Yerel Haberler
Ankara
Bakan Gürlek: "Vatandaşlarımızı bağımlılık tehdidin insafına bırakmamak için tüm imkanlarımızla mücadelemizi sürdürüyoruz" 08 Mayıs 2026 Cuma - 12:46:45 Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Bağımlılık zincirlerini kırmak ve tek bir vatandaşımızı dahi bu tehdidin insafına bırakmamak için tüm imkânlarımızla mücadelemizi sürdürüyoruz" dedi. Adalet Bakanlığı uyuşturucu ve madde bağımlılığıyla mücadele kapsamında, infaz sistemimizde kapsamlı ve güçlü bir dönüşüm sürecin yürütüldüğünü açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ceza infaz kurumlarının bilimsel esaslara dayanan, sistematik bir Rehberlik ve Rehabilitasyon modeli uygulandığı ifade edildi. Bağımlılıkla mücadelede hükümlü bireylerin topluma yeniden kazandırılması ve toplumsal huzuru güçlendirilmesinin hedeflendiği belirtilen açıklamada, çalışmaların bu doğrultuda kararlılıkla sürdürüldüğü dile getirildi. Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürüttükleri kararlı çalışmalarla, madde bağımlılığıyla mücadelelerini infaz sisteminde çok daha güçlü ve etkili bir seviyeye taşıdıklarını kaydetti. Bakan Gürlek, şu ifadelere yer verdi: "Bağımlılıkla mücadeleyi sistematik bir rehabilitasyon modeline dönüştürüyor; müstakil kurumlarımızda ve özgülenmiş bölümlerimizde, uzman hekimler ve psiko-sosyal destek ekiplerimizle her hükümlü için bireysel ve kapsamlı rehabilitasyon süreçleri yürütüyoruz. Sorumluluk bilincini güçlendiren, sosyal ve mesleki gelişimi destekleyen uygulamalarla hükümlüleri yeniden topluma kazandırmayı hedefliyoruz. Bağımlılık zincirlerini kırmak ve tek bir vatandaşımızı dahi bu tehdidin insafına bırakmamak için tüm imkânlarımızla mücadelemizi sürdürüyoruz."
08 Mayıs 2026 Cuma - 12:37 Aleyna Çakır davasında sanık Ümitcan Uygun hakkında 15 yıla kadar hapis talebi Ankara’da ’Aleyna Çakır’ adıyla bilinen Sema Esen’in evinde ölü bulunmasına ilişkin davada sanık Ümitcan Uygun hakkında mütalaa açıklandı. Savcı, sanık Uygun’un ’intihara teşvik etme ve intihar kararını kuvvetlendirme’ ile ’eziyet etme’ suçlarından 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya başka dosyadan hükümlü sanık Ümitcan Uygun, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. Taraf avukatları ise salonda hazır bulundu. Savunma yapan sanık Uygun, "Doğru bilinen bir yanlış var. Aleyna Çakır dosyasında ben cinayetten yargılanıyormuşum gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Ben cinayetten aklandım. Ama karşı taraf medyayı, sosyal medyayı seviyor ve bu hale getirdi. Benim infaz sürem de doluyor ama çıkamıyorum, ‘tehlikeli tutuklu’ statüm var" dedi. Beyanın ardından esasa hakkında mütalaasını sunan cumhuriyet savcısı, sanık Uygun’un ’intihara teşvik etme ve intihar kararını kuvvetlendirme’ ile ’eziyet etme’ suçlarından 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Daha sonra söz alan sanık Uygun, "Hakkımda istenen cezayı kabul etmiyorum. Hakkımda bir delil yok. Medyaya yansıyan görüntü Aleyna’nın öldüğü gün gibi yansıtılıyor. Ama bu olay daha önce gerçekleşti. Ben Aleyna’yı öldürmedim ama nasıl oluyorsa, bir tokat atmışım, bunu da kabul ediyorum ve eziyet deniyor buna. Bir tokat atmak eziyetse Kızılay’da darağacı kurun, beni sallandırın" dedi. Ara kararını açıklayan mahkeme, taraf avukatlarına mütalaaya karşı savunma yapmaları için süre verilmesine karar vererek, bir sonraki duruşmayı 22 Eylül’e erteledi. Olayın geçmişi ’Aleyna Çakır’ adıyla bilinen Sema Esen (21), 3 Haziran 2020’de Keçiören’deki evinde boynunda iple ölü bulunmuştu. Sevgilisi olduğu belirtilen Ümitcan Uygun’un daha önce Sema Esen’e şiddet uyguladığı anlara ait görüntüler ise ölümünden kısa süre sonra sosyal medyada yer almıştı. Esen’in ölümüyle ilgili başlatılan soruşturmada polis ekipleri tarafından gözaltına alınan Ümitcan Uygun, ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılmıştı. Esen’in ölümüne ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanmıştı. Düzenlenen