Yerel Haberler
Ankara
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:01 Dışişleri Bakanı Fidan, Katar’ı ziyaret edecek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, 12 Mayıs’ta Katar’a gerçekleştireceği ziyarette Türkiye-Katar ilişkileri, bölgesel güvenlik gelişmeleri, Körfez’deki kriz, Gazze’deki insani durum ve İsrail’in bölgedeki faaliyetlerinin ele alınması bekleniyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 12 Mayıs tarihinde Katar’a ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan’ın ziyaret kapsamında Katarlı yetkililerle bir araya gelmesi öngörülüyor. Kaynaklar, Bakan Fidan’ın görüşmelerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad El Sani’nin başkanlıklarında 2026 yılı içerisinde Türkiye’de düzenlenmesi planlanan Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite 12. Toplantısı’nın hazırlıklarını gözden geçirmesinin beklendiğini bildirdi. Bakan Fidan’ın ayrıca mart ve nisan aylarında Katar’a yönelik gerçekleştirilen saldırılar karşısında Türkiye’nin Katar’la dayanışmasını ve desteğini teyit etmesinin öngörüldüğü aktarıldı. "Hürmüz’de seyrüsefer serbestisi kritik önemde" Kaynaklar, görüşmelerde Bakan Fidan’ın Türkiye’nin Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin yeniden tesis edilmesine yönelik hassasiyeti paylaştığını vurgulamasının beklendiğini kaydetti. Bu durumun yalnızca bölgesel güvenlik açısından değil, küresel ekonomik istikrar bakımından da kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekmesinin öngörüldüğü belirtildi. Bölgedeki son gelişmelerin askeri ve savunma alanındaki iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyduğuna işaret etmesi beklenen Fidan’ın, bağlantısallık alanındaki ortak çabaların da bölgesel istikrar bakımından stratejik değer taşıdığını ifade etmesinin beklendiği bildirildi. Gazze, Körfez ve Lübnan gündemde olacak Kaynaklara göre, Bakan Fidan’ın görüşmelerde Körfez’deki ihtilafın kalıcı biçimde sona erdirilmesinin en acil öncelik olduğunu vurgulaması ve bu doğrultuda yürütülen diplomatik girişimlere ilişkin görüş alışverişinde bulunması öngörülüyor. Bakan Fidan’ın ayrıca İsrail’in bölgesel istikrarı bozucu faaliyetleri başta olmak üzere bölgedeki sorunların çözümüne yönelik bölgesel sahiplenme anlayışı temelinde ortak çabaların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekmesi bekleniyor. Görüşmelerde, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki eylemleri ile ortaya çıkan insani durumun uluslararası toplumun gündeminde tutulmasının önemine vurgu yapılmasının da öngörüldüğü kaydedildi. Bakan Fidan’ın ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin barış çabalarını baltalamaya yönelik politikaları karşısında dikkatli olunması gerektiğini ifade etmesinin beklendiği belirtildi. Kaynaklar, Bakan Fidan’ın İsrail saldırıları karşısında Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının, bölgedeki istikrarsızlığın derinleşmesini önlemek açısından önem taşıdığına da işaret etmesinin öngörüldüğünü bildirdi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:48 Ankara’da 2 çocuğu yaralayan pitbull cinsi köpeğin sahibi tahliye oldu Ankara’nın Etimesgut ilçesinde 2 çocuğun pitbull cinsi köpeğin saldırısında yaralanmasına ilişkin görülen davada tutuklu yargılanan köpek sahibi sanık kadın, adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Fatma Tuğçe Özbek Erol, müştekiler Adem Öztürk ile Belkıs Öztürk ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada müşteki Belkıs Öztürk, olay günü pazar dönüşü eşiyle birlikte eve geldiklerini, çocuklarla apartmana çıktıkları sırada sanığın annesini dış kapının hafif aralık olduğu sırada ayakkabılarını bağlarken gördüğünü söyledi. Sanık ve annesiyle herhangi bir husumetlerinin olmadığını belirten Öztürk, "Sanığın annesine ‘Köpeği mi çıkaracaksınız? Kapıyı kapatın’ dedim, bana cevap vermedi. Birden köpek dışarı çıktı