinde konuştu. Uraloğlu, hattın tamamının işletmeye alınmasıyla Vezneciler-Sultangazi-Fenertepe Metrosu ile Fenertepe İstasyonu’nda, Bakırköy-Kirazlı-Başakşehir-Kayaşehir Metrosu ile Kayaşehir İstasyonu’nda, Ataköy-İkitelli-Olimpiyat Metrosu ile Olimpiyatköy İstasyonu’nda, Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt Metrosu ile Halkalı Stadı İstasyonu’nda entegrasyonun sağlanacağını söyledi. "Halkalı-İstanbul Havalimanı arası seyahat süresi 30 dakikaya, Halkalı-Gayrettepe arası ise 57 dakikaya düşecek" Halkalı İstasyonu’nda ise hattın Yenikapı-Kirazlı-Halkalı Metrosu ile MARMARAY ile entegre olacağını ifade eden Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Sağlanan bu entegrasyonlar sayesinde; Halkalı-İstanbul Havalimanı arası seyahat süresi 30 dakikaya, Halkalı-Göktürk arası 43 dakikaya, Halkalı-Kağıthane arası 54 dakikaya, Halkalı-Gayrettepe arası 57 dakikaya, Küçükçekmece-Kemerburgaz süresi 50 dakikaya, Başakşehir (Metrokent)-Kağıthane arası ise 48 dakikaya düşecek."
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:00 Bakan Fidan, Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Toplantısı için Berlin’e gidiyor Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 18 Mayıs’ta Almanya’ya resmi ziyaret gerçekleştirecek. Berlin’de düzenlenecek Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı’nda ikili ilişkilerden savunma sanayiine, Türkiye-AB ilişkilerinden bölgesel gelişmelere kadar geniş bir gündemin ele alınacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı" kapsamında 18 Mayıs 2026 tarihinde Almanya’ya resmi ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan ile Almanya Federal Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un eş başkanlıklarında Berlin’de düzenlenecek toplantı kapsamında "İkili İlişkiler", "Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri", "Güvenlik ve Savunma" ile "Bölgesel Meseleler" başlıklı çalışma grupları bir araya gelecek. Çalışma gruplarının hazırlayacağı raporların daha sonra bakanlara sunulacağı aktarıldı. Kaynaklar, Bakan Fidan’ın görüşmelerde Türkiye ile Almanya arasında son dönemde yoğunlaşan üst düzey temasların ikili ilişkilerde oluşturduğu yapıcı atmosfer ve güçlenen diyalogdan duyulan memnuniyeti ifade etmesinin beklendiğini kaydetti. Bakan Fidan’ın ayrıca Stratejik Diyalog Mekanizması’nın, ikili ilişkilerin stratejik boyutunun değerlendirilmesi ile dışişleri bakanlıkları arasındaki iş birliği ve eş güdümün güçlendirilmesi açısından önemli bir zemin oluşturduğunu vurgulamasının öngörüldüğü belirtildi. Ekonomik ilişkiler ve savunma sanayii iş birliği ele alınacak Kaynaklar, görüşmelerde iki ülke arasındaki güçlü ticari ve ekonomik ortaklığın geliştirilmesi ile karşılıklı yatırımların artırılmasına yönelik imkanların değerlendirileceğini ifade etti. Bakan Fidan’ın, bağlantısallık, yüksek teknoloji, dijitalleşme ve yeşil enerji alanlarındaki mevcut iş birliğinin daha ileri seviyeye taşınmasına yönelik iradeyi vurgulamasının beklendiği aktarıldı. Önümüzdeki dönemde düzenlenecek Enerji Forumu ile Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi toplantılarının, 60 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi doğrultusunda ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayacağının da görüşmelerde gündeme gelmesi bekleniyor. Kaynaklar, Avrupa’yı Türkiye üzerinden Orta Doğu, Güney Kafkasya ve Orta Asya’ya bağlayan bağlantısallık projelerinin iş birliği açısından önemli bir potansiyel barındırdığının da vurgulanacağını belirtti. Görüşmelerde ayrıca Türkiye ile Almanya arasındaki askeri ilişkiler ve savunma sanayii alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik ortak projelerin ele alınacağı kaydedildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz arasında varılan mutabakat doğrultusunda, Beşinci Savunma Sanayii İş Birliği Toplantısı’nın 2026 yılı içerisinde düzenlenmesinin de gündemde olduğu bildirildi. Türkiye-AB ilişkileri ve bölgesel gelişmeler gündemde olacak