iddianamede kendisini bornoz askısıyla kapıya asarak yaşamına son veren Esen’in ölümünden sorumlu tutulan Ümitcan Uygun’un ’intihara teşvik etmek ve intihar kararını kuvvetlendirme’ suçundan 10 yıla kadar, ’eziyet etme’ suçundan da 5 yıla kadar olmak üzere toplam 15 yıla kadar hapsi talep edildi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:35 e-YDTS ve ALES hafta sonu gerçekleştirilecek Elektronik Yabancı Dil Olarak Türkçe Sınavı (e-YDTS) ve ALES hafta sonu uygulanacak. ÖSYM hafta sonu iki sınav uygulaması gerçekleştirecek. Elektronik Yabancı Dil Olarak Türkçe Sınavı (e-YDTS) 9 Mayıs Cumartesi, Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (2026-ALES/1) ise 10 Mayıs Pazar yapılacak. Dünya dili Türkçeyi sınav ortamında ölçmek adına ilk uygulama olan Elektronik Yabancı Dil Olarak Türkçe Sınavı dikkat çekiyor. Türkiye’nin uluslararası vizyonuna büyü katkı sağlayacak olan e-YDTS Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir’de ÖSYM Elektronik Sınav Merkezlerinde ilk kez uygulanacak. Sınav için beş e-sınav salonu kullanılacak. ALES ise 81 il ile Lefkoşa ve Kırgızistan-Bişkek’te gerçekleştirilecek. 155 adayın başvurduğu e-YDTS, 13.35’ te başlayacak. İki oturum ve dört bölümden oluşacak. Okuma, Dinleme, Konuşma ve Yazma bölümleri uygulanacak. Sorular; kelime bilgisi, dil bilgisi, çeviri ve okuduğunu anlama becerilerini ölçmeye yönelik olacak. Adaylar, sınavlara girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgelerine ÖSYM’nin ‘ais.osym.gov.tr’ adresinden erişebilecek. Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlükleri, sınav günleri açık tutulacak. "Dünya dili Türkçemizi ölçmek adına sınav uygulamamızı cumartesi günü hayata geçiriyoruz" E-YDTS hazırlık sürecinin tamamlandığını ve sınavın uygulama aşamasına geldiğini aktaran ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ersoy, "Dünya dili Türkçemizi ölçmek adına uzun zamandır hazırlıklarını gerçekleştirdiğimiz sınav uygulamamızı cumartesi günü hayata geçiriyoruz. Bu uygulama yılların hayali olarak karşımızda duruyordu, gerçekleştirmek inşallah bize nasip oluyor. Yılların hayali gerçek oluyor, hayırlı olsun." dedi. ALES’e 176 bin 823 başvuru ALES 81 il, Lefkoşa ve Kırgızistan-Bişkek’te 94 sınav merkezinde yapılacak. Sınavda, 445 bina ve 7 bin 178 salon kullanılacak. Saat 10.15’te başlayacak sınavda adaylar, saat 10.00’dan sonra sınav binalarına alınmayacak. Sayısal ve sözel testlerde 50’şer sorunun sorulacağı sınavda adaylara 150 dakika cevaplama süresi verilecek. 12.45’ te sona erecek sınavda süre verilmesi uygun bulunan engelli adaylar, 30 dakika ilave sürelerini kullanabilecek. Sayısal testi, adayların sayısal ve mantıksal akıl yürütme becerilerini, sözel testi ise sözel akıl yürütme becerilerini ölçmeye yönelik sorulardan oluşacak. Sorular, belirli yükseköğretim programlarında kazanılan yeterlikleri ve bilgileri ölçmeye yönelik olmayacak, farklı alanlardan gelen yükseköğretim kurumu mezunlarının cevaplayabilecekleri nitelikte olacak. ALES sonuçları 5 Haziran’da açıklanacak. Sonuçlar, ülkemizde lisansüstü eğitime girişte, yurt dışına lisansüstü eğitim için gönderilecek adayların seçiminde ve teknik öğretmenler için mühendislik tamamlama programlarında kullanılacak. Sınavın sonuçları, açıklandığı tarihten itibaren 5 yıl süreyle geçerli olacak. "Emniyet görevlisi dahil 23 bin 997 personel sınav için görev yapacak" 2026 yılının ilk ALES uygulamasına 176 bin 823 adayın başvurduğunu ifade eden ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, "Emniyet görevlisi dahil 23 bin 997 personel sınav için görev yapacak. Sınava 760 engelli aday katılacak. Sınava başvuran gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocukları sınav ücretinden muaf tutuldu ve bu haktan 1348 aday yararlandı. Ayrıca ceza infaz kurumlarında sınava uygun hale getirilen 54 bina sınav için kullanılacak. Hafta sonu düzenlenecek sınavlara katılacak adaylara başarılar, görevlilere kolaylıklar dilerim" dedi.