arbede oldu, çocuklara saldırdı. Kapıyı normal zamanlarda açtığımda çöpü bıraktığım zamanlarda da köpek evin içerisinden hareketleri algılayıp havlıyordu. Birkaç defa apartman koridorunda çöpü koyarken karşılaştığımızda köpek aniden üstüme doğru saldırıyordu. Çöpü bırakıp kapıyı kapatıyordum hemen. Genellikle ağızlıklı oluyordu" dedi Öztürk, şikayetçi olduğunu belirtti. Sanık Fatma Tuğçe Özbek Erol ise olay nedeniyle üzgün olduğunu ve aileden bir kez daha özür dilediğini ifade ederek, köpeğini 8 yıl boyunca ağızlıksız ve tasmasız gezdirmediğini, daha önce hiçbir canlıya saldırmadığını savundu. Yaşanan olayın ardından psikolojik olarak kötü durumda olduğunu söyleyen Erol, "Babamın vefatından sonra ailemin maddi, manevi sorumluluğunu ben üstlendim. İşimi kaybetmek üzereyim. Tahliyemi talep ediyorum. Ömrüm boyunca çocuklar ve aile için elimden geleni yapmak istiyorum" diye konuştu. Sanık avukatı da olayın öngörülemez olduğunu belirterek, müvekkilinin tutuklu bulunduğu süre dikkate alınarak tahliyesini talep etti. Tanık olarak dinlenen A.K. ise olay günü bağırma sesleri üzerine kapıyı açtığını, Belkıs Öztürk’ün iki çocuğuyla birlikte panik halinde eve girmeye çalıştığını gördüğünü anlattı. Köpeğin saldırgan hareketlerde bulunduğunu ve sanığın annesinin köpeği durdurmaya çalıştığını söyleyen A.K., "O anda Belkıs Hanım’ın kapıyı açabilmesiyle içeri girdiler. ‘Şükür kurtuldular’ diye düşünerek kapıyı kapattım ancak 40-45 saniye sonra tekrar Belkıs Hanım’ın ‘Çocuğumu mahvettiler’ diye çığlıklarını duydum. Tekrar kapıyı açtığımda çocuk kucağındaydı ve ağzı yüzü kan içerisindeydi" ifadelerini kullandı. Cumhuriyet savcısı, dosyadaki eksikliklerin giderilmesini ve sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanığın annesi Ayşe Ö. hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunun sonucunun beklenmesine hükmetti. "Tahliye edildi" Mahkeme ayrıca, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan yargılanan tutuklu sanık Fatma Tuğçe Özbek Erol’un, suçun vasıf ve mahiyeti, dosyanın geldiği aşama ve tutuklulukta geçirdiği süreyi dikkate alarak, yurt dışına çıkış yasağı ve imza atma şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Dava 7 Temmuz’a ertelendi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:36 Prof. Dr. Tok: "(Hantavirüs) Yeniden bir pandemi ihtimalı yok ama tedbir şart" Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duran Tok, "Hantavirüs şimdilik ciddi bir pandemi tehdidi değildir. Bunun için panik olmak yerine, tedbir alınmalıdır" dedi. Hantavirüsün son günlerde Güney Amerika açıklarındaki bir yolcu gemisinde görülen vakalar ve Andes virüsü varyantının insandan insana bulaşma riski nedeniyle hem küresel ve hem de yerel halk sağlığı gündeminde yeniden yer aldığını ifade eden Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duran Tok, bu durumun aynı zamanda virüsü sadece bir çevre sağlığı sorunu olmaktan çıkarıp, hastane enfeksiyon kontrolü de gerektiren bir boyuta taşıdığına dikkati çekti. "Fare hastalığı hakkında gerçekler" Hantavirüsün doğada özellikle tarla fareleri ve bazı kemirgen türlerinin salgılarında (idrar, dışkı, tükürük) bulunan bir virüs olduğunun altını çizen Tok, "İnsanlara genellikle bu atıklara temas ya da atıkların kuruyup havaya karışması sonucu tozların solunmasıyla bulaşır. Virüsün kuluçka süresi 1-8 hafta gibi geniş bir bant aralığı olduğundan, bu durum kaynağın tespitini güçleştirebilmektedir şeklinde konuştu. "Gemideki hantavirüs türü daha ölümcül" Hantavirüslerin geleneksel olarak ’Eski Dünya’ (Avrupa/Asya - böbrek tutulumlu) ve ’Yeni Dünya’ (Amerika - akciğer tutulumlu) olarak ikiye ayrıldıklarını belirten Tok, "Asya-Avrupa kökenlilerde ölüm oranı daha düşüktür. Ancak; Güney Amerika açıklarındaki bir yolcu gemisinde (MV Hondius) görülen vakalar daha ciddi seyredebilen gruptandır" ifadelerini kullandı. "Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu ülkemizde baskın form" Prof. Dr. Tok, hastalığın iki ayrı sendromu olduğunu aktararak "Daha ciddi seyreden Hantavirüs KardiyoPulmoner Sendromu‘nda (Hantavirüs kalp akciğer tutulumlu sendromu); spesifik olmayan ateş, kas ağrısı, halsizlik ve ciddi sindirim sistemi semptomlar (bulantı/kusma). Sonraki dönemde ise hızla ilerleyen akciğer ödemi ve şok görülür. Bu form Amerika’da baskın olan formdur. Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu ise; ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı, karın-bel ağrısı ve akut böbrek hasarı ile seyreder. Bu form ülkemizde, Avrupa ve Asya’da baskın olan formdur" açıklamasında bulundu. "Toplumun alması gereken önlemler Toplumun hantavirüse karşı 3 yolla önlem alabileceğinin altını çizen Tok, bunları şöyle anlattı: Temizlikte Islak Yöntem, kömürlük, depo veya eski evleri temizlerken asla kuru süpürge veya elektrikli süpürge kullanmayın. Tozu havalandırmak virüsü solumanıza neden olur. Önce çamaşır sulu suyla (yüzde 10’u çamaşır suyu) alanı ıslatın, 5-10 dakika bekleyin ve sonra silin. Kemirgen Kontrolü, evlerin girişlerini kapatın, gıdaları kapalı cam/metal kaplarda saklayın. Kişisel Korunma, kırsal alan temizliklerinde maske ve eldiven takın. Ayrıca dış ortama dayanıklı virüsler olmadığı için yıkama, temizlik ve hijyen ile yayılımın önüne geçilebilir. "Yalancı griple karışabilir" Hantavirüsün halk sağlığı açısından bazı temel tehlikeler barındırdığını söyleyen Tok, "Hastalık sık görülmez ancak bulaştığında akciğer ve böbrek yetmezliği gibi hayati riskler oluşturabilir. Ayrıca yalancı grip riski de dikkate alınmalıdır. Çünkü ilk belirtiler grip ile çok karıştırılır. Ancak kemirgen teması öyküsü varsa veya nefes darlığı eklenirse durum acildir" dedi. "Yeniden bir pandemi ihtimalı yok ama tedbir şart" Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkililerinin hantavirüsün insanlar arasında ancak uzun süreli ve çok yakın temas sonucunda yayılabildiğini bildirdiğini işaret eden Tok, "İnsandan insana bulaşma Andes suşuna özgü ve son derece nadirdir. Ayrıca toz ve enfekte kemirgen hayvan çıkartıları yoluyla bulaşması nedeni ile küresel bir pandemi riski düşük kabul edilmektedir. Hantavirüs şimdilik ciddi bir pandemi tehdidi değildir ancak bireysel düzeyde öldürücülüğü yüksek olduğu için farkındalık hayat kurtarabilir. Bunun için panik olmak yerine, tedbir alınmalıdır" ifadelerini kullandı. "Erken başvuruda testler negatif çıkabilir" Tok, tanıda hastada alınan öykü ve klinik şüphenin oldukça önemli olduğunu anlatarak "Örneğin; kırsal alan, tarla, orman, depo, gemide kapalı alanlar veya kemirgenlerle temas öyküsü olan ve aynı zamanda ateşi olan hastalarda klinik şüphe mutlaka akla gelmelidir. Laboratuvar tanısı genellikle ELISA ile hantavirüs IgM/IgG antikorlarının gösterilmesi veya erken dönemde viral RNA’nın saptanması ile konur. Erken başvurularda testler negatif çıkabileceğinden, eğer klinik şüphe devam ediyorsa tekrar test edilmelidir" şeklinde konuştu. "Tedavide sadece destekleyici bakım uygulanıyor" Hastalığın spesifik bir tedavisi olmadığının altını çizen Tok, "Tedavi tamamen destekleyici bakımdır. Sıvı-elektrolit dengesinin dikkatli yönetimi, oksijen desteği ve gerektiğinde yoğun bakım desteği sağlanır" dedi. Hantavirüs Türkiye’de yeni değil Türkiye’de Hantavirüs ile ilgili 1997’den bu yana başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere zaman zaman vakalar bildirildiğini vurgulayan Tok, hastalığın yeni olmamasına rağmen neden önemli olduğu sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi: "Söz konusu gemideki Andes suşu bizim coğrafyamızdaki türlerden farklıdır. Andes türü akciğerleri etkilemekte ve çok daha ağır seyretmektedir. Ülkemizde risk düşük olmakla birlikte yine de başta kırsal alanlar olmak üzere tarım ve hasat sezonunda kemirgen temasından kaçınmak, hijyen kuralarına riayet oldukça önemlidir."
