Yerel Haberler
Ankara
Türkiye ile Belçika arasında 15 milyar dolarlık ticaret hedefi 12 Mayıs 2026 Salı - 21:16:32 "Türkiye-Belçika İş Forumu" İstanbul’da gerçekleştirildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot arasında "Türkiye ve Belçika arasında İkili Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine İlişkin Bakanlık Ortak Açıklaması" imzalandı. Görüşmelerde, 2025 yılında 9,2 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin, iki ülke ekonomilerinin tamamlayıcı özellikleri dikkate alınarak dengeli ve sürdürülebilir biçimde 15 milyar dolara çıkarılması hedefi vurgulandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle, çok sayıda bakan ve 200 firmadan 400’den fazla Belçikalı iş insanı ile birlikte Türkiye’ye gelen Belçika kraliçesi Mathilde’in katılımlarıyla gerçekleştirilen "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla İstanbul’da düzenlenen üst düzey temaslarda; Türkiye-Belçika ekonomik ve ticari ilişkilerinin stratejik boyutu kapsamlı şekilde ele alındı. Görüşmelerde; ticaret hacminin 15 milyar dolara yükseltilmesi, karşılıklı yatırımların artırılması, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve enerjiden savunma sanayiine, lojistikten dijital ve yeşil dönüşüme kadar birçok alanda iş birliğinin daha da güçlendirilmesi yönündeki güçlü irade bir kez daha teyit edildi. Ticaret Bakanı Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetleriyle Türkiye ye ziyaret eden Belçika Kraliçesi Mathilde ve beraberindeki Belçikalı Bakanlar, üst düzey yetkililer ve iş dünyası temsilcileri ile "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında İstanbul’da bir dizi temas ve programa katıldı. "Ekonomik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi yönündeki ortak irade teyit edildi" Program kapsamında Ticaret Bakanı Bolat, Belçika Kraliçesi Mathilde ile gerçekleştirdiği ilk görüşmede; Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prévot, Dış Ticaret ve Savunma Bakanı Theo Francken, Brüksel-Başkent Bölgesi Bakan-Başkanı Boris Dillis, Flaman Bölgesi Başbakanı Mathias Diependaele ve Valon Bölgesi Başbakan Yardımcısı Pierre-Yves Jeholet’ün de katılımlarıyla, Türkiye-Belçika ekonomik iş birliği ve ticaret ilişkileri stratejik boyutlarıyla ele alındı. Taraflar, mevcut ekonomik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi yönündeki ortak iradelerini bir kez daha teyit etti. "Türkiye ile Belçika arasındaki siyasi, diplomatik, ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerinin güçlü olduğu ve büyük bir gelişme potansiyeli taşıdığı vurgulandı" 2012 yılında gerçekleştirilen son Belçika Ekonomi Misyonu’nun ardından, 14 yıl sonra Belçika devletinin 200’ü aşkın Belçikalı şirketten 420 iş insanıyla yeniden Türkiye ye böylesine üst düzey bir ziyaret gerçekleştirmesi son derece önemli ve anlamlı olarak değerlendirildi. Türkiye ile Belçika arasındaki siyasi, diplomatik, ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerinin güçlü olduğu ve büyük bir gelişme potansiyeli taşıdığı vurgulandı. "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında düzenlenen, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın açılış konuşmasını gerçekleştirdiği, "Türkiye-Belçika İş Forumu"nun resmi açılış programı, Belçika Kraliçesi Mathilde başta olmak üzere Belçikalı üst düzey mevkidaşlar ve iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Açılışta, Türkiye ve