Kaynaklara göre, Bakan Fidan’ın görüşmelerde Türkiye-AB ilişkilerinin kapsamlı, kurumsallaşmış ve çok katmanlı bir iş birliği anlayışı temelinde ilerletilmesi gerektiğini vurgulaması bekleniyor. Bu çerçevede, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin başlatılması ile Vize Serbestisi Diyaloğu’nun yeniden canlandırılmasının önemine dikkat çekileceği ifade edildi. Kaynaklar, Almanya’nın Gümrük Birliği’nin güncellenmesine vereceği desteğin, Türkiye-Almanya ekonomik ortaklığının tüm potansiyelinin ortaya çıkarılması açısından kritik önem taşıdığının altının çizileceğini aktardı. Görüşmelerde ayrıca Avrupa güvenliği, Ukrayna-Rusya savaşı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve Gazze’deki durumun da ele alınacağı belirtildi. Bakan Fidan’ın, Türkiye’nin stratejik ağırlığı, kabiliyetleri ve jeopolitik konumunu göz ardı eden bir Avrupa güvenlik stratejisinin eksik kalacağını ifade etmesinin beklendiği kaydedildi. Kaynaklar, Türkiye’nin AB öncülüğündeki güvenlik ve savunma girişimlerine dahil edilmesinin gerekliliğinin vurgulanacağını belirtti. Öte yandan Bakan Fidan’ın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin sağlanması ve bölgesel istikrarın tesisine yönelik çok taraflı çabaların önemine dikkat çekmesinin beklendiği ifade edildi. Kaynaklar, Türkiye’nin İran ile ABD arasındaki savaşın kalıcı olarak sonlandırılmasına yönelik çabalara desteğini sürdüreceğini yinelemesinin öngörüldüğünü aktardı. Ukrayna ile Rusya arasındaki doğrudan görüşmelerin savaşın adil ve kalıcı çözümü açısından önemine işaret edilmesi ve Türkiye’nin taraflar arasındaki diyaloğun yeniden tesisi için ilgili aktörlerle eş güdüm içinde çalışmayı sürdüreceğinin vurgulanması bekleniyor. Bakan Fidan’ın ayrıca İsrail’in yayılmacı politikalarının bölgedeki istikrarsızlığın başlıca nedenlerinden biri olduğunu ifade etmesi ve Netanyahu hükümetinin Gazze’de ateşkes ihlallerini yoğunlaştırdığına dikkat çekmesinin öngörüldüğü belirtildi. Kaynaklar, uluslararası toplumun bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması amacıyla daha etkin sorumluluk üstlenmesinin önemine vurgu yapılacağını kaydetti.
Türkiye-Kazakistan Ortak Stratejik Planlama Grubu toplanıyor
01 Şubat 2026 Pazar - 13:01 Türkiye-Kazakistan Ortak Stratejik Planlama Grubu toplanıyor Türkiye ile Kazakistan arasındaki Ortak Stratejik Planlama Grubu’nun sekizinci toplantısı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Kazakistan Dışişleri Bakanı Yermek Koşerbayev’in başkanlıklarında düzenlenecek. Türkiye-Kazakistan Ortak Stratejik Planlama Grubu (OSPG) 8. Toplantısı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Kazakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Yermek Koşerbayev’in başkanlıklarında 2 Şubat tarihinde Ankara’da gerçekleştirilecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, toplantıda iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin ulaştığı seviyeden duyulan memnuniyetin kayda geçirilmesi ve bu kapsamda üst düzey ziyaret ve temasların ele alınması öngörülüyor. Görüşmelerde, ticaret, ekonomi, yatırım, enerji, ulaştırma, savunma sanayii, eğitim ile insani ve kültürel alanlar başta olmak üzere ikili iş birliğinin daha da geliştirilmesi için atılabilecek adımların değerlendirilmesi bekleniyor. Bu çerçevede, her iki ülke cumhurbaşkanları tarafından belirlenen 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşılması amacıyla yürütülebilecek çalışmalara da değinilmesi planlanıyor. Toplantıda ayrıca, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) başta olmak üzere çok taraflı platformlarda iş birliğinin güçlendirilmesinin öneminin vurgulanacağı, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru başta olmak üzere bağlantısallığın ve lojistik altyapının geliştirilmesinin ele alınacağı bildirildi. Kaynaklar, görüşmelerde Afganistan, İran ve Filistin meselesi dahil güncel bölgesel ve uluslararası gelişmelere ilişkin fikir alışverişinde bulunulmasının da öngörüldüğünü aktardı.