Bakan Uraloğlu: "İstanbul’da gemilere 7 gün 24 saat kesintisiz haberleşme hizmeti sunacağız"
22 Şubat 2026 Pazar - 13:04 Bakan Uraloğlu: "İstanbul’da gemilere 7 gün 24 saat kesintisiz haberleşme hizmeti sunacağız" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "İstanbul’da kuracağımız NAVDAT alıcı ve verici istasyonları ile gemilere 7 gün 24 saat kesintisiz haberleşme hizmeti sunacağız" dedi. Bakan Uraloğlu, ’Denizciliğin İnterneti Projesi’ ve NAVDAT Projesi hakkında açıklamada bulundu. Uraloğlu, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilecek ’Denizciliğin İnterneti Projesi’ ve NAVDAT Projesi ile Türkiye’nin deniz haberleşme ve izleme altyapısını güçlendirdiklerini belirterek, "Bu projelerle Boğazlarımız başta olmak üzere kritik suyollarımızda dijitalleşmeyi ileri seviyeye taşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Veri iletişimi güvence altına alınacak" Denizciliğin İnterneti Projesi kapsamında Türk Boğazlarında seyir halindeki gemilerin güvenliğini ve seyir emniyetini artırmak için bir dizi yenilikçi çözüm sunmayı hedeflediklerini belirten Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Projeyle, geleneksel fener ve şamandıra sistemlerinin izlenmesi, deniz ekosisteminin tehditlerinin belirlenmesi ve gemilerin takibi gibi önemli alanlarda dijital bir platform kurulması gerekliliğine çözüm oluşturmayı amaçlıyoruz. Projede kullanılacak olan uzak menzil haberleşme altyapıları, mevcut haberleşme altyapısına yedek olacak şekilde eklenerek veri iletişimi güvence altına alınacak. Boğazın farklı noktalarına yerleştirilecek 3 adet yüzer seyir yardımcısı ve 1 adet fener kulesi gibi yapılar; hidrografik, meteorolojik ve gemilerin seyir bilgilerini tespit edebilecek şekilde tasarlandı. Proje, gemi trafiğinin yönetim hizmetlerini etkin bir şekilde sunarak kritik suyollarında güvenli seyrüseferi kolaylaştıracak ve acil durum müdahalelerini destekleyecek." "Gemi trafiği yönetimini dijital ortamda daha etkin hale getireceğiz" Proje kapsamında kurulacak sistemle gemi trafiğinin daha etkin yönetileceğini vurgulayan Uraloğlu, "Denizciliğin İnterneti Projesi ile gemi trafiği yönetimini dijital ortamda daha etkin hale getireceğiz. Kritik suyollarımızda seyir süreçlerini daha yakından takip ederek operasyonel kabiliyetimizi artıracağız" diye konuştu. "İstanbul’da gemilere 7 gün 24 saat kesintisiz haberleşme hizmeti sunacağız" NAVDAT Projesi ile deniz haberleşme sistemlerinde önemli bir modernizasyon sağlanacağını belirten Uraloğlu, "İstanbul’da kuracağımız NAVDAT alıcı ve verici istasyonları ile gemilere 7 gün 24 saat kesintisiz haberleşme hizmeti sunacağız. Bu sistem sayesinde gemilere grafik, metin ve multimedya içeriklerini daha hızlı şekilde iletebileceğiz" dedi. "Deniz haberleşme altyapımızı ve uluslararası standartlara uyumlu hale getireceğiz" NAVDAT sisteminin mevcut sistemlere göre daha yüksek veri aktarım kapasitesi sunduğunu ifade eden Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bu projeyle gemi ve kıyı istasyonları arasındaki iletişimi güçlendireceğiz. Denizcilik operasyonlarının etkinliğini artıracağız. Deniz kazalarının önlenmesine yönelik daha hızlı uyarı sistemi sağlayacağız ve mevcut sistemlerle uyumlu, sürdürülebilir ve ekonomik bir altyapı oluşturacağız. Deniz haberleşme altyapımızı daha modern, daha güçlü ve uluslararası standartlara uyumlu hale getireceğiz." "Denizcilikte dijital dönüşümü kararlılıkla sürdürüyoruz" Söz konusu projelerin Türkiye’nin denizcilik vizyonuna önemli katkı sağlayacağını vurgulayan Uraloğlu, "Hayata geçirdiğimiz projelerle deniz haberleşme altyapımızı güçlendiriyor, denizcilikte dijital dönüşümü kararlılıkla sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.