Belçika’nın Avrupa ekonomisinin birbirini tamamlayan iki güçlü aktörü olduğu vurgulanarak; ticaret, yatırım, sanayi, enerji, dijital dönüşüm ve yeşil ekonomi başta olmak üzere tüm alanlarda iş birliğinin daha ileri taşınması yönündeki kararlılık ifade edildi. ‘Türkiye ve Belçika arasında İkili Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine İlişkin Bakanlık Ortak Açıklaması’ imzalandı Türkiye-Belçika ekonomik ilişkilerinin yalnızca ticaret alanında değil; yatırım, teknoloji ve ortak imalat ekseninde de giderek daha derin ve nitelikli bir yapıya kavuştuğu memnuniyetle değerlendirildi. Enerji, lojistik, dijitalleşme, sağlık, savunma sanayi ve yeşil dönüşüm gibi alanlarda yeni iş birliği fırsatları kapsamlı şekilde ele alınırken, özellikle e-ticaret ve küresel tedarik zincirleri bakımından iki ülkenin birbirini tamamlayan güçlü yapısına dikkat çekildi. Program kapsamında, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot arasında "Türkiye ve Belçika arasında İkili Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine İlişkin Bakanlık Ortak Açıklaması" imzalandı. "Türkiye’nin üretim kapasitesi ve dinamik nüfusu ile stratejik konumunun sağladığı avantaj sayesinde önemli bir yatırım, teknoloji ve lojistik üssüdür" Türkiye ve Belçika’nın köklü ekonomik ilişkilerini yeni bir vizyonla daha da güçlendirme iradesini güçlü biçimde ortaya koyduğu belirtilirken; Türkiye’nin üretim kapasitesi, genç ve dinamik nüfusu ile stratejik konumunun sağladığı avantaj sayesinde önemli bir yatırım, teknoloji ve lojistik üssü olarak öne çıktığı ifade edildi. Belçika’nın Avrupa’daki güçlü lojistik ve finans ekosisteminin ise bu ortaklığı daha da kıymetli hale getirdiği vurgulandı. 2025 yılında 9,2 milyar doları aşan ticaret hacmi ve karşılıklı artan yatırımların stratejik ortaklığın sağlam temelini oluşturduğu, ortak hedefin ise ticaret hacmini dengeli ve sürdürülebilir şekilde 15 milyar dolara çıkarmak olduğu kaydedildi. "Bölgemizde yaşanan son gelişmeler, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin jeopolitik önemini gösteriyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Belçika Kraliçesi Mathilde ile Vahdettin Köşkü’nde bir araya geldi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da katılım sağladığı görüşmede; Türkiye ile Belçika ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve Belçika’nın ticari ilişkilerden savunma sanayiine, enerjiden tarıma kadar birçok alanda iş birliği potansiyeli bulunduğunu, ilişkileri geliştirmek için adımlar atmaya devam edeceklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, bölgede yaşanan son gelişmelerin Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin jeopolitik önemini bir kez daha gösterdiğini, tam üyeliğimize kadar geçecek süreçte Gümrük Birliği’nin yeni koşullara göre güncellenmesinin öncelikli başlıklardan biri olduğunu ve AB’nin savunma girişimlerine katılımımızın müşterek menfaat gereği olduğunu vurguladı. "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında İstanbul’da düzenlenen "Yatırım Öğle Yemeği" programında da Belçika Kraliçesi Mathilde, Belçikalı üst düzey mevkidaşlar ile Türk ve Belçikalı iş dünyasının önde gelen temsilcileri bir araya geldi. Toplantıda, iki ülke arasındaki 9,2 milyar dolarlık toplam ticaret hacminin yanı sıra yatırım potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesine yönelik fırsatlar ele alındı. "İlişkilerin