Avrupa Kış Spor Haftası başladı
01 Şubat 2026 Pazar - 12:14 Avrupa Kış Spor Haftası başladı Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Avrupa Birliği Başkanlığı tarafından düzenlenen Avrupa Kış Spor Haftası başladı. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Avrupa Birliği Başkanlığı iş birliğinde düzenlenen Avrupa Kış Spor Haftası başladı. Türkiye’deki etkinlikler, Herkes İçin Spor Federasyonu (HİS) koordinasyonunda, Avrupa ülkeleriyle eş zamanlı olarak 1-8 Şubat tarihleri arasında Türkiye genelinde 11 ilde gerçekleştirilecek. Avrupa Kış Spor Haftası kapsamında Ankara, İstanbul, Bursa, Erzurum, Kars, Hakkari, Gümüşhane, Samsun, Rize, Bolu ve Kahramanmaraş’ta düzenlenecek etkinliklerde, her yaştan bireye hitap eden kış sporları ve hareketli yaşamı destekleyen etkinlikler katılımcılarla buluşturulacak. Kerim Çomoğlu: "Kış aylarında da hareketliliğin sürdürülmesini hedefliyoruz" Kış aylarının genellikle hareketsizliğin arttığı bir dönem olarak algılandığını söyleyen Herkes İçin Spor Federasyonu Başkanı Kerim Çomoğlu, bu algıyı değiştirmek için sahada olduklarını belirterek, "Yaş, zaman ve mekan farkı gözetmeden vatandaşlarımızı sportif faaliyetlerle buluşturuyoruz. Türkiye genelinde 11 ilde düzenleyeceğimiz etkinliklerle, kış spor oyunları ve farklı fiziksel aktivitelere katılım imkanı sunacağız. Bu süreçte vatandaşlarımızın, belki de daha önce hiç deneyimlemedikleri bir spor branşıyla tanışmalarına ve yeni kazanımlar elde etmelerine katkı sağlayacağız" dedi. Bu yaklaşımın yalnızca bireysel kazanımlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Çomoğlu, sporun toplumsal hareketlilik ve dayanışma açısından da önemli bir rol üstlendiğini belirterek, "Hareketli bir toplum, güçlü bir geleceğin temelidir. Bu anlayış doğrultusunda Gençlik ve Spor Bakanlığımızın bizlere sağladığı imkanları son derece kıymetli buluyor, desteklerinden dolayı Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak’a teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Bakanlıktan ebeveynlere dijital uygulamalarda ‘ekran süresi’ uyarısı
01 Şubat 2026 Pazar - 12:03 Bakanlıktan ebeveynlere dijital uygulamalarda ‘ekran süresi’ uyarısı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Çocuklar Güvende’ internet sitesinde, 3-6 yaş arasındaki çocuklar için ekran süresinin sınırlandırılması uyarısında bulunuldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca, çocukların dijital dünyadaki risklerden korunması için hazırlanan ‘Çocuklar Güvende’ internet sitesinde, 6 yaşındaki çocuklar için ekran süresinin günde en fazla 1 saat olması gerektiği belirtildi. İnternet sitesinde yer alan ‘Ekran Süresi: Sağlıklı Kullanım Önerileri’ bölümünde 3-6 yaş arasındaki çocuklarda ekran süresinin sınırlandırılması ve yaş ilerledikçe bu sürenin aşamalı olarak artırılması tavsiye edilerek video izleme, dijital oyunlar ve televizyon gibi aktivitelerin de bu süreye dahil edilmesi gerektiği kaydedildi. Bakanlık, çocukların dijital alanlarda karşılaşabilecekleri risklerin neler olduğu ve bu risklere karşı hangi tedbirlerin alınabileceği konusunda ebeveynlerin ve toplumun bilgilendirilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, çocukların dijital dünyada güvenliğine katkı sağlaması için ‘Çocuklar Güvende’ internet sitesi ve mobil uygulaması hayata geçirildi. Ebeveynlerin rehberliğinde çocuklar için güvenli dijital ortam oluşturma hedefiyle uygulamaya konulan internet sitesinde, ‘Çevrimiçinde çocukları hedef alan tehlikeler’, ‘Oyun dünyasındaki tuzaklar’, ‘Ekran süresi’, ‘Dijital ebeveyn olmak’ ve ‘Çocuklar için güvenli içerik seçimi’ başta olmak üzere birçok bilgilendirici içerik bulunuyor. ‘Çocuklar Güvende’ internet sitesinin, ‘Ekran süresi: Sağlıklı Kullanım Önerileri’ bölümünde, ekran kullanımının çocukların gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği, bu nedenle çocukların yaşına uygun sürelerin belirlenmesi ve sınırlar konularak kontrollü kullanımın sağlanması gerektiği vurgulandı. 3 yaşına kadar çocuklar ekrandan uzak tutulmalı 0-3 yaş arası dönemin, çocukların beyin ve sosyal gelişimi açısından kritik süreç olduğunun altı çizilerek ekran kullanımının bu gelişimi olumsuz etkileyebileceğinden, 3 yaşına kadar çocukların ekrandan tamamen uzak tutulması önerisinde bulunuldu. İnternet sitesinde, 3-6 yaş arasındaki çocuklarda ekran süresinin sınırlandırılması ve yaş ilerledikçe bu sürenin aşamalı olarak artırılması tavsiye edilerek video izleme, dijital oyunlar ve televizyon gibi aktivitelerin de bu süreye dahil edilmesi gerektiğine işaret edildi. Ekran süresinin çocukların yaşlarına uygun şekilde belirlenmesi gerektiği belirtilerek, "3 yaşındaki çocuklar için ekran kullanımı günde en fazla 30 dakika olmalıdır. 4 yaşında bu süre 40 dakika, 5 yaşında ise 50 dakika olmalıdır. 6 yaşındaki çocuklar için ise ekran süresi günde en fazla 60 dakika olarak belirlenmelidir. Ekran kullanımında sınırlar, çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve aile dinamiklerine göre belirlenmelidir. Bu süre, çocuğun fiziksel aktivite, uyku düzeni ve sosyal etkileşim gibi diğer önemli alışkanlıklarıyla dengelenmelidir" tavsiyelerine yer verildi. Yemek sırasında, uyku öncesinde ve çocuk odasında dijital araçların kullanılmamasının önemi vurgulanan bölümde öneriler şu şekilde sıralandı: "Ebeveynler, kurallara uyarak çocuklara örnek olmalıdır. Kurallar net ve anlaşılır olmalı, süre bitmeden önce hatırlatmalar yapılmalıdır. Ekran süresi sona erdiğinde, çocuğun duygularına empati gösterilip, dikkatini başka bir aktiviteye yönlendirmek için önerilerde bulunulmalıdır. Ebeveyn rehberliğiyle, çocukların ekran alışkanlıkları sağlıklı bir şekilde yönlendirilebilir ve kontrollü ekran süreleri, çocukların dijital dünyanın faydalarından yararlanırken, risklerden korunmalarına yardımcı olur."