ASO Başkanı Ardıç: "Sanayi büyümesinin yüzde 2,9 ile son dört yılın en güçlü performansını kaydetmesi kıymetlidir"
02 Mart 2026 Pazartesi - 14:00 ASO Başkanı Ardıç: "Sanayi büyümesinin yüzde 2,9 ile son dört yılın en güçlü performansını kaydetmesi kıymetlidir" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Sanayi büyümesinin yüzde 2,9 ile son dört yılın en güçlü performansını kaydetmesi kıymetlidir" dedi. ASO Başkanı Seyit Ardıç, yazılı bir açıklama yaparak 2025 yılı büyüme rakamlarını değerlendirdi. 2025 yılında Türkiye ekonomisi beklentilere paralel olarak yüzde 3,6 büyüdüğünü aktaran Ardıç, "Sanayi büyümesinin yüzde 2,9’la son 4 yılın en güçlü performansını sergilemesi kıymetli, ancak manşet büyümenin gerisinde kalması büyümenin sürdürülebilirliği açısından önemli bir işarettir. 2025 yılında Türkiye ekonomisi beklentilere paralel olarak yüzde 3,6 büyümüştür. 4. çeyrekte kaydedilen yüzde 3,4’lük büyüme ise ekonomimizin küresel belirsizliklere rağmen dirençli kaldığını göstermesi açısından olumlu bir gelişmedir. Ancak burada asıl üzerinde durmamız gereken husus, büyümenin niteliğidir" açıklamalarında bulundu. "Sanayi büyümesinin yüzde 2,9 ile son dört yılın en güçlü performansını kaydetmesi kıymetlidir" Arz tarafındaki zayıflamanın sürdürülebilir büyüme açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konu olduğunu belirten Ardıç, "2025 yılının genelinde büyüme verileri sektörler arasında belirgin bir ayrışmaya işaret etmektedir. Talep tarafındaki canlılık sürerken, arz tarafındaki zayıflama sürdürülebilir büyüme açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya koymaktadır. Sanayi büyümesinin yüzde 2,9 ile son dört yılın en güçlü performansını kaydetmesi kıymetlidir. Ancak manşet büyümenin gerisinde kalması, ekonomik büyümenin kalitesi ve sürdürülebilirliği açısından üzerinde durulması gereken önemli bir işarettir" diye konuştu. "2025 yılında sabit sermaye yatırımları ortalama yüzde 7, makine-teçhizat yatırımları ise yüzde 5 oranında artmıştır" Yatırım artışının kompozisyonunun dikkatle analiz edilmesi gerektiğini ifade eden Ardıç, şu ifadelere yer verdi: "Verilerin en dikkat çekici başlıklarından biri yatırımlardaki artıştır. 2025 yılında sabit sermaye yatırımları ortalama yüzde 7, makine-teçhizat yatırımları ise yüzde 5 oranında artmıştır. Ancak bu artışın üretim kapasitesini genişlettiğini, verimliliği ve rekabet gücünü desteklediğini söylemek için henüz erken olduğunu düşünüyorum. Yatırımlardaki hızlanma, sanayi kaynaklı kapasite genişlemesinden daha çok inşaat sektöründeki yüzde 10,8’lik büyümeden kaynaklanmaktadır. Bu durum, yatırım artışının kompozisyonunun dikkatle analiz edilmesi gerektiğini göstermektedir. Unutmamalıyız ki sürdürülebilir büyümenin ve kalıcı refah artışının temel dayanağı; üretim, istihdam, ihracat ve verimliliği önceleyen