TÜRKYED Genel Başkanı Çelik: "Kırsalda Bereket - Küçükbaşa Destek Projesi, üreticimizin yükünü hafifleten önemli bir projedir"
22 Şubat 2026 Pazar - 10:38 TÜRKYED Genel Başkanı Çelik: "Kırsalda Bereket - Küçükbaşa Destek Projesi, üreticimizin yükünü hafifleten önemli bir projedir" Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri Genel Merkezi (TÜRKYED) Genel Başkanı Nihat Çelik "Kırsalda Bereket-Küçükbaşa Destek Projesi, üreticimizin yükünü hafifleten, maliyet baskısını azaltan ve üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen önemli bir projedir" dedi. TÜRKYED Genel Başkanı Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ‘Kırsalda Bereket - Küçükbaşa Destek Projesi’ ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Çelik, yaptığı açıklamada projesi kapsamında çiftçilere 150 bin küçükbaş hayvanın uygun şartlarda verilecek müjdesini sektör olarak büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, projenin üreticilere umut verecek tarihi bir destek olduğuna işaret etti. Projeden faydalanacak her üreticiye 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş temin edileceğini ve bu hayvanlar için aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteği yanında projenin finansmanı için üreticilerin Ziraat Bankasından faizsiz kredi kullanabileceğini hatırlatan Çelik, faydalanan üreticilerin alacakları küçükbaşların sigortasını 1 yıl devlet tarafından karşılanacağını ifade etti. Çelik, öte yandan projede kadın ve genç üreticilere öncelik verileceğini oldukça değerli bulduklarını belirterek ayrıca veteriner hekimlik, ziraat ve gıda mühendisliğinden yeni mezun gençlere de bu projeye başvurmaları halinde öncelik sağlanacak olmasının hem istihdama hem de sektöre büyük güç katacağını kaydetti. "Kırsalda Bereket - Küçükbaşa Destek Projesi, üreticimizin yükünü hafifleten önemli bir projedir" Özellikle küçük aile işletmelerinin desteklenmesi açısından projenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Çelik, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Küçükbaş hayvancılık, bu milletin kadim geleneğinin, alın terinin ve kırsal kalkınmasının temel direklerinden biridir. Anadolu’nun bereketi, meralarımızın zenginliği ve üreticimizin emeği ile hayat bulmaktadır. Bu nedenle küçükbaş hayvancılığı güçlendiren her adım, aslında ülkemizin gıda güvenliğine, kırsal istihdamına ve ekonomik bağımsızlığına yapılan stratejik bir yatırımdır. Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından hayata geçirilen ‘Kırsalda Bereket - Küçükbaşa Destek Projesi’, üreticimizin yükünü hafifleten, maliyet baskısını azaltan ve üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen önemli bir projedir. Projenin sahada karşılık bulmaya başlaması, üreticimizin moral ve motivasyonunu da güçlendirmiştir. Özellikle küçük aile işletmelerinin desteklenmesi, gençlerin ve kadınların üretime kazandırılması ve kırsalda sürdürülebilir bir ekonomik modelin oluşturulması açısından bu proje büyük önem taşımaktadır. Bu destekler sayesinde hem hayvan varlığımız artacak hem de yerli ve milli üretim anlayışı daha da güçlenecektir." "Üreticimizin kazancının çoğalması ve ülkemizin tarımsal gücünün yükselmesi en büyük temennimizdir" Çelik, TÜRKYED olarak sektörün güçlenmesi adına her türlü yapıcı katkıyı sunacaklarını belirterek "Bizler, Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri olarak üreticimizin sesi olmaya, sahadaki gelişmeleri yakından takip etmeye ve sektörümüzün güçlenmesi adına her türlü yapıcı katkıyı sunmaya devam edeceğiz. Kırsalda bereketin artması, üreticimizin kazancının çoğalması ve ülkemizin tarımsal gücünün daha da yükselmesi en büyük temennimizdir" ifadelerini kullandı. Genel Başkan Çelik, açıklamasının sonunda desteklerinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya teşekkür ederek kırsalda üretimin güçlenmesine yönelik adımların artarak süreceğine olan inançlarının tam olduğunu ifade etti.