Ticaret Bakanlığı: "Hatay ve İstanbul Havalimanı’nda 673 milyon lira tutarında uyuşturucu madde ele geçirildi"
01 Şubat 2026 Pazar - 12:01 Ticaret Bakanlığı: "Hatay ve İstanbul Havalimanı’nda 673 milyon lira tutarında uyuşturucu madde ele geçirildi" Ticaret Bakanlığı, Hatay İskenderun’da ve İstanbul Havalimanı’nda iki büyük operasyonla toplam 673 milyon lira tutarında captagon hap ve esrar cinsi uyuşturucu madde ele geçirildiğini duyurdu. Ticaret Bakanlığına bağlı Gümrükler Muhafaza ekiplerince, Ocak ayının son haftasında gerçekleştirilen iki ayrı operasyonda toplam piyasa değeri 672 milyon 995 bin lira olan uyuşturucu madde ele geçirilip, yakalanan uyuşturucu maddelerin imha edildiği aktarıldı. Hatay Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince İskenderun Limanı’nda gerçekleştirilen operasyonda; 1 milyon 392 bin 238 adet captagon ele geçirildiği bildirildi. İstanbul Havalimanı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen bir diğer operasyonda ise, Amerika Birleşik Devletleri çıkışlı, İstanbul Havalimanı’ndan ülkemizi transit geçerek Hollanda’ya varışı planlanan hava kargo gönderisi içerisinde; 29 kilogram esrar cinsi uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtildi. Ticaret Bakanlığı, Gümrükler Muhafaza ekiplerince etkin risk analizi ve hedefleme faaliyetleri doğrultusunda gerçekleştirilen operasyonlarla, uluslararası suç örgütlerinin en önemli finans kaynağı olan uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelenin öncelikli hedef olarak belirlendiğini ve bu alandaki kararlı mücadelenin 2026 yılında da aralıksız şekilde sürdürüldüğünü ifade etti.
Evcil hayvanlara yeni alternatif: Kedi köpeğin yerini ‘cüce keçi’ alabilir
01 Şubat 2026 Pazar - 11:06 Evcil hayvanlara yeni alternatif: Kedi köpeğin yerini ‘cüce keçi’ alabilir Ankara’da hobi olarak cüce keçi besiciliğine başlayan Erdinç Kızılçelik, bakımı kolay ve küçük yapısıyla Nijerya cinsi cüce keçilerin evde kedi ve köpeğe alternatif olabileceğini söyledi. Ankara’nın Ayaş ilçesinin Çanıllı Mahallesi’nde yaşayan Erdinç Kızılçelik, hobi amaçlı başladığı Nijerya cinsi cüce keçi besiciliğinde 80’in üzerinde keçiye ulaştı. Türkiye’nin farklı illerinden temin ettiği ve ortalama 40-45 santimetre boya sahip olan cüce keçilerin bakımının kolay olduğunu belirten Kızılçelik, evde kedi ve köpek beslemek yerine cüce keçinin de tercih edilebileceğini ifade etti. "Bu keçilere, cebe sığan cüce keçiler diyebiliriz" Cüce keçilerin Nijerya’ya has ve ortalama 45 santimetre boylarında olduğunu aktaran işletme sahibi Erdinç Kızılçelik, "İşletmemize tavukla başladık, cüce keçi merakımız vardı. Bundan 10-15 yıl önce müşterimde cüce keçi görmüştüm sonrasında ilk olarak 2 adet cüce keçiyle bu işe başladık. Cüce keçiler toplu bir yerde bulunmadığı için, Türkiye’nin her yerini dolaştık. Çanakkale’ye gittik, 4 tane keçi aldık, Osmaniye’ye gittik, 3 tane keçi aldık. Yani Türkiye’nin hemen hemen her yerinden keçi topladık diyebilirim. Bu keçiler, Nijerya’ya has keçiler. Keçiler ortalama 40-45 santimetre, bazen 35 santimetre boyunda oluyor. Bu keçilere, cebe sığan cüce keçiler diyebiliriz. Doğduklarında 400-500 gram civarında oluyor. Keçilerin 150-155 gün doğum süresi var. Yavrular doğduktan sonra 2 ay içerisinde kendileri sürüye katılabiliyorlar, keçilerimizi hemen sürüye bırakmıyoruz. Sosyal medyada keçilerin süt randımanı veya et randımanı var mı diye soranlar var. Bu keçilerde süt ve et randımanı yok" dedi. "Köpekten, kediden hevesini alanlar cüce keçileri talep edebilirler" Kızılçelik, cüce keçilerin bakımının kolay olduğunu belirterek, "Bize, bu keçileri evde veya bahçemizde besleyebilir miyiz? Bakımı kolay mıdır? diye sorular geliyor. Bu keçilerimizin gerçekten bakımları kolay. Zor olduğu dönemlerde oluyor. Kışın keçilerimiz tüy yapıları zayıf olduğu için üşüme durumları olabiliyor. Dediğim gibi keçiler evlerde beslenebilir. Küçük bahçeleri olanlar besleyebilir, herkese tavsiyemizdir. Köpekten, kediden hevesini alanlar cüce keçileri talep edebilirler. Ankara’da bu işi yapan tek kişiyiz, Türkiye’de tek kişi olmak istiyoruz. Şu anda aktifte 70-80 civarında keçimiz var. Yavruları katarsak daha fazlalaşıyor" diye konuştu. "Çocuklara bu sevgiyi aşılayalım" Çocuklarına hayvan sevgisini aşılamak isteyenlerin cüce keçi çiftliğini ücretsiz ziyaret edebileceklerini aktaran Kızılçelik, "Ankara’da veya yakın şehirlerde yaşayan vatandaşlarımız gelip çiftliğimizi ziyaret edebilirler. Gelip keçilerimizi sevebilirler. Çocuklarıyla gelip o hevesi alabilirler. Kesinlikle bunun için ücret talep etmiyoruz. Sosyal medyada ücret talep edenler var, kesinlikle öyle bir durumumuz yok, işletmemiz herkes açık. Gelirken mutlaka çocuklarıyla gelsinler. Çocuklara bu sevgiyi aşılayalım" şeklinde konuştu.