sanayi yatırımlarıdır. Son üç çeyrektir ihracatın büyümeye katkısının negatif olması, büyümenin daha çok iç talep ve inşaat sektöründen kaynaklandığının açık bir göstergesidir." "Tarım, ekonominin arz tarafında hem üretim sürekliliği hem de fiyat istikrarı açısından stratejik bir alandır" Ardıç, tarımdaki daralmayı dengeleyecek seçici politikaları kararlılıkla uygulanması gerektiğini vurgulayarak, "Öte yandan, tarım sektöründeki gerilemenin dört çeyrektir sürmesi, yalnızca büyüme kompozisyonu açısından değil, arz yönlü kırılganlık ve gıda enflasyonu açısından da ciddi bir risk alanı oluşturmaktadır. Tarım, ekonominin arz tarafında hem üretim sürekliliği hem de fiyat istikrarı açısından stratejik bir alandır. Üretimde yaşanan zayıflama, gıda tarafında maliyet ve arzı baskılayarak enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir. Özetle; yatırımları sanayide kalıcı kapasite artışı sağlayacak biçimde yönlendirmek ve tarımdaki daralmayı dengeleyecek seçici politikaları kararlılıkla uygulamak zorundayız. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde önceliğimiz; yatırım artışını sanayide kapasite, teknoloji ve verimlilik artışıyla daha güçlü biçimde ilişkilendirmek, makine-teçhizat yatırımlarındaki ivmeyi yüksek katma değerli üretim ve ihracat artışıyla buluşturmaktır" şeklinde konuştu.
Gölbaşı Belediyesi’nden vatandaşlara sahurluk ikramı
02 Mart 2026 Pazartesi - 13:25 Gölbaşı Belediyesi’nden vatandaşlara sahurluk ikramı Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Ramazan ayının paylaşma, birlik ve beraberlik ruhu doğrultusunda ilçede gece mesaisi yapan çalışanlara ve sahur saatlerinde yolculuk yapan vatandaşlara sahurluk ikramında bulundu. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve paylaşma ruhunu sahur vakitlerinde de yaşatmaya devam ediyor. Odabaşı, ilçede gece mesaisi yapan çalışanlar ile sahur saatlerinde yolculuk yapan vatandaşlara sahurluk ikramında bulundu. Odabaşı, vatandaşlarla sohbet ederek Ramazan aylarını tebrik etti. Yapılan ikramlar, sahur vaktinde hem çalışanlara hem de yolculara moral olurken, Ramazan’ın dayanışma ve kardeşlik duygularını da pekiştirdi. "Ramazan’ın bereketini gönüllerde de yaşatmanın gayreti içerisindeyiz" Yakup Odabaşı, Ramazan ayının toplumsal dayanışmanın en güçlü şekilde hissedildiği müstesna bir zaman dilimi olduğuna belirterek, "Ramazan ayı, paylaşmanın, gönüllerin buluşmasının ve kardeşliğin en güçlü şekilde hissedildiği müstesna bir aydır. Sahur vaktinde çalışan, emek veren ya da yolda olan hemşerilerimizin yanında olmak istedim. Bu şehrin her saatinde hayatı ayakta tutan insanlarımız var ve onların emeği çok kıymetli. Ramazan’ın bereketini sadece sofralarda değil, gönüllerde de yaşatmanın gayreti içerisindeyiz. Gölbaşı’nda birlik ve beraberlik ruhunu her an diri tutmaya devam edeceğiz" dedi.