artık tek yönlü değil; karşılıklı ve dengeli bir yapıya ulaşıldığı ifade edildi" 719 Belçikalı firmanın Türkiye’de yaklaşık 5 milyar dolar tutarında doğrudan yatırım gerçekleştirmesi ve Belçika’nın Türkiye’ye yatırım girişlerinde 8. sırada yer almasının önemine dikkat çekildi. Türk firmalarının ise Belçika’da 750 milyon dolarlık yatırımla, Belçika’yı Avrupa Birliği ülkelerine yönelik ticari faaliyetlerinde üs olarak değerlendirmelerinin önemli olduğu ifade edildi. Toplantıda ayrıca, Türkiye’nin yatırım reform süreciyle birlikte ortaya çıkan yeni fırsatlar ve Türk yurtdışı müteahhitlik sektörünün uluslararası tecrübesi çerçevesinde Belçika’da ve üçüncü ülkelerde geliştirilebilecek iş birlikleri değerlendirildi. Lojistik, enerji, petrokimya, sağlık, inşaat ve sanayi gibi stratejik sektörlerde karşılıklı yatırımların artmasının, ilişkilerin artık tek yönlü değil; karşılıklı ve dengeli bir yapıya ulaştığını açıkça ortaya koyduğu ifade edildi. Türkiye-Belçika ekonomik ilişkilerinin yalnızca ticaret hacmiyle değil; karşılıklı yatırımlar, ortak projeler ve entegre üretim ağlarıyla daha ileri seviyeye taşınmasının hedeflendiği vurgulandı. "Türkiye, Avrupa’nın güvenlik ve ekonomi mimarisi açısından vazgeçilmez stratejik bir ortak" Günün devamında, Belçika Kraliçesi Mathilde’in himayelerinde düzenlenen "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, Dış Ticaretten Sorumlu Savunma Bakanı Theo Francken ve beraberindeki Belçikalı Bakanlarla gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye-Belçika ekonomik ilişkilerinin stratejik derinliği ve geleceğe dönük ortak vizyon kapsamlı biçimde ele alındı. 200’e yakın Belçikalı şirketten 400’ü aşkın iş insanının katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı ekonomi misyonunun, mevcut ekonomik, ticari ve stratejik iş birliğini daha da derinleştirmeyi hedeflediği belirtilirken; Türkiye’nin Avrupa’nın güvenlik ve ekonomi mimarisi açısından vazgeçilmez ve Belçika için stratejik bir ortak olduğu birlikte teyit edildi. "Ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılması hedefi vurgulandı" Görüşmelerde, 2025 yılında 9,2 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin, iki ülke ekonomilerinin tamamlayıcı özellikleri dikkate alınarak dengeli ve sürdürülebilir biçimde 15 milyar dolara çıkarılması hedefi vurgulandı. Belçika’nın Türkiye’de 5 milyar dolarlık yatırımları ve 719 Belçikalı şirketin ülkemizdeki varlığı ekonomik entegrasyonun somut göstergesi olarak değerlendirildi. Karşılıklı yatırımların artırılması ve üçüncü ülkelerde ortak proje geliştirilmesi imkanları ele alınırken, "Türkiye-Belçika JETCO III. Dönem Toplantısı"nın 2027 yılında Brüksel’de gerçekleştirilmesi konusunda mutabakata varıldı. "‘Made in EU’ düzenlemesi kapsamlı şekilde ele alındı" Enerji, lojistik, ulaştırma, bilgi-iletişim teknolojileri, sağlık, savunma sanayi ve yeşil dönüşüm alanlarında iş birliği potansiyeli değerlendirilirken; Avrupa Birliği ve küresel tedarik zincirleri bakımından Türkiye ile Belçika’nın birbirini tamamlayan güçlü yapısına dikkat çekildi. Görüşmelerde ayrıca, Avrupa Birliği sanayi politikalarının geleceği açısından önem taşıyan "Made in EU" düzenlemesi kapsamlı şekilde ele alındı; Türkiye’nin Gümrük Birliği kapsamındaki derin entegrasyonu ve Avrupa değer zincirlerine sunduğu kritik katkının bu düzenleme içinde hakkıyla yansıtılması gerektiği vurgulandı. AB sanayi ve