Bakan Bayraktar: "Günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz"
01 Şubat 2026 Pazar - 10:54 Bakan Bayraktar: "Günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Ülke olarak ihtiyaç duyduğumuz gazın neredeyse yarısını sıvılaştırılmış şekilde karşılama hedefini biraz daha ileri götüreceğiz ve günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" dedi. Hatay’daki BOTAŞ Dörtyol FSRU Tesisine ziyaret gerçekleştiren Bakan Bayraktar, iki yeni gazlaştırma kapasitesi yatırımı açıkladı. BOTAŞ’ın Hatay’daki Dörtyol Yüzer Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) Tesisindeki kapasiteyi yanına yapılacak yeni bir tesisle 28 milyon metreküp daha artırarak iki katına çıkaracaklarını belirten Bayraktar, Akdeniz’de Gazipaşa-Anamur arasındaki bir lokasyonda da yeni bir FSRU tesisi yapacaklarını bildirdi. Bayraktar, "Günlük 200 milyon metreküplük gazı gemilerle alır hale geleceğiz" diye konuştu. Transfer Operasyonu Türkiye’nin ilk yerli ve milli FSRU gemisi Ertuğrul Gazi’nin de bulunduğu BOTAŞ Dörtyol FSRU Tesisinde gazetecilerle bir araya gelen Bakan Bayraktar, tesisteki 139’uncu gemiden gemiye transfer (ship-to-ship) operasyonunu takip etti. Çeşitlendirme ve uygun fiyat Türkiye’nin doğal gazı boru hatlarıyla almasının yanı sıra son dönemde yaptığı yatırımlarla sıvılaştırılmış şekilde de alabildiğini belirten Bayraktar, "Son yıllarda yaptığımız yatırımlarla çok önemli bir miktarda doğal gazı da gemilerle alır hale geldik. Bu hem çeşitlendirme açısından hem de daha uygun fiyatlı, rekabetçi fiyatlarla gaza erişimimiz için önemli" şeklinde konuştu. "Günde 28 milyon metreküp ile 17 ilin kış aylarında ihtiyaç duyduğu gazı biz bu tesisimizden sağlamış oluyoruz" Türkiye’ye sıvılaştırılmış şekilde gemilerle gelen doğal gazın sistemde kullanılabilmesi için yeniden gazlaştırılması gerektiğini anlatan Bayraktar, Ertuğrul Gazi FSRU’nun bu işlevi yerine getirdiğini kaydetti. Ertuğrul Gazi’nin günde yaklaşık 28 milyon metreküp sıvılaştırılmış doğal gazı yeniden gaz fazına çevirdiğini ifade eden Bayraktar, "Günde 28 milyon metreküp ile Hatay, Osmaniye ve bu civardaki yaklaşık 17 ilin kış aylarında ihtiyaç duyduğu gazı biz bu tesisimizden, bu gemimizden sağlamış oluyoruz" dedi. Dörtyol FSRU Tesisini 8 yıl önce devreye aldıklarını belirten Bayraktar, 8 yılda yaklaşık 140 gemiden gemiye transfer gerçekleştirdiklerini kaydetti. Yeni tesisler yolda Bakan Bayraktar, gazlaştırma kapasitesi yatırımlarıyla ilgili iki yeni haberi de duyurdu. Bakan Bayraktar, "Önümüzdeki süreçte bu tesisin yanında bir tane daha 28 milyon metreküplük gazlaştırma yapacak yeni bir FSRU’nun planlaması ve çalışması içerisindeyiz. En kısa zamanda mühendislik çalışmasını bitirip BOTAŞ aracılığıyla buradaki kapasiteyi iki katına çıkaracağız. Yine Akdeniz’de bir başka FSRU planımız var; Dörtyol’daki kapasite yeni bir FSRU ile iki katına çıkacak, buraya yeni bir tesis daha yapıyoruz. Akdeniz’de Gazipaşa-Anamur arasındaki bir lokasyonda da yeni bir FSRU ile artık çok daha güçlü bir şekilde doğal gaz altyapımızı hazır hale getireceğiz" ifadelerine yer verdi. "Günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" Türkiye’nin toplam gazlaştırma kapasitesinin 160 milyon metreküp olduğunu ifade eden Bayraktar, "Önümüzdeki iki yılda, ülke olarak ihtiyaç duyduğumuz gazın neredeyse yarısını sıvılaştırılmış şekilde karşılama hedefini biraz daha ileri götüreceğiz ve günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" şeklinde konuştu.