Bakan Şimşek: "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü"
02 Mart 2026 Pazartesi - 13:20 Bakan Şimşek: "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü ve milli gelir 1,6 trilyon dolara yükseldi" dedi. Bakan Şimşek sosyal medya hesabından 2025 yılında ekonominin yüzde 3,6 büyüdüğünü ve milli gelirin ise 1,6 trilyon dolara yükseldiğini belirttiği bir paylaşım yaptı. Küresel belirsizlikler nedeniyle 2025 yılında net dış talep büyümeyi sınırlasa da cari açığın milli gelire oranı yüzde 1,6 ile sürdürülebilir seviyede gerçekleştiğini aktaran Şimşek, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü ve milli gelir 1,6 trilyon dolara yükseldi. Kalıcı refah artışı hedefimiz için kritik bir eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna dahil olduğumuzu öngörüyoruz. Tüketim ile yatırım arasındaki dengeli görünüm devam ederken üretim kapasitemiz ve potansiyelimiz için önem arz eden makine ve teçhizat yatırımları yüzde 5 arttı. Küresel belirsizlikler nedeniyle 2025 yılında net dış talep büyümeyi sınırlasa da cari açığın milli gelire oranı yüzde 1,6 ile sürdürülebilir seviyede gerçekleşti. Maliye politikasındaki disiplinli duruşumuz sayesinde deprem harcamaları hariç faiz dışı fazla yüzde 1,2 oldu. Uyguladığımız politikalar sayesinde ekonomimizin temellerini güçlendirdik ve dayanıklılığını önemli ölçüde artırdık. Jeopolitik gelişmeleri yakından takip ediyoruz ve ekonomimize yansımalarını en aza indirmek için her türlü tedbiri alıyoruz. Fiyat istikrarını tesis ederek sürdürülebilir yüksek büyümeyi ve daha adil gelir dağılımını sağlamak için programımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz."
CHP Genel Başkanı Özel: "Bölgemiz bir ateş çemberine dönüşmüş durumda"
02 Mart 2026 Pazartesi - 13:14 CHP Genel Başkanı Özel: "Bölgemiz bir ateş çemberine dönüşmüş durumda" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Bölgemiz bir ateş çemberine dönüşmüş durumda. Bölgemizin Amerika ve İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan, masum sivillere hedef almaktan çekinmeyen müdahalelerine maruz bırakılmasını reddediyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Özel, ‘Milletle Birlikte, Milletin Emrinde’ buluşmasına katıldı. CHP Genel Merkezi’nde düzenlenen programda partililere ve vatandaşlara hitap eden Özel; Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyal sorunlara değinerek, toplumsal sorunların çözümünün milletin iradesinde gerçekleşebileceğini ifade etti. Özel, son günlerde Orta Doğu’da İsrail ile ABD ve İran arasında yaşanan çatışmaların bir ateş çemberi olduğunu ve bu çemberin Türkiye’ye de dayanacağını belirterek, bu çatışmaların bir an önce durması gerektiğini ifade etti. İktidar oldukları takdirde en düşük emekli maaşını, asgari ücret seviyesine getireceklerini vurgulayan Özel, toplumun refah payını artıracaklarını söyledi. Ayrıca Özel; kamuda liyakati kaldıracaklarını, her okula temel ihtiyaç bütçesi tahsis edeceklerini, nitelikli ve ücretsiz sağlık hizmeti sağlayacaklarını sözlerine ekledi. "Ülkemizin geleceğine, bölgesel ve küresel dönüşümlere kayıtsız kalamayız" İsrail ve ABD ile İran arasında son günlerde yaşanan çatışmaların büyük boyutlara ulaştığını belirten Özel, "Dünyada büyük dönüşümlerin yaşandığı ve bölgemizde yeniden savaşların başladığı kritik bir dönemden geçiyoruz. Ülkemizin geleceğine bölgesel ve küresel dönüşümlere kayıtsız kalamayız, kalmıyoruz. Türkiye’mizin daha güvenli, daha huzurlu, daha adil ve daha özgür bir ülke olması mücadelesinin içinde olduğumuzu kanıtlayan bir buluşmadayız. Bölgemiz bir ateş çemberine dönüşmüş durumda. Bölgemizin Amerika ve İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan masum sivillere hedef almaktan çekinmeyen müdahalelerine maruz bırakılmasını reddediyoruz. Bu anlayışla komşumuz İran’a yapılan saldırıya karşı çıkıyoruz. Mevcut