ticaret politikalarındaki güncel düzenlemeler ile Gümrük Birliği’nin modernizasyonu konusunda kapsamlı görüş alışverişinde bulunuldu. Yeşil dönüşüm ve Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleri doğrultusunda iş birliğinin güçlendirilmesi, e-ticaret alanındaki düzenlemelerde ortak yaklaşım geliştirilmesi ve vize süreçlerinin iyileştirilmesi konularında daha yakın iş birliği tesis edilmesi hususlarında yapıcı bir anlayış geliştirildiği ifade edildi. Türkiye-Belçika ekonomik ortaklığını her alanda daha ileri taşımaya yönelik güçlü iradenin bir kez daha teyit edildiği belirtildi. "Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcileri bir araya geldi" Programın sonunda, "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında İstanbul’da düzenlenen resepsiyonda, Belçika Kraliçesi Mathilde, Belçikalı üst düzey mevkidaşlar ile Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcileri bir araya geldi. Gün boyunca gerçekleştirilen İş Forumu, heyetler arası üst düzey ikili görüşmeler, çalışma toplantıları, Yatırım Öğle Yemeği ve firmalar arası B2B görüşmelerin son derece yoğun ve verimli geçtiği ifade edildi. Bu temasların, Türkiye-Belçika ekonomik ortaklığının güçlü ve çok boyutlu yapısını açık biçimde ortaya koyduğu vurgulandı. "Türkiye ve Belçika’nın ortak ekonomi anlayışı açısından güçlü şekilde örtüşen iki ülke olduğu vurgulandı" "Belçika Ekonomi Misyonu"nun, Belçika ile mevcut ekonomik, ticari ve stratejik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi ve yüksek seviyelere taşınması bakımından adeta bir mihenk taşı olduğu ifade edilirken; Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcilerinin gün boyunca sergilediği yüksek düzeyli katılım ve etkileşimin, ilişkilerin dinamizmini ve geleceğe dönük potansiyelini bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi. Türkiye ve Belçika’nın ortak ekonomi anlayışı ve küresel değer zincirlerine entegrasyon vizyonu açısından güçlü şekilde örtüşen iki ülke olduğu, bu ortak zeminin yeni iş birliği alanlarını daha görünür kıldığı kaydedildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, program vesilesiyle Belçika Kraliçesi Mathilde’e, Belçikalı üst düzey mevkidaşlara ve "Belçika Ekonomi Misyonu" programına katılım sağlayan tüm Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcilerine teşekkürlerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İran’ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 13:04 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İran’ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İran’ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder. Biz barışın tarafında olmaya devam ederek müspet temennilerle meseleye yaklaşıyoruz. Türkiye olarak İran’a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu bütün muhataplarımıza ilettik" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayarak gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Değerlendirmesinde olası bir İran-ABD savaşı hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu savaşın kimseye bir şey kazandırmayacağını aksine bölgenin kaybedeceğini söyledi. Gazze Barış Kurulu hakkında da konuşan Erdoğan, Gazze meselesinin insanlığın vicdan sınavı olduğunu ifade etti."Görüşmelerimizde, ticaret, yatırımlar, savunma sanayii, özellikle enerji, ulaşım ve daha birçok konuyu değerlendirdik"Etiyopya’nın, Afrika’nın önde gelen devletlerinden biri olduğunu söyleyen ve yaklaşık 11 yıl aradan sonra ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Görüşmelerimizde, ticaret, yatırımlar, savunma sanayii, özellikle enerji, ulaşım ve daha birçok konuyu değerlendirdik. 