Bakan Bayraktar: "Günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz"
01 Şubat 2026 Pazar - 10:45 Bakan Bayraktar: "Günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Ülke olarak ihtiyaç duyduğumuz gazın neredeyse yarısını sıvılaştırılmış şekilde karşılama hedefini biraz daha ileri götüreceğiz ve günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" dedi. Hatay’daki BOTAŞ Dörtyol FSRU Tesisine ziyaret gerçekleştiren Bakan Bayraktar, iki yeni gazlaştırma kapasitesi yatırımı açıkladı. BOTAŞ’ın Hatay’daki Dörtyol Yüzer Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) Tesisindeki kapasiteyi yanına yapılacak yeni bir tesisle 28 milyon metreküp daha artırarak iki katına çıkaracaklarını belirten Bayraktar, Akdeniz’de Gazipaşa-Anamur arasındaki bir lokasyonda da yeni bir FSRU tesisi yapacaklarını bildirdi. Bayraktar, "Günlük 200 milyon metreküplük gazı gemilerle alır hale geleceğiz" diye konuştu. Transfer Operasyonu Türkiye’nin ilk yerli ve milli FSRU gemisi Ertuğrul Gazi’nin de bulunduğu BOTAŞ Dörtyol FSRU Tesisinde gazetecilerle bir araya gelen Bakan Bayraktar, tesisteki 139’uncu gemiden gemiye transfer (ship-to-ship) operasyonunu takip etti. Çeşitlendirme ve Uygun Fiyat Türkiye’nin doğal gazı boru hatlarıyla almasının yanı sıra son dönemde yaptığı yatırımlarla sıvılaştırılmış şekilde de alabildiğini belirten Bayraktar, "Son yıllarda yaptığımız yatırımlarla çok önemli bir miktarda doğal gazı da gemilerle alır hale geldik. Bu hem çeşitlendirme açısından hem de daha uygun fiyatlı, rekabetçi fiyatlarla gaza erişimimiz için önemli" şeklinde konuştu. "Günde 28 milyon metreküp ile 17 ilin kış aylarında ihtiyaç duyduğu gazı biz bu tesisimizden sağlamış oluyoruz" Türkiye’ye sıvılaştırılmış şekilde gemilerle gelen doğal gazın sistemde kullanılabilmesi için yeniden gazlaştırılması gerektiğini anlatan Bayraktar, Ertuğrul Gazi FSRU’nun bu işlevi yerine getirdiğini kaydetti. Ertuğrul Gazi’nin günde yaklaşık 28 milyon metreküp sıvılaştırılmış doğal gazı yeniden gaz fazına çevirdiğini ifade eden Bayraktar, "Günde 28 milyon metreküp ile Hatay, Osmaniye ve bu civardaki yaklaşık 17 ilin kış aylarında ihtiyaç duyduğu gazı biz bu tesisimizden, bu gemimizden sağlamış oluyoruz" dedi. Dörtyol FSRU Tesisini 8 yıl önce devreye aldıklarını belirten Bayraktar, 8 yılda yaklaşık 140 gemiden gemiye transfer gerçekleştirdiklerini kaydetti. Yeni tesisler yolda Bakan Bayraktar, gazlaştırma kapasitesi yatırımlarıyla ilgili iki yeni haberi de duyurdu. Bakan Bayraktar, "Önümüzdeki süreçte bu tesisin yanında bir tane daha 28 milyon metreküplük gazlaştırma yapacak yeni bir FSRU’nun planlaması ve çalışması içerisindeyiz. En kısa zamanda mühendislik çalışmasını bitirip BOTAŞ aracılığıyla buradaki kapasiteyi iki katına çıkaracağız. Yine Akdeniz’de bir başka FSRU planımız var; Dörtyol’daki kapasite yeni bir FSRU ile iki katına çıkacak, buraya yeni bir tesis daha yapıyoruz. Akdeniz’de Gazipaşa-Anamur arasındaki bir lokasyonda da yeni bir FSRU ile artık çok daha güçlü bir şekilde doğal gaz altyapımızı hazır hale getireceğiz" ifadelerinde bulundu. "Günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" Türkiye’nin toplam gazlaştırma kapasitesinin 160 milyon metreküp olduğunu ifade eden Bayraktar, "Önümüzdeki iki yılda, ülke olarak ihtiyaç duyduğumuz gazın neredeyse yarısını sıvılaştırılmış şekilde karşılama hedefini biraz daha ileri götüreceğiz ve günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" şeklinde konuştu.