Hurmacı Ahmet Özkan uyardı: "Kudüs hurması adı altında İsrail menşeli ürünler satılmakta"
21 Şubat 2026 Cumartesi - 16:51 Hurmacı Ahmet Özkan uyardı: "Kudüs hurması adı altında İsrail menşeli ürünler satılmakta" Her yıl Ramazan ayında artış gösteren hurma fiyatlarında bu yıl beklenilenin aksine artış yaşanmadı. Ramazan’da iftar sofralarının vazgeçilmezi olan hurma, iftarlık ve sahurluk olarak iki ayrı türde tercih ediliyor. Ramazan ayında iftar sofralarının vazgeçilmezi olan hurma, iftarlık ve sahurluk olarak tercih ediliyor. Sahur için daha lifli ve besin değeri daha yüksek hurmalar tercih edilirken iftar için ise daha şekerli, kuru ve yumuşak hurmalar tercih ediliyor. Suudi Arabistan ve Medine hurmaları en çok tercih edilen hurmalar olurken, Tunus, Irak, İran ve Mısır gibi çeşitleri de bulunuyor. "Sahur için daha doyurucu ve lifli hurma tercih ediliyor" Her sene hurma fiyatlarında farklı artış oranları olduğunu söyleyen hurmacı Ahmet Özkan, bu sene Ramazan’da beklenilenin aksine fiyatlarda ciddi bir artış olmadığını ve yüzde 5 gibi bir oranda arttığını ifade etti. Toplumun artık bilinçlendiğini dile getiren Özkan, "Hurma iftarlık ve sahurluk olmak üzere artık ikiye ayrılıyor. Birçok vatandaş hurmayla ve sütle oruç tutuyor sünneti de yerine getirmek için. İftarda tamamen damak tadına göre, daha şekerli, kuru, yumuşak hurmalar tercih eden vatandaşlarımız var. Sahur için daha lifli, daha doyurucu ve besin değeri daha yüksek hurmaları tercih ediyorlar" dedi. "Savaştan sonra insanlar boykot ettiği için hurma fiyatları düştü" Hurma tedariğini 20 senedir ağırlıklı olarak Suudi Arabistan ve Medine’den yapan Özkan, yaklaşık 23 çeşit Medine hurmasının satışını yapıyor. Bunların yanında Tunus, Irak, İran ve Mısır gibi farklı ülkelerin de hurma çeşitlerini satan Özkan piyasada satılan sağlıksız hurmalar hakkında şunları dile getirdi: "Kudüs hurması adı altında İsrail menşeli ürünler satılmakta. Özellikle bu son savaştan sonra insanlar boykot uyguladığı için hurma fiyatları düştü. Kudüs hurması uygun fiyatlı diye çok satılmaya başladı. İsmini değiştirip yine Filistin hurması yapan insanlar da oldu maalesef. Bu tarz işlenmiş ürün, hormonlu meyve, hibrid tohumlar üretiliyor. Haliyle çok sağlıksız olduğu için zaten tercih etmemeleri gerekir. İkinci sebebi de artık vatandaşlara bırakırız." "Hurmanın işlenmemiş, yıkanmamış ve parafinlenmemiş olmasına dikkat etmek lazım" Hurma satın alırken, hurmanın işlenmemiş, yıkanmamış ve parafinlenmemiş olmasına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Özkan, "Ambalajlı ürünlere çok dikkat etmeleri lazım. İçine oksit gazı basıyorlar. Sağlık açısından tehlikeli gördükleri, çok açıkta bulunan veya çok sıcakta bulunan ürünleri tercih etmemeliler. Bir de hurmayı saklama koşulları var. Hurmayı aldıktan sonra kuru ve serin bir yerde muhafaza etmek gerekiyor. Oda sıcaklığı bir ay boyunca yeterlidir ama kış döneminde olduğumuz için ve insanlar kaloriferleri yaktığı için ev ortamı sıcak oluyor. Dolabın sebzeliğinde ve serin yerlerde muhafaza ederlerse daha uygun olur" şeklinde konuştu.