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize ulaşmak için gerekli adımları ele aldık. Türk yatırımlarının artırılması konusundaki fırsatlara değindik. Ekonomi ve enerji alanlarında belgelere imza attık. Biliyorsunuz, Etiyopya Afrika’daki uçuşlar için önemli bir bağlantı merkezi konumunda. Bu sebeple büyük bir havalimanı projesini ilerletiyorlar. Biz de Türkiye olarak firmalarımızın bu projeye katkı sağlayabileceklerini düşünüyoruz. Etiyopya, Afrika Boynuzu tabir edilen ve stratejik önemi haiz, bölgenin de en büyük ülkesi. Gerek köklü devlet geleneği gerek 130 milyonu bulan nüfusuyla büyük potansiyele sahip. Afrika Teşkilatı başta olmak üzere Birleşmiş Milletler kuruluşlarına ev sahipliği yapan Addis Ababa, Afrika kıtasının diplomasi başkenti olarak adlandırılıyor. Sahra Altı Afrika’daki en eski büyükelçiliğimizin 1926 yılında Addis Ababa’da açılması Cumhuriyetimizin geçmişinde bu kadim şehri, Afrika kıtasıyla ilişkilerimizin kalbine yerleştirdiğini gösteriyor" diye konuştu."Birlikte güzel işlere imza attık, inşallah bundan sonra da atacağız"Etiyopya’nın birçok önemli toplantıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önümüzdeki yıl da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı yine Addis Ababa’da düzenlenecek. Biz de inşallah kasım ayında yapacağımız bu Taraflar Konferansı’na dair tecrübelerimizi Etiyopyalı kardeşlerimizle paylaşacağız. Dolayısıyla şayet Afrika’daki potansiyeli değerlendirmek istiyorsak, hiç şüphesiz bunun yollarından biri Etiyopya’dan geçmektedir. Ankara Süreci’nden hatırlayacağınız üzere Etiyopya ile ortak mesai yapma alışkanlığımız zaten var. 2024 Aralık ayında kabul edilen Ankara Bildirisi ile Etiyopya ve Somali arasında güvenin pekiştirilmesini sağladık. Birlikte güzel işlere imza attık, inşallah bundan sonra da atacağız" ifadelerini kullandı."Biz, Afrika’daki meselelere çıkar odaklı, tarafgir bir gözle bakmadık, bakmıyoruz"Türkiye’nin dünya üzerinde hiçbir ülkeye sömürgecilik anlayışı ile yaklaşmadığının altını çizen Erdoğan, "Milletçe tarihimizin hiçbir döneminde bizler sömürgeci olmadık. Afrika’daki insanları kardeşimiz, dostumuz olarak gördük. Bugün kıtada gözlerin ülkemize çevrilmesinin temelinde işte bu tertemiz sicilimiz vardır. Karşılıklı saygı ve eşit ortaklık, bizim Afrika politikamızın esasıdır, pusulasıdır, değişmez ilkesidir. Biz, Afrika’daki meselelere çıkar odaklı, tarafgir bir gözle bakmadık, bakmıyoruz. Ülkemize yönelik bu bakış açısı bizim insani diplomasimizin, barış diplomasisi adımlarımızın başarısında da etkili. Barışın lafla değil, iradeyle tesis edileceğini biliyor ve ona göre adımlar atıyoruz. Türkiye böylesi bir barış tesis etmeye muktedir midir? Muktedirdir evelallah, kimsenin bundan şüphesi olmasın. Çok şükür yalnız da değiliz. Sözümüz de sesimiz de artık çok daha güçlü" açıklamasında bulundu."Türkiye mezunları Afrika’nın birçok ülkesinde siyasetten iş dünyasına, akademiden sivil topluma her alanda aktif görevler üstleniyor"Afrika ile ilişkileri geliştirmek, ticaret ve yatırımlar başta olmak üzere her alanda iş birliğini ileriye taşımanın gayreti içerisinde olduklarını belirten Erdoğan, "Kıtadaki, büyükelçilik sayımızı