Osmanlı Devleti’nin temellerinin Ankara’da atıldığı iddiası
31 Ocak 2026 Cumartesi - 23:17 Osmanlı Devleti’nin temellerinin Ankara’da atıldığı iddiası Osmanlı Devleti’nin temellerinin Ankara’da atıldığını ileri süren Prof. Dr. Mehmet Öz, "Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın tarihinde çok net olarak şunu görüyoruz ki, Gündüz Alp, Ertuğrul’un babası olarak yazılmıştır" dedi. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesinin kim olduğu yönündeki tartışmalara ilişkin değerlendirmede bulunan Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, tarih kitaplarında yer alan bazı bilgilerin tartışmalı olabileceğini ifade etti. Klasik Osmanlı geleneğinde Ertuğrul Gazi’nin babasının Süleyman Şah olarak kabul edildiğini hatırlatan Öz, Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın tarihinde, Ertuğrul Gazi’nin babasının Gündüz Alp olarak kaydedildiğini belirtti. Ayrıca, Osman Gazi dönemine ait olduğu iddia edilen sikkelerde de dede olarak Gazi Gündüz Alp’in adının yer aldığını ifade eden Öz, Osmanlıların kuruluş sürecinde Ankara’nın önemli bir rol oynadığını vurguladı. "Süleyman Şah rivayetini kabul eden tarihçilerle, Gündüz Alp’i söyleyenlerin hepsi Osmanlıların yolunun Ankara’dan geçtiğini söyler" Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesinin kim olduğu konusunda tarih kitaplarında birtakım yanlış ifadeler olduğunu aktaran Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı ve aynı zamanda Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, şunları kaydetti: "Osman Gazi’nin dedesinin kim olduğu konusunda, tarihi kaynaklarda karışık birtakım ifadeler var. Bu konu tarihçiler arasında bir tartışma konusudur. Klasik Osmanlı geleneğine göre, Ertuğrul Gazi’nin babası Süleyman Şah olarak gösterilir. Süleyman Şah Türbesi günümüzde de Suriye olayları vesilesiyle çok gündeme gelmiş bir olaydır. Fakat tarihte Süleyman Şah diye bildiğimiz kişi, eğer Kutalmışoğlu Süleyman Şah’tan bahsediyorsak, bunun Osmanlılarla alakası yok ama Osmanlı tarihinde Ertuğrul Gazi’nin babasına Süleyman Şah diyorlar. Kutalmışoğlu Süleyman Şah Anadolu fatihidir, Selçuklu Hanedanı’ndandır. 1075’te İznik merkezi olarak Türkiye Selçuklu Devleti’ni kuran kişidir. Onun ölümü de aslında Suriye Selçuklular arasında çıkan bir savaş dolayısıyla, bugünkü Suriye’nin kuzeyinde bir savaş sonunda gerçekleştiği için, bu iki Süleyman Şah’ın hatıralarının karıştığına dair tarihçiler arasında tartışma var. Süleyman Şah’ın dört ya da üç oğlundan bahsedilir. Bunların Anadolu’ya gelişleri anlatılır. Fakat başka kaynaklar da var. Şimdi mesela Enveri diye bir adam var. Bunun Düsturname isimli bir eseri var. Ondan sonra Yazıcızade Ali var ve bir de Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa var. Şimdi bunlardan bir kısmı işte 15. yüzyıl ortalarında bunların eserlerine baktığımız zaman, bir Gündüzalp ve Gökalp’i görüyoruz. Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın tarihinde çok net olarak şunu görüyoruz ki, Gündüz Alp, Ertuğrul’un babası olarak yazılmıştır. Yani demek ki tarih kaynaklarının bir kısmında Süleyman Şah, bir kısmında Gündüz Alp var. Bunlar Ankara civarına geliyorlar. Ankara burada şöyle önemli. Süleyman Şah rivayetini kabul eden tarihçiler de Gündüz Alp’i söyleyenlerin hepsi de Osmanlıların yolunun Ankara’dan geçtiğini ve bir müddet Karacadağ etrafında oturduklarını söylerler. Önce Ahlat var, bazılarına göre Urfa civarı var. Sonra Halep’ten Sürmeli Çukuru’na gidiş, tekrar Ankara’ya geliş var. Ankara’da Karacadağ var. Karacadağ’dan Sultanönü’ne, oradan Söğüt var. Oraya yerleştiler deniliyor. Demek ki Osmanlı’nın Anadolu’daki seyahatinde Ankara’da bir duraklama, bir durma dönemleri var." "Buradan Gündüz Alp’in Ertuğrul’un babası olduğu neticesi çıkar" Osman Gazi’nin bastırdığı sikkelerin üzerinde dedesi Gündüz Alp’in adının olduğunu belirten Öz, "Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa der ki Gündüz Alp öldü, Kızıl Saray’da gömüldü, defnedildi. Şimdi Kızıl Saray neresi? Beypazarı’nın bir köyü ve bu şu anda Gündüz Alp’in mezarının olduğu