krizin bir an evvel diplomasi masasına dönülmesini ve uzlaşıyı esas alan bir yaklaşımla çözülmesini savunuyoruz. Bölgemizin huzuru ve güvenliği ülkemiz için hayati öneme sahiptir" diye konuştu. "Türkiye’nin liderlik etmesi şarttır" Bölgede yaşanan sıcak çatışmaların yeni bir boyuta geçmeden Türkiye’nin arabuluculuk rolüne girmesi gerektiğini ifade eden Özel, "Amerika ve İsrail’in; Filistin, Venezuela, Suriye, Grönland ve İran örneklerinde olduğu gibi istediği her ülkeye müdahale edebileceği, kuvvet kullanarak rejim değiştirebileceği ve toprak elde edebileceği bir sistem kurmaya çalıştıklarını görmek durumundayız. Biz, uluslararası toplumun kayıtsızlığından cesaret alan ve bu pervasızlığa karşı devletlerin egemenlik haklarına saygılı, hukuka ve etiğe dayalı uluslararası düzeni savunmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin bu konuda ciddi tutum alması, hem ülkemizin güvenliğini sağlamak hem de dünyanın benzer ülkelerinde bu hassasiyetlerin gelişmesine liderlik etmesi için şarttır. İran’daki rejimin baskıcı ve insan haklarını yok sayan politikalarını tasvir etmemekle birlikte, İran’ın ve bölgemizin geleceğine karar verecek olanların sadece ve sadece burada yaşayanlar olduğunu hatırlatmak ve bunun için mücadele etmek; siyasi, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuzdur" şeklinde konuştu. "Aday ofisimizi, liyakatli kadrolarla donattık" Aylardır yürütülen çalışmalarla birlikte Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi kadrolarını oluşturduklarının altını çizen Özel, "Aday ofisimizi liyakatli kadrolarla donattık. Ofisimiz 18 aydır, yürütme kurulumuz ise 3 aydır parti programımızı, hükümet programına dönüştürmek için yoğun bir mesai harcıyor. Bugün 18 Politika Kurulu Başkanımız, Koordinasyon Kurulu üyelerimiz, Politika Kurulu üyelerimizden oluşan güçlü kadrolarımızla huzurunuzdayız. Aylardır yürütülen çalışmaların ilk çıktıları olarak Türkiye’yi yönetme vizyonumuzu yansıtan somut adımları, milletimizle paylaşmak üzere bir aradayız. Demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir. Asıl mesele seçildikten sonra gücün nasıl kullanıldığı ve nasıl denetlendiğidir. Kalıcı istikrar; güçlü bir meclis, bağımsız kurumlar ve dokunulmaz haklar üzerine inşa edilir" ifadelerine yer verdi. Programda tutuklu yargılanan eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun videolu mesajı yayımlanırken, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) tanıtım filmi de gösterildi. Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, partililer ve CHP’li milletvekilleri katılım sağladığı program hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
İletişim Başkanı Duran: "İran’ın egemenliğini ihlal eden saldırıları esefle karşılıyoruz"
02 Mart 2026 Pazartesi - 13:14 İletişim Başkanı Duran: "İran’ın egemenliğini ihlal eden saldırıları esefle karşılıyoruz" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "İran’ın egemenliğini ihlal eden saldırıları esefle karşıladığımız gibi körfezdeki kardeş ülkelere yönelik saldırıları da kabul edilemez buluyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Hafıza ve Hakikat: 28 Şubat ve Dezenformasyonlar Paneli’ programında konuştu. "İran’ın egemenliğini ihlal eden saldırıları esefle karşılıyoruz" Duran, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin, "İran’ın egemenliğini ihlal eden saldırıları esefle karşıladığımız gibi körfezdeki kardeş ülkelere yönelik saldırıları da kabul edilemez buluyoruz. Türkiye sivillerin hayatını tehdit eden ve uluslararası hukuka aykırı her türlü eyleme karşıdır. Sağduyunun ve aklıselimin hakim olması, ateşkesin derhal sağlanması ve diplomasiye alan açılması elzemdir" ifadelerini kullandı. "Bölgenin geleceği ve bölgenin küresel düzene vereceği katkı ancak diplomasi yoluyla olacaktır" Türkiye olarak tüm aktörlerle temaslarını sürdürdüklerini