biliyorsunuz 44’e çıkardık. İktidarı devraldığımız zaman bu sayı 12 idi. Ankara’da 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliği, şu anda faaliyet gösteriyor. Türk yükleniciler, Afrika’da toplam değeri 100 milyar doları bulan 2 binden fazla projeyi üstlenmiş durumda. Kıta genelindeki yatırımlarımızın piyasa değeri 15 milyar doları aştı. 2025 yılında kıtayla dış ticaret hacmimiz yüzde 10 artışla 35 milyar dolara yaklaştı. Türk üniversitelerinde kıtanın farklı köşelerinden on binlerce öğrenci şu anda eğitim alıyor. Türkiye mezunları Afrika’nın birçok ülkesinde siyasetten iş dünyasına, akademiden sivil topluma her alanda aktif görevler üstleniyor" dedi."Tam entegrasyona dair adımları anbean takip ediyoruz"Terörsüz Türkiye hedefine doğru, dikkatli olduğu kadar kararlı, temkinli olduğu kadar sağlam adımlarla ilerlediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayırlı bir işe koyulduk ve bunu inşallah başaracağız. Ülkemizdeki bu güçlü irade, Suriye’ye de şu an itibariyle sirayet etmiştir. Orada terörsüz bölge idealimizi destekleyen sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Bu da bizi ayrıca memnun ediyor. Tam entegrasyona dair adımları anbean takip ediyoruz. Anlaşmanın uygulanması için gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, gerçekten emin adımlarla Suriye’de yola devam ediyor. Ayrıca terörle mücadelenin sadece güvenlik meselesi olmadığını sık sık da vurguladım. Meselenin hukuki ve toplumsal boyutunu da sürekli ele alıyoruz. Şu anda gerek Meclis Başkanımızla gerekse komisyondaki arkadaşlarımızla bu işi çok sıkı tutuyoruz. Sabırla, akılla, kararlılıkla bu yolda elhamdülillah yürüyoruz. Bu yolun sonunda yurdumuza yıllarca zarar vermiş terör sorunu, gündemimizden inşallah ebediyen çıkacaktır" diye konuştu."İran’ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder"Bir gazetecinin "Sizce İran meselesi savaşa mı, barışa mı daha yakın? Nasıl görüyorsunuz son durumu?" sorusuna dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İran ile ABD arasındaki sorunlar, diyalog yoluyla çözülsün istiyoruz. Her iki ülke ile de en üst düzeyde temas halindeyiz. Her iki ülke bu noktada. İşte en son İran Cumhurbaşkanı ile görüştüm. Hemen ertesi gün aynı zamanda ABD Başkanı Trump ile görüşmemi yaptım. Bütün bu görüşmelerde nasıl bir yol alabiliriz bunları konuştuk. Biz duvar ören, çatışmaları körükleyen değil, köprü kuran, barışa zemin hazırlayan bir ülke konumundayız. İran’ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder. Biz barışın tarafında olmaya devam ederek müspet temennilerle meseleye yaklaşıyoruz. Türkiye olarak İran’a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu bütün muhataplarımıza ilettik. Böylesi bir askeri tırmanmanın, yükselen tansiyonun bölgemizi daha fazla belirsizliğe sürükleyeceğini anlatmayı sürdüreceğiz. Diplomasi kapısı açık olduğu sürece ümit vardır. Biz de bu umudu koruyacağız ve güçlendireceğiz" ifadelerini kullandı."Barış Kurulu toplantısı için davet geldi. Türkiye olarak toplantıya katılacağız"Gazze Barış Kurulu hakkında da değerlendirmede bulunan Erdoğan, "Gazze Barış Kurulu’nun Gazze’de özlenen kalıcı istikrar, ateşkes ve nihayetinde barışa katkı sunmasını umuyorum. Gazze meselesi insanlığın bana göre vicdan sınavıdır. Biz bu sınavda nerede olduğumuzu ilk günden beri açıkça ortaya koyduk. Gazze’deki Filistinli kardeşlerimizin yaşadıkları acılar artık son