Bakan Gürlek: "Hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz vermeyeceğimizi bir kez daha vurguluyorum"
21 Şubat 2026 Cumartesi - 16:10 Bakan Gürlek: "Hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz vermeyeceğimizi bir kez daha vurguluyorum" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Görevini titizlikle yerine getiren kolluk birimlerimize teşekkür ediyor, hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz vermeyeceğimizi bir kez daha vurguluyorum" dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cumhuriyet Savcısı olduğunu belirterek yolculardan birine yönelik sarf ettiği ’seni öldürürüm, yobaz, bundan sonra Türkiye’de barın bakalım’ şeklinde sözler sarf eden şahıs hakkında ’tehdit’ ve ’halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ suçlarından resen soruşturma başlatılması üzerine Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. Bakan Gürlek paylaşımında, "Süreci yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza ve görevini titizlikle yerine getiren kolluk birimlerimize teşekkür ediyor, hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz vermeyeceğimizi bir kez daha vurguluyorum" ifadelerini kullandı. Başsavcılık paylaşımı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda ise birtakım sosyal medya sitelerinde 21 Şubat günü dolaşıma sokulan paylaşıma ilişkin, şu ifadelere yer verildi: "Cumhuriyet Savcısı olduğunu belirterek yolculardan birine yönelik sarf ettiği ’seni öldürürüm, yobaz, bundan sonra Türkiye’de barın bakalım’ şeklinde sözler sarf eden şahıs hakkında ’tehdit’ ve ’halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ suçlarından resen soruşturma başlatılmıştır. Toplu taşıma aracı içerisinde gerçekleştiği anlaşılan videoda Kimlik bilgileri tespit edilmiş olan Y.S. isimli şahsın Adalet Meslek Yüksekokulu’ndan terk olduğu, halihazırda Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik bölümünde aktif öğrenci kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Şahsın yakalama işlemleri yapılarak ’Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama’ suçundan gözaltına alınmıştır. Kamuoyunun bilgisine sunulur."
‘Eserlerle Devlet Bahçeli’ kitabı kamuoyuna sunuldu
21 Şubat 2026 Cumartesi - 15:01 ‘Eserlerle Devlet Bahçeli’ kitabı kamuoyuna sunuldu Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çalışmalarını konu alan ‘Eserlerle Devlet Bahçeli’ isimli kitap kamuoyuna sunuldu. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çalışmalarını konu alan ve editörlüğünü MYK Üyesi Büşra Cin’in yaptığı ‘Eserlerle Devlet Bahçeli’ isimli kitap kamuoyuna sunuldu. MHP Medya, İletişim ve Dijital Mecralar Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, eserin yalnızca fiziki yapıların, kurumların veya projelerin derlemesi değil; aynı zamanda Türk milliyetçiliğinin hamasetten uzak, ilme, ahlaka ve toplumsal dayanışmaya yönelik devlet ve millet anlayışının somut tezahürlerinin kayıt altına alınması olduğu aktarıldı. Ayrıca açıklamada, "Kitapta yer alan kurumlar, 16 Türk devletinden 3 kıtaya yayılan tarihi hakimiyetin ve Atatürk’ün emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde aynı sorumluluk bilinciyle yaşatıldığının somut ve kalıcı göstergesidir. Bu eserler yalnızca bir dönemin değil; köklü bir medeniyet tasavvurunun, derin bir tarih şuurunun ve geleceğe duyulan sarsılmaz inancın mühürleridir. Kitap, eserlerin kuruluş süreçleri ve çalışmalarını kayda almakla birlikte, ‘Devlet-i Ebed Müddet’ anlayışının çağın ihtiyaçları doğrultusunda kurumsal yapılara, sosyal projelere, kültürel çalışmalara ve eğitim faaliyetlerine nasıl dönüştüğünü, fikrin ve inancın politikalara nasıl taşındığını göstermektedir. Bu özelliği ile kitap, önemli bir kaynak niteliğindedir" ifadeleri kullanıldı.