belirten Duran, "Eğer ilgili ülkeler ve aktörler, liderler süreci bu yönde evirmez de çatışmanın devamına müsaade edilirse, hem bölgemiz açısından hem de küresel düzen açısından ciddi risklerin oluştuğu ortadadır. Bölgemizin bir ateş çemberine sürüklenmemesi gerekiyor. Bunun için de diplomasinin, müzakerenin öne çıkarılması gerekir. Türkiye olarak İslam dünyası başta olmak üzere tüm aktörlerle temaslarımızı sürdürüyoruz ve bir an önce müzakereye, masaya dönülmesi yönünde teşvik ediyoruz. Bu meyanda ara buluculuk dahil her türlü yapıcı katkıyı sunmaya hazır olduğumuzu da her fırsatta dile getiriyoruz. İnanıyoruz ki bölgenin geleceği ve bölgenin küresel düzene vereceği katkı ancak diplomasi yoluyla olacaktır. Türkiye bu anlayışla hareket etmeye devam edecektir" şeklinde konuştu. 28 Şubat’ın siyasi gündemin ötesinde toplumların hafızasında derin izler bıraktığını anlatan Duran, o günün postmodern darbe olarak adlandırıldığını fakat klasik darbe formlarının dışında tartışılması gerektiğini ifade etti. "Türkiye öz değerleriyle barışık bir siyasi ve toplumsal iklime kavuşturulmuştur" Duran, sözlerine şöyle devam etti: "Tarih boyunca kendi halkına savaş açıp başarılı olmuş hiçbir hareket vaki değildir. 28 Şubat da onlardan birisidir. Bin yıl sürecek denen o süreç yalnızca birkaç yıl sürebilmiştir. Aziz milletimiz feraseti ve dirayetiyle çok kısa bir süre zarfında vesayet düzenini yerle yeksan etmiştir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlayan siyasi ve toplumsal hareket 2002 yılında milletin yoğun teveccühüne mazhar olmuş ve Türkiye demokrasi tarihindeki en büyük sessiz devrimler gerçekleşmiştir. İlerleyen yıllarda başörtüsü yasağı kat sayı gibi birçok yasakçı düzenleme ortadan kaldırılmış, art arda açıklanan demokratikleşme paketleriyle bireysel özgürlükler genişletilmiş, Türkiye öz değerleriyle barışık bir siyasi ve toplumsal iklime kavuşturulmuştur." "Yeni anayasa Türkiye için lüks değil, çok geç kalmış bir ihtiyaçtır" Türk milletinin artık vesayetçi, yasakçı, elitist ve kendisini halkın üzerinde gören anlayışı tümüyle geride bıraktığını dile getiren Duran, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’na adım attık. Türkiye Yüzyılı sivil, kapsayıcı, temel hak ve hürriyetlerin teminat altına alındığı milli iradeye dayalı yeni bir toplumsal sözleşmenin yüzyılıdır. Bu kazanımların sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı yeni bir anayasayla taçlandırılması Türkiye Yüzyılının en önemli meselelerinden birisidir. Cumhurbaşkanımızın bizzat ifade ettikleri gibi yeni anayasa Türkiye için lüks değil, çok geç kalmış bir ihtiyaçtır. Türkiye Yüzyılı vizyonu kimsenin inancından, kökeninden veya yaşam tarzından dolayı ötekileştirilmediği milletimizin her bir ferdinin birinci sınıf vatandaş olduğu farklılıkları zenginlik olarak gören güçlü bir milli birlik ve beraberlik perspektifidir" açıklamasında bulundu. "Yalanlara ve dezenformasyonlara karşı koymak için var gücümüzle çalışıyoruz" Duran, dezenformasyonla mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bugün ülke olarak sahip olduğumuz özgürlük iklimini bölgesel ve küresel düzlemde güçlü bir aktör oluşumuzu ne büyük bedellerle ne çetin mücadelelerle kazandığımızı asla unutmamamız gerekiyor. İletişim Başkanlığı olarak bizler de medyanın ve dijital platformların geçmişin manşetle hükümet deviren yalan haber ve dezenformasyonlarla toplum mühendisliğine kalkışan karanlık dehlizlerine bir daha asla dönmemesi için mücadelemizi kararlıkla sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde İletişim Başkanlığı olarak bütün birimlerimizle gece gündüz hakikat cephesini güçlendirmek için yalanlara ve dezenformasyonlara karşı koymak için var gücümüzle çalışıyoruz." Duran’ın açılış konuşmasının ardından program, "28 Şubat: Algılar ve Gerçekler’ isimli panel oturumuyla devam etti.