bulmalıdır. Burada amaç; ateşkesi kalıcı hale getirmek, insani yardımları Gazze’ye kesintisiz ulaştırmak ve iki devletli çözüm zeminini güçlendirmek olmalıdır. Bütün bunların yanında Gazze Barış Kurulu’nun böylesi bir amaca hizmet etmesini arzu ederiz. Türkiye olarak Gazzeli kardeşlerimizin hayrına olan her türlü girişime destek vereceğimizi açık bir şekilde ilan ettik. Barış Kurulu toplantısı için davet geldi. Türkiye olarak toplantıya katılacağız. Ramazan ayının ilk gününe denk geldiği için toplantıda ülkemizi Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Bey temsil edecektir" dedi."Avrupa’nın mevcut savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye’yi dahil etmesinin vakti çoktan gelmiştir"Türk ordusunun NATO ve Avrupa için öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan şu ifadeleri kullandı:"Yıllardır her platformda ülkemizin Avrupa Birliği’ne birçok yönden olumlu katkılarının olacağını anlatıyoruz. Avrupa’nın mevcut savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye’yi dahil etmesinin vakti çoktan gelmiştir. Dünya değişiyor, Avrupa Birliği hızla dönüşümlerin yaşandığı bu çağda daha ne kadar dar gündemlerin esiri olabilir? Bunu anlamak mümkün değil. İyi tercih, Türkiye’nin Avrupa’yla bütünleşmesinin önündeki ideolojik bariyerleri kaldırmak ve Avrupa’nın gücüne güç katmaktır. Türkiye’yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir. Avrupa’da yeni bir savunma mimarisi kurmak. Eğer bu niyettelerse, bunun Türkiye’siz oluşturulmasının yetersiz bir çaba olacağı aşikardır. Türk ordusu bugün NATO içindeki en büyük ve en etkin ordulardan biridir. Ordumuza olan güvenimiz tamdır. Bu sayede sadece masa başında konuşan değil, sahada yeteneklerini ortaya koyan bir ülkeyiz. Umarım Türkiye olmadan Avrupa’nın ayakları yere basan bir güvenlik denklemi kurmasından söz edilemeyeceğini artık herkes anlamıştır.""Anayasa konusunda henüz bir takvim ortaya çıkmış değil. Biz hazırlıklarımızı titizlikle yapıyoruz"Bir gazetecinin yeni anayasa çalışmalarının son durumunu sorması üzerine konuşan Erdoğan, "Yani bizim özellikle Zeynep kardeşimizin Mihalgazi’deki verdiği mücadele sıradan bir mücadele değil. Yani onların o beyaz yaşmaklarına takılıp kalanlar, geçmişte olduğu gibi ‘uçağın kanatlarına takıldı’ filan diyorlardı ya. Şimdi Zeynep hanım ve bulunduğu bölge hep beyaz yaşmaklı ve şalvarlıdır. Telefonla görüşmemiz sonrası sağ olsunlar 200 kişi Mihalgazi’den otobüslere doldular ve o gün bizim Grup Toplantımıza katıldılar ve bize ayrı bir güç kattılar. İnşallah Zeynep bacımıza verdiğimiz destekle onu hem Eskişehir’de hem ülke genelinde çok daha başarılı tutmanın gayreti içinde olacağız. Anayasa konusunda ise henüz bir takvim ortaya çıkmış değil. Biz hazırlıklarımızı titizlikle yapıyoruz" ifadelerine yer verdi."Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Ama CHP’ye de meydanı bırakmayacağız"Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ile Ankara’nın Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan arasında ortaya çıkan küfürlü mesajları da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunların dostluklarına bu kadar güvenilir işte. Eğer CHP’de siyaset yapan bir politikacıysanız, Genel Merkez yönetimini ve onları sevk ve idare edenleri en hafif şekilde bile eleştirdiğiniz anda, küfür yemeye, linç ve hakaretle karşı karşıya kalmaya, tehdit edilmeye mahkumsunuz. Böyleyse olması gereken nedir? Sen dik duracaksın. Sabırlı olacaksın. Vakti saati geldiğinde de gereğini yapacaksın. Bizim yaptığımız bu. Geri adım atmak yok. Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Ama CHP’ye de meydanı bırakmayacağız" diye konuştu."Biz CHP’nin içine düştüğü bataklıkla ilgilenmiyoruz. Sadece işimize bakıyoruz"Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilerinin son dönemde sertleştiğinin ve ‘umudumu kestim’ gibi bir tespitinin olmasının sorulması üzerine Erdoğan, "Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi aslında çok farklı bir kıskacın içinde. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çeteleri bir yandan, beceriksiz ve liyakatsiz siyasetin ete kemiğe bürünmüş hali figüranlar öbür taraftan CHP’yi kuşatmış durumda. Böyle bir gayretin içindeler. Biz rakibimizi siyaseten eleştiririz. Politik açıdan ortaya koydukları tezlere sonuna kadar karşı da çıkarız. Kendi tezlerimizi en makul zeminde ortaya koyar ve savunuruz. Tabii bu siyasetin doğasında olan bir şeydir. Ama onların böyle bir derdi var mı? Yok. Sayın Kılıçdaroğlu’nun dönemine bakıyoruz. Bu dönemden çok daha farklı. O dönemde de CHP ile siyaset zemininde kıyasıya yarıştık. Milletimizin desteğiyle de hamdolsun biz bu yarışların hepsinde de ipi göğüsledik. Herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Fakat şimdi CHP’nin içine düştüğü durum siyasetin dinamikleriyle açıklanamayacak kadar karmakarışık. Ayak oyunları, malum hançerler, parti içi komplolar, CHP’nin siyasette oturduğu zemini bir hayli kaydırdı. Bunu sadece vizyonsuzluk, beceriksizlik ve basiretsizlik olarak açıklamak mümkün değil. Ama ortalık gerçekten kötüye gidiyor. Sayın Genel Başkan gittiği her yerde sadece şahsıma ve arkadaşlarıma hakaret üstüne hakaretler yağdırıyor. Bu hakaretlerle sen bir yere varamazsın ki. Onun için de biz CHP’nin içine düştüğü bataklıkla ilgilenmiyoruz. Sadece işimize bakıyoruz. Yolumuza da böyle inşallah devam ediyoruz" cevabını verdi."Aile yapısının korunması için iktidar olarak teyakkuz halindeyiz. Bunu koruyacağız. Bu planlamayı korumak için de atacağımız çok çok ciddi adımlar var"Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte uygulanan aile planlaması politikalarının nüfus düşüşünde etkisinin olup olmadığı ve ailenin güçlenmesiyle ilgili yeni desteklerin gelip gelmeyeceği sorusu üzerine şu açıklamalarda bulundu:"Aile meselesi satır aralarına sıkıştırılacak kadar basit bir mesele değil. Bizim aile meselesini özellikle bu yılın önemli bir başlığı olarak öne çıkartmamızın sebebi bu. Hamdolsun şu anda bizim yakaladığımız seviye, Rusya’nın yeni yakaladığı seviye. Rusya şu anda bu konuda çok ciddi adımlar atıyor. Nüfusun artış hızının korunması ve aile yapısının muhafazası için çalışmalar yapıyorlar. Onlar da nüfus artışını teşvik eden politikalar geliştiriyorlar. Aynı şekilde Suudi Arabistan ciddi adımlar atıyor. Biz de bu konuda çok önemli bir yerdeyiz. Ama biz düşüyoruz. Ciddi manada nüfus kaybımız var. Bizim medeniyetimizde aile, toplumun çekirdeği ve bu çekirdeği bizim asla kaybetmememiz lazım. Buna yönelik olarak veriler özellikle de alarm durumuna geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Hem nüfusun hem aile yapısının korunması için iktidar olarak teyakkuz halindeyiz. Bunu koruyacağız. Bu planlamayı korumak için de atacağımız çok çok ciddi adımlar var. Bundan taviz veremeyiz. Tam aksine bunu toparlamamız şart."