2027 Emine Işınsu Roman Ödülü başvuruları gelmeye başladı
21 Şubat 2026 Cumartesi - 14:56 2027 Emine Işınsu Roman Ödülü başvuruları gelmeye başladı Yazar Emine Işınsu adına düzenlenen 2027 Roman Ödülü için başvurular gelmeye başladı. Ödülü kazanan eser, Işınsu’nun doğum günü olan 17 Mayıs 2027’de açıklanacak. Ödül Tertip Komitesi Başkanı ve Yazar Emine Işınsu’nun eşi İskender Öksüz, ilki 2023 yılında, ikincisi de 2025 yılında düzenlenen ödülün üçüncüsü için yeni roman başvurularının gelmeye başladığını bildirdi. Öksüz’ün verdiği bilgiye göre, ödüle, daha önce yayımlanmamış eserlerle başvurulacak ve konusu serbest olacak. Ödülü kazanan yazar, 2 cumhuriyet altınıyla ödüllendirilecek, ayrıca romanın tertip komitesi tarafından yayımlanması sağlanacak. Jüri, ödülü kazanan roman dışında, başvuranlar arasında övgüye değer başka eserleri de ilan edebilecek. Eserlerin, en geç 1 Şubat 2027 tarihine kadar, ‘emine.isinsu.roman@gmail.com’ adresine gönderilmesi gerekiyor. Ödül kazanan eser, Işınsu’nun doğum günü olan 17 Mayıs’ta açıklanacak. Bu konuda daha detaylı bilgiye, ‘https://emineisinsu.com’ adresinden ulaşılabilir. Ödüle başvuracak eserleri değerlendirecek jüri, şu isimlerden oluşacak: Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Bilge Ercilasun, Prof. Dr. Belkıs Altuniş Gürsoy, Prof. Dr. Nazım H. Polat ve Şair-Yazar A. Yağmur Tunalı. Ödül alan eserler basıldı İki yılda bir düzenlenen Emine Işınsu Roman Ödülü’nün ilki 2023 yılında gerçekleştirilmiş ve 141 eser arasından seçilen Ülkü Demiray’ın ‘Cümbezin Kızı’ adlı eseri, ödüle layık görülmüştü. Kıbrıs’taki Türk kızlarının, İngiliz sömürgesi döneminde fakirlik çeken aileleri tarafından para karşılığı yaşlı Arap erkeklerle evlendirilmesini konu alan roman, 2 yılda 10 baskı yaptı. 2025 Roman Ödülü de 269 eser arasından seçilen Hülya Başarangil Demir’in "Bilinmeze Doğru" adlı romanına verildi. Eser, Kasım ayında Bilge Kültür Sanat tarafından basılıp satışa sunulurken, Yazar Demir’e de ödülü, 27 Kasım’da düzenlenen geniş katılımlı bir törenle takdim edildi. Yazar Demir’in ilk eseri olan ‘Bilinmeze Doğru’ romanı, SSCB döneminde 1944 yılında Kırım’dan sürgün edilen bir Türk ailesinin, Romanya ve Türkiye’ye uzanan çileli, dramatik göçünü ve bu süreçte yaşadıklarını ele alıyor. Jüri, 3 eseri de mansiyona değer görerek, yayımlanmasını sağladı.