söylenen Hırkatepe köyünün bitişiğinde. Osmanlı döneminde de Kızıl Saray nam-ı diğer Sekli diye 15-16. yüzyıl tahrir defterlerinde bu köyler var. Hem Hırka Köyü var hem de Kızıl Saray diğer adıyla Sekli Köyü Osmanlı arşiv belgelerinde var. Osmanlı tarihinde ilk sikkeyi bastıranın hep Osman Gazi olduğu söylenir. Yıllar önce Hacettepe Üniversitesi’nde yapılan bir toplantıda ilk sikkenin Osman Gazi’ye ait sikke olarak tanıtıldı. Fakat sonradan bunun gerçek mi, sahte mi olduğu tartışıldı. Daha sonra iki sikke daha ortaya çıktı ve bu sikkelerden, yani Osman Gazi’ye ait sikkelerden 1300 tarihinde basılan üzerinde Osman bin Ertuğrul bin Gündüz Alp yazıyor. Şimdi bu neyi gösteriyor bize? Demek ki bu sikkenin var olduğunu düşündüğümüzde 1300 yılı civarında Osman Gazi sikke darp etmiş. Yani kendinin bir hutbe ve sikke sahibi hükümdar olduğu ilan ediliyor. O halde sikke bastırmış. İki sikkede sadece baba adı var. Ama bunda babasının babasının adı da var. O da Gündüz Alp. Şimdi bütün bu anlatılanları birleştirdiğimizde Süleyman Şah hikayesinin de aslında bir kurmaca olduğunu düşünürsek buradan Gündüz Alp’in Ertuğrul’un babası olduğu neticesi çıkar" ifadelerini kullandı. "Hemşehrilerimizin çoğu Hırkatepe’de bir Osmanlı dedesinin kabrinin olduğunu bilmiyor" Gazi Gündüz Alp’i tanıtmak amacıyla 2016 yılında dernek kurduklarını söyleyen Gündüzalp Ünal, "2016 senesinde Hırkatepeliler Derneği’ni kurduk. Burada Beypazarı’nı, Hırkatepe’yi, Gazi Gündüz Alp’i Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmaya çalışıyoruz. 2016 yılından 2024 yılına kadar Beypazarı Hırkatepe Mahallesi’nde çok büyük etkinlikler yaptık ve Hırkatepe’yi Gazi Gündüz Alp’i, Beypazarı çevresini, Türkiye’ye ve yurt dışına da tanıtmaya gayret gösterdik. Hemşehrilerimizin çoğu Hırkatepe’de bir Osmanlı dedesinin kabrinin olduğunu bilmiyor. Onlara da biz üzülüyoruz. Beypazarı’na gelecek turistleri Gazi Gündüz Alp’i ziyaret etmeden gitmemesinin önünü açmamız lazım" diye konuştu. "Tarihçilerin yüzde 65’i Gazi Gündüz Alp’in mezarının Hırkatepe köyünde bulunduğunu belirtti" Her sene mayıs ayının sonunda Gazi Gündüz Alp Şenlikleri yaptıklarını vurgulayan Ahmet Gündüzalp, "Burada Osmanlı Devleti’ni kuran Osman Gazi’nin dedesi, Ertuğrul Gazi’nin babası Gazi Gündüz Alp Türbesi bulunmaktadır. Bazı kitaplarda Ertuğrul Gazi’nin babasının Gazi Gündüz Alp mi, Süleyman Şah mı olduğunu söylemektedir. Ama biz araştırdığımızda tarihçilerin yüzde 65’i Gazi Gündüz Alp’in mezarının Hırkatepe köyünde bulunduğunu belirtti. 2002 yılında Ankara Valiliğinden yardım alarak emekli Vali Yahya Gür ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yardımlarıyla türbeyi yenilettik. Türbenin açılışını 2002 yılında beraber yaptılar. Biz her sene mayıs ayının sonunda Gazi Gündüz Alp Şenlikleri yapıyoruz, Hacet Bayramı yapıyoruz. Bu Hacet Bayramı’nda türbeye giderek Gazi Gündüz Alp’e dualar ediyoruz, yağmur duası yapıyoruz. Gazi Gündüz Alp’in türbesinin genç nesillere taşınması için, bilinmesi için, bizden sonrakilerine ulaşması için elimizden gelen gayreti yapmak istiyoruz" şeklinde konuştu. "Osman Gazi’nin dedesi Süleyman Şah değil, Gazi Gündüz Alp’tir" Gündüz Alp Türbesi’ne her ay ziyaretçilerin geldiğini ifade eden İbrahim Sergi, "Bu türbe, Osman Gazi’nin dedesinin türbesidir. Fakat, herkes Süleyman Şah olarak biliyor ama Süleyman Şah değil, bu yanlış biliniyor. Tarihçilerin incelemesine göre, Osman Gazi’nin dedesi, Süleyman Şah değil, Gazi Gündüz Alp’tir. Gazi Gündüz Alp’ın yatarı da Hırkatepe köyünde bulunuyor. Türbenin tarihi çok eskiye dayanır. Kayı Boyu’ndan gelirken Gündüz Alp yaralı geliyor. 40 kişiyle birlikte buraya gelince burada vefat ediyor. Türbesini buraya defnediyorlar. 40 kişi de Hırkatepe köyünde kalıyor. Hırkatepe Köyü’nün tarihi de Osmanlı devletine dayanıyor. 2002 yılında Devlet Bahçeli bu türbenin restorasyonunu yaptırdı, açılışına da geldi. Gazi Gündüz Alp anma şölenleri her sene haziran ayının birinci haftasında yapılır. Buraya her ay 10-15 gün ziyaretçi gelir. Osmanlı’nın tarihini öğrenmek isteyenler bu türbeye gelsinler" dedi.